AK Parti Siyaset Akademisi

AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları'nın Düzenlediği 'Siyaset Akademisi'nin Bu Haftaki Konuğu, Gazeteci Yazar İsmail Kapan Oldu.

08.04.2007 13:56 | Son Güncelleme: 08.04.2007 13:56AK Parti Siyaset Akademisi
AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları'nın düzenlediği "Siyaset Akademisi"nin bu haftaki konuğu, gazeteci yazar İsmail Kapan oldu. Kapan'ın, "Türkiye'de 4. Kuvvet Medya" konulu dersi, katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

Otel Basri'de yapılan Siyaset Akademisi'ndeki medya dersini, AK Parti Balıkesir Milletvekili ve TBMM Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanı İsmail Özgün, AK Parti İl Başkanı Zekai Kafaoğlu, İl Gençlik Kolları Başkanı Hasan Demiraslan ile Siyaset Akademisi'nin değişik kesimlerden olan katılımcıları izledi. Akademinin bu haftaki konuğu olan Türkiye Gazetesi yazarlarından İsmail Kapan, geçmişteki matbuatın önce basın, bugün ise medya adını aldığını söyledi.

Medyanın sosyal yaşam ve siyasete olan tesir ve rolünü anlatan Kapan, televizyon yayınlarının günümüzde çok büyük bir tehlike arz ettiğini, kontrolsüz programların toplumu dejenere ederken, halkın bu olanlara tepkisiz kalmasının çok daha vahim olduğunu ifade etti.

Toplum bilincinin mutlaka gelişmesi ve kendini göstermesi gerektiğini kaydeden İsmail Kapan, özellikle televizyon yayınlarındaki kontrolsüzlük ve kalitesizliğin toplumun temel değer yargılarını yok ettiğini söyledi.

Medyanın günümüzde güvenilir olmadığını, toplumda itibar kaybettiğini belirten Kapan, "Önceleri bir olay veya haberle ilgili, 'gazete yazmış, doğrudur' denilirken şimdi ise bu güven yok. Günümüzde medyanın durumu iyi değil. İtibarı yerlerde sürükleniyor. Gerek sermaye yapısı gerekse çalışanların durumunda ciddi sıkıntılar var. Türkiye'de 22 iletişim fakültesinde gazeteci yetiştiriliyor, hem de fazlasıyla. Hiçbir iş karınca kararınca yürümüyor, ya çok fazla ya çok eksik. Ülkemizde maalesef eğitim ve uygulama uygun şekilde gitmiyor. Tarım ülkesiyiz ama 8 bin ziraat mühendisi işsiz. Ben bir hukukçuyum, hasbel kader gazetecilik yapıyorum. Günümüzde medyadan herkes şikayetçi, fakat düzeltmek için yapılacak şey çok az. Günümüzde medyanın yüzde 40'ını bir grup temsil ediyorsa, bunun adı tekel değil, kartelleşmedir" dedi.

"OKUMUYORUZ"

İsmail Kapan, Türkiye'de 24 ulusal televizyon, 16 bölgesel, 224 adet yerel televizyon ve 36 adet günlük ulusal gazete yayınlandığını, yerel televizyonların sayısının artmasının çok önemli olduğunu belirtti. Gazetecilikteki 28 yıllık meslek hayatında günlük gazetelerin toplam tirajlarının hiç 5 milyonu dahi bulmadığını, bunun toplum olarak okumayı sevmediğimizin en bariz göstergesi olduğunu kaydeden İsmail Kapan, "Bugün, günlük olarak yayınlanan 36 adet ulusal gazetenin toplam tirajı 4 milyon 551 bin 103. Türkiye'nin nüfusu 70 milyonun üzerinde. Meslek hayatım boyunca, ansiklopedi ve benzeri promosyon savaşlarına rağmen bu tirajın 5 milyonu geçtiğini görmedim. Japonya'da günlük gazetelerin topqlam tirajı 72 milyondur, nüfusu 130 milyondan fazla. Avrupa'ya göre kıyasladığımızda ülkemizde bin kişi başına 50 gazete düşüyor. Demek ki okumayı çok fazla sevmiyoruz. Bizim milli kütüphanemizde 1 milyon adet kitap var. Bayezit Devlet Kütüphanesi'nde 500 bin kitap var. Fakat nüfusu 3.5 milyon olan Türkmenistan'ın milli kütüphanesinde 5 milyon kitap var. Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan'ın milli kütüphanesinde 17 milyon cilt kitap var. Rusya'da Lenin kütüphanesinde 55-60 milyon cilt kitap var. Amerikan kongre kütüphanesinde 150 milyon cilt kitap var. Amerika'daki ortalama bir üniversitenin kütüphanesinde 2.5 milyon cilt kitap var. Ama bizi zaten okumamak için elimize bahane veren pek çok bahane var. Televizyonlar var, internet çıktı, herkes okuduğunu zannediyor" dedi.

Günümüzde medyada yaşanan rant kavgasının da toplumu olumsuz etkilediğini kaydeden Kapan, geçmişte ekonomik menfaatleri çatışan grupların bugün el değiştirmesine rağmen kavganın, "rakipsiz kalma" egosundan dolayı olabildiğince sürdüğünü söyledi. Bugün televizyonların tam manasıyla bir eğlence kutusuna döndüğünü ifade eden İsmkail Kapan, kalemlerini kılıç gibi kullananlar yüzünden medyanın itibarının yerlerde sürüklendiğini vurguladı. Kapan, günümüzde bölgesel ve ylerel medyanın gelişmesinin çok büyük önem taşıdığını, ulusal televizyon kanallarının eğlence müzik yayını yapan kutulara dönüşürken bunların da kalitesiz ve kontrolsüz şekilde sürdürdüğünü, bunun toplumu kötüye sürüklediğini bildirdi. Ülkenin son 50 yılda rejime yapılan müdahaleler sebebiyle sosyolojik travma geçirdiğini belirten Kapan, her askeri müdahalden sonra televizyonların pornografik yayınlara ağırlık verdiğini, Türk toplumunun temel değer yargılarının yok edildiğini kaydetti. Kapan, "Okullara yansıyan şiddet haberlerinde görüyoruz, 15 yaşındaki kız çocukları sevgili paylaşamamaktan kavga ediyor, birbirine silah çekiyorlar. Televizyonlarda özgürlük adına her türlü şiddet ve ahlak kurallarını zorlayan filmler, eğlence programları gırla, almış başını gidiyor. Bütün bunun adına dördüncü kuvvet medya deniyor" dedi.

4. KUVVET MEDYA

Gazeteci yazar İsmail Kapan, medyanın 4. kuvvet olarak tanımlanmasının aslında hatalı olduğunu, medyanın dördüncü kuvvetten kasıtla üzerine yüklenen görevi bugün gerçekte yerine getiremediğini söyledi. Kapan, sözlerine şöyle deam etti:

"Demokrasiyle yönetilen ülkelerde devletin yönetiminde kuvvetler ayrılığı diye sistem var. Yasama, yürütme, yargı. Yasama kanun yapar, yürütme uygular, yargı da bu kanunların uygulanmasını denetler. Bunun yanına dördüncü kuvvet olarak konulan medya, kamu adına, kamuyu bilgilendirme, yönlendirme ve kamu görevlilerini ve özel sektörü kamu adına denetleme göreviyle yükümlü. Ya da o hizmeti yaptığını iddia ediyor. Demokrasinin yerleştiği ülkelerde bunu müşühhas bir şekilde görebiliyoruz. Toplum bilinci yüksek, toplum asparagas haber yapan gazete ve gazetecileri uzun süre yaşatmıyor. Ama bizde yıllar yılı asparagasla meslek hayatını devam ettiren insanlar var, maalesef toplum onlara karşı yeterince güçlü tepki koyamıyor, bu noktada problemimiz var. Aslında, günümüzde okullarımızın, üniversitelerimizin sayısıyla beraN0men bu tirajın 5 milyonu geber eğitimli insanlarımızın sayısı artıyor, fakat toplum bilinci paralel olarak ilerlemiyor. Gelecek kuşaklarımızı düşünmemiz lazım, dilimizi, kültürümüzü, örf ve adetlerimizi nasıl koruyacağız? Fransa, Fransızca'yı korumak için özel kanun çıkarmış, yabancı tüm kelimeleri söküp atmıştır. Ama Türkiye'de levhaların yüzde 90'ı yabancı. Bu, televizyondaki filmler, konuşmalar, radyo spikerlerinden kaynaklanıyor, Türkçe'yi yabancı dil gibi konuşmaya çalışıyorlar. Türkçe'ye sokulan yabancı kelimelerin haddi hesabı yok. On yıllardır bu ülkede oynayan filmlerde Hristiyan dininin bütün kuralları işlenir. Haç çıkarılır, kiliseye gider, her şey yapılır. Kimse bir tepki koymaz. Ama, kazara bir yerli filmde birazcık dini sahne olursa hemen eleştiri başlar. Neden? Yıllardır yabancı dizileri seyrettik, sofra kurulur herkesin elinde bir kadeh. Şimdi tüm yerli filmlerde aynı şekilde herkesin eline kadeh verilmeye başladı. Sanki bütün Türk ailelerinde her evde rakı içiliyor, şarap içiliyor. Sanki bütün toplum alkolik olmuş. İşin acı tarafı bu tabii bir durummuş gibi sunulmaya devam ediyor ve bu konuda toplum etkili bir tepki koyamıyor, bunlar işin sosyal boyutu. İşin siyasi boyutunda ise gazeteler, televizyonlar, hükümet kurma, hükümet yıkma, hükümetleri etkileme, siyaseti bütünüyle etkileme konusunda kıyasıya yarış içinde. Zaman zaman bazı gruplar kendi aralarında bu işlere girmemek için anlaşırlar. Dünyanın her tarafında, bir hükümetin nasıl kurulacağı, gideceği bellidir, cumhurbaşkanın nasıl seçileceği bellidir. Ama, Türkiye'de bu başka zeminlerde yürütülmekte. Günümüzde yapılan bir ahlaksızlık bile marifetmiş gibi cep telefonlarıyla çekilip medyada günlerce gündemin en önemli meselesiymiş gibi tartışılıp, üzerinde de ciddi yorumlar yapılıyor. Rehavete bakın. İnternette sınır yok, bu gidişle belki 15 sene sonra yazılı gazete kalmayacak. Cep telefonları televizyon gibi oldu. Bundan sonra özel hayatı, mahremiyeti kim koruyacak? Bunları kendimize sormaz ve sahip çıkmazsak gelecek nesilleri korumamız mümkün değil."

Toplumun bugünkü olumsuz haliyle ilgili en büyük suçun aydınlarda olduğunu kaydeden İsmail Kapan, "Politik, sosyal, örfi ve dini tedbirler geliştirmemiz lazım. Türk toplumunun bu hale gelmesinde en büyük kabahat maalesef aydınlarındır. Çünkü, Türk toplumunun son 200 yıldan beri aydınlarıyla problemi var. Bunlar Türk toplumunun örflerine, adetlerine ve dinine yabancı. Bizim ülkemizdeki kadar (bilenleri ve sahip çıkanları tenzih ederim) dine yabancı, din cahili, aydın diye geçinen sınıfın kalabalıklığı başka ülkede yok. Din konusunda o kadar çok yanlış ve alakasız şeyler yazılıyor ki basında, evlere şenlik. Her gün ahkam kesen, toplumu hizaya getirmeye çalışan, vatandaşı aşağılayan, hakir gören, onlarla alay ederek tatmin olan sözde aydınlar toplum bilinci gelişmediği için beslenmelerine devam ediyorlar. Medya bize ne sunuyorsa onu kabullenmek doğru değil. Toplum olarak medyayı denetleyelim" dedi.

İsmail Kapan, konuşmasının sonunda soruları cevaplarken, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili medyada adeta bir savaş yaşandığını ifade etti. Kapan, cumhurbaşkanı seçiminin nasıl olacağı ve gereklerinin tüm açıklığıyla Anayasa'da belirtildiğini, bunun dışında hareket etmenin ve kesinN0men bu tirajın 5 milyonu ge olan hukuku başka türlü yorumlamanın bilime ve herşeye ihanet olduğunu söyledi.

Siyaset Akademisi'nin sonunda AK Parti İl Başkanı Zekai Kafaoğlu ile İl Gençlik Kolları Başkanı Hasan Demiraslan'ın şilt ve hediye verdiği İsmail Kapan, akademinin katılımcıları ve partili gençlerle hatıra fotoğrafı çekildi.

(YU-SN-SN-Y)


Kaynak: İHA

19.01.2020 00:05:43