09 Kasım 2018, 17:46

İstanbul Güvenlik Konferansı

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Aybar, Afrika'daki kaynaklar için farklı dünya güçlerinin arasında çok büyük rekabet olduğunu belirterek, "Eskiden Avrupa ve Kuzey Amerika, Afrika ticaretine sahipti.

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Aybar, Afrika'daki kaynaklar için farklı dünya güçlerinin arasında çok büyük rekabet olduğunu belirterek, "Eskiden Avrupa ve Kuzey Amerika, Afrika ticaretine sahipti. Şimdi bu durum değişiyor. Çin artık dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve Afrika'nın en büyük ticaret ortağı. Çin, Hindistan ve Türkiye gibi yeni güçlerin kıtaya girmesi kaynaklara bağımlılığı beraberinde getiriyor." dedi.Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından "Geleceğin Güvenliği" ana temasıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen İstanbul Güvenlik Konferansı'nın "Küresel 'Militarizasyon': Afrika'da Güvenlik ve Terörizm" başlıklı oturumunda konuşan Aybar, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere, Almanya ve Fransa arasındaki askeri rekabet döneminde yeni ham maddelere açılma savaşı ve yeni pazarlar arayışının başladığını söyledi.Amerika iç savaşının sonunda Belçika kralının gözünü Afrika'ya diktiğini belirten Aybar, "Sömürgecilik 100 yıl kadar sürdü ve kıta üzerinde çok büyük etkileri oldu. Afrika'daki ekonomilerin yapısı endüstriyelleşen Avrupa'nın ihtiyaçlarına göre şekillenmeye başladı. Afrika temel olarak ham madde üretmeye başladı. Bu Avrupa'nın refahına hizmet ediyordu." diye konuştu.Artık Afrika'nın hızlı bir şekilde değiştiğine ve dünyadaki diğer güçlerle yeni ilişkiler kurduğuna dikkati çeken Aybar, kıtanın bir bütün olarak Çin ve Hindistan için stratejik ortak haline geldiğini vurguladı."Afrika'da ekonominin yağmalanması bugün de söz konusu"Prof. Dr. Aybar, Afrika'nın ekonomik olarak yoksul bir ülke olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Dünya rezervlerinde oksitin yüzde 42'sine, altının yüzde 42'sine, plantinyumun yüzde 73'üne, elmasların yüzde 88'ine ve petrol kaynaklarının yüzde 10'una sahip. Diğer yandan yüzde 40'tan fazla Afrikalı günde 1,90 doların altında yaşıyor. Bu da yoksulluk sınırında. Afrika'daki yoksulluk sömürgeci güçler tarafından ham maddelerin çok ucuza alınmasına sebep oluyor. Sömürge sonrası dönemde de bu çok fazla değişmedi. Ekonominin yağmalanması bugün de söz konusu."Afrika'nın büyümesiyle yoksulluk sınırında yaşayan insan sayısının da arttığına işaret eden Aybar, bunun Afrika'nın ihracatının yüzde 70'inin hala işlenememiş olmasından kaynaklandığını, bu yüzden yerel ekonomik bağlantılar gerçekleştirilemediği için kaynaklarının çoğunun yabancı şirketler tarafından kullanıldığını ve karların başka ülkelere aktarıldığını anlattı.Bu ticaret örüntüsünün yoksullaşmayı artırdığının altını çizen Aybar, "Bugün Afrika kaynakları için farklı dünya güçleri arasında çok büyük rekabet var. Eskiden Avrupa ve Kuzey Amerika, Afrika ticaretine sahipti. Şimdi bu durum değişiyor. Çin artık dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve Afrika'nın en büyük ticaret ortağı. Çin, Hindistan ve Türkiye gibi yeni güçlerin kıtaya girmesi kaynaklara bağımlılığı beraberinde getiriyor. Bu yeni oluşum yeni yapılarla geliyor. Bu şirketlerin mülkiyeti yerel elitle yeni ittifaklar gerektiriyor." değerlendirmesini yaptı.Güvenlik inşasında Türkiye merkezli rekabetçi perspektifler hedefleniyorKonferansta, Katar Stratejik Araştırmalar Merkezi (QSSC) iş birliğinde "Körfez'de Güvenliğin Geleceği" başlıklı Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu ile "Afrika'da Güvenliğin Geleceği ve Türkiye" başlıklı Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu da eş zamanlı olarak yapıldı.Güvenlik inşasında Türkiye merkezli rekabetçi yeni perspektifler sağlamayı hedefleyen konferansta, "Geleceğin Güvenliğinde Endüstri 4.0", "Geleceğin Güvenliğinde Yapay Zeka, Robotik ve İnsansı Robotlar", "Geleceğin Balistik, Konvansiyonel Savunma ve Uzay Sanayi", "Geleceğin Güvenlik Örgütlenmesi ve NATO", "Geleceğin Güvenlik Örgütlenmesi ve Yeni Ordular", Geleceğin İstihbarat Yönetimi Veri Ekolojisi, Ağ Güvenliği ve Siber Tehditler, Siber Ordu Yarışları, Dijital Ekonomi ve Geleceğin Güvenliği", "Gelecekte Sınır Problemleri Yönetimi", "Güvenlikte Gelecek İkilemi", "Güvenlikleştirilen Gelecek", "Yeni Medya, Veri Ekosistemi ve Güvenlik", "Geleceğin Akıllı Şehirleri ve Güvenlik Yönetişimi" ve "Geleceğin Yumuşak Güç Bileşenleri" gibi konu başlıkları alanında uzman akademisyenler tarafından ele alındı.Konferans, kapanış oturumunun ardından sona erecek.