CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Çin Seddi'nde (3)

Çin ziyaretini sürdüren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkent Pekin'de düzenlenen iş forumunda Çinli işadamlarına hitap etti.

15.01.2013 17:34 | Son Güncelleme: 15.01.2013 17:34CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Çin Seddi'nde (3)
CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU ÇİN SEDDİ'NDE (3)

"TÜRKİYE'NİN ÇİN'LE TİCARETİNDE 17 MİLYAR DOLARLIK AÇIĞI VAR"

Çin ziyaretini sürdüren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkent 'de düzenlenen iş forumunda Çinli işadamlarına hitap etti. Çinli işadamlarını Türk şirketlerle ortaklığa çağıran Kılıçdaroğlu, üçüncü ülkelerdeki yatırım fırsatlarına dikkat çekti. Türk şirketlerinin makine parkı konusunda avantajlarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Çinli firmaların finansman imkanlarıyla ortaklığa güç katacağını ifade etti. Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

"Çin ve Türk firmalarının merkezini 'de kuracakları ortak girişim vasıtasıyla Türkiye'nin komşu ülkelerinde alt yapı projelerine birlikte girmelerini önemsiyoruz. Özellikle Türk firmalarının başarılı olduğu ve deneyim kazandığı birini kuşak ülkelerdeki yatırım projelerine teklif vermeleri Türk tarafı makine gibi unsurları sağlarken Çin tarafının ise teminat konusunda imkanlarını ortaya koyması başarı imkanlarını artıracaktır."

Türk ve Çinli işadamlarına hitap eden Kılıçdaroğlu, Türkiye ile Çin arasındaki ticarette ciddi bir dengesizlik olduğunu söyleyerek, "Kasım 2012 sonuçlarına göre, Çin'e ihracatımız 2,5 milyar dolarken aynı dönemde Çin'den ithalatımız 19.6 milyar dolar tutarında, yani 17 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Katma değeri yüksek ürünlerimizin Çin'e ihracatımızda daha fazla yer almasını arzu ediyoruz. Türkiye'nin bu potansiyeli var ve Çin'in Türkiye'nin mallarının tanıtılmasında Türkiye'yi daha fazla ön plana çıkarması mümkün" diye konuştu.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Çin ziyareti kapsamında Türkiye-Çin İş Forumu'nda kendilerinin davet eden Çin Komünist Partisi'ne teşekkürlerini iletti. Dünya ekonomisinin bir kriz sürecinden geçtiğini belirten Kılıçdaroğlu, "2007 yılının sonlarına doğru ABD piyasalarında başlayan mali kriz, kısa süre içerisinde Avrupa'ya da sıçradı ve o tarihten itibaren de istikrar bir türlü tesis edilemedi" dedi.

ABD ve Avrupa Birliği piyasalarında yaşanan karışıklığın, siyaset kurumunun gereken iradeyi zamanında ve yeteri kadar gösterememiş olması nedeniyle yerini panik havasına terk ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, sert düşüşlerin domino etkisiyle tüm dünyayı bir durgunluğun kıyısına kadar getirdiğini söyledi.

Geçen yıl yüzde 3,2 büyümesi beklenen dünya ekonomisinin zayıf görünümünün 2013 yılına ilişkin beklentilere de yansıdığını ifade eden Kılıçdaroğlu, birçok uzman kuruluşun 2013 yılı büyüme tahminlerini aşağı yönlü güncellediğini belirtti. ABD'nin yüzde 2,1 olarak beklenen 2012 büyümesinin 2013′te yüzde 1,8′e gerilemesinin beklendiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Durum Çin'in en büyük ticaret ortağı AB için daha da kaygı verici. AB ekonomisinde 2012′de yüzde 0,6 daralma bekleniyor. 2013′te ise sıfıra yakın bir büyüme tahmini var. Yani yok denecek kadar az" dedi.

"Çin için küresel refah ne kadar önemliyse, küresel istikrar da Çin için o derece önemli" diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Zira dünyanın en kalabalık ülkesi Çin'de iş gücüne yeni katılanların sayısı her yıl neredeyse Kanada nüfusu kadar artıyor. Bu muazzam demografik baskı Çin'i her yıl yüksek büyüme oranlarını yakalamaya zorluyor. Bu durum Çin'in sadece hızlı değil, dengeli de bir kalkınma modelini sürdürmesi zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. İşin ilginç yanı duvarların olmadığı, sermayenin serbestçe hareket ettiği, ticaretin giderek daha da liberalleştiği bir dünya düzeninde küresel ekonomiye entegre olmuş bir Çin'in dengeli kalkınması küresel kalkınmanın da neredeyse ön şartı haline geldi."

Dünya barışı ve küresel kalkınma söz konusu olduğunda Çin'in bugüne kadar izlediği politikaların takdire şayan olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "1997 yazında meydana gelen Asya Krizi'nden sonra Çin Devleti'nin izlediği yapıcı ekonomik ve mali politikalar, Çin'in küresel ekonomiye ne kadar titiz yaklaştığını, bölgesel ve küresel istikrar için sorumluluk almaktan kaçmadığını göstermek bakımından son derece önemli" dedi.

Dünyanın üretim üssü olma özelliğiyle dış ticarette birçok ülkeye karşı hakim durumda bulunan Çin'in, Türkiye ile ekonomik ve ticari ilişkilerinde de durumun farklı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Kasım 2012 sonuçlarına göre Çin'e ihracatımız 2,5 milyar dolarken aynı dönemde Çin'den ithalatımız ise 19,6 milyar dolar tutarında yani 17 milyar dolar ticaret açığımız var. Bu rakam 2002 yılında 1,1 milyar dolardı. Dış ticaret açığımız 14 kat artmış durumda. Çin'le dış ticaret açığımızın tamamen kapatılması gibi kısa vadede de kolay olmayan bir beklentiye girmeyeceğiz ancak bu alanda atılabilecek adımlar olduğunun da altını çizmek istiyoruz. Yani bu düzeltilemeyecek bir durum değil. Çin'in ithalatını ağırlıklı olarak çevre ülkelerden yaptığını biliyoruz. Ancak ihracatında durum öyle değil. Başta AB ve ABD olmak üzere dünyanın hemen hemen her ülkesine ihracatı var. Çin'in ülkemizden ihracatı ağırlıklı olarak ham maddeye dayanıyor. 100 dolarlık ihracatımızın 83 doları maden ve metallerden, kimyevi maddelerden, tekstil ve ham maddelerinden oluşuyor. Katma değeri yüksek ürünlerimizin Çin'e ihracatımızda daha fazla yer almasını arzu ediyoruz. Türkiye'nin bu potansiyeli var ve Çin'in Türkiye'nin mallarının tanıtılmasında Türkiye'yi daha fazla ön plana çıkarması mümkün."

Çin'in ithalatının temelini ara mamuller ve yatırım mallarının oluşturduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Çin'in bunu çevre bölgelerden yaptığını bildirdi. Türkiye Çin için birçok açıdan avantajlarla dolu bir ülke olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Yurttaşlarımız tam üye olamadı ama sanayi ürünlerimiz Avrupa Birliği'ne üye. Sanayi ürünlerinde AB ile Gümrük Birliği Anlaşmamız var. Ayrıca birçok ülkeyle serbest ticaret anlaşmalarımız var" dedi.

Türk işadamlarından oluşan bir heyetin de kendisiyle birlikte olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, işadamlarının Çinli meslektaşlarıyla önemli işbirlikleri yapacağına inandığını söyledi.

Çin ekonomisi özellikle 2001 yılı sonunda Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olduktan sonra küresel daralmanın yaşandığı 2009 yılına kadar parlak bir grafik çizdiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları anlattı:

"2010 yılından bu yana ihracatta dünya lideri olan, doğrudan yabancı sermaye girişlerinde ise ABD'den sonra 2. sırada yer alan Çin, bu dönemde gerek doğrudan yabancı sermaye, gerekse katma değeri öne çıkaran ihracat politikalarıyla döviz rezervlerini 2012′de 3,3 trilyon doların üzerine çıkarmayı başardı. Bu miktardaki bir döviz rezervinin, Çin'in yurt dışında yatırım için önemli bir kozu olduğunu düşünüyoruz. Çin'in yurt dışına doğrudan yatırımları Kasım 2012 sonunda 62,5 milyar dolar oldu. Bu alanda da Çin ile işbirliği yapma arzumuz var. Özellikle Çin'den Türkiye'ye doğrudan yatırımlar vasıtası ile iki ülke karşılıklı ilişkilerinde Türkiye aleyhine olan dış ticaret açığının bu şekilde dengelenebileceğine inanıyoruz. Ancak bugüne kadarki gelişmeler Türkiye açısından gelecek vadettiğini söylemek mümkün değil. Zira Çin'in yurt dışında yatırımından Türkiye'nin aldığı pay arzu edilen seviyelerde değil. Bunun nedeni Çin'in daha çok yurt dışına yatırımlarını büyük enerji ve teknoloji şirketlerinin yapmasıdır. Çin ve Türk firmalarının merkezini Türkiye'de kuracakları ortak girişim vasıtasıyla Türkiye'nin komşu ülkelerindeki altyapı projelerine birlikte girmeleri, özellikle Türk firmalarının son derece başarılı olduğu ve deneyim kazandığı birinci kuşak ülkelerdeki yatırım projelerine teklif vermeleri, Türk tarafının makine parkı, mühendislik unsurlarını temin ederken Çin tarafının teminat sorunlarına karşı imkanlarını ortaya koyması, Avrupa pazarına sunulması muhtemel zirai ve sınai ürünlerin Türkiye'de ortak üretimi için işbirliği yollarının aranması, güneş ve rüzgar gibi yenilebilir enerji alanında teknoloji transferine ilişkin yatırımlar gibi daha pek çok alanda iki ülke arasında işbirliği yapılabileceğine inanıyoruz."

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı Li Cincun da iki ülke iş adamları arasındaki görüşmelere katılmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Cincun, şöyle konuştu:

"İki eski medeniyet olan Çin ve Türkiye arasında uzun mesafe olmasına rağmen, iki ülke arasındaki dostluk uzun bir geçmişe dayanıyor. Çin ile Türkiye, hem hükümeti hem de siyasi partilerinin ortak çabaları aracılığıyla, iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmasından bu yana çok gelişmiştir. Geçtiğimiz yıl Çin ile Türkiye arasındaki stratejik işbirliğinin derinleştiği bir yıl oldu. Çin Devlet Başkan Yardımcısı Şi Cinping Türkiye'yi ziyaret etmesi ve Başbakan Erdoğan'ın Çin'e gelmesi, iki ülkenin üst düzeyli temaslarını daha da yüksek seviyeye çıkarmıştır. Büyük projeler için yapılan yatırımlar ve ticaret hacminin çoğalması, iki ülkenin ekonomik ve ticari işbirliğini geliştirmiştir. Çin ile Türkiye arasındaki işbirliği şu anda çok iyi yönde gelişmekte ve iki ülkenin stratejik işbirliği ilişkisinin perspektifinin çok açık olduğunu söyleyebiliriz."

Gelişmekte olan Çin ile Türkiye'nin yeni yükselen ekonomiler arasında ve G-20′de yer aldığını anımsatan Cincun, "İki ülke halkının ortak çabasıyla iki ülkenin ekonomisinin istikrarlı bir şekilde büyüdüğü, halkının yaşam şartlarının iyileştiğini ve uluslararası statünün yükseldiğini memnuniyetle görmekteyiz" dedi.

Çin Uluslararası Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Yu Ping de Çin ile Türkiye arasındaki gelişen ekonomik ilişkilere değindi. Ping, Çin'in, Türkiye'nin üçüncü ticaret ortağı haline geldiğini kaydetti. İki ülkenin hedeflerinden bahseden Ping, "Son yıllarda iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinde büyük mesafeler kaydedilmiştir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 10 yıl içinde 18 kat arttı" dedi.

Konuşmaların ardından iki ülke iş adamları arasında görüşmelere geçildi.

SK,ÜK(AÖ/İD)

Çin Halk Cumhuriyeti, Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye, Pekin, Politika, Güncel

Kaynak: DHA

20.02.2020 21:59:12