Dha yurt bülteni-4

1)ŞEHİT İDRİS GEZER'İN CENAZESİ SİNOP'TA KARŞILANDI HAKKARİ'nin Çukurca ilçesi kırsalında PKK'lı teröristlerce önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan Uzman Onbaşı İdris Gezer'in cenazesi memleketi Sinop'ta karşılandı.

25.08.2019 11:39 | Son Güncelleme: 25.08.2019 11:39Dha yurt bülteni-4

1)ŞEHİT İDRİS GEZER'İN CENAZESİ SİNOP'TA KARŞILANDI

HAKKARİ'nin ilçesi kırsalında PKK'lı teröristlerce önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan Uzman Onbaşı İdris Gezer'in cenazesi memleketi 'ta karşılandı.
'nin Çukurca ilçesi kırsalında PKK'lı teröristlerce önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan Uzman Onbaşı İdris Gezer'in cenazesi, Sinop Havalimanı'nda Türk Hava Yollarına ait 95-099 kuyruk numaralı kargo uçağıyla Sinop Havalimanı'na indi. Havalimanı'nda düzenlenen törene Sinop Valisi Köksal Şakalar ve protokol üyeleri katıldı. Karşılanan şehit İdris Gezer'in cenazesi ambulans ile Sinop'un Durağan ilçesine gönderildi.

Görüntü Dökümü
---------------------
-Şehit cenazesinin gelmesi
-Şehit cenazesinin protokol üyeleri tarafından karşılanması
-Ambulansa koyulması
-Detaylar

(SÜRE: 01: 50 - BOYUT: 204 MB)

HABER KAMERA: Esra AKSU/SİNOP/DHA

==================================================

2)ABD'Lİ ASKERE EVLATLIK VERİLEN ADANALI, GERÇEK AİLESİNİ ARIYOR

ADANA'da doğduktan kısa süre sonra İncirlik Hava Üssü'nde görevli ABD'li bir askere evlatlık verilen Sami McIntosh, biyolojik ailesini bulabilmek için ABD'deki tüm mal varlığını satıp Adana'ya yerleşti.
Yazılım uzmanı Sami McIntosh, 41 yıl önce, 4 çocuk sahibi olan ancak yaşı ilerlediği için yeniden çocuk sahibi olamayan ABD'li bir askere evlatlık verildiğini belirtti. İsimlerini açıklamak istemediği ABD'li anne ve babasının küçük yaşlarda kendisine evlatlık olduğunu söylediklerini ve hayatı boyunca onlar tarafından ilgiyle büyütüldüğünü anlatan McIntosh, bir süre arayla her ikisinin de yaşlılığa bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Biyolojik anne ve babasını bulmak için tüm mal varlığını satıp Adana'ya yerleştiğini aktaran McIntosh, evlatlık verilmesine aracı olan İncirlik Hava Üssü'nde görevli Dr. Ö.S. ile görüştüğünü ancak Ö.S.'nin kendisine bilgi vermediğini vurguladı. McIntosh, doktor hakkında 'Uluslararası insan kaçakçılığı yapmak' iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Evlatlık verildiği süreci araştıran McIntosh, ABD'li üvey kardeşlerinden bilgi desteği aldığını kaydetti. Sami McIntosh, elde ettiği bilgileri şöyle anlattı:
"Türk annem hastaneye yatırıldığında hamileliğinin gizli tutulması adına kist ameliyatı olacağı şeklinde kayıt yapılmış. Doğduğum gün, Dr. Ö.S. Amerikalı aileme mesaj göndererek Türk bebeğin premature olarak dünyaya geldiğini ve derhal hastaneye gelmeleri gerektiğini bildirmiş. Amelikalı ailem hastaneye gitmiş ve 30 dakikalıkken beni almışlar. Amerikalı aileme resmi belge de vermemişler. Daha sonra Dr. Ö.S. Amerikalı aileme evlat edinme süreciyle ilgili bir avukat önermiş. Avukat da Kadirli ilçesinden bir aile bulup sahte evraklarla beni onun üzerine kayıt ettirmiş. O dönem 10-15 bin Dolar para istemiş. Türkiye'deki evlat edinme işlemlerinin yasal süreci tamamlandığında Dr. Ö.S.'nin ilk eşi benim Amerikalı anne babamın bana Türk anne ve babamdan daha iyi bakacağı konusunda mahkemede yeminli şahitlik yapmış."
HAYATIMDA BİR AİLEM OLSUN İSTİYORUM
3 yaşından bu yana yaşadığı ABD'den Türkiye'ye dönmek için 2017 yılında Los Angeles'ta bulunan Türk Konsolosluğu ile irtibata geçtiğini anlatan McIntosh, şunları söyledi:
"Türk vatandaşlık belgelerimi konsolosluğa teslim ettikten sonra Türkiye'de bulunan Nüfus Müdürlüğü makamından aldığım resmi cevapta, belge kayıtlarında ölü olduğum yazıyordu. Miras davası yüzünden Kadirli ilçesinde üzerine kayıtlı göründüğüm ailem miras davası yüzünden yalan beyan vererek kaydımı ölü göstermiş. Ankara'da ulaştığım bir avukat aracılığıyla hatanın düzeltilmesi amacıyla açtığım dava 2018 yılında sonuçlandı ve nüfus kayıtlarına göre tekrar dirildim. Bekarım, çocuklarım yok ve hayatımda bir ailem olsun istiyorum. Bunca yıldan sonra Türkiye'ye geri dönmek benim için çok duygusal bir tecrübe oldu. Biyolojik anne ve babamı bularak kendileri ile Türkiye'de bir bağ kurmak istiyorum."

Görüntü Dökümü:
------------------------------
Sami McIntosh ile röportaj
Sami McIntosh'un bebeklik fotoğrafları
SÜRE: 05' 00"            BOYUT: 553 MB

Haber: Nuri PİR          Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,

==================================================

3)AİGAİ'DE 1900 YILLIK HAYVAN KEMİKLERİ BULUNDU
ANTİK KENT İSMİNİ GEÇİM KAYNAĞI OLAN 'KEÇİ'DEN ALMIŞ

MANİSA'nın Yunusemre ilçesindeki Aigai Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmalarında, 1900 yıl öncesine ait olduğu değerlendirilen 3 binden fazla hayvan kemiği çıkarıldı. Çıkarılan kemikler arasında en fazla ve dikkat çekici olanının keçi kemikleri olduğu belirtildi. Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, "Aigai eski Yunanca'da keçi demek. Yani kentin adı keçi. İsminin keçi olması aslında bir anlam ifade ediyor" dedi. Doç. Dr. Evangelia Pişkin ise, "Keçilerin hem etinden hem derilerinden yararlandıklarını düşünürsek, kentin geçim kaynağında keçilerin önemli bir rol aldığını anlıyoruz" dedi.
Batı Anadolu'da kurulan 12 Aiol kentinden biri olan ve tarihi M.Ö. 8'nci yüzyıla kadar uzanan Aigai Antik Kenti'nde, 2019 yılı kazı çalışmaları, 10 kişilik ekiple devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle, Yunusemre Belediyesi'nin sponsorluğunda gerçekleşen kazı çalışmaları kapsamında, Sanayi Mahallesi Mevkii'ndeki çöplük alanında, 1900 yıl öncesine ait olduğu değerlendirilen 3 bine yakın hayvan kemiği bulundu. Tavuk, koyun, inek, geyik ve keçi gibi hayvanların da arasında bulunduğu toplam 3 bin hayvan kemiği, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) görevli Yerleşim Arkeolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evangelia Pişkin ve ekibi tarafından DNA'ları incelenmek üzere İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'ne götürülecek. İncelenen kemikler sayesinde, 1900 yıl öncesiyle günümüzdeki hayvan ırkları arasında bir bağlantı olup olmadığı ortaya çıkarılacak.

KENTİN GEÇİM KAYNAĞI KEÇİLERMİŞ

Yaklaşık bir yıldır Aigai'de hayvan kemiklerini arama konusu üzerinde çalıştıklarını, son sürecin DNA çalışmaları için İstanbul'da devam edeceğini ifade eden Doç. Dr. Evangelia Pişkin, "Eskiden burada yaşayan hayvan türlerini bulmak için bir çalışma yürüttük. Burada birden fazla çeşit hayvan kemiklerine rastladık. Ancak en çok keçi kemikleri çıktı. Toplamda 3 bine yakın irili ufaklı hayvan kemiği bulduk. Bunlardan 1500'ünden fazlası keçiye ait. Kentin ekonomisinin keçiler sayesinde ayakta kaldığını görüyoruz. Keçilerin hem etinden hem derilerinden yararlandıklarını düşünürsek, kentin geçim kaynağında keçilerin önemli bir rol aldığını anlıyoruz. Biz buradan aldığımız DNA örnekleriyle; günümüzdeki keçileri karşılaştıracağız. Günümüzde eski ırklardan kalan keçilerin olup olmadığını ortaya çıkaracağız" dedi.

KENTİN ADININ KEÇİ OLMASI RASTLANTI DEĞİL

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Aigai Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin ise, "Kentin hayvancılığı üzerine önemli bilgilere ulaşmaya başladık. Kentin ismi Aigai. Aigai eski Yunanca'da keçi demek. Yani kentin adı keçi. İsminin keçi olması aslında bir anlam ifade ediyor. Çünkü bulunduğumuz Yuntdağı coğrafyası, keçi yetiştiriciliği için oldukça uygun bir arazi. Zaten burada herhangi bir tarımsal faaliyette bulunmak mümkün değil. Onun için antik dönemde ekonomi tamamen keçi üzerine kurulmuş. Yürütülen kemik çalışmalarında da zaten hocamızdan öğrendiğimize göre, en çok keçi kemiği ele geçti. Bu tabii ki rastlantı değil. Ben kendisine diğer antik kentlerde de en yoğun ele geçen kemik keçi mi diye sordum 'Hayır' dedi" diye konuştu.

GÜNÜMÜZ CANLILARIYLA BAĞLANTISI ARAŞTIRILACAK

Hedeflerinin buradan alınan keçi kemiklerinin DNA analizini yapmak ve buradan çıkacak sonuca göre antik dönemdeki ırkları tespit etmek olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sezgin, "Günümüzdeki keçi ırkları ile antik dönem ırkları arasında bir ilişki olup olmadığını anlamaya çalışacağız. O açıdan bu proje, bizim için çok önemli. Belki önümüzdeki yıllarda sonuçlandığında, buradaki keçi ırkının özel ırk olduğunu ya da günümüzdeki ırklarla bağlantı olduğunu öğrenmiş olacağız" dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
Aigai antik kentinden görüntü
Antik kentteki çalışmalardan görüntü
Antik kenti drone görüntüsü
Doç. Dr. Evangelia Pişkin röp.
Doç. Dr. Yusuf Sezgin röp.
Hayvan kemiklerinden görüntü
Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

==================================================

4)OTELİN ÇATI KATINDA YANGIN PANİĞE NEDEN OLDU

SİNOP'ta bir otelin çatı katında çıkan yangın paniğe neden oldu. Yangın, itfaiyenin müdahalesi ile söndürüldü.
Yangın, saat 21.30'da Kurtuluş Caddesi'nde bir otelin çatı katında çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle çatı katında dumanları fark eden çalışanlar, oteli tahliye etti. İhbar üzerine gelen Sinop Belediyesi itfaiye ekipleri yangını söndürdü. Yangında otelde hasar meydana geldi.

Görüntü Dökümü:
------------------------
-İtfaiyenin yangına müdahale etmesi
-Yanan binadan detay
-Detaylar
Haber-Kamera: Deniz ÖZEN/SİNOP,

=======================================================

5)SOSYAL MEDYADA TANIŞTILAR, İŞARET DİLİYLE ANLAŞTILAR, KÖY DÜĞÜNÜYLE EVLENDİLER

ÇANAKKALE'nin Ezine ilçesinde işitme engelli Nurettin Canvermez (22), 650 kilometre uzaklıktaki Zonguldak'ta yaşayan işitme engelli Aslı Maden (22) ile sosyal medyadan tanıştı. İşaret diliyle birbirini tanıyan ve aşık olan iki genç, köy düğünüyle evlenerek dünya evine girdi.
Ezine ilçesine bağlı Çetmi köyünde, Serpil- Ayhan Canvermez çiftinin 3 çocuğundan en büyüğü olan işitme engelli oğlu Nurettin, Zonguldak'ta yaşayan 3 çocuk sahibi Rabia- Veli Maden çiftinin tek kızı Aslı ile sosyal medyadan tanıştı. İki gencin sosyal medya arkadaşlığı, işaret diliyle birbirlerini tanıması ve görüntüllü konuşmalarının ardından aşka dönüştü. İki genç durumu ailelerine anlattı. Ailelerin de izin vermesiyle Zonguldak'tan 650 kilometre uzaklıktaki Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Çetmi köyüne gelen Aslı Maden, Nurettin Canvermez ile köy düğünüyle evlendi. Aslı- Nurettin Canvermez çifti, birbirlerini sevdiklerini ve çok mutlu olduklarını işaret diliyle anlattı.
'MUTLU OLMALARINI İSTİYORUZ'
Oğlu Nurettin Canvermez'in evlenmesiyle büyük bir mutluluk yaşadığını belirten babası Ayhan Canvermez, "Çocuklarımızın ikisi de işitme engelli. İnternet üzerinden işaret dili yardımıyla görüntülü konuşarak anlaştılar. Arkadaş oldular. Sonrasında ise biz işin bu noktaya ulaşacağını düşünmüyorduk. Telefonla birbirini görüntülü aramışlar ve anlaşmışlar. İnşallah ömür boyunca onların çok mutlu olmasını istiyoruz" dedi.
'GELİNİM DEĞİL, KIZIM'
Damat Nurettin Canvermez'in annesi Serpil Canvermez ise gelinini çok sevdiğini belirterek, "Hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Çok tatlı ve güzel bir gelinimiz var. Benim gelinim değil, kızım o. Oğlumu ve kızımı çok seviyorum" diye konuştu.
'BİR ÖMÜR BOYU MUTLULUK DİLİYORUM'
Gelin Aslı Canvermez'in babası Veli Maden ise "Damadım ve kızım çok mutlu. İkisi de birbirini seviyor. Babaları olarak bir ömür boyu mutluluk diliyorum. Herşeyde onların yanındayım ve sonuna kadar destekçisiyim" dedi.
Köy meydanındaki düğünde Aslı- Nurettin Canvermez çiftinin mutluluklarına aileleri ve yakınları ortak oldu.

Görüntü Dökümü
-------------------------
-Nurettin Canvermez ve Aslı Canvermez çiftininden genel ve detay görüntü.
-Nurettin Canvermez ve Aslı Canvermez çiftinin düğününden genel ve detay görüntü.
-Ayhan Canvermez ile röp.
Serpil Canvermez ile röp.
-Baba Veli Maden ile röp.

Haber-Kamera:  İpek YAVAŞ/AYVACIK(Çanakkale),

=======================================================

6)TROYA MÜZESİ'NDEKİ İŞÇİ HAZİNELERİ İLGİ ÇEKİYOR

ÇANAKKALE'de 5 bin 500 yıllık geçmişe ışık tutan Troya'dan çıkan eserlerin sergilendiği müze, ziyaretçi akınına uğruyor. Müzede, kazılarda ortaya çıkarılan altın eserlerin sergilendiği bölüm ilgi görüyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Alman arkeolog Heinrich Schliemann döneminde Kalafat ve İntepeli Rum işçilerin, gizli kazı yaparak, bulup, kaçırdıkları Troya hazinelerinin, 'işçi hazineleri' olarak da bilindiğini söyledi. Aslan, hazineyi kaçıran işçinin karısının, altın küpeleri takarak, katıldığı paskalya töreninde dikkatleri üzerine çektiğini, köylülerin ihbarı üzerine de jandarmanın eserleri ele geçirdiğini anlattı.

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırlarında, her yıl yüz binlerce turistin ağırlandığı, 5 bin 500 yıllık Troya Ören Yeri'ne geçen yıl müze yapıldı. Troya Müzesi'nde sergilenen eserlere, ziyaretçiler ilgi gösterdi. Müzenin en çok dikkat çeken ve gezilen bölümü ise zemin kattaki faklı antik kentlerde ortaya çıkarılan altın eserlerin sergilendiği yer oldu. Alman arkeolog Heinrich Schliemann'ın kazı yaptığı dönemde, antik kentte çalışan Kalafat ve İntepeki Rum köylülerinin gizlice yaptığı kazılarda bulup, yanlarında götürdükleri altın takıların, Troya'dan kaçırılan ilk hazineler olduğu ve 'işçi hazineleri' olarak da bilindiği belirtiliyor. Eserler arasında, hazineyi kaçıran işçinin karısının, paskalya töreni için taktığı küpeler de yer alıyor.

'TROYA HAZİNELERİNİN BİR KISMI, ÇIKTIĞI TOPRAKLARA DÖNDÜ'

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Heinrich Schliemann'ın Troya'yı 1870'ten ölüm yılı olan 1890'a kadar kazdığını bildiklerini söyledi. Schliemann'ın, kazıların özellikle ilk döneminde çıkardığı hazineleri Osmanlı Devleti toprakları dışına kaçırdığını belirten Prof. Dr. Aslan, şunları söyledi:

"Heinrich Schliemann, bilindiği üzere 1873 yılında bulduğu, yanlışlıkla 'Priamos hazinesi' olarak adlandırdığı hazineyi kaçırmış ve bunun üzerine Osmanlı Devleti'nce başlatılan, Atina'da 8-10 ay devam eden dava sürecinin gerçekleştiğini biliyoruz. Fakat Schliemann'ın bulup kaçırdığı hazinelerin dışında Troya'da yine işçilerin gizlice yaptığı kazılardan çıkardığı hazineler de söz konusu. 1873 yılında Schliemann kazıları başlamadan önce kış aylarında Rum köyü olan Kalafat ve İntepe'den gelen Rum işçiler gizli kası yaparak bir hazine buldu. Kalafat köyünde paskalya töreninde bir işçinin karısının bu takıları takması üzerine yapılan ihbar sonucu jandarmanın 1873 yılında hazinelere el koyduğunu biliyoruz. Bir kısmın da İntepe'deki bir kuyumcuda eritilirken jandarmanın baskınıyla yakalandığını bilmekteyiz. Literatürde 'işçi hazinesi' olarak adlandırılan bu hazine, Troya Müzesi'nin açılışına kadar İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenmekteydi. Söz konusu bu eserler baktığımızda işçiliğinin Troya'da yapıldığını biliyoruz. Burada özellikle Troya hazinelerinin bir kısmının çıktığı topraklara geri döndüğünü söyleyebiliriz. Bu hazinler M.Ö. yaklaşık 2 bin 500'ler yani günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenmektedir. İşçilerin, Schliemann kazılarından önce gizlice kazıp çıkarması nedeniyle Arkeoloji literatüründe 'işçi hazinesi' olarak geçmektedir."

'BÜYÜK KISMI MOSKOVA'DAKİ PUŞKİN MÜZESİ'NDE'

Büyük çaplı ilk hazineleri Schliemann'ın 1873 yılının Mayıs ayında çıkarıp, kaçırdığını kaydeden Prof. Dr. Aslan, "Öncesinde belki şunu da söyleyebiliriz. İşçilerin gizli olarak kazıp, kaçırdığı ilk Troya hazineleri olarak da bu buluntuları tanımlamak mümkündür. Schliemann'ın kaçırdığı hazineler, Osmanlı Devleti'nin topraklarından kaçırılan hazineleri almak için başlattığı ilk mahkeme süreci olan Atina mahkeme süreci sonrasında 1 sene günümüzdeki British Müzesi'nde sergilendi. Daha sonra Schliemann tüm buluntuları Berlin Müzesi'ne sergilenmek üzere veriyor. 2'nci Dünya Savaşı'nda ise hazinelerin Rus askerler tarafından Moskova'daki Puşkin Müzesi'ne taşındığını biliyoruz. Hazineler 8- 9 bin parça. Bunların büyük bir kısmının 1995 yılından itibaren Moskova'daki Puşkin Müzesi'nde sergilendiğini bilmekteyiz" dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
-Troya Müzesinin drone ile havadan görüntüsü.
-Troya Müzesinden ve ziyaretçilerin eserleri incelemesinden görüntü.
-Altın eserlerin sergilendiği bölümden görüntü.
-Kadın işçi tarafından Paskalya töreninde takılan küpelerden genel ve detay görüntü.
-Rüstem Aslan ile röp.
-Burak Gezen anons.
Haber-Kamera: Burak GEZEN-Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

=======================================================



7)LOGODAKİ IN MARİLYN MONROE OLMADIĞINI İSPAT İÇİN MAHKEMEYE BAŞVURDU

MARDİN'de yaşayan ve ABD'li sinema yıldızı Marilyn Monroe'ya benzerliğiyle bilenen Melek Akarmut (45), eşek sütüyle ürettiği sabunun patentini almak için Türk Patent Enstitüsüne başvurdu. Aktarmut'un başvurusunu değerlendiren enstitü, logoda kullanılan fotoğraftaki kişinin Marilyn Monroe olduğunu gerekçe göstererek başvuruyu reddetti. Başvurusu reddedilen Akarmut, fotoğraftaki kişinin kendisinin olduğunu ispat etmek için mahkemeye başvurdu.
Eşinin görevi nedeniyle geldiği Mardin'de Marilyn Monroe'ya benzerliğiyle üne kavuşan Melek Akarmut, adını 'Merdin Monroe' olarak belirlediği eşek sütünden sabun üretti. Ürettiği sabunun patentini almak isteyen Akarmut, Türk Patent Enstitüsü'ne başvurdu. Başvuruyu incelemeye alan enstitü, marka için kullanılan logoda, ABD'li ünlü aktris Marliyn Monroe'nun fotoğrafı olduğu ve ürün adında Monroe'nin soyadının olduğu gerekçesiyle patent verilmesini uygun görmedi.

Başvurusunun reddedilmesinin ardından Akarmut, logodaki yer alan fotoğraftaki kişinin kendisi olduğu ve Marilyn Monroe olmadığını ispat etmek için mahkemeye başvurduğunu söyledi. Akarmut, "Ürettiğim eşek sütündeki sabunun isim hakkı ve kendi fotoğrafımın yer aldığı logo olarak kullanarak 'Merdin Monroe' adıyla patent başvurusunda bulunduk. Bu ismi seçmemekteki maksadım beş yıldan beri Mardin'deyim ve bu şehri çok seviyorum. Mardin'in eski isimlerinden olan Merdin'i ve kendisine çok benzetildiğim Marilyn Monroe'in soyadını kullanmak istedim. Bu şekilde patent başvurusunda bulunduk. İki ay bekleme süresi varmış. Başvurumuzun değerlendirilmesinin ardından bu ismi ve logoda yer alan fotoğrafı kullanmayacağımızı bildirdiler. Gerekçe ise fotoğraftaki kişinin Marilyn Monroe olduğu ve Monroe soyadını kullanmak oldu. Bunun üzerinde ben de fotoğraftaki kişi Marilyn Monroe olmadığı, kendim olduğunu ispatlamak için mahkemeye başvurdum" dedi.

Görüntü Dökümü
--------
İşyerinden görüntü
Melek Akarmut ile fotoğraf çektirmek isteyen hayranları
Röportajı
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Nezir GÜNEŞ/MARDİN,

GÖRÜNTÜ BOYUTU 540 MB

=======================================================

8)TÜRKİYE'DE KADINLARIN EN FAZLA SELFİE ÇEKTİĞİ İL KOCAELİ OLDU

İZMİT( ),- İZMİR'de özel bir üniversitenin yüksek lisans öğrencisi Şule Baş hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline dönüşen öz çekimi (Selfie)'nin Türkiye haritasını çıkarttı. Herkese açık Instagram hesapları üzerinden yaptığı araştırmaya göre, kadınların erkeklere oranla en fazla özçekim (selfie) çektiği il Kocaeli oldu.
İzmir'deki özel bir üniversitenin İletişim Yüksek Lisans Programı öğrencisi Şule Baş, herkese açık Instagram hesapları üzerinden Türkiye'nin selfie haritasını çıkardı. Baş'ın çalışmasına göre, kadınların erkeklere oranla en fazla selfie paylaştığı il ise Kocaeli oldu. Kocaeli'de yaşayan kadınlar ise araştırmanın sonucuna şaşırdı. Kadınlar araştırma sonucunun İstanbul çıkmasını beklediklerini söylerken, genellikle gezmeye gittiklerinde selfie çektiklerini belirttiler.
Üniversite öğrencisi Nursena Çalış, "Çok fazla selfie çekmiyorum çünkü sosyal medya kullanmıyorum. Selfie çekenleri normal buluyorum çünkü bu çağda herkes selfie çekiyor, fotoğraf paylaşmak artık çok normal bir şey haline geldi. Herkes Instagram, Snapchat gibi uygulamalar kullanıp selfie çekiyor. Bende selfie çekmeyi çok eğlenceli buluyorum ama kullanmıyorum" dedi.
'BİR GÜN İÇERSİNDE BOL BOL SELFİE ÇEKİYORUM'
Gezdiği yere göre çektiği selfi sayısının değiştiğini söyleyen Üniversite öğrencisi Gülseda Çalış, "Ben selfie çekiyorum ama bence bu istatistiğin biraz fazla olmadı iyi bir şeyi göstermiyor. Bence psikolojik olarak insanları kötü etkiliyor. Ne kadar çok selfie çekersek, o kadar çok kusur buluyoruz kendimizde. Sosyal medyada geziniyoruz başka insanları görünce, 'Bu daha güzelmiş, şu daha güzelmiş' diyerek biz de daha fazla selfie çekmeye başlıyoruz. Ben gün içerisinde bol bol selfie çekiyorum. Bu sayı gezdiğim yere göre değişiyor. Her gün durup durup kendimizi çekmiyoruz ama güzel manzaralı bir yer vardır ya da topluca arkadaşlarımızla buluşmuşuzdur o zaman çekiyorum. Miktarı ortama göre değişiyor" şeklinde konuştu.
Üniversite öğrencisi Esra Çalış, "Ben selfie çekiyorum, anıları canlı tutmak ve ölümsüzleştirmek için güzel bir şey bence. Bu zamanda kendimizi daha çok millete ispatlamak gibi olduğu için artık eğlenmeye bakmıyoruz da sanki insanlara bir şeyler kanıtlamak peşindeyiz. Bana öyle geliyor. Sürekli olmasa da benim de öyle yaptığım bir şey. Anı için güzel ama kanıtlamak için kötü bir şey benim için. Çevremde sürekli selfie çeken 1-2 tane arkadaşım var. Sürekli her şeyi çeken arkadaşlarım var bu hoş bir şey değil. Eğlenmek yerine neden sürekli fotoğraf çekiyoruz ki?" ifadelerini kullandı.
'BEN HERGÜN SELFİE ÇEKMİYORUM'
Sürekli selfie çekenleri iyi değerlendirmediğini söyleyen Üniversite öğrencisi Bahar Taşpınar, "Ben her gün selfie çekmiyorum. Tuvalette, otobüste, iş yerinde, canım nerede istiyorsa orada selfie çekiyorum. Sürekli selfie çekenleri çok iyi değerlendirmiyorum çünkü insanlar sürekli kendilerini kanıtlama ihtiyacı içindeler. Kendimizi güzel hissetmediğimiz zaman artık ayna kullanmıyoruz, ön kamerayı açıp kendimize bakma ihtiyacı hissediyoruz bu çok güzel bir şey değil. Bir kadının veya bir erkeğin kendini sürekli görsel olarak görmesi çok iyi değil. Kocaeli'nin buradaki özel durumu nedir bilmiyorum ama Kocaeli'de biraz ataerkil bir düzen var dolayısıyla kadınlar kendilerini biraz değersiz hissediyor, kadınların aşağılandığını görüyorum. Bu da kendini ispatlamak için selfie çekme ihtiyacı getiriyorö şeklinde konuştu.
'KOCAELİ OLMASINA ŞAŞIRDIM'
Özel bir firmada çalışan Zeynep Sena Ocak, "Arkadaş toplantılarında, doğum günü gibi etkinliklerde selfie çekiyoruz genelde. Türkiye'de kadınların en fazla selfie çektiren ilinin Kocaeli olmasına şaşırdım. İstanbul olmasını beklerdim açıkçası. İnsanlar Kocaeli'de çok fazla dış görünüşe önem veriyor. Sosyal medya da çok yaygın kullanılıyor, sosyal hayat biraz daha az burada. Bu yüzden olabilir, sosyal medyada çok fazla vakit geçiriyoruz Kocaeli'de bu yüzden çok fazla selfie çekiliyor olabilirler. Ben çok fazla fotoğraf çektirmeyi sevmiyorum açıkçası bu yüzden çok fazla selfie çekmiyorum. Sürekli fotoğraf çeken arkadaşlarım var etrafımdaö dedi.
Emekli fabrika işçisi Yavuz Kızılgöl, "Kadınlar başımızın tacıdır. Kocaeli güzel bir şehir, manzarası bol, doğası bol. Kadınlar ondan etkileniyordur, kendilerini de seviyorlar demek ki bu yüzden fazla fotoğraf çektiriyorlar. Bu güzel bir şey, güzelleşmelerine katkısı oluyor. Yaptıkları iş normal benceö ifadelerini kullandı.
Özel bir firmada çalışan Başak Sel, "Çektiğim selfie sayısı gün içerisinde değişiyor. Çalıştığım için zaten gün içerisinde çok fazla çekemiyorum ama haftasonu bir yerlere gidiyorsak çok fazla selfie çekiyorum. Sosyal medyada paylaşırken kendimizi güzel hissediyoruz, eğer fotoğraflarımız beğeniliyorsa daha da güzel hissediyoruz kendimizi. Sanırım biraz kendimizi güzel göstermek için ya da gittiğimiz yerleri göstermek için çekiyoruz. Çevremde çok fazla selfie çeken var. Seviyoruz arkadaş grubu olarak selfie çektirmeyi" şeklinde konuştu.
'GÜNDE ORTALAMA 5 SELFİE ÇEKİYORUM'
Hergün selfie çektiğini belirten 9 yaşındaki Emine Miray Diler, "Günde ortalama 5 defa falan selfie çekiyorum. Bir yerlere gittiğimde, gittiğim yeri güzel bulduğumda çekmeyi seviyorum. 9 yaşındayım arkadaş çevremde de selfie çekiyoruz. Birlikte olduğumuz zamanlarda daha çok çekiyoruz. Sosyal medyada paylaşıp beğeni aldığımızda daha çok seviniyoruz. Kendimizi daha iyi hissediyoruz. Mutlu oluyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü
---------------------
Telefonlarıyla uğraşan kadınlar
Kadınlarla röpler
Detay

HABER: Ergün AYAZ-KAMERA: Dinçer AKBİR/İZMİT(Kocaeli),

=======================================================

9)ÜS BÖLGESİ, YÜZME HAVUZLU SOSYAL TESİSE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

HAKKARİ'nin Irak sınırının sıfır noktasında bulunan ve bugüne kadar adı hep terör olayları ile anılan Çukurca ilçesindeki 1500 rakımlı Bayrak Tepe Üs Bölgesi, Emniyet ve Belediye tarafından sosyal tesise dönüştürülüyor. Huzur ortamının sağlanması ile birlikte artık gerek duyulmayan üs bölgesine yarı olimpik bir yüzme havuzu, kafeterya ve seyir terası inşa ediliyor. Çukurcalılar, bundan sonra ilçe merkezini kuş bakışı göre bilen eski üs bölgesinde havuza girmenin, seyir terasında ise kahve içmenin keyfini yaşayacak.
Hakkari kent merkezine yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta bulunan 10 bin nüfuslu Çukurca ilçesinde çok önemli değişimler yaşanıyor. Taş evleri, susamdan yapılan tahini, çeltiği, narı ve üzümü ile ünlü ilçede terörle mücadele konusunda başarılı çalışmalar yürütülüp, huzur ortamı sağlanınca artık sosyal yaşama dönük önemli değişimler yaşanmaya başlandı. İlçe merkezine yakın olan ve ihtiyaç duyulmayan üs bölgeleri artık farklı amaçlarla kullanılıyor. Çukurca'nın kuzeyinde bulunan 1500 rakımlı Bayrak Tepe Üs Bölgesi de Emniyet ve Belediye tarafından sosyal tesise dönüştürülüyor.
Bugüne kadar polisin ve askerin terörle mücadelede etkin olarak kullandıkları Bayrak Tepe Üs bölgesine yarı olimpik bir yüzme havuzu, çocuk havuzu ayrıca çevresinde kafeterya, fırın ve seyir terası bulunan bir sosyal tesis inşa ediliyor. Çukurcalılar, bundan sonra ilçe merkezini kuş bakışı görüp, doyumsuz bir manzara sunan eski üs bölgesinde havuza girmenin, seyir terasında ise kahve içmenin keyfini yaşayabilecek.
Sosyal tesiste incelemelerde bulunan Belediye Başkanı AK Parti'li Ensar Dündar, çalışmaların bitme aşamasına geldiğini söyledi. İlçe Emniyet Müdürlüğü ile birlikte tesis inşa ettiklerini ve çok yakın bir zamanda ilçe halkının hizmetine sunacaklarını anlatan Belediye Başkanı Dündar, ilçede yaptıkları birçok çalışmanın olduğunu söyledi. Yakın bir zamanda İlçenin çehresini değiştiğini anlatan Dündar şöyle konuştu:
"Çukurca İlçe Emniyet Müdürlüğümüz ile beraber buradan ne yapabiliriz diye düşündük. Akdeniz iklimi olduğu için ilçemiz çok sıcak. Bunun için de bir havuz yapmaya karar verdik. Bunun yanı sıra yanında çocuk havuzu kafeterya bir sosyal tesis yapmaya da karar verdik. Şu ana kadar çalışmalarımızın yüzde 80'nin tamamladık. İnşallah yakında bütün halkımızın hizmetine sunacağız. Çok güzel bir tesis olacak. Çukurca eskiden terör olayları ile anılırken artık doğasıyla, raftingiyle, Zap markasıyla, sosyal tesisleri, kale evleri ve benzer projelerle anılıyor. İnşallah Çukurca yakında çok daha güzel olacak."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
——————————
-Sosyal tesisin genel görüntüsü
-Sosyal tesiste yapılan çalışmalar
-Yapılan havuzdan görüntüler
-İşçilerin çalışmaları
-Ak Partili Çukurca Belediye Başkanı Ensar Dündar'ın çalışmaları incelemesi
-Daha önce üs bölgesi olarak kullanılan tesisten görüntüler
-Ak Partili Çukurca Belediye Başkanı Ensar Dündar ile röportaj
-Çalışmalardan görüntüler
-Sosyal tesisin genel ve detay görüntüleri
SÜRE: 3 dakika 27 saniye
BOYUT: 667 MB

Orhan AŞAN- Mehmet ÖZKAN- Serdar KARA/ÇUKURCA (Hakkari),

========================================================

10)ÇAMLIYAYLA'DA, İĞNE OYASI FESTİVALİ
MERSİN'in Çamlıyayla ilçesinde bu yıl 5'incisi düzenlenen İğne Oyası Festivali, renkli görüntülere sahne oldu.
Festivalin açılış törenine milletvekilleri Hacı Özkan, Baki Şimşek, Kaymakam Resul Yıldırım, Belediye Başkanı İsmail Tepebağlı, STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Burada konuşan Şimşek, "Zeytindalı operasyonu sırasında, zeytin dalından yapmış oldukları iğne oyalarını TBMM'ye göndererek, bütün milletvekillerinin yakasına zeytin dalı iğne oyasıyla meclis kürsüsüne çıkmalarını sağladıkları için Çamlıyaylalı kadınlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
Emine Bulut cinayetine dikkat çeken Hacı Özkan ise katilin en ağır cezayı alması için gerekenin yapılacağını söyledi.
Konuşmaların ardından dans oyunları gösterisi sunuldu. İlçedeki kadınlar tarafından yapılan iğne oyası örnekleri kurulan stantlarda sergilendi, vatandaşlara sıkma ve börek ikramı yapıldı. Organizasyon kapsamındaki defile ile iğne oyası ile işlenmiş kıyafetler de mankenler tarafından alandakilere tanıtıldı.

Görüntü Dökümü
---------------------------

- Halk oyunları gösterisi
İğne oyası örneklerinden genel ve detay görüntüler
Alandan genel görüntü
Milletvekili Baki Şimşek'in konuşması
Defileden görüntüler

SÜRE: 04'10"     BOYUT: 451 MB
Haber-Kamera: Okan ÇALIŞKAN/ÇAMLIYAYLA(Mersin),

=======================================================




Çukurca, Kocaeli, Hakkari, Sinop, Güncel

Kaynak: DHA

14.12.2019 16:31:08