DHA YURT BÜLTENİ-3

VAN'DA 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREMVan'da merkez üssü Muradiye ilçesi olan Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

20.10.2019 10:42 | Son Güncelleme: 20.10.2019 10:42DHA YURT BÜLTENİ-3

VAN'DA 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM

'da merkez üssü Muradiye ilçesi olan Richter ölçeğine göre 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Hafif şekilde hissedilen deprem, kısa süreli paniğe neden oldu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Dairesi Başkanlığı'nın merkez üssünü merkez Muradiye ilçesi olarak saptadığı deprem, saat 09.53'te meydana geldi. Yerin 9,41 kilometre derinliğinde olan deprem, ilçede hafif şekilde hissedildi. Deprem, kısa süreli paniğe neden oldu.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise 4 büyüklüğündeki depremin merkez üssünü ilçenin Balaklı Mahallesi olarak açıkladı.

Behçet DALMAZ/VAN,

===========================

TSK'NİN OPERASYONLARI İÇİN EĞİTİLEN İLK YERLİ IRK KÖPEĞİ 'ZERDAVA'

Bursa'daki Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı'nda yetiştirilen 'Zerdava' cinsi köpek, mayın, bomba ve narkotik madde arama ve canlı kurtarma operasyonları için eğitilen ilk yerli ırk oldu.

Gemlik ilçesindeki Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı, 12 farklı köpek ırkının üretim ve eğitim faaliyetleriyle, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne önemli katkı sağlıyor. 7 farklı branşta gerçekleştirilen eğitimler sonunda yetiştirilen köpekler, görev yerlerine sevk ediliyor. Bu kapsamda 2016 yılında başlatılan proje dahilinde, genellikle Trabzon'da av ve çoban köpeği olarak kullanılan yerli ırk 'Zerdava'nın, askeri alanda eğitilmesine karar verildi. Eğitimleri 2018 yılında tamamlanan 'Zerdava' cinsi köpekler; mayın, bomba, narkotik madde arama ve canlı kurtarma köpeği olarak kullanılan ilk yerli ırk oldu.

TSK bünyesindeki birliklerin eğitilmiş köpek ihtiyacının, eğitim merkezi tarafından karşılandığını belirten Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanı Dr. Veteriner Yarbay Melih Sayın, bu köpeklerin operasyonlarda başarılar sağladığını kaydetti. Dr. Veteriner Yarbay Melih Sayın, "Taburumuzda 7 farklı branşta köpek eğitilmektedir. Devriye, arama kurtarma, keşif, iz takibi, bomba arama, narkotik madde arama ve mayın aramadır. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin son dönemde başarı ile yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytindalı Harekatı'nda mayın arama köpeklerimiz ve bomba arama köpeklerimiz aktif olarak görev yapmış ve başarılar kazanmıştır. Taburumuzda 2016 yılından itibaren yerli ve milli ırkların kullanılması maksadıyla 'Zerdava' ırkının üretim faaliyetlerine başlanmıştır" dedi.

Köpek Üretim Eğitim Tabur Komutanlığı'nda 12 farklı köpek ırkının eğitim faaliyetinin yapıldığına işaret eden Köpek Üretim ve Bakım Bölük Komutanı Veteriner Üsteğmen Zafer Şafak ise bunların 6'sının yabancı, 6'sının ise yerli köpek ırklarından oluştuğunu belirtti.

'Zerdava' hakkında bilgi veren Veteriner Üsteğmen Zafer Şafak, "Yerli köpek ırklarımızdan 'Zerdava', özellikle Trabzon bölgesinde av ve çoban köpeği olarak kullanılmaktadır. 'Zerdava', cesur, güçlü, kondisyonu oldukça yüksek, koku alma duyusu yüksek bir ırktır. Bu özelliklerinden dolayı askeri maksatlı olarak kullanılabileceğini değerlendirdik. 2016 yılında ilk damızlık 'Zerdava' köpeklerimizi aldık ve askeri maksatlı üretim ve eğitim denemelerimize başladık. Bu kapsamda yapmış olduğumuz eğitim denemelerinde 'Zerdava' köpeğinin özellikle mayın arama, bomba arama, takip, arama kurtarma ve narkotik madde arama branşlarında yetenekli olduğunu gördük. İlk köpeklerimizi 2018 yılında kıtalara sevk ettik. İlerleyen yıllarda 'Zerdava' köpeğinden önemli başarılar alacağımızı değerlendirmekteyiz" diye konuştu.

Köpek Üretim Eğitim Tabur Komutanlığı aynı zamanda yerli ve milli ırk köpekleri de koruyor. Veteriner Üsteğmen Zafer Şafak, "Birliğimizde yerli köpek ırklarını hem askeri maksatlı olarak kullanmak, hem de yerli gen kaynaklarını korumak maksadıyla üretim ve eğitim faaliyetlerinde bulunmaktayız. Köpek eğitim faaliyetlerimizde yerli ve milli ırklarımızın sayısını artırmak ve yerli gen kaynaklarımızı korumak maksadıyla birliğimizde Türk çoban köpeği kangal, akbaş, malaklı, Kars çoban köpeği, Türk tazısı ve 'Zerdava' köpeklerinin üretim ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirilmektedir" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:

---------------------------

-Askeri Veteriner Okulu Köpek Eğitim Taburu binasından görüntüler

-Eğitim verilen köpeklerden görüntüler

-Zerdeva köpeğinden görüntüler

-Narkotik ve bomba köpeğinin uyuşturucu ve bomba bulması

-Zerdeva köpeğinin eğitim parkurunda görüntüleri

-Eğitimli köpeğin şüpheliyi etkisiz hale getirmesi

-Doktor Veteriner Yarbay Melih Sayın röportaj

-Veteriner Üsteğmen Zafer Şafak röportaj

-Detaylar

Haber: Gürkan Dural - Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

========================

KARADENİZ KIYISINDAKİ TEK ANTİK KENT 'TİEİON'

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos Beldesi'nde, M.Ö. 6 ve 7'nci yüzyıllar arasında kurulduğu tahmin edilen ve Karadeniz bölgesinin kıyı şeridindeki tek antik kent olma özelliği taşıyan Tieion Antik Kenti'nde bu sezon yürütülen kazı çalışmalarında sona gelindi. 'Karadeniz'in Efes'i' olarak adlandırılan antik kentteki bu yıl gerçekleştirilen kazıda su sarnıcı ve Roma tapınağı gün yüzüne çıkarıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Zonguldak Valiliği İl Özel İdaresi'nin desteğinde Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tieion Antik Kenti Kazı Bilimsel Koordinatörü Doç. Dr. Şahin Yıldırım başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları, 35 kişilik ekip tarafından sürüyor. Sahil beldesi Filyos'ta yer alan Tieion Antik Kenti'nde 2006'da başlayan ve 60 hektarlık alanı kapsayan kazı çalışmalarında elde edilen bulgular ve eserler, Karadeniz'in tarihine önemli katkılar sunuyor. Karadeniz bölgesinin kıyı şeridindeki tek antik kent olma özelliği taşıyan Tieion Antik Kenti'nde şu ana kadar yapılan kazılarda 5 bin kişilik tiyatro, yazılı eserler, çeşitli dönemlere ait hamam, kilise, tapınak, liman, mezar, madeni para ve eserler, sikke, cam eserler ve seramikler bulundu. 2019 yılında yaz mevsimi başında başlayan kazı çalışmalarında, 'Ortaçağ Sarnıcı' ve milattan sonra 2. yüzyılın başlarına tarihlendirilen 6 sütunlu Roma Tapınağı'nda çalışmalar yoğunlaştırıldı. Kalede yaşayan insanların kuşatma sırasında su ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları düşünülen su sarnıcı, yaklaşık 5 metrelik bir havuz derinliği ile 10 metreye yakın bir çapa sahip olduğu tespit edildi. Zonguldak Tarım ve Orman Müdürlüğü de yaptığı analizde suyun ph değeri 7,45 olduğunu tespit ederek bugün dahi içilebilir olduğunu tespit etti. Antik kentin en önemli yapısı olarak görülen Roma tapınağı ise gün yüzüne çıkarıldıktan sonra Karadeniz tarihi konusunda önemli bulguların elde edilmesi planlanıyor.

KARADENİZ'İN KIYI ŞERİDİNDEKİ TEK ANTİK KENTİ

Kazı çalışmalarında görev alan arkeolog Gürcan Laçin, bölgede erken dönem yerleşim yerleri hakkında çok önemli bulgular elde ettiklerini ve etmeye de devam ettiklerini söyledi. Bölgenin 'de Karadeniz kıyısında tek antik kent olma özelliğini taşıdığını ifade eden Gürcan Laçin, "5 bin kişilik tek tiyatronun olmasıyla bakıldığında bu kentin çok önemli bir pozisyonda olduğunu gösteriyor. 60 hektarlık bir SİT alanından bahsediyoruz. 2019 çalışmalarına yoğun başladık. Tapınak, sarnıç ve değirmen bölgesine yoğunlaştık. Sarnıcı açtık ve oradaki çalışmalarda İslami dönemden erken antik döneme kadar devam ediyor. Kent için çok önemli bulgular. Suyun hala içilebilir ve kullanılabilir olduğunu göstermekte. Yani antik çağdan bugüne kullanılabilen bir su söz konusu. Tapınak çalışmasında ilk önce üst tarafında düzenleme çalışmaları yaptık. Restorasyon çalışması söz konusu. Koruma kurulundan geçerse belki ayağa kaldırılması söz konusu. Kent için ayrı bir öneme sahip.

VALİ BEKTAŞ: 'BENZERİNE ÇOK SIK RASTLANMAYAN BİR ANTİK KENT'

Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş, antik kentin ortaya çıkarılması için yapılan kazı çalışmalarına destek verdiklerini söyledi. Antik kentin, limanlarıyla, kalesiyle, tiyatrosuyla ve yerleşim alanlarıyla büyük kent olduğunu ifade eden Vali Bektaş, şöyle dedi:

"Roma kültürüyle, tekniğiyle şekillenmiş ciddi bir kent yapısı var. Karadeniz bölgesinde benzerlerine çok sık rastlamıyoruz. Yerleşimin altında kalmaması nedeniyle de kentin bütün unsurları korunmuş durumda. Liman sarnıç kale bağlantısı var. Kalede çeşitli dönemlerden medeniyet kalıntıları var. Bir Roma tapınağı var. Hocamız orada kazı yapıyor bizde destek veriyoruz. Tapınağın parçalarını buldukça eski haliyle yeniden oluşturmaya çalışıyor. Bu yıl ciddi şekilde ziyaretçi aldı. Ziyaretlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yakına bir kafeterya yapmak ve kazı çalışmalarının sürmesi için desteklerimize devam ediyoruz."

Görüntü Dökümü

-Antik kenttin drone görüntüsü

-Kazı çalışmaları

-Arkealog Gürcan Laçin ile röp.

-Antik kentten detaylar

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN-Yeliz ALAGÖZ/ZONGULDAK,

=========================

EDİRNE'DE NÜFUS HAFTA SONU 10 BİN ARTIYOR

'nin hafta sonlarındaki nüfusu, günübirlik alışveriş yapmak için Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelenlerle yaklaşık 10 bin artıyor. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Recep Zıpkınkurt, "Otellerimiz hafta sonları tamamen doluyor. Yer bulmanız için aylar öncesinden yer ayırtmanız gerekli" dedi.

Edirne'ye Yunanistan ve Bulgaristan'dan günübirlik alışveriş yapamaya gelenler, hafta sonları kentte büyük yoğunluk oluşturuyor. Büyük çoğunluğu komşu, Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelenlerle birlikte hafta sonlarında 10 bin kişinin ziyaret ettiği kentte, iş yerlerinin bulunduğu trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi'nde yoğun kalabalık yaşanıyor. Yerli turistin de ilgi gösterdiği Edirne'de oteller de doluyor. Edirne'de Yunan ve Bulgar turistin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri cuma günleri Dilaverbey Mahallesi'ne kurulan 'Ulus Pazarı' oluyor. Sosyete pazarı adıyla da bilinen pazara Yunan ve Bulgar turistler büyük ilgi gösteriyor.

ALIŞVERİŞ İÇİN 1 GÜN ÖNCEDEN GELİYORLAR

Alışveriş için kente 1 gün önceden gelen Yunan ve Bulgar turistler, Kapıkule ve Pazarkule Sınır kapılarından giriş yaparak gece otellerde konaklıyor. Özel otomobil veya turlarla Edirne'ye gelen Yunan-Bulgar turist, pazar ve AVM'lerden alışveriş yapmasının ardından hafta sonunu Edirne'de geçirip kent ekonomisine ciddi katkı sağlıyorlar. Hafta sonu alışveriş için kente, Yunanistan, Bulgaristan ülkeleri ile çevre illerden gelen yerli, yabancı turistler ile nüfus 10 bin artıyor.

ETSO Başkanı Recep Zıpkınkurt, Edirne'de hafta sonları Yunanistan ve Bulgaristan ile çevre illerden alışveriş için gelenlerle kentte nüfusun yaklaşık 10 bin kişi arttığını belirterek, "Edirne, Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen turistlerle hafta sonu 10 bin turist ağırlıyor. Gelen Yunan-Bulgar ve yerli misafirlerimiz ile nüfusumuza 10 bin kişi ilave oluyor. Bundan dolayı Edirne esnafı, tüccarı ve Edirneli olarak, bu insanların buraya gelip alışveriş yapmasından çok mutluyuz. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası olarak da esnafımıza, Yunanca ve Bulgarca kurslar veriyoruz. Bütün esnafımız gelen turistlerle, Yunanca ve Bulgarca konuşabiliyor. Bu da bizi sevindiriyor" dedi.

'AYLAR ÖNCESİNDEN YER AYIRTMANIZ GEREKLİ'

Edirne'de hafta sonu otellerin dolu olduğu için aylar öncesinden yer ayırtmak gerektiğini belirten Zıpkınkurt, "En çok turist Bulgaristan'dan geliyor. Yunanistan'da gelen var, alışveriş için. Genelde cuma-cumartesi günleri kentte konaklamalı geliyorlar. Otellerimiz hafta sonu dolu oluyor. Yer bulmanız için aylar öncesinden yer ayırtmanız gerekli. Yerli turistlerimiz de var tabi ki, cuma pazarına alışverişe ve gezmeye gelenler.  Dolayısıyla hizmet sektörü, yeme-içme sektörü, Edirne'de son yıllarda gelişti" diye konuştu.

'İĞNEDEN İPLİĞE HERŞEYİ SATIN ALIYORLAR'

Edirne'de restoran ve otel işletmecisi Kemal Kılıç, Yunan ve Bulgar turistlerin iğneden ipliğe her şeyi satın aldıklarını belirterek, "Edirne Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelenlerin uğrak yeri. Burada büyük bir pazarımız var ve arada döviz kuru farkı olduğu içinde Edirne cazibe merkezi olmaktadır. Gelen turistler iğneden ipliği her şeyi alıp gidiyor. Bu da Türk ekonomisine ciddi katkı sağlıyor" dedi.

Edirne'de her hafta cuma günleri 380 esnafın tezgah açarak satış yaptığı Ulus Pazarı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Reisoğlu, pazara 10 bine yakın Yunan-Bulgar turistin geldiğini söyledi. Turistlerin her şeyi satın aldığını anlatan Resioğlu, "Ulus Pazarı'na her hafta sonu 10 bine yakın Yunan-Bulgar turist gelip pazardan alışveriş yapıyor. Cuma, cumartesi Edirne'de konaklayıp alışveriş yaptıktan sonra ülkelerine geri dönüyorlar. Gelen turistler aklınıza gelen her şeyi buradan satın alıyor. Paraları değerli olduğu ve ürünlerinde kendi ülkelerindekinden daha kaliteli olduğu için gelip buradan alışveriş yapıyorlar" diye konuştu.

Edirne'ye 200 kilometre mesafedeki Bulgaristan'ın Plovdiv kentinden gelen Gülçe Sunay, "Bulgaristan'dan kızım-oğlum ve eşimle beraber, Edirne'ye alışveriş için geldik. Burada fiyatlar çok uygun ve ürünler gerçekten kaliteli. Çok alışveriş yaptık" dedi.

TÜRK BAYRAĞI TİŞÖRTLÜ, BULGAR TURİST

Ulus Pazarı'nda alışveriş yapan Alexander isimli Bulgar turist Türk bayraklı tişörtüyle dikkat çekti. Türkiye'yi çok sevdiğini söyleyen Alexander, "Benim atalarım Türkiye'de yaşamış. Ben Türkiye'yi çok seviyorum. Bunun için bu tişörtü giydim. Uzun zamandır Edirne'ye gelip alışveriş yapıyorum" dedi. Edirne'ye hafta sonu gelen Yunan-Bulgar turistler en çok deterjan, tuvalet kağıdı ve çocuk bezi satın alıyor. Gıda ürünlerinde ise yufka, baklava, peynir ve zeytin turistlerin en çok satın aldığı gıda maddeleri olarak dikkat çekiyor.

Görüntü Dökümü:

Kalabalıktan genel

Kalabalıktan detay

Pazardan genel detay

Alışveriş yapanlar

Recep Zıpkınkurt ile röp.

Tezgahlardan genel

Esnaf ile röp.

Tezgahlardan detay

Alışveriş yapanlar ile röp.

Detay görüntü

Muhabir Ali Can Zeray'ın anonsu

Farklı açılardan detaylar

Haber-Kamera: Ali can ZERAY/EDİRNE,

========================

ÇİNLİLER, TÜRK FINDIĞI PEŞİNDE

Dünya fındık üretimi ve ihracatının büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye için Avrupa'dan sonra Çin de önemli bir pazar haline geldi. Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fındık üretimi ve ihracatında dünyanın en güçlü ülkesinin Türkiye olduğunu hatırlatarak, Çinlilerin Türk fındığına daha çok rağbet göstermeye başladığını, bunun ihracat için çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Dünyada 110'dan fazla ülkeye fındık ihraç eden Türkiye, bu alandaki üretim ve ihracattaki liderliğini koruyor. İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Belçika ve İngiltere gibi ülkelere yüksek miktarda ihracat yapan Türkiye, tarım ve gıda ürünleri ihracatının da yüzde 9'unu fındıktan sağlıyor. Türkiye'de 592 bin aile tarafından 728 bin hektar alan üzerinde yılda ortalama 500-700 bin ton fındık üretimi yapılıyor. Dünya fındık üretiminin yüzde 70'ini yapan Türkiye, 110'dan fazla ülkeye yılda 250 bin ton iç fındık ihracatı yaparak, dünya fındık ihracatının da yüzde 76'sını gerçekleştiriyor. Yapılan bu ihracatla Türkiye, yıllık ortalama 2 milyar dolarlık gelir elde ediyor. Dünya fındık üretimi ve ihracatının büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye için Avrupa'dan sonra Çin de, önemli bir pazar haline geliyor.

'TÜRK FINDIĞI KALİTESİYLE ORTADA'

Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fındık üretiminde ve ihracatında dünyanın en güçlü ülkesinin Türkiye olduğunu vurgulayarak, Türk fındığına daha çok rağbet göstermeye başlayan özellikle Çin'e fındık ihracatının 10 bin ton seviyesine kadar yükseldiğini belirtti. Çin pazarını çok önemsediklerini vurgulayan Akça, "Türk fındığı kalitesiyle ortada. Özellikle çikolata sektörü Türk fındığını tercih ediyor. Zaten ihracat rakamlarımız bunu gösteriyor. Son yıllarda yapılan proje ve çalışmalarla fındıkta verim artırıldı. Dekara verimin artmasıyla randımanda da çok verim oldu. Artık bizim ürünümüz çok değerli. Türkiye'den 110'dan fazla ülkeye ihracatımız var. Dünya devi olan Çin'de Türkiye'ye gelerek fındıkla ilgili çalışma yaptı. Özellikle Çinlilerin fındık pazarına girmesini biz çok önemsiyoruz. Fındığımızın değerini kendimiz bilmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

'FINDIK SANAYİSİ GELİŞTİRİLMELİ'

Fındığın hammadde olarak ihraç edildiğini, ancak katma değeri yüksek mamul madde olarak değerlendirilmesi gerektiğini de hatırlatan Akça, "Hükümetimizin, Sanayi ve Tarım Bakanlığımızın destek vermesiyle fındığı mamul madde olarak dünyaya satmalıyız. Çinliler bile artık fındığa bir rağbet göstermeye başlamışsa bizim ürünümüz hakikaten çok değerli bir ürün. Fındık tarım ürünü olarak geçiyor ama esas sanayide kullanılan bir ürün. Fındık sanayisini ülkemizde daha da geliştirmemiz lazım. Ordu'da fındıkla alakalı sanayi sitesinin oluşturulması gerektiği düşüncesindeyiz. Eğer biz bunları başarabilirsek fındığımızı değerinde satacağız. Fındığımıza değerini bilerek sahip çıkmalıyız" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-Fındık detay görüntüsü

-Atakan Akça ile röportaj

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

========================

ENGELLİLERİN HAYATINA DOKUNAN BİRİNCİLİK

İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'ne (TEKNOFEST) katılan Erzurum Mehmetçik Ortaokulu 8'inci sınıf öğrencileri Muhammet Emin Aksakal ve Çağan Orçun Çelik, 'insanlık yararına teknoloji, ulaşım' kategorisinde 'Engelliler İçin Çok Fonksiyonlu Araba' isimli yeni nesil engelli yürüme aracı projeleriyle birinci oldu. Projenin danışman öğretmeni Pınar Polat, "Festivalde 122 ülke ve 81 ilden gelen projeler vardı. Devlet okulu olarak bunların arasından sıyrılıp birinciliği aldık. Öğrencilerimle gurur duyuyorum" dedi.

İstanbul'da, 17-22 Eylül tarihlerinde yapılan TEKNOFEST İstanbul'da Erzurum'dan merkez Palandöken ilçesindeki Mehmetçik Ortaokulu öğrencileri büyük bir başarıya imza attı. 8'inci sınıf öğrencileri Muhammet Emin Aksakal ve Çağan Orçun Çelik, 'insanlık yararına teknoloji, ulaşım' kategorisinde 'Engelliler İçin Çok Fonksiyonlu Araba' isimli yeni nesil engelli yürüme aracı projeleriyle birinci oldu.

Engelliler için yaptıkları projeyi okulların önünde tanıtımını yapan Muhammet Emin Aksakal ve Çağan Orçun Çelik, artık engelli bireylerin kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürebileceklerini belirtti. Yaptıkları aracın yürüme engellinin bacaklarını kullanamamasından dolayı gaz ve fren pedalını direksiyona buton halinde koyarak engelli bireyin elleriyle aracı kullanıp trafiğe ve topluma karışmasını hedeflediklerini belirten Çağan Orçun Çelik, "Bu tasarımı otomatik vitesli araçlarda yapılmasını düşündük. Araca kişinin engelli sandalyesi ile binebilmesi için ilk olarak kumanda ile arka bagaj kısmını açıp yine kumanda yardımı ile rampayı indiriyor. Tekerlekli sandalyesi ile içeri giren engelli tekerlekli sandalyesi ile araca binince rampa ve bagaj yine yukarı kalkıyor. Engelli, aracın içerisinde sandalyesini sabitleyerek aracı sürmeye başlayabilir. İkinci olarak engellinin ayaklarıyla gaz ve frene basamadığı için direksiyona gaz ve fren pedallarını ekleyerek engellinin aracı kullanmasını sağlayan bir özelliğe sahiptir" diye konuştu.

ENGELLİLER TRAFİĞE ÇIKABİLİR

'Engelliler İçin Çok Fonksiyonlu Araba' projesini engellilerin trafiğe çıkıp işlerini yapamaması ve sosyal hayata aktif katılamaması nedeniyle tasarladıklarını vurgulayan Muhammet Emin Aksakal ise, "Aracın direksiyonunu normal kavrarken, başparmakla direksiyonu ittikçe gaz veriyor, fren butonunu ittikçe gaz kesiliyor ve fren yapılıyor. Kullanımı çok kolay. Donanımlı kullanmak için direksiyon kavrama kuvveti fazla yeterli. Sürüş esnasında eller direksiyonda olduğu için klasik donanıma göre çok daha az yoruyor ve engelliler işine çok yarıyor. Gazı kumanda ederken eller direksiyonda olduğu için güvenli sürüş açısından da avantajlı. Direksiyondaki gaz ve fren butonlarının özellikleri ise kol ve el konumu olarak istenen seviyede ayarlanabiliyor. Ayrıca kolu hangi güçle itmek istiyorsanız o düzeyde ayarlanabiliyor. İsterseniz parmak ucuyla hafif dokunarak kullanabilirsiniz, isterseniz avuç içinizle belli bir güçle basarak kullanabilirsiniz. Bu işlemi istediğiniz zaman değiştirme imkanınız var" dedi.

ÖĞRENCİLERİMLE GURUR DUYUYORUM

Teknoloji ve Tasarım öğretmeni Pınar Polat, engelli insanların hayatına dokunmak istediklerini ifade ederek, şunları söyledi:

"Biz sürekli kullanılan araçları değiştirip ve geliştirerek tasarlarız. Öğrencilerim, engelli aracı tasarladıklarını ve bununla TEKNOFEST'e müracaat etmeyi düşündüklerini söyledi. Baktık gerçekten ihtiyaç gideren, hayatı kolaylaştıran çok güzel proje. Bir sürü detay, genel raporlar hazırlayıp, çizimler, taslaklar ve prototip aşamasından geçtik. Bunlar oldukça zahmetli ama çok da keyifliydi. Amacımız engelli insanlara dokunmak ve hayatını kolaylaştırmaktı. Aracımıza, engelli biri, başka birine ihtiyaç duymadan, kendi başına binip, inebiliyor. Elektrikle çalışan bir araç tasarladık. Fakat bu istenildiğinde Hibrit veya başka bir enerji kaynağı ile çalıştırılabilir. Engelliler için bu araçlar seri üretime geçebilir, engelli de hayata çok rahat karışabilir. 8-9 aylık bir süreç. Birçok mühendislik fakültesinden destek aldık. Sanayi işlerimiz oldu, teknisyen arkadaşlardan yardım aldık. prototip için 4 bin TL masraf oldu. Gerçeği 15- 20 bin liraya yapılabilir. Devlet desteği ile çok daha uyguna engellilere ulaştırılacaktır. Boşken 30 kilometre ama üzerinde 55-60 kilo bir insan olunca saatteki hızı 20 kilometre oluyor. Bu proje, Erzurum'un büyük bir başarısıdır. Öğrencilerimle gurur duyuyorum. Festivalde 122 ülke ve 81 il vardı. Çoğu Fen Lisesi ve BİLSEM öğrencisiydi. Biz çoğu şeyden yoksun olarak başladık, ama çok gayretli çalıştık. Sonucunu da çok şükür aldık. İnsanlık yararına ulaşım teknolojisinde yarıştık, 130 proje vardı. Ayrıca, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) projemizle yakından ilgilendi. Düşünün, engelisiniz ve ele mahkümsunuz, ama bu projeyle hiç kimseye ihtiyaç duymadan kendi işini yapabilecek ve sosyalleşecek."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Öğrencilerin aracı hazırlarken

-Öğrenciler geliştirdikleri araçla okul önünde test sürüşü yapması

-Muhammet Emin Aksakal ile röp

-Çağan Orçun Çelik ile röp

-Okul müdürü veliler ve öğretmenler toplu halde

-Proje öğretmeni Pınar Polat ile röp

-Öğrencilerin arkadaşlarını alkışlaması

Haber: Turgay İPEK/ Kamera: Zafer KUMRU, ERZURUM,



Türkiye, Edirne, Deprem, Van, Güncel

Kaynak: DHA

6.12.2019 23:14:08