13.03.2019 23:25

5. Uluslararası İyilik Ödülleri

5. Uluslararası İyilik Ödülleri

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da icabet ediyorsunuz? O da bir katliamın düzenleyicisi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da icabet ediyorsunuz? O da bir katliamın düzenleyicisi. Samimi olsaydınız, gerçek demokrat olsaydınız böyle bir idam mekanizmasını çalıştıran ülkenin davetine 'biz icabet etmeyiz' der oraya icabet etmezdiniz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından düzenlenen "5. Uluslararası İyilik Ödülleri" programında, katılımcılara hitap etti.

Mısır'da darbe mahkemelerinin verdiği kararlarla yapılan idamları hatırlatan Erdoğan, "İdam edilen gençlerin acısını yüreklerinde hissetmediler. İşte daha geçenlerde dokuz genci idam ettiler. Şimdi buradan sesleniyorum; ey Batı, Avrupa Birliği, hani Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasaktı? Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da icabet ediyorsunuz? O da bir katliamın düzenleyicisi. Samimi olsaydınız, gerçek demokrat olsaydınız böyle bir idam mekanizmasını çalıştıran ülkenin davetine 'biz icabet etmeyiz' der oraya icabet etmezdiniz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beni Sisi ile çok barıştırmak isteyenler var, asla kabul etmiyorum, etmem de. Neden? İşte bunlardan dolayı. Neden? Halkının yüzde 52 oyunu almış olan bir Mursi'yi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir antidemokratla karşı karşıya gelmem, onunla aynı masada oturmam. Bir defa bizim bu gerçekleri görmemiz lazım, eğer bu gerçekleri göremezsek Rabbim ebedi alemde bunun hesabını da bize sorar. Eğer biz idareciysek, eğer bir milleti, bir devleti yönetiyorsak bunun hesabını yarın o ruzi mahşerde vermeye mecbursun." dedi.

" İstanbul'da vahşice öldürülen bir Müslüman gazetecinin katli karşısında seslerini çıkarttılar mı?" diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çıkartmadılar ve şimdi ses çıkartanlar malum ülke tarafından sürekli olarak dışlanıyor. İstediğin kadar dışla ama biz hak neyse bugüne kadar onu söyledik ve bizden o katliamın belgelerini isteyenlere de biz belgelerini verdik. 'Gelin' dedik, dinlettik, Amerika'sı, Japonya'sı, Fransa'sı, İngiliz'i, Suudi Arabistan'ın kendisi, hepsine bunları anlattık. 15 kişi iki uçakla buraya geliyor, İstanbul'a ve İstanbul'a gelen bu 15 kişi başkonsoloslukta bu katliamı yapıyor, nişanlısı kapıda. Veliaht Prens açıklama yapıyor 'Öbür kapıdan çıktı' diyor. Dışişleri Bakanı 'Yerli iş birlikçilerle bu uygulandı' diyor. Açıklama yapıyorum, diyorum ki yerli işbirlikçi varsa o zaman bunu sen açıklamaya mecbursun ve şunu söylüyorlar 'Diğer kapıdan çıktı' ya bu akil baliğ olmamış bir çocuk mu? Dışarıda eşi bekliyor, eşine görünmeden veya eşini almadan gidiyor ve bu adam gazeteci, dünyanın tanınmış gazetecilerinden bir tanesi. ya bunlar insanoğlunu herhalde enayi yerine koyuyorlar, böyle bir şey olabilir mi? Daha sonra 'Bunları biz yargılayacağız, gereği neyse bunu yapacağız' diyorlar. Kimseyi aldatamazsınız, Suudi Yönetimi bir defa bunun katillerinin o 15 kişi içinde olduğunu biliyor ve bu 15 kişi daha sonra 22'ye çıkarıldı, bunların içinde bu katillerin olduğu belli, 2 kere 2, 4 gibi belli ama biz takipçisiyiz, gerekirse uluslararası mahkemede de bu işin yargılanmasını takip edeceğiz."

"Terör belası kapılarına dayanana kadar bir kez olsun tehdit ve tehlikenin farkına varmadılar." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın ne Aylan bebeklerin sahile vuran minik bedenleri, ne Akdeniz'de kaybolup giden hayatlar, ne de terör örgütlerinin dağıttığı yuvalar Batı vicdanının uyanması, harekete geçmesi için ne yazık ki yeterli olmadı. Çok daha vahimi terör gibi bir meselede dahi iyi terörist-kötü terörist ayrımına gitmekten çekinmediler. Suriyeli, Afganlı, Iraklı mültecilerden esirgedikleri şefkat ve merhameti FETÖ'cü alçaklara, YPG'li katillere göstermekten hicap duymadılar. Maalesef zulüm ve şiddetten kaçan sığınmacılar toplama kamplarına mahkum edilirken, adaletten kaçan FETÖ'cü darbeciler baş tacı edildi. 10 binden fazla Suriyeli çocuk, Avrupa'nın sokaklarında kaybolurken, teröristleri korumak için kapılarına nöbetçi polisler dikildi.

Çok açık ve net söylüyorum, şayet bugün binlerce tır silah verilen YPG'li katiller, Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturma hevesine kapılıyorsa bunun müsebbibi terör örgütlerine şaşı bakanlardır. 23 bin tır silah, mühimmat, araç, gereç Suriye'nin kuzeyine Irak'tan nakledilmiştir. Bunları kendilerine hep söyledik ama devamlı kaçıyorlar. Şayet bugün dünyanın gözleri önünde gençler, dar ağaçlarına gönderiliyorsa bunun müsebbibi çıkarlarını ilkelerinin önüne koyanlardır. Şayet bugün Filistin'de işgal alabildiğine devam ediyorsa bunun sebebi mesele İsrail olunca hukuku rafa kaldıranlardır. Şayet bugün Arakan'da zulüm sürüyorsa Afrika'da yoksulluk günden güne derinleşiyorsa Libya ve Venezuela gibi petrol zengini ülkeler halen yoksullukla boğuşuyorsa bunun sebebi aç gözlü sömürgecilerdir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kardeşlerim şunu hiçbir zaman unutmayın, karanlık ne kadar koyu olursa olsun onu yırtan bir şafak bulunur, gecenin siyahını delen bir kandil bulunur, gökyüzünü aydınlatan bir kamer bulunur, yaralı gönüllere şifa olacak bir merhem bulunur, çıkarlarına tapanlara inat Allah için seven mümin yürekler bulunur, zalimlere inat mazluma sahip çıkacak iyilik neferleri bulunur. İşte Türkiye böylesi kasvetli bir dönemde zulüm karanlığını delen bir kandil olmuştur. Dünyada tüm donör ülkelere yardım konusunda bir numara milli gelire oranla ölçüldüğünde Türkiye'dir, bir numara Türkiye'dir. Türkiye, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olmuştur."

(Sürecek)
Kaynak: AA
Abdulfettah El Sisi, Avrupa Birliği, Güncel