Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın Siyanürle ilgili düzenleme yapılacak

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, "Siyanür, erişimi son derece kolay bir kimyasal. İyi amaçlarla da kullanılabilen ama kötü amaçla da kullanılabilecek bir kimyasal. Bununla ilgili Kabine Toplantısı'nda İçişleri Bakanlığı'mızın da yaptığı sunumla bu konu gündeme geldi.

19.11.2019 21:04 | Son Güncelleme: 19.11.2019 21:04Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın Siyanürle ilgili düzenleme yapılacak

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, "Siyanür, erişimi son derece kolay bir kimyasal. İyi amaçlarla da kullanılabilen ama kötü amaçla da kullanılabilecek bir kimyasal. Bununla ilgili Kabine Toplantısı'nda İçişleri Bakanlığı'mızın da yaptığı sunumla bu konu gündeme geldi. Bununla ilgili bir düzenleme yapılacak" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının gündemine ilişkin, Beştepe'de basın toplantısı düzenledi. Kalın, toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştirdiği ABD ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu, bütçe görüşmelerini ele aldığını, güvenlik ve Suriye meselelerine değindiğini ifade etti. Güvenlikle ilgili konularda İçişleri Bakanlığı'nın, Dışişleri Bakanlığı'nın MİT Başkanlığı'nın ve Milli Savunma Bakanlığı'nın sunumları olduğunu ifade eden Kalın, Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının da sunum yaptığını söyledi.

'TÜRKİYE'NİN TEZLERİ NET BİR ŞEKİLDE İFADE EDİLMİŞTİR'

Amerika ziyaretinin başarıyla sonuçlandığını söyleyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Bu vesileyle Cumhurbaşkanımız Türkiye'nin tezlerini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Oradan çıkan tablo, Türkiye olmadan Suriye'de ve bölgede oyun kurmanın mümkün olmadığı, olmayacağı gerçeğidir. Özellikle Cumhurbaşkanımızın Sayın Trupm'la yaptığı görüşmede, konular etraflı bir şekilde ele alınmıştır. S-400 konusundan F35'lere, Patriotlar meselesinden savunma sanayinde işbirliğine, kongredeki siyasi gündemden, 100 milyar dolarlık ticaret hacmine kadar geniş yelpazede bu konular etraflı bir şekilde, açık ve samimi bir biçimde bu görüşmelerde ele alınmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 5 senatörle yaptığı görüşmede de Türkiye'nin tezleri, pozisyonu, endişeleri, güvenlik kaygıları ve beklentileri açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir. Dolayısıyla ziyaret öncesinde, 'İşte radikal bir kopuş olacak, kriz olacak' beklentilerini boşa çıkartan bir tablonun ortaya çıktığını söyleyebiliriz" diye konuştu.

'TARİHÇİLER YAZACAKLARDIR'

Barış Pınarı operasyonuyla elde edilen başarının gölgelenmesine dönük bazı dezenformasyon faaliyetlerinin devam ettiğinin altını çizen Kalın, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi imkan ve kabiliyetleriyle gerçekleştirdiği bu harekat, bizim yakın tarihimizin en önemli hadiselerinden bir tanesidir. İleride inşallah bu günler yazıldığı zaman, tarihçiler bu harekat sayesinde ve bundan önce yapılan Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla Suriye'nin kuzeyinde ve sınırımızın güneyinde kurulmak istenen terör koridoruna ve terör devletine çok ciddi bir darbe vurulduğunu mutlaka yazacaklardır. Dolayısıyla burada bu harekatın başarısını ve sonrasında elde ettiğimiz stratejik mevzileri gölgeleyecek spekülasyonlardan uzak durulması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın Amerika ziyareti de bu tespitleri ve bu kazanımları da teyit eden bir netice doğurmuş ve tabloda bu şekilde ilerlemeye devam etmektedir" dedi.

'CUMHURBAŞKANI ÖNEMLİ MESAJLAR VERECEK'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, 3-4 Aralık'ta Londra'da gerçekleşmesi beklenen NATO zirvesine ilişkin, "Burada özellikle NATO ile ilgili birçok tartışmaların yapıldığı, NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiğini, ittifakın çatırdamaya başladığı, müttefiklerin birbirleriyle uyum içinde hareket etmediği, külfet paylaşımının yapılmadığı şeklinde bir takım tespitlerin, değerlendirmelerin, şikayetlerin hatta suçlamaların olduğu bir ortamda, Sayın Cumhurbaşkanımız da NATO Zirvesi'ne ciddi bir hazırlık yaparak gidecek ve burada NATO'nun misyonu, vizyonu 21'inci yüzyıldaki konumu, bundan sonraki faaliyetleri, tehdit algısı ile ilgili önemli mesajlar verecek" açıklamasında bulundu.

'TERÖR UNSURLARININ BASKILARININ KABUL EDİLEBİLİR HİÇBİR TARAFI YOKTUR'

Suriye'ye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, Rusya ve Amerika ile yapılan anlaşmalara uyulması konusunda bir kez daha çağrıda bulunarak, "Burada barış ve istikrarın sağlanması herkesin faydasına olacaktır. Terör unsurlarının yaptığı intihar saldırılarının, taciz atışlarının ve özelikle sivillere yönelik baskılarının kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Bunları durdurmak, Rusya ve ABD'nin mesuliyetindedir. İnsani yardımlar konusunda ilgili kurumlarımız Suriye'nin farklı yerlerine sadece doğusuna değil batı bölgeleri de dahil olmak üzere insani yardımlarını ulaştırıyorlar. Harekat başlamadan önce ve harekat esnasında dile getirilen, oradaki dini azınlıkların, Kürtlerin, Hristiyanların hedef alınacağı şeklindeki kehanetlerin hiçbirinin doğru olmadığı açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı.

'REJİMİN TAHRİKLERİNİN ENGELLENMESİ GEREKİYOR'

Kalın, İdlib'e ilişkin Rus makamlarla görüşmelerin devam ettiğinin altını çizerek, "Burada Rus makamların üzerine ciddi bir sorumluluk düştüğünü ifade temek isterim. Orada yaptığımız anlaşma hala bakidir. Statükonun korunması, İdlib'de yeni bir krizin yaşanmasının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bizim orada 12 tane askeri gözlem noktamız var. Bunların güvenliği açısından da, bu 12 askeri gözlen noktasının koruduğu sivillerin yaşam haklarını muhafaza etmemiz açısından da rejimin tahriklerinin ve tacizlerinin mutlaka engellenmesi gerekiyor. Bu konuda Rusya tarafına sorumluluk düştüğünü hatırlatmak istiyorum. Aksi halde orada yeni bir kaos, göç dalgası, yeni bir insani dram anlamına gelecektir. Umarız bu konuda da Rus mevkidaşlarımız gerekli çalışmaları hızlı bir şekilde yaparlar. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum, biz İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi Mutabakatına bağlıyız, bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Oradaki askeri gözlem noktalarımızla ilgili de herhangi bir değişim söz konusu değildir" şeklinde konuştu.

'YPG DEAŞ'IN GERİ GELMESİNİ İSTİYOR'

DEAŞ'la mücadelede aksaklık yaşanmaması için Türkiye'nin sorumluluklarını yerine getirdiğini söyleyen Kalın, "Türkiye'nin DEAŞ'la mücadeledeki karnesi son derece net ve açıktır. Ama özellikle Resulayn-Tel Abyad bölgesinde DEAŞ'lıların serbest bırakılmasını hatırlayacak olursak, YPG'nin planının ne olduğu çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Aslında YPG, DEAŞ'ın geri gelmesini istiyor. DEAŞ'ın sonlanmasını istemiyor. Çünkü bunu kendini meşrulaştıracağı bir araç olarak kullanmak istiyor. Kendisinin terör örgütü kimliğini gizleyip, bunu batı dünyasına satabilmek için de DEAŞ tehdidinin devam etmesi gerektiğini gayet iyi biliyor. DEAŞ tehdidi geri geliyor gibi söylemler gündeme geldiğinde bunların kimler tarafından nerede, sahada ve batıdaki yansımalarının ne şekilde koordine edildiğine de dikkatle bakmak gerekiyor" diye konuştu.

'DÜPEDÜZ İŞGAL'

ABD'nin Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olmadığı şeklindeki açıklaması hakkında konuşan Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu son derece talihsiz, uluslararası hukuku yok sayan, Filistinlilerin hakkını, hukukunu ayaklar altına alan bu açıklamayı reddettiğimizi ve kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Burada bir kelime oyunu oynandığını kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum. Türkçeye de yerleşimci diye tercüme ettiğimiz bu yerler, yerleşimdi filan değildir. Düpedüz işgalcilerdir. İşgal altındaki Filistin topraklarında, Filistinlilerin zeytin bağlarını, evlerini, bahçelerini işgal eden kişilerin kurduğu yerlerdir buralar. 'Yerleşimciler uluslararası hukuka aykırı değildir' ifadesi, 'İşgal uluslararası hukuka aykırı değildir' demekle eş anlamlıdır. Bunun adı işgaldir. Bu işgali meşrulaştırma çabasıdır. Biz nasıl Filistin topraklarının tamamının işgaline karşıysak, bu konuda alınmış onlarca BM kararı bulunmaktadır. Aynı şekilde Batı Şeria'da, Kudüs'te, Gazze'de veya başka bir yerde Filistin topraklarının işgal edilmesinin hiçbir şekilde kabul etmediğimizi ve Filistin halkı özgürleşene kadar, iki devletli çözüm hayata geçirilene kadar da Filistin halkının haklı ve meşru davasında onların yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum."

'YILDIZ KENTER'E ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUM'

Kalın, 10 Aralık'ta, Ahıska Türklerinin 75'inci sürgün yıldönümünde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde anma programı düzenleneceğini ifade etti. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Yıldız Kenter'e de Allah'tan rahmet diledi.

SORULARI YANITLADI

Kalın açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. S-400 ve F-35 konularında ABD ile yaşanan anlaşmazlığın aşılması için oluşturulan mekanizmanın nasıl çalışacağı yönündeki soruyu cevaplandıran Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şöyle konuştu:

"Bununla ilgili görevlendirme oldu. Fakirle, mevkidaşı O'Brien arasında bir çalışma yapılması yönünde başkanlar bizi talimatlandırdılar. Biz kendi tarafımızda çalışmayı başlattık. İlgili bakanlıklar, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İstihbarat Teşkilatı ve Cumhurbaşkanlığı olarak bu çalışmayı başlattık. Bir noktaya gelince bunu tabii ki Amerikalı muhataplarımızla paylaşacağız. İlk önemli buluşmamız, 3-4 Aralık'ta Londra'da yapılacak olan NATO zirvesi. Orada bir araya gelmeyi planlıyoruz. Ben de mevkidaşımla bir araya geleceğim, bakanlarımız da kendi mevkidaşlarıyla, beşli heyetler olarak bir araya geleceğiz. O trafiğin içinde bu biraz daha netleşecek ama orada bir görüşme yapacağımızı ifade edebilirim. Biz tekliflerimizi önereceğiz, onların tekliflerini alacağız. Dolayısıyla bir sürecin başlayacağını söyleyebilirim. Tabii temel çerçeve olarak şunun altını tekrar çizmek istiyorum. S-400 konusunda bir geri adım atmak söz konusu değil. Bu imzası atılmış, tamamlanmış bir anlaşmadır. Bize göre sorun aşılamayacak bir sorun değildir. S-400 meselesi iddia edildiği gibi F-35 programına varoluşsal tehdit oluşturan mesele değildir. Bunu teknik olarak da siyasi olarak da çözmek mümkündür. Yeter ki onunla ilgili bir irade olsun."

'S-400'LER NATO GÜVENLİK SİSTEMİNE ENTEGRE EDİLMEYECEK'

S-400 sisteminin ne zaman aktive edileceğine ilişkin soruyu cevaplayan Kalın, "Bizim imzaladığımız bir anlaşma var. 2017'nin Nisan ayında o anlaşma çerçevesinde süreç devam ediyor. Yeni bir anlaşma söz konusu değil. Bu bataryaların gelmesi, eğitim programları, bunların yerleştirilmesi, konumlarının belirlenmesi, yazılım, teknik olarak uzun bir süreç. Önümüzdeki dönemde de bu süreç devam edecek. Bu parçalar belki önümüzdeki haftalarda, aylarda gelmeye devam edecek. Teknik detaylar çalışılmaya devam ediyor. S-400'ler NATO güvenlik sistemine ya da hava savunma sistemine entegre edilmeyecek. Kendi başına müstakil bir savunma sistemi olarak kalacak. Mevcut NATO sistemlerine bir tehdit oluşturması söz konusu değil. Biz aldığımız herhangi bir savunma sisteminin, başka güvenlik sistemine tehdit oluşturmasını olumlu karşılamayız. Bu bir savunma sistemi. Bununla bir başka ülkeye saldırmayacağız" diye konuştu.

'TOPLUMSAL BİLİNCİN DE YAYILMASI GEREKTİĞİNİ İFADE ETMEK İSTİYORUM'

Gümüşhane'deki Dipsiz Göl'de yapılan define aramasıyla gölün kurutulması hakkındaki değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, şöyle konuştu:

"Çok üzücü olduğunu ifade etmeliyim. Bunula ilgili bakanlıklarımız harekete geçtiler. Soruşturma başlatıldı, ilgililer görevden alındılar. Çevre ve Şehircilik Bakanımız, buranın doğal sit alanı olarak ilan edileceğinin çalışmasını ilan etti. Çok hızlı bir şekilde adım attığımızı söyleyebilirim. İzni kimler istedi, kimler verdi adli ve idari soruşturma çerçevesinde ortaya çıkacak. Burada kamu olarak bize düşen görevler var. Aynı zamanda bu alanda bir toplumsal bilincin de yayılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bizim özellikle bu tür doğal değerlerimizi ortadan kaldırmaya yönelik hareketleri toleransla karşılamamız söz konusu değil. Dipsiz Göl'le ilgili bu idari ve adli soruşturma devam ediyor. Burası doğal sit alanı ilan edilecek. Buranın korunması için de bir takım çalışmalar başladı. Tekrar eski doğal haline kavuşması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın, Tarım ve Orman Bakanlığımızı müşterek çalışması söz konusu."

'BU BİR TOPLU İNTİHAR DEĞİL, CİNAYETTİR'

Siyanür kullanımıyla gerçekleşen ölümler hakkında sorulan soruyu yanıtlayan Kalın, şu ifadeleri kullandı:

"Öncelikle şunun atını açık bir şekilde çizmek istiyorum, bu bir toplu intihar değil, cinayettir. Öldürme ve öldürülme şekil ne olursa olsun, siyanür kullanılsın, silah kullanılsın, bunu yapan kişi son tahlilde bir cinayet işlemiştir. Bu tür hadisenin yaşanmaması için de biz Aile Bakanlığı'mızdan, İçişleri Bakanlığı'mıza kadar bütün birimlerimizi harekete geçirmiş durumdayız. Siyanür meselesine gelince, erişimi son derece kolay bir kimyasal. İyi amaçlarla da kullanılabilen ama kötü amaçla da kullanılabilecek bir kimyasal. Bununla ilgili Kabine Toplantısında İçişleri Bakanlığı'mızın da yaptığı sunumla bu konu gündeme geldi. Bununla ilgili bir düzenleme yapılacak. Erişimin, satışın kontrol altına alınması, ayrıca bir takip sisteminin kurulması, siyanürü aldıktan sonra onun nerede kullanıldığı, ne şekilde işlem gördüğüyle ilgili de takip sisteminin kurulmasına dönük bir çalışma yapılacak. Yönetmelikle ilgili bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Eğer kanuni düzenleme gerekirse bu Meclis'te de gündeme gelecek. Kullanımı Kontrole Tabi Kimyasal Maddeler Hakkında Yönetmelik var, burada siyanürün buraya dahil edilmesiyle ilgili bir çalışma ivedilikle başlatıldı. Umarız bu tür hadiseler bundan sonra tekrar yaşanmaz."

Görüntü dökümü:

Kalın'ın konuşması

HAM GÖRÜNTÜLER FTP ADRESİMİZE GEÇİLDİ

Haber:  Arda ERDOĞAN/ANKARA,



Güncel

Kaynak: DHA

14.12.2019 02:14:40