Dha Yurt Bülteni-4

1)UMUDA YOLCULUK, İZMİR'DE FACİAYLA SONUÇLANDI: 19 ÖLÜ, 5 YARALI (EK)İZMİR'de, kasasında Yunanistan'ın Samos Adası'na gitmeyi planlayan yabancı uyruklu düzensiz göçmenlerin bulunduğu kamyon, sürücüsünün kontrolünden çıkarak, dere yatağına uçtu.

14.10.2018 11:09Dha Yurt Bülteni-4
1)UMUDA YOLCULUK, İZMİR'DE FACİAYLA SONUÇLANDI: 19 ÖLÜ, 5 YARALI (EK)

İZMİR'de, kasasında Yunanistan'ın Samos Adası'na gitmeyi planlayan yabancı uyruklu düzensiz göçmenlerin bulunduğu kamyon, sürücüsünün kontrolünden çıkarak, dere yatağına uçtu. Kamyonun ters döndüğü korkunç kazada, 19 göçmen öldü, aralarında sürücünün de bulunduğu 5 kişi yaralandı.Katliam gibi kaza, saat 08.00 sıralarında, İzmir'in Gaziemir ilçesinde, Adnan Menderes Havalimanı yakınlarında meydana geldi. Ege kıyısından tekneyle Yunanistan'ın Samos Adası'na geçmek üzere insan tacirleriyle anlaştıkları öğrenilen yabancı uyruklu göçmenlerin kasasında bulunduğu, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen kamyon, Menderes ilçesi yönüne giderken, virajı alamadı. Savrulan kamyon, karşı taraftan bariyeri aşarak, Değirmençayı Deresi yatağına uçup, ters döndü. Kasadaki, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu göçmenlerin bazıları etrafa savruldu, bazıları da kamyonun altında kaldı. İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda sağlık, arama- kurtarma ekibi sevk edildi. Kaza yerine geldiklerinde korkunç manzarayla karşılaşan ekipler, 19 kişinin yaşamını yitirdiğini belirledi. Ağır yaralı olan 5 kişi ise ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Yaralıların arasında kamyonun sürücüsünün de bulunduğu öğrenildi. Kamyon şoförünün, tedavisinin ardından ifadesinin alınacağı, olayla ilgili soruşturmanın buna göre sürdürüleceği bildirildi.İlk belirlemelere göre, Yunanistan'ın Samos Adası'na geçmek üzere insan tacirleri ile anlaşan yabancı uyruklu göçmenlerin, İç Anadolu Bölgesi'nden kamyonla alındıkları, Menderes ilçesi sahilinden tekneye binmeyi planladıkları öğrenildi.

Mehmet CANDAN/İZMİR, -

====================================================

(ÖZEL)

2)İDLİB'DE 24 SAATLİK KONTROL

SURİYE'nin İdlib kentinde, muhalifler, olası saldırı ve sabotaj ihtimaline karşı alarm durumunda, hazır bekliyor. Cephe hatlarında, elleri tetikte bekleyen muhalifler, İdlib ve ilçelerinde de oluşturdukları kontrol noktalarında tüm araçları didik didik arayarak, olası olumsuzlukların önüne geçiyor. Dünyanın gündemine, Deraa'nın ardından rejimin ele geçirmek için kırsalını havadan ve karadan ateş altına almasıyla gelen Suriye'nin İdlib kentinde günler süren tedirginlik, Türkiye ve Rusya'nın vardığı 'silahtan arındırılmış bölge' mutabakatı ile sonlandı. Rejimin olası askeri operasyonunun, yüzyılın katliamına yol açabileceği endişesi yaşayan siviller, Türkiye'nin çabasıyla varılan mutabakatla oluşan iyimser hava ile huzura kavuştu.

Pazartesi gününden itibaren Türk ve Rus askerlerinin devriye görevi ile silahsızlanma bölgesinde ihlalleri önleyeceği İdlib kent merkezi ve ilçelerinde ise muhalifler teyakkuza geçti. Muhalifler, oluşan iyimser havanın bu durumu fırsata dönüştürmek isteyen radikal gruplar tarafından sabote edilmesini engellemek için denetimlerini sıklaştırdı.

ARAÇLAR DİDİK DİDİK ARANIYOR

İdlib merkezinde kontrolü sağlayan Heyeti Tahriri Şam'ın (HTŞ) yanı sıra kentin ilçelerinde de Ulusal Kurtuluş Cephesi üyesi muhalifler, güvenliği en üst seviyeye çıkardı. Denetimi sağlanan yerleşim alanlarının girişinde oluşturulan kontrol noktalarında tüm araçlar, durdurulup, didik didik aranıyor. İçinde bulunanları kontrol eden ve araçlardaki çantaları da inceleyen muhalifler, amaçlarının; olası saldırıyı engellemek, patlayıcı veya silah transferini önlemek olduğunu söyledi.

KONTROL NOKTALARINDA 24 SAATLİK GÖREV

Muhaliflerin oluşturduğu kontrol noktalarında 24 saat esasına göre görev yapılıyor. Kimi bölgelerde 3, kimi bölgelerde ise 4 kez yapılan değişimle sayıları 10 ile 30 arasında değişen muhalifler, nöbeti devralıyor. Çevredeki yüksek binalarda ağır silahlı askerlerin de konuşlandırıldığı kontrol noktasındaki muhalifler, ezan okununca gruplar halinde namaz kılıyor.

'SÜREÇ SABOTE EDİLMESİN'

Muhalifler, Rusya'nın Soçi kentinde varılan mutabakatın, bağlandığı takvime göre ilerlediğini ve bu durumun oluşturduğu iyimser havanın İdlib'de herkesi mutlu ettiğini söyledi. Sivillere huzur getiren mutabakatı kabullenemeyen radikal görüşe sahip unsurlar ile bu durumu fırsata dönüştürmek isteyen DEAŞ gibi terör örgütlerinin harekete geçerek, süreci sabote etme ihtimalinin göz önünde bulundurulduğunu anlatan muhalifler, benzer endişelerinden dolayı denetimlerini sıklaştırdıklarını vurguluyor.

Görüntü Dökümü

----------------------------------

Kontrol noktasından genel

Polisin araçları durdurması

Makineli tüfek ve kontrol noktasından detay

Polisin bir otomobilin bagajını araması

Polislerin silahlarından detay

Araçların durdurulmasından genel

Polisin bir gencin çantasını araması

Kontrol noktasının yüksekten çekimi

Kontrol noktasına bayraklar asılması

Polis yetkilisiyle röportaj

Bir polisle röportaj

Genç bir polisin şınav çekmesi

Polislerin namaz kılması

Polislerin barikatları değiştirmesi

Polislerin araçları aramasından akşam görüntüsü

Haber-Kamera: Hasan KIRMIZITAŞ, Uğur CAN, Nuri PİR-SURİYE-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 586

=======================================================

3)ÜSTÜNE PANO DÜŞEN MUHAMMED'İN ÖLÜMÜNDE İŞ YERİ SAHİBİ VE BELEDİYE KUSURLU BULUNDU

KONYA'da annesi ve kardeşleriyle kaldırımda yürürken, daha önce sökülüp bırakılan reklam panosu üstüne devrilen Muhammed Emir Karabakan'ın (5), ölümüyle ilgili bilirkişi raporu hazırlandı. Rapora göre Şehir Estetiği Yönetmeliği gereği belediye görevlileri tarafından sökülüp kaldırım üzerine bırakılan panoyla ilgili gerekli tedbiri almadığı için iş yeri sahibi Taha Süleyman B., birinci derecede asli kusurlu bulundu. İlgili belediyenin ise söküldükten sonra takibi ve kontrolünü yapmadığı için ikinci derecede asli kusurlu olduğu belirtildi. Minik Muhammed Emir'in babası Cemalettin Karabakan, "Bizim Emir'imiz öldü, başka Emir'ler ölmesin. Bizim tek istediğimiz suçlular cezasını çeksin, adalet yerini bulsun." dedi.

Olay, 30 Ocak 2018 tarihinde merkez Karatay ilçesi Büyük Sinan Mahallesi Gündüz Sokak üzerinde meydana geldi. Muhammed Emir Karabakan, ikiz kardeşi Ömer Faruk, ağabeyi İsmail (12), ablası Zeynep (10) ve annesi Sakine Karabakan (40) ile markete gittikleri sırada, kaldırımda atılı vaziyette bulunan reklam panosu üzerine devrildi. Yaklaşık 500 kilo ağırlığında olan panonun altında kalan Muhammet, çevredekiler tarafından kurtarıldı. Ağır yaralanan Muhammet, ambulansla Konya Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Yapılan ilk müdahalesinin ardından Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilip yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Minik Muhammet, yoğun bakım ünitesinde 16 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti.

İŞYERİNİN SORUMLULUĞU BANA AİTTİR

Olaydan sonra gözaltına alınarak polis merkezine götürülen  tabelanın ait olduğu iş yeri sahibi Taha Süleyman B. (27), ifadesinde işyerinin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu söyledi. Taha Süleyman B., "Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararı ile olay tarihinden 6 ay kadar önce belediye görevlileri tabelamızı bir hafta içerisinde kaldırmamızı bize tebliği etti. Bizde belediye görevlilerinden yardım isteyip onların sökmesini istedik. Görevlilerde tabelamızı sökülüp, kaldırım üzerine bıraktı. Tabelanın ağırlığı 500 kilogramdır. Tabelanın durduğu yerde yoldan geçen insanlara bir zararı bulunmamaktadır. Bu işyerinin sorumluluğu bana aittir. Başka bir sorumlu bulunmamaktadır." dedi.

İŞ YENİ BİRİNCİ, BELEDİYE İKİNCİ DERECEDE KUSURLU

Olaydan sonra düzenlenen bilirkişi raporunda,  iş yeri sahibi Taha Süleyman B'nin, Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında çıkarılan Şehir Estetiği Yönetmeliği gereği işletmesinin önüne dikmiş olduğu tabelasından sorumluğu olduğu, yerinden sökülen tabelanın söküm işinden sonra zarar vermeyecek şekilde yerinden kaldırmadığı ve gerekli tedbirleri almadığı için kaza olayının meydana gelmesinde birinci derecede asli kusurlu bulundu. Konya Büyükşehir Belediyesi veya  ilçe belediyesi olan Karatay Belediyesi de Belediye Zabıta Yönetmeliği gereği, tabela söküldükten sonra denetim sorumluluğunu yerine getirmediği ve uygulamış olduğu kararların sonuçlarını takip etmediği için ikinci derecede asli kusurlu olduğu belirtildi. Muhammed Emir ise sökük ve açıkta olan panonun oluşturacağı tehlikeleri idrak etme yaşında olmadığından kusursuz bulundu.

2 YILDAN 6 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTEMİ

Olay sonra Cumhuriyet Savcılığı tarafından işyeri sahibi Taha Süleyman B.'nin birinci derecede asli kusurlu olduğu ve 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanması için iddianame hazırlandı. İddianame Konya 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşmasına tutuksuz yargılanan Taha Süleyman B., katılmazken, kazada hayatını kaybeden Muhammed Emir Karabakan'ın ailesi ve taraf avukatları katıldı.

ANNE OLAYI ANLATTI

Duruşmaya katılan anne Sakine Karabakan olayı şöyle anlattı: "Olay günü çocuğum ile cadde de yürüyorduk. Parka gidecektik. Diğer çocuklarımda yanımdaydı. Sokak üzerinde yürürken kaldırım üzerinde bulunan eski bir tabela üzerimize düştü. Üç çocuğum ve ben kenara kaçtım. Muhammed tabelanın altında kaldı. Ben çocuğumu kurtarmaya çalışırken yardım için bağırdım. Vatandaşlar gelip çocuğumu tabelanın altından çıkarttılar. Sorumlulardan davacı ve şikayetçiyim." dedi.

İŞYERİNDE ÇALIŞAN OLDUĞU İDDİASI

Taha Süleyman B. mazeret göstererek duruşmaya katılmazken, avukatı tarafından yapılan savunmada, " Müvekkilim söz konusu tabelanın sahibi olan firmada sadece bir çalışandır. Çalıştığı yer anonim şirkettir. Sadece kendisinin sorumlu tutulmasını kabul etmiyoruz. Müvekkilim zorunlu olarak İstanbul'a gitmiştir." dedi.

BAŞKA EMİR'LER ÖLMESİN

DHA'ya konuşan acılı baba Cemalettin Karabakan da, başka canlar yanmaması için sorumluların en ağır ceza almasını istedi.   Cemalettin Karabakan, "Bilirkişi raporu olması gerektiği gibi. İş yeri sahibi birinci asli kusurlu, belediye ise ikinci asli kusurlu sayıldı. Oğlumda bir kusur bulunmadı. Bizim canımız yandı. Bizim tek isteğimiz, bu kişinin adalet önünde hesap verilmesidir. Dışarda elini kolunu sallayıp rahatça gezmesi bizim canımızı acıtıyor. Bizim Emir'imiz öldü, başka Emir'ler ölmesin. Başka bir ailenin daha canı yanmasın. Biz adalete güveniyoruz. Bu kişinin gerekli cezayı alacağına inanıyoruz. Taha Süleyman B. poliste ve savcılıkta sorumlunun kendisinin olduğunu söylemişti. Ancak mahkeme aşamasında orada bir çalışan olduğunu ve kendisinin sorumlu olmadığını söylüyor. Bu hem bizi hem adaleti yanıltmaktır. Maden o sorumlu değildi de, neden böyle ifade verdi?" diye konuştu.

(Görüntü Dökümü

-----------------

Baba Cemalettin Karabakan röp

Olayın ardından tabeladan detay

-Olayın ardından minik Muhammed Emir'in acil servise alınması

Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA)

==================================================

4)MÜHÜRLENEN KUMARHANEDE BAŞINDAN VURULMUŞ ERKEK CESEDİ BULUNDU

KONYA'da, 'dernek' denilen yerde kumar oynatıldığı için mühürlenen binadan gelen koku üzerine inceleme yapıldı. Bodrum katta, başından av tüfeğiyle vurulmuş, 40- 45 yaşlarındaki erkeğin cesedi bulundu.

Olay, saat 00.30 sıralarında, merkez Karatay ilçesine bağlı Aziziye Mahallesi Cengaver Sokak'taki 3 katlı binanın bodrum katında meydana geldi. Çevredekiler, 'dernek' denilen yerde kumar oynatıldığı için yaklaşık 2,5 ay önce mühürlenen binadan kötü koku geldiğini polise bildirdi. Polis ekipleri, ihbar üzerine harekete geçip, mühürlü binaya çilingirle girdi. Binada arama yapan ekipler, bodrum katta, başından av tüfeğiyle vurulmuş, 40- 45 yaşlarındaki erkeğin cesedini buldu. Cansız beden, otopsi için Konya Numune Hastanesi'nin morguna kaldırıldı. Polis, cansız bedenin kime ait olduğunun ve kim tarafından öldürüldüğünün belirlenmesi için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü

------------------

Cesedin binadan çıkartılması

Genel ve detay

Haber- Kamera: Mehmek IŞIK KONYA DHA)

==================================================

5)ÇAĞRANKAYA YAYLASI'NDA SESLER YANKILANIYOR

RİZE'nin İkizdere ilçesinde, 2 bin 392 rakımlı Çağrankaya Yaylası'nda dev kayalara doğru yüksek sesle haykırışlar geri dönerek yankılanıyor. Genellikle sis bulutunun üstünde kalan yayla, ismini de çağrıştıran ses yankı özelliği ile ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.

İkizdere ilçesindeki Çağrankaya Yaylası, büyüleyici doğası ile insanları kendine hayran bırakıyor. Adını düz konumdaki yaylanın çevresindeki dik yamaçlı kaya ve uçurumlarda ses yankısı oluşmasından alan yaylada, dev kayalara doğru yüksek sesle haykırışlar geri dönerek yankılanıyor. Kişi yüksek sesle haykırınca ses bir süre sonra yaylada yankı buluyor. Genellikle sis bulutunun üstünde kalan yayla, ses yankı özelliği ile ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. Yaylaya gelen ve vadiye doğru bağıranların sesi vadi boyunca yankılanıyor.

Çağırankaya Yaylası'nda çocukluğunun geçtiğini anlatan Recep Coşkun, "Yaylamız adını yaylanın en zirvesinde bulunan kayadan almıştır. Bu kayalar müthiş bir yankı yapmaktadır. Çağıran eki de bu kayaya sesli bağırdığımızda yaptığı yankıdan dolayı verilmiştir. Çocukluğumuzda gelir kayalara bağırır kendi sesimizi geri duyardık. İstanbul'da yaşıyoruz ama her yaz yaylaya geliyoruz. Burası bizim çocukluğumuzun hatıralarıyla dolu bir yer. Şu an burası bir mesire alanı oldu. İnsanlar gelip piknik yapıp güzel vakit geçiriyorlar. Yaylaya gelenler buradan muhteşem güneş batımını da bulutların üzerinde izleyebiliyorlar. Türkiye'de en güzel güneş batımı bu yaylada  izlenir diye biliyoruz"dedi.

HOCAOĞLU: RİZE, DOĞA VE KÜLTÜR CENNETİ

Rize Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, Doğu Karadeniz' Bölgesi'nin her mevsim farklı tatlar sunan kenti Rize'nin coğrafi konumun sunduğu fırsatlarla bir doğa ve kültür cenneti olduğunu söyledi. Hocaoğlu, "Rize, vadileri belirleyen dereleri, metrelerce yüksekten düşerek Karadeniz'e karışan şelaleleri, Kaçkar'ın eteklerini süsleyen yaylaları, dik yamaçlarla kurulu yayla evleri ve bu evlerdeki otantik yaşam tarzı; tarihi eskilere uzanan nadide ahşap konakları, doğayla yoğrulan yaratıcı, özgün ve leziz sofraları; sayısız endemik bitkisi, sık ormanlarındaki zengin bitki ve hayvan çeşitliliği, buzul gölleri, Ortaçağlı kaleleri, kemerli taş köprüleri, sıcacık termal kaynakları, özenle işlenen çay tarlaları, neşeli ve esprili insanları ve özetle; her yanı ve köşesiyle herkes için bir davetiye sunuyor" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Yayla DRONE detayları

Yayla ziyaretçileri detayları

Kayaya doğru haykıranlar

Yaylacılarla röp.

Detaylar

Haber-Kamera: Aytekin KALENDER RİZE-DHA

====================================================

6)DATÇA'YA 'SARICA YAZ' GELDİ

MUĞLA'nın Datça ilçesi sakinlerinin 'sarıca yaz' olarak adlandırdıkları ekim ayında, güneşli ve sıcak havayı fırsat bilenler plajlara akın etti. Türkiye genelinde soğuk havanın etkisini göstermeye başladığı günlerde, Datça'da hava sıcaklığı 28, deniz suyu sıcaklığı ise 24 dereceye kadar yükseldi. Bunun üzerine vatandaşlar, kendini sahillere attı. İlçe merkezindeki mavi bayraklı Hastanealtı plajı, deniz keyfi yaşamak isteyenlerle dolup taştı. Sıcak ve güneşli hava, özellikle dönüş hazırlığındaki yazlıkçıların yüzünü güldürdü. Yaz bitti derken, güneşli günlerle karşılaşan yazlıkçılar, dönüş yolculuklarını erteledi. İlçe merkezindeki Hastanealtı plajında bol bol yüzüp, denizin keyfini çıkardı. Yılın 6 ayını Bursa'da geçiren 60 yaşındaki Osman Açıkel, bu yıl dönüş yolculuğunu kasım ayına ertelediklerini belirtirken, "Bu mevsim, temmuz ve ağustos ayından bile dahi iyi oluyor. Deniz suyu 25 derece, dışarısı 26-27 derece civarında seyrediyor. Aralık ayında bile denize girenler oluyor. Meraklılarına tavsiye ederim" dedi.

Ankaralı yazlıkçı 56 yaşınadki Ahmet Özcan se, ekim ayında ilk kez Datça'da kaldıklarını söylerken, "İyi ki dönmemişim. Ekim ayında 'sarıca yaz' keyfini yaşamak bir başka oluyor" dedi.Datça'da yerleşik olarak yaşayanlardan 58 yaşındaki Fatih Gödek, "Datça'nın sarıca yazını yaşamaktayız. Burada kasım ayı sonlarına kadar denize giriyoruz. Bu mevsimde deniz, yaz aylarından daha mükemmel" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Ekim ayında, Datça Hastanealtı plajından görüntü

Sarıca Yaz'da denizde yüzenler

Fatih Gödek (58) ile röp.

Osman Açıkel (60) ile röp.

Ahmet Özcan (56) röp.

( Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

======================================================

7)BURDUR'DA KAZA: 4 YARALI

BURDUR'da kontrolden çıkan otomobilin şarampole devrildiği kazada 4 kişi yaralandı.

Kaza, dün saat 23.00 sıralarında Suludere köyü Kayadibi mevkisinde meydana geldi. Eray Aslan yönetimindeki 20 Y 6128 plakalı otomobil yol yapım çalışmaları nedeniyle tek yöne düşen yolda sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole devrildi. Kaza yerine çok sayıda ambulans ve Burdur Belediyesi arama kurtarma ekipleri gönderildi. Yaralılar Burdur Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından otomobilden çıkarıldı.

Kazada sürücü Eray Aslan yara almazken, otomobilde bulunan Elmas Aslan, Neşe Aslan, Tuğçe Aslan ve Çiğdem Tural yaralandı. Ambulanslarla Burdur Devlet Hastanesi'ne götürülen yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

Otomobil sürücüsü Eray Aslan, yeterli işaretleme yapılmaması nedeniyle kazanın yaşandığını iddia ederken, "Levha olmadığı için bu kazayı yaptım. Bugün sabah da aynı yerde kaza oldu. Karayollarından şikayetçiyim" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

Ambulans ve itfaiye araçları

Kazaya karşın otomobil

Eray Aslan'ın anlatımı

Yoldaki trafik

Polis aracı

(Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,

==========================================================

8)FAKİR BAYKURT ANILDI

Yazar Fakir Baykurt ölümünün 19'uncu yıl dönümünde memleketi Burdur'da anıldı.

Fakir Baykurt Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen etkinlik Cumhuriyet Meydanı'ndan Fakir Baykurt kavşağında yapılan yürüyüşle başladı. Yürüyüşe CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Fakir Baykurt'un kızı Işık Baykurt, Fakir-Der Başkanı Necdet Tekin ile dernek üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Yürüyüşe katılanlar Fakir Baykurt'un kendi adını taşıyan kavşaktaki büstüne karanfil bıraktı ve şiirler okudu. Büstü yapan Altan Demir'e, Fakir Baykurt'un kızı Işık Baykurt tarafından plaket verildi.

Burdur Belediyesi Konferans ve Sergi Salonu amfi bölümünde yapılan panelde konuşan Fakir Baykurt Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Necdet Tekin, "Fakir Baykurt eserlerinde köylünün acısını, sefaletini, köyden kente göçü, devletin güçlüden yana oluşunu, Anadolu kadınının duruşunu, ekmeğine sahip çıkışını, direnişini ezilmişliğini ve öfkesini anlatır" dedi.

Fakir Baykurt'un eserlerinden örneklerin sunulduğu panelde kızı Işık Baykurt ve şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in eşi Azime Korkmazgil tarafından "Fakir Baykurt'un düşünceleri ışığında Türkiye'nin dünü bugünü" konulu konferans verildi.

Görüntü Dökümü

--------------------------------

Yürüyüşten

Karanfil bırakılması

Şiirlerin okunması

Plaket verilmesi

Panel

(Haber- Kamera Mesut MADAN/BURDUR,

====================================================

9)5 ASIRLIK KOZA HAN, ZAMANA MEYDAN OKUYOR

OSMANLI padişahı 2.Bayezid Han tarafından yaptırılan ve köylülerin yetiştirdiği ipek böceği  kozalarının satıldığı Koza Han, eski hüviyetini kaybetse de yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 2008 yılında İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth'in de ziyaret edip alışveriş yaptığı 5 asırlık han, şimdilerde çay bahçesi ve ipek tekstil dükkanlarıyla konuklarına hizmet veriyor.

1491 yılında, Osmanlı padişahı 2.Bayezid Han tarafından İstanbul'daki eserlere gelir sağlaması amacıyla, Mimar Abdül Ula Bin Pulat Şah'a yaptırılan Koza Han, Bursa ve civarında köylülerin  yetiştirdiği ipek böceği kozalarının satıldığı geçmişten gelen özelliğini kaybetse de yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Bursa'nın tekstil merkezi olmasında önemli rol oynayan han, ipekle 5 asrı aşan birlikteliği ile meşhur. Dikdörtgen bir avlunan çevresinde 2 katlı, 95 odalı tarihi hanın ortasında bir mescid ve şadırvan bulunuyor. Öncelerde ipek böceği kozalarının satıldığı yer olan Koza Han, şimdilerde ise ipek tekstil dükkanlarının ve çay bahçelerinin faaliyet gösterdiği bir han olarak hizmet veriyor. Ziyaretçiler haftanın 7 günü Koza Han'daki dükkanlarda ipekli ürünler satın alabilir, alış verişin yanı sıra bu tarihi dokunun içerisindeki kafe ve çay bahçlerinde keyifli vakit geçirebilir.

ÜSTÜ MESCİD ALTI ŞADIRVAN

Sultan 2. Beyazıt Han tarafından 1491 yılında İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olarak yaptırılan Koza Han'da ibadet etmek ve çevre düzenlemesi için altı şadırvanlı havuz, üstü ise mescit olarak yaptırılan taş mescid bulunmakta. Tamamen taştan inşa edilen, kurşun kaplı bir kubbeyle örtülü, çevresinde 8 penceresi olan mescid, 1946 yılında hayırsever iş adamlarının yardımıyla Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından genel bir bakımdan geçirildi. Koza Han mescidi, daha sonraki yıllarda periyodik olarak bakıma alınsa da günümüze kadar dimdik ayakta kalmayı başardı.

İNGİLTERE KRALİÇESİ II.ELİZABETH HAYRAN KALDI

Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan Koza Han, 2008 yılında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ve eşi Prens Philip'i ağırladı. Bursa ziyareti kapsamında Koza Han'ı gezen II.Elizabeth, ipek şal ve eşarp satın alırken Koza Han'a hayran kaldı. Koza Han esnafından Nihat Karaca, "Kraliçe II.Elizabeth'in Bursa'ya gelmesindeki en büyük etken Koza Han'dır. Burada Osmanlı serisi ipek eşarp ve şal satın aldı. Bu ziyaretin ardından Koza Han, yaklaşık 5 yıl yabancı turistler tarafından büyük ilgi çekti. Her gelen ziyaretçi, II.Elizabeth'in hangi ürünleri satın aldığını sordu" diye konuştu.

"KOZALARIN, TOPLANIP BURADA SATILDIĞI GÜNLERİ GÖRMEK İSTİYORUZ"

Koza Han'da 33 yıldır esnaflık yapan Nihat Karaca,"Koza Han 600 yıllık bir bina, tarihi İpek Yolu'nun son durağı. Kervanların geldiği ve ipek ticaretinin yapıldığı yer burası. Türkiye'de kozacılık yaygınlaşınca ise köylüler burada kozalarını satar ve çarşıdan alışverişlerini yaparak ayrılırlardı. Ancak şuan üretim yapamıyoruz. Bazı köylerde belediyelerin destekleri ile yavaş yavaş üretim başladı. Umarım bunu devam ettireceğiz. Devletimizin de desteği olursa, Bursa'da kozacılığın ve ipeğin yeniden yaygınlaşmasını istiyoruz. Kozaların, tekrar burada toplanıp satıldığı günleri görmek istiyoruz. Şu anda burada ipek tekstil ürünleri satan mağazalar, gümüşçüler ve çay bahçeleri var" diye konuştu

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Koza Han'ın içerden ve dışardan görüntüsü (DRONE)

-Mağazalardan görüntüler

-Hanın Giriş ve çıkış kapısından görüntüler

-İpek ürünlerden görüntüler

-Mescit ve çay bahçelerinden görüntüler

(Haber-Kamera:  Berktuğ ÖNCÜ-Mehmet İNAN- BURSA,

549MB

========================================================

10)DEVLET MEMURLUĞUNU BIRAKTI DÜNYAYI GEZİYOR

MERSİN'de, Basın İlan Kurumu İl Müdürü iken istifa eden Umut Çor, dünya turuna çıktı. 8 aydır İran, Hindistan, Sri Lanka, Malezya, Singapur, Borneo, Brunei, Filipinler, Tayvan, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Laos ve Güney Kore gibi ülkeleri gezen Çor'un rotasında; Endonezya, Myanmar ve Japonya ile Amerika kıtası var.

KURUM TARİHİNDE İLK

Uzun yıllar ulusal kanallarda televizyon muhabiri olarak çalıştıktan sonra Mersin Basın İlan Kurumu Müdürlüğü'ne atanan Umut Çor, kamudaki görevinden 8 ay önce istifa edip dünya turuna çıktı. Kimine göre çılgınca gelecek bu hareket, kurumun 60 yıllık tarihinde bir ilk oldu. Kurumdaki müdürlük görevinden kendi isteği ile istifa eden ilk kişi olan Çor; İran, Hindistan, Sri Lanka, Malezya, Singapur, Borneo, Brunei, Filipinler, Tayvan, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Laos ve Güney Kore'yi dolaştı. Yaşadıklarını hazırladığı videolar ile 'Bir Dünya Umut' adlı youtube ve instagram kanallarından takipçileri ile paylaşan Çor, gezisinin Asya kısmını Endonezya, Myanmar ve Japonya ile bitirmeyi planlıyor. Toplamda 2 yıl sürecek gezisinin 13 ayını Asya'da, kalanını da Amerika'da geçirecek gezgin, geçen sürede yüzlerce ilginç olaya da yakından tanıklık ediyor.

'ÇOCUKLUK HAYALİM'

Yola çıkmanın kendisi için çocukluk hayali olduğunu belirten Çor, "Nasıl böyle bir karar aldığınız sorusunun cevabı, aslında çocukluğundan bu yana hayalimdi dünyayı gezmek. Tüm hayatımı planlarken, ona göre plan yapmıştım. Televizyon muhabirliği, devlet memurluğu derken en sonunda zamanının geldiğini düşündüm ve devlet memurluğundan istifa edip bu seyahatte başladım. Bununla ilgili olarak hiç de pişman değilim" dedi.

'JULES VERNE ETKİLİ OLDU'

Çocukluğunda ünlü yazar Jules Verne'nin kitaplarının etkisinde kaldığını ifade eden Çor, "Çocukluğumda Jules Verne kitaplarını severdim. Jules Verne hep seyahatle ilgili kitaplar yazar. Jules Verne'nin yazdığı kitaplar beni çok etkiledi. O nedenle de dünyayı gezmeye karar verdim" diye konuştu.

'GEZMEK PAHALI DEĞİL'

Çor, gezginliğin pahalı bir şey olmadığını kaydederek, şunları söyledi:

"Dünyayı gezmek dışarıdan göründüğü gibi öyle pahalı değil. Bazı şeylerden vazgeçmek gerekiyor. Lüks arabalarınızdan daha büyük evlerden daha çok kıyafetlerden vazgeçmek gerekiyor. Aslında bir beyaz yakalının İstanbul'da harcadığı para kadar dünyayı gezebiliyorsunuz. Bin dolara aylık ortalama dünyayı gezebilirsiniz."

'PİŞMANLIK DUYMUYORUM'

Yaklaşık bir yıldır gezisini sürdürdüğünü vurgulayan çor, sözlerini şöyle tamamladı:

"Gezime İran'dan başladım. Şu anda Kore'deyim. Kore Savaşı'nda şehit olan Mehmetçiklerin mezarındayım. Buradan Japonya'ya, oradan da dünya turuma Güney Amerika'dan devam etmeyi düşünüyorum. Dünya turu yapmak isteyenlere önerilerim öncelikle hayal kursunlar, para biriktirsinler. Dünya turu, ancak hayal kurarlarsa bu gerçekleşebilir. Gezerken de birçok ilginç şeylerle karşılaştım. Fareye tapan insanlar gördüm. Akrabalarının ölü bedenleri ile yaşayan, onları o bedenlerini 3 yılda bir mezardan çıkartıp kıyafetlerini değiştirenleri, inanılmaz gelenek ve görenekleri gördüm. Bu tura çıktığım için hiçbir zaman pişmanlık duymadım."

Görüntü Dökümü

---------------------------

Umut Çor'un konuşması

Umut Çor'un Güney Kore'deki şehitlikte yürümesi

Endonezya'dan görüntüler

Bir çocukla konuşması ve çocuğun detay görüntüsü

Çölde deve üzerinde seyahat etmesinden görüntüler

Motosiklet ile seyahat görüntüsü

Tramvayda seyahati ve bir başka tarihi mekana girişi

Yerel halk ile dans etmesi

Sualtı dalışı ve bir deniz kaplumbağasının görüntüsü

Yerli halkın görüntüsü ve dansları

Nehirde tekne ile seyahat

Mezarından çıkarılan ölünün kıyafetinin değiştirilmesi

Umut Çor'un savaşta kullanılan yer altı tünelinden çıkışı

SÜRE: 08'06"   BOYUT: 976 MB

Haber: Mustafa ERCAN- Kamera: MERSİN,

====================================================

11)GLÜTENSİZ GIDALARA YAPILAN ZAM ÇÖLYAK HASTALARINI VURDU

ÇÖLYAK hastaları tarafından tüketilen glütensiz besinlerin çoğunun fiyatı, dövizdeki artış nedeniyle yükseldi. Marketlerde birkaç ay öncesine kadar 8.5 TL'ye satılan glütensiz krakerlerin fiyatı 12.5 TL'ye çıktı. Ukrayna'dan ithal edilen greçka ununa ise çuval başına yüzde 30 oranında zam geldi. Glütensiz ekmekler 20 TL civarında satılmaya başlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi de 2 TL'ye sattığı glütensiz ekmeğin fiyatını 4 TL'ye çıkardı.

Çölyak hastaları tarafından tüketilen glütensiz gıdalar, döviz kurundaki hareketliliğin ardından zamlardan nasibini aldı. Fiyatlar, çavdar, arpa, yulaf gibi birçok tahılda bulunan glüten proteine karşı hassasiyeti olan çölyak hastalarının cebini yaktı. Hastalar, halihazırda pahalı olan glütensiz gıdaların zamlanması ile birlikte zorluk yaşamaya başladı. Glütensiz ürünler için kullanılan, yurtdışından ithal edilen greçka ununun bir çuvalı 200-250 TL'den 325-330 TL'ye yükseldi. Marketlerde satılan glütensiz çikolata, kraker gibi ürünler de zamdan etkilendi. Birkaç ay öncesine kadar 8.5 TL'ye satılan glütensiz krakerlerin fiyatı 12.5 TL'ye yükseldi. Glütensiz ekmekler ise piyasada 20 TL civarında satılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi de 2 TL'ye sattığı glütensiz ekmeğin fiyatını 4 TL'ye çıkardı. Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından satışa sunulan ekmeklerden halen satış karı elde edilmemesine rağmen, ithalat girdileri fiyata yansıtıldı.

AİLELER MAĞDUR

Çölyak teşhisi konulduğundan beri glütensiz yaşama başladığını belirten 57 yaşındaki Enver Adıgüzel "2009 yılında çölyak hastası olduğum İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi'nde tespit edildi. Eklem ağrıları, ishal, kusma gibi şikayetlerim vardı. 33 ay boyunca hastalığım araştırıldı ve teşhis koyulamadı. Şu anda bu ürünlerle yaşamak zorundayım. İzmir Büyükşehir Belediyesi bize bu konuda destek verdi, çölyak hastaları için ekmek üretti. Bu ekmeklerin fiyatı 2 TL'den 4 TL'ye çıktı. Döviz kurlarında yükselme oldu ama en azından bu fiyat artışının sebebini öğrenmek istiyorum. Şu anda bu ekmekten günde en az 2 tane almak zorundayım ve zorlanıyorum. 2 çocuk babası ve emekliyim. Zam beni zor durumda bıraktı. Zaten yükümüz çok ağır" dedi.

19 yaşındaki kızı Asya'nın çölyak hastası olduğunu belirten Nalan Kayaoğuz, "Kızımın çölyak hastası olduğunu 15 aylıkken öğrendik. Şu anda üniversite öğrencisi, kampüste glütensiz ürün bulamıyor ve bütün günü aç geçirmek durumunda kalıyor. Ürünlerin pahalılığından etkileniyoruz. Bizim ürünlerimiz ithal olduğu için daha çok etkileniyoruz. En basitinden bir örnekle, aldığımız kraker 8.5 TL'den 12.5 TL'ye çıktı. 2 paket aldığımızda 25 TL'ye geliyor" diye konuştu.

"DESTEK ARTTIRILMALI"

Çölyak hastalarının glütenli buğday, arpa ve çavdardan yapılmış hiçbir gıdayı tüketmemeleri gerektiğini vurgulayan Ege Çölyakla Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, "Hastalar ürün temininde ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Derneklerin kurulmasıyla birlikte ürünler ithal edilmeye başladı. Glütensiz un, makarna, ekmek, gofret, özel çikolata ve cipsine kadar hastalar ulaşabilir hale geldi ama bunların tamamı ithal ürünler ve döviz ile benzeri değişikliklere bağlı olarak doğrudan etkilenen ürünler. Son dönemde döviz kurundaki değişiklikler hepimizi etkiliyor. Çölyak hastaları için de ürünlerin fiyatlarının yükselmesi sorununu beraberinde getiriyor. Şu anda çölyaklılar ürünlere ulaşma konusunda hepimizden birkaç kat daha fazla sıkıntı içindeler. İzmir Büyükşehir Belediyesi çölyaklıların gıdaya ulaşımı konusunda çok büyük destek veren bir kuruluş. Yılda iki kez içinde unun, hamburger ekmeğinin, çikolata vb. gıda maddelerinin bulunduğu kolileri çölyak hastalarına dağıtıyorlar. Türkiye en azından belli bir dönemi atlatıncaya kadar Belediyelerin bu desteklerini arttırmalarında yarar var" diye konuştu.

Bu yıl bahar aylarında Meclis'te çölyakla ilgili bir komisyon çalışması yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Sema Aydoğdu, "Türkiye'nin bütün dernekleri çalışmaya katıldı. Devletin çölyaklılara her ay verdiği 70 TL ile 120 TL arasında verdiği yardım parasının arttırılması önerisi komisyondan çıktı. Bunun bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz" dedi.

SATIŞ FİYATLARI YÜKSELDİ

Glütensiz yaklaşık 56 çeşit ürün satışı yaptığını belirten işletme sahibi Kaan Özçörekçi (29) "Kullandığımız hammaddelerin çeşitliliği çok fazla ve yüzde doksanına zam geldi. Her üründe kullandığımız yumurta, süt, yağ gibi malzemeler artık zamlı satılıyor. Yumurta fiyatı neredeyse 3 katına çıktı. Biz de ister istemez satış fiyatına yansıtıyoruz. Biz de bu zamdan zarar gördük. Ukrayna'dan getirdiğimiz greçka, karabuğday gibi glütensiz ürünlerin dolara bağlı olduğu için fiyatları yükseldi. Çuval başına yüzde 30 zam geldi. Daha önce 200-250 TL'ye aldığımız çuvalı şuanda 325-330 TL'ye alabiliyoruz. İster istemez satış fiyatları da yükseliyor. Örneğin tamamen karabuğdaydan elde ettiğimiz bir ürünümüz var, karabuğday fiyatı yüzde 30 artınca en az yüzde 15'lik zam yapmak durumunda kalıyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------------

Enver Adıgüzel ile röp.

Kaan Özçörekçi ile röp.

Glütensiz ürünlerden detay ve genel görüntüler

Prof. Dr. Sema Aydoğdu ile röp.

Nalan Kayaoğuz ile röp.

Haber: Hande NAYMAN- Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

======================================================

(ÖZEL)

12)ATA SPORU OKÇULUĞA İLGİ ARTTI

GAZİANTEP'te kurulan okçuluk kulübü, 4 bin yıllık geçmişe sahip olan ata sporuna ilgiyi artırdı. Her yaştan 150 sporcu, televizyonlardaki dizilerden ve filmlerden gördükleri okçuluğu öğrenmek için başvurduğu kulüpte eğitim alıyor.

Kursiyerlerin büyük çoğunluğunun televizyonlarda yayınlanan tarihi dizi ve filmlerden etkilenerek kayıt yaptırdığı kulüpte başarılı sporcular yetiştiriliyor. Her yaşta kadın ve erkekten oluşan 150 sporcunun profesyonel okçuluk eğitimi aldığı kulüp, milli takıma da sporcu yetiştirmeyi amaçlıyor.

Okçuluk Antrenörü Mehmet Turgut Karacan okçuluk sporunun özellikle küçük yaştaki sporcuların fiziksel ve zihinsel anlamda gelişmesine büyük destek sağladığını söyledi. Kulübün kurulmasının ardından özel bir okulun kendilerine destek verdiğini ve antrenman için sahalarını açtığını anlatan Karacan şunları dedi:

"Kulübü 2 yıl önce kurduk. Sonrasında burada Erdem Koleji bize kapılarını açtı. Burada da bir takım kurduk. Hem okul bünyesinde hem de dışarıdan gelen vatandaşlara eğitimler veriyoruz. Okçuluk bireyin gelişimi için çok önemlidir. Özellikle çocuklarda zihinsel gelişim, fiziksel gelişim ve odaklanma konusunda. Birçok doktor özellikle hiperaktivite sorunun çözmek için çocukları okçuluk sporuna yönlendiriyor. Okçuluk biraz uzun soluklu bir eğitim. Sporcunun eline hemen ok ve yay vermiyoruz. Vücudun kendini okçuluk sporuna hazır hale getirmesini bekleriz. Temel duruş ve tutuş eğitimi veririz. Ortalama olarak 3 ay içinde temel kurs biter ve profesyonel eğitime başlar. Daha sonra kendi özel ekipmanlarını alır. Gaziantep'te, bugüne kadar okçuluk revaçta olmayan bir spordu ve 273 lisanslı sporcu vardı.  Biz bu rakamı arttırdık. Ata sporumuzun gelişmesi için büyük bir çalışma yapıyoruz.ö

'DİKKAT DAĞINIKLIĞIMI OKÇULUKLA YENDİM'

Sporculardan Berfin Bozkurt ise okçuluk sporunun zihinsel ve fiziksel gelişimi açısından büyük bir yarar sağladığını ifade ederek, "Dışarıda farklı bir spor dalı araştırıyordum. Sonra okulumuz bünyesinde okçuluk eğitimi olduğunu öğrendim ve kaydoldum. Okçuluğun hızını ve geçmişini çok sevdim. Benim dikkat eksikliğim vardı. Doktorlar bana ilaç kullanma tavsiyesinde bulundu. İnsanların arasında içe kapanıklık halim vardı. Bu spor sayesinde bunların hiç biri kalmadı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------------------------------

Okçuluk eğitimi alan öğrenciler

Ok atışlarının yapılması

Poligonlara yapılan atışlar

- Mehmet Turgut Karacan'ın konuşması

- Berfin Bozkurt'un konuşması

Genel ve detay görüntüler

(Haber: Eyyüp BURUN-Kamera: Mustafa KANLI-GAZİANTEP-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 430 MB

DHA-Gündem İzmir tr 2018-10-14 11: 04: 36

İzmir, DHA, Han, Güncel

Kaynak: DHA

18.10.2019 12:27:49