08 Kasım 2017, 23:15

Darbeci Komutandan Altınızdaki Oyuncak Değil, Vurun, Kırın Emri

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığının Beştepe Karargahı'ndaki eylemlerle ilgili 244 kişinin yargılandığı davaya sanık savunmalarıyla devam edildi.

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığının Beştepe Karargahı'ndaki eylemlerle ilgili 244 kişinin yargılandığı davaya sanık savunmalarıyla devam edildi.Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde görülen davada savunma yapan eski piyade er Harun Bükücü, akşam saatlerinde alarm verildiğini, kolluk kuvvetlerini toplumsal olaylarda destekleme tatbikatı olduğunun söylendiğini anlattı.Garajlar bölgesinde araçlara bindirildiklerini belirten Bükücü, kendisinin ZPT'de olduğunu, Jandarma Genel Komutanlığına gittiklerini dile getirdi.Bükücü, "Albay Erkan Öktem gelerek ateş emri verdi. Araçtaki bölük komutanım Üsteğmen Bora Polat, elleriyle 'ateş etme' der gibi işaret yaptı. Ben uçaksavardaydım. Ben de dokunmadım. Öktem'in kendisi ateş etmeye başladı halka. Yıkılanı görmedim ama bacağından vurulanı gördüm, beyaz gömlekli biriydi." dedi.Bükücü, üzerilerine ve halka helikopterden ateş edildiğini de öne sürerek, şunları söyledi: "Bölük komutanımız bana helikoptere ateş etmemi emretti. Ben de ateş ettim. Bir el ettim. Vurup vurmadığımı bilmiyorum. Bölük komutanım 'Neden bir tane ettin' dedi. 'Ateş etmedi, bir tane attı' dedim. Polat üsteğmenin kendisi uçaksavara geçip kontrol etti. Kolu çekti bıraktı ama atmadı."Daha sonra Erkan Öktem'in gelerek "Dikkat edin, teröristler evlere mevzilenmiş, cami minaresine çıkmışlar." dediğini aktaran Bükücü, bölük komutanının nişancı kapağını da kapattırdığını ve ardından kendilerine söylenen "B" nizamiyesine doğru aracı çektiklerini bildirdi.Bekledikleri sırada Uzman Çavuş Orhan Karaca'nın gelip araca bindiğini belirten Bükücü, Polat'ın ise telefonunun şarjı bittiği için kendi telefonunu istediğini ve sim kartı değiştirdiğini, sonra da araçtan indiğini söyledi.Bükücü, Karaca'nın bir süre sonra aracı nizamiye önüne çektirip stop ettirdiğini, burada beklerken de bölük komutanının geldiğini ve gideceklerini söylediğini, ancak aracın çalışmadığını iddia etti. Bükücü, bunun üzerine başka bir ZPT'ye geçip sıhhiye bayrağı çektikten sonra polise teslim olduklarını kaydetti.Kahvehanede oyun oynarken çağrılmış28. Mekanize Tugayı'nda görevli sanık eski uzman çavuş Mehmet Özkan da savunmasında, tank sürücüsü olduğunu belirterek, iddianamede üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi.Kahvehanede oyun oynarken Uzman Çavuş Selim Gedikli'nin telefon edip alarm verildiğini söylediğini anlatan Özkan, WhatsApp'tan bölük komutanı Yüzbaşı Adil Baykal'ın kışlaya gelinmesine yönelik mesajını gördüğünü bildirdi.Özkan, saat 22.50-23.00 gibi kışlaya giriş yaptığını, nizamiyede "Niye alarm verildi?" diye sorduğu bir astsubayın da "Her tarafa terör saldırısı oluyormuş. Alarm seviyesi kırmızıya çıktı." dediğini öne sürdü.Bölük garajında büyük bir hareketlilik olduğunu, tankların garaj önünde ve çalışır vaziyette bulunduğunu anlatan Özkan, garaj önünde tabur komutanı Kurmay Yarbay Nuri Büyükyazıcı, bölük komutanı Yüzbaşı Adil Baykal ve Astsubay Turan Baysal'ı yan yana konuşurken gördüğünü dile getirdi.Özkan, bölük komutanının sinirli şekilde "Çabuk üzerini değiştir ve aracını çalıştır." demesinin üzerine, tulumunu giyip tankına giderek aracı çalıştırdığını ifade ederek, araca mürettebatı Uzman Çavuş Emre Atmaca'nın yanı sıra tank komutanı olarak Uzman Çavuş Mehmet Faik Keçeci ve er Sezer Ergin'in bindirildiğini söyledi.Tabur önünde beklerken bir astsubaya ne olduğunu sorduğunda, Genelkurmayı FETÖ'cülerin basıp Genelkurmay Başkanı'nı kaçırdıklarını söylediğini aktaran Özkan, saat 23.30 civarında tabur komutanının "Çıkıyoruz" diyerek emir verdiğini bildirdi.Yolu şaşırıp karargaha gitmişlerÖzkan, 3 No'lu nizamiye yönüne giderken ters yönden gelen ZPT ve ZMA'larla çarpışmamak için yavaşladığını, bu yüzden öndeki üç tankı kaçırdığını belirterek, nizamiyeden çıktığında sadece yol kenarında bekleyen ZPT ve ZMA'ları gördüğünü ifade etti.Diğer tankların 2 No'lu nizamiyeden çıktığını sonradan öğrendiğini iddia eden Özkan, ZPT ve ZMA'ların peşine takıldığını, onların da Genelkurmay yerine Jandarma Genel Komutanlığına gitmesine çok şaşırdığını öne sürdü.Özkan, bir helikopterin vatandaşlara ve kendilerine doğru ateş etmesi sonrası önüne geçip durdukları binanın Jandarma Genel Komutanlığı olduğunu öğrendiğini savunarak, Yarbay Ertuğrul Terzi'nin kendilerine "Buranın emniyetini alacaksınız." şeklinde emir verdiğini ileri sürdü.Kaybettikleri diğer tanklarla iletişime geçemediklerine iddia eden Özkan, karargah binasından silah sesleri geldiğini, karşılarındaki yola da iş makineleri ve kamyonlar çekildiğini gördüklerini söyledi.Bir taraftan da ağlayan er Sezer Ergin'i teselli etmeye çalıştıklarını anlatan Özkan, bu sırada Uzman Çavuş Keçeci'ye, telefonla irtibat sağladığı bölük komutanı Baykal'ın, ne yapıp edip Genelkurmaya gelmelerini emrettiğini bildirdi.Özkan, Ertuğrul Terzi'nin de sivil araçların ve vatandaşların üzerine ateş ettiğini gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: "Ertuğrul Terzi bize 'Mermimiz bitiyor. Neden ateş etmiyorsunuz' diye bağırmaya başladı. Faik Keçeci de 'Silahlarımız bozuk' diye cevap verdi. Terzi, 'Çabuk tamir edin' diye bağırmaya başladı. Aslında bozuk değildi. Ertuğrul Terzi vatandaşların üzerine ateş etmeye devam ediyordu. Türk bayraklı bir vatandaşın yere düştüğünü ben gözlerimle gördüm. Onun dışında bir vatandaşın ayağını tuttuğunu gördüm."Ailesinin ve yakınlarının aramasıyla darbe girişiminden haberdar olduğunu iddia eden Özkan, bulunduğu yere kardeşinin de geldiğini ve kendilerini bir polisle görüştürdüğünü bildirdi.Özkan, vatan haini olmadıklarını söyledikleri polisin, yanlarındaki ZPT'nin etkisiz hale getirilmesini istediğini, bunun üzerine kuleyi çevirdiklerini, ancak mermileri çok etkili olduğu ve vatandaşlar zarar görebileceği için atış yapmaktan vazgeçtiklerini kaydetti.Polisin de "Ateş etmeyin, bekleyin. Silahlarınız ve namlunuz Külliye'yi göstermesin." talimatı sonrası, silahlarını jandarma binasına doğru çevirdiklerini anlatan Özkan, bunun üzerine karargah binasından üzerilerine ateş edilmeye başladığını öne sürdü."Altınızdaki oyuncak değil, vurun, kırın, ezin"Sanık Özkan, şunları söyledi: "Jandarmadan 5-6 sivil kıyafetli, çelik başlıklı, ellerinde MP5 olan bir grup ateş ettiler. Üzerlerinde kamuflaj yoktu. Beyaz renkli bir otomobile ateş edildi. Ayrıca havaya da ateş ediyorlardı.Ertuğrul Terzi, 'Tank, tank, vatandaşın üzerine sür' diye bağırıyordu. Biz de 'Akülerimiz bozuk' dedik. Bölük komutanı Adil Baykal da Faik uzmana telefonda 'Altınızdaki oyuncak değil, vurun, kırın, ezin, Genelkurmaya gelin' diyerek telefonu kapattı."Beklemeye devam ettiklerini, hatta 155'i de aradıklarını ve bir süre daha bekledikten sonra karar verip bulundukları yerden ayrılarak kışlaya girdiklerini anlatan Özkan, kışlaya kendi iradeleriyle döndüklerini öne sürdü.Özkan, tahliye talebinde bulundu.Savunma yapan eski uzman çavuş Murat Dursun Gökkaya da tahliyesini talep etti.Duruşma, yarına ertelendi.