Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "10-20 sene evvel harp edecek duruma geldiğimiz Suriye ile dostluk kurduk.'Sıfır sorun' politikasında başarılı olduk."

Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması
13.04.2012 18:00 | Son Güncelleme: 13.04.2012 18:00
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "10-20 sene evvel harp edecek duruma geldiğimiz Suriye ile dostluk kurduk... 'Sıfır sorun' politikasında başarılı olduk. Ama bir şeytani el işin içerisine girdi ve Suriye'de büyüyü bozdular" dedi.

Arınç, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü'nce, Üniversite Paneller Serisi kapsamında Uludağ Üniversitesi'nde düzenlenen "Bölgesel Gelişmeler Işığında Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi" konulu tartışmanın ilk bölümünü izledi.

Bülent Arınç, panelin öncesindeki açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Suriye'de yaşanan olayları üzüntüyle ve endişeyle takip ettiklerini söyledi.

Bunun çok doğal olduğunu, Türkiye'nin Suriye ile 910 kilometre sınırı bulunduğunu ve iki ülke halkları arasında akrabalık ilişkileri olduğunu anlatan Arınç, şöyle konuştu:

"Biz son 8-9 yıldır Suriye ile en iyi ilişkileri kurmuş bir ülkeyiz. Muhalefet diyor ki; 'Ne oldu da şimdi bunlarla düşman oldunuz-' Şimdi bu sözün karşılığında, bir yutkunan insan olabilir. Hakikaten yüksek düzeyde stratejik ilişki kuruyorduk. Hükümetten 10 tane bakan gidiyor, geliyordu. Ben Meclis Başkanı olarak dönemimde iki defa gittim, sonra bakan olarak da iki defa ziyaret ettim. Her defasından en güzel şekilde ağırlanıyorduk. Sokağına, çarşısına çıktığımız zaman, insanlar bizi kucaklıyor, sevgi gösterilerinde bulunuyordu."

Arınç, "1 Mart 2003 tezkeresi"nden sonra Suriye'ye gittiğini hatırlatarak, Emevi Camisi'nde çıktığında Hamidiye Çarşısı'nın orada, binlerce insanın toplandığını ve kendilerine "milli kahraman" gözüyle baktıklarını anlattı.

TBMM'nin tezkereye ret oyu vermesinin sadece Suriye'de değil, İslam dünyasında büyük bir hayranlıkla karşılandığını, Türkiye'nin itibarını yüzde 100 artıran olaylardan birisinin de bu olduğunu vurgulayan Arınç, aksini düşünenlerin de bulunduğunu, onlara saygı gösterdiğini, ancak bunun komplike bir konu olduğunu ifade etti.

-"İş orada bitmiştir"-

Arınç, tezkereye ret oyu vermiş bir meclisin başkanı olarak Suriye Çarşısı'nda binlerce insanın kendisine 'milli kahraman' diye tezahürat yaptığını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ne oldu da bu işler bozuldu- Hiç başka bir şey düşünmeye gerek yok. Biz 7-8 senedir Suriye ile bu ilişkilerimizi en üst düzeyde ve dostça götürürken günde bin kişi ölmüyordu. 20 bin kişi şu ana kadar katledildi. Bir kandil gecesinde 345 kişi, 4-5 tane şehir kuşatılarak tanklarla bombalandıktan sonra

-resmi rakamlarla en iyimser diyelim 15 bin civarında ama içeride olayları yaşayanlar 20 bin civarında insanın öldürüldüğünü, kaçırıldığını, cezaevine atıldığını söylüyor- iş orada bitmiştir. Bizim dostluğumuz, Suriye halkı iledir. Yönetimi ile olan ilişkimiz resmi ilişkidir. Biz onlarla iyi iken onlar insan öldürmüyordu. Şimdi öldürüyorlar. O zaman zalimle dostluğumuz söz konusu olamaz. Yapacağımız şey nedir- Zulmün durdurulması, şiddetin durdurulması, silahların susturulması.

Ben muhalefetinize hayret ediyorum. Temsilcileri çıkıyor basın toplantılarında konuşuyorlar, 'Ne işimiz var bizim Suriye'de- Niye burnumuzu sokuyoruz oraya- Neden şöyle yapıyoruz-' Be hey arkadaşlar, Allah'tan korkun. Burada öldürülen şu kadar insan, sizin yüreğinizi kanatmıyor mu- O annesiz babasız kalan çocuklar, her türlü varlığını orada bırakarak, dağlardan tepelerden kaçmaya çalışan insanlar, Müslümanların en kutsal gününde ve gecesinde bombalanmış insanlar, sizin merhamet duygularınızı hiç ortaya çıkarmıyor mu-. En azından bunu söyledikten sonra 'orada yaşanan olayları da lanetliyoruz' diyebilseler, onu da söylemiyorlar."

-"İnsani yardımları Türkiye tek başına omuzluyor"-

İran'ın, Irak'taki yönetimin, BM Güvenlik Konseyi'nde "ret" oyu veren Rusya ve Çin'in tavrına bakıldığında işin daha da karmaşık olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

"O zaman Türkiye, diplomasi alanında yapacaklarını yapmaya çalışıyor. Ama bir taraftan da Suriye'deki halka insani yardımda bulunmayı da insanlık vazifesi olarak biliyor. Bugün 24 bine yaklaşan mülteci sayısıyla, aynı zamanda açılan koridorlardan insani yardımları Türkiye tek başına omuzluyor. Böyle büyük bir millete de bu yakışır zaten. Onun için 'Türk milleti' denildiğinde her zaman mazlumdan yana olmuş, zalimin elini tutmuş bir millet akla geliyorsa, bu o milletin çok büyük olduğunu gösterir. Hiç mazlumlardan bahsetmeyerek sadece

'bizim orada ne işimiz var' demek bize yakışmaz. Siyaseten de yakışmaz. Biz müşterek bir tarihin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın insanlarıyız."

Arınç, son yıllarda iki ülke arasında vizelerin kalktığını hatırlatarak, o dönemde akrabaların birbirini ziyarete gidip geldiğini, her şeyin iç içe girdiğini, ticaretin arttığını, hatta yatırımların yapıldığını kaydetti.

Antakya'da Havra, Sinagog ve caminin duvarlarının birbirine bitişik olduğuna dikkati çeken Arınç, bir arada yaşamanın en güzel örneklerinden birinin Antakya, birinin Mardin, birinin İstanbul olduğunu dile getirdi.

-"Bir şeytani el işin içerisine girdi"-

Başbakan Yardımcısı Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim medeniyetimiz, bir arada yaşama medeniyetidir. Birbirinin hukukuna, inancına, etnik kökenine hiç farklı gözle bakmadan, 'Biz dostuz, arkadaşız, komşuyuz; aynı yurtta yaşıyoruz' inancıyla sahip çıkmaktır. Antakya'nın Medeniyetler Korosu da zaten bunu gösterir. Bir imam ile papazın yan yana birisinin ilahi birisinin dua okuduğu bir koroyu tasavvur edin. Bunlar Türkiye'de var. O yüzden geliyorlardı ve adeta bütünleşmiştik. Şimdi bu kara bulutlar dağılacak, inşallah umarım ki mazlum Suriye halkı da özgürlüğüne kavuşacak. Biz demokrasiyi, özgürlükleri halkın taleplerini, demokratik yollarla ortaya koymasından yanayız, bunlara karşı şiddet kullanılmasını da arzu etmiyoruz. Dolayısıyla siyasetimizin temeli budur. Ne oldu da bu işler bozuldu- Biz bozmadık. Biz düne kadar 'üç tarafı deniz, dört tarafı düşman' adeta vecizesiyle yetişmiş bir milletiz. İroni yapıyorum, eskiden öyle söylerlerdi. 'Üç tarafı deniz Türkiye'nin dört tarafı düşman' Biz de 'sıfır düşmanlık' dedik. 10-20 sene evvel harp edecek duruma geldiğimiz Suriye ile dostluk kurduk. Irak ile İran ile dostluk kurduk, Ermenistan ile bile protokollar hazırladık ama, Azerbaycan'daki işgali kaldırması suretiyle kapıları açacağımızı söyledik. Gürcistan ile Rusya ile ilişkilerimizi düzelttik. Balkanlar'la Yunanistan ile ilişkimizi düzelttik.

'Sıfır sorun' politikasında başarılı olduk. Ama bir şeytani el işin içerisine girdi ve Suriye'de büyüyü bozdular. Gene dostluk, insanlık kazanacak, gene de diplomasiyle bu işlerin çözüleceği ümidindeyiz."



- BURSA

Kaynak: AA