Cumhurbaşkanı Sezer'in Vetosu

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kanunu ile İlgili Veto Gerekçelerini Açıkladı. Sezer, Başkan Dışındaki Üst Düzey Yöneticilerin Atanmasında Köşk'ü Devre Dışı Bırakan Maddeye Tepki Göstererek, "Cumhurbaşkanının Denetim Yetkisi, Tek Parti İktidarında Çok Daha Gereklidir" Dedi.

Cumhurbaşkanı Sezer'in Vetosu
30.03.2007 19:57 | Son Güncelleme: 30.03.2007 19:57

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kanunu ile ilgili veto gerekçelerini açıkladı. Sezer, başkan dışındaki üst düzey yöneticilerin atanmasında Köşk'ü devre dışı bırakan maddeye tepki göstererek, "Cumhurbaşkanının denetim yetkisi, tek parti iktidarında çok daha gereklidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Sezer, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 14. maddesini bir kez daha görüşülmesi için TBMM'ye geri gönderdi. Veto gerekçesinde cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini anlatan Sezer, yasada üst düzey personelin atama yetkisinin ortak kararname yerine bakana verilmesini eleştirdi. Sezer, kanun ile cumhurbaşkanının imzasını gerektirmeyen bir atama yönteminin öngörüldüğüne işaret ederek, bir siyasal partinin tek başına iktidar olduğu ve yasama organında çoğunluğu elinde bulundurduğu dönemlerde kamu görevlilerinin siyasal güce karşı korunmasız olduğunu, bununla birlikte cumhurbaşkanının denetim yetkisinin tek parti iktidarında çok daha gerekli olduğunu bildirdi.

Sezer, kanunun 14. maddesi (2.) fıkrasıyla, kanunla kurulan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nda görev yapan başkan dışındaki tüm personelin, bu bağlamda üst düzey yönetici kadrolarında görev yapacakların atama yetkisinin bakana verildiğini ifade etti. Sezer, kanunun 14. maddesinin (8). fıkrasında, Kurum personelinden Başkan, genel koordinatör, hukuk müşaviri, koordinatör ve il koordinatörleri, uzman ve denetçiler ile diğer görevlilere ödenecek sözleşme ücretlerinin, Başbakanlık Merkez Örgütü'nde görev yapan, sırasıyla genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı, uzman ve denetçiler ile diğer benzer personel için öngörülmüş bulunan ücretlere bağlandığını kaydetti. 8. fıkrada unvanları sayılan ve kurumda sözleşmeli statüde görev yapan personelin ücretlerinin belirlenmesinde ölçüt alınan Başbakanlık Merkez Örgütü personelinden uzman, daire başkanı ve genel müdür yardımcıları için 3 bin 600, genel müdürler için ise 6 bin 400 ek gösterge öngörüldüğünü ifade eden Sezer, anlaşılacağı gibi, kurumda bakan tarafından ataması yapılacak personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre 3 bin 600 ek göstergesi bulunan kamu görevlisi kümesine girdiğini belirtti. Sezer, bu tür personelin ataması ortak kararname ile yapılmasına karşın, kanunda eş durumdaki personelin atanması yetkisinin bakana verildiğini, böylece cumhurbaşkanının imzasını gerektirmeyen bir atama yöntemi öngörüldüğünü dile getirdi.

Çağdaş demokrasilerde, parlamenter sistem ve bu sistemi yaşama geçirecek erkler ayrılığı ilkesinin kabul edildiğini; yürütmenin iktidar gücü, yasama ve yargı denetimi ile dengelenmeye çalışıldığını vurgulayan Sezer, parlamenter demokratik sistemin ve erkler ayrılığının benimsendiği anayasada da, bağsız koşulsuz ulusun olan egemenliğin, yasama, yürütme ve yargı alanlarında ulus adına kullanacak organların belirtildiğini; yasama ve yargının yürütme organı üzerindeki denetim yetkisi ve bu yetkinin kullanılma biçim ve sınırlarının çeşitli maddelerde kurala bağlandığını anımsattı. ''İktidar gücünün çoğunluk egemenliğine dönüşmesinin parlamenter demokratik sistemi zedeleyeceğini öngören anayasa koyucu, bununla yetinmemiş, devletin başı olan cumhurbaşkanına bir denetim, dengeyi ve uyumu sağlama görev ve yetkisi vermiştir'' diyen Sezer, gerekçesine şöyle devam etti:

"Bu kurallar, cumhurbaşkanının, aynı zamanda yürütmenin de başı olduğunu, kararnameleri imzalama yolu ile iktidar gücünü denetleyerek, bu güç ile kamu politikalarının oluşması ve uygulanmasında görev alan üst düzey kamu görevlileri arasındaki dengeyi sağlaması gerektiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanının bu denetim ve dengeleme görev ve yetkisi, bir siyasal partinin tek başına iktidar olduğu ve yasama organında çoğunluğu elde bulundurduğu dönemlerde, çok daha gerekli olmaktadır. Çünkü, bu dönemlerde, özellikle üst düzey kamu görevlileri siyasal güce karşı çok daha korunmasız kalmaktadır. Yine anayasanın 105. maddesinde, cumhurbaşkanının, anayasa ve diğer kanunlarda tek başına yapabileceği belirtilen işlemler dışındaki tüm kararlarının başbakan ve ilgili bakanlarca da imzalanacağı kurala bağlanmıştır. Bu kural, tüm kararlar bağlamında atama kararlarının da cumhurbaşkanınca imzalanması gerektiğini göstermesi yönünden önemlidir. Ayrıca anayasanın 104. maddesinde, cumhurbaşkanına kararnameleri imzalama görev ve yetkisinin verilmiş olmasının da bu yargıyı pekiştirmektedir."

Anayasada cumhurbaşkanına kararnameleri imzalama yetkisinin verilmesinin 3 önemli gerekçeye dayandığını hatırlatan Sezer, bunları şöyle sıraladı:

"Bunların birincisi, cumhurbaşkanının yansızlığı nedeniyle, kararnamelerin, kamu yararına ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olmasının sağlanması ve siyasal emellere hizmet etmesinin önlenmesi; ikincisi, cumhurbaşkanına, yürütme alanında Hükümet'e öneri ve uyarılarda bulunma yetkisini kullanabilmesi için olanak yaratılması; üçüncüsü de, cumhurbaşkanının Devlet'in ve yürütmenin başı olması ve devlet organlarının düzenli çalışmasını gözetme görev ve yetkisiyle donatılmış bulunmasıdır. Bu anayasal kurallar karşısında, birer yönetsel işlem olduğunda kuşku bulunmayan atama işlemlerinden, kurumların karar ve uygulama düzeneklerinde önemli ikr, anlaşılacağı gibi, kşlev gören üst düzey kamu görevlilerine ilişkin olanlarının, hukuksal geçerlilik kazanabilmesi için cumhurbaşkanınca da imzalanması anayasal zorunluluktur.''

Cumhurbaşkanı Sezer, devlet organlarının düzenli çalışmasının, yönetimde istikrarın sağlanmasıyla olanaklı bulunduğuna dikkat çekerek, yönetimde istikrarın ise kamu hizmetinin değişken öğesi olan iktidardaki siyasal partilerle değil, kamu hizmetinin değişmez öğesi olan kamu görevlilerine sağlanacak ''görev güvence''siyle gerçekleştirebileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanının, kamu hizmetlerinde sürekliliği ve istikrarı sağlayan üst düzey görevlilerin atamalarında imzasının bulunmasının, kimi haksız işlemlerin, siyasal nitelikli atamaların önlenmesi ve dolayısıyla kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekleri yönünden de gerekli olduğunu vurgulayan Sezer, şöyle devam etti:

"Anayasamıza göre, yürütmenin iki kanadından birini oluşturan cumhurbaşkanı, 'yansız' niteliğiyle, siyasal nitelikli hükümete karşı kamu görevlisinin güvencesini oluşturmaktadır. Bu güvence, atama kararnamelerinin cumhurbaşkanınca imzalanmasıyla yaşama geçirilmektedir. Nitekim, bu gerekçeler gözönünde bulundurularak, 2451 sayılı yasada, müsteşar ve yardımcıları, genel müdür ve yardımcıları, bakanlık müşavirleri, birinci hukuk müşavirleri, bakanlık daire başkanları, il idare şube başkanları, bölge müdürleri ve başmüdürler gibi üst düzey görevlilerin atanmaları, görevden alınmaları ya da nakillerinin ortak kararnameyle yapılması kurala bağlanmıştır.''

Sezer veto gerekçesinde Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili kararlarının gerekçelerine de atıfta bulunarak, kanunun 14. maddesinin anayasayla kabul edilen parlamenter demokratik sistemle ve anayasanın 8, 104 ve 105. maddeleriyle bağdaşmadığını bildirdi.

"MAAŞI BELİRLEME YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI"

Cumhurbaşkanı Sezer, kanunun 14. maddesinin 8. fıkrasının ücretlerle ilgili bölümünde kamu çalışanlarının ücretlerinin yasayla düzenlenmesinin anayasa ile kurala bağlandığını hatırlatarak, ilgili kanunda kurulacak olan Tarım ve Kırsal Kalkınmaya Destekleme Kurumu'nda çalışan personelin ücretinin Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından belirlenmesinin anayasaya aykırı olduğunu bildirdi. Sezer, "Anayasanın 128. maddesinde, kamu görevlilerinin atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin yasayla düzenlenmesi öngörülmüştür. Oysa, incelenen yasada sözleşmeli personel ücretleri belirlenmemiş, ücreti belirleme yetkisi Tarım ve Köyişleri Bakanı'na verilmiştir. Bu nedenle, Yasa'nın 14. maddesinin (8). fıkrası anayasanın 128. maddesiyle bağdaşmamaktadır'' dedi.

Cumhurbaşkanı Sezer, kanunun 14. maddesinin (8). fıkrasında ise, tavan dışında hiçbir temel ilke konulmadan, çerçeve çizilmeden, sözleşmeli personel statüsüyle ilgili ücretleri belirleme yetkisinin Tarım ve Köyişleri Bakanı'na bırakıldığını hatırlatarak, 'Sözleşmeli personel konusunda Bakanlar Kurulu'na geniş yetki tanıyan sözkonusu kuralın Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edildiğini hatırlattı.

Kanunun 14. maddesinin (1). fıkrasının ''Kurum personeline ilişkin tüm ihtilaflar iş mahkemelerinde görülür'' hükmünü anımsatan Sezer, şunları kaydetti:

"Kamu görevlisinin sosyal güvenlik yönünden Sosyal Sigortalar Yasası'na bağlı olması, idari işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda görevlendirilecek yargı yerinin belirlenmesinde etken olamaz. Yargı yerinin belirlenmesinde önemli olan, çalışanların kamu görevlisi olup olmadığı ve kurum-personel ilişkisinin kamu hukukundan kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Bu durumda, incelenen yasayla, idare hukuku ilkelerine göre oluşturulan personel işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünün adli yargıya bırakılması, Anayasanın 125 ve 155. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.''

(SC-OK-OK-Y)

Kaynak: İHA

Etiketler: , Haber
Haberler››Güncel››Cumhurbaşkanı Sezer'in Vetosu - Haberler