DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

1-ERDOĞAN: TÜM BATI, TERÖRİSTLERİN YANINDA YER ALDI (1)Gülseli KENARLI-Güven USTA/İSTANBUL DHACumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT World Forum'da yaptığı konuşmada, "Tüm Batı, teröristlerin yanında yer aldı ve hepsi birlikte bize saldırdılar.

21.10.2019 13:17 | Son Güncelleme: 21.10.2019 13:17DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

1-ERDOĞAN: TÜM BATI, TERÖRİSTLERİN YANINDA YER ALDI (1)

Gülseli KENARLI-Güven USTA/İSTANBUL DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT World Forum'da yaptığı konuşmada, "Tüm Batı, teröristlerin yanında yer aldı ve hepsi birlikte bize saldırdılar. NATO ülkeleri dahil, Avrupa Birliği ülkeleri dahil hepsi. Hani siz terörizme karşıydınız, hani siz teröre karşıydınız, yahu ne zamandan beri siz terörle beraber hareket etmeye başladınız?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'da düzenlenen TRT World Forum'a katıldı. Erdoğan burada katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Türkiye ile empati yapmak yerine başımızdaki terör ve sığınmacı sorunlarının ilanihaye bizimle sınırlı kalacağını düşünenler, fena halde yanılıyorlar. Düşünce özgürlüğüne inananlar, inanç özgürlüğüne inananlar, ne inancını, ne düşüncesini, o yeşil dolara asla değişmeyecektir. Gelin Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, küresel sistemin lokomotif kuruluşlarını yeniden yapılandıralım diyoruz. Tüm Batı, teröristlerin yanında yer aldı ve hepsi birlikte bize saldırdılar. NATO ülkeleri dahil, Avrupa Birliği ülkeleri dahil hepsi. Hani siz terörizme karşıydınız, hani siz teröre karşıydınız, yahu ne zamandan beri siz terörle beraber hareket etmeye başladınız? Bizi, terör örgütlerinin kalemşörlerinden değil, bizden dinleyin." dedi.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Erdoğan'ın açıklamaları

21.10.2019 -13.05 Kodu : 191021097

21.10.2019 - 13.08 Haber Kodu : 191021098

21.10.2019 - 13.10Haber Kodu : 191021099

========================================

2-ÇAVUŞOĞLU: TERÖR ÖRGÜTÜNÜ DESTEKLEYEN ÜLKELERİN AMACI, SURİYE'Yİ BÖLMEK, ORADA TERÖR DEVLETİ OLUŞTURMAKTI

-Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,

"ABD ile birlikte çalışmaya özen gösterdik güvenli bölge oluşturmak için ancak başarılı olamadık çünkü ABD Güvenlik İdaresi, başkanlarının talimatlarını, vaatlerini yerine getiremedi."

"Biz sahada ABD ile güvenli bölge oluşturmaya çalışırken, diğer tarafta ABD, YPG'ye silah temin etmeye devam etti."

"Bu terör örgütünü destekleyen ülkelerin amacı, Suriye'yi bölmek ve orada bir terör devleti oluşturmaktı sınırımız boyunca."

"Barış Pınarı Operasyonu son derece kısıtlı ve ölçekli bir şekilde yapıldı. Sadece teröristler hedef alındı, sivillere zarar vermemek için çok önemli çaba sarf edildi."

"Tarihimizde asla kimyasal silah kullanmadık. Bu da tamamen kara propagandadır. Envanterlerimizde de hiç kimyasal silah bulunmamaktadır."

"YPG, PYD unsurlarının şu anda kontrol ettiğimiz bölgeleri terk etmeye başladığını görüyoruz. 35 saatimiz kaldı, 35 saat içerisinde geri çekilmezlerse operasyonumuz tekrar başlayacak. Amerikalılarla da bu konuda mutabıkız."

- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İstanbul'da düzenlenen TRT World Forum'a katıldı. Bakan Çavuşoğlu forumun özel oturumunda konuştu.

Çavuşoğlu, "Özellikle bizim bölgemizde bizim toplumlarımız pek çok sorunla karşı karşıya kaldı. Başka küresel sorunlar da var aşırı sağ, aşırı solun yükselişi, yabancı düşmanlığı, tek taraflılık gibi şeyler yaşanıyor ama çağımızın en ciddi tehlikelerinden biri terör. Ancak burada bazı sorunlarımız var? Nedir temel sorunlar? Öncelikle siyasi gruplar ve siyasetçiler, terörist gruplara destek veriyorlar sırf aynı ideolojiyi destekledikleri için. Şu an aşırı sol gruplar özellikle Avrupa'da PKK'yı terörist örgütler listesinden çıkarmaya çalışıyorlar. Çünkü aynı Marksist, Leninist, Komünist ideolojiye sahip olduklarını düşündükleri için. Biz hiçbir siyasetçinin ya da siyasi partinin ideolojisiyle bir sorun yaşamıyoruz. Bunu da belirtmek isterim. İkinci sorun da şu; teröristler 3. taraflarla mücadele etmek için vekiller olarak kullanılıyorlar. Mesela YPG, DEAŞ ile mücadele için destekleniyor ancak kendi bölücü gündemlerini de sürdürmeye devam ediyorlar. Dolayısıyla Barış Pınarı Operasyonu'ndan bahsetmeden önce biz ne istiyoruz? Türkiye Suriye'de ne istiyor? Buna değinmek isterim. Öncelikle Türkiye buradaki siyasi süreci çok güçlü bir şekilde destekliyor. Askeri bir çözüm yok. Suriye'deki çatışmanın, sadece ve sadece siyasi şekilde çözülebileceğine inanıyoruz. Astana garantörleri olarak bu çabalarımızı sürdüreceğiz." dedi.

"TERÖRLE MÜCADELE SURİYE'DE BAŞARIYLA YAPTIĞIMIZ BİR ŞEY"

Çavuşoğlu şöyle devam etti:

"İdlib'de yapmaya çalıştığımız tam olarak buydu. Bir diğer insani facianın da önüne geçmiş olduk aynı zamanda. 12 gözlemciyle orada görevlerimizi yerine getirdik ve aynı zamanda iki taraf arasında yani rejim ve muhalifler arasında da güven inşa etmek için çabalarımız oldu. Bu çabalarımız teröre karşı mücadele, terörle mücadele aslında bizim Suriye'de başarıyla yaptığımız bir şey. Fırat Kalkanı Operasyonu ile pek çok DAEŞ teröristini ortadan kaldırdık. 2 bin kişiyi etkisiz hale getirdik. Zeytindalı Operasyonu ile 2 bin kilometrekarelik bir alan temizlendi. Pek çok insan geri dönebildi. Türkiye'nin bir diğer amacı da sınırımızın öteki tarafında güvenli bölge oluşturmaktı. Bunun sebebini açıklamak gerekirse; Ulusal güvenliğimiz çok önemli. Tabii ki sınırlarımızı teröristlerden arındırmalıyız, temizlemeliyiz. İkinci olarak da güvenli ve gönüllü ülkeye geri dönüşler için temelleri oluşturuyoruz. 360 binden fazla Suriyeli Türkiye'den, terörden arındırdığımız 2 bölgeye dönüş yaptı."

"BİZ SAHADA ABD İLE GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURMAYA ÇALIŞIRKEN, DİĞER TARAFTA ABD, YPG'YE SİLAH TEMİN ETMEYE DEVAM ETTİ"

Barış Pınarı Operasyonu'na değinen Çavuşoğlu, "PYD-YPG günbegün güçlendi ve Türkiye'ye karşı saldırılarını arttırdı. Özellikle de Suriye'nin kuzeydoğu bölgesinde fiilen etkinliklerini gördük. Müttefiklerimizle tekrar tekrar bunu konuşmamıza rağmen, bazı müttefiklerimiz özellikle ABD, DEAŞ'in etkisiz hale getirilmesinden sonra bile silah vermeye devam ettiler. Neden müttefiklerimiz terörist bir örgüte silah temin etmeye devam ettiler DEAŞ bu mücadeleyi kaybettikten sonra? Bu arada YPG, PYD hiç bir ayrımcılık yapmadan oradaki pek çok insana Kürtler de dahil, Araplar, Türkmenler herkese çok fazla baskı yaptı. Biz bu yüzden bir operasyona başladık. Trump idaresi hatta bizzat kendisi, Erdoğan'ın güvenli bölgeyi oluşturmak için birlikte çalışmasını talep etti. Güvenli bölgeyi oluşturmak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun yıllardır fikriydi. ABD ile birlikte çalışmaya özen gösterdik güvenli bölge oluşturmak için ancak başarılı olamadık çünkü ABD Güvenlik İdaresi, başkanlarının talimatlarını, vaatlerini yerine getiremedi. YPG'nin hiçbir şekilde geri çekilmediğini gördük sahadan. YPG'nin silahları toplanmadı. Buna ilaveten daha da fazla silah YPG'ye temin edildi. Biz sahada ABD ile güvenli bölge oluşturmaya çalışırken, diğer tarafta ABD, YPG'ye silah temin etmeye devam etti." diye konuştu.

"MÜTTEFİKLERİMİZİN DE DESTEĞİNİ GÖREMEYİNCE TEK BAŞIMIZA BUNU YAPMAK ZORUNDAYDIK"

Çavuşoğlu, "Hiçbir şey gerçekleşmedi. 90 günde bu yol haritasını başlatmayı konuşmuştuk. Ancak 90 gün değil, 18 ay geçti. Dolayısıyla müttefiklerimizin de desteğini göremeyince tek başımıza artık bunu yapmak zorundaydık. BM Sözleşmesi'nin 51. maddesine göre ve BM GK'nin terörle ilgili maddelerinden de güç alarak, aynı zamanda Türkiye-Suriye arasındaki anlaşmamızla da bu operasyona başladık. BM, NATO, ABD, Avrupa Konseyi, İran Rejimi aynı zamanda Araplara, AB büyükelçilerine Ankara'da brifing verdik. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ben de pek çok mevkidaşımızla görüştük farklı ülkelerden. Savunma Bakanımız Sayın Akar da mevkidaşlarıyla pek çok telefon görüşmesi yaptı." ifadelerini kullandı.

"TERÖR ÖRGÜTÜNÜ DESTEKLEYEN ÜLKELERİN AMACI, SURİYE'Yİ BÖLMEK VE ORADA BİR TERÖR DEVLETİ OLUŞTURMAKTI "

Çavuşoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

"Öncelik sınırımızın hemen öbür tarafındaki teröristleri etkisiz hale getirmekti. Çünkü bu bizim ulusal güvenliğimiz için tehdit oluşturuyordu. Aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklemek istedik ki bu bizim verdiğimiz çok önemli bir taahhüt. Bu terör örgütünü destekleyen ülkelerin amacı, Suriye'yi bölmek ve orada bir terör devleti oluşturmaktı sınırımız boyunca. Aynı zamanda YPG ve PYD tarafından baskı gören bölge insanlarını da özgürleştirmek istiyorduk. Aynı zamanda güvenli ve gönüllü geri dönüşler için zemin oluşturmak istiyorduk. Barış Pınarı Operasyonu son derece kısıtlı ve ölçekli bir şekilde yapıldı. Sadece teröristler hedef alındı, sivillere zarar vermemek için çok önemli çaba sarf edildi. El Bab ve Cerablus'ta bakacak olursanız çok iyi sonuçlar elde ettik. Afrin ve Rakka'ya bakacak olursanız rakamlara baktığınızda bunu görebiliyorsunuz."

DEAŞ'e Karşı Uluslararası Koalisyon'un en az 1.335 sivilin hava saldırılarında hayatını kaybettiğini söylediğini anlatan Çavuşoğlu, toplam 29 bin kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, gerçeklere rağmen Barış Pınarı Harekatı başladığından beri gerçek dışı suçlamalar ve kara propaganda yapıldığını belirtti.

"BİZ, KÜRTLERE KARŞI DEĞİLİZ, BİZ BU TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞIYIZ "

Bakan Çavuşoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap Baharı başlamadan önce bir araya geldiklerinde Esed'e Suriye'deki Kürtlerin haklarını vermesini söylerdi, kimliklerini, pasaportlarını vermesini isterdi. Bizim Türkiye'de yaptığımız gibi. Biz göreve geldiğimizde sorunları gördük, Kürt vatandaşlarımıza ve diğer tüm azınlıklara, dini azınlıklara da haklarını verdik. Bizim Kürtlere karşı bir duruşumuz yok ve Kuzey Irak'ta da çok iyi bir ilişkimiz var. 350 bin Suriyeli Kürt'e ev sahipliği yapıyoruz Türkiye'de. PYD-YPG sebebiyle o bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar ve Suriye'deki Kürtlerin mal varlıklarına da el koydu bu terör örgütü. Biz, Kürtlere karşı değiliz, biz bu terör örgütüne karşıyız ve milyonlarca Kürt'ün Türkiye'de son derece gururlu vatandaşları olarak yaşadığını hatırlatması gerekiyor dünyaya. YPG'nin Kürtleri temsil etmiyor. 'YPG, PYD, PKK eşittir Kürtler' demek, Kürt kardeşlerimize yapılan bir hakarettir. Trump, 'PKK, DEAŞ'tan daha kötüdür.' dedi. Bizim için aynı şey, hepsi aynı terör örgütleri. Belki ideolojileri farklı olabilir ama yaptıkları şey aynı." diye konuştu.

"YPG, ASLINDA ORADAKİ DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR"

Çavuşoğlu, Türkiye'nin herkesten daha fazla Suriye'nin toprak bütünlüğünü düşündüğünü vurgulayarak, bunun, bölgedeki istikrar için de önem taşıdığına işaret etti. Türkiye'nin Suriye'deki demografiyi değiştirme amacı olmadığını belirten Çavuşoğlu, "YPG, aslında oradaki demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyor. Müttefiklerimizin de desteğiyle birkaç terörist Suriye'nin yüzde 27'sini neredeyse kontrol eder hale geliyor. Oradaki demografik yapıya bakıldığında toplamda belki de nüfusun sadece yüzde 15'i Kürt ve bizim onlarla hiçbir sorunumuz yok. Gittiğimiz şehirler ağırlıklı olarak Arap bölgeler zaten. Birisi, 'Türkiye, Suriye'deki Kürtlere saldırıyor' diyorsa eğer bunun yalan olduğunu söylemek durumundayım. Bunlar sahte haberler. Biz aslında ülkenin demografik yapısını normalleştiriyoruz. Ülkemizde şu anda bulunan 350 bin Suriyeli Kürt evlerine dönmeye hazır. Herkes evlerine dönecek. Geri döndüklerinde, onların temel ihtiyaçlarını onlara sunuyor halde olmalıyız." şeklinde konuştu.

(DEAŞLILAR)"HEPSİ KAYNAK ÜLKELERİNE DÖNMEYİ BEKLİYOR AMA BU KAYNAK ÜLKELER ONLARI GERİ ALMAK İSTEMİYOR"

Uzun zamandır Irak'ta, Suriye'de ve Türkiye'de DEAŞ'la mücadele verildiğine değinen Çavuşoğlu, "Pek çok DEAŞ teröristini ele geçirdik, pek çoğu şu anda hapishanelerimizde. Hepsi kaynak ülkelerine dönmeyi bekliyor ama bu kaynak ülkeler onları geri almak istemiyor. Dolayısıyla biz oraya girdiğimizde, oradayken Türkleri tekrar vatandaşlığa alıyoruz ve güvenli bölge oluşturmaya çalışıyoruz. 14, 15, 16 yaşlarındayken DEAŞ'lı teröristlerle evlenmiş, çocuk sahibi olmuş kadınlar var. DEAŞ'a katılıp mücadele edip, ölüp öldürmek için orada olan kadınlardan bahsetmiyorum. Kadınlar ve çocuklar var. Onların da rehabilitasyonu gerekiyor." dedi.

Çavuşoğlu, teröre karşı mücadelenin bütün boyutlarıyla ele alınması gerektiğine ve kaynak ülkelerle işbirliğinin önemine işaret etti.

"TARİHİMİZDE ASLA KİMYASAL SİLAH KULLANMADIK"

Barış Pınarı Operasyonu'na ilişkin iddiaların çoğunun uydurma olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Tarihimizde asla kimyasal silah kullanmadık. Bu da tamamen kara propagandadır. Envanterlerimizde de hiç kimyasal silah bulunmamaktadır. Biz, bu konuda çok hassasız, askerimiz, ordumuz çok hassas. Burada yapılacak hiçbir ihlali kabul edemeyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün iddiaların araştırılması istedi. Biz de bunu yapıyoruz zaten. YPG/PYD, operasyon başladığından beri Türkiye'ye saldırıyor. Havan topu atıldı şehirlerimize ve sivilleri kaybettik, bebekler ve çocuklar dahil. 200 vatandaşımız yaralı. 4 şehidimiz var şu ana kadar. Neden bu tantana yapılıyor? Sebebi şu; biz, oyun planını bozduk. Onlar, orada fiilen bir terör devleti yaratmaya çalışıyordu, sınırlarımızın hemen diğer tarafında. Biz, bu oyunu bozduk. O yüzden dünya çevresinde bu kadar ses getirdi. Zeytin Dalı Operasyonu'nu başlattığımızda YPG ve PYD'ye, Afrin bölgesinde, bu kadar yankı uyandırmamıştı. Bu sefer tam da bu sebep nedeniyle bu kadar kara propagandayla karşılaştık." diye konuştu.

"35 SAAT İÇERİSİNDE GERİ ÇEKİLMEZLERSE OPERASYONUMUZ TEKRAR BAŞLAYACAK"

Çavuşoğlu, Türkiye ile ABD arasındaki anlaşma hakkında ise şunları söyledi:

"Öncelikle ABD, bizim meşru güvenlik endişelerimizi ve operasyonumuzun hedeflerini tanıdı. Güvenli bölge, Türk ordusu tarafından kontrol edilecek. Bir kere daha Suriye için toprak bütünlüğü ve siyasi sürecin devam etmesi teyit edildi. YPG unsurlarının oradan geri çekilmesi için 120 saatlik süre verildi. Bu anlaşmaya göre, 120 saat içerisinde oradaki bütün unsurların geri çekilmesi gerekiyor. Bütün YPG, PYD unsurları bu bölgeden çekilirse o zaman operasyonu durdurabiliriz. Aynı zamanda ağır silahların tamamen toplanması da bu ifadede yer alıyor. Yaptırımlarla yaşayamayız, bunu da ifade ettik müzakereler sırasında. Bunlar da ortadan kaldırılacak. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat birimlerimiz bu anlaşmayı kontrol ediyor. Taciz ateşleri devam ediyor. Biz bu taciz ateşlerine karşılık verdik ve YPG, PYD unsurlarının şu anda kontrol ettiğimiz bölgeleri terk etmeye başladığını görüyoruz. 35 saatimiz kaldı, 35 saat içerisinde geri çekilmezlerse operasyonumuz tekrar başlayacak. Amerikalılarla da bu konuda mutabıkız."

Çavuşoğlu,"Yarın Soçi'ye gidip Başkan Putin ile görüşeceğiz ve bu da çok önemli bir toplantı olacak. Bizim önceliğimiz YPG, PYD'nin o bölgede etkisiz hale getirilmesi ve bu sağlandıktan sonra tüm aktörlerle çalışmaya varız, küçük gruplar, Astana garantörleri, uluslararası topluluk, tabii BM'nin de önderliğinde, orada siyasi bir uzlaşma yaratmak için." diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Çavuşoğlu'nun açıklamaları

-Detaylar

21.10.2019 - 10.16 Haber Kodu : 191021026

21.10.2019 - 10.20 Haber Kodu : 191021027

==================================

3- SOYLU: YIL BAŞINDAN BUGÜNE 75 BİN 172 KİŞİ SINIR DIŞI EDİLDİ (1)

Haber-Kamera: Harun UYANIK - İstanbul DHA - İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, Uluslararası Göç ve Ekonomik Uyum Çalıştayına katıldı.

İstanbul'taki toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Soylu,  yıl başından bugüne kadar 75 bin 172 kaçak göçmenin sınır dışı edildiğini belirtti. Soylu, "Yıl sonunda tahminimiz 90-95 bin civarında" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

-----------

-Bakanın konuşması

21.10.2019 - 11.40 Haber Kodu : 191021063

21.10.2019 -13.02  Haber Kodu : 191021094

========================================

4-HALI SAHADAKİ ÖLÜM KAMERADA; ARKADAŞLARI YARDIMINA KOŞTU ANCAK KURTARILAMADI

*Hala sahada futbol oynayan bir kişinin kalp krizi geçirdiği anlar halı sahada oynanan maçları kaydetmek için kurulan kameraya yansıdı

*Arkadaşları yardıma koştu

Ali ABLAY - Kubilay ÖZEV/İSTANBUL, SULTANGAZİ'de halı saha maçı sırasında fenalaşan  37 yaşındaki Ekrem Karakaya,  hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti.

Olay Sultangazi ilçesine bağlı Sultançiftliği Mahallesi'nde bulunan bir halı sahada meydana geldi. Geçen cumartesi günü saat 20.00 sularında  arkadaşları ile halı saha maçına giden ve ayakkabı atölyesi olduğu öğrenilen 3 çocuk babası Ekrem Karakaya, maçın ortasında fenalaşarak yere yığıldı. Karakaya'ya ilk müdahaleyi birlikte maç yaptığı arkadaşları saha içerisinde yaptı. Karakaya, hemen arkadaşları tarafından özel bir hastaneye götürüldü.  Hastaneye ulaşılmasına rağmen, Karakaya'nın yolda hayatını kaybettiği belirlendi.

KALP KRİZİ ANLARI KAMERADA

Ekrem Karakaya'nın kalp krizi geçirdiği anlar halı sahada oynanan maçları kaydetmek için kurulan kameraya yansıdı. Görüntülerde bir süre futbol oynayan Karakaya'nın bir anda fenalaşması ve ardından hemen arkadaşlarının yarıma koşması görülüyor. Karakaya'yı arkadaşları daha sonra taşıyarak halı sahadan çıkarması görüntülere yansıyor.

"HASTANEYİ ARADIĞIMIZDA KALP KRİZİ GEÇİREREK HAYATINI KAYBETTİĞİNİ ÖĞRENDİK"

Arkadaşlarıyla ara ara halı saha maçlarına gittiği öğrenilen Ekrem Karakaya'nın cenazesi zaman zaman müezzinliğini de yaptığı Sultangazi Hülafa-yi Raşidin Camii'nden kaldırılarak Arnavutköy'deki Memba Mezarlığı'na defnedildi. Karakaya'nın cenaze törenine eşi, yakınları ve  arkadaşları katıldı. Halı saha maçı yaptığı arkadaşlarından Rasim Kaya, "Arkadaşımız  halı sahada aniden yere yığıldı müdahale edemedik" dedi. Ekrem Karakaya'nın akrabalarından Ergin Kırmaç ise, "Kendisinin halı saha maçında kalp krizi geçirdiğini söylediler. Biz ilk başta inanamadık, yaşı da genç, 3 çocuğu var. Hastaneyi aradığımızda kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini öğrendik. Yolda hayatını kaybetmiş, hastaneye yetiştirememişler ' diye konuştu.

"İKİNCİ YARIDA OYUNA GİRDİ, MAÇIN 33. DAKİKASINDA BİR ANDA OLDUĞU YERE YIĞILDI"

Birlikte sık sık halı saha maçı yaptıklarını ve olay anında yanında olduğunu belirten Metin Aykız da " Halı saha maçına gittik her zaman bizimle gelen arkadaşımızdı. İlk yarı boyunca kalede durdu. İkinci yarıda oyuna girdi, maçın 33.dakikasında bir anda olduğu yere yığıldı. Elimizden geldiğince müdahale yaptık, kalp masajı yaptık, 'dili boğazına kaçmıştır' diye düşündük bir tepki vermeyince özel aracımızla hastaneye yetiştirdik sonrasında ölüm haberi geldi. Aktif olarak oynamıyordu ayda 1-2 kere oynardı. Bu son 3 haftadır aktif olarak oynuyordu' şeklinde konuştu.

Tüm gün birlikte olduklarını ve maça da birlikte geldiklerini ifade eden Orhan Aykız ise şunları söyledi: " Akşam maç saatine kadarda beraberdik çocuklarımız da vardı. Birlikte maça gittik. İlk yarıyı oynadık kaledeydi. İkinci yarı kaleler değişti, ben ileride oynuyordum, o defansta oynuyordu, fazlada koşan bir insan değildi, kendisini de yoran bir insan değildi. Baktığımda yere vurduktan sonra yere oturdu. yanına gittiğimde çenesinin kilitlendiğini fark ettim, çenesini açmaya çalıştım açamadım, çenesini açtım, kalp masajı yaptım. Yüzünün morardığını fark ettim hemen arabayla Sultançiftliği Bahat Hastanesi'ne getirdim. Toplam 10 dakika sürmedi bütün olay. Hastaneye getirdiğimizde kucakladım ama öldüğünü fark ettim. Benim 15 yıllık arkadaşım, dün bütün gününü benimle geçirdi ama hiç rahatsızım ya da hastayım demedi."

Ekrem Karakaya, cenaze töreninin ardından  Arnavutköy'deki Memba Mezarlığı'na götürülerek toprağa verildi.

Görüntü Dökümü

---------

-HALI SAHA KAMERASI GÖRÜNTÜSÜ

-Karakaya'nın koşması

-Yere yığılması

-Arkadaşlarının yanına koşması

-Halı sahadan çıkarılması

-AKTÜEL GÖRÜNTÜLER

-Muhabir Anonsu(Ali ABLAY )

-Arkadaşları röp

-Cenaze detayı

-Halı saha detayı

21.10.2019 - 10.21 Haber Kodu : 191021030

21.10.2019 - 11.23 Haber Kodu : 191021054

============================================

5 - ARNAVUTKÖY'DE TECAVÜZ SKANDALININ ALTINDAN "ÇOCUK GELİN" DRAMI ÇIKTI

- 14 yaşındaki kız çocuğuna gelinlik giydirildi, 35 yaşındaki Cafer C. ile dini nikah kıyıldı.

Törenden görüntüler ortaya çıktı

Küçük kızın ailesinin şikayeti üzerine Cafer C.  "Reşit olmayan kişi ile birlikte olmak" tutuklandı.

Gülseli KENARLI - Emin YEŞİL  - İdris TİFTİKCİ - İstanbul DHA - ARNAVUTKÖY'de 14 yaşındaki Suriyeli Vahide M. adlı kız çocuğuna tecavüz ettiği iddia edilen Cafer Ç. tutuklandı. 14 yaşındaki küçük kızın, bir süre önce Cafer Ç. ile dini nikahla evlendirildiği ortaya çıktı.

Olay, Arnavutköy Atatürk Mahallesinde yaşandı. Bir yardım kuruluşuna ulaşarak, tecavüze uğradığını söyleyen Suriye uyruklu 14 yaşındaki Vahide M. isimli kız çocuğunun iddiası üzerine konu emniyete bildirildi. Ev sahiplerinin oğlu 35 yaşındaki Cafer Ç. tarafından defalarca tecavüze uğradığını öne süren kız çocuğu ve annesi, yardım kuruluşunun da yardımıyla başka bir eve taşındı. Sosyal medyaya da yansıyan iddialar üzerine çalışma başlatan Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, tecavüz şüphelisini ağabeyinin evinde gözaltına aldı. Suriyeli kız çocuğu ile annesinin yanı sıra, onlardan ayrı yaşayan baba da ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine getirildi.

SURİYELİ AİLE KIZLARININ KAÇIRILDIĞINI ÖNE SÜRDÜ

Şüpheli Cafer Ç.'nin emniyetteki ifadesinde, kiracıları olan Suriyeli Vahide'nin yaşının ailesi tarafından 17 olarak söylendiğini öne sürdü. Cafer Ç.,  5 ay önce ailesinin de rızasıyla Sultangazi'de kıyılan imam nikahıyla evlendiklerini iddia etti. Suriyeli kız ve ailesinin ise, Cafer Ç.'nin kendilerini tehdit ederek kızlarını kaçırdığı, yeğenlerinin polis olduğunu ve şikayetçi olmaları durumunda hiçbir sonuç alamayacaklarını söylediği için polise gitmekten çekindikleri yönünde ifade verdikleri öğrenildi.

Suriyeli aile, kızlarının defalarca tecavüze uğrayarak, çok kez şiddete maruz kaldığını da öne sürdü. Şüpheli Cafer Ç. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Cafer C., "Reşit olmayan kişi ile birlikte olmak" gerekçesiyle tutuklandı.

"ÇOCUK GELİN" DRAMI ÇIKTI

Suriyeli küçük kızın, bir süre önce Cafer C. ile dini nikahla evlendirilmesine ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Yaklaşık 1,5 ay önce çekilen görüntülerde iki aile de yer alıyor. 14 yaşındaki Suriyeli Vahide M.'nin gelinlik giydiği görülürken Cafer Ç. ile karşılıklı oynuyor. Vahide M.'nin bir süredir şiddet gördüğü için ailesinin şikayetçi olduğu da kaydediliyor.

TÜRKİYE'DE ÇOCUK GELİN SORUNU

Medeni kanuna göre 17 yaşın altında çocukların evlendirilmesi suç sayılırken, Hacettepe Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye'de 3.5 milyon çocuk gelin bulunuyor.

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Avukat Nazan Moroğlu, evlilik yaşının medeni kanuna göre 17 olduğunu belirterek, "Özellikle eğitim hakkından yoksun bırakmak ailenin çocuğuna karşı görevlerini yapmaması demektir. Bu bir anlamda suç da teşkil eder. Çünkü hukuk devletiyiz, evlilik yaşına gelmemiş 14 yaşındaki bir çocuk için 'evlendirilme' kavramı bile kullanılamaz. İmam nikahının her hangi bir resmi yansıması yoktur. Bütünüyle hukuka aykırıdır" dedi.

Moroğlu, çocuk yaşta evlendirilen kız ve erkek çocukların ailelerinin suç işlediğini, çocukların ailelerinden alınacağına dikkat çekiyor.

"EVLİLİK YAŞINA GELMEMİŞ 14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK İÇİN 'EVLENDİRİLMESİ' KAVRAMI BİLE KULLANILAMAZ"

Demirören Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulunan Moroğlu, "Türkiye laik bir hukuk devleti olduğuna göre çocuk yaşta birinin evlendirilmesi kanunlar çerçevesinde olabilir ancak. O da medeni kanunun evlilik yaşı çerçevesinde olabilir. Her ne kadar uluslararası sözleşmeler ve bizim iç hukukumuzda çocuk koruma kanunu 'her insan 18 yaşına kadar çocuktur' dese de, medeni kanunumuzda evlilik yaşı 17 yaşının doldurulması olarak belirlenmiştir. Olağanüstü bir hal varsa hal, neden varsa Aile Mahkemesi'nden anne baba çocuğunu 16 yaşında evlendirmeyi talep edebilir. Mahkemenin iznine tabidir. 14 yaşta evlilik söz konusu olamaz. Çünkü henüz çocuktur, ailenin bakımı, gözetimine ihtiyacı vardı. ve çocuğun en temel hakkı; eğitim hakkıdır. Özellikle eğitim hakkından yoksun bırakmak ailenin çocuğuna karşı görevlerini yapmaması demektir. Bu bir anlamda suç da teşkil eder. Çünkü hukuk devletiyiz, evlilik yaşına gelmemiş 14 yaşındaki bir çocuk için 'evlendirilme' kavramı bile kullanılamaz. İmam nikahının her hangi bir resmi yansıması yoktur. Bütünüyle hukuka aykırıdır. Yaşadığımız ülkenin kurallarına aykırıdır" dedi.

AİLE DE SUÇLU

Moroğlu, "Aileler eğer çocuklarını üzerinde gerçekte duyarı olsalar, onları evlendiremeyeceklerini bilirler. Ben buna evlendirme de demiyorum. Çünkü 'evlilik' kavramı medeni kanunumuzda belirtilmiş kapsam çerçevesinde dikkate alınmalıdır. Aileler böyle bir davranışta bulunduğu zaman devletin o çocuğun bakımını, gözetimini üstlenmesi tamamen temel bir hakkıdır. Çocuk aileden alınabilir. Aile hem bu şekliyle çocuğunu kanun dışı, hukuk dışı bir şekilde bir beraberliğe yönlendirmişse zaten kendisi bir haksız davranış içerisindedir. Haksız olan kişi bir hak talebinde nasıl bulunacak? Bu da ayrıca bir soru işareti. Eğer bir şiddet olayı varsa herkesin bunu şikayet etme hakkı vardır. Anne-baba da çocuklarına karşı bir şiddet söz konusuysa şikayet edebilir. Çünkü yasamız şiddet ile mücadele açısından üçüncü kişilere de bu şikayet etme hakkını veriyor. Anne-baba buna sığınarak bir şikayette bulunabilir. Ama kendi görevlerini yerine getirmeyen anne-babanın bundan bir hak talep ederek bir de şikayette bulunması hukuk devleti ile bağdaşmaz" diye konuştu.

"İNSAN HAKLARIYLA, ÇOCUK HAKLARIYLA VE HUKUK DEVLETİYLE BAĞDAŞMAZ"

Nazan Moroğlu, "Medeni kanundaki evlilik yaşı hükmü kız çocukları ve erkek çocukları açısından 17 yaşın doldurulması. Olağanüstü hal yani bir neden; belki hamile kalmıştır, belki bir aile büyüğü ölüm döşeğindedir evlenmesini görmek istemektedir. Bu gibi nedenlerle bazen Aile Mahkemeleri evlenme izni veriyor. Bazen kelimesini özellikle kullandım çünkü vermeyebiliyor. Buna izin vermek Aile Mahkemesinin hakiminin yetkisinde. Kesinlikle ve kesinlikle bir kız çocuğuna tecavüz edildikten sonra 'evlendirelim', hatta böyle bir kanun teklifi de önümüze gelmişti önerge yoluyla. Tecavüz edilen bir kız çocuğunun evlendirilmesi durumunda, tecavüz edenin suçsuzluğu kabul edilsin, ceza verilmesin anlayışı tabi ki insan haklarıyla, çocuk haklarıyla ve hukuk devletiyle bağdaşmaz" dedi.

Moroğlu, evlendirilmek istenilen çocukların da haklarını savunabileceklerini belirterek, "Bir çocuğun kendi hakkını talep etmesi o kadar kolay değil. Eğer eğitim yoluyla, en azında ilk öğretimde belli bir yaşa gelene kadar bu haklardan bir şeyler anlatılmış ve çocuk da bunu içselleştirmişse, rahatlıkla çocukta şikayette bulunabilir. Erken evlendiriyorlar, eğitim çağında bir kız ya da erkek çocuğunu evlendirilmesi söz konusu değil. Ama çocuklarda kendi haklarını talep edebilirler. Bir aile büyüğüne, en yakın karakola ya da bildikleri bir hukukçuya, ailesinde ya da çevresindeki birine bunu söyleyebilirler ve haklarının uygulanmasını isteyebilirler" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü:

--------------------

-Düğün fotoğrafı

-Düğünden görüntüler

-Şüphelinin adliyeye sevki

-Moroğlu'nun açıklamaları

-Detaylar

=======================================

6-ABD'DE KAYIP İLANLARI VERİLEN MODACI MEĞER TELEFONUNU KAYBETMİŞ

Ali ABLAY - Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL,  ABD'nin Los Angeles şehrinde yaşayan Tuğçe Taş'tan (34), 14 Ekim'den beri haber alınamıyordu. İstanbul'da yaşayan kardeşi Tuğberk Taş, ablasının  kendilerini aradığını ve durumunun iyi olduğunu söyledi.Tuğberk Taş, "Telefonu kaybolmuş aslında... Sadece biraz kafasını dinlemeye ihtiyaçı varmış, o yüzden de çok büyütülecek bir şey olmadığını anladık" dedi.

Tuğçe için ABD'de '"Kayıp aranıyor ' ilanları asılmıştı. En son Venice Beach'te görülen Tuğçe'nin ailesi ve arkadaşları, Los Angeles polisi ve Türk başkonsolosluğu'ndan yardım istemişti. Los Angeles'te Panacea isimli bir moda danışmanlığı şirketinin sahibi olan Taş, daha önce İstanbul'daki ünlü mağazaların satın alma bölümlerinde çalışmıştı. Nişantaşı Işık Lisesi mezunu olan genç kadın, Ağustos ayında Nevada eyaletinde her yıl yapılan 'Burning Man' festivaline katılmış ve fotoğraflarını Instagram'dan paylaşmıştı.

Tuğçe Taş'ın kardeşi Tuğberk Taş, ablasının arandığını öğrenerek annesine telefonla ulaştığını, iyi olduğunu söylediğini belirterek, "Biz konunun bu kadar büyüyeceğini düşünmüyorduk" dedi. Tuğberk Taş, şöyle konuştu: "Biz Tuğçe'den bir haber alamıyorduk 1 haftadır. Telefonuna ulaşamıyorduk, mesajlar atıyorduk gitmiyordu, telefonu kaybolmuş aslında çok da büyütülecek bir durum değil ama tabii ki annem ve ablam olduğu için sadece bizim hayatımızda o yüzden arama çalışması başlattık ki bulabilelim. Sonrasında çok korkulacak bir şey olmadığını öğrendik. Sadece biraz kafasını dinlemeye ihtiyacı varmış, o yüzden de çok büyütülecek bir şey olmadığını anladık. Annem deTuğçe'nin yanına gitti şu an durumu iyi, her şey yolunda sabahta görüştüm kendisiyle herhangi bir şeyi yok. Kendisine telefonda aldık herhangi merak edilecek bir durum yok" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------

-Tuğberk Taş ile röp

-Tuğçe Taş'ın fotoğrafları

-Taş'ın kayıp ilanın fotoğrafı

21.10.2019 - 12.42 Haber Kodu : 191021092

=======================================

7- SULTANGAZİ'DE EVİN ÇATISI ALEV ALEV YANDI

Haber-Kamera: Cemil ÖZDEMİR-Murat SOLAK-Emin YEŞİL/

Sultangazi'de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken çatıda hasar oluştu.

Sultangazi Cebeci Mahallesi 2471. sokakta bulunan 4 katlı binanın çatısında saat 11.00'de henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevlerin yükseldiğini görenler durumu itfaiye ve sağlık ekiplerine bildirdi. İtfaiye ekiplerinin yarım saat süren çalışmasıyla yangın söndürüldü. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken çatıda hasar oluştu.

Görgü tanığı Müslüm Aslan, "Biz binanın en alt katında çalışıyoruz. Bir çığlık duyduk. Baktık çatı yanıyor. İtfaiye ekiplerine haber verdik. İtfaiye geldi. Kısa sürede söndürdü. Bir can kaybı ya da yaralanan yok" dedi.

Görüntü Dökümü

(CEP TELEFONU)

-yanan çatıdan görüntü

(AKTÜEL)

-İtfaiye ekiplerinin çalışması

-Mahalle sakini röp

-Genel ve Detaylar

21.10.2019 -12.19  Haber Kodu : 191021079

====================================

8- İSTANBUL EMNİYETİ'NDE 2019 ATAMALARI BELLİ OLDU

Çağatay KENARLI/İSTANBUL,

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde il içi atamalar belli oldu. İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve Personel Şube Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Necmettin Öztürk tarafından hazırlanan atama listesinde 11 İlçe Emniyet Müdürü ile 3 Şube Müdürü İl Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. Yeni tayinlere göre 18 İlçe Emniyet Müdürü, 15 Şube Müdürü'nün de aralarında bulunduğu toplam 47 atama yapıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün operasyonel şubelerinin müdürleri yerlerini korurken Terör, İstihbarat, Organize, Kaçakçılık ve Asayiş Şubelerinde görev yaparken terfi alan müdür yardımcılarının da görev yerleri değişti.

Yapılan atamalar ise şöyle;

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü olan İsmail Kılıç, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atandı.

Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürü Cenk Özmen Zeytinburnu ve Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Bağcılar İlçe Emniyet Müdürü Murat Taner terfi ederek Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürü Kenan Şaban Süzgün terfi ederek Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Kartal İlçe Emniyet Müdürü Oğuz Kaan terfi ederek Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Uygulama noktalarından sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Maltepe İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan Efkan Korkmaz, Maltepe ve Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan Ayhan Karaduman terfi ederek Kadıköy ve Fenerbahçe Spor Kulübünden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Güven Timleri Şube Müdürü olarak görev yapan Zafer Baybaba terfi ederek Güven Timleri Şube Müdürlüğü ve Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Koruma Şube Müdürü olarak görev yapan Kamil Yıldırım terfi ederek Koruma Şube Müdürlüğünden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürü Niyazi İnci ise terfi ederek, Bahçelievler ve Güngören İlçe Emniyet Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürü Murat Yıldırım terfi ederek Boğaziçi Köprüsü Koruma Şube Müdürlüğünden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Tuzla İlçe Emniyet Müdürü Müslüm Kahraman terfi ederek, Tuzla ve Pendik İlçe Emniyet Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Esenyurt İlçe Emniyet Müdürü Hakan Becel terfi ederek, Polisevi Şube Müdürlüğü ve Baltalimanı Polisevi Şube Müdürlüklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Kadıköy İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı iken terfi eden Belma Aldemir Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü'nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Yeni atanan 15 şube müdürü ise şöyle;

Hakan Alpaslan Kırbaş Çevik Kuvvet Şube Müdürü, Muhammet Hanifi Zengin Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürü, Ömer Ünver Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürü, Özay Kayhan Hukuk İşleri ve Soruşturma Şube Müdürü, Hüseyin Güngör Ulaştırma Şube Müdürü, Murat Bayhan Güven Timleri Şube Müdürü, Murat Sevgi Bakım Onarım Şube Müdürü, Şekip Akın Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü, Mehmet Yaşar Zehir Deniz Limanı Şube Müdürü, Nadir Konak Dış İlişkiler Şube Müdürü, Neslihan Şentürk Foto Film Şube Müdürü, Deniz Halıcı Çelik Genel Denetleme ve Disiplin Şube Müdürü, Selma Gençkaya Koruma Şube Müdürü, Birol Taşkoparan Polisevi Şube Müdürü, Yalçın Erdem Turizm Şube Müdürü olarak atandı.

18 İLÇE EMNİYET MÜDÜRÜ BELLİ OLDU

İl içi atamalarda 5'i 4. sınıf, 7'si 3.sınıf ve 6'sı 2.sınıf olmak üzere 18 İlçe Emniyet Müdürü de değişti. Özcan Aybek Arnavutköy, Hasan Demirbağ Bağcılar, Veli Şengül Bahçelievler, Hüseyin Selman Beyoğlu, Aykut Korkmaz Büyükçekmece, Sinan Çamuroğlu Çatalca, Mustafa Demir Çekmeköy, Gökhan Karaaslan Esenyurt, Bülent Çelik Gaziosmanpaşa, Ayhan Elmalı Güngören, Murat Çaykara Kağıthane, Feramuz Çetin Kartal, Selçuk Aldemir Maltepe, Necmettin Yüksek Sultanbeyli, Turan Çelik Sultangazi, Ali Saraç Şile, Hazım Gümüş Tuzla ile Burak Bodur Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne atandı.

Görüntü Dökümü:

-Emniyet binasından arşiv görüntü

=================================

9-EMLAK DOLANDIRICILIĞI OPERASYONUNDA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİLER ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

Buse PEHLİVAN/İSTANBUL,

Beylikdüzü ve Esenyurt bölgelerinde emlak alışverişi sırasında vatandaşı dolandıran çeteye yapılan operasyonda gözaltına alınan şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Kurdukları emlak ofislerinde emlak satma bahanesiyle 120 kişiden yaklaşık 150 milyon lira dolandırdığı öne sürülen şebeke geçtiğimiz hafta yapılan operasyonla çökertilmişti. 6 ilçede yapılan eş zamanlı operasyonda 30 kişi gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 5 kişi daha gözaltına alınırken, toplamda 9'u kadın 35 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından Büyükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Görüntü dökümü:

-----------------

-Şüphelilerin polis araçlarına bindirilmeleri

21.10.2019 -11.06  Haber Kodu : 191021048

==========================================

10- İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ ÇALIŞKAN'DAN YENİ EVLİ ÇİFTE '5S FORMÜLÜ' ÖNERİSİ

*Sevgi, saygı, sabır, samimiyet ve sadakat

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, -

İSTANBUL Emniyet Müdürü. Dr. Mustafa Çalışkan, nikah şahidi olduğu çiftlere mutluluk için '5S Formülü'nü uygulamasını tavsiye etti.

Emniyet Müdürü Dr. Çalışkan, 37 yıllık arkadaşı emekli Emniyet Müdürü Soner Bal'ın oğlu Alptuğ Bal ve Çağla Turcihan'ın Avcılar'daki İstanbul Büyükşehir Belediyesi 'Denizköşk Davet Salonu'ndaki nikah törenine katılarak nikah şahidi oldu. Damat Alptuğ Bal'ın nikah şahidi olan İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, gelin Çağla Turcihan'a nikah cüzdanını vermeden önce, çifte "Allah yolunuzu, bahtınızı açık etsin" dileğinde bulundu. Çalışkan, sözlerine şöyle devam etti: "Soner Bal, benim 37 yıl kalbimi kırmadan bugüne kadar getirdiğimiz çok değerli, devre arkadaşlarımdan bir tanesi. Onun evlatlarından birinin mutluluğunu görmek bizi çok mutlu ediyor. İkinizi de tebrik ediyorum. Adettendir ben de bir tavsiyede bulunup sözü çok uzatmayacağım. '5S Formülünü' tavsiye edeceğim size; Sevgi, saygı, sabır, samimiyet ve sadakat. Bu '5S'yi gönlünüzde ve kafanızda muhafaza ederseniz çok mutlu olacaksınız. Allah sizlerin yolunuzu açık etsin. Dünyada ve ahrette hep iyi olun. Tebrik ediyorum."

Nikah törenine iki ailenin yakınları ile Avcılar Emniyet Müdürü Bülent Yeşilyurt da katıldı.

Görüntü Dökümü:

---------------------

-Çift salona girerken

-Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, devre arkadaşı Emekli Emniyet Müdürü'nün masasında

-Nikah kıyılırken

-Çiftten sonra Emniyet Müdürü nikah şahidi olurken

-Emniyet Müdürü konuşurken

21.10.2019 -09.52 Haber Kodu : 191021017

========================================

11- KARADENİZ'DEKİ KİRLİLİĞE 4 ÜLKEDEN ORTAK BİLİMSEL ARAŞTIRMA

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL,

YILLARDAN bu yana kıyısı bulunan ülkelerinin ev, tarım ve sanayi atıklarını bıraktığı Karadeniz'de çevre izlemesi için çok uluslu işbirliği ile Türk bilim insanlarının da katıldığı bilimsel sefer tamamlandı.

Romanya Ulusal Deniz Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü tarafından koordine edilen, Sivil Toplum Kuruluşu Mare Nostrum, Bulgar  Bilimsel Akademisi Oşinoloji Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu/Marmara Araştırma Merkezsi (TUBITAK-MAM), Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TUDAV) ve Ukrayna Deniz Ekolojisi Bilim Merkezi'nin partnerliğinde Avrupa Birliği tarafından desteklenen 'Karadeniz Ekosisteminin İnsan Baskısına Karşı Hassasiyetinin Değerlendirilmesi' (ANEMONE) Projesi'nin temel aktivitelerinden Karadeniz Ortak Bilimsel Sefer'i  9 gün sürdü.

'Mare Nigrum' adlı araştırma gemisinde Bulgaristan, Romanya, Türkiye ve Ukrayna'dan katılan ve 17 deniz biyologundan oluşan bir ekip, Karadeniz'in durumunu değerlendirmek üzere su, sediman ve denizel organizmaların örneklenmesini gerçekleştirdi. Ortak bilimsel seferin, her ortak ülkenin kıta sahanlığı ve açık deniz sahil veya deniz tabanına yakın olmayan alanlarını ve benzer sahilden başlar, en derin çukurlara kadar olan tüm deniz dibini içeren bölgelerdeki habitatlarını kapsayacak şekilde seçilen örnekleme alanları ve 21 istasyondan oluştuğu belirtildi. Batı Karadeniz'in çevresel durumunun değerlendirilmesinde, su ve çökelme veya tortullara ait fiziksel, kimyasal (kirletici maddeler dahil) ve biyolojik numuneler incelendi.

Bu çalışmanın Karadeniz'deki ekosistem tabanlı bir yönetim için bölgesel düzeyde deniz izleme  önemini desteklemeye ve önemli verilerin toplanmasına yardım ettiği ifade edildi.

Romanya, Bulgaristan ve Türkiye'nin Karadeniz kıta sahanlığı deniz tabanından yaklaşık 65 örnek toplandı ve çözünmüş oksijen, sıcaklık, tuzluluk, besin tuzları, kirleticiler ve biyolojik parametre  ölçümleri 21 istasyondan elde edildi.

Deniz bilimciler önümüzdeki aylarda elde ettikleri numunelerle üzerinde laboratuvar çalışması yapacak ve bu verileri inceleyecek. Sonuçlar, dip habitatların haritalanmasına ve Avrupa Bilrliği Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifinin gereklilikleri uyarınca deniz tabanının biyolojik çeşitliliğini ve bütünlüğünü değerlendirmeye hizmet edecek. Ağır metaller, petrol hidrokarbonlar gibi tehlikeli maddelerin başta olmak üzere sudaki canlılara zarar veren atıkların etkilerinin gözler önüne serilmesine yardımcı olacak çalışmada, deniz ürünlerinin insan tüketimi için izin verilen kirletici madde düzeyinin incelenmesinde ve Karadeniz canlılarında kirlilik düzeyinin değerlendirilmesine yardımcı olacağı açıklandı.

Çalışmaya katılan İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim üyesi ve TUDAV Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, "Sefer sırasında, deniz tabanındaki makro çöpler ile su sütunundaki mikro çöpler de örneklendi. Bilimsel araştırma seferinde, deniz memelileri, kuşlar ve yüzen çöpler TÜDAV ve Mare Nostrum Sivil Toplum Kuruluşlarının uzmanları tarafından kaydedildi. 619 kilometre uzunluğa sahip 20 doğrusal hat üzerinde ve toplamda yaklaşık 60 saatte 300' den fazla gözlem yapıldı. Bu gözlemlerin yüzde 50'sinden fazlasını kuşlar oluşturdu" dedi.

Sefer sırasında Romanya'nın Karadeniz kıta sahanlığında denize bırakılan cihaz sayesinde denizden her gün eş zamanlı olarak sıcaklık ve tuzluluk verilerin alındığı ve bunları yüzeye ulaştığında uydu bağlantısı ile iletildiği kaydedildi. 'Argo şamandırası' olarak nitelendirilen cihazdan toplanan veriler, Global Veri Toplama Merkezleri aracılığıyla isteyenler tarafından gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor. Sefer sonunda, toplanan örnekler dört ülkeden katılan bilim insanları tarafından incelenecek. Sonuçlar, 'Batı Karadeniz Çevresel Durumu' konulu rapor olarak yayınlanacak.

Görüntü Dökümü:

--------------

-Araştırma gemisinden görüntüler

-Bilim insanlarının çalıştırma ve araştırmalarından görüntüler

-Genel ve detay görüntüler

21.10.2019 -12.16  Haber Kodu : 191021076

=====================================

(Tekrar)

12-ZEYTİNBURNU'NDA İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNAN KADINI TUTARKEN YARALANAN ESNAF KONUŞTU

Haber-Kamera: Ali ABLAY - Alper KORKMAZ - Kubilay ÖZEV/ İSTANBUL, DHA

ZEYTİNBURNU'nda pencereden atlayarak intihar girişiminde bulunan Fulya B.'yi havada yakalamak isterken yaralanan esnaf İbrahim Türkeli(39)'nin tedavisi sürüyor. Üç yerinde kırıklar oluşan Türkeli, o anları anlattı.

Olay, dün saat 15.00 sıralarında Yeşiltepe Mahallesi'nde meydana geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, apartmanın 3. katında oturan Fulya B.(32) bir süre önce sözlüsünden ayrıldı. Psikolojik sorunlar yaşadığı iddia edilen kadın sinir krizi geçirerek, kendini pencereden aşağıya attı. Kadının kendini aşağıya attığını gören esnaf İbrahim Türkeli,  genç kadını yere düşmeden yakalamak istedi. Fulya B., İbrahim Türkeli'nin üstüne düştü.  Yaralılar olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Fulya B. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne, İbrahim Türkeli Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedavileri süren İbrahim Türkeli yoğun bakımdan çıkarken, Fulya B.'nin hala yoğun bakımda tedavisi devam ediyor.

Yaşanan o anları anlatan İbrahim Türkeli, "Yaşadığım olay içler acısı kötü bir durumdu, kardeşimiz Fulya yukarıdan bardakları aşağıya atıyordu. Ben de o anda eşimi bekliyordum işe gidecektim. Bardakları Fulya atarken atmamasını söyledim arabamıza geleceğini söyledim, sözümü dinleyip içeri girdi. Tekrar geldi cama. Camdayken ne yapacağını bilmiyordum. Bir anda kollarını bıraktı ve aşağıya düşmeye başladı. Ben de mecburen Fulya'yı tuttum. O an da kötü şeyler olabilirdi, belim, boynum da kırılabilirdi. Nihayetinde 2 kolum ve ayağım kırıldı, bir ayağım ve bir kolumdan ameliyat olacağım ama olsun. Fulya şu an yoğun bakımdaymış haberi geliyor. Fulya elimizde büyümüş bir kızımız. O da yarın yoğun bakımdan çıkacakmış. Ben de yarın ameliyata giriyorum. Psikolojik problemleri yoktu, kendisiyle barışıktı ama neden yaptı bilmiyorum. Erkek arkadaşıyla problem yaşamış sanırım. Annesi babası giremesin diye de kapıyı kilitlemiş. Fulya'nın babası da gelip beni ziyaret etti, kendisi de çok üzgündü" dedi.

Görüntü Dökümü

---------

-İbrahim Türkeli röp.

-Bina ve düştükleri yer detay

-Muhabir anonsu (Ali ABLAY)

-ARŞİV görüntüler

-Olay yeri

-Görgü tanıkları röp

-Genel ve detaylar

21.10.2019 - 09.12 - Haber Kodu : 191021011



İstanbul, Güncel

Kaynak: DHA

13.11.2019 10:04:10