Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Açıklaması

Akan kanı ve göz yaşlarını dindirmekte kararlı olduklarını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Annelerin ağladığı bir ülke hiçbir şekilde bayındır bir ülke olamaz."

03.03.2013 14:37 | Son Güncelleme: 03.03.2013 14:37Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Açıklaması
Akan kanı ve göz yaşlarını dindirmekte kararlı olduklarını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Annelerin ağladığı bir ülke hiçbir şekilde bayındır bir ülke olamaz. sorunlarının üzerini örterek hak ettiği hedeflerine ulaşamaz. Allah'ın izni ve milletimizin desteğiyle bu meseleyi inşallah çözeceğiz" dedi.

Balıkesir'de sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan Erdoğan, "Balıkesir'in alt yapısını ciddi bir şekilde güçlendirdik. Balıkesir önümüzdeki mahalli seçimlere büyükşehir belediyesi olarak giriyor. Bu Balıkesir'in çok daha yoğun hizmet almasını sağlayacak. Büyükşehir belediyesi dediğiniz zaman sadece merkezin yanında birkaç ilçeyle büyükşehir yapmak o ile bir şey sağlamıyor. Ben büyükşehir belediye başkanlığı yapmış biri başbakan olarak konuşuyorum. Damdan düşmüş biri olarak konuşuyorum. Hep Rize Belediyesi deniyor. Aslında merkez ilçe belediyesi. Rize'nin imarına Rize Belediyesi'nin müdahalesi söz konusu mu? Hayır. Bu imar bütünlüğünün olmadığı yerde her türlü rezalet var. Balıkesir Belediyesi şu anda sadece kendi sınırı içinde buradaki birkaç ilçeyle bağlantılıdır. Dışına müdahale edemez. Ne nazım imar planına, ne binlik planlara müdahale edebili. Bu imar bütünlüğünü getirmez. Biz bunu getirmeye çalışıyoruz. Güçlü bir büyükşehir belediyesi, bütün bunları çözme imkanına sahip. İl özel idareleri veya valiler sadece Ankara'ya hesap verir, onlar halka hesap vermez. Ama siyasetçi halka hesap verir. Halka hesap verdiği için de bütün bunları yapmak zorundadır. Yapmadığı takdirde, seçim geliyor, seçimde vatandaş silkeler atar. Hadi güle güle. Siz valiyi olsa olsa merkeze çekersiniz. Bakarsınız Danıytay görevine iade eder. Bu geçmişte hep yaşadığımız bir olaydır. Bu ülkede hizmeti sekteye uğratan olaylardır. Bürokratik oligarşi buradan doğuyor. Bu sadece valilerimizle alakalı bir konu değil. Üst düzeyde bürokrattan orta düzeyde bürokrata kadar hepsi için geçerlidir" dedi.

"PARA CİVA GİBİDİR, İSTİKRAR OLAN YERE KAÇAR"

Balıkesir'e her alanda büyük yatırımlar yaptıklarını ifade eden Erdoğan, "10 yılda 1998 derslik açtık, TOKİ eliyle 6064 konut inşa ettik. Biz göreve geldiğimizde Balıkesir'de bölünmüş yol 72 kilometreydi, biz 406 kilometre ilave ettik.

Sağlıkta, tarımda, enerjide, özellikle madencilikte yaptığımız yatırımlarla Balıkesir'i büyüttük. Başta otoyol olmak üzere çok sayıda devam eden yatırımlarla Balıkesir'in her yönden çehresini değiştirmeye devam ediyoruz.

Eğer aşkınız varsa, sevdanız varsa bu işleri yaparsınız. Yoksa başaramazsınız. Biz hız kesmeden, rehavete kapılmadan, hem Balıkesir'i, hem diğer 80 vilayetimizi yüceltmeye devam edeceğiz.

Türkiye son 10 yılda tarihi rekorlar kaydetti. Ekonomide, sosyal hayatta daha önce hiç tecrübe etmediğimiz başarıları, seviyeleri gördük ve yaşadık. Türkiye'yi güven ve istikrarla, ki bu bizim iki sır kelimemizdir, güven ve istikrar. Eğer ekonomide bugün başarılıysak bunun altında yatan iki sır kelime güven ve istikrardır. Bu sayede küresel sermaye Türkiye'ye geldi. Onlar güvenli liman ararlar. Ekonomide bir kaide var. Para civa gibidir, uygun zemin neresiyle oraya kaçar. Sermaye uygun bulduğu yeri kaçar" diye konuştu.

"SIRTINIZI ALLAH'A VE MİLLETE DAYARSANIZ HER MESELEYİ EZER GEÇERSİNİZ"

Birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde bu noktaya geldiklerini anlatan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülke içinde tesis ettiğimiz kardeşlik atmosferiyle, küresel ölçekte mücadelesini verdiğimiz barışla, demokrasiye, insan hak ve hürriyetlerine verdiğimiz önemli Türkiye'yi büyüttük. Ulaştığımız seviyeyi yeterli bulmuyoruz. Türkiye'nin, milletimizin çok daha yüksek refah seviyesini hak ettiğine inanıyor, bunun için samimi mücadele veriyoruz. Ancak Türkiye şunu net olarak görmek zorunda.

Türkiye mevcut sorunlarının üzerine örterek, sorunlarını erteleyerek, çözümsüzlüğe terk ederek iddialı hedeflerine, aslında hak ettiği hedeflerine ulaşamaz. Biz sorunları geride bıraktıkça, düğümleri tek tek aştıkça atılım yapabilir, bu şekilde çıtayı yükseklere çekebiliriz. Sorunların üzerine örtmek, ertelemek ya da görmezden gelmek Türkiye'ye bir süre idare etse de daha sonra tedavisi zor yaralara yol açar. Soruları çözmek için cesaret gösteremeyenler, sorunlar karşısında tedirgin, ürkek, korkak olanlar bir süre milleti kandırsalar bile bu sahte imajı ilanihaye sürdüremezler. Cesaret, samimiyet ve kararlılık, en zor meselelerin, en çetin sorunların bile üstesinden gelir. Şuna yürekten inanıyoruz: Karşınızdaki sorun ne kadar büyük olursa olsun, sırtınızı Allah'a dayadığınızda, sırtınızı millete dayadığınızda, milletin hayır duasını arkanıza aldığınızda o sorunu siz ezer geçersiniz".

"BU MESELEYE YÜREĞİMİZİ KOYDUK"

Terör meselesini çözmekte kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan şunları söyledi:

"Bizden önce terörün Türkiye'nin üzerine karabasan gibi çöktüğü 20 yıl boyunca maalesef bu meselenin üzerine cesaret ve kararlılıkla, en önemlisi de samimiyetle gidilmedi. Hiçbir hükümet risk almak istemedi. Muhalefette olan partiler sorumluluk almak istemedi. Seçim denildi, oy oranları denildi, tahrik denildi, provokasyon denildi, süreç sadece idare edildi. Anadolu'da, Trakya'da ocaklara ateş düşerken, ateş düştüğü yeri yakarken maalesef siyaset bu acıları dindirmek için kararlı, dirayetli adımlar atamadı. 10 yıldır milletimizin takdiriyle, tercihiyle ülkemize hizmet ediyoruz. 10 yıl içinde terör meselesini çözmek için her adım attığımızda karşımıza engeller çıktı. Ne zaman adım atsak karşımızda duvarlar bulduk, ne zaman bir girişimce bulunsak karşımızda hendekler bulduk. Ne zaman harekete geçsek karşımızda tahrikler, provokasyonlar bulduk. Bunları bir mazeret olarak bildirmiyorum. Ne önümüze örülen duvarlar, ne kazılan hendekler, ne provokasyonlar, sabotajlar bizi yolumuzdan çevirmedi. Biz bu işi inşallah çözeceğiz dedik. Biz bu meseleye yüreğimizi koyduk. ve Allah'ın izniyle ve milletimizin desteğiyle bu yolda yürüyoruz".

"BULUNMAZ HİNT KUMAŞI MISIN?"

Muhalefete yüklenen Erdoğan, "Ana muhalefet partisinin genel başkanı bizimle görüşme talebinde bulundu. Geldiler görüştük.

O arada bir öneri paketi diye gazetelerde bu pazarlandı. Ben sordum, 'Sayın Kılıçdaroğlu, bu bir öneri paketi midir?' dedim. 'Hayır, bir tespittir, teşhistir' dedi. Bu tabii gazetelere böyle sirayet ediyor. 'MHP size randevu verdi mi?' 'Vermedi'. 'Peki şu anda umudunuz var mı?' Olmadığını söylediler. 'Peki illa onları bekleyecek misiniz?. Sayımız, sayınız anayasayı değiştirmeye yeterli. Ben üç arkadaşıma burada huzurunuzda talimatı veriyorum, siz de verin, hemen çalışmaya başlasınlar' dedim. İpe un sermenin anlamı yok. Ondan sonra dışarıya çıkıp da, 'Bu işin çözü yeri meclistir' demenin bir anlamı yok. Bunu biz mecliste çok konuştuk, hala da konuşuluyor. Ama gerçek oturum, üç arkadaşımız var, çalışsınlar, ondan sonra çağıralım soralım. Yasa düzenleyeceksek yasa, anayasa değişikliği yapacaksak bunları yapalım ve yolumuza devam edelim. Sayın Hamzaçebi 'Bu bir ay, iki ayda olmaz' dedi. Hala dönecekler. Öbür tarafta MHP. Çözüm adına zaten hiçbir şey kendilerinde söz konusu değil. Bol bol hakaret etsin, küfretsin. Ondan öte bir şey yok. Onun tek çözümü bu. CHP randevu ister vermez, AK Parti ister vermez. Arkadaş sen neyin partisisin? Yani bir araya gelip oturmaktan, bir araya gelmekten bu kadar çekinen bir siyasi parti bu ülkede niye var? Adam bir birini öldürüyor, daha sonra gidiyor kucaklaşıyor, barışıyorlar. Böyle bir anlayış, böyle bir mantık olabilir mi? Üç kez ben randevu istedim. Vermedi. Bulunmayan Hint kumaşı mısın ya? Ben milletim adına bunu istiyorum,

şahsım adıma değil. Ben bir iktidar partisinin başıyım, bu ülkenin başbakanıyım, senden randevu istiyorum. Sen hala ipin üzerine un seriyorsun. Demokrasilerde muhalefet güçlü olursa demokrasi o ülkede güç kazanır, eğer muhalefet güçlü olmazsa demokrasi kan kaybeder. Onun için biz güçlü muhalefet istiyoruz. Ama karşımızda o muhalefet yok" diye konuştu.

"ÇÖZÜM UMUDU VARSA ARARIZ"

"Bebek katiliyle görüşülüyor" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Erdoğan şunları söyledi:

"Şimdi kardeşimiz 'Bebek katiliyle bir araya gelmek' dedi.

Bu aynı mantıktır. Dünyada hangi ülkeye giderseniz gidin, o ülkelerin iktidarları, istihbarat örgütleriyle, ki istihbarat örgütlerinin mensubu dünyada ajanlar diye anılır, onların vasıtasıyla sadece terör suçlularıyla değil, her türlü suçluyla görüşmeler yaparlar. Onların belli şeyleri almanın gayreti içindedirler. Bunlar olmazsa zaten çözüm olamaz. Şu anda eğer benim istihbarat teşkilatım bu tür görüşmeleri yapıyorsa siz bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Eğer bir çözüm umudu varsa biz bunu ararız arkadaşlar. Birilerine rağmen ararız. Çünkü biz bu ülkede akan kan, anaların göz yaşı dinsin istiyoruz. Aksi takdirde bunu durduramazsınız. Şu olabilir, bu olabilir, hepsi. Şu anda bu işin kanatları belli. İmralı'ya getirip ben koymadım onu. İmralı'ya da geçmişte sol, MHP, biliyorsunuz liberal, bunların ortaklaşa hükümetinde geldi yerleştirildi. Belki isabetli de olmuştur. Belki F tipinde olsa orada her gün binlerce insan gösteri yapacaktı. Şu anda biz avukatlarıyla görüştürmüyoruz, yalan yanlış taşıdıkları için. Ama ailesiyle hakkı olan bir çerçevede görüştürmesini yaptırıyoruz. ve bunun bize ulusal ve uluslararası çerçevede bir şeyler kazandırdığına da inanıyoruz. Buradan bir çıkış olacaksa biz şu anda bunu deniyoruz ve deneriz ve bunda da yılmayız. Birilerine rağmen de bunu erteleyemeyiz".

"GAZİLİĞİ İSTİSMAR ETMEYİN"

Gaziliğin bir şeref olduğunu, ancak istismar edilmemesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Şu hiç şık değil. Gazi olabilirsin. Eyvallah. Bu bizim de başımıza gelebilir. Bu bir şereftir, onunla övün. Ama gazi olmayı istismar etmeyelim. Biz şehidimize de, gazimize de, AK Parti iktidarı olarak, geldiğimizden bu yana tarihinde olmayan imkanları sağladık. Niye? Bu millet, bu vatan için bu adımları attıklarından dolayı bu imkanları sağladık. Tazminatsa tazminat, maaşsa maaş, terfi etme, çocuklarına iş verme noktasında iş, biz bunu ikiye çıkardık. Toplu konutlardan konutlarda tercih, faizsiz, hep bunları biz sağladık.

Bu adımları attık. Bunları lütfen görelim. Ama bunun istismarını yapmayalım. Önüne gelen her yerde kendine göre bakıyorsunuz şehit, gazi dernekleri kuruyor, oluşturuyorlar. Bu da olmaz. Bu bir yere kadar saygıyı getirir, ama bir yerden itibaren bakarsınız ki o saygısını kaybeder. Vatandaş burada bir istismar olduğunu anladığı andan itibaren saygısını kaybeder" dedi.

"GENEL AF YOK"

Genel affın kesinlikle söz konusu olmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Biz bir genel affın olmadığını, olamayacağını defaatle ifade ettik. 'Bir insanı öldürenin af yetkisini ben kendimde bulamam' dedim. Bundan daha iddialı bir ifade olur mu? Ben bu ifadeyi kullandım diye ana muhalefetin mensupları kalktılar, 'Bu şeriat devleti getirmek istiyor' dediler. Ben düşüncemi söyledim. Ben bu hakkı kendimde bulmuyorum ve devletin de böyle bir yetkisi yoktur. Bununla ilgili gereken çalışmayı yapmak durumundayız. Devlet kendine karşı işlenen suçlarda bu tür af yetkilerini kullanabilir. Ama maktul başkası, affeden başkası. O af yetkisi maktulündür, onun varislerinindir. Ben böyle bakıyorum. Birileri, orada mağdur olan, maktul olan bir ailenin mensupları, her yönüyle yaralanmış, bitmiş, tükenmiş, ama bakıyorsunuz katil sokakta dolaşıyor. Feryat etmiyorlar mı?

Geçenlerde bir bayanı sekiz yerinden bıçaklıyor, mahkeme serbest bırakıyor. Bu nasıl adalettir sorusunu ben de kendime soruyorum. Ama erklerin bağımsızlığından hareketle, tabii bizim orada yapacak hiçbir şeyimiz yok. Ben adalet bakanıma da bunu söyledim, bu konuda ne gerekiyorsa yapalım" şeklinde konuştu.

"BAĞIMSIZLIĞIMIZDAN ASLA TAVİZ VERMEYİZ"

Balıkesir'in şehitler diyarı ve Kuva-i milliye ruhuyla mücadelenin meş'alesi olduğunu anlatan Erdoğan,

"Biz bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden, vatan toprağımızdan asla taviz vermeyiz. Verirsek Balıkesirli Seyit Onbaşı'nın yüzüne bakamayız. Bugüne kadar hep bir yanlıştan bahsettim. Balıkesir'de doğan bir bebeğin

kulağına okunan ezan ile Van'da doğan bir bebeğin kulağına okuna ezan aynı. Şurada Zağanospaşa Camii'nde okunan ezan Diyarbakır'da Ulucami'de okunan ezanın aynısı. Balıkesir'de de, Şırnak'ta da cenaze musalla taşına konuğunda dönülen kıble aynı, okunan ayet aynı, okuna dua aynı. Çanakkale'de Seyit Onbaşı'nın kabrinin hemen yanında Diyarbakırlı Mehmet'in, Vanlı Mustafa'nın, Muşlu, Bitlisli Mehmet'in mezarı var. Demek ki burada bir yanlışlık var. Demek ki birileri aynı ezanı dinleyen, aynı kıbleye dönen, dedeleri aynı şehitlikte yatan gençleri, kanlarını akıtmak suretiyle birbirine düşman haline getiriyor. Bunu seyredecek, buna göz yumacak mıyız? 30 yıl böyle geldi, böyle gitsin diyecek miyiz? Balıkesir acının ne kadar dayanılmaz bir duygu olduğunu bilir. Balıkesir gencecik fidanların toprağa düşmesinin ne demek olduğunu çok iyi bilir. Geçen Taş Mekteb'i izliyorum, orada da yine aynı şekilde, Kayseri'deki Mekteb-i Sultani'den gidip o geri dönmeksizin o gençlerin şehit oluşunu izledim. Balıkesir'den, İstanbul'dan da gençler yola çıkmışlar, ama bir daha geri dönmemişler. Büyüttüğümüz, mürüvvetini görmek istediğimiz yavruların, gençlerin gözlerimizin önünde taze bir fidan gibi kırılıp gitmesine daha ne kadar tahammül edeceğiz?" dedi.

"ŞAHADET VE ANNELER ÜZERİNDEN SİYASET OLMAZ"

Akan kan ve göz yaşlarını dindirmek istediklerini belirten Erdoğan, "Biz derin bir yarayı sarmak, kanı durdurmak, annelerin, babaların göz yaşını durdurmak için adeta çırpınıyoruz. Bunun üzerinden siyaset yapılmaz. Şahadet üzerinden, anneler üzerinden siyaset yapılmaz. Ama muhalefet buna hayır diyor. Gelin beraber yapalım. Hayır. Destek olun. Hayır. Yahu siz ne istiyor, neyin peşindesiniz? Bir projeyle gelin. Sadece mecliste bu olur demekle bu olmaz. Projeniz ne? 'Biz iktidara geldiğimizde projemizi sunacağız'. ya iktidara gelemezseniz ne olacak? Böyle saçmalık olmaz. 30 yıl kimi zaman iktidar ortağı oldular, kimi zaman muhalefet oldular, 30 yıl seyrettiler, engel oldular. Bugün aynı şekilde acıyı seyrediyor, çözüme engel oluyorlar. Bu muhalefet midir? Bu çözümden yana olmak mıdır? Bu ateşlerin düştüğü ocakların acısını yüreklerinde hissetmek midir? Hayal dünyalarında türlü türlü tehditler, türlü türlü senaryolar, ithamlar üretiyorlar. Kendi uydurdukları yalanlara dönüyor kendileri inanıyorlar. Biz vatana olan sevgisini sloganlarla değil, arkasındaki eserlerle anlatan bir hükümetiz. Bu ülkenin parasının itibarı, pasaportunun itibarı, ay yıldızlı bayrağının ihtişamı bizim vatan sevgimizi anlatıyor. Paranın yanına 6 sıfır koydular. Bu mudur vatan sevgisi? Vatanın ve milletin bu kadar hizmetkarı olan, şehitlerin bu kadar izinde giden bir hükümet, kimse kusura bakmasın, bu vatan, bu milletin aleyhinde olan hiçbir girişimin içinde olmaz. Bu vatanın, milletin aleyhine bir girişim varsa, hiç kuşkunuz olmasın, orada en ön safta bizi görürsünüz. Aziz milletimden, Balıkesirli kardeşlerimden özellikler rica ediyorum, çözüm sürecinde en son sözü millet ve ardından da biz söyleriz. Kimin ne söylediğine pek bakmayın. Bilerek söylemiyor, sadece dedikodularla amel ediyorlar. Kimin hangi provokasyonların, hangi sabotajların içinde olduğuna itibar etmeyin. Son noktayı evvelallah biz koyarız. Milletimizin değerlerini gözeterek, milletimizin sesini dinleyerek, milletimizin arzusu doğrultusunda son sözü, milletimizin iradesiyle biz söyleriz. Felaket tellalları, savaş baronları, karamsarlar, kötümserler, oy avcıları boşuna çırpınıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu milletin kutlu yürüyüşünü engelleyemeyecekler. Biz Allah'ın izniyle ve sizinle birlikte bu sorunu çözecek, Türkiye'nin ayağındaki prangayı atacak, geleceğe çok daha farklı şekilde yürümeye devam edeceğiz. Annelerin ağladığı bir ülke hiçbir şekilde bayındır bir ülke olamaz. Annelerin ağıdını durduracak, Allah'ın izniyle, o annelerin hayır dualarıyla inşallah 2023'e çok farklı bir şekilde gireceğiz" diyerek sözlerini tamamladı. - BALIKESİR

Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir Belediyesi, Rize Belediyesi, Türkiye, Politika, Güncel

Kaynak: İHA

11.12.2019 05:25:34