DHA YURT BÜLTENİ - 2

Aydın'da çevrecilerden JES ihaleleri öncesi basın açıklamasıAydın'da 110 jeotermal saha çalışması için yapılacak olan ihale öncesi, çok sayıda çevrecinin katılımıyla basın açıklaması yapıldı.

02.08.2019 09:27 | Son Güncelleme: 02.08.2019 09:27DHA YURT BÜLTENİ - 2

'da çevrecilerden JES ihaleleri öncesi basın açıklaması

Aydın'da 110 jeotermal saha çalışması için yapılacak olan ihale öncesi, çok sayıda çevrecinin katılımıyla basın açıklaması yapıldı. CHP milletvekillerinin de katıldığı basın açıklamasında çevreciler, ellerinde döviz ve zeytin dalları ile slogan attı.
Aydın'ın 16 ilçesini kapsayan ve 110 jeotermal saha çalışması için 5-8 Ağustos tarihleri arasında yapılacak ihale öncesi, çevreciler dün akşam saatlerinde basın açıklaması yaptı. Aydın Çevre ve Kültür Platformu (AYÇEP), Efeler Belediyesi ve Aydın Tabip Odası tarafından ortaklaşa düzenlenen basın açıklamasına Aydın ve ilçelerinin yanı sıra, Manisa, Denizli ve İzmir'den de gelen çok sayıda çevreci katıldı. Atatürk Kent Meydanı'ndaki eylemde, CHP Aydın milletvekilleri Bülent Tezcan, Süleyman Bülbül, Hüseyin Yıldız, Efeler Belediye Başkanı CHP'li Mehmet Fatih Atay, Tabip Odası Başkanı Dr. Hakan Karagözlü ve STK temsilcileri de yar aldı. Ellerinde döviz ve zeytin dalları ile alana gelen kadınlar, 'Havamıza suyumuza dokunma', 'Kanser olmak istemiyoruz' sloganları attı. Çocukların da aralarında bulunduğu kadınlardan oluşan bir grup ise yere oturarak eylem yaptı.
'HEP BERABERİZ'
AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili yaptığı konuşmada, "Şu anda Aydın'dan, Manisa'dan, Turgutlu'dan ve Denizli'den olmak üzere birçok il ve ilçeden yürekli insanlar buraya gelmiş. Havasını, suyunu ve toprağını kurtarmak için gelmiş. Bizim topraklarımız birinci sınıf tarım toprağı ve bizlerde birinci sınıf insanlarız. Jeotermalle mücadele için bundan sonra hep beraberiz" dedi.
'HEPİMİZ TEK BİR ŞEY İSTİYORUZ'
Efeler Belediye Başkanı CHP'li Fatih Atay ise "Hepimiz bir tek şey istiyoruz. Temiz bir çevre istiyoruz. Başka hiçbir amacımız yok. Özgürce temiz bir çevrede yaşamak istiyoruz. Anayasal hakkımız olan bunu kullanmak istiyoruz. Ama birileri bunu istemiyor. Kızılcaköy'de yapılacak olan jeotermal santralinin 350 milyon dolarlık ihalesi çıkmış. Kızılcaköy'de jeotermal santralini kuracaklar. Valiliğin hemen arkasında 2 tane kuyu açtılar. Kalfaköy, Yılmazköy'de de var, biz nasıl yaşayacağız. Bu hakkımızı elimizden aldırmayacağız. Jeotermal santralleri yaparak çok kısa sürede para kazanacaksınız diye biz ölmek zorunda değiliz, direneceğiz" diye konuştu.
'12 AYDIR NÖBETTEYİZ'
Kızılcaköylü Gülten Şimşek de "Bizim kimseden para pul isteğimiz yok. Jeotermal şirketler şunu bilsinler ki; Kızılcaköy ve Aydın'a jeotermal santrali kuramayacaklar. Ne günahı vardı da o toprakları kuruttunuz. Bizler Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ten bize miras kalan bu vatan toprağını kimseye vermeyeceğiz. Havasının, suyunun, toprağının kirlenmemesi için 12 aydır nöbetteyiz. Sonuna kadarda mücadele vereceğiz. Bunu herkes böyle bilsin" dedi.
'AYDINLI, 'MENDERES OVASI'NI ÖLDÜRMEYİN' DİYOR'
CHP Aydın Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Bülent Tezcan ise şunları söyledi:
"Toprak için, su için, hava için, beşikteki bebeklerinin geleceği için buradan Büyük Menderes Ovası'nın bağrına bir taneden fazla hançer saplayanlara karşı hayatı savunan Aydınlılar için kulakları sağır olmuş olanlara sesleniyorum. Gözleri görmeyenlere sesleniyorum. Aydınlı ayağı kalktı. Aydınlı, 'Menderes Ovası'nı öldürmeyin' diyor. Bu suyu çocuklar, hayvanlar, böcekler içiyor. Bu havayı hepimiz soluyoruz. Nefes bir kere alınamadığında hayat biter. Havayı, suyu ve toprağı kirletenler biliniz ki, yürekleri kirli olanlardır. Kaz dağlarında aynı mücadele veriliyor, bugün orada da STK ve milletvekillerimiz nöbet tutuyor. Salda Gölü'nde de aynı mücadele veriliyor. Aydınlının havasını neden zehirliyorsunuz."

Görüntü Dökümü
----------
-Kent Meydanında ellerinde dözviz ve zeytin dalı bulunan köylü kadınları ve çorcuklardan görüntü
-Slogan atanlardan görüntü
-AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili, CHP Milletvekili Bülent Tezcan, Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay ve vatandaş Gülten Şimşek konuşması
-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/AYDIN,

=================

Down sendromlulara ilham veren Deniz Ayçe, tiyatro oyuncusu olmak istiyor

İZMİR'de yaşayan down sendromlu Deniz Ayçe Karagöz, tüm güçlüklere rağmen, ailesinin desteği ile üniversiteden mezun olup, Almanca ve İngilizce öğrendi. Haftanın 3 günü İyilik Atölyesi'nde çalışan Karagöz, In Orchestra isimli Erasmus+ Projesi ile ortaya çıkan Umut Otobüsü adlı oyundaki başrolü, büyük bir başarı ile canlandırdı. Halk oyunları grubu ile Makedonya'ya, proje grubu ile İtalya'ya giden Karagöz, profesyonel bir tiyatrocu olmak istediğini söyledi.
Eskişehir'de eczacı anne ve asker babanın ikinci kızı olarak dünyaya gelen down sendromlu Deniz Ayçe Karagöz (27), 3 yaşından itibaren aldığı özel eğitimden sonra ilkokul, ortaokul ve lisede hep kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim gördü. Akranları ve veliler tarafından kabul görmeyip, güçlüklerle karşılaşan Deniz Ayçe, vazgeçmeden eğitimine devam edip, 2011 yılında İzmir Üniversitesi'nde iki yıllık Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü kazandı. Ailesi ile birlikte İzmir'de yaşamaya başlayan Deniz Ayçe, tüm zorluklara rağmen hazırlık sınıfı ile beraber 3 yılın sonunda İngilizce ve Almanca olmak üzere iki yabancı dil öğrenmiş olarak üniversiteden mezun oldu. Diğer down sendromlu gençlere örnek olan Deniz Ayçe mezun olduktan sonra boş durmayıp, Latin dansları, halk oyunları, işaret dili, yüzme ve aşçılık eğitimleri aldı. Aynı zamanda İzmir Down Sendromu Derneği'nin yönetim kurulu üyesi olan Deniz Ayçe, halk oyunları grubu ile Makedonya'ya giderek roman danslarını sergiledi. 2016 yılında katıldığı In Orchestra isimli Erasmus+ Projesi kapsamında 3 yıl içinde hazırlanan Umut Otobüsü adlı tiyatro oyununda başrolü canlandırarak, büyük bir başarı gösterdi. Proje grubu ile geçen haziran ayında İtalya'nın Floransa kentine giden Deniz Ayçe, oradaki Avrupalı proje ortakları ile atölyelere katıldı, lir ve keman çalmayı öğrendi. 2.5 yıldır da down sendromluların çalıştığı İyilik Atölyesi isimli kafeteryada müşterilere hizmet eden Deniz Ayçe, hayalinin profesyonel bir tiyatro sanatçısı olmak olduğunu söyledi.
'BAŞARMASININ EN ÖNEMLİ NEDENİ İLGİ VE SEVGİ'
İzmir Down Sendromu Derneği yönetim kurulu üyesi olan anne Seray İlkmen (58), "Doğduğu andan itibaren Ayçe'yi en yüksek seviyeye nasıl çıkarabileceğimizi düşündüm. 3 yaşındayken Anadolu Üniversitesi özel eğitim bölümünde bireysel eğitim almaya başladı. İlkokula başladığında dışlanma gibi sıkıntılar yaşadık ama hepsiyle mücadele ettik. Onlar bizi kovdu, biz devam ettik. Ayçe başarılı ve sabırlı bir çocuktu ve hepsini halletti. Üniversite hazırlığında kurslarla da beraber İngilizce ve Almanca öğrendi. Mezun olduktan sonra stajlar yaptı, otellere başvuru yaptık fakat olmadı. Down sendromluların ülkemizde kabul görmeye başlaması daha çok yeni. Çok dışlanan bir engel grubu aslında. Görünüm olarak çok farklı olduğundan rahatlıkla dışlanabiliyorlar. Halbuki bizim çocuklarımız çok sevecen, sıcakkanlı, çalışkan, sorumluluk duygusu oldukça gelişmiş çocuklar. Kızımla gurur duyuyorum. Ayçe'nin bunları başarmasının en önemli nedeni ilgi ve sevgi görmesi. Aileler ilgi göstermeli, gerekli yardımları almalı. Onları toplumla kaynaştırırsak, onların toplumun bir ferdi olduğuna önce aile inanırsa bu çocuklar daha başarılı olabilir. Özellikle İyilik Atölyesi'nde görüyoruz ki, toplum artık onları kabul etmeye başladı. Buraya gelip onlarla iletişim kuruyorlar" dedi.
In Orchestra projesinin bir ayağı olarak yapmayı planladıkları projeden bahseden İlkmen, "Uşak Üniversitesi'nin de desteği ile İzmir Down Sendromu Derneği olarak biz profesyonel bir tiyatro kurmak istiyoruz. Ekim ayı gibi kursumuzu açacağız ve burada görev alan down sendromlu çocuklar maaş alacaklar" diye konuştu.
Deniz Ayçe Karagöz ise, "Üniversite sınavına özel ders alarak girdim, o şekilde başardım. Yüzde 50 bursla başlamıştım, daha sonra bursum yüzde 100'e çıktı. Bu sene İtalya'ya ilk defa gittim, güzel geçti. Meral Hoca İtalya'dakilere oyunu izletmiş. Oraya annemle gittiğimde büyük bir hayran kitlesi ile karşılaştım. Oyun çok beğenilmiş. Kendimi geliştirip oyuncu olmak istiyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------
-Deniz Ayçe'nin tiyatro oyunundan görüntüler
-Deniz Ayçe İyilik Atölyesi'nde çalışırken genel ve detay görüntüler
-Deniz Ayçe ve arkadaşının görüntüleri
-Seray İlkmen'le röp.
-Deniz Ayçe Karagöz ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU- Kamera: Hande NAYMAN/ İZMİR,

===================

Cağ kebabında 'koyun- kuzu eti' sıkıntısı

Erzurum'un en önemli damak zevklerinden biri olan cağ kebabı yapan restoran işletmecileri, koyun ve kuzu eti bulmakta zorlanıyor. Cağ kebabı yapımı için bir yaşını tamamlamış koyun ya da kuzu eti kullanan kebapçılar, son zamanlarda yaşadıkları et soruna çözüm olarak başta Trakya olmak üzere çeşitli illerden et getirmekte buluyor. Diğer yörelerden getirilen etlerle vurulan cağ kebabında istenilen lezzeti yakalayamadıklarını belirten kebapçılar, Erzurum'da küçükbaş varlığını artıracak çalışmalar yapmasını istedi.
Erzurum'da sayıları her geçen gün artan cağ kebabı işletmecileri son zamanlarda et bulmakta sıkıntı çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu İstatistiklerine göre 600 binden fazla küçükbaş bulunduğunun belirtilmesine rağmen kesilecek koyun bulamayan kasaplar, başta Trakya ve Güneydoğu illeri olmak üzere Balıkesir, Bursa ve Ankara'dan karşılamanın yoluna gidiyor. Kasaplar Odası Başkanı Kenan Ejder, Erzurum'da sadece cağ kebap işletmecilerinin değil kasapların da kesecek koyun bulamadığını belirtti.
Başta Trakya olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinden koyun eti getirttiklerini vurgulayan Ejder, "Biz yıllardır haykırıyoruz, kağıt üzerinde hayvan sayısı var ama biz kasaplarda kesecek koyun bulamıyoruz. Trakya, Bursa, Adana, Konya gibi Türkiye'nin birçok yerinden bize koyun geliyor. 2006 yılına kadar Palandöken, Kargapazarı, Gez Yaylası koyun sürüleriyle doluydu. Şimdi bunlardan geriye bir şey kalmadı" diye konuştu.
ERZURUM'DA YETİŞEN KOYUNUN LEZZETİNİ TUTMUYOR
Cağ kebabı işletmecisi Muammer Tanhaş, kendilerinin de Şanlıurfa'dan et getirdiklerini söyledi. Erzurum yayla ve meralarında yetişen koyunlarla diğer bölgelerdeki hayvanların et lezzetinde çok büyük farklılıklar olduğunu belirten Tanhaş, "Son günlerde cağ kebabının lezzetiyle ilgili müşterilerimizden yoğun şikayetler alıyoruz. Son 10 yılda bu kadar şikayet almadık. Çünkü cağ kebabında Erzurum'da yetişen koyun ya da kuzu yerine diğer illerden getirilen etleri kullanıyoruz. Bunlar da Erzurum'daki etin lezzetini vermiyor. 2500 rakımda yayla ve merada otlayan kuzunun etiyle sıfır rakımda otlayanların bir değil. Bizim burada koyunlara kuzulara tuz da veririz. Hayvan tuzunu alıyor, dağda gezdiği için eti sıkı oluyor, yağlı olmuyor" diye konuştu.
Erzurum gibi mera ve otlakları bulunan bir ilde koyun yetiştirenlerin bittiğini söyleyen cağ kebapçı Ali Karataş, Türkiye'nin başka illerinden ihtiyaçlarını giderdiklerini söyledi. Çiftlikte yetişmediği ve otlatıldığı için Erzurum'da yetişen koyunların etinin çok daha iyi olduğunu vurgulayan Karataş, yetkililerin bu soruna bir çare bulmasını istedi. Erzurum dağlarındaki kekik otuyla beslenmenin koyun etine lezzet kattığını belirten Karataş, cağ kebabı için de en uygun etin yörede yetişen küçükbaş hayvanlarda olduğunu kaydetti.

Görüntü Dökümü
-----------
-Yaylada otlayan küçük ve büyükbaş hayvan sürüsü
-Cağ kebap işletmecisinden genel detay
-Muammer Tanhaş ile röp
-Cağ kebabı görüntüsü
-Cağ kebap yiyenler
-Ali Karataş ile röp
-Kasaplar Odası Başkanı Kenan Ejder ile röp.

(Süre: 6 dk 48 sn, Boyut: 762 MB)

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

=====================

Şampiyon futbolcu boş zamanlarında inşaatlarda çalışıp harçlığını çıkarıyor

Manisa Futbol Kulübü U-14 takımının şampiyon sporcularından İsmail Ediz (14), maç ve antrenmanlardan arta kalan zamanlarında babasının yanında inşaatlarda çalışarak harçlığını çıkartıyor. Hedefinin profesyonel futbolcu olmak olduğunu belirten Ediz, aynı zamanda Manisa Lisesi'nde eğitimini sürdürüyor.
Manisa Futbol Kulübü U-14 takımı, geçen 7-8 Temmuz'da Kastamonu'da 74 ilden 126 takımın katıldığı 2018-2019 U-14 Türkiye Şampiyonası'nda, Sakaryasporu 5-0'lık skorla yenerek şampiyon oldu. Şampiyonluğu Manisa'ya getiren takımın oyuncularından biri de İsmail Ediz'di. 3 yıldır Manisa Futbol Kulübü'nün formasını giyen Ediz, futboldan arta kalan zamanlarında ve özellikle yaz aylarında babasıyla inşaatlarda çalışarak harçlığını çıkartıyor. İnşaatlarda tuğla taşıyıp, çivi toplayan, harç karan, gerektiğinde işçilere su servisi yapan Ediz, aynı zamanda eğitimine de devam ediyor.
Manisa Spor Lisesi öğrencisi olan Ediz, futbol oynamanın daha küçük yaşlardan itibaren hayali olduğunu belirtip, "Babamın desteği ile bu spora başladım. 3 yıldır da kulübümde elimden gelenin fazlasını yaparak, mücadele etmeye çalışıyorum. Bu sezon U-14 takımları arasındaki şampiyonada birinci olup, kupayı Manisa'ya getirdik. Hedefim profesyonel bir futbolcu olmak" dedi.
Boş zamanlarında inşaatlarda çalışıp, harçlığını çıkardığını belirten Ediz, "Hem inşaatlarda çalışmak hem spor yapmak hem de eğitimimi sürdürmek yorucu oluyor. Hayallerimi düşününce bütün yorgunluğum gidiyor. 'Spor yapıyor, inşaatlarda çalışıyorum' diye derslerimi hiçbir zaman ihmal etmedim. Yapmam gereken hayatın her alanındaki yaşamı anlayabilmek. Bunun içinde tüm bu işleri bir arada yürütebilmem, başarmam gerekiyor. Bu nedenle de hem takımımda hem iş hayatımda hem de okul hayatımda elimden geldiğince mücadele ediyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------
-İsmail Ediz'in antremanda görüntüsü
-İsmail Ediz'in inşaatta çalışırken görüntüsü
-İsmail Ediz röp.
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

====================

Küçük bir mahallede kuruyor, dünya sofralarını süslüyor

Aydın'ın Nazilli ilçesinde, 'Patlıcan Vadisi' olarak adlandırılan ve 6 kilometrelik hava koridoru ile bilinen bölgede kurutulan dolmalık patlıcan, ihraç edilerek dünya sofralarını süslüyor. Nurten Karaefe (59) ihracatta kadınların emeğine dikkat çekerek, patlıcanın sapını kışın sobada yakarak ısındıklarını, içini de hayvan yemi olarak kullandıklarını söyledi.
Nazilli'nin 'Patlıcan Vadisi' olarak adlandırılan Yıldıztepe Mahallesi'nde dolmalık patlıcanlar, kurutulduktan sonra Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Mahalledeki her sokakta, her evin önünde patlıcanla uğraşan kadınları görmek mümkün. Günde ortalama 70 ton patlıcan kurutulmak üzere işlenirken, tarladan toplanıp, kurutulma aşamasına kadar geçen süreçte kadınların harcadığı emek takdir topluyor. Yaklaşık 600 ailenin geçim kaynağı olan ve toplandıktan sonra evlerinin önüne dökülen patlıcanları saplarından ayrıp, içlerini oyup kurutulacak hale getiren kadınlar, hem aile bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Kurutmaya hazır hale getirdikleri patlıcanları mahallede kurulan tezgahlar ile binaların teras ve çatılarında kurutan kadınlar, patlıcanın sapından içine kadar her şeyini değerlendirerek emeklerinin karşılığını alıyor.
PATLICANIN SAPI YAKACAK, İÇİ DE HAYVAN YEMİ OLUYOR
Kurutmalık patlıcan üretimini üç kuşaktır devam ettirdiklerini belirten Nurten Karaefe, sapını kışın sobada yakarak ısındıklarını, içini de hayvan yemi olarak kullandıklarını belirterek, şöyle dedi:
"Kurutmalık patlıcan işine babamlar başladı, sonra evlendik ve yıllarca üretim yaptıktan sonra çocuklarımıza devrettik. Çocuklarım Turgay ve Abdullah Karaefe işimizi yürütüyor. Patlıcanlarımız tarladan toplandıktan sonra, mahallemizdeki kadınlarımıza teslim ediliyor. Kadınlarımız patlıcanların saplarını kesip, içlerini oyduktan sonra ipe diziyor. Her dizede 50 patlıcan oluyor. Patlıcanın sapını sobada yakıyoruz, içini ise hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Patlıcanın her yerini değerlendiriyoruz. Şu anda iç piyasa dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesine kurutup ihraç ediyoruz. Kurutmalık olarak taleplere yetişemiyoruz."
'HAVA KORİDORU ÖNEMLİ'
Kurutmalık patlıcanları 'Kara Efe' ve 'Yıldıztepe' adı altında yurtiçi ve yurtdışı pazarına sunduklarını söyleyen Karaefe, kadınların binbir emekle küçük bir mahallenin patlıcanını dünya sofralarına taşıdığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Bizim mahallemizde bu kadar güzel olmasının sebebi, burada bir hava koridoru var. Bu koridorda nem yok ve hava, kurutmak için son derece elverişli. Bu 6 kilometrelik alanın dışında yapmak isteseniz bu kadar güzel kuruması mümkün değil. Kurutmalık patlıcanı bizim mahallemizde her sokakta her evin önünde görebilirsiniz. Kadınlar, patlıcanın kurutuluncaya kadar her aşamasında çalışırlar. Kurutmalık patlıcanı dünyaya ihraç etmemiz kadınların bir başarısıdır. Küçücük bir mahalleden patlıcanı tanıttık. Bu kadınların başarısıdır" dedi.

Görüntü Dökümü
--------------
-Patlıcanın geçtiği aşamalardan görüntü
-Nurten Karaefe ile röportaj
-Drone görüntüleri
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera-Drone: Mehmet CANDAN/ NAZİLLİ (Aydın),



Aydın, Güncel

Kaynak: DHA

25.02.2020 06:10:39