09 Kasım 2017, 10:52

Dha Yurt Bülteni-2

1)TARIM İŞÇİSİ ÇOCUK PAMUK YIĞINLARI ARASINDA HAVASIZLIKTAN ÖLDÜ(1)Şanlıurfa' da pamuk yığınları arasında havasız kalan 14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.

1)TARIM İŞÇİSİ ÇOCUK PAMUK YIĞINLARI ARASINDA HAVASIZLIKTAN ÖLDÜ(1)Şanlıurfa' da  pamuk yığınları arasında havasız kalan  14 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.Şanlıurfa' nın Harran İlçesi'nde Küplüce mahallesindeki pamuk tarlasında  çalışan  ilköğretim 8' nci  sınıf öğrencisi  14 yaşındaki  Beşar Güneş akşam saatlerinde dinlenmek üzere pamuk yığınları arasında uykuya daldı. Beşar bu sırada diğer işçilerin   topladıkları pamukları  farketmeyerek  üzerine atması sonucu  havasız kalarak hayatını kaybetti.GÖRÜNTÜ  TAKİP EDİLİYORGENİŞ HABER GEÇİLECEKŞANLIURFA/DHA==================================================2)DİYARBAKIR' DA ÖĞRETMENLERİ TAŞIYAN SERVİS KAZA YAPTI; 9 YARALIDiyarbakır' dan Lice ilçesine öğretmen taşıyan servis  aracı sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildiKazada ilk belirlemelere göre çoğu hafif 9 öğretmen yaralandıGÖRÜNTÜ GEÇİLECEKDİYARBAKIR/DHA===================================================3)KEŞAN'DA SİS ETKİLİ OLDUEDİRNE'nin Keşan İlçesi'nde sabah saatlerinde etkili olan sis, hayatı olumsuz etkiledi.Keşan ilçe merkezi ve çevresinde, sabah saatlerinde etkisini arttıran sis nedeniyle alçak yerlerde görüş mesafesi 20 metreye düştü. Sis nedeniyle trafikte olan sürücülerde zor anlar yaşadı. Görüş mesafesi şehrin yüksek kesimlerinde 50, alçak kesimlerinde ise 20 metreye kadar düştü. Yoğun sis nedeniyle olası kazalara karşın Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Bölge Trafik ve Denetleme İstasyon Amirliği ekipleri denetimlerini sıklaştırdı. Yetkililer, sürücüleri trafikte dikkatli olmaları konusunda uyardı.Görüntü Dökümü-------------------------Sis ve sokaklar-Sokak ve caddelerde yürüyenler-Siste akan trafik-Genel dış gör.-DetaylarHaber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-(SÜRE: 02.58 - BOYUT: 95 MB)================================================4)BALIKESİR UÇUCU YAĞLARDAN KAZANACAKBALIKESİR Çiftçi Eğitim Merkezi (BAÇEM), genel olarak yurtdışından ithal edilen tıbbi ve aromatik bitki yağlarının üretimi konusunda çalışma yapıyor. Projeyle yağlarda yüksek kalite ve tür ayrımı da yapılırken, il ekonomisine katkıda bulunulması hedefleniyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde Burhaniye İlçesi'nde kurulan BAÇEM'de, tıbbi ve aromatik bitki yağları çıkarılmaya başlandı. Bitki yağlarının önemli bir ekonomik değere sahip olduğunu belirten BAÇEM Şube Müdürü Nazım Tanrıkulu, bu yağların genel olarak yurtdışından ithal edildiğini söyledi. Tanrıkulu, "Ülkede satışı yapılan, Türkiye'de yetişmesine rağmen yurtdışından ithalatla aldığımız nane gibi çok belli başlı yağları üretmeye başladık. Bunlarla ilgili kalite çalışmalarını yapacağız. İlgili mevzuatlar şuan yok ama dünya standartlarına uygun uçucu yağ üretimini yapmayı ve bölgede de uçucu yağ konusunda Balıkesir'i markalaştırmayı ve Balıkesir ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyoruz" dedi. Bitkilerden elde edilen yağların çıkarılması hakkında detaylı bilgi veren Tanrıkulu, şunları söyledi: "Su buharı distilasyon yöntemini kullanıyoruz. Aromatik bitkilerdeki uçucu yağları bu sistemle alabiliyoruz. Biz bu sistemle kekik, melisa, lavanta, nane, adaçayı gibi aromatik bitkilerin yağlarını elde etmeye başladık. İşlemler sırasında kekiğin çay ve baharat olarak kullandığımız kaliteli kısmını ayırdık. Kalan kısmından ayırdığımız diğer kısımlarından bu yağları elde ediyoruz. Kalan bu kısımda distilasyon işlemi yapılıyor. Ana distilasyon kısmının içine bitkiyi koyuyoruz. Belli bir ısıdaki su buharlaşıyor ve bitkilerin arasından geçip uçucu yağları alıyor ve soğutucu ünitesine geçiyor. Yoğunlaşan buhar burada kekik suyu ve yağı olarak ayrılıyor. Bitkilerin yağı genel olarak bu şekilde çıkarılıyor. Çıkarılan her yağ aynı değildir. Burada yağı çıkarılacak olan bitkinin yetiştirilmesinden, yetiştiği ortamın havasına, toplanmasına kadar büyük önem taşımaktadır. Buradan çıkan posayı da toprak sahamızda kullanıyoruz. Burada yaptığımız işlemlerde hiçbir şekilde atık kalmıyor" dedi. EDREMİT Görüntü Dökümü-----------------------Tanrıkulu'nun distilasyon işlemini üretim tesisi üzerinde baştan sona anlatması - Kekik detaylar Genel ve Detay görüntü(Haber- Kamera: Fatih Emrah ERDOĞAN / BURHANİYE (Balıkesir), =================================================5)NAKİL YAPILAMAZ' DENİLEN MELİS, BABASININ BÖBREĞİYLE YENİDEN DOĞDUANTALYA'da, sistinozis hastalığına bağlı böbreklerini kaybeden, kalp yetmezliği başlayan 11 yaşındaki Melis Gümüş'e, babası Bilal Gümüş'ün böbreği nakledildi. Ameliyattan önce su içemeyen, boy ve kilosu gelişmeyen Melis, artık akranları gibi yürüyebilmenin, istediği kadar su içebilmenin keyfini yaşıyor.Ankara'da oturan 41 yaşındaki Hanife Gümüş ile 43 yaşındaki Bilal Gümüş'ün ikinci çocukları Melis, 6 aylıkken bir tür genetik hastalık olan sistinozis tanısı aldı. Tedavisine başlanan küçük kızda, 5 yaşına geldiğinde hastalığına bağlı böbrek yetmezliği gelişti. Diyalize girmeye başlayan Melis'in sağlık durumu giderek ağırlaşmaya başladı. Hastalığına bağlı kalbinde de sorunlar yaşayan Melis için tek çözümün böbrek nakli olduğunu söyleyen doktorlar, ancak bunun riskli olacağını, küçük kızın zayıflayan kalbinin bunu kaldıramayacağını söyledi.Antalya'da özel bir hastanenin Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof.Dr. Alper Demirbaş'a ulaşan Gümüş ailesi, olumlu yanıt alınca Antalya'ya geldi. Prof.Dr. Demirbaş ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatla Melis'e, babası Bilal Gümüş'ün bir böbreği nakledildi. Ameliyattan sonra artık kendini iyi hissettiğini söyleyen Melis, böbrek nakli bekleyen yaşıtlarının da bir an önce sağlıklarına kavuşmasını istedi. Ameliyat öncesi su içemeyen Melis, artık doyasıya içtiğini belirtti.'İKİ ADIM ATAMIYORDU'Hanife Gümüş, kızının doğduktan 6 ay sonra sistinozis tanısı aldığını belirterek, "Melis uzun süre sistinozis tedavisi gördü. 5 yaşına geldiğinde ise hastalığından dolayı böbrekleri etkilenince periton diyalize başlandı. 6 yıl periton diyalizden sonra artık diyalizin yetersiz olduğunu öğrendik. Hemodiyalize ise damarları elverişli değildi. Ankara'daki hocalarımız Melis'te kalp yetmezliği de başladığı için böbrek çıkmasına rağmen 'Nakil yapamayız. Masada kalma ihtimali çok yüksek' dediler" diye konuştu. Kızının iki adım attığında yorulduğunu, yürüyemediğini söyleyen Gümüş, "Su içemiyordu. Bazen yalvarıyordu 'Anne bir yudum fazla su içeyim' diye ama veremiyordum, çünkü şişiyordu" dedi.'İNŞALLAH KIZIM UZUN ÖMÜRLÜ OLUR'Umutlarını hiç kaybetmediklerini anlatan Hanife Gümüş, "Sonra Alper hocama ulaştım. Sağ olsun Alper hocam bizi kabul etti. Başarılı bir ameliyat yaptı. Eşim böbreğini verdi. Şu anda Melis'in sağlığı iyi. Kalbi de toparladı. Şimdi su içebiliyor, idrarını yapabiliyor. Çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Kızına böbreğinin birini veren Bilal Gümüş ise Melis'in sağlığına kavuşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Bilal Gümüş, "İnşallah kızım rahata, sağlığına kavuşur. İnşallah uzun ömürlü olur" dedi.'BİZE GELDİĞİNDE YÜRÜYEMİYORDU'Prof.Dr. Alper Demirbaş, Melis'in kendilerine geldiğinde tekerlekli sandalyede olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Melis'e karından diyaliz dediğimiz periton diyaliz uygulanmış yıllarca. Periton diyaliz, karın zarının geçirgenliğinden yararlanarak vücuttan zehirli maddelerin atılması temelinde bir tedavi. Fakat zamanla karın zarı geçirgenliğini kaybetmeye başladığı için vücuttan bu zehirli maddeler temizlenemez. Melis bize geldiğinde sanki hiç diyalize girmemiş gibi kan değerleri vardı. Vücuttan atılması gereken zehirli maddelerle dolu bir ortamın içinde Melis yaşamaya çalışıyordu. Tabii diğer bütün organlarını da etkilemişti. Yürüyemiyordu. Çok az su içse bile, kalbi yeterince kan pompalayamadığı için o zehirli maddeler nedeniyle vücut şişiyordu. Hemodiyalize de alınmamış. Bir böbrek bağışlanmış ama kalbin kaldıramayacağı düşünülerek nakil yapılmamıştı."'AMELİYATIN YÜKSEK RİSKLİ OLDUĞUNU BİLİYORDUK'Melis'in bu şekilde yaşamaya devam edemeyeceğini, artık son aşamalara geldiğini, kalbinin hemen hemen hiç kasılmadığını yaptıkları tetkikler sonunda gördüklerini kaydeden Prof.Dr. Demirbaş, "Bu ameliyatın yüksek riskli olduğunu biliyorduk. Anne ve babasına tüm riskleri anlattık. Ancak şöyle bir şey var ki biz başladığımızdan bu yana 6 bine yakın böbrek nakli ameliyatı yaptık. Böbrek nakli ameliyatları sonunda kalp fonksiyonlarının da tamamen düzeldiğini gördük. Bu tür hastaları nadir de olsa görüyoruz. Bu tür ameliyatları daha önce de yaptık ve uluslararası platformlarda paylaştık" diye konuştu. Ameliyatın başarılı geçtiğini aktaran Prof.Dr. Demirbaş, şunları söyledi: "Böbreği nakleder etmez böbrek idrar çıkarmaya başladı. Ekiple birlikte bir rahatlama hissettik, çünkü idrar çıkarmaya başladığı anda artık vücudunun çok süratli şekilde toplanabileceğini biliyorduk. Daha sonra Melis'in böbreği çalıştı. Kandan temizlenmesi gereken toksin maddeler temizlenmeye başladı. ve bunun sonucunda diğer organları da düzelmeye başladı."Küçük kızın neredeyse pompa fonksiyonu hiç görmeyen kalbinin artık normale çok yakın şekilde kasılma görevini yerine getirdiğini vurgulayan Prof.Dr. Demirbaş, "Şu anda böbrek fonksiyonları tamamen normal sınırda. Artık su içebiliyor. Dondurma yemek istiyordu. Bugün ona da izin verdik" ifadelerini kullandı.'ORGAN NAKLİ MUCİZEDİR'"Organ nakli mucizedir" diyen Prof.Dr. Alper Demirbaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii mucizeyi insan eliyle yaratmak mümkün değil ama yeterince tecrübeniz varsa, organ nakli ile insanları ölümün kıyısından alıp yaşama dahil edebilirsiniz. Bunu defalarca gördüm, defalarca yaşadım" dedi. Melis'i babasının böbreğinin hayata tutundurduğunu belirten Prof. Dr. Demirbaş, "Biz de vesile olduk. Çok büyük mutluluk bu. Binlerce insan organ nakli bekliyor. Elbette herkesi organ bağışında bulunmaya davet ediyorum ama onun ötesinde başka bir şeye daha davet ediyorum. Ailesinde böbrek, karaciğer hastası olan insanlar yapacakları bağışla onları kurtarabilir. Bakın örnek burada. Melis benim gözümde bir mucizedir. Allah uzun ömürler versin. Melis benim artık kızım değil, torunum" dedi.SİSTİNOZİS NEDİR?Sistinozis, sistin adlı amino asidin çeşitli organlarda (böbrek, göz, kas, pankreas ve beyin) anormal birikimi ile karakterize olan genetik geçişli metabolik bir hastalık. Bebeklerde ilk 6 aydan sonra bulgu vermeye başlar. 6-18 aylarda aşırı susama ve idrar yapma, gelişme geriliği, raşitizm ve dehidratasyon (vücuttan aşırı su kaybı) atakları ile ortaya çıkar. Hastalığın tanısı 1.5 yaşındaki bebeklerin göz muayenesinde, korneada biriken sistin kristalleri ile mümkündür. İlk belirtileri 6'ncı ayda başlayan hastalıkta farklı organlar farklı yaşlarda etkilenir.Görüntü Dökümü-------------------Melis ve Gümüs ailesinden detayRöp1: Hanife Gümüş Röp2: Bilal GümüşRöp3: Prof.Dr. Alper Demirbaş'Melis Gümüş'ten detayHanife ve Bilal Gümüş detayAile ve Prof. Dr. Demirbaş'tan detayHaber: Selma KUNAR- Kamera: Alparslan ÇINAR/ANTALYA, =====================================================6)ÇOMÜ, "YEŞİL KAMPUS" PROJESİ İLE KENDİ ELEKTRİĞİNİ ÜRETECEKÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) tarafından Kalkınma Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen "Yeşil Kampus" projesiyle Terzioğlu Yerleşkesi içine kurulacak 3 rüzgar türbininden 3 megawatt gücündeki elektrik üretilecek. ÇOMÜ'nün yılda 5 milyon TL'lik elektrik gideri ise "Yeşil Kampus" projesi ile ortadan kalkacak.Rüzgarıyla bilinen Çanakkale'de, ÇOMÜ'nün Terzioğlu Yerleşkesi içinde belirlenen 3 noktaya 1'er megawatt gücünde, 3 rüzgar türbini kurulacak. Rüzgar türbinlerinden elde edilecek 3 megawatt gücünde elektrik ile ÇOMÜ kendi elektriğini üreten niversite olacak. Üniversitenin her yıl ortalama 5 milyon TL'lik bir elektrik gideri de ortadan kalkarak, dev bir tasarruf sağlanacak.PROJE KALKINMA BAKANLIĞI TARAFINDAN KABUL EDİLDİKalkınma Bakanlığı tarafından kabul edilen proje, 2017 yılı yatırım programı içine alındı. Terzioğlu Yerleşkesi içine kurulması planlanan birinci rüzgar türbinün ardından 2 yıl içinde kurulması planlanan ikinci ve üçüncü türbin ile üniversitenin elektrik ihtiyacının karşılanması hedefleniyor. Yaklaşık 13 milyon liraya mal olacak sistem 3 ila 4 yıl arasında kendisini amorti edeceği bildirildi."12-13 MİLYON LİRALIK BİR YATIRIM"ÇOMÜ Rektörü Prof Dr. Yücel Acer, Türkiye'nin enerji anlamında dışa bağımlılıktan kurtulmaya çalıştığını söyledi. Bu anlamda yapılan ciddi çalışmalar olduğunu ve bunların kamuoyuna yansıdığını belirten Rektör Prof. Dr. Yücel Acer, "Fakat burada biz üniversitelere de ciddi görev düştüğünü düşünüyoruz. Bu anlamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak elektrik enerjisi ihtiyacımızı rüzgardan temin etmek için bir proje hazırlamıştık. Bu projesinin esası şu şekilde, büyük bir üniversite olarak, Merkez kampusünün dışında başka kampusleri de olan, toplamda 13 yerleşkede eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma yapan, 50 binden fazla öğrencisi olan bir kurum olarak Çanakkale'nin potansiyelini kullanalım istedik. Biliyorsunuz, Çanakkale'nin bir rüzgar potansiyeli var. Burada ciddi anlamda yatırım yapmış firmalar var. Ama bir kamu kurumu olarak bizim elektrik enerjisi ihtiyacımızı rüzgardan karşılamaya yönelik bir projeydi. Bunun teknik detaylarla baktığımızda, bir kere üniversitemizin yılda 5 milyon TL'ye yakın elektrik harcaması var. Bu nerdeyse 10 milyon kilowaat saate yakın bir harcama demektir. Bunun tamamını şu aşamada devlet bütçesinden karşılıyoruz. Ama bu rüzgardan elde edilirse şayet, toplamda yapılacak olan 12-13 milyon TL'lik bir yatırımla, 3-4 yıl içerisinde bu yatırım amorti edilecek. ve ondan sonra artık üniversitenin elektrik enerjisi ihtiyacı yenilenebilir enerjiden ve bir açıdan da bedava temin edilmiş olacak. Bu nedenle önemli bir proje" dedi."İLK ÜNİVERSİTE OLACAK"Kalkınma Bakanlığı'ndan bu proje için ödenek istediklerini kaydeden Rektör Prof. Dr. Acer, "Bakanlık bu projeyi onayladı ve yatırım bütçesine dahil etti. Bu anlamda bir üniversitenin elektrik enerjisi ihtiyacını rüzgardan karşılamasına yönelik ilk proje olmuş oldu. ve böylelikle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi elektrik enerjisinin ihtiyacını rüzgardan, yani yenilenebilir enerjiden temin eden ilk üniversite olacak. Tabii başka üniversitelerden başka tür çalışmalar yapanlar oldu. Ama devletin verdiği destekle bir üniversitenin elektrik enerjisi ihtiyacını rüzgardan karşılamasına yönelik Türkiye'de ilk proje olmuş oldu. Biz bunun bundan sonra üniversiteler anlamında yaygınlaşacağını düşünüyoruz. ve bu projeyle Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılıktan kurtulması sürecinde üniversitelerin ciddi bir katkısı olacağını düşünüyoruz" dedi."ENERJİSİ İHTİYACININ TAMAMINI RÜZGARDAN KARŞILAYACAK HALE GETİRECEĞİZ"Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bağlamında düşünüldüğünde aslında 3 megawatt'lık bir rüzgar türbininin üniversitenin elektrik ihtiyacını karşıladığını kaydeden Rektör Acer, "Bizde 1'er megawatt'tan düşünürsek, 3 rüzgar gülünün, 3 türbinin kurulması anlamına geliyor. Ana yerleşkemiz içine kurulacak bir santral olacak. Şuanda içinde bulunduğumuz yerleşkede uygun bulunan noktalar belirlenmiş durumda. O anlamda da süreçler tamamlanmış durumda. Bizim amacımız bu sene birinci türbininü yerleştirip, ikinci ve üçüncü türbini de önümüzdeki 2 yıl içerisinde kurup, üniversitenin elektrik enerjisi ihtiyacının tamamını rüzgardan karşılayacak hale getireceğiz. Yerleşkemiz içerisine toplamda 3 megawatt, dolayısıyla 3 rüzgar türbini  kurulmuş olacak" diye konuştu.Bu yatırımın adının "Yeşil Kampus" projesi olduğunu da ifade eden Acer, "Yani elektrik enerjisi ihtiyacının yenilenebilir, çevreye zarar vermeyen temiz enerjiden temin etme projesi" dedi.Görüntü Dökümü------------------------ÇOMÜ'nün havadan drone ile çekilmiş görüntüleri-ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer ile röp.(Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ / ÇANAKKALE, ======================================================7)RAKİP TARAFTARA ATTIĞI PLASTİK BARDAK, KONYA'YA HAPSETTİKONYA'da Bölgesel Amatör Lig'de mücadele eden Sarayönüspor'un taraftarı Eyüp Çetin, 2016 yılı Şubat ayında Karaman Belediyespor ile oynanan maçta çıkan olaylar sırasında, rakip taraftar tribününe içinde su bulunan plastik bardağı fırlattı. Hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatılan Çetin'e müsabakalardan men cezası verildi. Çetin, o tarihten itibaren her hafta maçın olduğu günlerde maç öncesi ve sonrası polis merkezine gidip imza atmaya başladı. 20 aydır bu uygulamanın devam etiğini belirten Çetin,  maçın olduğu günlerde imza atmak zorunda olduğundan Sarayönü İlçesi dışına çıkamadığını kaydetti.Konya'nın Sarayönü İlçesi'nde oturan ve bir hastanede taşeron işçi olarak çalışan 45 yaşındaki Eyüp Çetin, geçtiğimiz yılın Şubat ayında Türkiye Bölgesel Amatör Lig'de mücadele eden Sarayönüspor ie Karaman Belediyespor arasında oynanan maçı izlemek için ilçedeki stadyuma gitti. Oldukça çekişmeli geçen maç sırasında rakip takımın taraftarı ile Sarayönüspor taraftarı arasında gerginlik yaşandı. İddiaya göre rakip takımın taraftarı,  koltukları kırarak protokol tribününün bulunduğu bölüme attı. Bu sırada tribünde bulunan ilçe belediye başkanının yüzüne isabet eden koltuk parçası burnunun kanamasına neden oldu. Tribünde bulunan Eyüp Çetin, elindeki bir bardak suyu rakip taraftarın bulunduğu tribüne fırlattı.MÜSABAKADAN MEN CEZASI Polisin müdahalesiyle  olaylar yatıştırılırken,  Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında taraftarın bir kısmı müsabakalardan men cezası aldı. Men cezası alanlardan biri de Eyüp Çetin oldu. Çetin aldığı ceza nedeniyle her hafta Sarayönüspor'un deplasmanda dahi olsa maçının olduğu  gün, maç öncesi ve sonra polis merkezine gidip imza atmaya başladı. ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ KISITLANIYORCumhuriyet Savcılığı soruşturmasının devam ettiğini ve herhangi bir davanın daha açılmadığını belirten Çetin,  20 aydır uygulanmaya devam eden cezanın hayatını kararttığını söyledi. Hafta sonu maç olduğu günler Sarayönü İlçesi'nden dışarıya çıkamadığını belirten Çetin, "20 aydır bu şekilde devam ediyor. Hayatım tamamen alt üst oldu. Maça gitmesem bile hafta sonları ilçe dışına çıkamıyorum. Umreye gitmek istiyorum ve bu cezadan dolayı gidemiyorum. Bir su yüzünden özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Holigan da değilim ve böyle bir yapım da yok. Maç olduğu gün belediye başkanımızı yaraladıkları için bir bardak su attım. Cezamın bu olmaması gerek." dedi.KIZIMI GÖRMEYE GİDEMİYORUMKızının Uşak'ta üniversitede okuduğunu ve hafta sonralı onu ziyaret etmek istediğini de belirten Çetin, "En çok zoruma giden mağduriyetlerden bir tanesi de kızımı görememek.  Uşak'ta üniversitede okuyor. Hafta sonu ziyarete gitmek istiyorum. Ama ona bile gidemiyorum. Kızım da bu duruma çok üzülüyor. 'Herkesin ailesi geliyor benim ailem gelmiyor' diye telefonda serzenişte bulunuyor. Ama yapacak bir şey yok. Halen sonuç bekliyoruz." dedi.HALK DALGA GEÇMEYE BAŞLADIKendisi ile birlikte 7 kişiye daha aynı cezanın uygulanmaya devam ettiğini vurgulayan Çetin, "Burası küçük bir yer. Halk arasında bana 'halen bir su yüzünden imza atmaya mı gidiyorsun' diye dalga geçiyorlar." diye konuştu.DOSYA BEKLİYORMUŞMağduriyetinin giderilmesi için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine de müracaatta bulunduğunu anlatan Çetin şunları söyledi: "Kanunlara ve anayasaya karşı bir saygımız var. Ama geciken adalet de bence adalet değil. Bana yapılan haksız cezayı yaklaşık 15 gün önce Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine de ilettim. Bana oradan dosyanın halen Sarayönü Başsavcılığı'nda incelemede olduğu bilgisi geldi. Ben zaten incelemede olduğunu biliyorum. Ama 20 aydır nasıl bir inceleme yapıyorlar anlamış değilim. Mağduriyetim gün geçtikçe fazlalaşıyor. Özgürlüğümüz kısıtlanıyor. İlçe dışına çıkamıyorum. Holigan değilim ve suç işlediğimi de düşünmüyorum. Atılan bir bardak suya bu kadar ceza verileceğini düşünmüyordum. Kurşun atanlar bile 1-2 ayda serbest kalıyor. Ben bir su attım ve 20 aydır maçların olduğu her hafta sonu emniyete imza atmaya gidiyorum. Ucu gözükmeyen bir ceza ve bunun ne kadar daha devam edeceği belli değil. Biz sadece biran önce mağduriyetimin giderilmesini istiyorum." (Görüntü Dökümü -------------------------Eyüp Çetin Röp.Eyüp Çetin'i statta tribünde ve stattaki görüntüsüHaber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))=================================8)BATMAN'LI KADINLARIN 'TANDIR EKONOMİSİ'BATMAN'ın Belde Mahallesi'nde yaşayan 5 kadın, evlerinin yanına yaptıkları 4 tandır fırınında, günde 750 tandır ekmeği üreterek, yeni bir ekonomi yarattı. Ürettikleri ekmekleri 2 veya 2.5 liraya satarak aile ekonomisine katkıda bulunan kadınlar, çocuklarının geleceği için çalıştıklarını söyledi. Yaptıkları işin bir hayli zor olduğunu söyleyen tandır ekmeği üreticisi Tasiha Aydın, "Tandırı kız kardeşlerimizle açtık. Çocuklarımızın geleceği için bu işe giriştik. İşimiz çok yorucu. Ama helalinden para kazanmak için iyi bir iş. Sabah saat 05.00'da itibaren hamur açarak işe başlıyoruz"dedi. Batman'ın Belde Mahallesi'nde yaşayan 5 kadın, evlerinin yakınındaki bir alanda 4 tandır kurarak yeni bir iş alanı yarattı. Kurdukları tandır fırınında günde 750 ekmek üreten kadınlar, ürettikleri ekmekleri bulundukları yerde 2 veya 2.5 liraya satıyor. Günde 750 ekmek üreten kadınlar, bir taraftan evlerinin ekmek ihtiyaçlarını karşılayıp aile bütçelerine katkı yaparken diğer yandan Batman'ın ünlü tandır ekmeğini vatandaşların sofrasına sunmaya başladı. 5 kadının başlattığı tandır ekmeği üretimi Batman'da diğer kadınların da ilgisini çekmeyi başarırken, sofralarında sıcak tandır ekmeği görmek isteyen vatandaşlar da tandır ekmeği almak için Belde Mahallesi'ne akın etmeye başladı.Yaptıkları işin bir hayli zor olduğunu söyleyen tandır ekmeği üreticisi Tasiha Aydın, "Tandırı kız kardeşlerimizle açtık. Çocuklarımızın geleceği için bu işe giriştik. İşimiz çok yorucu. Ama helalinden para kazanmak için iyi bir iş. Sabah saat 05.00'da itibaren hamur açarak işe başlıyoruz"dedi. Her gün ekmeğini tandır fırınından aldığını söyleyen müşterilerden Sait Altun ise "Günlük ekmeğimizi buradan karşılıyoruz.Çalışanlar güzel tandır ekmeği çıkararak bize hizmet ediyor. Ekmek çeşitleri fazladır. Normal undan yaptıkları ekmek var, kepeği alınmamış undan yaptıkları ekmek var. Çörek, yağlı ekmek yapılıyor. Tadı güzel tandır ekmeğini üretiyorlar. Evim biraz uzak olmasına rağmen gelip burada ekmeği alıyorum ve memnunum"dedi.Görüntü Dökümü---------------------Tandır ekmeğinden görüntüTandırdan görüntüEkmek çıkarılırkenEkmek yapan Tasiha Aydın ile röportajMüşteri Sait Altun ile röportajGenel ve detay görüntülerHaber-Kamera: Reşat YİĞİZ/BATMAN, - =====================================================9)FETÖ/PDY OPERASYONUNDA: 28 ASKERE TUTUKLANDIKONYA merkezli 31 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY)  yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 61 askerden 28'i çıkarıldığı mahkemece tutuklandı, 33 asker de adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından darbe girişimi ardından FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince örgütün 'Mahrem imamı' olduğu iddiasıyla  daha önce gözaltına alınan şüphelilerden bazıları, 'Etkin Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmak için itirafçı  oldu. İtirafçı mahrem imamların örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri yapılanmasına yönelik 700 muvazzaf askerin ismini verdi. Bunun üzerine ilk olarak 70 asker hakkında yakalama kararı verildi ve bu kapsamda geçen 10 Ekim günü 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan  68 muvazzaf askerden 36'sı tutuklandı, 32'si de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp itirafçı olmaları üzerine adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. İKİNCİ OPERASYONDA 28 TUTUKLAMA İlk operasyonun ardından 46 subay, 20 astsubay, 4 uzman erbaş olmak üzere 70 asker hakkında daha 'FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak, örgüt adına eylem ve faaliyette bulunmak, örgüt adına hizmet yüklenmek ve kadrolaşmak'  suçlarından yakalama kararı verildi. Konya merkezli 31 ilde geçen 26 Ekim günü eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon 61 şüpheli gözaltına alındı. 9 şüpheliyi yakalama çalışmaları ise sürüyor.Yapılan sorgulamanın ardından adliyeye sevk edilen 61 askerden 33'ü 'Etkin Pişmanlık' yasasından yararlanıp itirafçı olup, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı, 28 askerde tutuklandı. Görüntü Dökümü-----------------Şüphelilerin adliyeden çıkartılması Genel ve detay(Haber- Kamera: Tolga YANIK- Hasan DÖNMEZ KONYA DHA)===========================================