DHA YURT BÜLTENİ - 13

MONTUN BULUNDUĞU ALANA HELİKOPTERLE BIRAKILAN 40 KİŞİ, KAYIP DAĞCILARI ARIYORUludağ'da, 1 Aralık'ta zirve tırmanışı yaparken, kaybolan amatör dağcılar Mert Alpaslan (31) ve Efe Sarp'ı (37) arama çalışmaları, 9'uncu günde de sürdürüldü.

10.12.2019 14:08 | Son Güncelleme: 10.12.2019 14:08DHA YURT BÜLTENİ - 13

MONTUN BULUNDUĞU ALANA HELİKOPTERLE BIRAKILAN 40 KİŞİ, KAYIP DAĞCILARI ARIYOR

Uludağ'da, 1 'ta zirve tırmanışı yaparken, kaybolan amatör dağcılar Mert Alpaslan (31) ve Sarp'ı (37) arama çalışmaları, 9'uncu günde de sürdürüldü. Jandarma, oteller bölgesindeki yolu yaya ve araç trafiğine kapattı. Efe Sarp'ın montu ve beresinin bulunduğu Küreklidere Şelalesi yakınlarına jandarma helikopteriyle 4 kez iniş yapılırken, alana bırakılan 40 kişilik ekip, kayıp dağcıları aradı.

İstanbul'dan Uludağ'a 1 Aralık Pazar sabahı gelen amatör dağcılar Mert Alparslan ve Efe Sarp, 34 SK 2280 plakalı otomobillerini Uludağ Jandarma Karakol Komutanlığı'nın önüne park edip, zirve tırmanışına geçti. Dağcılar, sisin etkili olduğu bölgede, hava kararınca yollarını kaybetti. Aileleri, Alparslan ve Sarp'a ulaşamayınca, jandarmaya verdi. Bunun üzerine aynı gün saat 23.00 sıralarında Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Jandarma Özel Harekat (JÖH), AFAD, BAKUT, İHH, AKUT ve Nilüfer Arama Kurtarma (NAK) ekipleri, arama- kurtarma çalışması başlattı. Uludağ'ın Yedigöller, Maden, Saitiabat, Çobankaya, Sarıalan, Alaçam bölgelerinde arama yapıldı.

Kayıp dağcıları arama çalışmaları, 9'uncu günde de sürdürüldü. Uludağ 2'nci Oteller Bölgesi'ndeki yol, öğle saatlerinde, jandarma ekiplerince yaya ve araç trafiğine kapatıldı. Alana jandarma helikopteriyle 4 kez iniş yapılırken, önceki gün Efe Sarp'ın montu ve beresinin bulunduğu Küreklidere Şelalesi yakınlarına 40 kişilik arama- kurtarma ekibi bırakıldı. Şelale çevresinde 40 kişi, gruplar halinde kayıp dağcıları aradı.

Görüntü Dökümü

-------------

-Güvenlik önlemleri alan jandarma ekiplerinden detaylar

-Arama kurtarma ekiplerinin bilgi alması

-Helikopterin gelmesi ve ekiplerin helikoptere binmesi

-Detaylar

Haber: Berktuğ ÖNCÜ - Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

=====================

Çorlu'daki tren faciası davasında 3'üncü duruşma; Babası ölen Gülgen'in sözleri ağlattı

TekirdaĞ'ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili açılan davanın 3'üncü duruşması görülmeye başlandı. Kazada babasını kaybeden Gülgen Erbil'in (10), "Babaannemlerin yanına gittim. Az bir yağmur var bu kaza nasıl olur hakim amca? 25 kişiyi öldüren kimdi? Hakim amca, sizin bu yaşta babanız öldü mü? Hakim amca, ihmal var. Öyle bir tren kazası bu yağmurda olmaz. Benim babamı kim öldürdü hakim amca?" sözleri, salondakileri ağlattı.

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden İstanbul Halkalı'ya gitmek üzere hareket eden, 362 yolcu ve 6 personelin bulunduğu yolcu treni, 8 Temmuz 2018'de Tekirdağ'ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak, devrildi. Kazada 7'si çocuk, 25 kişi yaşamını yitirdi, 328 kişi de yaralandı.

Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu bulunan TCDD 1'inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14'üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü'nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği'nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği'nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk ile TCDD bünyesinde çalışan ve mayıs ayındaki yıllık umumi muayene raporunda imzası bulunan Köprüler Şefi Çetin Yıldırım hakkında 'taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan 2'şer yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle Çorlu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

İLK DURUŞMADA GERGİNLİK ÇIKMIŞTI

Davanın görülmesine 3 Temmuz günü Çorlu Adalet Sarayı'nda, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi olarak düzenlenen 130 kişilik Konferans Salonu'nda başladı. Ancak, ölenlerin bazı yakınları ve yaralılar, salonda yer olmadığı gerekçesiyle içeriye alınmadı. Yaşana olayların ardından duruşma, Çorlu'nun Çoban Çeşme Mahallesi Bülent Ecevit Bulvarı üzerinde bulunan Çorlu Halk Eğitim Merkezi'ndeki 600 kişilik 15 Temmuz Salonu'na alındı.

Bugün yapılan 3'üncü duruşma öncesinde polis, geniş güvenlik önlemi aldı. Tekirdağ il merkezinden polis ekipleri takviye getirildi. Halk Eğitim Merkezi girişine X-Ray cihazı konuldu. Avukatlar, mağdurlar, izleyiciler ve basın mensupları için ayrı ayrı giriş noktaları oluşturuldu. Duruşma salonuna ise izleyiciler üzerleri aranarak, alındı.

'ADALET İSTİYORUZ'

Kazada ölenlerin yakınları ve yaralananlar, duruşmaya, Çorlu Halk Eğitim Merkezi'ne yaklaşık 1 kilometre mesafede toplanıp, yürüyerek, geldi. Ellerinde ölenlerin fotoğraflarını taşıyan aileler, 'Hak, hukuk adalet', 'Kaza değil cinayet' sloganları attı.

Kazada kızı Bihter Bilgin, kız kardeşleri Emel Duman ve Derya Kurtuluş'u kaybeden Zehra Bilgin, "Bugün 520 gün oldu. 520 gündür adalet bekliyoruz. Kimse korunmasın. Eğer bu ihmal zincirlerinde, en alt düzeyden en üst düzeye kadar kim varsa. Bir bakan da sorumluysa bakan da yargılansın müdür de yargılansın en alt düzeydeki eleman da yargılansın. Tek istediğimiz adalet" dedi.

Duruşmaya tutuksuz sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Celaleddin Çabuk, Çetin Yıldırım, ölenlerin aileleri, yaralılar, avukatlar katıldı. Kimlik tespitinin ardından duruşmada ilk sözü alan avukat Can Atalay, önceki duruşmada mahkemenin üniversitelerden bilirkişi vasfına sahip yeni bilirkişi oluşturulması için öğretim üyelerinin listesinin istenmesine karar verdiğini belirterek, "İTÜ, ulaştırma alanında bilirkişi olarak görevlendirecek kimsenin olmadığı yönünde karar vermiştir. Bu şekilde kamu görevinden kaçılması kabul edilemez. Yıldız Teknik Üniversitesi ise müzekkereye yanıt dahi vermemiştir" dedi.

Duruşma, müştekilerin ifadelerinin alınmasıyla devam etti. Kazada yaralanan Ceyhan Kahveci, kaza öncesinde büyük bir sarsıntı yaşadıklarını belirterek, "Vagonların kopması sonucu basketbol topu gibi savrulduk ve tavana çarptık. Burnum kırıldı. Vücudumda ezilmeler meydana geldi. Şikayetçiyim" dedi.

'BABAMI KİM ÖLDÜRDÜ HAKİM AMCA'

Kaza eşi Salih Erbil'i kaybeden Saliha Erbil, duruşmaya kızları Gülgen ve Gülşen ile birlikte katıldı. Gülgen Erbil, "Babaannemlerin yanına gittim. Az bir yağmur var bu kaza nasıl olur hakim amca? 25 kişiyi öldüren kimdi, hakim amca? Sizin bu yaşta babanız öldü mü? Hakim amca, ihmal var. Öyle bir tren kazası bu yağmurda olmaz. Benim babamı kim öldürdü hakim amca?" diye konuştu. Minik Gülgen'in bu sözleri üzerine salondakiler gözyaşlarına hakim olamadı.

'HAKİM AMCAYA SORACAĞIZ DEDİLER'

Kızından sonra konuşan Saliha Erbil ise kızlarına babanızın kanını hakim amcaya emanet ettiğini söylemesi üzerine küçük kızların da mahkemeye gelmek istediklerini belirterek, "Kızlarım sürekli babalarını özlediklerini söylüyorlar. Ben de onlara babanızın kanını hakim amcaya emanet ettim dedim. Çocuklarım da bana hakim amcaya kendimiz soracağız dediler. Kendimiz geleceğiz dediler. Çocuklarım adına şikayetçiyim. Tepeden en alta kadar şikayetçiyim" diye konuştu.

Müdahil Remzi Güvenç ise "İki kızımı ve iki torunumu kaybettim. Hepsi toprağın altında. Davaya müdahil olmak istiyorum, şikayetçiyim" dedi. Daha sonra mahkeme heyeti iddianamede adı olmayan ve davaya müdahil olmak isteyenlere söz verdi.

'YETKİ BÖLGE MÜDÜRÜNDEDİR'

Sanıklardan  Turgut Kurt, duruşmadaki ifadesinde, menfezlerin bakım programlarına alınmasının bölge müdürü yetkisinde olduğunu söyledi. Mühendislerin sahada keşif çalışması yaptığını anlatan Kurt, "Mühendislik işlerinde, bize bağlı mühendisler hasar tespit çalışması yapar. Ona göre eksik ve kusurlu yerlere müdahale yapılır. Olayın gerçekleştirdiği yerde de mühendisler balast tutucuya gerek görmemişler" diye konuştu.

Sanık Özkan Polat da bakım müdürlüğüne bağlı mühendislerin keşif sonrası gerek gördüğü yerlere müdahale edildiğini dile getirdi.

Herhangi bir keşif çalışmasına katılmadığını söyleyen Celalettin Çabuk ise yapılan işlemlerin kendisini aştığını ve keşif çalışmalarında yer almadığını öne sürdü.

Duruşmaya öğlen arası verildi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Ailelerinin yürüyüşü

-Slogan atmaları

-Adliye önünde durmaları

-Zeliha Bilgin'in açıklaması

-Polislerin arama yapması

-Salona girenlerden detaylar

Haber-Kamera: Mehmet YİRUN/ÇORLU (Tekirdağ), -

=====================

Baraj suyu çekilince ortaya çıkan höyükte arkeolojik çalışma başlatıldı

Gaziantep'in İslahiye ilçesindeki Tahtaköprü Barajı'nda su seviyesinin düşmesiyle ortaya çıkan Hamamla Höyüğü'nde arkeoloji çalışması başlatıldı.

İslahiye ilçe merkezine 25 kilometre uzaklıktaki Tahtaköprü Barajında bir süre önce suların çekilmesiyle Hamam Höyüğü ortaya çıktı. Höyüğün gün yüzüne çıkmasının ardından bölgede arkeoloji çalışması başlatıldı. Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Engin başkanlığındaki 25 kişilik ekiple yürütülen çalışmalarda, bir süre sonra yeniden sular altında kalacak olan höyükle ilgili elde edilen bilgi ve bulgular ile dokümantasyon oluşturularak bölge arkeolojisine katkı sunulmasının amaçlandığı belirtildi.

Elde edilen bilgiler doğrultusunda höyüğün milattan önce 1 ve 2'nci yüzyıla ait olduğunun tahmin edildiğini anlatan Prof. Dr. Atilla Engin, şöyle konuştu:

"Bölgede rastladığımız kalıntılar üzerinde yaptığımız incelemede, höyüğün bazalttan oluşan duvar kalıntılarının kısmen korunmuş olduğunu gördük. Höyüğün yükseltisi büyük ölçüde suyla eriyerek yok olmuş. Ancak önemli buluntu ve kalıntılar gün yüzüne çıkmış. Özellikle bölge tarihi açısından önemli olabilecek, en erken yerleşim evresini temsil eden 'Akeramik Neolitik Çağ'dan Ortaçağ'a' kadar bir yerleşim sürekliliğini gösteren kalıntılar mevcut. Bu çalışmalarda amacımız, mümkün olduğu kadar fazla bilgi ve bulguları elde etmek, höyükle ilgili dokümantasyon hazırlamak ve bölge arkeolojisine katkı sunmaktır. Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep Müzesi adına bu çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle gerçekleştiriyoruz. Ama buralar yaklaşık bir ay içerisinde, bu sefer belki de sonsuza kadar sular altında kalacak."

Görüntü Dökümü

-------------

Tahtaköprü Barajı

Höyükte kazı çalışmaları

Arkeolog Prof.Dr.Atilla Engin  ile röp

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA

=======================

Astsubay, oğlunun doğum gününde dövdüğü eşi ölünce tutuklandı

Burdur'da oğlunun doğum gününde fenalaşan Gül Efe (38), tedavi gördüğü hastanede 5 gün sonra yaşamını yitirdi. Olay günü Gül Efe'yi dövdüğü edilen astsubay eşi Mehmet Efe tutuklandı.

Armağan İlci Mahallesi'nde oturan evli ve 2 çocuk annesi Gül Efe, 5 Aralık günü büyük oğlunun doğum günü kutlamasında, astsubay eşi Mehmet Efe ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine iddiaya göre Mehmet Efe, eşini çocuklarının gözü önünde dövdü. Çocukları kavgayı yatıştırırken, Gül Efe ise fenalaştı. Gül Efe, çağırılan ambulansla Burdur Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Buradaki ilk müdahalesinin ardından da Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

EŞİ TUTUKLANDI

Hastanede tedavi gören Gül Efe, dün saat 21.00 sıralarında yaşamını yitirdi. Gül Efe'nin cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Bu sabah cenazeyi almak için morga gelen yakınları, Gül Efe'nin eşi tarafından dövüldüğünü, başının sert biçimde duvara vurulması nedeniyle de beyin kanaması geçirip öldüğünü iddia etti.

Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, Gül Efe'nin eşi Mehmet Efe'yi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gözaltına aldı. Burdur'a götürülerek polis merkezinde ifadesi alınan Mehmet Efe, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece 'eşe karşı nitelikli basit yaralama' suçundan tutuklandı.

20 YILLIK EVLİLER

Gül Efe ve Mehmet Efe'nin amca çocukları olduğu ve yaklaşık 20 yıl önce evlendikleri, çiftin biri 18, diğeri 12 yaşında iki oğlu olduğu belirtildi. Gül Efe'nin cenazesinin, toprağa verilmek üzere Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesine gönderileceği kaydedildi.

'YEDİLER KIZIMI, ÖLDÜRDÜLER'

Cenazeyi teslim almaya gelen Gül Efe'nin annesi Habibe Efe, "Dövmüş. Sürekli de dövüyormuş. Oğlunun doğum gününde yapmış bunu. Yediler kızımı, öldürdüler. 2 kızı, 1 anası, 1 oğlu yediler kızımı, sığdırmadılar" dedi.

5 ARALIK PAYLAŞIMI

Diğer yandan Gül Efe'nin sosyal medyadaki hesabından 5 Aralık günü yaptığı paylaşım dikkat çekti. Gül Efe'nin paylaşımında Atatürk'ün aralarında kadınların da bulunduğu kalabalık bir grupla yürürken görüldüğü fotoğrafının üzerine, "5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü. Kahraman Türk kadını, sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlarda yükselmeye layıksın" sözünün yazılı olduğu bir paylaşım yaptığı görüldü.

Görüntü Dökümü

-------------

Cenaze arabasından görüntü

Cenaze yakınlarından görüntü

Adli Tıp dış plan görüntü

Cenazenin morgdan alınması

Anneanne Habibe Efe'nin olayı anlatması

Gül Efe'nin opak fotoğrafı

Detaylar

HABER- KAMERA: Bülent TATOĞULLARI- Mesut MADAN/ANTALYA,

================================

Evinde ölü bulundu

Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde yalnız yaşayan 69 yaşındaki Ayşe Çılkın, evinde ölü bulundu. Düşme sonucu başından yaralanarak hayatını kaybettiği değerlendirilen Çılkın'ın cesedine otopsi yapılacak.

Muratdede Mahallesi 201 Sokak'ta yalnız yaşayan Ayşe Çılkın'dan haber alamayan yakınları, bugün saat 12.00 sıralarında evine gitti. Eve giren yakınları, oturma odasında bulunan sobanın kenarında Çılkın'ın hareketsiz yattığını gördü. İhbar üzerine olay yerine, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede, Çılkın'ın öldüğü belirlendi. Düşme sonucu başından yaralanıp öldüğü değerlendirilen Çılkın'ın cesedi, otopsi için Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-------------

-Olay yerinden detay görüntüler

Polis ekiplerinden detaylar

Mahalle sakinlerinden görüntüler

Haber- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

================================



Aralık, EFE, Güncel

Kaynak: DHA

25.02.2020 10:02:38