3.genişletilmiş Hekim Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

Samsun'da, 1 Aralık 2012 tarihinde 24 ilin tabip odasının katılımıyla yapılan "3.Genişletilmiş Hekim Çalıştayı"nın sonuç bildirgesini açıklayan Samsun Tabip Odası Başkanı Yrd.Doç.Dr.hekimlerin sağlıkta dönüşümün mağduru olduğunu belirterek, memur...

27.02.2013 10:18 | Son Güncelleme: 27.02.2013 10:183.genişletilmiş Hekim Çalıştayı Sonuç Bildirgesi
'da, 1 Aralık 2012 tarihinde 24 ilin tabip odasının katılımıyla yapılan "3. Genişletilmiş Hekim Çalıştayı"nın sonuç bildirgesini açıklayan Samsun Tabip Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mithat Günaydın,

hekimlerin sağlıkta dönüşümün mağduru olduğunu belirterek, memur muamelesi yapılıp memur değilmiş gibi hizmet beklendiğini söyledi.

Samsun Tabip Odası Başkanı Mithat Günaydın, oda binasında düzenlediği basın toplantısında, çalıştayın sonuç bildirgesini açıkladı. Hakimlerin baskı altında yapılacak bir meslek olmadığını belirten Başkan Günaydın, "Sağlıkta dönüşüm süreci içinde yapılan uygulamalar hastaları memnun etti ancak dönüşümün başarısında en büyük katkısı olan hekimler sağlıkta dönüşümün mağduru oldu. Bu dönüşüm hekimlerin hayatlarını alt üst etti ve uygulamalar sanki hekimler bu işin içinde değilmiş gibi planlandı. Sonuç itibariyle mesleğine küsmüş, defansif tıp uygulayan, mutsuz, çocuğunu hekim yapmak istemeyen hekimlerin oranı yüzde 90'a ulaştı. Sağlıkta dönüşümün hekim ayağı eksik kaldı. Hekimlik baskı altında yapılacak bir meslek değildir. Parasal baskı, kötü uygulama korkusu, idari baskı da dahil olmak üzere her türlü baskı bir iyi hekimlik uygulamasına zarar vermektedir. İyi hekimlik ancak hekimin vicdanı özgür hale geldiğinde yapılabilir. Hasta hakları birimleri ve SABİM, hekimlere hakaret, darp ve öldürme hakkına dönüştü. Hekimler, sarf edilen sözler, kamuoyunda hekimleri küçük düşüren politikalarla mesleklerinden soğutuldu. Sonuç olarak da hekimler öldürülür hale geldi" dedi.

Sağlıkta dönüşümle uygulamaya konulan zorunlu mesleki sigorta ile hekimleri kolayca şikayet eden hasta ve hasta sahiplerinin, hekimin yaptığı ameliyat ve girişimlerle çıkabilecek en ufak bir komplikasyondan hekimi dava eder hale geldiğini hatırlatan Mithat Günaydın, "Bazı fırsatçılar hekimlerin zaten sigortası var deyip, hastaların dava açmasını teşvik eder hale geldi. Bir hekime dava açıldığında, hekim o davadan bir şey çıkmayacağını tahmin etse bile, ülkemizde yıllarca süren dava süreçleri göz önüne alındığında o hekimin 3-5 senesi zehir oldu. Bu durumdaki meslektaşlarını gören diğer hekimler, artık kendini garantiye alabilmek için 'defansif tıp' olarak birçok lüzumsuz tetkikler ister ve yapabileceği girişim ve ameliyatları daha ileri merkezlere gönderir hale geldi. Sonuç olarak bu durumda hekimler mutsuzluğa, hastalar mağduriyete, devlet de maddi kayba uğradı" diye konuştu.

Performans sisteminin hekimler adına iyi bir girişim gibi görünse de hekimlerin gelirinin yüzde 75'inden fazlasını bu yolla vermeye kalkan sistemin, motivasyonu çok daha fazla değiştirmediğini, tıbbi etiği, bürokratik işlemleri ve çalışma başarısını olumsuz etkilediğini ifade eden Günaydın, "Yapılan muayene, ameliyat ve diğer uygulamaların sayısı arttı, hastaya ayrılan süre kısıtlandı. Nitelik kaygısı azaldı, nicelik ön plana geçti. Endikasyonlar değişti. Puan kaybına uğramamak için hekim izin alamaz, tatil yapamaz hal geldi. Performans sistemi, bir işlemin bir hastanede başka, diğer hastanede başka karşılığı oldu, kazandığınız puanın bir ay başka, bir değer ay başka gelir getirdiği, aynı ücretleri kazanabilmek için gittikçe daha çok puan üretmek zorunda kaldığınız ve yapılan girişimlerin puanlamasında dengesiz, karmaşık, birçok girişimin karşılığı bulunmayan bir sistem haline geldi. Başlangıçta hekimler arasında taraflar bulunurken bu desteği de kaybetti. Muayeneler kapatılarak hasta ile hekim arasındaki kaldırılmak istenilen paranın yerini puan aldı" şeklinde konuştu.

Üniversite hastanelerinde uygulamaya konulan performansa dayalı döner sermaye ödemesinin, öğrenci ve asistan eğitimini, yapılan işin çeşitliliğini ve akademik faaliyetleri olumsuz etkilediğini ileri süren Başkan Günaydın, "Sistem üniversitelerin gelirlerini düşürürken, giderlerle bir değişiklik olmadı. Üniversite hastanelerinde dağıtılan döner sermaye miktarları azaldı. Öğretim üyeleri puan peşinde koşar hale geldi. Bir kısmı da özel sektöre geçmeyi veya muayenehane açmayı tercih etti. Hastalar bu öğretim üyelerine ameliyat olabilmek için özel hastanelere binlerce lira ödemek zorunda kaldı. Yeni çıkacak YÖK Yasası'nda YÖK Başkanımızın da söylediği gibi, mutlaka öğretim üyelerinin maaşları ve özlük hakları düzeltilmelidir" açıklamasında bulundu.

Bütün hekimlerin en büyük kaygısının belirsizlik olduğunu vurgulayan Mithat Günaydın, şunları kaydetti: "Sağlıkta dönüşüm sürecinde hekimler geleceklerini göremeyen, yarınına yatırım yapamayan, bugünden yarına değişen kanun ve yönetmenliklerle hayatına yön veremeyen, müşteri konumuna getirilen hastalara sınırsız hizmet etmeye zorlanan bir meslek gurubu haline getirildi. Bütün bunların yanında birçok uygulamayı boşa çıkaran, hastanelerin işletimi için iyi gibi görünen ancak çalışanlar ve özellikle hekimlerin yakın gelecekteki durumu hakkında birçok soru işareti barındıran Kamu Hastaneleri Birlikleri kuruldu ve işlemeye başladı. Yüksek ücret alan sözleşmeli yöneticilerin sabah imza föyünün kontrolüyle başladığı uygulama hekimlerin belirsizliğine belirsizlik kattı. Bu süreçte hekimlerin durumu ne olacak? Açıkça deklare eden maalesef yok. Sonuç olarak, sağlıkta dönüşüm çarkı içinde hekimlik mesleği, aile hekiminden kamuda çalışanlara, öğretim üyelerinden asistanlara, özel hastane hekimlerinden, muayenehane çalıştıran hekimlere kadar, mutsuz, geleceğini göremeyen, birbirinin derdini anlamayan bir meslek haline geldi. Hekimler, 'Alın teri teşekkürsüz ödenemeyecek' olan bir mesleğin sadece gururunu taşıyan ancak yaptığı hizmet karşılığında çoğu zaman hakarete maruz kalan bir durum haline geldi." - SAMSUN

Samsun, Politika, Güncel

Kaynak: İHA

20.11.2019 22:14:51