09 Kasım 2017, 15:53

Borsa İstanbul'un İşgali Davası / Orhanlı Gişeleri Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminde, biri polis 2 kişinin şehit edildiği, 46 kişinin de yaralandığı Sarıyer'deki Borsa İstanbul'un işgal edilmesine ilişkin 1'i firari 2 binbaşının da aralarında bulunduğu 15 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, şehit...

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminde, biri polis 2 kişinin şehit edildiği, 46 kişinin de yaralandığı Sarıyer'deki Borsa İstanbul'un işgal edilmesine ilişkin 1'i firari 2 binbaşının da aralarında bulunduğu 15 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, şehit yakınları ile gaziler olay gecesi yaşadıklarını anlattı.İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada görülen duruşmada, müştekilerin ve mağdurların beyanları alındı.Duruşmada söz alan şehit Mehmet Şevki Uzun'un eşi Nuriye Uzun, söyleyecek çok sözünün olmadığını belirterek, "Kelimeler anlayan insanlara söylenir. Dün bir sanık avukatı acımızı anladığını, bizi haklı bulduğunu söyledi. Bizim acımızı, bizim gibi yakınını kaybetmediği sürece kimse anlayamaz, bizimle aynı duyguları paylaşamaz. Savunduğu insanlar, söz olarak bizim söylediğimiz sözlere bile tahammül edemedi." diye konuştu.Uzun, 15 Temmuz'dan beri yaşadığı acıları sadece kendisinin bildiğini dile getirerek, "16 ay boyunca her hafta sonu oğlumu terapiye götürüyorum. Daha bu sabah bile gözyaşlarına şahit oldum. Ben bunları her gün yaşarken yüreğimde alev dururken onlara söyleyecek sözün milyonda birini söylemiyorum. Masumlar üzerine alınmasın, öndeki vatan hainleri üzerine alınsın." ifadelerini kullandı."Oğlu her gün babasını soruyor"Burada sanıklarla hesaplaşacaklarını ancak asıl hesaplaşmanın mahşerde olacağını vurgulayan Uzun, "Allah hepsinden hesabını mahşerde soracak, yaptıkları her şeyi. Dilleri sussa da elleri konuşacak, mahşerde tek tek hesabını verecekler." dedi.Uzun, oğlunun her gün babasını sorduğunu anlattı.Sanık Binbaşı Ahmet Baykal'ın ek süre talebine tepki gösteren Uzun, "Bunlar ne hakla ek süre talep ediyor? Onlar vatana darbe yapamadılar ama asıl darbeyi bizim evimize yaptılar. Ben onlara ek süre verilmesini istemiyorum. Burada olmasa bile mahşerde hesaplaşacağımızı akıllarından çıkarmasınlar." diye konuştu."Hainlik bunların ruhuna işlemiş"Şehit Mehmet Şevki Uzun'un ağabeyi Mete Uzun da kardeşini şehit edenlerden davacı olduğunu söyledi.Davaya katılma talebinde bulunan Uzun, şunları kaydetti: "20 yıldır astsubayım, bu vahim olaydan sonra istifa edip İstanbul'a geldim. Kardeşimin şehadetini izindeyken aldım. Beni niye çağırmadılar çünkü biz onlar gibi hain değiliz, 20 yıl hizmet ettim. Bunlar gibi hain olup o örgüte mensup olsaydım, bizi de çağırırlardı. Bunlar hikaye okuyorlar. Masum insanlara ateş ediyorlar ve ek savunma istiyorlar. Ek savunma ile neyi ispat edecekler, katil olduklarını mı?Uzun, sanıkların Pensilvanya'daki "hain" tarafından yönlendirildikleri için yalan söylediklerini belirtti.Hafta sonu oğlunu ve yeğenini gezdirdiğini anlatan Uzun, "5,5 yaşındaki yeğenim Ahmet'in yanında oğlumu 'oğlum' diye sevemiyorum, yeğenim etkilenir diye. Askere giderken yemin ederiz ama bunlar ettikleri askeri yemine ihanet ediyorlar çünkü hainlik bunların ruhuna işlemiş." ifadelerini kullandı.
"Havaya ateş ettik diyenler bize ateş etti"Şehit Fatih Satır'ın kardeşi Osman Satır da sanıkların hepsinden şikayetçi olduğunu belirterek, "Özellikle de kardeşime kurşunu sıkanın kim olduğunu bilmek istiyorum." dedi.Gazi Halil Gram ise askerlere 500 metre uzakta olduklarını anlatarak, gazilerden Bayram Sağlam'ın vurulduğu yerde olduğunu söyledi.Savunmalarında "Havaya ateş açtık." diyenlerin önünde olduklarını anlatan Gram, şöyle devam etti: "Havaya ateş ettik diyen hainler, havaya ateş etmediler, bize ateş etti. Bayram Sağlam vurulup düştü. Ben ona müdahale ederken beni de sol ayağımdan vurdular, üzerimize yaylım ateşi açtılar."
Gram, sanıkların sadece bir rütbeliye işaret ettiğine vurgu yaparak, bir rütbelinin ateş etmesi durumunda bu kadar insanın nasıl vurulabileceğini sordu.Havaya ateş ettiklerini öne sürenlerin kendilerine ateş ettiğini belirten Gram, "Arkadaşlarımız geldi bizi çekip bankamatiğin arkasına aldı. Bankamatikte çok sayıda mermi izi vardı. Biz bankamatiğin arkasındayken bile hala ateş etmişler." diye konuştu."Bilerek, nişan alarak ateş ettiler"Gazilerden Bayram Sağlam, 30 metrelik büyük bir Türk bayrağıyla yürürken, arkalarında yaklaşık bin kişilik bir grubun bulunduğunu söyledi.Tekbir getirerek ilerlediklerini ve bir tek taş dahi atmadıklarını dile getiren Sağlam, konuşmasını şöyle sürdürdü: "500 metre mesafeden ateş ettiler ve bilerek, nişan alarak ateş ettiler. Ben vurulup yere düştüm, arkadaşlarıma seslendim. Beni almaya gelenlerden Halil Duran'ı vurdular. Beni araca bindirenlerden birini daha omzundan vurdular. Bunlar o şekilde hain ve insafsızlar, insan değiller.""Şehit polisi TOMA'dan biz çıkardık"Gazi Mikail Akıncı da o gün Borsa İstanbul'a giren ikinci kişi olduğunu belirterek, sabaha kadar orada olduğunu anlattı.Oradaki alışveriş merkezinin önünden geçerken yerde yatan bir vatandaş gördüklerini ve bu kişiyi arabaya koymak istediğini ifade eden Akıncı, o vatandaşı almak isterken kendilerine ateş edildiğini aktardı.
Akıncı, TOMA'nın saat 24.00 civarında geldiğini ve aracın arkasına geçerek ilerlediklerini belirterek, darbeci askerlerin ateş açması sonucu şehit olan, TOMA'yı kullanan polisi kendilerinin araçtan çıkardıklarını anlattı."Kaçan binbaşıya FETÖ abisi yardım etti"Olay gecesi firari sanık eski Binbaşı Murat Çelik'in yaralı olarak kaçmasına yardım ettiğini belirttiği kişiyi oturduğu sokaktan tanıdığını anlatan Akıncı, şöyle devam etti: "Bu kişiyi yakinen tanıyorum. Kendisi FETÖ'nün İstanbul bölge imam yardımcısı, aynı zamanda da Beşiktaş ve Sarıyer abisidir. Defaatle ihbar etmeme rağmen kendisi gözaltına alınmamıştır. Hala iş adamıdır ve sokakta geziyor, onunla aynı sokakta oturuyoruz. İstenirse ismini de verebilirim."Mahkeme Başkanı da bunun üzerine Akıncı'ya söz konusu kişinin ismini daha sonra mahkemeye bildirmesini istedi.Gazi Abdülsamet Akkaya'nın babası Mustafa Akkaya ise olay günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısının ardından camiye gidip "Allah'ını, milletini, vatanını seven sokağa çıksın, korkmasın" şeklinde anons yaptığını anlattı.Bu anonsu camilerden sela okunmadan önce yaptığını ifade eden Akkaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısından 15 dakika sonra yaptığı bu anonsun camilerden darbe karşıtı yapılan ilk anons olduğunu söyledi.Mağdur ve müşteki beyanlarının ardından tutuklu sanık Zafer Öztan da savunmasını tamamladı.Mahkeme heyeti, duruşmaya öğle arası verdi.?----------------------15 Temmuz'da Orhanlı Gişeleri'ndeki olaylara ilişkin davaFETÖ'nün darbe girişiminde Tuzla Orhanlı Gişeleri ve Mehmetçik Vakfı'nda meydana gelen olaylarda 6 kişinin şehit edilmesi ve 42 kişinin yaralanmasına ilişkin 184'ü tutuklu 187 sanığın yargılanmasına devam ediliyor
Eski Hava Harp Okulu öğrencisi tutuklu sanık Akagündüz:
"Yüzbaşı Sinan Canlı, arkadaki otobüsten havaya ateş ederek geldi. O sırada tartışma yaşandı. Silah sesleri geldi. Başımı eğmiştim, bu sırada merak edip kafamı kaldırdığımda Sinan Yüzbaşı'nın, beyaz kapri giyen adamı bacağından yaraladığını gördüm"
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Tuzla Orhanlı Gişeleri ve Mehmetçik Vakfı'nda meydana gelen olaylarda 6 kişinin şehit edilmesi ve 42 kişinin yaralanmasına ilişkin 184'ü tutuklu 187 sanığın yargılandığı dava, sanık savunmalarıyla sürüyor.İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada bulunan büyük salonda yapılan duruşmada savunma yapan eski Hava Harp Okulu öğrencisi tutuklu sanık Mustafa İhsan Akagündüz, birinci sınıf öğrencisi olduğunu söyledi.Yalova Meydan Komutanlığı'nda kamptayken eski Yüzbaşı Fatih Aksoy'un emriyle eski Üsteğmen Ali Apaydın'ın komutasındaki otobüse bindiğini ve saat 00.30 sıralarında nizamiyeden çıktıklarını anlatan Akagündüz, "Aracın ön koltuğunda oturuyordum. Tuzla'ya geldiğimizde, önümüzde yolu tıkayan birtakım araçlar vardı. Üç, dört şahıs cama vurdu ve 'Nereye gidiyorsunuz?' diyerek, tepki gösterdi. Yüzbaşı Sinan Canlı, arkadaki otobüsten havaya ateş ederek geldi. O sırada tartışma yaşandı. Silah sesleri geldi. Başımı eğmiştim, bu sırada merak edip kafamı kaldırdığımda Sinan Yüzbaşı'nın, beyaz kapri giyen adamı bacağından yaraladığını gördüm. Hayatımda ilk defa birisinin vurulduğunu gördüm." diye konuştu.Eski Yüzbaşı Canlı'nın daha sonra otobüse geldiğini ve şoföre yola devam etmesini, hiç durmamasını söylediğini aktaran Akagündüz, Sultanbeyli'nde otobüsün tekrar durduğunu ve arkadaşlarının güvenlik çemberi aldığını ifade etti.Halkın söylemesi üzerine darbe girişiminden haberdar olduğunu iddia eden Akagündüz, daha sonra ise karakola götürüldüklerini ve tutuklandığını kaydetti.Başbakanlık adına duruşmaya katılan avukat Necip Kibar söz alarak, bugünkü duruşmaya kadar dinlenilen 73 sanığın istisnasız "köprü parasını ödemek" gibi dava açısından önemli olmayan konuları detaylarına kadar anlattığını ama önemli konulara değinmediğini söyleyerek, bu duruma tepki gösterdi.Eski Hava Harp Okulu öğrencisi tutuklu sanık Mustafa Cin de Yalova Meydan Komutanlığı'na 13 Temmuz'da kamp için gittiklerini anlattı.Eski Binbaşı Ferhat Günay'ın 15 Temmuz'da tatbikat olduğunu söylediğini savunan Cin, daha sonra eski Üsteğmen Aydın Gülşan'ın komutasındaki otobüse bindiğini belirtti.Tuzla'da aracın durduğunu, eski Üsteğmen Gülşan'ın araçtan indiğini, silah sesleri geldiğini daha sonra ise otobüsün tekrar hareket ettiğini ve Sultanbeyli'nde durduğunu dile getiren Cin, darbe girişiminden halkın söylemesi üzerine haberdar olduğunu ve çok şaşırdığını ileri sürdü."Yüzbaşı 'üç tanesini hakladım' dedi"Eski Hava Harp Okulu öğrencisi tutuklu sanık Mustafa Sayar ise kamptayken eski Yüzbaşı Fatih Aksoy'un elindeki listeden isimler okuduğunu ve bu kişilerin beş dakika içerisinde tam teçhizatlı şekilde hazırlanıp gelmelerini istediğini söyledi.Otobüse bindiklerini ve daha sonra araca mermi geldiğini ifade eden Sayar, eski Yüzbaşı Canlı'nın gergin ve asabi olduğunu, otobüse gelip bir konuşma yaptığını, konuşmasında "terör saldırısı olabileceğini, otobüsün hareket edeceğini ve otobüsü durduran olursa alının ortasından vuracağını" söylediğini anlattı.Sanık Sayar, Tuzla'da otobüsün durduğunu ve inip refüje gittiğini ileri sürerek, daha sonra silah sesleri duyduğunu ve otobüse bindiklerinde eski Yüzbaşı Sinan Canlı'nın "üç tanesini hakladım" dediğini savundu.Otobüsün hareket etmesi üzerine yerde yatan üç kişiyi gördüğünü ve saçından sakalından dolayı bu kişileri "terörist" zannettiğini iddia eden Sayar, nezarethanede ise bu kişilerin polis olduğunu öğrendiğini öne sürdü.Sayar, Sultanbeyli'de de kalabalık bir grubun yolu kapattığını ve bu kişilerin halk olduğunu anladığını dile getirerek, "Halk bize darbeyi haber verdi. Biz de konuştuk ve daha sonra beraber İstiklal Marşı okuduk. Halk lehimize slogan attı." dedi.Savunmaların ardından mahkeme, duruşmaya öğle arası verdi.