Başbakan Erdoğan: "Siyaset kurumu sorumluluk almaktan kaçamaz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyaset kurumunun sorumluluk üstlenmekten kaçamayacağını belirterek, "Kaldı ki ülkemiz ve milletimiz için ağır kayıplara yol açabilecek, siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğümüzün zaafa uğramasıyla sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemez" dedi.

08.04.2008 14:02 | Son Güncelleme: 08.04.2008 14:02Başbakan Erdoğan:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyaset kurumunun sorumluluk üstlenmekten kaçamayacağını belirterek, "Kaldı ki ülkemiz ve milletimiz için ağır kayıplara yol açabilecek, siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğümüzün zaafa uğramasıyla sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemez" dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, ülkenin; kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlı olduğunu, bunu da hangi siyasi anlayışla, hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi bildiğini ifade etti.

İktidar oldukları günden bu yana milletle muhabetlerini kaybetmemeye ve soğutmaya özellikle önem verdiklerine işaret eden Erdoğan, "Biz, siyasetini millete dayatanlardan değiliz. Biz, siyasetini milletin doğrularından çıkarmaya gayret eden bir çizgiyi temsil ediyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, siyasi gündemin yoğunluğuna rağmen bir çok bölgeye giderek vatandaşlarla kuçaklaşmayı, onların dertlerini dinlemeyi ihmal etmediklerine işaret ederek, "Bizim doğrumuz halkımızla irtibatı, ünsiyeti, muhabbeti asla ve asla koparmamaktır'' dedi.

"İNSANLARIMIZ KAYIP YILLARINI GERİ ALMAKTA KARARLIDIR"

Türk insanının, Türkiye'yi neyin felakete sürükleyeceğini, neyin kurtuluşa erdireceği noktasında fevkalade bilinçli olduğunu, ziyaretleri sırasında gördüğünü ifade eden Erdoğan, ''Bu ülke, kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlıdır. Bunu da hangi siyasi anlayışla, hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi biliyor. Bu ülke demokrasi ve adaletle, huzur ve istikrarla, birlik ve beraberlikle büyümekte kararlıdır. Milletimiz de bize inanıyor, güveniyor, bizim bu ülkeye hizmet etmek dışında bir muradımız olmadığını, olamayacağını da gayet iyi biliyor'' diye konuştu.

Erdoğan, önceliklerinin ekonomi, demokrasi, bir bütün olarak Türkiye'nin hukuku, milletin sofrasındaki ekmeği büyütmek, başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere kronik sorunlarını tek tek çözmek olduğunu belirtti. Erdoğan, 5.5 yıllık iktidarları döneminde ekonomide önemli başarılar elde ettiklerini, 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye'nin ekonomik göstergelerinin rekor seviyelere çıktığını hatırlattı. Erdoğan, ekonomideki başarılarının gelip geçici olduğu yönünde bazıları tarafından savunulduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin ekonomik krizden yeni çıktığını, bu nedenle göstergelerin iyiye gittiğini iddia ettiler, uluslararası konjonktürü bahane ettiler. Bu başarıların, ehil ellerdeki bir idarenin milletiyle birlikte verdiği mücadelenin eseri olduğunu söylemeye dilleri yetmedi, varmadı" dedi.

Türkiye'de 1980 sönrasında çok sayıda ekonomik kriz yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, "Şu anda bazı böbürlenenler afra tafra yapanlar var ya... Bunların hepsi o dönemlerde, koalisyon ortakları olarak hükümetlerde bulundular. Düşünün, her 2-3 yılda bir Türkiye'nin dengeleri alt üst olmuş. Türkiye her krizde biraz daha yoksullaşmış, işsiz sayısı biraz daha artmış, gelir dağılımındaki eşitsizlik biraz daha açılmış. Dikkat ediniz; ortada çok açık, çok aleni bir kısır döngü var' 'diye konuştu.

"GÜVEN VE İSTİKRAR ÖNEMLİ"

Erdoğan, güven ve istikrarın sağlanmadığı durumda çöküşün başlayacağına işaret ederek, "Burası çok önemli... Türkiye'nin dış ticaretini artırmak için gereken temasları yapacaksınız. Böyle Ankara'da yan gelip yat, ondan sonra ihracat artsın, yok böyle bir şey. Kimseye kalkıp da 'gel malını bana sat' demezler. Dolaşacaksınız, pazarlayacaksın, anlatacaksın, iş adamlarıyla dünyayı tanıştıracaksın, özgüvenini sağlayacaksın ve ondan sonra ihracatı 36 milyar dolardan 114 milyar dolara çıkartacaksın. Bu, böyle oluyor "şeklinde konuştu.

Kendilerinden önceki hükümetlerin, kriz ve kaos üreterek siyaseti tanzim etme alışkanlığından kurtulamadıklarını kaydeden Erdoğan, millete çok ağır bedeller ödetmek pahasına bu reformları gerçekleştirmediklerini, gerçekleştiremediklerini belirti.

"EKONOMİ DEMOKRASİDEN, ÖZGÜRLÜKLERDEN, HUKUKTAN SOYUTLANAMAZ"

Demokrasiye giriş dersinde sürekli bütünlemeye kalarak Türkiye'nin güçlü bir ekonomi olmayacağını ifade eden Erdoğan, içine kapanmış bir Türkiye'nin krizler yaşadığını belirtti. "Demokrasi dersinden sınıfta kalan Türkiye'nin krizleridir bunlar" diyen Erdogan, "Ekonomi, demokrasiden, özgürlüklerden, hukuktan soyutlanamaz. Demokrasi olmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, hukukun evrensel ilkeleri hayata geçirilmeden ekonomik gelişme de olmaz. Hükümetimiz de bu durumun farkındadır. 22 Temmuz seçimlerini de bu minvalde okumak gerekir.

Milletimiz ekmeğiyle özgürlüğü arasındaki bağın şuurunda olarak tercihini yapmış, oyunu bu şekilde vermiştir. Bunu iyi bilelim. Millet özgürlüklerdeki gelişmelerin ekonomik refahını da arttırdığını bilerek karar vermiştir. Demokrasi konusundaki kıstaslarımız yerel değil evrenseldir kıstaslardır" şeklinde konuştu.

"AB HEDEFİNDEN TAVİZ GÖSTERMEMİZ SÖZ KONUSU DEĞİL"

AB hedefinin kendileri açısından en önemli yanının, bu evrensel kıstaslara ulaşmayı sağlayacak bir yol haritası sunması olduğunu ifade eden Erdoğan, "Dolayısıyla bizim AB hedefinde zaafiyet göstermemiz asla söz konusu olamaz. AB süreci içerisinde Kopenhag siyasi kriterlerinde verdiğimiz mücadele, Maastricht kriterlerinde de aynı şekilde devam ediyor. Şu anda aynı şekilde bizim müzakereyle ilgili fasıllarımız noktasında, bu çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam ediyor. Görüşmelerimizi, kararlı bir şekilde görevde olan arkadaşlarımız sürdürmektedir" dedi.

Erdoğan, Türkiye için demokrasinin evrensel standartlarına ulaşması, tam üyelik hedefi olduğuna işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti: "Bundan sonra yaşayacağımız süreç, hükümetimizin AB hedefindeki kararlılığını bir kez daha gösterecektir. Perşembe günü AB Komisyon Başkanı Sayın Barosso ve Genişlemeden Sorumlu Üye Olli Rehn Türkiye'ye gelecekler. Kendileriyle burada süreci değerlendirme fırsatını, geleceğe olan takvimi değerlendirme fırsatını bulacağız. Ancak hukukun genel ilkeleri açısından, gerek içeride gerekse dışarıda tartışmalı sonuçlara yol açan, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 301. maddesinde gerekli değişiklikleri yapma yönünde adım atmış bulunuyoruz. Bunu, Türk demokrasisini daha da ileriye taşıyacak başka adımlar seri bir şekilde izleyecektir. Öyle zannediyorum ki komisyondaki konuyla ilgili çalışmalar bu hafta içerisinde başlar ve önümüzdeki hafta içerisinde de 301. maddeyi Genel Kuruldan geçiririz.''

Erdoğan, ayrıca, dünkü Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili geniş kapsamlı değerlendirme yaptıklarını söyledi. Bu toplantıda, kendi geleceklerini değil, Türk demokrasisinin geleceğini, ülkenin geleceğini konuştuklarına işaret eden Erdoğan, toplantıda, bu sürecin ortaya çıkarabileceği belirsizlikler ve kamuoyunda oluşan kaygıların da çok boyutlu olarak ele alındığını vurguladı.

"MAHKEME DOĞAL MECRASINDA İLERLEYECEK"

Mahkeme sürecinin kendi doğal mecrasında ilerleyeceğine işaret eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Arkadaşlarımız, bu konuda gereken çalışmaları başlatmıştır. Ancak bu sürecin, ülkemiz ve milletimiz için çok ağır bazı siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açacağını da görmezden gelemeyiz. MKYK, bu sürecin ortaya çıkarabileceği siyasi ve ekonomik bedelleri milletimize, ülkemize ödetmemek hususunda kararlılığını ortaya koymuştur.

Milletimiz adına bu süreci yönetme sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Bu sürecin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kalacak olan milletimizin siyasetten beklentilerinin bu yönde olduğu açıktır. Buradaki esas mesele, davanın seyrinden ve neticesinden bağımsız olarak, bu süreç içinde siyasetin sorun çözme kapasitesini muhafaza edebilmesidir. Kamuoyumuzun talebi de bu doğrultudadır. Siyaset kurumu, varlık sebebi olan bu sorumluluğu üstlenmekten kaçamaz, kaçmamalıdır. Kaldı ki ülkemiz ve milletimiz için ağır kayıplara yol açabilecek, siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğümüzün zaafa uğramasıyla sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemez.

Biz AK Parti olarak, sorumluluğumuzun idraki içinde, üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Hukuk sistemimizin de demokrasimizin de bu süreçten daha da güçlenerek çıkması için, demokratik siyaset içinde çözüm arayışımız devam edecektir. Ülke ve millet menfaatleri söz konusu olduğunda, diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacağını umuyoruz. Demokratik siyaseti, çare kapısı olarak açık tutmak mecburiyetinde olduğumuzu bilhassa vurgulamak istiyorum.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti'ye katılan 17 belediye başkanına rozetlerini taktı.


Kaynak: CHA

18.01.2020 12:00:56