Haber, Son Dakika, Haberler

AK Parti'li Çelik: Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaştı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İdlib konusunda Türkiye'nin Soçi Mutabakatı'na bağlı olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bütün bilgiler yanlıştır, doğru bilgiler değildir.

17.02.2020 23:16 | Son Güncelleme: 17.02.2020 23:16
AK Parti'li Çelik: Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaştı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İdlib konusunda Türkiye 'nin Soçi Mutabakatı'na bağlı olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bütün bilgiler yanlıştır, doğru bilgiler değildir. Mutabakat rejim tarafından ihlal edilmektedir. Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaşmıştır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı yaklaşık 2 saat sürdü. Toplantıyla ilgili açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Teşkilat Başkanı'nın AK Parti olağan kongre süreci ile ilgili ayrıntılı bir sunum yaptığını belirtti. Diyarbakır annelerinin vicdani eyleminin 168 gündür devam ettiğini hatırlatan Çelik, "Bir anne daha evladına kavuştu, inşallah arkası da gelecektir diye umut ediyoruz" dedi.

'MUTABAKATI TÜRKİYE DEĞİL, REJİM İHLAL ETTİ'

Suriye İdlib'deki krizi yakından takip ettiklerini kaydeden Ömer Çelik, Rusya'daki Türk heyetinin bugünkü görüşmelerini tamamladığını ifade ederken, "Görüşmeler verilen bilgiye göre yarın da devam edecek. Türkiye'nin İdlib'de gerginliği azaltma bölgesindeki statükonun korunması, bölgede insani bir felaketin önüne geçme çabaları devam ediyor. Türkiye bütün taraflara Rusya ile 17 Eylül 2018 tarihinde yapılan Soçi Mutabakatı'nı hatırlatıyor. Birkaç gündür Rusya tarafından çok sayıda Türkiye'yi suçlayan, Türkiye'ye karşı ön yargılarla dolu açıklamalar geldi. Şunu açık bir şekilde ifade edebiliriz ki, Türkiye'nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bütün bilgiler yanlıştır, doğru bilgiler değildir. Mutabakat rejim tarafından ihlal edilmektedir. Bu aynı zamanda Rusya'nın verdiği sözlerin, Rusya'nın desteklediği rejim tarafından ihlal edilmesi demektir. Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaşmıştır, 1500'ün üzerinde sivilin hayatını kaybettiği bilinmektedir" diye konuştu.

'TSK'NIN İDLİB'DEKİ MİSYONU ATEŞKESİN TESİS EDİLMESİDİR'

Muhalefetten gelen "İdlib'de ne işimiz var" eleştirisine de değinen Çelik, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit eden terör saldırılarını hatırlatarak, "Eğer bugün bu 30 km derinlik olmasaydı, Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatları ile ortaya koyulan kararlılık olmasaydı, burnumuzun dibinde bir terör devletçiği fiili olarak kurulmuş olacaktı. Bunun karşısında bugün 'İdlib'de ne işiniz var' diyenler, terör devletçiği kurulurken niye sessiz kaldınız diyeceklerdi. İdlib'de ateşkesin yeniden tesis edilmesi, kuşkusuz terörle mücadelenin yanı sıra TSK'nın en önemli misyonlarından bir tanesidir. Verilen sözler ve mutabakata Türkiye Cumhuriyeti bağlıdır" dedi.

İdlib'de ateşkesin sağlanması ve çatışmasızlık bölgesinin statüsünün sürdürülmesinin, hem sivil kayıplarının önlenmesi hem terörle mücadele hem de insani felaketlerin önüne geçilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin oraya yaptığı takviye ve tahkimat, yeni birliklerin gönderilmesi esasında Rusya ile varılan mutabakatın çerçevesinde, rejimin yaptığı saldırganlığa karşı mutabakatı korumak, askerlerimizin güvenliğini korumak, terörle mücadele konusundaki performansımızı ve etkinliğimizi artırmak için gerekli çabalardır. Buna karşı rejimin yaptığı saldırılarda şehitler verdik. Ama Türkiye açısından bu öncelikle bir milli güvenlik meselesi, terörle mücadele meselesi, aynı zamanda da Soçi Mutabakatı ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin angaje olduğu hem çatışmasızlık bölgesinin korunması hem de aynı zamanda sükunetin tesisi ve insani felaketin önüne geçilmesi için zorunludur."

'LİBYA İÇİN BM ÇATI MEKANİZMASI OLUŞTURMALI'

Çelik, 690 binin üzerinde kadın ve çocuğun Türkiye sınırlarına doğru hareket ettiğini, Türkiye'nin bununla ilgili tedbirlerini aldığını belirtirken, "Öncüpınar ve Cilvegözü sınır kapılarımızda Ocak 2020'de 2,3 milyon kişiye yardım ulaştırılması amacıyla 1227 insanı yardım girişimi gerçekleştirilmiştir. Bu sayı BM rakamları içinde bir rekordur. 2014 yılından bu yana BM'in bir ay içinde gerçekleştirdiği en yüksek sınır ötesi insani yardım operasyonu olarak kayıtlara geçmiştir" bilgisini verdi.

Libya'nın da bazı ülkeler tarafından ikinci bir Suriye olmaya doğru itilmeye çalışıldığını anlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, Berlin Konferansı'nın sonuç bildirgesinde yer alan hususların hepsinin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Darbeci Hafter güçlerine destek veren Avrupa ülkelerinin varlığına dikkat çeken Çelik, silah ambargosunu AB'nin değil, BM'nin denetlenmesinden yana olduklarını dile getirdi. Çelik, şunları söyledi:

"Burada Türkiye'nin tezi BM'nin burada çatı mekanizmasını oluşturmasıdır. Bu son derece önemlidir, bunun altını çiziyoruz. Çünkü Libya'da silah ambargosunun denetlemesinin AB tarafından yapılmasının gerçekçi sonuçlara varmayacağını düşünüyoruz. Çünkü AB'deki bazı devletler doğrudan Hafter tarafını desteklemekte, Hafter tarafına silah göndermektedir. O yüzden AB'nin bu silah ambargosunu denetlemesi gibi bir yaklaşıma biz olumlu bakmıyoruz. Onun yerine bunun BM tarafından yapılmasının daha sağlıklı bir mekanizma olacağını bildiriyoruz. Bazı ülkelerin karadan ve havadan Hafter güçlerine verdiği destek ortadayken AB'nin sadece Akdeniz'de operasyon başlatması sadece bir tarafın elini kolunu bağlamak, diğer tarafın elini kolunu serbest bırakmak gibisinden bir sonuç doğurabilir. Türkiye burada BM mekanizmasını en doğru mekanizma olarak görmektedir. Ateşkesin sağlanması tabii ki öncelikli olmalıdır."

'PEK ÇOK İNSAN EŞİNİN KIYAFETİ YÜZÜNDEN ORDUDAN ATILDI'

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ömer Çelik, Genelkurmay Eski Başkanı Hilmi Özkök'ün açıklamaları ordudan ihraçlar ile ilgili açıklamasını değerlendirmesi istenince şu yanıtı verdi:

"Bu değerlendirmelerin hepsine tek tek cevap verecek değilim, ama bizim siyasi hafızamız kuvvetlidir. Silahlı Kuvvetlerden çok sayıda asker atılırken bunların hepsi terör örgütü mensubu olduğu için mi atılıyordu? ya da devlet tarafından terör örgütü olarak tanınmamış birtakım yapılara sahip olanlar atılmıyor muydu? Yıllarca Türkiye'de en çok tartışma konusu olan noktalardan bir tanesi ordudan atılmaların objektif kriterlere dayanıp dayanmadığıdır. Pek çok insan eşinin kılık kıyafeti yüzünden ya da dindarlığı yüzünden atılmıştır, bunlar Türkiye'de yaşandı."

İlker Başbuğ'un FETÖ'nün siyasi ayağıyla ilgili sözlerinin ise Meclis'in iradesine açık bir saldırı olduğunun altını çizen Çelik, "Yüce Meclisin iradesine dönük bu şekildeki bir saldırının biz 28 Şubat mantığı içinde pek çok benzerini görmüştük. Bu konuda hafızamız taze" dedi.

'TANKLAR, SAYIN KILIÇDAROĞLU'NA YOL VERDİ'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'nün siyasi ayağıyla ilgili yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Ömer Çelik, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nde ve ondan sonraki süreçte FETÖ'nün en büyük hedefinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"FETÖ, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımızı öldürmek istedi, TBMM'yi bombaladı, milletvekillerini öldürmek istedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne saldırdılar, özel harekat polislerine, askerlere saldırdılar. Fakat bir kişiye yol verdiler, bir kişiye dokunmadılar ellerine geçtiği halde. Sayın Kılıçdaroğlu'na tanklar yol açarak yol verdi. Burada kendisine niye yol verildiğini izah etmesi gerekir. O gece yetkili olan hiç kimsenin utanacak bir şeyi yok, utanılacak bir bağlantı var, darbe olurken bir parti genel başkanının bir evde film seyreder gibi darbe görüntülerini seyretmesi. Niçin sadece CHP Genel Başkanı'na yol verdiler? Önce kişi kendisine bunu sorar. Bu konforlu değerlendirmenin sebebi nedir? Bir sürü listeden bahsediyor. FETÖ'yü hedef almaktan çok, seçilmiş Cumhurbaşkanı'nı ve seçilmiş hükümetini hedef alıyor. FETÖ de zaten Cumhurbaşkanımızı, hükümeti hedef gösteriyor. Bugün FETÖ kendisine karşı mücadelenin durması için Cumhurbaşkanımızı en büyük engel olarak görüyor. Aynı mantıkla Cumhurbaşkanımızı engel olarak gören, hedefe koyan CHP Genel Başkanı. Siyasi eleştiri yapabilirsiniz. Ama seçilmiş bir makamı terör örgütünün siyasi ayağı olarak nitelemeye başladığınız andan itibaren yaptığınız iş milletin iradesi ile kavga etmektir" dedi.

'CHP BAAS'ÇI BİR DİL KULLANIYOR'

CHP'nin geçmişte de milli iradeyle açık ve aleni bir şekilde kavga ettiğini söyleyen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "CHP'nin yeniden milli irade ile kavga, husumet üretmek gibi orijinal kodlarına geri düştüğünü görüyoruz. Keşke daha demokratik bir dil kullansalar. Ama Suriye meselesinden Türkiye'deki demokrasi meselelerine kadar maalesef Türk tipi bir Baas'çı dilin kullanıldığını üzülerek görüyoruz" diye konuştu.

Bir soru üzerine, 3600 ek gösterge ve ceza infaz düzenlemesi ile ilgili çalışmaların sürdüğünü açıklayan Çelik, 2004 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu'nun FETÖ ile ilgili kararının yok sayıldığı yönündeki yorumlara ilişkin soruyu da "MGK kararları, tavsiye kararlarıdır. Hükümet kendi bağlamı içinde bunu değerlendirir. Bugün bu Fetullahçı terör örgütüyle mücadelenin başında Sayın Cumhurbaşkanımız vardır. Birisi FETÖ'yü bırakıp da Cumhurbaşkanı ile uğraşıyorsa burada adres bellidir" dedi.

Görüntü dökümü (GÖRÜNTÜLER FTP'DEN GEÇİLDİ)

Çelik'in açıklamaları

Haber:  Aslıhan ALTAY KARATAŞ-Fatih POYRAZ/ANKARA, -


Kaynak: DHA

Abone Ol
Google'da Takip Et
Paylaş
Facebook'ta Paylaş!
Twitter'da Paylaş!
Whatsapp'da Paylaş!
Haberler ›› Güncel ››AK Parti'li Çelik: Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaştı - Haberler