14 Ağustos 2018, 22:15

7.5 Milyon Binanın Acilen Yenilenmesi Lazım

7.5 Milyon Binanın Acilen Yenilenmesi Lazım

İnşaat Sektörünün önde gelen isimleri 17 Ağustos depreminin 19. yıl dönümü yaklaşırken açıklamalarda bulundu.

17 Ağustos depreminin yıl dönümü yaklaşırken sektörün temsilcilerinden Türkiye"nin son konut durumu hakkında açıklamalar geldi. Sektörün temsilcileri Türkiye"de deprem sonrasında inşaat sektörünün geliştiğini, yeni binaların depreme karşı daha dayanıklı inşa edildiğini ve eski binaların yenilenmeye başladığını, yaşanılan  gelişmelere rağmen beklenen değişimin ne yazık ki tam olarak gerçekleşmediğini, 14 milyon konutun afet riski taşıdığını ve 7,5 milyon binanın ise acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı.  ŞUA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah Kaya,  Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Son, Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir"in açıklamaları haberimizde..  

Depremin Çözümü Nitelikli Kentsel Dönüşüm

Ülkemiz tarihinin en acı ve unutulmaz felaketlerinden biri olan 17 Ağustos depreminin 19. yıl dönümünde akla gelen ilk soru binalarımızın beklenen depremlere ne kadar hazır olduğu…

Resmi verilere göre Türkiye"de son 114 yılda büyüklüğü 6 ve üzerinde gerçekleşen 56 depremde, 81 bin 637 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Son, yaşanılan depremlerin nitelikli kentsel dönüşüm için ikaz niteliği taşıdığını ifade etti. Adım adım yaklaşan Marmara depremine de dikkat çeken Tamer Son, resmi verilere göre ülkemizdeki yaklaşık 14 milyon konutun afet riski taşıdığını ve 7,5 milyon binanın ise acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Son, ülkemizin yüz ölçümünün yüzde 92"sinin deprem kuşağında bulunduğunu ve nüfusun yüzde 95"inin deprem tehdidi altında yaşadığını hatırlattı.  yaşanılan depremlerin kentsel dönüşüm için ikaz niteliği taşıdığını vurguladı. Son, henüz geçmiş acıların yaralarını saramamışken adım adım yaklaşan Marmara depremi başta olmak üzere olası tüm depremlerin çözümünün nitelikli kentsel dönüşüm olduğunun altını çizdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı"nın verilerine göre Türkiye"de yaklaşık 20 milyon konut bulunduğunu ifade eden Son, 2000 yılı sonrasında inşa edilen konutlar hariç tutulduğunda geriye kalan 14 milyon civarındaki konutun afet riski taşıdığına dikkat çekti. Son, malzeme kalitesi yeterli ölçüde olmayan ve mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar dahil olmak üzere deprem dayanıklılığı düşük yaklaşık 7,5 milyon konutun ise acilen yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Son, bu noktada kentsel dönüşüm sürecinde Deprem Yönetmeliği"ne uygun güvenli binaların inşa edilmesinin kritik önem taşıdığını belirtti.

Kentsel dönüşümün hızlanması için acil eylem planı şart

Beklenen büyük deprem nedeniyle özellikle İstanbul"da kentsel dönüşümün çok daha hızlı ve planlı bir şekilde işleyebilmesi için acil eylem planı uygulanmasının şart olduğunu söyleyen Son, "2012 yılında başlatılan kentsel dönüşümde Türkiye"de yenilenmesi hedeflenen 7,5 milyon binaya karşın, bugüne kadar kentsel dönüşüm sürecine girebilmiş bina sayısı çok sınırlı kaldı. Ülke genelindeki ve özellikle İstanbul"daki eski binaların acil olarak yenilenmesi gerekiyor. İnşaat sektörünün önünün açılması ve sürecin kolaylaşması kaybedilen zamanın bir nebze de olsa telafisini sağlayabilir. Unutmamak gerekiyor ki, eğer depremde İstanbul büyük zarar görürse Türkiye ekonomisi tehlikeye girer" şeklinde konuştu.

Konut seçerken hem statik hem de estetik değerler sorgulanmalı

Binaların deprem anında kaçılacak değil, aksine içine güvenle sığınılacak güvenli liman olması gerektiğini belirten Son, sözlerine şöyle devam etti; "Kentsel dönüşüm, deprem gerçeği ile yaşayan Türkiye için adeta milli bir dava olmalı ve ayrı yönetilmeli. Yönetmelikler bu çerçevede yeniden düzenlenmeli. Tüketicilerin de kentsel dönüşüm sürecinde binalarını yeniletirken ya da konut seçerken hem statik hem de estetik değerleri sorgulamaları gerekiyor. Zemin etüdünden projelendirmeye, malzeme kalitesinden yapım faaliyetine kadar bina üretim sürecinin her aşamasında alınacak mühendislik hizmeti yapıların güvenli ve sürdürülebilir olmasının en önemli teminatı. Bu nedenle mühendislik ve mimarlık hizmetlerine gereken önemi veren inşaat firmalarını tercih etmek çok önemli. Ayrıca kentsel dönüşümü rantsal dönüşüm fırsatı olarak düşünmemek gerekiyor."

Dönüşümün bir fırsat olduğunun ve iyi bir şekilde planlanması gerektiğinin altını çizen Son, bu sürecin kamuoyuna doğru aktarılmasının önemine değindi. Yıllardır göz ardı edilen deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm konusunda hızlı bilinç artışı sağlamak amacıyla kamuoyu bilgilendirme kampanyaları planlanmasının faydalı olacağını vurgulayan Son, "Ailelerimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi ve çalışanlarımızı bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor. Bu kritik süreçte hiçbir kişi ya da kurumun vatandaşlarımızın güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşama hakkı ile oynamasına izin verilmemeli" diyerek sözlerini sonlandırdı.



Beklenen Değişim Tam Olarak Gerçekleşmedi

 17 Ağustos depreminin yıl dönümü kapsamında açıklamalarda bulunan ŞUA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah Kaya, deprem sonrasında inşaat sektörünün geliştiğini, yeni binaların depreme karşı daha dayanıklı inşa edildiğini ve eski binaların yenilenmeye başladığını belirterek yaşanılan tüm bu gelişmelere rağmen beklenen değişimin ne yazık ki tam olarak gerçekleşmediğinin altını çizdi.

Riskli binaların yenilenmesi sürecinde kentsel dönüşümün kritik önem taşıdığını vurgulayan Kaya, güvenilir yapılara ulaşmak için çalışmaların hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Tüketicilerin konut alırken binanın deprem yönetmeliğine uygunluğunu sorgulamasının büyük önem taşıdığını hatırlatan Kaya, sermaye yapısı ve referansları güçlü köklü inşaat firmalarını tercih etmenin büyük avantaj sağladığını belirtti.

ŞUA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah Kaya, tarihimizin en büyük ve en acı depremlerinden 17 Ağustos depreminin 19. yıl dönümü kapsamında açıklamalarda bulundu. Hızla yaklaşan Marmara depremi gibi olası büyük depremlere karşı acil olarak riskli binaların yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, 17 Ağustos depremi sonrasında inşaat sektörünün önemli bir gelişme kat ettiğini ve binaların inşaat kalitesinin yükseldiğini söyledi.

17 Ağustos depremi sonrasında yeni binaların depreme karşı daha dayanıklı inşa edildiğini ve kentsel dönüşüm süreciyle birlikte eski binaların yenilenmeye başlandığını belirten Nimetullah Kaya, beklenen değişimin ne yazık ki tam olarak gerçekleşmediğine dikkat çekti.

Türkiye"nin yüzölçümünün yüzde 92"sinin ve nüfus yoğunluğunun yüzde 95"inin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlatan Kaya, resmi verilere göre yaklaşık 20 milyonluk yapı stoğunun 7,5 milyonunun riskli durumda olması nedeniyle kentsel dönüşüm çalışmalarına acilen hız verilmesi gerektiğini vurguladı. 

Ev Alırken Depreme Karşı Detaylı Araştırma Şart

"Depremlerin oluşturacağı hasarları azaltmanın en etkili yolu toplumu depreme karşı bilinçlendirmek. Bu bilinç çerçevesinde güvenilir ve depreme dayanıklı bir ev sahibi olmak isteyenlerin detaylı bir araştırma yapması gerekiyor. Bu noktada; projelerini yönetmeliklere uygun olarak ileri inşaat teknolojisi ve yüksek kaliteli malzemelerle hayata geçiren, sermaye yapısı ve referansları güçlü köklü inşaat firmalarını tercih etmek büyük avantaj sağlıyor." 

Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir yaptığı açıklamada çok lüks binaların depreme hazırlıklı oldukları anlayışının yanlış olduğunu, yeni projelerin deprem yönetmeliğine uygun olarak tasarlanması gerektiğini söyledi. 

Binanın Riskli Olduğunu Nasıl Anlarız? 

Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir, 2000 yılından önce yapılmış binaların çoğunun riskli bina sınıfına girdiğini belirten Özdemir; yapımında hazır beton kullanılmaması, bodrum katında rutubet olması, kolon ve kirişlerde paslanmalar ve çatlaklar bulunması, bodrum katlarında su izolasyonu olmaması, tadilatlar nedeniyle taşıyıcı kolon ve kirişlerin kesilmesi gibi durumların bir binanın riskli yapı olduğuna işaret ettiğini söyledi. 

Depreme Karşı Güvenli Yapı Çok Lüks ve Pahalı Yapı Anlamına Gelmiyor

Özdemir, bir doğa olayı olan depremin doğal afete dönüşmemesi için alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Yeni projelerin Deprem Yönetmeliği"ne uygun olarak, kaliteli mühendislik hizmeti altında ileri teknoloji malzemelerle tasarlanması gerektiğini belirten Özdemir, mevcut güvensiz yapıların da bu çerçevede yenilenmesinin şart olduğunu söyledi. Ülkemizin yapı stoğunu güçlendirerek olası depremlerdeki can ve mal kayıplarının çok büyük oranda azaltılmasının mümkün olduğunu ifade eden Özdemir, depreme karşı güvenli yapıların çok lüks ve pahalı yapılar anlamına gelmediğini belirtti.

Murat Özdemir: "Halkımızın büyük çoğunluğu oturdukları binanın riskli yapı olup olmadığının ne yazık ki farkında değil. Kentsel dönüşümün girmediği yerlerde oturan vatandaşlarımız adım adım yaklaşan Marmara depremine hazırlıksız. Bu durum ülkemiz için çok büyük bir tehlike arz ediyor. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun"a göre riskli yapı; ekonomik ömrünü tamamlayarak teknik verilerle yıkılma ve ağır hasar görme riski tespit edilmiş olan yapılar olarak belirtiliyor. Bu doğrultuda özellikle 2000 yılından önce yapılmış binaların çoğu riskli bina sınıfına giriyor. Yapımında hazır beton kullanılmaması, bodrum katında rutubet olması, kolon ve kirişlerde paslanmalar ve çatlaklar bulunması, bodrum katlarında su izolasyonu olmaması, tadilatlar nedeniyle taşıyıcı kolon ve kirişlerin kesilmesi bir binanın riskli yapı olduğuna işaret ediyor. Özellikle bu olumsuz özelliklere sahip binalarda oturan vatandaşlarımızın, riskli yapıların hayati önem taşıdığını unutmayarak binalarını yenileme konusunda gerekli çalışmaları acilen başlatmalarını tavsiye ediyoruz."