DHA YURT BÜLTENİ - 4

Kars'ta inekler sel sularına kapıldıKars'ın Selim ilçesine bağlı Bozkale köyünde meydana gelen selde inekler, suya kapıldı.

07.07.2019 10:55 | Son Güncelleme: 07.07.2019 10:55DHA YURT BÜLTENİ - 4

'ta inekler sel sularına kapıldı

Kars'ın ilçesine bağlı Bozkale köyünde meydana gelen selde inekler, suya kapıldı. Yaylada otladıktan sonra akşam saatlerinde köye dönen büyükbaş sürüsü sağnaktan taşan sel sularının arasında kaldı. Derenin taşımasıyla meydana gelen sel sırasında arazide bulunan onlarca inaktan birkaçı, suya kapıldı. İneklerin dereye kapılma anı çevredeki bir kişi tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Dereye kapılan inekler, ilerde suyun araziye yayılma kısmında köylüler tarafından kurtarıldı.

Görüntü Dökümü
---------
-Sel sularından görüntü
-İneğin sürüklenmesi
-Detaylar

Haber: Orhan Kemal OKTAY/SELİM (Kars)

======================

Demir işçileri su tutarak serinliyor

Karabük'te, 1200 derece sıcaklıktaki ocağın karşısında çalışan haddehane işçileri, dev pervaneler altında ve çeşme hortumlarıyla birbirlerine su sıkarak serinlemeye çalışıyor.
Kurtuluş Mahallesi'nde faaliyet gösteren bir haddehanede hurda demirin yumuşatıldığı ocaklarda görevli işçiler, 800 ile 1200 derece sıcaklıkta ocaktan çıkan sıcak demiri ellerindeki maşa aracılığıyla merdaneye veriyor. İnşaat ve profil demiri olarak çıkan sıcak ürünler kesilmek üzere ızgaraya gidiyor. İşçilerin sıcaktan etkilenmemesi için ise dev pervanelerle çalışma alanları serinletilmeye çalışılıyor. İşçiler ayrıca ellerine aldıkları çeşme hortumlarıyla birbirlerine su sıkarak serinliyor. Yarım saatte bir verilen dinlenme molaları pervaneler altında geçiriliyor.
İşçilerden Davut Kara (23), "1200 derece olan ocak sıcaklığına 35 derece olan hava sıcaklığı da eklendiğinde inanılmaz bir sıcaklık oluyor. Bu sıcaklıkta çalışmaya çalışıyoruz. Sıcaktan durulmadığı için kendimizi pervanelerle ve su ile serinletmeye çalışıyoruz. Başka türlü bu sıcaklıkta çalışılmaz" dedi.
'NEREDE BİR SERİN ORTAM VARSA ORADA BULUNMAYA ÇALIŞIYORUZ'
Emin Tepeli (40) ise "1200 derece sıcaklıkta demir üretimi alıyoruz. Ortam sıcaklığı 50 derecenin üzerine çıkıyor. Günümüz şartlarında zor bir meslek. Kendimizi su ve pervanelerle serinletiyoruz. Yarım saat çalışıp, yarım saat istirahat zamanımız oluyor. Ancak bu şekilde çalışabiliyoruz. Nerede bir serin ortam varsa, orada bulunmaya çalışıyoruz. Her mesleğin kendine göre şartları, zorlukları var. Ama bizim mesleğimiz biraz daha ağır basıyor. Kolay değil. Ekmeğimiz helalinden olsun, bizim olsun" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Pervaneler altında çalışan işçiler
-İşçilerin çeşme hortumlarıyla kendilerini ıslatması
-İşçilerin çeşme hortumlarıyla birbirlerine su sıkması
-Davut Kara röp
-Emin Tepeli röp

Süre: (05.52) Boyutu: (657 MB.)

Haber- Kamera: Bülent DİKTEPE/KARABÜK,

==============

Aylin öğretmen, annesinin ilk görev yeri olan okulu yeniledi

Sinop'ta, öğretmen Aylin Demirhan (39), emekli öğretmen olan annesi Yücel Demirhan'ın (65) ilk görev yeri olan Kılıçlı köyündeki eski okul binasını öğrencileri ile birlikte 4 yılda el birliği ile baştan aşağıya yeniledi. Kütüphaneye dönüştürülen, bilgisayarda konulan okul, çocuklar ve gençlerin kullanımına sunuldu.
İstanbul'da özel bir okulda öğretmen olan Aylin Demirhan, emekli öğretmen annesi Yücel Demirhan'ın 1969 yılında ilk görev yeri olan Sinop'un Kılıçlı köyüne gitti. Taşımalı eğitim nedeniyle atıl durumdaki harabeye dönen köy okulunu gören Aylin öğretmen kolları sıvadı, öğrencileri ile harekete geçti. İstanbul'da maddi destek bulan Aylin Demirhan, yaz aylarında gittikleri köyde okulun tadilatı için işe koyuldu. Her yıl belirli sürelerde köydeki okulda çalışan öğretmen ve öğrencileri, çatıyı ve döşemeleri yeniledi, duvarları boyadı, Atatürk büstünü temizledi. Öğretmen ve öğrenciler bu sürede köylüler tarafından evlerinde misafir edildi. Bilgisayar alınan, bağışlarla toplanan kitaplar konulan okul, el birliği ile baştan aşağıya yenilendi. 4 yılda tamamlanan çalışma ile kütüphaneye dönüştürülen okul binası, çocuklar ve gençlerin kullanımına sunuldu.
'OKULUN HALİNİ GÖRÜNCE İÇİMİZ ACIDI'
Eski köy okullarını onarıp topluma kazandırmayı amaçladığını belirten Aylin Demirhan, "Burası benim annemin ilk öğretmenlik yaptığı okul. Okulun halini görünce içimiz acıdı. Bende öğretmenim, çalıştığım özel okulda bir proje başlattım. Öğrencilerle hep beraber buraya geldik ve çalışmaya başladık. Gönüllü öğrencilerimizle her yıl köye geldik. Bahçe işleri yapıyoruz. Yiceklerimizi toplayıp yemeklerimizi yapıyoruz. Köylülerin evlerinde konaklıyoruz. Onlarla birlikte yemek yiyoruz. Aynı zamanda köyün eski okulunda çalışıyoruz. Bütün terk edilmiş köy okulları için böyle projeler yapılabilir. Köylere geri kazandırılabilir. Her köyde böyle okul binası var. Kültür merkezi ya da kütüphane yapılabilir. Bir şekilde değerlendirilebilir. Bizim gibi gönüllü öğretmenler, öğrenciler el atabilir. Köylerimizi biraz daha aydınlığa çıkartabiliriz" dedi.
'GÖNÜLLÜ KATILDIM'
Okulun tadilatında çalışan lise son sınıf öğrencisi Zeynep Koçyiğit de 4 yıldır köy okuluna gelerek çalıştığını belirterek "Köy okulunu restore etmek için İstanbul'dan geliyorum. O zaman projeyi duyunca gönüllü olarak katılmaya karar verdim. Projede öncelikle köy hayatını benimsiyoruz. Sadece okul restorasyonu için çalışmıyoruz, aynı zamanda aktivitelerede katılıyoruz. Dört yıldır, okulun önce çatısından başladık.  Boyasını yaparak, temizleyerek, kitap bağışlarıyla kütüphane haline getirdik. Köy okullarının genellikle terk edildiğini fark ettikö diye konuştu.
'ONLARI EVİMİZDE MİSAFİR EDİYORUZ'
Kılıçlı köyü sakinlerinden Emin Özmen de harabe haldeki okulun tadilatının yapılmasının kendilerini mutlu ettiğini belirterek "22 yıldır okulumuz harabe içindeydi. Her taraf dökülüyordu. 4 yıldır buraya gönüllü öğrenciler geliyor. Okulun çatısı yenilendi, etraf temizlendi. Bu proje ile birlikte, gençlerimiz kütüphanede vakit geçirmiş olacak. Günümüzde sosyal medya çoğaldı, çocukların biraz daha kitap okuyarak kendilerini geliştirmesi çok güzel. Bende çok mutlu oluyorum, buraya geldiğim anda, anılarım tazeleniyor. Biz köylüler olarak böyle güzel projelerde elimizden gelen desteği sağlıyoruz. Onları evimizde misafir ediyoruz. Onlara hizmet etmekten keyif ve mutluluk duyuyoruz. Kaderine bırakılmış okullar böyle tekrar hayata kazandırılsın, çünkü orada tarih yatıyor, anılar ve bilgi yatıyor. Harabe okulları mükemmel şekile dönüştüren güzel yüreklere canı gönülden teşekkür ediyorumö dedi.
Öğretmen kızının öncülüğünde yenilenen köy okuluna yıllar sonra yeniden gelen Yücel Demirhan da mutluluk yaşadığını söyledi. Demirhan, "Bu okulun benim için çok ayrı bir yeri var. Yıkılmak üzere olduğunu görünce çok üzülmüştüm. Güzel bir çalışma ile okul yenilendi. Çok mutlu oldumö diyerek emeği geçenlere teşekkür etti.

Görüntü Dökümü
-----------
Okul binasının eski halinin fotoğrafı
Yücel Demirhan'ın 1969 yılında okul önündeki fotoğrafı (Sağdan dördüncü)
Okul detayları
Okulda çalışma yapanlar
Öğretmen ve öğrencilerden detay
Aylin Demirhan ile röp.
Öğrenciler ve köy halkı ile röp.
Yücel Demirhan ile röp.
Detaylar

Haber-Kamera: Deniz ÖZEN SİNOP,

=================

Edirne'de kurban hareketliliği başladı

EDİRNE'nin Keşan ilçesi Ticaret Borsası Canlı Hayvan Satış Şubesi'nde kurulan kurbanlık satış yerinde, bayram hareketliliği başladı. Küçükbaş hayvanların yoğun olduğu pazarda, ortalama küçükbaş kurban fiyatları 850 ila 1700 TL arasında değişiyor.
Keşan Ticaret Borsası Canlı Hayvan Satış Şubesi'nde kurulan satış noktasında üreticiler, 1 yıl boyunca baktıkları hayvanları hazırlayarak, pazara çıkarıp en iyi fiyata satmaya çalışırken, alıcılar da bütçesine uygun kurbanlığı seçiyor. Kurbanlıklar, belediye ekipleri ve veterinerler tarafından muayene edildikten sonra pazara alınıyor. Besiciler kurbanlıkları en iyi fiyattan satmak, vatandaş ise en uygun fiyattan almak istiyor. Üreticiler yem fiyatlarındaki artıştan etkilendiklerini belirtirken, kurbanlık alacaklar ince eleyip sık dokuyarak, kurbanını seçmeye çalışıyor.
Meriçli üretici Remzi Akay, satışların istedikleri seviyede olmadığını belirterek, "Elimdeki kurbanlıklar 900-950 TL. Ama 100 TL aşağısına veriyorum. Baskül kilo fiyatı 19-20 TL arasında değişiyor. Şu an işler durgun. Kurban Bayramı yaklaşıyor, belki 1-2 hafta içerisinde daha fazla hareketlilik yaşanabilir" dedi.
'YEM ÇOK PAHALI'
Enezli üretici Tarık Kılıç da, kurban pazarının hareketlenmeye başladığını ancak istedikleri satışı yapamadıklarını ifade ederek, "Yem çok pahalı. Hayvanları da istediğimiz gibi satamıyoruz. Fiyatlar 1700 TL'ye kadar çıkıyor. Bu yıl kurban istediğimiz gibi gitmeyecek. Çoğu insan bu sene kurban kesemeyecek" diye konuştu.
'HİÇ KURBAN HAVASI YOK'
Enezli Üretici Selami Elmas ise istedikleri satışa ulaşamadıklarını dile getirerek,  "Satamıyoruz, birçoğu duruyor. Fiyatlar ne yüksek ne de düşük. Ama yem çok pahalı. Geçen seneye oranla yem fiyatları 2 kat arttı. Yemin çuvalı geçen sene 45 TL idi. Bu sene 85-90 TL oldu. Bu sene hiç kurban havası yok" dedi.

'KURBAN KESMEK YERİNE BAĞIŞ YAPILIYOR'
Uzunköprülü üretici Taner Akçabardak da, "Şu an piyasalar durgun. Geçen sene de bozuk gitmişti. Bu arada tatilin 9 güne çıkmasıyla insanlar kurban kesmek yerine bağış yaparak ibadetlerini yerine getiriyor. Bazıları ise ailesini arayarak memleketinde kestiriyor. Fiyatlar değerinden aşağıda. Yemin çuvalı olmuş 90 TL" dedi.
Yetkililer, vatandaşları tercih edecekleri hayvanların sağlıklı, veteriner kontrollerinde ve dini usullerle kesimlerinin yapılması gerektiği konusunda uyarıyor.

Görüntü Dökümü
--------------
-Kurban pazarı drone ile havadan gör.
-Kurban pazarı girişi
-Pedoglarda bekleyen hayvanlar
-Satıcı ve müşterilerin pazarlığı
-Kurban satışı
-Kurbanının alıp götürenler
-Kamyona taşınan kurbanlar
-Müşterilerle röp.
-Üretici Remzi Akay röp.
-Üretici Tarık Kılıç röp.
-Üretici Selami Elmas röp.
-Taner Akçabardak röp.
-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

====================

'Anne sütünden sonra en değerli besin yumurta'

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülin Aksoy, 58 gramlık bir yumurtanın, 58 gram kırmızı ete eşdeğer olduğunu belirterek, yumurtanın anne sütünden sonraki en değerli besin olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Tülin Aksoy, dünyada beslenmenin üçte birinin, Türkiye'de ise üçte ikisinin kanatlı hayvanlardan karşılandığını söyledi. Tavuk ve yumurtanın iki değerli besin olduğunu aktaran Prof. Dr. Aksoy, bir yumurtanın yaklaşık 58 gram olduğunu, bunun da 58 gram kırmızı ete eşdeğer olduğunu belirtti. Türkiye'de kişi başına yaklaşık 23 kilo tavuk eti ve 224 yumurta tüketimi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aksoy, "Tavuk eti çok değerli bir protein. Özellikle kırmızı ete göre daha yağsız oluşu önemli. Sindirimi daha kolay. Hasta, yaşlı ve çocuklara vermek açısından avantajlı. Ama ufacık bir kusuru var. Demir açısından biraz fakir. Bu nedenle tavuk etinin yanı sıra, kırmızı et de tüketilmeli. Yumurta ise anne sütünden sonra en değerli besindir" diye konuştu.
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ'NİN ÇİFTLİĞİ KONUMUNDA
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Devlet Planlama Teşkilatı'nın bir projesi olarak hayata geçirilen yaklaşık 10 dönümlük Zootekni Bölümü Uygulama Alanı'nın adeta üniversitenin çiftliği olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, alanın amacını araştırma yapmak, öğrencilere uygulama yaptırmak ve bölgeye bu konuda önderlik etmek şeklinde açıkladı. Prof. Dr. Aksoy, "Bu alan tavukçuluğun küçük bir uygulama alanı. Denizli horoz ve tavuğu gibi saf ırk tavuklar, bıldırcın, keklik, Afrika tavuklarımız var" dedi. Uygulama alanındaki 150-200 arasındaki tavuktan 100-150, 300 bıldırcından ise günde 250 yumurta aldıklarını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Aksoy, "Bunların bir kısmı satışa gidiyor bir kısmı projeler, civciv çıkarmak için kullanılıyor. Kuluçka makinelerimiz, kesimhanelerimiz de mevcut" dedi. Alanda üretilen bıldırcın ve tavuk yumurtasının sınırlı miktarda satışının yapıldığını da belirten Prof. Dr. Aksoy, "Bunları da genellikle kendi personelimiz satın alıyor. Çünkü çok büyük miktarda satış söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE TAVUKÇULUKTA ÖNEMLİ BİR ÜLKE
Türkiye'de yılda 2 milyon ton piliç eti üretildiğini anlatan Prof. Dr. Tülin Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye tavukçuluk konusunda dünyada 8'inci sırada. Ayrıca 1 milyon ton yumurta üretiliyor. Yani 22,3 milyar adet yumurta üretimimiz var. Türkiye yumurta üretimiyle de dünyada 9'uncu. Türkiye, dünya tavukçuluğunun önde gelen isimlerinden biri. Türkiye aynı zamanda ihracatçı bir ülke. Yaklaşık 500 bin dolarlık tavuk eti ihraç ediyoruz. Üretilen her 5 yumurtadan biri de ihracata gidiyor. İhracat yapılan ülkeler ise genellikle komşu ülkeler. Kanatlı hayvancılık, ülkemizde çok büyük bir sektör. 1980'li yıllardan bu yana tavukçuluk çok hızlı gelişme gösterdi."
ARTIK HAYVAN REFAHI ÖNEMSENİYOR
Tavukçuluğun bir yandan gelişirken bir yandan da öz eleştiri yapılmaya başlandığını, toplumun bu konuda duyarlı olduğunu kaydeden Prof.Dr. Aksoy, "Toplum artık diyor ki, 'Bu kadar ucuza tavuk eti yiyeceğimize hayvanlar açık alana çıksın, kapalı alanda yetiştirilmesin. Bu hayvanlar hayatlarının sonuna kadar güneş ışığı görmüyor. Bu hayvanlar doğada yaşamak üzere yaratılmış. Doğası buna uygun.' Tabi bu eleştirilerde asıl önemli olan tavuk etinin lezzetinden öte hayvanın refahının düşünülmesi" diye konuştu.
Akdeniz Üniversitesi uygulama alanındaki tavuklar için kendilerinin de hayvan refahını önemsediklerini vurgulayan Prof. Dr. Aksoy, "Hayvan refahı için elimizden geleni yapıyoruz. Bir zamanlar bir bakıcımız vardı, o tavuklara müzik dinletiyordu. Aniden bir gürültü olunca hayvanlar korkar ama sürekli müzik açık olunca alışıyorlar ve ani bir gürültü karşısında ürkmüyorlar. Ayrıca biz hayvan refahı için açıkta tavuk besisi de gerçekleştirdik" dedi.
GEZEN TAVUK İLE ORGANİK TAVUK ARASINDAKİ FARK
Son yıllarda toplumda gezen tavuk ile organik tavuktan söz edilmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Tülin Aksoy, gezen tavuk ile organik tavuk arasında çok büyük fark olmadığını söyledi. Her gezen tavuğun organik tavuk olmadığını, organik tavukçulukta yemin organik olduğunu, kontrollü sertifikalı sistem uygulandığını, tavuk başına 4 metrekare alan zorunluluğu olduğunu anlatan Prof. Dr. Aksoy, "Gezen tavukçulukta ise hayvanlar kafeste değil yerde yetiştiriliyor. Hayvan başına ayrılan alan ise 1-2 metrekare" dedi. Prof. Dr. Aksoy, gezen tavuk ile organik tavuk arasında lezzet açısından çok büyük farklılık olmadığını da ifade etti.
KAFESLERDE YAPAY UYGULAMALAR
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Melis Sabuncuoğlu ise projesinde hayvan refahını konu aldığını belirtti. Hayvan refahını, 'Hayvanların daha az stres altında beslenmeleri' şeklinde açıklayan Sabuncuoğlu, tezinde özellikle zenginleştirilmiş tavuk kafeslerini ele aldığını söyledi. Kümeslerde kırmızı top, gaga taşları, kum havuzları gibi hayvanların doğada yapmış oldukları tüm uygulamaları yapay olarak yer alacağını ifade eden Sabuncuoğlu, "Hayvanların doğada tünediği, kendilerini kuma gömdükleri birçok alan var. Kafeslerde de bunu sağlamaya çalışacağız. Amacımız hayvanların daha mutlu ve sağlıklı olmasını sağlamak" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
-Tavuklara yem atılırken görüntü
-Tavuklardan görüntü
-Sülünlerin görüntüsü
-Bıldırcın kafeslerinden görüntü
-Bıldırcın yumurtalarının görüntüsü
-Kuluçkadaki yumurtaların görüntüsü
-Prof. Dr. Tülin Aksoy bıldırcınları incelerken görütüsü
-RÖP 1: Prof. Dr. Tülin Aksoy
-RÖP 2: Melis Sabunçuoğlu  ( Öğrenci)
-Detaylar

548 MB/// 04.57"

HABER: Selma KUNAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=================

Sıcaktan korunmak için hurdalardan şemsiye yaptı

Mersin'in Silifke ilçesinde işçilik yaparak geçimini sağlayan Şaban Özer (58), hurda parçalarından yaptığı özel şemsiye ile kendisini 40 derece sıcaktan koruyor.
Sıcaklığın 40 derece, nemin ise 55 derece olduğu Silifke'de geçimini sağlamak için güneş altında çalışmak zorunda olan şantiye işçisi Özer, ilginç bir şemsiye icat etti. Özer, hissedilen derecenin 45'ten fazla olduğunu, bu nedenle kendisini sıcaktan korumak için böyle bir şemsiye yaptığını söyledi.
Hurda alüminyum parçalarını birleştirip, üzerini bezle kapladığını belirten Özer, atıl durumdaki plastik ilaç pompasını da sırtına takarak parçaları desteklediğini kaydetti. Şapkanın güneşten yeterince korumaması üzerine bu derme çatma düzeneği hazırladığını anlatan Özer, "Böylelikle hareket halindeyken bile güneşten korunuyorum. Tabii ki yine sıcak oluyor, ama en azından güneşin dik ışınları etki etmiyor" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------
Şaban Özer ile röp
Şöban Özer yaptığı gölgelik ile çalışması
Genel ve detaylar

SÜRE: 03'00"    BOYUT: 137 MB

Haber-Kamera Atike CEYLAN KAÇAR/SİLİFKE(Mersin),

==================

(ÖZEL) - Evde yaptıkları baklava beğenilince üretime geçtiler

BİNGÖL'ün Genç ilçesinde Firuze (28) ve Hasibe Gözalan (30) kardeşler, sipariş üzerine evde, günde 20 tepsi baklava üretip, satıyor.
Genç ilçesinde oturan Firuze ve Hasibe Gözalan kardeşlerin açtıkları baklava, misafirleri tarafından çok beğenildi. Gözalan kardeşler, talep üzerine evde baklava açıp satmaya karar verdi. Kardeşler, sipariş üzerine ürettikleri baklavaları satıp, aile bütçesine katkı sağlıyor. Evde oturmaktansa baklava yapıp para kazandıklarını anlatan Gözalan kardeşler, destek almaları halinde baklava üretimini geliştireceklerini ifade etti.
Firuze Gözalan, günde 20 tepsi baklava açtıklarını belirterek, "Eskiden bayramlarda ablamla birlikte komşularımız için baklava açardık. İlk kez bu yıl ailemizin bütçesine katkıda bulunmak için baklava siparişi aldık. Günde en fazla 20 tepsi baklava yapabiliyoruz. Her tepside bize 20- 30 lira kalıyor. Devlet yetkilileri bize destek olursa üretimimizi artırırız. Kendimize güveniyoruz. Yaptığımız baklavalar çok beğeniliyor" dedi.
Hasibe Gözalan ise ürettikleri baklavaların beğenilmesinin ayrıca mutlu edici olduğunu kaydetti.

Görüntü dökümü
-----------
Gözalan kardeşlerin baklava açması
Hasibe Gözalan'ın baklava açması
Firuze Gözalan'ın konuşması
Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 412 MB

Haber-Kamera: Aziz ÖNAL/BİNGÖL,



Selim, Kars, Güncel

Kaynak: DHA

28.02.2020 00:35:22