Başkan Deniz Baykal, Tarihi Bir Uyarıda Bulundu

Başkan Deniz Baykal, Tarihi Bir Uyarıda Bulundu

Deniz Baykal, "Bu büyük bir olaydır, milli olaydır, tarihi bir sorumluluktur. Elbirliği yapıp şunu aşağı çekelim" dedi.

30 mart yerel seçimlerinin, ülkenin kötü gidişatına, AKP hükümetine dur denilmesi için bir fırsat olduğunu belirten Deniz Baykal, "Bu büyük bir olaydır, milli olaydır, tarihi bir sorumluluktur. Elbirliği yapıp şunu aşağı çekelim" dedi.

TARAFINIZI İYİ BELİRLEYİN

Deniz Baykal, seçmenin 30 martta vereceği kararın önemine şu çarpıcı soru ile dikkat çekti. Baykal, "Bu seçimde vereceğiniz karar, herşeyi göze alarak yolsuzlukların üzerine giden memleketin namuslu, dürüst savcılarının, hakimlerinin, emniyet mensuplarının yanında mı yer alacaksınız, o yolsuzlukları yapanların arkasında mı yer alacaksınız? Önümüzdeki seçimin sorusu bu".

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 30 martta yapılacak yerel seçimler öncesinde Balıkesir Bahçelievler mahallesinde halka hitap etti.

Konuşmasında tarihi bir uyarıda bulundu. 30 mart yerel seçimlerinin sadece bir yerel seçim olmadığını belirten Baykal, bu "seçimlerin yargı tanımayan, antidemokratik bir tutum içinde olan AKP hükümetine dur! denilmesi için bir fırsat" olduğunu belirtti, "Görev milletin önünde!" diyerek, halkı hükümete bir ders vermeye davet etti. Baykal, "40 yıl önce olduğu gibi sandığa gideceksiniz, aslanlar gibi iktidarın oyunu bir beş puan indiriverin, Türkiye ne hale geliyor görün. Size bu duygumu anlatmak için geldim. Sakın ha! sıradan bir olay diye düşünmeyin. Büyük bir olaydır, milli olaydır ve tarihi bir görev, tarihi bir sorumluluktur. Elbirliği yapıp şunu aşağı çekelim" dedi.

Bahçelievler mahallesinde CHP seçim-irtibat bürosunun açılışında Deniz Baykal'ın büyük bir heyecanla yaptığı konuşması seçmen tarafından da heyecanla alkışlandı. Açılış törenine CHP İl Başkanı Muzaffer Mavuk, Karesi İlçe Başkanı Yaşar Evci, Altıeylül İlçe Başkanı Haydar Çuhadar, Milletvekili Namık Havutça, Haluk Ahmet Gümüş, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Sözat, Karesi İlçesi Belediye Başkan Adayı Ender Biçki, Altıeylül İlçesi Belediye Başkan Adayı Mehmet Ali Çiçek, eski Milletvekili Ergün Aydoğan, bazı ilçe belediye başkan adayları, belediye meclisleri üye adayları, partililer ve vatandaşlar katıldı. CHP'nin başkan adayı Sami Sözat, konuşmalarında CHP'nin seçimlerden mutlaka zaferle çıkacağını vurgulayarak, halkı CHP'de birleşmeye davet etti. Sözat, seçmenin 30 martta iktidara büyük bir ders vereceğini belirtti.

30 MART ALIŞILMIŞ BİR SEÇİM DEĞİL

Deniz Baykal konuşmasında "Sizlerle bugün buluşabildiğim için çok mutluyum. İyiki gelmişim, o güzel mücadele günlerimizden değerli dostlarımı bir arada görmekten büyük mutluluk duyuyorum. büyük mücadeleler verdik ne söylediysek haklı çıktık. Türkiye'nin bugünlere gelmesini önlemek için büyük mücadele verdik. Bu seçim döneminde kendi seçim bölgem olan Antalya'da da gördüm. Balıkesir'de de görüyorum. Bu seçim, alışılmış sıradan bir yerel seçim değil. Buraya ben bir başka heyecanla geliyorum, inanıyorum sizler de toplantılara katılırken sadece bir yerel seçim çalışması oluşturmak anlayışı ötesinde içinizdeki kaygıları, soruları da birlikte taşıyorsunuz. Bu seçim münasebetiyle acaba bir şey yapabilir miyiz duygusu, o sorumluluk anlayışı içinde toplantılara katılıyorsunuz. Bu seçimler sıradan bir yerel seçim olmaktan çıkmış bir genel seçim havasına dönüşmüş. Memleketin gidişatı, memleketin durumu hepimizi derinden etkiliyor. Ülkenin gidişatına müdahale etmek ihtiyacı içindeyiz. Kaygılıyız, endişeliyiz, ülkenin geleceğinin güvence altına alınmasını istiyoruz. Ortaya çıkan olaylar bizi derinden yaralıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca tanık olmadığımız olaylar, ahvali adiye, günlük sıradan olaylar olarak karşımıza çıkıyor. Bir anda dört tane bakan istifa ediyor, bakan çocukları hapiste, bakanlardan biri ifade veriyor: 'ben ne yaptıysam Başbakan'ın talimatıyla yaptım' diyor. 'Ahlaki olan Başbaka'nın istifa etmesidir' diyor. Bir ülkede elbette bakanların yolsuzluğa karışması büyük olaydır, ama bizim karşı karşıya bulunduğumuz olay, bundan ibaret değildir. Bir defa yolsuzluk olayı bundan ibaret değil. İkinci bir soruşturma vardı önlendi. Bir panik, bir telaş içinde ilk soruşturmayı önleyemediler, ama şimdi kontrol etmeye çalışıyorlar. Yaşadığımız olay, elli yılda görülmeyen bir yolsuzluk olayının patlamasının, milletin önüne dökülüvermesidir" diye konuştu.

YOLSUZLUK MEŞRULAŞTIRILIYOR

"Ayakkabı kutularıyla, kasalarla, 'yeşiller geldi' diye eşine rapor eden hanımefendilerin açıklamaları, 'baba geldiler ne yapayım' deyince; 'oğlum danışmanım de' diyen bir bakan var. Bunun arkasında ne var, ihaleler var. Başbakan topluyor işadamlarını, '100'er milyon koyun ortaya gazeteleri satın alalım' diyor" sözleri ile yolsuzluk olaylarını hatırlatan Baykal, Bu olayların acı olduğunu, ama daha da acı olanın bu olayların gereğinin yapılamaması olduğunu vurguladı. Baykal, "Dünyanın başka ülkelerinde de bakan düzeyinde de olsa yolsuzluk yapanlar çıkabilir, ama onlar hakkında işin gereği yapılır. Yapılmaması mümkün değil. Yapılmadığında kriz vardır. Yolsuzluk soruşturulamıyorsa o zaman ülke krize sürüklenmiş demektir. Bugün Türkiye'de böyle bir manzara vardır. Ortaya çıkan yolsuzluk örtbas ediliyor ve bundan sonra başka yolsuzlukların ortaya çıkmaması için mekanizmalar hukuka, anayasaya, anayasanın temel ilkelerine aykırı bir biçimde yeniden tanzim ediliyor, yolsuzluk meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu tabloyu ülkemize yaşatılıyor. Bazı olaylar daha önce de olmuştu, dönemin bakanı Suat Hayri Ürgüplü yargılandı, ama sonra Başbakan oldu. Çünkü adil bir şekilde yargılandı beraat etti. Herkes hakkında iddia ortaya atılabilir, ama bir yargı bunu adil bir şekilde yargılayıp beraat kararı verdiği zaman saygı duyulur. Nitekim öyle oldu. Şimdi Türkiye'de güvenilir bir yargılama olacağına inanıyor musunuz? Bakanlarla ilgili dört tane fezleke hazırlandı. Hala aralarında 800 metre mesafesi olan Adalet Bakanlığı ile Meclis arasında o dosyalar getirelemedi. İki aydır fezlekeler gelmiyor, fezlekeden korkan hükümet! Adalet Bakanlığının arkasında iki tane fezleke olan bir hükümet var" eleştirisinde bulundu.
KİMDEN YANASINIZ TERCİHİNİZİ YAPIN
Deniz Baykal, seçmenin 30 martta vereceği kararın önemine ise şu çarpıcı soru ile dikkat çekti. Baykal, "Bu seçimde vereceğiniz karar, herşeyi göze alarak yolsuzlukların üzerine cezalandırılacağını bile bile giden o memleketin namuslu dürüst savcıların, hakimlerin, emniyet mensuplarının yanında mı yer alacaksınız, o yolsuzlukları yapanların arkasında mı yer alacaksınız? Önümüzdeki seçimin sorusu bu". İktidarın hukuku ayaklar altına aldığını vurgulayan Baykal, "En önemli konu bu. Yolsuzluklar ortaya dökülmüş,ama yolsuzlukları soruşturulması yargıyı tahrip etmek pahasına önleniyor. Tek parti döneminde bile bağımsız olan yargı, bugün siyasetin emrine sokulmaya çalışılıyor. "Yolsuzluklar var, yargı bağımsız olursa ortaya çıkarır, öyleyse yargıyı bağımsız olmaktan çıkartalım' diyorlar... Devletin rejimini, anayasal düzenini, kuvvetler ayrılığını, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını tehdit eden bir yöne doğru sürüklüyorlar. MİT yasası çıkartıyorlar, interneti kontrol altına almaya çalışan yasalar çıkartmaya çalışıyorlar. Hukuku askıya alıyorlar, demokrasiyi çiğnemeye başladılar. Ya hukuk, yolsuzluğun hesabını görecek ya da yolsuzluk hukuku hukuk olmaktan çıkartacak" dedi.

HUKUKUN IRZINA GEÇİLİYOR

Deniz Baykal, iktidarın hukuku içine düşürdüğü durumu ise çok sert ifadelerle eleştirdi. Baykal, "Yolsuzluk virüsü, hukukun ırzına geçiyor. Hukuku iğfal ediyor, hukuku perişan ediyor. Adalati tahrip ediyor, adaleti ortadan kaldırıyor. Adaleti inanan namuslu yargı, emniyet mensuplarını da çiğneyip geçiyor, eziyor geçiyor yolsuzluğu örtbas etmek için. Bu demokrasiyi tahrip ediyor. Adaletin tahrip edildiği yerde yolsuzlukların cezalandırılamadığı, yolsuzlukların mazur görüldüğü, örtbas edildiği dönemde demokrasiden söz etmek mükmün müdür? Demokraside eşitlik esas, kanun herkes için geçerli. Yolsuzluk yapan bakansa, bakan çocuğu ise yargılamaya gerek yok denirse, himaye edilirse o ülkede ne adalet olur, ne de demokrasi olur. Bugünkü manzara bu değil mi? Peki demokrasi ortadan kalkarsa ne olur? Suriye'den Ukranya'ya kadar bakın ne olacağı görülür. Türkiye buraya sürüklensin ister misiniz?" diye sordu.

CUMHURBAŞKANI'NI GÖREVE DAVET ETTİ

CHP'nin eski genel başkanı Deniz Baykal, ülkenin içinde bulunduğu duruma, kötü gidişata dur denmesi için ise Cumhurbaşkanı'na büyük bir görev ve sorumluluk düştüğünü hatırlattı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü göreve davet etti. Baykal, "Kuvayi Milliye'nin şehrinde olduğunu biliyorum. Bu devleti siz kurdunuz, bu bağımsızlığı siz elde ettiniz. Bu demokrasiyi siz getirdiniz, şimdi 'yolsuzlukları örtbas edeceğim' diye yargı bağımsızlığının da üstüne çıkacaklar, demokrasiyi tahrip edecekler, ülke bağımsızlığını tehdit edecekler, niye: beyler yolsuzluk yaptı örtbas edilsin diye! Bunları yaptırmayacak bir mekaniz ma yok mu? Devletin Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı ne gün içindir. Cumhurbaşkanlığı aslında bir protokol görevidir. Cumhurbaşkanı ülkenin birliğini, bütünlüğünü temsil eder, hepimiz onu selamlarız, yurt dışında bizi temsil eder, Bayrak onun önünde eğilir; niye çünkü sizi temsil eder, o millettir. Beş yıl için seçilir Cumhurbaşkanı, ama bazen 10-15 gün Cumhurbaşkanına ihtiyaç duyulur. Yani protokol görevleri dışında, kararlar alması, inisiyatif kullanması, yön vermesi, olumsuz gidişe dur demesi, onu tersine çevirmesi, ülkenin önünü açması gerekir. O'na bir kriz çıktığında ihtiyaç duyulur. Şimdi öyle bir dönemde değil miyiz? Bu görev yapılıyor mu? Halbuki bizim anayasal sistemimiz böylesi kriz anlarında, yani hükümetin, 'yargıyı da dinlemem! Meclisi de dinlemem! Ben tek başıma her işi yaparım!' diye ortaya çıktığında bir dakika! diyecek siyasetin üzerinde birisi lazım değil mi? Bizim anayasal sistemimizde Cumhurbaşkanı'nın görevi budur. Yapılıyor mu bu görev? Meclisin görev yapması lazım. Hükümete destek olacak da, hükümet çığrından çıkmıssa ne yapacak. Bir dakika! diyecek. Diyor mu. Yargı dur diyecek, medya dur diyecek var mı böyle bir medya? Teslim mi olacağız, boşuna mı kurduk bu memleketi... O bağımsızlığı boşuna mı elde ettiniz? Görev milletin, milletin, önünüze geldi görev! Başkası yok! 30 mart bunun fırsatıdır. Görev zamanıdır. Bir Kuvayi Milliyeci gibi herkes, bunlara haddini bildirecek. Her zaman millete böyle görev düşmez" dedi.

BAŞBAKAN KORKU İÇERİSİNDE

Başbakan'ın yüreğine 'iktidardın gitmek korkusu' sardıığını da söyleyen Deniz Baykal, "Oyumuz yüzde 50 diyordu unuttu. Şimdi diyor ki; 2009'daki rakamın (yüzde 38.8) üzerine çıkarsak başarı diyor. Yani insaf onun üzerinde mi oy alacaksın. Millet olarak ders vermek imkanı önümüze gelmiş. Gereğini yapmayacak mıyız? Onun için korkuyor. Onun için MİT yasasını çıkartıyor, internet yasasını çıkartıyor. Çare yok, o korkuya çare yok, 40 yıl önce olduğu gibi sandığa gideceksiniz, aslanlar gibi bir beş puan indiriverin oylarını Türkiye ne hale geliyor görün. Büyük bir olaydır, milli olaydır ve tarihi bir görev, tarihi bir sorumluluktur. Elbirliği yapıp şunu aşağı çekelim, görelim bakalım el mi yaman bey mi yaman" diye konuştu. Deniz Baykal, Sındırgı, Bigadiç, Susurluk ilçeleri ve il merkezindeki programını tamamladıktan sonra Balıkesir'den ayrıldı.

24 Şubat 2014 Pazartesi 14:05
Yorumlar
Tam sürüm için tıklayın.