Başbakan Erdoğan'ın Basın Toplantısı

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül'ün Başkanlığında Çankaya Köşkü'nde Yapılan Terör Zirvesinin Ardından AK Parti Genel Merkezi'ne Geçerek, Halk Oylaması Sonuçlarına İlişkin Basın Toplantısı Düzenledi.

22.10.2007 02:51 | Son Güncelleme: 22.10.2007 02:51Başbakan Erdoğan'ın Basın Toplantısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında Çankaya Köşkü'nde yapılan terör zirvesinin ardından AK Parti Genel Merkezi'ne geçerek, halk oylaması sonuçlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilebilmesi, genel seçimlerin 4 yılda bir yenilenmesi, TBMM toplantı yeter sayısının 184 olmasını öngören Anayasa değişikliklerinin bu referandumda milletin teveccühüyle kabul edildiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türk halkının büyük bir demokratik olgunluk ve sorumluluk sergileyerek sandık başına gittiğini ve yarının aydınlık Türkiye'sini inşa etme yolundaki kararlığını "evet" oylarıyla tescil ettiğini belirtti. Referandum sonucunun Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı

olmasını dileyen Erdoğan, referanduma katılım oranının konunun özelliği göz önüne alındığında makul düzeyde olduğunu kaydetti. Demokratik tavrın sandığa gidip tercihini ortaya koymayı gerektirdiği halde bunun aksini yapanlar olabileceğini kaydeden Erdoğan, "Onlara da saygı duymak gerekir" dedi.

Buna rağmen milletin büyük çoğunlukla sandık başına giderek, vatandaşların görevini yerine getirdiğini anlatan Erdoğan, tercihini ortaya koyan bütün vatandaşlara teşekkür etti.

Milletin tercihini önemsedikleri için referandum sürecini ciddiyetle takip ettiklerini ve tercihlerini millete duyurmak için Türkiye genelinde teşkilat olarak ellerinden geleni yaptıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, "Bugün milletimizin sandıkta verdiği karar, geçmişte kriz ve gerilim kaynağı olan tüm meselelere çözüm getirerek son noktayı koymuştur. Türkiye'nin istikrar mücadelesine de tarihi nitelikte bir katkı sağlamıştır" dedi.

Türkiye'de 81 ilin tümünde yüzde 50'inin altında katılım olmadığına dikkat çeken Erdoğan, Türkiye genelinde gayri resmi sonuçlara göre katılım oranının yüzde 67.5 olduğunu belirtti. Türkiye genelinde "evet" oylarının yüzde 69, "hayır" oylarının yüzde 31 olduğunu belirten Erdoğan 74 ilde "evet" oylarının "hayır" oylarından fazla olduğunu, 7 ilde ise "hayır" oylarının "evet" oylarından fazla çıktığına dikkat çekti.

Çankaya Köşkü'nde düzenlenen terör zirvesine katılırken ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'nin kendisi aradığını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Rice ile de bu konuyu görüştük. Kendileri de bu konunun üzerinde çok hassasiyetle durduklarını ve bu konudaki haklılığımızı vurgulamanın ötesinde bize bir kaç gün müsade edin demek suretiyle de bu süreci ne denli ciddiye aldıklarını ifade ettiler. Biz toplantıdayken daha sonra arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre de Sayın Başkan'ın yine bu noktada

yapmış olduğu açıklamalar var. Ve bu açıklamalarla birlikte bizler tabii ki sürecin ciddi bir şekilde takipçisiyiz. Bunun yanında da tabii ki bölgedeki terörle olan mücadelemizde de artan bir oranda aynı kararlılıkla devam edecektir. Bunun bedeli ne olursa olsun, sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz" dedi.

Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Başbakan Erdoğan, Terör Zirvesi'nde alınan kararlara ilişkin soru üzerine, "Zirveye ilişkin yazılı açıklama Cumhurbaşkanlığı makamından yapıldı. Zirvenin sona ermesinin ardından yapılan yazılı açıklamayı kendim görsel medyadan takip ettim" dedi. Bir gazetecinin "Siz zirvedeyken Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani bir Türk televizyonundaki programa katılıp, görüştüğü PKK'lıların ateşkes ilan edeceklerini söylediğini ifade etti. Sizin Talabani veya başka liderlerle

temaslarınız oldu mu? Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu üzerine Başbakan Erdoğan, "Talabani'nin bu tespitleri şahsen beni tatmin etmiyor. Biz artık uygulamayı görmek istiyoruz. Uygulamada neticeyi görmek istiyoruz. Bu tür sözleri söylemek güzel şeyler. İfadeler güzel ama neticesi ne olacak bunu görmek isteriz. Eğer bunların neticesini alabilirsek, bunların neticesini görebilirsek biz her zaman bir şey söylüyoruz. Bizim Irak'ın toprak bütünlüğü üzerinde, Irak'ın siyasi birliği, beraberliği

üzerinde herhangi bir olumsuz düşüncemiz yok. Bunu başından beri ifade ettik ve Irak'a komşu ülkeler toplantılarını başlatan Türkiye'dir. Nitekim Kasım başında da İstanbul'da genişletilmiş Irak'a komşu ülkeler zirvesi yapılacak. Bütün bunlardaki gayretimiz nedir, Irak'ın şu anda içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmasıdır. Biz bu şekilde çırpınırken Irak'ın kuzeyinde bir terör örgütünün konuşlandırılmasına Irak'ın merkezi yönetiminin müsaade etmesi veya yerel yönetimin buna müsaade etmesi, çanak tutması

anlaşılır bir şey değildir. Ve bunu tarihi dostluğumuz, kardeşliğimizle de bağdaştıramıyoruz. Onun için de burada uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa Türkiye'yi de uluslararası hukuktan doğan bütün haklarını şüphesiz ki kullanacaktır. Buna zaten kimsenin de hayır demesi söz konusu değildir. Nitekim şu ana kadar bütün ülkeler çok açık net bu konuda tavırlarını ortaya koymuşlardır" dedi.

Bir gazetecinin 'Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin yaptığı açıklamalarda sözde bir ateşkes olduğu ifadesini bulmamız mümkün, aynı zamanda bir devlet başkanı sıfatı altındaki bir ismin terör örgütü üyesi ya da elebaşlarıyla görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?" Bu bir anlamda o bölgede konuşlanmaya izin verme, karşılıklı bir temas anlamını taşımaz mı?" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, ''Şüphesiz ki bir resmi devlet başkanının, cumhurbaşkanının bu tür illegal terör örgütü başkanlarıyla görüşmesi

uluslararası diplomaside hiçbir zaman olumlu karışlanmaz. Tabii o bir yerde kendi yaklaşım tarzlarıdır. Ama bizim tarzımızda, dünyada gelişmiş demokrasilerde falan böyle bir şey asla söz konusu değildir, olmaz. Tabii burada Irak'ın şu andaki mevcut yapısına baktığımız zaman durum çok farklı. Bizim içişleri bakanları arasında yapılmış olan güvenlik anlaşması henüz Irak parlamentosundan geçmiş bir anlaşma değil bildiğiniz gibi. Sadece bu anla'şma yapıldı ama Irak parlamentosundan henüz geçmiş değil.

Dolayısıyla da o anlaşmaya yönelik bir değerlendirme yapmamız şu anda mümkün değil. Fakat bu anlaşma bile bir yerde karşılıklı olarak bir yaklaşım tarzıdır, en azından bu yaklaşım tarzının da bir uygulamaya geçirilmesi karşılıklı itimada dayalı bir adım olurdu ki, bu da tabii bizler açısından geleceğe yönelik olumlu bakışı taraflara kazandırır" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilmesini de talep eden açıklamalarının hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Bir şeyi çok açık ve net ifade etmem gerekir, terörle mücadelede asla duygusallık egemen olmamalıdır. Aklı selim egemen olmalıdır. Yani bizler birileri talep ediyor, birileri istiyor, birileri arzu ediyor diye olağanüstü hal ilan edemeyiz, bu siyasetçi olabilir, kamuoyu olabilir, biz devlet yönetiyoruz. Bu güvenlik güçlerini alakadar

eden bir konuysa o zaman burada TSK'nın, emniyet teşkilatımızın kanaatleridir bu işi belirleyecek olan. Biz bu kanaatleri alırız. O kanaatleri aldıktan sonra da siyasi irade olarak da tavrımızı ortaya koyarız. İnanıyorum ki burada ana muhalefet partisi olsun, diğer partiler olsun aynı hassasiyet içerisinde konuya yaklaşacaklardır. Eğer burada böyle basit siyasi rantlar hesabı içerisine girilirse yanlış olur. Bu bizim için bir milli meseledir. Ve biz bu milli meselenin tezahürünü özellikle sınır ötesi

harekatla ilgili parlamentoda gördük. Gerek ana muhalefet gerek muhalefet partisi olarak MHP, gerekse diğer bazı bağımsız milletvekilleri burada olumlu bir tavır sergilediler ve bu olumlu tavırla birlikte 507 gibi bir ''evet'' oyuyla sınır ötesi harekata yönelik hükümete yetki verildi. Hükümet bu yetkiyi nerede kullanır? Hükümet bu yetkiyi askeri gerekçeler oluştuğu zaman kullanır. Böyle bir gerekçe ortada yokken birileri böyle bir talepte bulunuyor, arzu ediyor diye duygusal olarak böyle bir adım atılmaz.

Bunun için bizler bu oluştuğu anda tereddüt etmeyiz. Çünkü orada tereddüt diye bir şansımız yoktur. Olması gereken neyse onu yaparız. Daha önce de söyledim, bedeli neyse bu bedeli ödemeye hazır olan bir hükümet var ve gün birlik, beraberlik günüdür" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti, " Çok açık söyleyeyim, gerek yazılı gerekse görsel medyamızın bugün gün boyu yaptıkları yayınlar, ulusal psikolojiyi olumsuz yönde etkiledi. Burada halkımızı olumsuz istikamette etkileyecek bir toplumsal psikoloji yönetme adına, bence olumlu istikamette toplumsal psikolojiyi oluşturacak bir adımı beraber atmamız gerekir. Devamlı olarak çok farklı aynı resimleri oralarda döndürmek ve bununla beraber halkımızın psikolojisini adeta bozmak herhalde

doğru değildir. Bu konuda da biz yazılı ve görsel medyamızın bu süreçte desteğini bekliyoruz. Biliyorsunuz, terör örgütünün en önemli amacı kendi reklamını, kendi propagandasını yaptırmaktır. Başka bir şey aramasına gerek yok zaten. Bu kadar propaganda yapıldıktan sonra, 'Tamam, ben hedefe ulaştım' diyor. Ondan nemalanıyor, oradan güç kazanıyor. Bu konuda da birbirimizi iyi anlamamız lazım, dayanışma içinde olmamız lazım ve beraberce bu işten arzuladığımız neticeyi alarak çıkmamız lazım. Ve tabii ben

halkımızı da sağduyuya davet ediyorum. Özellikle buradan farklı b¼ölgelerde farklı şekilde, hiçbir taksiratı olmayan insanlara yönelik belli saldırılarda bulunmak, bunlar yanlış şeylerdir. Bu konularda tepkilerimizi içimizde tutsak etmemiz lazım. Bu tür yanlış yollara tevessül etmek doğru değildir. Her şeyimizi sağduyuyla, kontrollü bir şekilde götürmek inanıyorum ki ülkemizin geleceği için, aramızdaki birlik, beraberlik için çok isabetli olacaktır'' dedi.

İngiltere ziyaretinin de yaptıkları istişareler sonucunda iptal edilmeyeceğini belirten Başbakan Erdoğan, "Yarın yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısının ardından İngiltere'ye gideceğim. Orada Oxford Üniversitesi'nde bir konferansa katılacağım. Salı günü de İngiltere Başbakanı Gordon Brown ile bir araya geleceğim. İngiltere'de ayrıca İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile görüşeceğim ve ardından ziyaretini tamamlayarak yurda döneceğim" dedi.

Başbakan Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Rice ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, ''Yapmak istedikleri şeye ilişkin bir bilgi verdi mi? Bizimle paylaşır mısınız? Sizin buna karşı yanıtınız ne oldu?'' sorusu üzerine, ''Bundan çok çok rahatsız olduklarını söylediler. Biz de kendilerinden, 'Eğer atacağınız adımları süratle atarsanız, inanıyorum ki bu bizim stratejik ortaklığımızın gereği olarak da, bizim nasıl Afganistan'da attığımız adımlar çok seri, çok zamanlı olmuşsa, sizlerin de attığınız bu adım

zamanlı olacaktır. Çünkü çok geciktik' dedim'' şeklinde konuştu.

Bir gazetecinin, "Bu aşamadan sonra tezkereyi kullanmaktan başka çare kalmamıştır. Denilecek noktaya gelindi mi? Köşk'ten yapılan açıklamada da, Gereken her türlü bedel ödenmekten çekinilmeyecektir yönünde bir ifade var. Bunu açar mısınız?'' sorusuna Başbakan Erdoğan, "Bu konuyla ilgili olarak biz bütün askeri gerekçeler, güvenlik güçlerimizin önümüze koyduğu gerekçeler oluştuğu anda, biz bu konuda hiç geri durmayız, adımımızı atarız. Bu oluştuğu anda biz buna hazırız, burada bir sıkıntımız yok. Biz bu

yetkiyi zaten bugünler için aldık. Şu anda bu konuyla ilgili Genelkurmayımızla, emniyet teşkilatımızla hepsiyle gayet kararlı bir şekilde görüşmelerimizi yapıyoruz. Bu konuları da zaten aramızda konuşuyoruz. Böyle bir şey olduğu anda da bunun adımı muhakkak atılacaktır, burada geri durmak söz konusu değil. Bedelini zaten ödüyoruz ama daha farklı bir bedel de varsa, onu da ödeyeceğiz. Niye? Çünkü bu ülkenin, bu milletin huzuru için biz her türlü adımı atmakta kararlıyız. Sorumluluğumuz da zaten bunu

gerektirmektedir, bu sorumluluğun bilinci içerisinde bu adımı atıyoruz ve bu tempoyu artırmak suretiyle de bu yola devam edeceğiz'' dedi. Barzani'nin açıklamalarının hatırlatılması üzerine de Başbakan Erdoğan, ''Müsaade edersiniz ben onun değerlendirmesine hiç girmeyeyim. Çünkü zaten ifadelerin içinde her şey gizlidir, saklıdır, bunlar da anlaşılmayacak ifadeler değildir. Bizim bu konuda zaten söylenecek başka bir sözümüz yok. Çünkü PKK'yı terör örgütü olarak ilan edenlerle biz masaya otururuz. PKK'yı terör

örgütü olarak ilan etmeyen hiçbir ülkeyle bizim konuşacak, bu noktada, bir şeyimiz kalmamıştır. Bunu da zaten bütün Avrupalı ülkeler ilan etmiş, ABD ilan etmiş, BM bu noktaya işi getirmiş ve hala bu noktada tereddütü olanlar varsa¼ bizim bunlara söyleyecek hiçbir şeyimiz yok'' dedi.

(ÖY-İB-İB-ÖK-Y)


Kaynak: İHA

20.02.2020 08:00:57