08 Kasım 2017, 15:35

Akıncı Üssü Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada, sanık eski kursiyer pilot Abdullah Berşah Kül savunma yaptı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada, sanık eski kursiyer pilot Abdullah Berşah Kül savunma yaptı.Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki bölümüne, sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.Duruşmada savunma yapan sanık Kül, 15 Temmuz günü olağan şekilde kursiyer olarak Akıncı Hava Üssü'ne gittiğini, yarım gün mesai yaptıklarını söyledi. Sonrasında eski yarbay Hakan Karakuş'un kursiyerlere konuşma yapacağının söylendiğini aktaran Kül, saat 18.00 sıralarında kursiyerlerin brifing salonunda toplandığını, burada telefonlarının alındığını kaydetti. Kül, Karakuş'un "Size bir takım emirler vereceğiz, getir, götür işleri. Bunları yapacaksınız." dediğini kaydetti.Kül, kendilerine çok büyük bir terörle mücadele harekatının olacağının söylendiğini ileri sürerek, eski pilot kurmay yüzbaşı Mete Kaygusuz'un terörle mücadele kapsamında verilecek "emirlere koşulsuz itaat etmelerini" istediğini ifade etti.Üs içindeki lojmanlarda oturanların silahlarını yanına almalarının istendiğini belirten Kül, kendisinin, evinin üs dışında olması nedeniyle silahını alamadığını anlattı.Kül, filonun piste bakan ağaçlık bir alanında bekleme görevinin verildiğini, saat 22.00'de F-16 uçaklarının, saat 23.00 sıralarında ise helikopterlerin sesini duyduğunu söyledi.Lavabo ihtiyacını karşılamak için gittiği filonun girişinde ağır silahlarla donatılmış tam teçhizatlı askerleri gördüğünü belirten Kül, bu sırada Kaygusuz'un kendisinden "hazırda uçak olup olmadığını" öğrenmesini istediğini, telefonla bu emri yerine getirdiğini kaydetti."Televizyon o gece çalışmıyordu"Kül, daha sonra gittiği kursiyer gazinosunda, kursiyerlerin bir kısmının uyuduğunu gördüğünü, kendisinin de yattığını anlatarak, "Gazino zifiri karanlıktı. Koltuklarda insanlar yatıyordu ve herkes uyuyordu. Televizyon o gece çalışmıyordu." dedi.Sabah saatlerinde jet sesleri ve top atışlarıyla uyandığını dile getiren Kül, telefonların toplandığı çantayı bulmalarının ardından telefonunu alarak üsten arkadaşının arabasıyla ayrıldığını, kendi arabasının anahtarını bulamadığını kaydetti.Kül, darbe girişimini üsten ayrılırken öğrendiğini, sonrasında ifade vermek üzere üsse çağrıldığını, 8 Ağustos 2016'dan bu yana tutuklu olduğunu söyledi.Akıncı Hava Üssü'nde "Terörle mücadele harekatı var." diye tutulduğunu ileri süren Kül, "Konusu suç teşkil eden hiçbir emri almadım. Verilen emirleri de sorgulama durumum yoktur. Emre itaat hususunda biz kursiyerlerin askerlerden hiçbir farkı yoktur. Darbeye iştirak eden insanın olmazsa olmazı iletişim kanallarının açık olmasıdır. Bizim iletişim kanallarımız kapalıdır. Hain darbe girişiminden haberim olmamıştır. Bu menfur girişimin içinde bulunmadım. ByLock, Eagle gibi programları indirmedim. Bank Asya'da hesabım yok. Gazete ve dergilerine abone olmadım." diye konuştu."Koşulsuz itaat istendi"Savunmasının ardından Kül'ün çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın "Terörle mücadele harekatında, neden sizin emirlere itaat etmeyeceğinizi düşünerek, itaat etmeniz konusunda uyarıda bulunuyorlar? Bunun nedeni nedir?" sorusuna Kül, "Koşulsuz itaat istendi. Biz kursiyer olduğumuz için terörle mücadele harekatında bu uyarıların yapıldığını düşündük ve ne emir veriliyorsa onları yaptık." yanıtını verdi.Başbakanlık Avukatı İskender Minar'ın, "Darbeye iştirak ettiğini açıklayan tek kişi Gökhan Sönmezateş. O da sizin gibi 'iletişimini tamamen kapattığını' söylemişti. Sizin söylediklerinizle bunun arasında bir çelişki yok mu?" sorusunu Kül, "Ben, hiçbir çelişki görmüyorum." şeklinde cevaplandırdı."Tabancanızdan alınan örneklerde atış artıklarının olduğu görülüyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?" sorusu üzerine Kül, "O benim evimde yapılan aramada, ailemin teslim ettiği silah. 'Alınan silahta atış izine rastlanmıştır.' deniyor. O silah evdeydi. Polisin evdeki video kayıtlarında da bu görülüyor." dedi."Yapabileceğim hiçbir şey yoktu"Cumhuriyet savcısının, "Kandırıldığınızı savunmalarınızda söylüyorunuz, darbeyi lanetliyorsunuz. Güç sahibi komutanlarınızın sizi kandırdığını öğrendiğinizden itibaren, Atatürk'ün dediği gibi Türk istiklal ve Cumhuriyetini korumak için ne yaptın?" sorusunu Kül, "Benim yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Tüm kursiyerler terk ediyordu, ben de bunu yaptım." diye yanıtladı.Kül, cumhuriyet savcısının "Atatürkçü bir subayın görevi cepheyi terk etmek mi?" diye sorması üzerine "Hangi cephe? Kimin, ne olduğunu bilmiyorum ki. Kim darbeci, kimin darbeyi önleyen olduğunu bilmiyorum." karşılığını verdi.Çapraz sorgunun ardından söz alan Kül'ün avukatı da müvekkilinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliye ve beraat talebinde bulundu.