DHA YURT BÜLTENİ - 3

Bir ayda yaşadıkları 3 ev, köy odası yandı, şimdi elbiseleri kendi kendine alev alıyorAfyonkarahisar'da Gümüştaş ailesinin son bir ayda oturduğu 3 ev, köy odası ve samanlık peş peşe çıkan yangınlarda yandı.

18.10.2019 09:19 | Son Güncelleme: 18.10.2019 09:19DHA YURT BÜLTENİ - 3

Bir ayda yaşadıkları 3 ev, köy odası yandı, şimdi elbiseleri kendi kendine alev alıyor

Afyonkarahisar'da Gümüştaş ailesinin son bir ayda oturduğu 3 ev, köy odası ve samanlık peş peşe çıkan yangınlarda yandı. Belediyenin tahsis ettiği ve yanında yangın muslukları yerleştirdiği konteyner evde kalan aile fertlerinin de şimdi giysileri kendi kendine alev alıyor. Yangın tüpleriyle nöbet tutarak uyuyan aile çare ararken, ailenin gelini Medine Gümüştaş'ın (30) üzerindeki giysiler ise gazeteciler çekim yaptığı sırada alev aldı.

Afyonkarahisar'ın merkeze bağlı 3 bin 200 nüfuslu Beyyazı beldesinde çiftçilik yapan Fehmi Gümüştaş'ın (51) eşi, oğlu, gelini ve 4 torunuyla oturduğu evin kilerinde 18 Eylül günü akşam saatlerinde yarım saat arayla prizlerin yanmasıyla yangın çıktı. İhbar üzerine gelen Beyyazı Belde Belediye İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederek kısa sürede söndürdü. 21 Eylül'de ise yine akşam saatlerinde önce evin mutfak kısmında, sonra antresinde yine prizlerden yangın çıktı. Bu yangınların söndürülmesinden sonra aynı gece bu kez elektrik bağlantısı bulunmayan yan taraftaki samanlıkta henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın, belde halkı ve itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle güçlükle söndürdü.

YANGILAR DEVAM ETTİ

Jandarma ve itfaiye ekipleri aynı gün peş peşe çıkan yangınlarla ilgili inceleme başlatırken, 22 Eylül'de önce çamaşır makinesinin takılı olduğu prizde yangın çıktı. Bu yangın söndürülürken gece ailenin oğlu Salih (30) ve gelinleri Medine Gümüştaş'ın yatak odasında yine elektrik prizinden yangın çıktı. İhbar üzerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesine rağmen tek katlı müstakil ev tamamen yanarak çöktü. Yangında bütün eşyaları da zarar gören Fehmi Gümüştaş ve ailesi, evli olan kızının evinde kalmaya başladı.

KALDIKLARI ODADA YANGIN ÇIKTI

Fehmi Gümüştaş ve ailesinin kaldığı odada 23 Eylül'de yine prizin yanmasıyla yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm odayı sardı. İtfaiye ekipleri, vatandaşların da yardımıyla yangını söndürürken, evde maddi zarar meydana geldi.

NÖBET TUTARAK YATMAYA BAŞLADILAR

Evde yeniden yangın çıkacağı endişesiyle Gümüştaş ailesi sokakta kalmaya başladı. Ancak Afyonkarahisar merkezde din görevlisi olan bir yakınları, aileye kalması için beldedeki eşyalı evini verdi. Gümüştaş ailesi, 24 Eylül'de bu evde kalmaya başladı. Yangın korkusuyla aile nöbet tutarak uyumaya başladı. Fakat 26 Eylül'de evdeki prizler yanmaya başladı. Yangını fark eden Fehmi Gümüştaş, elektriği keserek müdahale etti. Yangın, eve zarar vermeden söndürüldü.

Aile, 28 Eylül gecesi ise bu kez evin çatısında çıkan yangınla uyandı. Fehmi Gümüştaş, evdeki yangın söndürme tüpüyle alevlere müdahale etti. Gelen itfaiye ekipleri, yangını büyümeden söndürdü.

KÖY ODASI DA YANDI

Evin yanmasından edişe duyan Gümüştaş ailesi, 29 Eylül'de köy odasında kalmaya başladı. Ancak ailenin yangın kabusu devam etti. 1 Ekim'de tek odalı misafirhanede prizin yanmasıyla yangın çıktı. Yanlarında yangın tüpü bulundurulan aile üyeleri, alevlere müdahale ederek yangının büyümesini önledi. Gelen itfaiye ekipleri yangını tamamen söndürdü.

KONTEYNER EV VERİLDİ

Kaldıkları her evde yangın çıkması üzerine Beyyazı Belde Belediye Başkanı MHP'li Asım Altıntaş, aileye 2 konteyner ev tahsis etti. Fehmi Gümüştaş ve ailesi, 2 Ekim'de beldenin hemen dışındaki bir alana yerleştirilen konteyner evlere taşındı. Beyyazı itfaiyesi de olası bir yangına karşı konteynerlerin yanına, yangın söndürme muslukları yerleştirdi. İtfaiye ekipleri Gümüştaş ailesine söndürme eğitimi de verdi. Belediye ve vatandaşlar, aileye eşya, giysi yardımı yaptı.

BU KEZ GİYSİLERİ YANMAYA BAŞLADI

Gümüştaş ailesi, konteyner evlere taşındıktan sonra bu kez evdeki giysileri yanmaya başladı. 4 Ekim'de ilk olarak ailenin gelini Medine Gümüştaş'ın üzerindeki giysiler alev aldı. Evdekiler, müdahale ederek giysileri söndürdü. Ertesi günlerde ise ailenin kullandıkları yatak, yorgan ve battaniye gibi eşyalar da kendi kendine alev almaya başladı.

GAZETECİLER ÇEKİM YAPARKEN GELİNİN ELBİSELERİ YANDI

Yangınlar nedeniyle çaresiz kalan Fehmi Gümüştaş, basına açıklama yaparak yardım istedi. Gümüştaş açıklama yaptığı sırada gelini Medine Gümüştaş'ın kıyafetleri kameralar önünde bir andan yanmaya başladı. Genç kadının elbiseleri, çevredekiler tarafından söndürüldü. Bu anlar ise anbean kameralara yansıdı.

YAŞADIKLARINI METAFİZİK UZMANINA ANLATTILAR

Beyyazı Belediye Başkanı Asım Altıntaş'ın desteğiyle İstanbul'a giderek metafizik uzmanı Salih Memişoğlu ile görüştüklerini, durumu anlatıp yardım istediklerini söyleyen Fehmi Gümüştaş, Memişoğlu'nun gelecek hafta evlerinde kendilerini ziyaret edeceğini belirtti. Fehmi Gümüştaş, yaşadıkları talihsizlikler nedeniyle beldede kimsenin evine gitmediklerini, insanların da çekindiğini, yangın korkusuyla sürekli nöbet tuttuklarını söyledi.

Yaşadıkları olayların şokunda olduklarını anlatan Fehmi Gümüştaş, "Bir ay öncesine kadar böyle bir sorunumuz yoktu. İlk yangın 18 Eylül'de çıktı. Yarım saat arayla mutfaktaki ev antredeki prizlerde yangın çıktı. Sonra kilerde yangın çıktı. Daha sonra mutfakta yangın çıktı. Elektrik kesik olmasına rağmen buzdolabı kendi kendine yanmaya başladı. Aynı gece evin yan tarafındaki samanlık tutuştu. Orada elektrik bağlantısı bile yoktu. Daha sonra oğlumun ve gelinimin yatak odasında bir anda yangın çıktı. Yangın büyüdü ve evimiz yıkıldı" dedi.

NÖBET TUTMASAK YANACAĞIZ

Ev yangınlarının gece, giysi yangınlarını ise daha çok gündüz saatlerinde çıktığını belirten Fehmi Gümüştaş, "Nöbet tutmasak hepimiz yanarak öleceğiz. Son bir ayda 3 ev, bir samanlık ve bir köy odası yangınlarda zarar gördü" dedi. Evlerin yanı sıra giydikleri giysilerinin de üzerlerinde yandığını belirten Gümüştaş, "Gelinimizin elbiseleri sık sık üzerindeyken yanıyor. Bizim giysilerimiz ise bulundukları yerde yanıyor. Nedenini bilmiyoruz. Müdahale edemezsek hem gelinimiz, hem de ev yanacak. Kimsenin evine gidemiyoruz. Akrabalarımız kabul etmiyor. Evleri yansa sebebi biz olacağız. Gittiğimiz yer yanıyor. 8 kişiyiz ve bir odada kalıyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz. Derdimize çare olsunlar. Hiç bir şeyimiz kalmadı. Her şeyimiz yandı" diye konuştu.

'TORUNLARIM KORKUDAN YANIMIZDA YATAMIYOR'

Yaşadıkları olayın kendilerini yıprattığını gözyaşları içerisinde anlatan anne Emine Gümüştaş ise olayların evlerinin yanmasıyla başladığını, daha sonra eşyaların yandığını ve şimdi ise gelininin üzerindeki elbiselerin yanmaya başladığını kaydetti. Anne Gümüştaş, "Şu an gelinimizin üzerindeki elbiseler yanıyor. Bu yüzden uyumuyoruz, sürekli nöbet tutuyoruz. Dün gece gelinin kıyafeti yandı. Görmesek ev yanacaktı. Sıra ile nöbet tutuyoruz. Kardeşlerim ve annem de bizim için nöbet tutuyor. Torunlarım korkudan yanımızda bile yatamıyor" dedi.

'SÜREKLİ AİLENİN YANINDAYIM'

Belde halkının Gümüştaş ailesinin yaşadığı olaydan dolayı tedirgin olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Asım Altıntaş ise "Aile kimsenin yanına gidemiyor. Belediye başkanı olarak sürekli ailenin yanındayım. İhtiyaçlarıyla birebir ilgileniyoruz. Sayın Valimize de bilgi veriyoruz. Olayı ilk duyduğumda ben de inanmadım ve elektrik teçhizatından şüphelendim. İlk zamanlar aile bile inanmadı. Her taşındıkları yerde aynı şeyi yaşadılar. Görüştüğümüz metafizikçi Salih Memişoğlu da konuyu takip ediyor" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

-------------

İlk yanan ve yıkılan evden baba ile birlikte detay

İlk yanan ve yıkılan evdeki eşyalardan detay

Baba eşyaların başında iken detay

Eşyalardan detay

Diğer yanan evlerden detay

Babadan detay

Evin yanan çatısından detay

Yanan köy odasından detay

Konteynırdan detay

Konteynır önündeki baba ve ailesinden detay

Yanan giysilerden detay

Yanan diğer eşyalardan detay

Baba Fehmi ile röp

Baba röportaj yaparken gelininin elbisesi yanarken detay

Gelinin elbisesini söndürülmeye çalışırken detay

Fehmi Gümüştaş konuşmasını sürdürürken

Anne Emine Gümüştaş ile röp

Anne ağlarken detay

Konteynırlardan detay

Çocuklardan detay

Anne yanan eşyaları seçerken detay

Belediye Başkan Altıntaş'tan detay

Altıntaş ile röp

Haber-Kamera: Satılmış AKKAŞ/ AFYONKARAHİSAR, -

==================

Engelli kardeşi için hayallerinden vazgeçti antrenör oldu

İzmirli Feride Çetin, serebral palsi olan bedensel engelli kardeşi Mustafa Çetin (24) için hayatını, hayallerini değiştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nü bitiren Feride Çetin, hayallerinin değil kardeşinin peşinden gitti. İlk başlarda kardeşini kursa getirip götüren Feride Çetin, daha sonra takımın antrenörü oldu. Çetin şimdi kardeşinin de içinde bulunduğu Boccia takımının antrenörlüğünü yapıyor.

İzmir'de yaşayan Mustafa Çetin, doğuştan serebral palsi hastası olduğu için ellerini ve ayaklarını kullanamadığından hayatını tekerlekli sandalyede geçiriyor. Aynı zamanda konuşamayan Mustafa Çetin, geçen yıllarda tesadüfen Boccia sporu ile tanıştı. Bu sporu seven ve takıma katılmak isteyen Mustafa Çetin, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Engelsiz İzmir projesi kapsamında kurduğu Boccia Takımı'na dahil oldu. Bu sırada ablasına yaşadığı heyecanı anlatan Çetin, Feride Çetin'e de arkasından sürükledi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nü bitiren Çetin, hayallerinin peşinden değil, kardeşinin peşinden gitti. Önce onun yanında gönüllü olarak derslere katılan Feride Çetin, daha sonra Türkiye Bedensel Engelliler Federasyonu Boccai Antrenörlüğü kursuna katıldı. Antrenör olan Çetin, gönüllü olarak katıldığı dersleri bu kez antrenör olarak sürdürmeye başladı.

OYUNU ÖZEL BİR APARAT İLE OYNUYOR

Feride Çetin, en ağır engel grubunun oynayabildiği tek spor olduğunu belirttiği boccia sporu ile ilgili şunları söyledi:

"Sporcularımız ellerini kullanamıyor olabilirler. Ellerini kullanamayan sporcularımız ayakları ile topları atıyor. Hem ellerini hem de ayaklarını kullanamayan sporcularımız başlık dediğimiz aparatlar ile topları serbest bırakırlar. Bireysel, çiftler ve takım halinde oynanabiliyor. Bireye toplamda 6'şar top veriliyor. Onlar da hedef top dediğimiz topa, attıkları topları ulaştırmaya çalışıyorlar. Set sonunda puanlar toplanıp kazanan belli olur."

Ellerini ve ayaklarını kullanamayan sporcular için özel aparatlar geliştirildiğini de belirten Çetin, "Takımımızda kas hastası bir sporcu ile  kardeşim Çetin, ellerini ve ayaklarını kullanamıyor. Onlar başlıkla ve rampa dediğimiz aparatlarla topları serbest bırak oyunu oynuyorlar" dedi.

'KALBİMİZLE BİNLERCE CÜMLE KURUYORUZ'

2015 yılından bu yana takımla birlikte olduğunu anlatan Feride Çetin, maçlarda gözlerle anlaştıklarını belirterek, "Sporcuların birçoğu konuşamıyor. Konuşsalar da sadece aileleri anlayabiliyor. Biz konuşmadan sadece gözlerimizle, kalplerimizle, yüreklerimizle binlerce cümle kuruyoruz. Onlar bize bir sürü şey anlatıyorlar ama konuşmuyorlar. Maçlarda ben onların eli kolu oluyorum. Onlar da benim gözüm ve kulağım oluyor. Maçlara öyle çıkıyoruz" dedi.

Kardeşinin de içinde bulunduğu takımı çalıştırırken farklı duygular içerisine girdiğini anlatan Feride Çetin, "Kardeşimin olduğu takımı çalıştırmak belki işimin en zor kısmıydı başlarda. Ama hep profesyonelce davranmaya çalıştım çünkü kardeşimle aynı kaderi yaşayan birçok kişi var burada. Ayrımcılık yapmak bana göre vicdansızlık olur. Hepsi aynı kaderi yaşıyor, birinin diğerinden farkı yok. O nedenle asla ayrımcılık yapmıyorum, yapmamaya çalışıyorum. Zor ama en iyisini yapmaya çalışıyorum" dedi.

BİRÇOK BAŞARIYA İMZA ATTI

Bu sporun en ağır engel gruplarının oynayabildiği tek spor olduğunu ifade eden Ferda Çetin, "Vücutlarının hiçbir uzuvlarını kullanamıyor olabilirler ama bu bizim için sorun değil. Sadece oyun ve  strateji kuruyor olmaları, bu sporu yapabilmeleri için yeterli" dedi. 2015 yılından bu yana resmi olarak her yıl Türkiye Şampiyonası'nın düzenlendiğini ve takımın da her yıl buna katıldığını ifade eden Çetin, "Şu anda Milli Takıma 9 sporcu göndererek Türkiye'nin en başarılı takımıyız. 2015'ten bu yana her yıl takım birincisi olduk. Çiftlerde birinciliğimiz, ikinciliğimiz var. Bireysel birçok derecemiz var. Mustafa da başarılı bir milli takım sporcusu. İlk yurt dışı deneyiminde Türkiye'ye bireyselde birincilik kupası ile döndü. İtalya'da da yarıştık. Oradan da çiftlerde bronz madalya ile döndük. Mustafa normal hayatta kolay kolay konsantre olamaz. Ama bu oyunu oynarken çok dikkatli" diye konuştu.

Çetin, kardeşi ile birlikte büyüdüğünü de vurgulayarak, "Elimde eğer bir güç olsaydı, size Mustafa'nın bu spora başlamadan önceki hayatını ve şimdiki hayatını göstermeyi isterdim çünkü gerçekten müthiş bir değişim" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------

-Takımdan görüntü

-Takım oyun oynarken görüntü

-Mustafa Çetin ve ablası Feride Çetin'in sporu oynaması

-Feride Çetin ile röp.

-Takımın genel görüntüsü

-Genel ve detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

===================

Stresten uzak kaldılar, sağlıklı yaş aldılar

İzmir'de bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Keyifli Yaş Alma Kongre ve Fuarı'nda çoğunluğu 60 yaş üstü olan vatandaşlar, sağlıklı yaş almanın sırlarını gençlerle paylaştı. Yüksek enerjileriyle örnek olan vatandaşlardan kimileri yüz masajı yaptırdı, kimileri zumba ve yoga etkinliklerine katıldı, kimisi de şık görüntüleriyle göz doldurdu. Yaş almış bireylerin gençlere tavsiyesi ise stresten uzak kalmaları oldu.

Bu yıl ikinci kez kapılarını açan İzmir Keyifli Yaş Alma Kongre ve Fuarı'nda yaş almış bireyler, yüksek enerjileri ve sağlıklı görüntüleriyle gençlere örnek oldu. Fuar kapsamında çoğunluğu 60 yaş üstünden oluşan vatandaşlardan kimileri yüz masajı yaptırdı, kimileri zumba ve yoga etkinliklerine katıldı, kimisi ise şık görüntüleriyle göz doldurdu. Zumba eğitmenleri eşliğinde büyük bir coşkuyla dans eden 60 yaş üstü kadınlar, çevredekilerin büyük beğenisini topladı. Sağlıklı yaşamın formüllerini gençlerle paylaşan yaş almış vatandaşlar ise, bunun için stresten uzak kalmak, spor yapmak ve her ne olursa olsun mutlu olmak gerektiğini söyledi.

'AKTİF BİR ŞEKİLDE VAR OLMALIYIZ'

Fuar kapsamında kurulan atölyelerde cilt bakım uzmanına yüz masajı yaptıran 68 yaşındaki Saray Eşsiz, "Bugün fuara geldik ve enerjimiz yerine geldi. Buradaki tüm olanaklardan faydalanmak bizleri çok mutlu ediyor. Ben 68 yaşındayım ve oldukça sağlıklı olduğumu düşünüyorum. Her gün mutlaka yürüyüşümü yapıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum. Burada da önce cilt bakımı ardından yüz masajı yaptırdım. Kesinlikle çok rahatlatıyor ve herkese tavsiye ediyorum. Yaşlılar da hayatın her alanında aktif bir şekilde var olmalı işte sağlıklı yaşlanmanın sırrı budur" dedi.

89 YAŞINDA AMA GENÇLERE TAŞ ÇIKARTIYOR

Fuar ziyaretçilerinden 89 yaşındaki Ahmet Köseoğlu ise, "Çok şükür ki herkes dinç göründüğümü söylüyor. Giyim tarzıma çok dikkat ediyorum. Her türlü sosyal etkinliğin içinde varım ve görüntümü de buna borçluyum. Yıllardır bütün fuarları hiç kaçırmadan takip ediyorum. Sağlıklı yaşlanmak isteyenler öncelikle stresten uzak dursunlar, mutlu olmayı öğrensinler. Daha sonra spor yapmak gerekiyor. Ben yıllardır hiç bırakmadan yürüyüş ve spor yapıyorum ve işte böyle dinç görünüyorum. Kuaförüm ve bu yaşta bile mesleğimi yapabiliyorum" dedi.

SON SES MÜZİKTE DANS ETTİLER

Fuarda gençlere çocukluğunda oynadığı oyunları anlatan 67 yaşındaki Ülker Güldiker ise, "Biz bu oyunları çocukken oynardık şimdi ise onlara anlatıyorum. Hala bu oyunları hiç yorulmadan oynayabiliyorum çünkü kendimi çok iyi hissediyorum. Aynı zamanda bugün burada en yüksek enerjimizle zumba yaptık ve birbirimize destek olduk. Önemli olan yaşlanmak değil sağlıklı hissedebilmek. Gençlere tavsiyem, ne olursa olsun mutlu olmalarıdır, öncelikle gülmeleri ve kendilerini sevmeleridir. Bundan sonra da tabii ki sağlıklı beslenme ve spor çok önemli" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Zumba yapan kadınlardan görüntüler

-Oyun oynayan kadınlardan görüntü

-Masaj yaptıran vatandaşlardan görüntü

-Fuar genel detay görüntüleri

-Vatandaşlarla röp.

Haber: Hande NAYMAN Kamera: Tolga TAHÇI/ İZMİR,

===================

Nakil sayesinde organ kardeşi oldular

İzmir'de böbrek nakli bekleyen Kadriye Cesur (53) ve Emine Balcı (37), beyin ölümü gerçekleştikten sonra organları bağışlanan erkek hastanın böbrekleri sayesinde sağlıklarına kavuşup, organ kardeşi oldu. Nakli gerçekleştiren Kent Hastanesi'nden Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, "Tesadüf eseri her ikisi de aynı kişinin böbreğini paylaştı. Çok şükür böbrekler de hemen çalıştı. Bekleme listesinde olup da böbrek çıkması, Türkiye'de piyango gibi bir şey. Şimdi yeni hayata adapte olacaklar" dedi.

İzmir'in Bornova ilçesinde yaşayan 2 çocuk, bir torun sahibi Kadriye Cesur'un böbrek sağlığı 16 yıl önce bozuldu. 10 yılı ilaç tedavisi ve doktor kontrolleriyle geçiren Cesur'un böbrekleri 6 yıl önce tamamen iflas etti.  Diyalize başlayan Cesur eş zamanlı böbrek nakli için İzmir Kent Hastanesi'ne başvurdu. Ancak Cesur'a gönüllü verici olan yakınları arasından uyumlu kimse çıkmadı. Bunun üzerine talihsiz kadının adı kadavradan böbrek bekleyenler listesine yazıldı. Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan ve yüksek tansiyon nedeniyle 8 yıl önce böbrekleri iflas eden Emine Balcı da makineli yaşama mahkum oldu. Evde periton diyalizi tercih eden Balcı, uzun yıllardır günde 4 kez evde diyaliz yaparak yaşamını sürdürmek zorunda kalırken, nakil için İzmir Kent Hastanesi'ne başvurdu. Uygun canlı vericisi olmayan Balcı'nın adı da kadavradan organ bekleyenler listesine yazıldı. İki kadına müjdeli haber ise geçen Pazartesi günü verildi. Adı açıklanmayan bir kişinin bağışlanan böbrekleri Op. Dr. Işık Özgü, Op. Dr. Uğur Saraçoğlu ve Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok'un yer aldığı ekip tarafından Cesur ve Balcı'ya nakledildi. Organ kardeşi olan, diyalizden kurtulup doyasıya su içebilmenin sevincini yaşayan Cesur ve Balcı böbrekleriyle hayat buldukları kişinin ailesine teşekkür etti.

'RÜYAMDA KANA KANA SU İÇERDİM'

Organ nakli sayesinde sağlığına kavuşan Emine Balcı, "Benim hikayem 8 yıl önce başladı. O süreç çok zordu. Ağır ilaçlar kullandım. Diyalize girip çıkınca halsizleşiyordum. Normal hayat gibi oluyor. Sürekli nakil bekledim. Ailemde uyumlu kimse yoktu. Nakil olacağımı düşünmezdim. Allah verene rahmet eylesin. Hayat kurtardı. Artık rahat su içeceğim, bir yere bağlı kalmayacağım. Hayat şartlarım çok daha güzel olacak. Her diyaliz hastası gibi doya doya su içmek isterdim. Ben rüyamda kana kana su içerdim. Allah nakil bekleyenleri bir an önce kurtarsın. Bu çok güzel bir duygu" dedi.

Nakil beklediği dönemde çok zor zamanlar yaşadığını belirten Kadriye Cesur ise şunları söyledi: "Geceleri tansiyonum yükseliyordu. Gecede iki-üç kez acil servise gidiyordum. Bu yüzden tansiyonum yeniden yükselecek diye gece acilin bahçesinde beklediğim günler oluyordu. 6 yıl nakil bekledim ama bu kadar kısa sürede nakil çıkacağını tahmin etmiyordum. 25 yıl diyalize giren kişileri duyuyordum. Bana çıkacağını umut etmiyordum. Rabbim bu günleri bize gösterdi. Kendimi bu yaşama alıştırmıştım. Sonunda müjdeyi aldık. Bir yandan da içimi korku sardı, ama çok şükür sağlıklıyız. İnşallah böbreğimiz uzun ömürlü olur. Vericimizden Allah razı olsun."

'TÜRKİYE'DE ORGAN ÇIKMASI PİYANGO GİBİ BİR ŞEY'

Öte yandan bağış konusunda istenilen sayılara bir türlü ulaşılamadığını belirten Kent Hastanesi Böbrek Nakli ekibinden Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, "Tesadüf eseri her ikisi de aynı kişinin böbreğini paylaştı. İkisi de uzun yıllar diyalizdeydi. Bu onlar için çok zor bir süreç. Bu sürecin böyle güzel bir nakille sonuçlanması, bizi de onları da çok mutlu etti. Çok şükür böbreklerimiz de hemen çalıştı. Türkiye'deki böbrek bekleme listesinde ne yazık ki çok kişi var. Bağışlar da istediğimiz kadar yüksek oranda değil. Türkiye'de yüzde 80 civarında canlıdan böbrek alınıyor. Dolayısıyla birçok hasta böbrek beklerken böbreğe kavuşamadan hayata veda etme gerçeği ile karşı karşıya kalıyor. Bekleme listesinde olup da böbrek çıkması Türkiye'de piyango gibi bir şey. Şimdi yeni hayata adapte olacaklar. Birkaç hafta içinde ikisi de bambaşka bir görüntüye kavuşacak. Hastalar yatarken başka oluyor, polikliniğe geldiklerinde farklı bir kişi görüyoruz" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü

----------

-Emine Balcı ile röportaj

-Kadriye Cesur ile röportaj

-İki hasta koridorda birlikte dolaşırken, su içerken genel detay görüntü

-Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok ile röportaj

Haber-Kamera: Mustafa KÖPRÜLÜ İZMİR,

==================

Beden eğitimi ile müzik dersini birleştirip, akademik başarıyı artırdılar

Aydın'ın İncirliova ilçesindeki Spor Lisesi'nde ortak çalışmayla müzik ve spor bir araya getirildi. Öğrencilerden bazıları davul ve gitar çalarken, diğerleri de basketbol topuyla yaptıkları hareketlerle ritme ayak uyduruyor. Böylelikle hem müzik hem de beden eğitimi daha eğlenceli bir hale getirilirken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Beden eğitimi öğretmeni Hayriye Kazan Övüç müzikle sporun, öğrencilerin akademik derslerine de olumlu yönde katkı sağladığına dikkat çekti.

İncirliova'da 10 yıl önce kurulan 18 derslik, 431 öğrencili İncirliova Spor Lisesi'nin Müzik Öğretmeni Gonca Durak, bir süre önce internette Japonya'da bir okulda müzikle sporun bir arada yapıldığı bir video izledi. İzlediği videodan etkilenen Durak, konuyu görev yaptığı okuldaki beden eğitim öğretmeni Hayriye Kazan Övüç'e anlattı. İki öğretmen kolları sıvayıp, geçen Nisan ayında bu konuda çalışmalara başladı. Öğrencilerden 10'u davulla, 1'i de gitarla çember oluşturup, müzik yaparken diğer öğrenciler de ritme ayak uydurarak spor yapmaya başladı. Her geçen gün geliştirilen ders bir şova dönüştü. Öğrenciler, zamanla davulla tutulan ritme, basketbol toplarını sektirip, çeşitli figürlerle uyum sağlayarak ilginç gösteriler yapmaya başladı. Daha sonra bu bir adım daha öteye tanışıp, bir Karadeniz türküsü olan 'Hayde Gidelum hayde' isimli şarkı eşliğinde spor yapılmaya devam edildi. Öğrenciler, şimdi de ritim eşliğinde yaptıkları bu şovları, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nda gösteri olarak sunmaya hazırlanıyor. Müzik eşliğinde beden eğitimi, öğrenciler için eğlenceli hale gelirken, öğretmenler de uygulama ile öğrencilerin eskiye oranla öğrencilerin derslere daha iyi odaklandığını söyledi.

'KÜLTÜRÜMÜZLE BAĞDAŞTIRDIK'

Uygulama ile ilgili bilgi veren müzik öğretmeni Gonca Durak, öğrencilerin bu yöntemle bedensel ve eğitimsel çok şeyi tamamladıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Japonya'da müzik ile sporu birleştiren bir çalışmayı internette gördüm. Bunu Türk müziği ile nasıl bağdaştırabiliriz diye düşündük. 10 davul, 1 de gitar temin ettik. Davullar ve gitarla birlikte yine kendi kültürümüzden olan bir Karadeniz türküsü olan 'Hayde Gidelum hayde' ile icra etmeye çalıştık. Bunun öğrenciler açısından bedensel ve eğitimsel çok şeyi tamamlayan bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Eğlenirken, spor da yapılmış oluyor. Öğrencilerin ritimsel algısında gelişme çok fazla oldu. Herhangi bir vurmalı çalgıya dokunmaları bile benim için çok önemliydi. Ortaya güzel bir şey çıktığına inanıyorum ve bu nedenle de çok mutluyum. Birçok müziğe sporla eşlik edip, denemeler yaptık. Bu çalışmayı biraz daha geliştirerek üzerine bir şeyler katacağız."

'ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK DERSLERE KONSANTRASYONUNU ARTTIRDI'

Beden eğitimi öğretmeni Hayriye Kazan Övüç müzikle sporun, öğrencilerin akademik derslerine de olumlu yönde katkı sağladığına dikkat çekerek, şöyle dedi:

"Gonca öğretmen müzikle-sporun bir arada olduğu projeyi bana açıp, internette gördüğü videoyu izletti. Bu videoyu daha sonra öğrencilerimle de izledim. Ardından basketbol toplarını alıp, çalışmalara başladık. Öğrencilerle birlikte yapacağım hareketleri belirledik. Daha sonra bunu müzikle birleştirdik. Hepimiz için inanılmaz güzel ve eğlenceli bir çalışma oldu. Çok keyif aldık. 13 yıldır beden eğitimi öğretmeniyim. Birçok kez 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı çalışması yaptık. Bu çalışma bana en çok heyecan veren çalışma oldu. Müzikle spor, öğrencilerin akademik derslerine de olumlu yönde katkı sağladı. Öğrenciler derslere daha iyi konsantre oluyor, bu da başarılarını artırıyor."

Övüç, şimdilik basketbol topu ile yaptıkları sporda müzik ritmini kullandıklarını vurgulayarak, ilerleyen zamanlarda bunu diğer spor dallarında da deneyeceklerini kaydetti.

'KISA SÜREDE UYUMU YAKALADIK'

Davul çalarak müzik eşliğindeki beden eğitimi dersine katılan 12'nci sınıf öğrencisi Ömer Yiğit Kaya uygulamadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bizim için eğlenceli bir uygulama. Ritim anlamında da çok gelişiyoruz. Çalışmalar zevkli oluyor. Arkadaşlarla da çok güzel zaman geçiyoruz" dedi.

Bir başka 12'nci sınıf öğrencisi Eren Kaya da 'Basketbol topu ile müzik eşliğinde çalışmalar yapıyoruz. Gerçekten çok eğlenceli oluyor. Davulun ritmi ile basketbol topu sektirirken çıkan sesteki uyum çok heyecan verici. Kısa sürede uyumu yakaladık. Bu konuda hem müzik hem de beden eğitimi öğretmenimizden çok şey öğrendik. 19 Mayıs  kutlamalarında, bizi izleyenlere güzel bir gösteri sunacağız" diye konuştu.

12'nci sıf öğrencilerinden Hilal Şimşek de müzik ile sporun kendilerine yaşam enerjisi kattığını ve daha eğlenceli olduğunu vurgulayıp, "Kafamızı bu sayede boşaltıyor, stresimizi atıyoruz. Bu tarz şeyler bizi rahatlatıyor. Müzik ve beden derslerini daha çok sever olduk" dedi.

11'inci sınıf öğrencisi Barış Kızıl da hayatımda ilk kez davul çaldığını belirterek, "Çalmaya bundan sonra da devam etmeyi düşünüyorum. Davulun ritmini müzikle de çok iyi birleştirdik. Bu yapılan bizim için de iyi bir tecrübe oldu" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Müzik ile sporun birarada yapılmasında görüntü

-Bir grup öğrencinin Karadeniz türküsü 'Hayde Gidelum' isimli türküyü söyleyip, davul çalarken, bur gurup öğrencininde basketbol topu ise ritimtutup

spor yapmasından görüntü

-Müzik öğretmeni Gonca Durak ile röp.

-Beden Eğitimi Öğretmeni Hayriye Kazan Övüç ile röp.

-Öğrencilerden Ömer Yiğit Kaya, Eren Kaya, Hilal Şimşek ve Barış Kızıl ile röp.

Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,

======================



Güncel

Kaynak: DHA

26.01.2020 21:40:56