17 Şubat 2017, 16:47

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdamı Onaylamak Benim Boynumun Borcudur

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış töreninde halka hitap etti. Erdoğan idam sloganları üzerine parlamentodan bana geldiğinde bunu onaylamak benim boynumun borcu dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kahramanmaraş'ta toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan idam konusuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Parlamentodan geçmesi halinde bana geldiğinde ben onu onaylarım. Çünkü bunu onaylamak boynumun borcudur." dedi.

KAHRAMANMARAŞ TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR, GARANTİSİDİR

Sevgili Kahramanmaraşlılar, değerli kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbele selamlıyorum. Buradan sizin aracılığınızla tüm ilçe, mahalle Maraşlı kardeşlerimizin her birine ayrı ayrı sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum. Kahramanmaraş'ın mert evlatlarını, kadirşinas insanlarını gönülden selamlıyorum. Her biri birbirinden kıymetli güzel adamların, şairlerin, mütefekkirlerin, gönül insanlarının memleketi Kahramanmaraş'ı hürmetle selamlıyorum. Maraş, Maraş, can Maraş. Canlara canan Maraş. Canlara canan olan kahramanlığını ismiyle tescillendiren Maraş Türkiye'nin sigortasıdır, garantisidir.

BİR MÜSİBET BELA OLURSA İLK TEPKİ MARAŞ'TAN GELİR

Bileklerinin, yüreklerinin haklıyla düşmanı 97 yıl önce 12 Şubat 1920'de bağırlarından söküp atmış. Sütçü İmam'ın attığı o ilk kurşunla yanmaya başlayan, Rıvdan Hoca'nın nefes vererek harladığı hürriyet ateşini vatanına, inancına, bayrağına, ezanına yönelik her saldırıda yeniden yükseltmiştir Kahramanmaraş. Bugün de eğer ülkemizin, milletimizin başına bir müsibet bela olursa buna ilk ve en güçlü tepkilerden birisi Kahramanmaraş'tan gelir. Nitekim 15 Temmuz'da İstanbul, Ankara'da, ülkemizin her köşesinde, sokaklarda meydanlarda Sütçü İmam'dan bayrağı devralan efeler, zeybekler, seçmenler, uşaklar, gakkoşlar, dadaşlar, kızanlar kol geziyordu.

MARMARİS'TEN 'MEYDANLARA' DEDİĞİMİZDE HALKIM YÜRÜDÜ

15 Temmuz'da günümüzün işgalcilerin, FETÖ ve yandaşlarının halkıma silah çekenlerin karşısında aynı mücadeleyi verdik. 248 insanım şehadete yürüdü. Allah Allah diyerek yürüdü. Şehadet diyerek yürüdü. Çünkü şuheda gövdesi bir baksa da yerler gökler diyerek yürüdü. Eğilmez başlar diyerek yürüdü ve eğilmedi başlar. Bunlar F-16, tank, helikopterlerle saldırdı. Benim o gururlandığım milletim, sevgili kardeşlerim, halkım vatandaşım onlara ta Marmaris'ten hep beraber meydanlara diye haberi gönderdiğimiz anda Facetime'den halkım meydanlara yürüdü.

BU MİLLETİN CUMHURBAŞKANI OLMAKTAN BAŞKA NE GÜZEL OLABİLİR Kİ?

Benim kardeşlerim tankların karşısına çıktılar. F-16'lar bomba yağdırdı, helikopterler bomba yağdırdı şehit oldular. Tankların altında hanım kardeşlerimiz kaldı, paramparça oldular. Ama şehadete yürüdüler, onlar cennete yürüdüler. 2 bin 194 gazimiz vardı, onlar da şehadet için yollarda yürüdüler. Böyle bir milletin reisicumhuru olmaktan daha güzel ne olabilir ki? Kim ne derse desin ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağız. Kim ne derse desin çıkarcağız. O günler yakındır. Benim kardeşlerimin karşısında paslı yürekler vardı. Benim milletim mangal gibi yürek taşıdığını hamdolsun, dosta düşmana göstermiştir.

İDAMI ONAYLAMAK BENİM BOYNUMUN BORCUDUR

Sana hamdolsun ya Rab! Beni bu edelerle, milletimle yoldaş ettin, gönüldaş ettin, hamdolsun sana ya Rab! Kahramanmaraş'a eli boş gelmek olmaz dedim. Hiç merak etmeyin, biz bugüne kadar hep dik durduk. Biz sadece ve sadece Rabbimin huzurunda rükuda, secdede eğiliriz. Hiç bir gücün karşısında eğilmedik, eğilmeyiz. Bugün burada 569 milyon; yani 569 trilyon lira bedeli olan eserlerin resmi açılışını yapıyoruz, hayırlı olsun. Kahramanmaraş'a hayırlı olsun. Şimdi hedef ilk etapta 16 Nisan'da evet oylarını halletmek. Bunun arkasından parlamentoda inanıyorum ki, bu konu gündeme gelecektir. Ve parlamentodan bunun geçeceğine de inanıyorum. Parlamentodan geçmesi halinde bana geldiğinde ben onu onaylarım. Çünkü bunu onaylamak boynumun borcudur. Şehitlere, Allah'a bunun hesabını veremem. Çünkü bir katili affetmek devletin yetkisinde değildir. Onu ancak affederse onun varisleri affeder.

HANS, CORÇ NE DERSE DESİN MEHMET AYŞE NE DİYOR?

Hans ne derse desin, Corç ne derse desin, Ahmet ne diyor, Ayşe ne diyor, Mehmet ne diyor, Allah ne diyor beni o ilgilendirir. Kökleri eskiye dayanan ama hiç bitmeyen yönetim sistemi anlayışımızda yeni bir yola giriyoruz. Meclis onayına dayalı parlamenter sistemden millet onayına dayalı Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Artık hükümeti seçtiği Cumhurbaşkanı vasıtasıyla doğrudan kim kuracak? Millet kuracak. Milli iradenin tecellisinin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşan vesayet güçlerinin devri öyle şahıslara bağlı olarak değil sistem itiarıyla inşallah tamamen kapanıyor. Birilerinin 16 Nisan'da yapılacak halkoylamasına bambaşka anlamlar yükleme çalışması kafanızı karıştırmasın.

ÇOCUKLAR BÜYÜDÜ DELİKANLI OLDU BUNLAR 1 MİLİM KIPIRDAMADI

Onlar her seçimde her halkoylamasında aynı hezeyanları ortaya saçmaktan geri durmuyorlar. Dünya değişti, Türkiye değişti. O zaman doğan çocuklar artık delikanlı oldu, şimdi oy kullanacaklar. Genç kız oldular. Ama bunlar yerlerinden 1 milim kımıldamadılar. Şimdi biz geldiğimizde iktidara 30 yaşında seçilme hakkı vardı. seçme 18, seçilme 30. Dedik ki, seçilmeyi 25'e indirelim. Dedik ki, batıda, her yerde seçilme yaşı 18. Bizde niye olmasın? Bizim gençlerimiz en az onlar kadar akıllı.

O TÜRKİYE BİZİ BİTİRMİŞTİ, ANAMIZI AĞLATMIŞTI

Son günlerde ne diyorlar; eski Türkiye bugünden daha iyiydi diyorlar. Onların hayalindeki Türkiye'yi hatırlıyorsunuz değil mi? 25 günlük hükümetler kuruldu bu ülkede. Biz gelene kadar tüm hükümetlerin ortalama ömrü 16 ay. 16 aylık hükümetlerle bir ülke ayakta durabilir mi? O Türkiye bizi bitirmişti. Siyasi çekişmelerin, sosyal çalkantıların, ekonomik krizlerin adeta anamızı ağlattığı o kabus günlerini unutmadınız değil mi? Ekmek kuyruklarını unutmadınız değil mi? Gazyağı kuyruklarını unutmadınız değil mi? Dedelerimizin, ninelerimizin nüfus kağıtlarındaki o mühüre bir baksınlar. O Türkiye tek parti döneminin Türkiyesidir.

ÇOCUKLARININ İFADESİYLE HAVADA BULUT ESKİ TÜRKİYE'Yİ UNUT

Gençler CHP'li il başkanlarının valilik yaptığını bilir misiniz? Bu ülkeyi bunlar ileri götürebilir miydi? Ve götüremediler! Ülkemizi patinaj yaptırmanın ötesinde geri götürdüler. Bunlar o Türkiye'nin özlemiyle yanıp tutuşuyorlar. Şimdi Meclis'te varlığı pamuk ipliğine bağlı bir hükümet olsun istiyorlar. Bu puslu havayı kendilerine ikbal devşirmek için kullanmak istiyorlar. Çocukların tekerlemesi vardır: Havada bulut, sen bunu unut derler... Biz 14 yıldır Türkiye'yi işte bu alacakaranlık kuşağından uzak tutmak için çalıştık, mücadele ettik. Birilerinin aklının fikrinin hala eski Türkiye'de kalmasını engelleyemedik. İnşallah 16 Nisan onların son umut kapılarını da kapatıyor.

BENİM 16 NİSAN'A ÇIKACAĞIMA DAİR BİR SENEDİM VAR MI?

Biz bunlara gelin Türkiye'ye yeni bir anayasa kazandıralım diye adeta yalvar yakar olduk. Ama anlatamadık. Her seferinde topu taca atarak bizi ve milletimizi kandırdıklarını düşündüler. Şimdi yeni anayasa değişikliğiyle getirilen Cumhurbaşkanlığı sistemi tüm gücü ve yetkiyi milletimize teslim edilince feverana başladılar. Ayak ısırmaktan, burun kırmaya kadar Meclis'e yakışmayacak her şeyi arsızca yaptılar. Bunların isyanı sisteme değil millete. Bunlar Tayyip Erdoğan'a karşı değil millete karşı. Ben bir faniyim. Benim 16 Nisan'a çıkacağıma elimde bir belge var mı? Yok! Biz faniyiz ama sistem bu noktada kalıcı. Dolayısıyla biz fani olanı değil baki olanı konuşuyoruz. Benim bu mücadeleyi şahsi mücadele gibi görecek kadar karaktersiz değilim.

DENİZİN ALTINDAN DÜNYANIN EN DERİN TÜNELİNİ YAPTIK

Ülkemizin dört bir köşesinde 19 bin kilometre bölünmüş yolu, 29 yeni havalimanını, hızlı tren hatlarını kendimiz için mi inşa ettik. İstanbul'a denizin altından Marmaray yaptık. Şurada 3 yılda Marmaray'dan 200 milyon insan geçti. Bunu atalarımız mimari noktada eskizlerini yapmıştı, bitirmek bize nasip oldu. Ardından Avrasya Tüneli'ni yaptık. Yine denizin altından. Dünyanın denizin altında en derin tünelidir bu. 106 metre derinliğinde. Elhamdüllilah çift kat. Buralardan halkımız geçiyor halkımız. Biz vatandaşımız için varız. Onları modern bir Türkiye'de nasıl yaşatırız onun için varız.

ÖTE DÜNYAYA GİDERKEN TEK LAZIM OLAN 9 METRE KEFEN

Bunları vatandaşımız, halkımız için yaptık. Şimdi inşallah 18 Mart Çanakkale Köprüsü'nü yapıyoruz. 18 Mart'ta temelini atıyoruz. O da iki kule arasındaki dünyada en uzun köprü. Değeri 12 milyar dolar. O delikli 2,5 kuruşlar vardı. Ona muhtaç olan Türkiye'den işte bugüne gelindi. Eski Türkiye 2,5 kuruşa muhtaçtı. Şimdi onlar geride kaldı. Hamdolsun güvenlik, adalet, enerji, sosyal yardımlara kadar. 81 vilayetin tamamında üniversitemiz var. Savunma sanayine kadar ülkemize yaptığımız hizmetleri herhalde cebimize koyup mezara gidecek halimiz yok. Öteki dünyaya giden lazım olan 9 metre kefen ve 2,5 metreküp mezar. Bu şekilde çalışırken bizim derdimiz.

İNSANLA SİSTEMİ BİRLEŞTİRDİĞİNİZDE O ZAMAN GÜÇLÜ OLURSUNUZ

Cumhurbaşkanlığı sistemi evet şahsımın projesidir. Belediye başkanlığımdan bu yana savunduğum, ısrar ettiğim bir reformdur. Ülkemize ve milletimize faydalı olacağına inandığım için bu sistemin mücadelesini verdim, veriyorum. Şayet milletimiz 16 Nisan'da evet derse Türkiye Cumhurbaşkanlığı sistemine geçecek. Bundan sonraki ilk seçimlerde de milletimiz kime teveccüh ederse bu sistemin ilk Cumhurbaşkanı o olacak. Birileri diyor ki, istediğiniz neyi yapamıyorsunuz da sistemi değiştiriyorsunuz? Bizden önce gelenler niye yapamadılar? Mesele insan meselesi, bunun yanında sistem de güçlü olursa insanla sistemi birleşirirseniz o zaman güçlü olursunuz.

SİZDEN RİCAM: O GÜN GELDİĞİNDE BUNLARI HATIRLATINIZ

Atama isterdin, olmaz derlerdi. Sayın Cumhurbaşkanım ben bu isimle çalışmak istiyorum, ama olmaz derlerdi. Tutturdu olmaz. Bu isim uluslararası saygınlığı olan bir isim. Tutturdu yapmadı. Niye? Bir tanesinin başı örtülüydü ondan. Bir diğerini teklif ettim, hanımının başı açıktı ve Amerikan vatandaşıydı. Onu da kabul etmedi. Bunlara rağmen buralara geldik. Bu işler şahıslara bağlı olmasın, ülkenin geleceği kişilerin tercihlerine, gayretlerine endekslenmesin diye işi bu sisteme bağlamaya çalışıyoruz. Bugün kapı kapı dolaşıp sistemi engellemeye çalışanlar ilk Cumhurbaşkanlığı seçimde karşılarından destek isteyeceklerdir. Benim sizlerden ricam o gün geldiklerinde meydanlarda söylediklerini, Meclis'te yaptıklarını hatırlatınız.

BUNLAR GÖKSUN TÜNELİ'Nİ GEÇİP MARAŞ'A GELİYORLAR

Şimdi Marmaray'ı, Avrasya'yı en çok onlar kullanıyor. Ellerinden gelse Göksun Tüneli'ni de engellerdi. Ama şimdi Maraş'a o tüneli kullanarak geliyorlar. Meclis'ten söz atanlar, gerçeğe yalan katanlar ne bilir elin kıymetini. Tek vatan için, tek millet için, tek devlet, tek bayrak için Evet. Bu sistem ülkemizin ekonomisi ve demokrasisi için lazım olan güven ve istikrar ortamının daha güçlü şekilde tesis olmasıdır. İnşallah yeni sistemde yürütmeyi tamamen Cumhurbaşkanına bağlayarak 5 yıllık bir icraat dönemine garanti altına alıyoruz. Yürütme ile yasama arasındaki sınırı iyice netleştirerek herkesin kendi içine odaklanmasına imkan sağlıyoruz.

PARLAMENTO YETKİSİNİ KAYBEDİYOR DİYORLAR! BÖYLE BİR ŞEY YOK

Bu sistemde hiçbir güç diğerinin üzerinde tasallut oluşturamayacığı için eski Türkiye'de şahit olduğumuz çekişmeleri, yetki aşımlarını inşallah yaşamayacağız. Ekonomide atılması gereken adımlar mı var? Milletimin yetkiyi verdiği Cumhurbaşkanı ne gerekiyorsa onu yapacak. Terörle mücadelede aynı şekilde Cumhurbaşkanı milletten aldığı güçle bu adımları atacak. Dış politikada süratli ve etkili bir yönetim mekanizması işleyecek. Bütçe dışındaki tüm kanunları teklif etme, görüşme ve kabul etme yetkisi ve meclise, milletvekillerine aittir. CHP ve hayırcılar diyor ki, parlamento artık yetkisini kaybediyor. Böyle bir şey yok!

BEN İNANIYORUM Kİ MHP'Lİ, CHP'Lİ KARDEŞLERİM EVET DİYECEK

Yargının son yıllarda epeyce yıpranan prestiji bu dönemde inşallah yeniden yükselişe geçecektir. Bu sebeple kardeşlerim güçlü Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye, evet diyor muyuz? Türkiye'nin köşe taşı olan Kahramanmaraş kararını verdi mi? Ben inanıyorum ki, 16 Nisan'da gerek MHP'ye gönül veren kardeşlerim gerek AK Parti'ye gönül veren kardeşlerim, CHP'ye gönül veren kardeşlerim hepsi bir ve beraber olarak çok daha yüksek bir evet demeye hazır mı? Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim etsin.

İNŞALLAH KABİNEDE 18, 20, 25 YAŞINDA BAKANLAR GÖRÜRÜZ

Şimdi 550 milletvekilinden 600'e çıkıyoruz. Seçme ve seçilme yaşını 18 yapıyoruz. İnşallah o günleri de görürüz. Parlamento değil kabinede bakarsınız, tabii dışarıdan atamayla gelecek böyle 18, 20, 25 yaşlarında bakanlar da atanabilir mi? Atanabilir. Bugün dünyada dev firmaların başında 25 yaşında CEO'lar var. Mesele yetişme meselesidir. Eğer iyi yetiştiriyorsanız teslim edersiniz. Ecdadımız Fatih 21 yaşında bir çağ kapayıp, bir çağ açmadı mı?

BU GENSORU BİZE NELER ÇEKTİRDİ! GENSORU KALKIYOR

5 yılda bir yapılması bize yeni bir avantaj getirecek. Sık sık seçimler değil, artık tarihinde. Bizde aman yarabbi! Ne zaman genel seçimler ne zaman yerel seçimler! Burada istikrar olmaz. Şimdi inşallah bunu Cumhurbaşkanlığı sistemiyle daha da ileri taşıyacağız. Parlamento içinden de atanabilir ama dışarıdan Bakanlar Kurulu'na üye alma yetkisini getiriyoruz. Bir diğer adım Meclis Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi iptal ediliyor, güven oylaması kalkıyor, gensoru kalkıyor. Bu gensoru bize neler çektirdi. Gensoruyu millet verir. Beğeniyorsa devam der, beğenmiyorsa alaşağı eder.

17 Şubat 2017 Cuma 16:47