Barroso Bilgi Üniversitesi'nde Konuştu

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin Türban Gibi Sorunları Kendi İçinde Halletmesi Gerektiğini Belirterek, "Ziyaretimizin Kapatma Davası Gibi Yoğun Siyasi Gündemin Olduğu Zamana Denk Gelmesi Tamamen Tesadüf" Dedi. AB ve Türkiye'nin Ortak Bir Kaderi Paylaştığını da İfade Eden Barroso, "AB ve Türkiye'nin İşbirliğinden, Dünyanın Daha Güvenli Bir Yer Olması İçin M...

11.04.2008 18:33 | Son Güncelleme: 11.04.2008 18:33Barroso Bilgi Üniversitesi'nde Konuştu
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin türban gibi sorunları kendi içinde halletmesi gerektiğini belirterek, "Ziyaretimizin kapatma davası gibi yoğun siyasi gündemin olduğu zamana denk gelmesi tamamen tesadüf" dedi. AB ve Türkiye'nin ortak bir kaderi paylaştığını da ifade eden Barroso, "AB ve Türkiye'nin işbirliğinden, dünyanın daha güvenli bir yer olması için mutlaka bir meyve çıkacaktır" diye konuştu.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Bilgi Üniversitesi'nde konuşma yaptı. 21. yüzyılın sorunlarıyla baş etmeye çalışan Avrupa Birliği'nin (AB), barış ve özgürlük felsefesi üzerine oluşturulduğunu belirten Barroso, birliğin ve dünyanın uluslararası terörizm başta olmak üzere çeşit çeşit sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Barroso, "Hep birlikte bütün bunların üstesinden gelebiliriz. Kendi çıkarlarımızı hep birlikte koruyabilmek için beraber adımlar atabiliriz. Bundan da gurur duymalıyız çünkü AB demokratik yönetişimin çok güzel bir örneğini vermiştir. 50 yıl önce başlayan bu topluluk, 6 ülkeyle başlayıp 27 ülkeye kadar genişlemiştir. Sorunları birlik içinde çözebiliriz. AB, genişleme sürecini başarıyla sürdürüyor. Üye ülkeler arasında işbirliği sürecini geliştirdik. Birlik, demokrasinin gelişmesini sağladı.

Şimdi artık barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde birleşmiş olduklarını görebiliriz" dedi.

"BİZİM GELECEĞİMİZ BİRBİRİYLE İLİŞKİLİ" AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiye'nin AB gündeminin önemli maddelerinden birisi olduğunu söyledi. Türkiye'nin, AB'ye tam üyelik konusunda bir süreç içerisinde olduğunu belirten Barroso, "Bazı AB üyesi ülkelerde, bazen Türkiye'de acaba ilişkilerimizde neler yanlış gidiyor endişeleri doğuyor ancak AB içerisinde bazıları tabii ki Türkiye'nin üyeliğe hazır olmadığını söyleyebiliyor. Türkler de 'AB bizi almayacak' diyebiliyor. Ben bütün bu insanlara sesleniyorum. Bizim geleceğimiz birbiriyle ilişkili. AB ve Türkiye ortak bir kaderi paylaşıyor. Birlikte olmak ve ortak bir geleceği paylaşmak hem AB'nin yararına, hem de Türkiye'nin çıkarına olacaktır. Ekonomilerimiz birbirleriyle çok ilişkili" diye konuştu. Barroso, Türkiye'nin 1995'te Gümrük Birliği'ne girdikten sonra AB ile en büyük ticari ortaklardan birisi haline geldiğini syöledi. Sadece 4 yıl içerisinde AB'nin Türkiye'deki yatırımlarının genişlediğine dikkat çeken Barroso, "Güvenlik konusunda Türkiye gerçekten AB ile birlikte önemli rol oynayan ülkelerden birisidir. Türkiye çok önemli bir coğrafi konumda. AB ve Türkiye'nin işbirliğinden, dünyanın daha güvenli bir yer olması için mutlaka bir meyve çıkacaktır. Türkiye'nin sadece ortak güvenlik politikasının bir parçası olması çok önemli. Enerji konusunda gerçekten birbirimize çok bağımlı yaşıyoruz.

Sorunları birlik halinde çözebiliriz. Biz birlikte davranarak gerçekten küreselleşmenin güçlerini birlikte kullanmayı öğrenebiliriz. AB ile Türkiye'nin ortak çıkarları var" diye konuştu.

"TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTI" Barroso, Ekim 2005'ten bu yana önemli bir yol kat edildiğini belirterek, şunları söyledi:

"AB-Türkiye arası aktif işlemler 1.7 milyar euro düzeyinde. Yabancı yatırımların yüzde 80'den fazlası AB'den geliyor Türkiye'ye. Bu istihdam açısından da çok önemli. Katılım müzakereleri sadece teknik bir müzakere süreci değildir. Bu müzakereler ortak değerler üzerine dayanır ve ortak bir anlayışa, hukukun üstünlüğü, insan hklarının üstünlüğüne olan inanca dayanır. Atatürk'ün de bir önceliğidir bu. Türkiye çok önemli adımlar attı, önemli reformlar gerçekleştirdi. İdam cezasının kaldırılması ya da işkenceye karşı sıfır tölerans gibi.

Son olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni bir kanun çıkararak özellikle Müslüman olmayan azınlıkların bazı haklarının düzenlenmesi açısından önemli bir adıma imza attı. Türkiye'nin bizim Avrupa standartları olarak adlandırdığımız standartlara tamamen uyması gerekir. Vakıflar kanunu önemli bir gelişme.

301'deki düzenlemelerin yapılması beni mutlu ediyor. Ciddi bir siyasi tartışma var. Başörtüsü ve laiklik tartışmaları. Türkiye'nin bunu kendi içinde halletmesi gerekiyor. Biz bunlara dahil olmamakla birlikte daha genel, bizim sağladığımız bazı temel standartların bu tartışmalar için bazı çapalar oluşturabileceğini söyleyebiliriz." "SİZİ ÇOK BÜYÜK İLGİYLE İZLİYORUZ" Demokrasinin sadece bir dizi kurallar bütünü olmadığını belirten Barroso, demokrasinin karşılıklı taviz verme kültürü olduğunu söyledi. Barroso, "Hiçbir demokratik sistem aslında bugün dünyadaki bütün sorunlara cevap verebilecek bir güce sahip değildir ama güçlü bir siyasi tartışma ortamlarının yaratılmasıyla başarılı olunabilir. AB içinde bile sorunların çözümü zor oluyor. Uzlaşmanın AB içerisinde bile ne kadar zor olduğunu siz de görebilirsiniz. Ama bunun sonunda ortak bir karara varmaya çalışırız.

Mutlaka tartışma ortamı gerekli. Biz sizi çok büyük bir ilgiyle izliyoruz. Ülkedeki tartışmaları çok yakından izliyoruz. Müslüman nüfusu baskın olan bir ülkenin gerçek bir demokrasisinin olabileceğini göstermek çok önemli. Bu diğer ülkeler içni de örnek teşkil eder. Değişik fikirler uzlaşı sonucu ortak fikre dönüşebilir" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin katılımının sadece gerçekleşmekle kalmayacağını, bazen zorlu seçimleri de beraberinde getireceğini belirten Barroso, "Aklımızda bir stratejik hedefi bulundurmamız lazım. Ben AB ve Türkiye'nin ortak bir kader paylaştığına inanıyorum. Bizim ortak görevimizin bugün devam edeceğini düşünüyorum. Bütün üye ülkeler her konuda hem fikir olmasalar da, Avrupa Komisyonu'na bu anlamda bir temsiliyet hakkı verdiler. Türkiye'nin aynı hevesle devam etmesi gerekiyor. Reformların gerçekleştirilmesi çok önemli. Bu süreç aslında sivil toplumun, sendika ve üniversitelerin de dahil olması gereken bir süreç. Birbirimizi ikna etmemiz gereken ve tam üye olmanın Türklerin aslında çıkarına olduğu konusunda ikna edilmesi gereken mbir süreç" dedi.

Barroso, sürecin biraz zorlu olacağını hatırlatarak, "Bazı geleneksel diplomatik yolların dışına çıkmamız gerekecek belki ama demokrasinin gücüyle, aynı zamanda açık siyasi tartışmanın gücüyle bu ortak değerleri yakalayabileceğiz. Ben bugün Türkiye ve AB'nin geleceğine gerçek bir umutla bakıyorum. Güçlü bir gelecek olacağına, özgürlük, dayanışma ve barış çerevesinde bir gelecek olacağına inanıyorum" diye konuştu.

"REFORMLARIN YAPILIP YAPILMADIĞINI TAKİP EDİYORUZ" Daha sonra öğrencilerin sorularını yanıtlayan Barroso, Türkiye'de bazı siyasilerin " AB bizim içişlerimize karışıyor" diye düşündüğünü fakat böyle bir şey olmadığını söyledi. Barroso, "Biz içişlerinize karışmıyoruz çünkü şu anda Türkiye AB'ye üye olmaya çalışıyor. Şu anda sadece aday değil, aynı zamanda müzakere sürecinde. Dolayısıyla tabii ki AB içerisinde kimse Türkiye'de olup bitene kayıtsız kalamaz, Türkiye de AB'de olanlara kayıtsız kalamaz. Komisyonun bu süreçleri gözlemleme sorumluluğu var, yerine getirilmesi gereken bazı şeyler var. Bu da bizim görevimiz. Reformların yapılıp yapılmadığını takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Ziyaretin, kapatma davası tartışmalarının olduğu döneme denk gelmesinin sorulması üzerine Barroso şunları söyledi:

"Biz bu ziyareti planladığımız zaman böyle bir davanın açılacağını bilmiyorduk. Aylarca önce Başbakan Erdoğan tarafından davet edilmiştim. Bu tamamen bir tesadüf. Buraya yaptığım ziyaret ve bu ziyaretin bu kadar önemli bir zamana, bu kadar yoğun bir siyasi tartışmanın ortasına denk gelmesi tamamen tesadüf.

AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler normaldir. Türkiye'ye bir bütün olarak bakıyoruz. Türkiye'nin ileride üye olacak bir ülke olduğunu düşünüyoruz. Müzakerelerimiz oldu, aynı zamanda siyasi yetkililerle bu müzakereleri sürdürüyoruz. Şu andaki hükümetle çok iyi ilişkilerimiz var. Avrupa Komisyonu elinde olan herşeyi yaparak bu ülkenin seçilmiş iktidarı ile en iyi ilişkileri kurma çısından tabii ki çaba sarf edecektir. Hangi siyasi parti olursa olsun onu desteklemekle yükümlüyüz. Bu yüzden desteğimizi göstermeye çalışıyoruz. Bizim Brüksel'den yaptığımız herhangi bir açıklama, destek açıklaması olarak görülmemeli. Bizim için önemli olan müzakerelerin seyri. İfade özgürlüğü konusunda düzenlemelere ihtiyaç var".

(İST-EY-EY-Y)


Kaynak: İHA

17.02.2020 23:58:57