08 Kasım 2017, 15:44

Şehircilik Şurası Genel Kurulu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil, bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil, bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor. Bu sebeple günümüz şehirleri insana huzur vermiyor." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şehircilik Şurası Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Hacı Bayram-ı Veli'nin "Nagehan ol şehre vardım, onu yapılır gördüm. Ben dahi bile yapıldım, taş ve toprak arasında." şeklindeki sözlerini aktararak, "Bu kadar bu imar önem arz ediyor. Evet, insan inşa ettiği şehirlerde kendini de ortaya koyar, kendini de gösterir. Şehirler bu açıdan kurucularının, sakinlerinin üzerinde daha önce yaşayanların adeta aynası gibidir." diye konuştu."Hayata nasıl bakıyorsak, dünyayı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sebeple ecdadımız çok güzel bir ifadeyle 'Şerefül mekan bil mekin.' yani 'Bir şehri aziz kılan o şehrin sakinleridir, yaşayanlarıdır.' derlerdi. Tasavvurumuz nasılsa inşa ettiğimiz şehirlerin mimarisi de öyledir. Yahya Kemal'in tespitleriyle ifade edecek olursak, 'Ecdat bir yere yerleşeceği zaman önce mescidini yapar, onun yanına hamamını kondurur, yakınında da mezarlığını seçerdi. Solmadığı ve yekpare olduğu için tevhidin temsilcisi olarak gördüğü selvilerini diker, sonra bunların etrafına evlerini inşa ederdi ve böylece toprak imana gelirdi.' diyor.Şimdi dikkat edin. Yeşillik arıyorsanız nerede bulursunuz? Mezarlıkların olduğu yerde bulursunuz, bunun dışında maalesef... Bu tür sıkıntıları yaşıyoruz. 'Selvi, endamlı selvi' nerede? Mezarlıklarda. İstanbul'da selviyi bulacaksan Karacaahmet Mezarlığında bulursun, onun dışında bulamazsınız. Bu hale geldik. Bizim kültürümüzde işte şehirler böyle kurulurdu. Şehirlerin sultanı olan ve bir semtini sevmenin dahi ömre bedel olduğu İstanbul da böyle bir şehirdir. Şehirlerin anası Kahire de böyle bir şehirdi. Buhara, Semerkant, Tebriz, Kudüs, Medine, Bağdat, Şam, Kurtuba... Hülasaten medeniyetimizin tüm şehirleri, insanı, fıtratı aşkın olanı merkeze alan mekanları ifade ediyordu." Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, bu tasavvuru, "Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı." diyerek tanımladığını anlatan Erdoğan, "Şehir kurmak için işte böyle bir vecd, böyle bir gönül bağı gerekir. İnsanın varoluş gayesini unutarak dünya üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmayı hedefleyen mevcut paradigma önce böyle bir inceliğe saldırdı. Şimdi önümde cami, mescit onun önünde de dikkat edin kuşların evi var. Acaba şu anda artık bu kuşlara ev yapmayı düşünen var mı? Böyle bir anlayış kaldı mı? Bu hassasiyet çok önemli ve o kuşlar nereye barınacağını, nerede yiyeceğini, nerede içeceğini gayet iyi biliyordu. Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil, bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor. Bu sebeple günümüz şehirleri insana huzur vermiyor." diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Az önce güzel kızımız ifade etti, 'Beton, beton, beton'. Orada ruh yok, orada huzur yok. Bu huzuru yeniden bulmak için biz yöneticiler başta olmak üzere, tüm belediyelere çok ciddi işler düşüyor." dedi.Salonda mimar ve mühendislerle beraber onların mimarı olan hocaların da bulunduğunu aktaran Erdoğan, "İnşallah atılacak adımlarda, hazırlanacak projelerde ve bu projelerin içine sığdırılacağı planlarda bunlar ihmal edilmezse inanıyorum ki şehirlerimiz çok daha farklı, çok daha güzel olacaktır. İnsan bizzat kendi elinin ürünü olan şehirlerde dünyasını karartan bir ruh haliyle oradan oraya savrulup duruyor. Onca ihtişama, onca şatafata rağmen dünyadaki metropollerin insanı ürkütmesinin, mutsuz etmesinin, adeta bir değirmen gibi öğütmesinin sebebi budur." ifadelerini kullandı."Manhattan'da ruh yok"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı sohbetlerde "Amerika'nın Manhattan'ı var." denildiğini anımsatarak, şu değerlendirmeyi yaptı: "Tamam da Manhattan'ın nesi var? Ruh yok, ruh. O Manhattan'da ruh yok. Girdiğiniz zaman, yazın o aydınlık günlerinde bile oraya girdiğinizde bir karanlık dünyaya girersiniz, aydınlık yok. Halbuki güneşten nasibini almak önemli değil mi? Ama orada onu bulamazsınız, tamamen karanlık bir dünyayı orada görürsünüz. Onun için de paralı olanı zaten Manhattan'da yaşamaz, onlar çok daha New York'un kenarlarında yaşamayı tercih ederler."Sorunların kaynağını doğru tespit etmenin çözümün ilk adımı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şu an bizlerin şehircilik noktasında yüz yüze kaldığı meseleler ülkemizle birlikte dünyanın pek çok yerinde çeşitli derecelerde yaşanıyor. Her şeye rağmen Allah'a hamd olsun, bizim birçok açıdan iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebiliriz. Her şeyden önce üzerinde oturduğumuz binlerce yıllık tarihi birikim tüm hoyratlığımıza, tüm ihmalkarlığımıza rağmen hala canlıdır, hala mümbittir." dedi.Şehircilik konusunda asırlara sari bir müktesebat ve geleneğin bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şairlere ilham olmuş, masallara mekan olmuş şehirlerimiz, her biri adeta bir açık hava müzesini andıran kadim şehirlerimiz son bir asırdır yaşanan aşırı göç ve işgale rağmen ayakta kalmayı sürdürüyor." değerlendirmesini yaptı.Özellikle son 15 yılda 81 ildeki birikmiş sorunların çözümü noktasında tarihi nitelikte adımlar attıklarını bildiren Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "1950'lerden itibaren başlayan, özellikle 1970 ve 1980'lerde zirveye çıkan düzensiz göç, çarpık kentleşme, gecekondulaşma, hazine arazilerinin işgali gibi sorunları önemli oranda ortadan kaldırdık. Ülke genelinde artan araç sayısına rağmen trafik sorununu büyük ölçüde azalttık. Tüm kurumlarımızla birlikte asırlık ihmalleri gidermenin, kronikleşen meselelere çözüm bulmanın mücadelesini vermeyi sürdürüyoruz. Ancak böylesine köklü sorunların kısa sürede çözümü kolay olmuyor."(Sürecek)