Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Stanford Üniversitesi'ni Ziyaret Etti - San

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ABD'nin California eyaleti temasları kapsamında Stanford Üniversitesi'ni ziyaret etti.

21.03.2015 05:56 | Son Güncelleme: 21.03.2015 05:56
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ABD'nin eyaleti temasları kapsamında Stanford Üniversitesi'ni ziyaret etti. Kendisini karşılayan Türk öğrencileri selamlayan Fikri Işık, "Uluslararası ve Ulusal Yeniden Bütünleşme Fırsatları" konulu panelde, teknoloji yoğun başlangıç firmalarının gelişmiş girişimcilik ekosistemleri içerisinde bulunması için "Uluslararası Kuluçka Merkezi" destek modeli oluşturulduğunu söyledi. KOSGEB öncülüğünde ilk Uluslararası Kuluçka Merkezi'nin Silikon Vadisinde kurulacağını açıklayan Bakan Işık, yurtdışında yaşayan akademisyenlere işbirliği çağrısında bulundu. Bakan Fikri Işık Açıklamaları;Ülkemizden binlerce kilometre uzakta, böylesine seçkin bir katılımcı heyeti ile bir araya gelmenin, bizim için çok değerli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum."Hedef Çalıştayları" vesilesiyle yurtdışında yaşayan akademisyenlerimizle bir araya geliyor, onlarla ülkemizde bilim ve araştırma alanında yaşanan gelişmeleri birlikte değerlendiriyoruz.Son 4 yılda ABD, Kanada ve Almanya'nın 13 farklı noktasında ve yine Çarşamba günü Kaliforniya Üniversitesi'nde düzenlediğimiz bu çalıştaylardan birisini de, bugün Stanford Üniversitesinde düzenliyor olmaktan ayrıca memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim.Bugün özellikle gelişmiş ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin bilim ve teknolojide önemli adımlar attıklarını ve özelikle bilimsel gelişmeyi, kalkınmanın temel itici gücü haline getirdiklerini görüyoruz.Ülkelerin gelişmişliklerinin temelini, bilimsel çalışmaların ekonomiye aktarılması oluşturuyor.Bir ülkenin kalkınması için üniversitelerde üretilen bilginin teknolojiye ve üretime dönüşmesi gerekiyor.Bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yeniliğin sadece ülkelerin geleceğine değil, aynı zamanda insanlığın geleceğine de yön verdiğini görüyoruz.Eğer ülke olarak büyük hedefleriniz varsa, bu teknolojik gücün kullanılmasında olduğu kadar, geliştirilmesi ve üretiminde de dünya çapında bir rol üstlenmeniz gerekiyor. Bu bilinçten hareketle, son dönemlerde teknolojinin geliştirilmesine, bunun için gerekli olan Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine büyük önem veriyoruz. Bu bağlamda, Bakanlık olarak yurt içi ve yurt dışındaki bilim insanlarımızın çalışmalarını ülkemize kazandırmak amacıyla çalışmalar başlattık. Dünyanın değişik ülkelerinde önemli bilimsel çalışmalara imza atmış bilim insanlarımıza ulaştık, onlarla yakın işbirliğine geçtik.Bütün bu gelişmelerle birlikte, artık Türkiye'de tersine beyin göçü süreci başladı. Bu vesileyle sizleri de Türkiye'ye davet ediyoruz. Biz, Stanford Üniversitesi'nde doktora yapan bir öğrencimizi, burada ders veren bir hocamızı veya bilişim teknolojileri üzerine çalışan bir araştırmacımızı, ülkemiz için bir kayıp olarak görmüyoruz. Tam aksine, bu arkadaşlarımızın bulundukları yerlerde yaptıkları bu çalışmaların, Türkiye için de son derece değerli olduğunu kabul ediyoruz.Dünyanın seçkin üniversitelerinde önemli akademisyenlerimizin ve araştırmacılarımızın olmasını ülkemiz açısından bir zenginlik olarak görüyoruz. Bu nedenle, bu çalıştayda sizlere, 'muhakkak Türkiye'ye dönün' diye bir mesaj vermiyor, eğer Türkiye'ye dönmek isterseniz de, kapılarımızın size sonuna kadar açık olduğunu bilin istiyoruz.Şu hususu bilmenizi isterim ki; Türkiye, artık sizin istemeyerek de olsa bırakıp gittiğiniz o eski Türkiye değil. Türkiye, son 12 yılda, çok büyük değişimler yaşadı, çok önemli mesafeler kat etti. Ancak biz, bu ilerlemelerin ve gelinen noktanın henüz ülkemize yakışan bir seviyede olmadığını biliyoruz.Bugün ekonomisiyle, dış politikasıyla, bütçe imkanlarıyla, özellikle de eğitime, üniversitelere, bilime ayırdığı kaynaklarla çok daha güçlü bir Türkiye var. 2000'li yılların başlarında, Türkiye'de bilimsel çalışmaları yürütmenin hiç de kolay olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Öncelikle bilimin olmazsa olmaz şartlarının başında gelen hak ve özgürlükler noktasında büyük eksikliklerimiz vardı. Türkiye ekonomisinde yaşanan problemler, bilimsel araştırmalara yeterince kaynak ayrılmasının önüne geçiyordu.Gerek üniversite ve araştırma merkezlerimizin fiziki yapısında gerekse akademisyenlerimizin ücretlerine kadar birçok alanda istediğimiz düzeyde değildik. Çok şükür, bu konuların hepsinde çok önemli ilerlemeler kat ettik. Özellikle, 2014 yılında yaptığımız yasal bir düzenlemeyle akademisyenlerimizin özlük haklarında önemli iyileştirmeler yaparak maaşlarında %35'e varan oranlarda artış sağladık.2003 yılında ülkemizde 77 üniversite mevcut iken, 2003-2014 yılları arasında 99 yeni üniversite açılarak toplam üniversite sayısı 176'ya ulaştı. Bugün Türkiye'de 81 ilimizin tamamında üniversite var. Ülkemizde 2002 yılında 8.995 olan bilimsel yayın sayısı 2013 yılında 26.259'a yükseldi. Aynı dönemler için ülkemizde milyon kişi başına düşen bilimsel yayın sayısı 136'dan 343'e, dünya sıralamasındaki yerimiz ise 22'den 18'e yükseldi. Tam Zaman Eşdeğer (TZE) Ar-Ge insan kaynağı sayısı 2003 yılında 38 binden 2013 yılında 113 bine, TZE araştırmacı sayısı ise 33 binden 89 bine ulaştı. Aynı dönemler için 10.000 çalışan kişi başına düşen TZE Ar-Ge insan kaynağı sayısı 18'den 44'e, TZE araştırmacı sayısı ise 15'den 35'e yükseldi. 2002 yılında üniversitelerimizde sadece 2 tane teknoloji geliştirme bölgesi vardı. Bugün ise 59 teknoloji geliştirme bölgemiz, özel sektör bünyesinde kurulu 176 Ar-Ge Merkezimiz var. Yine 2002 yılında yerli patent başvuru sayısı 414'den yaklaşık 12 kat artış göstererek 2014 yılında 4.869'a yükseldi. Türkiye son 4 yılda Avrupa'da en çok marka başvurusu yapılan ülke olmuştur.Endüstriyel tasarım başvurularında ise 2013 yılında Avrupa'da ilk üç ülkeden biri olduk.Bakanlığımız ve ilgili kuruluşlarımızla birlikte, akademisyenlerimizin bilimsel amaçlı ve özel sektöre yönelik projelerine geri ödemesiz önemli destekler veriyoruz. TÜBİTAK tarafından; yenilikçi ürün, süreç, bilgi ve teknoloji geliştirme potansiyeli bulunan KOBİ'lerin başlangıç aşamalarındaki sermaye ihtiyaçları için Girişim Sermayesi Destekleme Programı oluşturulmuştur. Bu destek programı ile başlangıç aşamasındaki KOBİ'lerimizin finansman sorunu çözmeyi hedefliyoruz.Yine ülkemizde teknoloji yoğun başlangıç firmalarının gelişmiş girişimcilik ekosistemleri içerisinde bulunması için "Uluslararası Kuluçka Merkezi" destek modelini oluşturuyoruz.Bu program kapsamında KOSGEB öncülüğünde ilk Uluslararası Kuluçka Merkezini Silikon Vadisinde kurmayı planlıyoruz. Bu merkezlerde yer alacak olan başlangıç firmalarına kira, danışmanlık, pazara giriş konularında destekler sağlayacağız.Kriz dönemlerinde bazı ülkeler Ar-Ge ve inovasyona ayırdıkları payı azaltırken, biz artırmaya devam ettik. Bu da ülkemizin bu alanda ne kadar kararlı olduğunun açık bir göstergesidir. 2007-2012 döneminde OECD ülkelerinde gayri safi Ar-Ge harcaması yıllık ortalama %2 artarken, ülkemizdeki artış oranı %8 olmuştur. 2013 yılında milli gelirimiz 2002 yılına göre cari fiyatlarla 4,5 kat artarken, aynı dönemler için Ar-Ge harcamalarımız 8 kat artmıştır. 2003 yılında %0,48 olan Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki payı 2013 yılında %0,95'e yükselmiştir. 2023 yılında Ar-Ge harcamalarının GSYH içerisindeki payını %3'e çıkararak 60 milyar dolarlık Ar-Ge harcamasına ulaşmayı ve bu harcamaların da 3'te 2'sinin özel sektör tarafından yapılmasını hedefliyoruz. Bakanlığımız ve ilgili kuruluşlarımızla birlikte girişimcilerimizin yapacağı Ar-Ge faaliyetlerine yönelik olarak 2015 yılı için yaklaşık 1,5 milyar TL bütçe ayırdık. Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin sürdürülebilir hale gelmesi ve kurumsallaşması, hiç şüphesiz sadece bu alana verilecek desteklerle mümkün değildir.Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki; Ülkemizde bilgi ekonomisine geçişte önemli adımlar atıyoruz. Bilindiği üzere, bilgi ekonomisinin en temel kaynağı nitelikli insan ve nitelikli bilgi üretimidir.Nitelikli bilgiyi üretebilmek için de temel bilimlerdeki yetkinliklerin güçlü olması gerekiyor.Özellikle fen bilimlerinde, bilimin ulaştığı uç noktalarda çalışmalar yapacak altyapıları oluşturup, nitelikli elemanlar yetiştirebilmek için önemli destekler veriyoruz.Bu bağlamda, temel bilimlere yönelik geçen yıl başlattığımız bir destek programının sonuçlarını burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversite giriş sınavlarında ilk 10 bine giren öğrencilerimize, TÜBİTAK kanalıyla, temel bilimleri tercih etmeleri halinde aylık 2.000 TL'ye kadar burs vermeye başladık.Bu destek programıyla birlikte, ilk 10 bindeki temel bilimleri tercih eden öğrenci sayısı, burs programı başlamadan önceki 3 yıla göre yaklaşık 2 katına yükseldi.Bu artışı, temel bilimlere olan ilgi açısından küçük de olsa önemli bir gelişme olarak görüyoruz.Son yıllarda Türkiye her alanda kendisine büyük hedefler, büyük vizyonlar koyabilen ve büyük projelere imza atabilen bir ülke olmuştur. Türkiye'nin yeni sanayi vizyonu: "Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya'nın Ar-Ge ve üretim üssü olmak" tır. Jeostratejik ve jeopolitik konumumuz, genç nüfusumuz ve üretim alanındaki tecrübemizin bize sağladığı büyük avantajlardan dolayı, ülkemizin tanıtım stratejisinde sloganımızı "Gücü Keşfet" olarak belirledik. Yeni vizyon projelerimizden birisi de, Silikon Vadisi benzeri Bilişim Vadisi Projesidir. Yaklaşık 3 milyon metrekare alan üzerine kurulacak olan Bilişim Vadisi projesi ile ülkemizi Ar-Ge ve inovasyon üssü haline getirmek istiyoruz.Alt yapı inşaatı tamamlanmak üzere olan bölgenin, üst yapı inşaatına ise Nisan ayında başlayacağız.Ülke olarak çok önemsediğimiz Bilişim Vadisi, dünya teknoloji devlerinin buluşma noktası olacaktır. Türkiye, kendi tasarımı olan yerli Rasat ve Göktürk-2 gözlem uydularını uzaya göndermeyi başarmıştır. Şimdi ise haberleşme uydusu olarak tasarladığımız TÜRKSAT 6A uydusunun yapımına başladık. Yine Türkiye'nin 5.000 pul/ay seri üretim kapasitesine sahip silisyum temelli yerli çip fabrikası (Tüm Devre Üretim Tesisi) kurulması çalışmalarını başlattık.Savunma sanayinden enerjiye, gen teknolojilerinden yazılım teknolojilerine kadar birçok alanda büyük projeler gerçekleştirdik ve gerçekleştiriyoruz. Ülkemizdeki bilim insanlarımızı teşvik etmeye, gerekse yurtdışındaki bilim insanlarının Türkiye'ye dönmesine yönelik önemli destek ve teşvik mekanizmalarını yürürlüğe koyduk. Attığımız bu önemli adımların neticesinde, son zamanlarda yurtdışından ülkemize dönen bilim insanlarının sayısında önemli bir artış var.Türkiye'ye dönüş ile ilgili 2007-2014 yılları arasında AB 7. Çerçeve Programı kapsamında toplam 215 araştırmacı, TÜBİTAK'ın tersine beyin göçü desteğiyle de 330 araştırmacı olmak üzere, toplamda 545 araştırmacı yurda dönüş yapmıştır.Türkiye, 2014-2020 dönemini kapsayan Ufuk 2020 (Horizon 2020) Programı'na katılım sağlamıştır.Daha önceki yıllarda bu programlardan edindiğimiz tecrübeler ve siz değerli bilim insanlarımızın katkıları ile bu dönemde daha fazla projeyi hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz.Her bir proje için yaklaşık 5 milyon dolara varan bu destek programlarına sizlerin de katılım sağlamanızı arzu ediyoruz. Ufuk 2020 (Horizon 2020) Programı'nı sizler ve ülkemiz açısından ciddi fırsatlar sunan bir program olarak görüyoruz.Dünyada lider bir ülke olma hedefimizin yolu, bilim ve teknoloji alanında atacağımız adımlardan geçiyor. Bilim ve teknoloji alanındaki işbirliklerimizi güçlendirmek amacıyla Almanya, ABD, Japonya, Çin ve Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerde bilim ataşesi görevlendiriyoruz. Bu bağlamda, ABD'de Washington ve Los Angeles'a birer bilim ataşesi görevlendireceğiz. Biz gerek bilgi üretiminde, gerekse ürettiğimiz bilgiyi ticarileştirme noktasında orta seviyede bir ülkeyiz. Yüksek seviyeye geçiş yapmamız için, sizlerin yapacağı nitelikli çalışmaların ve araştırmaların ülkemize kazandırılmasına ihtiyacımız var. Bu çalışmaları ve araştırmaları nerede yaparsanız yapın, bizim için önemli olan bu çalışmaların ülkemize sağlayacağı katma değerdir.Türkiye'de de olsanız, başka bir ülkede de olsanız, sizlere elimizden gelen her türlü desteği sunmaya hazırız. Bugünkü bilişim çağında "uzak" diye bir olgu yoktur.Bütün mesafeler bir klavye tuşunun ucunda. Bu nedenle, burada sizlere samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye gerek bilimsel araştırma ve Ar-Ge, gerekse teknolojik ürün yatırımı konusunda çok cömert diyebileceğimiz destek ve teşvik araçlarına sahip. Bu konuda herhangi bir kaynak sıkıntımızın olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.Gelin sizlerle birlikte, özel sektörümüzü de işin içine katarak yeni işbirlikleri ve yeni projeler yapalım.Bakanlığımızdan ve TÜBİTAK'tan arkadaşlar buradalar. Siz deyin ki, "şu şekilde bir destek ya da teşvik programı oluşturalım", biz de bunun için gerekli altyapıyı hemen hazırlayalım. Proje ve fikir sizden, destek ise bizden olsun.Bu hususta size Türkiye'nin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak sizlerden gelecek her türlü fikre açık olduğumuzu belirtmek isterim. Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, sizlere bugüne kadar yaptığınız başarılı çalışmalardan dolayı teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyorum." ...
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Stanford Üniversitesi'ni Ziyaret Etti - San

Stanford Üniversitesi, Fikri Işık, California, Türkiye, Politika, Güncel

Kaynak: AA


18.02.2020 00:58:34