AK Parti Grup Toplantısı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un açıklamalarını eleştirdi.

29.04.2014 15:30 | Son Güncelleme: 29.04.2014 15:30AK Parti Grup Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un açıklamalarını eleştirdi. Başbakan Erdoğan, "Almanya'da 8 vatandaşımız öldürülüyor bunu hesabını veremeyenler gelip de bize akıl vermesinler. O aklı kendilerine saklasınlar. Türklerin evleri kundaklanıyor bu evleri yakanların hesabını Almanya soramıyor gelip bize akıl veriyor. Sen o aklı kendine sakla" dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, CHP'nin hiçbir palan ve proje ortaya koymadan siyasi hayatını sadece bölünme ve irtica korkusu pompalayarak idame ettirdiğini söyledi. İki asır öncesinden kalan korkuları yaşatmak, bunları istismar malzemesi olarak kullanmanın CHP'nin değişmez siyaseti olarak kaldığını sözlerine ekleyen Başbakan Erdoğan, şunları dedi:

"CHP kendi kanlı tarihi ile kendi yasakçı, inkarcı tarihiyle hiçbir zaman yüzleşme cesareti gösteremedi. 1950'den bugüne kadar her reform girişimi karşısına CHP'nin bölünüyoruz ya da irtica var propagandasıyla karşı durduğunu görürsünüz. MHP'nin de özellikle şuandaki yönetim altında tarihi ve güncel acılardan beslenmeyi bir siyaset tarzı olarak benimsediği aşikardır. Dikkat edin MHP her şehit cenazesini, doğu güney doğudaki akan her kanın istismar aracı kullanmış ama hiçbir zaman çözümün bir parçası olmaya yanaşmamıştır. Tarihimizdeki önemli hadiselerin yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken yeni bir muhalefet ihtiyacının bu noktada da önemli olduğu açıktır. 21. Üz yılda Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yıl dönümüne adım adım yaklaşırken böyle bir muhalefet anlayışıyla yürümek takdir edersiniz ki bizim de işimizi zorlaştırıyor."

"30 MART'TA EN ZOR ŞARTLAR ALTINDA GİREN PARTİ BİZİZ"

Önlerinde 2023, 2053 ve 2071 hedeflerinin bulunduğuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan, CHP'nin 27 Mayıs'a takılıp kaldığını ve o günlerden bugüne gelemediğini dile getirdi. MHP'nin de bir statüko partisi olmaktan kurtulamadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "MHP'nin terörsüz bir Türkiye, 77 milyonuyla kardeş bir Türkiye hedefine hala ısınamadığını görürsünüz. Öte yandan BDP'nin yakın tarihteki acıları aşamadığını bu acıları istismar etmekten siyaset yapmaya fırsat bulamadığını e işte böyle kısa süre aralıklar sık sık yeni partiler kurduklarını görürsünüz. 30 Mart'ta en zor şartlarda giren parti biziz. 30 Mart'tan tartışmasız bir başarıyla yüzde 46 oy oranıyla çıkan biziz. 30 Mart'ta tüm Türkiye'yi kucaklayan parti yine biziz. Ama 30 Mart'ta kadar olduğu gibi 30 Mart'tan sonrada çalışan, üreten, proje hazırlayan parti yine biziz. Hani dışarıdan baksalar AK Parti'nin bu kadar gayretle çalışmasını görseler zannedeler ki seçimi AK Parti kaybetti, CHP, MHP, BDP kazandı. O kadar rahatlar, o kadar kaygısızlar. Sanki 12 yılda 8 seçimi biz değil de onlar kazandı. İnanın Erzurumlu Teyo pehlivan bunlardan çok daha… Bu muhalefeti anlamak mümkün değil. Ancak şunu hatırlatmak isterim; istismar ve korku siyaseti bir yere kadar bu partileri idame ettire bilir, yeni Türkiye, 2023'e ilerleyen Türkiye böyle bir muhalefet anlayışı inanıyorum ki kabullenmeyecek ve değiştirecektir. Biz bunlara aldanmayacağız. Muhalefete bakıp rehavet içinde asla olmayacağız. Hiç kuşkusuz böyle rehavet için bir muhalefet oldukça AK Parti her seçimde kazanacaktır ama bizim için kazanmak yetmez biz oy oranımızı daha da attırmak ülkemize, milletimize daha çok eser bırakmak için çalışmaya çok çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"GRUPTA 'RABİA' İŞARETİ"

Mısır'da alınan yeni idam kararlarıyla ilgili konuşan Başbakan Erdoğan, çok sert açıklamalarda bulundu. Dünya ülkelerine sessiz kaldığını dile getiren Başbakan Erdoğan'ın yaptığı konuşma sırasında salonda bulunan partililer 'rabia' işareti yaptı.

"EY DOĞAN GRUBU ŞİMDİ NE DİYECEKSİNİZ?', 'EY CİNER GRUBU ŞİMDİ NE DİYECEKSİN?'"

"Şimdi de çok çok önemli hayati bir konuyu sizin şahsınız da ekranları başında ve dünya televizyonları olarak bizi takip edenlere özellikle buradan seslenmek istiyorum. Vicdanı sızlayan bir insan olarak seslenmek istiyorum. İdam kışrı çıktığını söyleyen ülkelere o ülkelerin yöneticilerine sesleniyorum. Ben insanım diyenlere sesleniyorum ve dünya siyasi liderlerine sesleniyorum" diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kardeş ülke Mısır'da 3 Temmuz da seçilmiş hükümete karşı yapılan askeri darbenin ardından haklarını arayan insanların tutuklanmasını ve idamla yargılanmalarını büyük kaygı ile takip ediyorum. 529 kişi hakkında 20 dakika mahkeme idam kararı vermişti. Bunların 492 müebbet hapse çevrildi ama 37'sinin idam kararı onaylandı. maalesef bu kararların ardından yeni 683 kişi hakkında 9 dakika da bu defa idam kararı alındı. Dünyanın ilgisizliği hatta Mısır'daki darbeyi susarak onaylaması ne yazık ki bu pervasızca kararlarda teşvik edici rol oynadı. Hatırlarsanız Tahrir'de hükümet karşıtı gösteriler başladığı dönemlerde batılı ülkeler bunu özgürlük hareketi olarak değerlendirdiler ve teşvik ettiler. Orada da malum sosyal medya güya özgürlük adına önemli vazifeler gördü. Ancak askeri darbenin ardından katliamlar başlayınca, idamlar başlayınca hem batılı ülkelerin hem de özgürlük savaşçısı sosyal medya hesaplarını sustuğunu, sırtlarını acılara döndüklerini gördük. Ukrayna'da gençleri sokağa dökmek için özgürlük adı altında kullanılan sosyal medyanın çıkan sonuç karşısında oraya karşı da sessiz ve tepkisiz olduğunu görüyoruz. Ülkemdeki Gezi olaylarında bize karşı tavırlar takınanlara başta yazılı ve görsel medya olmak üzere sosyal medya olmak üzere onlara özellikle sesleniyorum; orada 12 tane ağacın yeri değiştirildi ve bundan dolayı Türkiye'yi birbirine katmak isteyeceğinizi zannediyordunuz. Peki burada 529 insanın idamına suskun kalmanızı ardından 693 idama suskun kalmanızı siz neyle ifade edeceksiniz. Bunu hangi insanı duygularla izah edeceksiniz. Onlar insan değil mi? Onlara karşı şuanda ben sesleniyorum; 'Ey Doğan grubu şimdi ne diyeceksiniz?', 'Ey Ciner grubu şimdi ne diyeceksin?' Aynı çizgide hareket edenler şimdi siz ne diyeceksiniz? İsim vererek konuşuyorum. Çünkü medyanın da bir namusu olmalıdır. Dün Alman Cumhurbaşkanına da söyledim, 'hani Avrupa Birliği ülkelerde idam yasaktı.' Hala ben Avrupa Birliği'nden ciddi bir çıkış görmüyorum. 'Olamaz böyle bir şey' diyor. Tamam da ne oldu. Bunu görmemiz lazım. Hangi eylemi yaptı Avrupa Birliği üyesi ülkeler. Var mı bir ses yok. ABD'de var mı böyle bir ses yok. Rusya'da var mı böyle bir ses yok. Diğerlerinde var mı bir ses yok. Ama Tayyip Erdoğan veya AK Parti bu konuda konuştuğu zaman işte bunlar, 'müslüman oldukları için böyle konuşuyorlar' ucuzluğuna gidiyorlar."

"BİZİM BU ZULÜM KOKAN MISIR YÖNETİMİYLE BERABER DOST OLMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL"

Başbakan Erdoğan, İnsanın değeri varsa bunu kim olursa olsun ortaya koymak zorunda olduklarını ifade etti.Ukrayna'da öldürülenin de, Mısır'da öldürülenin de aynı olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Benim için Ukrayna'da öldürülen de aynıdır, Mısır'da öldürülen de aynıdır. Çünkü burada bir zulüm varsa biz nediyoruz, 'zalimler için yaşasın cehennem' diyoruz. Türkiye olarak bizim bu zalimlerin yanında yer almamız mümkün değil. Bizim bu zulüm kokan Mısır yönetimiyle beraber dost olmamız mümkün değil. Düşünerek, inceleyerek, istişare ederek ve kanım donarak söylüyorum. Bu söylemezsem Allah'a ben bunu hesabını veremem. Bugün değilse nerede konuşacağız. Bu makamlarda konuşacağız. Eğer Türkiye olarak biz yalnız kalacağımıza dahi inansak burada tavrımızı net olarak ortaya koymamız lazım. CHP ne der, MHP ne der buna mı bakacağız veya BDP ne der buna mı bakacağız. Yoksa; biz hakimler hakimi ne der buna mı bakacağız. Bu idam edilenler insan mı öldürdüler? Hayır. Sadece sandıktaki haklarını korumak istediler. Onların ki bir özgürlük mücadelesi değil ama silahla dağlarda gezenler özgürlük mücadelesi veriyorlar. Böyle bir mantık olamaz. Böyle bir anlayış olamaz. Onun için Türkiye onurlu, şahsiyetli duruşunu yerine getirmek zorundadır. Yaptığımız bu dur bunu da yapmaya devam edeceğiz. Türkiye müdahale sonrasında kurulan, silahların gölgesindeki mahkemeler nedeniyle büyük acılar yaşadı. Hatırlayın 1960'da olağan üstü mahkemeler başbakan ve iki bakanını idama gönderdiler. 1980 gençler hem de yaşları büyütülmek suretiyle, denge oluşturmak adına bir sağdan, bir soldan alınıp idam edildiler. 28 Şubat mahkemelerini gücün gölgesinde verdiği karlar bugün dahi devam eden acılara neden olmuştur" ifadelerini kullandı.

"MISIR'DA HAK ER YADA GEÇ MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR"

Mısır'ın, Türkiye'deki darbe mahkemelerinden ders alması çağrısını geçmişte de yaptığını anımsadan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"27 Mayıs darbesinin üzerinden 54 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşanan acı unutulmadı. Merhum Menderes halkın gönlünde bir demokrasi kahramanı olurken siyasi çizgisi millet tarafından 54 yıl boyunca muhafaza edildi. Bugün 27 Mayıs'ı yapanları hiç kimse hatırlamıyor. İsimleri artık hafızalardan tek tek siliniyor. Yassı mahkemelerinin savcılarını, hakimlerini kimse hatırlamıyor. Milletin hafızası iyileri, mazlumları, mağdurları, kendisine hizmet edenleri unutmazken zalimleri anında unutuyor. 27 Mayıs sonrasında siyasetin üzerinde tesis edilen kurumlar ve mahkemeler üzerlerinde merhum menderes ve iki bakanın kanı olduğu halde bugün dahi millete düşmanlık yapmaya devam ediyorlar. Milletim onları da çok iyi biliyor. Çok iyi tanıyor. Dolayısıyla Mısır'ın Türkiye'nin yaşadığı bu süreçten ders alması en arzumuz ve beklentimizdir. Bundan 10 yıl sonra Mısır'daki darbecileri hiç kimse hatırlamayacak. Hatırlayanlar da hayırla yad etmeyecek. Sindirilmeye, yok edilmeye çalışılan siyasi fikirler ve hareketlerde inanıyorum ki er yada geç Mısır halkı tarafından daha fazla kucaklanacak. Mısır'da hak er yada geç mutlaka tecelli edecektir. Hatırlayın değerli kardeşlerim Firavun kendisini öldüreceği korkusuyla bütün erkek çocuklarını katletmiştir. Ama Allah Hz. Musa'yı göndererek üstelikte Firavunun eşinin kucağında büyüterek zalimden hesap sordurmuştur. Mısırlı kardeşlerim ümitsiz olmasınlar. Sabretsinler. Bir kez daha tüm Mısır halkına oradaki kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum. Bizi Suriye meselesinden, Mısır meselesinden, Filistin meselesinden uzak tutmaya yönelik içerideki ve dışarıdaki tüm girişimler tek tek akamete uğruyor. Gezi olaylarında, 17 ve 25 Aralık sürecinde bizi meşgul etmek suretiyle bölgesel meselelerden uzak tutmaya çalıştılar. Şuanda şahsım alakalı batı medyasında çıkan karartmayı, olumsuz yayınları gayretleri görüyorum. Elhamdürüllah bizim hakkımızda onlar bu tür yayınlar yapıyorsa doğru istikametteyiz demektir."

"SEN O AKLI KENDİNE SAKLA"

Almanya Cumhurbaşkanı'nın eleştirilerine de sert göndermelerde bulunan Başbakan Erdoğan, konuşmasına şunları kaydetti:

"Almanya'da 8 vatandaşımız öldürülüyor bunu hesabını veremeyenler gelip de bize akıl vermesinler. O aklı kendilerine saklasınlar. Türklerin evleri kundaklanıyor bu evleri yakanların hesabını Almanya soramıyor gelip bize akıl veriyor. Sen o aklı kendine sakla. Allah'ın izni ile milletin desteği ile her zaman hakkı savunmaya devam edeceğiz. Bize gelip hala bak basın sizde şöyle böyle… Bizde şuanda 15 tane basın mensubu içeridedir ve bunların da tamamı bölücü terör örgütlerinin mensubudur. Büyük bir kısmı bizden önceki dönemde içeri girmiştir. Kimse bunu sormuyor. Silahla yakalanan tipler bunlar. Kendilerine bunu da söyledim. Ses yok. Çünkü bilgilendirmeler farklı. - ANKARA

Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti, Almanya, Politika, Güncel

Kaynak: İHA

19.11.2019 00:57:12