11 Eylül 2018, 20:04

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "İdlib'e yönelik bir saldırı her şeyden önce şu ana kadar devam eden siyasi süreçleri dinamitleyecektir, ciddi bir güven bunalımına yol açacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, " İdlib'e yönelik bir saldırı her şeyden önce şu ana kadar devam eden siyasi süreçleri dinamitleyecektir, ciddi bir güven bunalımına yol açacaktır." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Toplantıda 100 günlük icraat programının genel hatlarıyla ele alındığını belirten Kalın, "Kasım ayı içerisinde de ikinci yüz günlük icraat programı açıklanacak, bununla ilgili hazırlıklarımız da devam ediyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bizzat projeleri takip ettiğini vurgulayan Kalın, bunların zamanlı bir şekilde ve verimli bir biçimde hayata geçirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını bildirdi.

Ekonomiyle ilgili de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın bir sunumu olduğunu aktaran Kalın, "Özellikle Türkiye'deki pozitif yatırım ortamının devam ettiğini tekrar ifade etmek istiyorum. Türk ekonomisi özellikle uluslararası yatırımcılara güven veren bir ekonomi olmaya devam etmektedir." dedi.

İkinci çeyrek büyümenin 5,2 oranında gerçekleştiğini ve bunun Türk ekonomisinin bütün bu zorluklara, farklı yerlerden gelen olumsuz etkilere rağmen büyümeye, üretmeye devam ettiğini gösterdiğine işaret eden Kalın, "Önümüzdeki günlerde de Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bütün ekonomi yönetimimizin bu konuyla ilgili alacağı tedbirler, görüşmeler, temaslar da devam edecek." ifadesini kullandı.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dolayısıyla Amerika'ya ziyaret yapacağını anımsatarak, "Orada da öncesinde ve güvenlik kurulu esnasında da yatırımcılarla birtakım görüşmeleri olacak. Bakanlarımızın hakeza yatırımcılarla, uluslararası şirketlerle, CEO'larla görüşmeleri de devam edecek. Yani ana hatlarıyla Türk ekonomisiyle ilgili bir panik havasının olmadığını burada özellikle tekrar ifade etmek istiyorum. Bu türbülans gibi görünen dönemin de kısa sürede aşılacağından biz eminiz." diye konuştu.

Yeni eğitim yılının başlayacağını ve bu çerçevede Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un bir sunumu olduğunu belirten Kalın, özellikle yeni dönemle ilgili alınan tedbirlerin takdim edildiğini bildirdi.

Alınan tedbirlere ilişkin de bilgi veren Kalın, şöyle devam etti:

"Öncelikle güvenlik noktasında bütün öğrencilerimizin güvenli ve huzur içerisinde yeni öğretim yılına başlaması için Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığımız arasında bir çalışma yapıldı. Güvenlik görevlilerinin görevlendirilmesi noktasında gerekli bütün tedbirler alındı. Pazartesiden itibaren bu uygulamaları da hep birlikte göreceğiz. Yani özelikle velilerin, alilerin bu konuda müsterih olmalarını söyleyebiliriz. İki bakanlığımızın bu konudaki çalışması inşallah somut olarak sahada da görülecek."

Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 60 bin temizlik, 20 bin de sivil güvenlik görevlisinin görevlendirilmesiyle ilgili bir çalışma başlatıldığına değinen Kalın, "Bunlar özellikle güvenliğin yanı sıra okullarımızın, çevresinin ve bahçelerinin temizliği konusunda önemli bir ihtiyaçtı. Bu vesileyle bu çalışma da şu anda tamamlanma aşamasına girmiş durumda." ifadesini kullandı.

Kalın, iki bakanlığın 60 bin temizlik, 20 bin de sivil güvenlik görevlisinin görevlendirilmesi konusunda mutabakata vardığını belirtti. Kalın, "Yeni öğretim yılına başlayacak bütün öğrencilerimize hayırlı, bereketli, feyizli bir öğretim yılı temenni ediyorum. Aynı şekilde öğretmenlerimize, idarecilerimize, bütün yöneticilerimize de gençlerimizin ufkunu daha da açacak onları parlak bir geleceğe hazırlayacak bir öğretim yılı olmasını temenni ediyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta Astana üçlü zirvesinin üçüncü toplantısını gerçekleştirmek üzere Tahran'da olduğunu anımsatan Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Orada yapılan görüşmeleri ve müzakereleri canlı yayından hepiniz de izlediniz. Açıkçası bizim de beklemediğimiz bir biçimde müzakere kısmı canlı yayınlandı. Aslında bu da bir hayra vesile olduğu. Bunu neden söylüyorum? Özellikle Cumhurbaşkanımızın insani duyarlılık noktasında ve İdlib'e yönelik muhtemel bir saldırının önlenmesi için nasıl bir gayret ve mücadele içerisinde olduğunu bütün dünya da görmüş oldu."

Tahran zirvesinden sonra bile İdlib'in güney uçlarından itibaren birtakım saldırıların hala devam etmekte olduğuna dikkati çeken Kalın, "Yani bu süreç içerisinde biz hem Tahran'daki zirvede muhataplarımıza yani Rusya Federasyonu ve İran'a hem de dünya kamuoyuna Cumhurbaşkanımızın çok açık, net çağrıları oldu. Yani bu İdlib'e yönelik bir saldırının sadece bir insani bir felaketle sonuçlanmayacağını, bunun çok ciddi siyasi, diplomatik sonuçları olacağını da ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz." dedi.

- "Dünya kamuoyu elini taşın altına koyması gerekiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün bir Amerikan gazetesinde yayınlanan yazısında da ifade ettiği gibi bu konuda sadece Türkiye'nin çaba göstermesinin asla yeterli olmayacağını vurgulayan Kalın, şu görüşlere yer verdi:

"Dünya kamuoyunun da burada elini taşın altına koyması gerekiyor ama bunu hakikaten samimiyetle ve ciddiyetle yapması gerekiyor. İdlib'e yönelik bir saldırı her şeyden önce şu ana kadar devam eden siyasi süreçleri dinamitleyecektir, ciddi bir güven bunalımına yol açacaktır. Yüz binlerce insanın Türkiye'ye doğru tekrar hareket etmesine, göç etmesine sebep olacaktır.

Zaten milyonlarca mülteciyi Türkiye'de barındırdığımız bir dönemde yeni bir göç dalgasının on binler, yüz binleri kapsayacak bir göç dalgasının Türkiye'ye dönük gerçekleşmesi başka komplikasyonları ortaya çıkaracaktır. Bunun etkileri sadece Türkiye ile de sınırlı kalmayacaktır, buradan Avrupa'ya, başka ülkelere de sıçrayacaktır. Dolayısıyla burada bizim çağrımız bütün dünya kamuoyunun, Batılı ülkelerin, Amerika Birleşik Devletleri'nin, bölge ülkelerinin bu konuda eş güdüm ve koordinasyon içerisinde hareket ederek İdlib'e yönelik muhtemel bir saldırıyı durdurmasıdır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Tahran'daki zirvede dile getirdiği bir konunun altını çizmek istediğini belirten Kalın, şunları ifade etti:

"Zaman zaman Batılı ülkelerin 'Esed rejimi İdlib'de kimyasal silah kullanırsa müdahalede bulunuruz' açıklamalarının son derece yetersiz ve tutarsız olduğunu ifade etmeliyiz. Çünkü şu ana kadar Suriye savaşında öldürülen yüz binlerce insanın yüzde 99'undan fazlası konvansiyonel silahlarla öldürüldü. 'Kimyasal silahlar kullanılırsa müdahale ederiz ama konvansiyonel silahlarla saldırmaya devam ederse hiçbir şey yapmayız' anlamına gelen bu açıklamaların Suriye bağlamında oyun değiştirici bir unsur olmayacağı, caydırıcı bir nitelik arz etmeyeceği çok açık net olsa gerektir.

Ayrıca 'Kimyasal silah kullanılırsa müdahale ederiz' demek konvansiyonel silahlarla saldırmaya ve şu andaki katliamları yapmaya devam edebilirsiniz demektir. Bunun hiçbir iler tutar tarafı olmadığını ifade etmeliyiz. Burada kimyasal ya da konvansiyonel bütün silahlarla ölümlerin tamamen durdurulmasına yönelik bir çağrının yapılması, ciddi bir diplomatik çalışmasının yapılması, Esed rejimine ve onun destekçilerine yönelik birtakım başka girişimlerin devreye sokulması gerekiyor."

Kalın, süreç içerisinde insani duyarlılık gösteren tarafın Türkiye olduğu açık ve net bir şekilde ortada olduğuna bildirdi.

Sözcü Kalın, şunları kaydetti:

"Ama biz duruşumu sergiledik yapacağımızı yaptık artık gerisine karışmıyoruz diyecek durumda da değiliz. Ortada insani siyasi bir kriz var, bu büyüyerek herkesi içine çekecektir. Dolayısıyla burada bizim beklentimiz bütün tarafların, bütün paydaşların mutlaka bu süreç içerisinde önümüzdeki günlerde yapıcı katkılar sunacak şekilde bir tutum içine girmeleri ve İdlib'e yönelik bütün bu mahsurları ortadan kaldıracak bir siyasi çözüm üzerinde mutabık kalmalarıdır. Biz Türkiye olarak bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz ama bunu sadece Türkiye'nin omuzlarına bırakmak bu yükü ne adildir ne de insaflı bir yaklaşımdır. Dolayısıyla burada önümüzdeki günlerde müttefiklerimizden de ciddi katkılar beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konuları önümüzdeki günlerde yapacağı temaslarda ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda hem yapacağı konuşmada hem de temaslarında dile getirecek."

(Sürecek) Türkiye,İdlib,Kabine
11 Eylül 2018 Salı 20:04