Dha yurt bülteni - 4

DİYARBAKIR'DA 112 YILLIK GÖZ KAMAŞTIRAN TESPİH Diyarbakır'da tespih ustası Mehmet Aydın'ın (35) atölyesinde bulunan 40 bin lira değerindeki 112 yıllık tespih, göz kamaştırıyor.

02.10.2019 10:26 | Son Güncelleme: 02.10.2019 10:26Dha yurt bülteni - 4

DİYARBAKIR'DA 112 YILLIK GÖZ KAMAŞTIRAN TESPİH

'da tespih ustası Mehmet 'ın (35) atölyesinde bulunan 40 bin lira değerindeki 112 yıllık tespih, göz kamaştırıyor. Aydın, 1907 yılında Osmanlı döneminde bakalit kehribardan üretilen tespihin, koleksiyonerlerin gözdesi olduğunu söyledi.

Merkez Sur ilçesinde elektrik tamirciliği yapan Mehmet Aydın, 2015- 2016 yıllarında PKK'lı teröristler tarafından kazılan hendekler ve kurulan barikatlar ile bunların kapatılıp kaldırılması ve teröristlerin etkisiz hale getirilmesi amacıyla düzenlenen operasyonlar nedeniyle iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Terör olaylarının arından elektrik tamirciliğini bırakan Aydın, ilgi duyduğu tespih üretimine başladı. Aydın, şimdilerde 16 kişiyle birlikte ürettiği tespihlerin yüzde 50'sini Avrupa'ya ihraç ediyor.

Hendek ve barikat olaylarının ardından tespih üretmeye karar verdiğini belirten Aydın, "Üniversite eğitiminden sonra Diyarbakır'da uzun yıllar elektrik tamirciliği yaptım. Sur'da hendek olaylarından sonra meslek değiştirmek zorunda kaldım. Sevdiğim için tespih ustası olmaya karar verdim. Kendi başıma bu mesleği öğrenmeye karar verdim. Bir torna makinesi aldım ve bu dükkanın arka tarafına geçtim ve işi öğrenene kadar çalışmaya devam ettim. Ürettiklerim piyasada kabul görmeye başladıktan sonra iş arkadaşlarıma personel yetiştirmeye başladım" dedi.

'AVRUPA'DA YAŞAYAN TÜRKLER TESPİHİ ÇOK SEVİYOR'
Türkiye'deki tespih ustalarının büyük bir bölümünün Diyarbakır'da bulunduğunu belirten Aydın, şunları söyledi:
"Ürettiğimiz tespihler tamamıyla el işçiliği olunca bu kadar üretebiliyoruz. Bunun dışında biraz daha normal, sıradan tespih istenirse zaten bir kişi tek başına 3- 4 tespih çıkartabiliyor. Ama işçilikler de çeşit çeşittir. Biz en zor olanı kuru torna dediğimiz taneleri zımpara değil de bıçakla yaptığımız zanaatla ancak bir kişi çok zorlarsa ancak bir tespih üretebilir. Şu an üretimimizin yüzde 50'sinden fazlasını yurt dışına gönderiyoruz. Avrupa'da yaşayan Türkler, tespihi çok seviyor. Bize ulaşıp tespih istiyorlar. Avrupalıların kültüründe tespih yok. Araplar var, Orta Doğu'da bir de bizim insanlarımız var."

112 YILLIK OSMANLI KEHRİBARININ FİYATI 40 BİN LİRA
Aydın, atölyesinde ürettiği tespihlerin en düşüğünü 100 liradan sattıklarını belirterek, bazı tespihlerin fiyatı 30 bin liraya kadar yükseldiğini aktardı. Atölyesinde Osmanlı döneminde bakalit kehribardan üretilen bir tespihin de olduğunu söyleyen Aydın, "Bu tespih 1907 yılında üretildi. Şu an koleksiyoner ve yatırımcıların gözdesi halinde. Fiyatı ise 40 bin lira. Antika değeri taşıyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------
Atölyeden görüntü
Atölyedeki tespihleri
Tespih üretimi
112 yıllık tespih
Aydın'ın konuşması
Muhabir anonsu
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Emrah KIZIL-Selim KAYA/DİYARBAKIR,

================================

HAFRİYAT KAMYONU KAZASININ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

İzmir'in Bornova ilçesinde, park halindeki kamyonun, yokuş aşağı kayıp 9 otomobile çarparak zarar verdiği kazanın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Kaza dün saat 14.00 sıralarında, Meriç Mahallesi 5711/5 Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, 35 HB 0031 plakalı hafriyat kamyonu, park halindeyken bilinmeyen bir sebeple yokuş aşağı kaymaya başladı. Yokuştan inerken hız kazanan kamyon, sokakta park halinde bulunan 9 otomobile çarptı. Gürültüyü duyan mahalle sakinleri, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen ekipler, sokakta önlem aldı. Kazada ölen ya da yaralanan olmazken, hasar gören 9 araç, çekiciler tarafından kaldırıldı. Korku yaşayan mahalle sakinleri, sokakta çocukların sürekli oyun oynadığını ve o saatte orada bulunmamaları sayesinde olası bir facianın önlendiğini söyledi. İsmi öğrenilemeyen kamyon şoförü gözaltına alındı.
Öte yandan, olay, sokaktaki bir apartmanın güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, yolun sol tarafındaki araçları önüne katan kamyonun daha sonra yönünün değiştiği ve sağ taraftaki araçlara da zarar verdiği görülüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Olayın güvenlik kamerası görüntüleri

Haber: Davut CAN - Kamera: İZMİR,

=====================================

OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI YAYA YARALANDI

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde yolun karşısına geçmek isteyen Ayşe Tuncer (77) otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı.
Olay, dün saat 18.30 sıralarında Pazarcı Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi'nde meydana geldi. Caddeden yolun karşısına geçmeye çalışan Ayşe Tuncer'e, Ali Yılmaz'ın kullandığı 07 AP 811 plakalı otomobil çarptı. Yola savrulan Tuncer, ağır yaralandı. Kazayı görenlerin vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Ayşe Tuncer, ambulansla Gazipaşa Devlet Hastanesi'ne götürüldü.
Durumu ağır olduğu öğrenilen Ayşe Tuncer, hastanede yapılan kontrollerinin ardından Alanya'da bulunan bir hastaneye sevk edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Hastaneden görüntü
Ayşe Tuncer'in ambulansa konulması
Ambulansın gidişi
HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA,
===================================

YAPTIĞI HAREKET PAHALIYA PATLADI

Düzce'de, drift atan sürücüyü gören vatandaşların ihbarı üzerine polis çevredeki güvenlik kameraları kayıtlarını inceleyerek sürücüyü belirledi. Ehliyetine el konulan sürücüye, 5010 lira para cezası kesildi.

Düzce'de, Erhan E. Azmimilli Mahallesi Cevdet Komit Caddesi üzerinde 81 EG 932 plakalı otomobilini yol kenarına park ederek, alışveriş için markete girdi. Alışverişin ardından otomobiline dönen Erhan E. kalkış yaparken drift atarak uzaklaştı. Çevredeki vatandaşların şikayeti üzerine Düzce İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi ekipleri çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye başladı. İnceleme sonunda araç plakası ve sürücüsü tespit edildi. Araç plakasından sürücüye telefonla ulaşılarak bulunduğu yer tespit edildi. Sürücüye 5010 lira para cezası uygulanırken, ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Araç ise trafikten men edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Güvenlik kamerası görüntüsü
Sürücünün aracı park ederken görüntüsü
Sürücünün aracına giderken ve drift yaparak kalkış yaparken görüntüsü
HABER : Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,
===================================

OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI ÇOCUK, AĞIR YARALANDI

Adıyaman'ın Besni ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışırken otomobilin çarptığı 13 yaşındaki Nihat K., ağır yaralandı.
Kaza, sabah saatlerinde ilçeye bağlı Erdemoğlu Mahallesi'nde meydana geldi. İlçe merkezine doğru giden Beytullah Elçi yönetimindeki 02 AAV 326 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmeye çalışan Nihat K.'ye çarptı. Kazada Nihat K., ağır yaralandı. Nihat K., çağırılan ambulansla Besni Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedaviye alınan Nihat K.'nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi.
Otomobil sürücüsü Beytullah Elçi, ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Olay yeri
Yaralı çocuk
Sağlık görevlileri
Yaralıya müdahale
Yaralının ambulansa alınması
- Çevredeki vatandaşlar
Kazaya karışan otomobil
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Mustafa ÖNDOĞAN-ADIYAMAN-DHA)
================================

İKİ ÜNİVERSİTE BİTİRDİ, KÖYÜNDE KEÇİ BESLEMEYE BAŞLADI

Şehir hayatından sıkılan Tunç Demirkaya (41), Bartın'ın Ulus ilçesindeki babasından kalan arazide 45 keçi besliyor. İki üniversite bitiren, kendisine Karadeniz'in mandıra filozofu denildiğini söyleyen Tunç Demirkaya, doğaya sığınmaya geldiğini, doğanın kabul edeceği stres olarak tanımladığı çöpleri attığını söyledi.

23 yıl önce Ulus ilçesinde liseden mezun olan Tunç Demirkaya, Çukurova Üniversitesi İşletme Bölümü ile İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra 10 yıl Almanya'da, ardından da İstanbul'da şirketlerde çalıştı. Tunç Demirkaya, 4 yıl önce Ulus'a bağlı Küllü köyüne dönerek babasına ait 2 dönümlük arazide önce tavuk sonra kaz alarak beslemeye başladı. Sonrasında 5 keçi alan Demirkaya'nın şu anda 45 keçisi bulunuyor. Beslediği köpekleriyle birlikte keçileri otlatmaya giden Tunç Demirkaya, vakit buldukça kitap okuyarak, huzur buluyor.

DOĞAYA SIĞINMAYA GELDİM
Tunç Demirkaya, İstanbul'da çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra doğduğu topraklara dönme kararı aldığını belirterek, "4 yıldır burada mutlu ve huzurluyum. Buraya doğaya sığınmaya geldim. Aslında bende olan ve doğanın kabul edebileceği çöpleri buraya bırakmaya geldim. Nedir bu çöpler? Benim atılabilen şeylerimin başında iş stresimiz, tüm hayatımız boyunca üzerimize binen o yükler ve ben bunları doğayı kirletmeden buraya bırakabileceğimi öğrendim. O nedenle buradayız. Köye döndükten sonra küçükbaş ve diğer hayvanları hobi amacıyla beslemeye başladık. Daha sonra 5 tane keçi aldım. Şimdi keçi sayımız 45 oldu, amacımız 45'i 400 yapmak bin yapmaktır. ve köyümüzde artık hayvancılık hiç yok, ancak Karadeniz de bunu yapmak çok zor oluyor. Ama severseniz bir sıkıntı yok.ö dedi.

'PİŞMAN DEĞİLİM'
Köyüne döndüğü için pişman olmadığını söyleyen Demirkaya, şöyle konuştu:
"Kesinlikle pişman değilim, büyük şehirde sabah 8'de iş başı yapacaksanız, 5,5'da kalkmanız gerekmekte, zaten siz işe gidinceye kadar, birçok stres ve sıkıntı yaşayıp iş başı yaptığınız anda yorgun düşüyorsunuz, çalışma baskısı, rekabet, kendinize yer edinme, bunlar beni yoran şeylerdir. ve ben bunu bütün insanlara öneriyorum, yani gidip de 100 bin liraya 500 bin liraya kredi çekip, lüks araçlar yada betondan duvarlar satın almasınlar, kendilerini bir yere bağlamasınlar ve Anadolu'nun herhangi bir yerinden 200 metrekare bir arazi satın alıp, hayat boyu üzerlerinde biriken yükü o arazi de bırakabilirler. ve bunu yapmak için paraya da ihtiyaç yok. ve benim için insanlar belli bir süre yurt dışında kalarak, belli birikim sayesinde bunu yaptığımı sanıyorlar ama, yanılıyorlar. Ben böyle bir birikimle bunu yapmadım. Sıfırdan başladık, buna para ayırmadık, kredi de çekmedik, devletten de bir beklentimiz olmadı, hobi diye başladık, sonradan gördük ki, 5 keçiyle 10 keçiyle olabiliyormuş ve bu hayvanlar sürekli ürüyor. Yeter ki siz onları sevin ve onun ihtiyaçlarını karşılayın her şey olur.ö

KARADENİZ'İN MANDIRA FİLOZOFU
Demirkaya kendisini 'Mandıra filozofu' karakterine benzettiklerini ifade ederek, "Benim saçlarım uzun sakallarım uzun, konuşma yapım, doğayla iç içe olmamdan dolayı, 'Mandıra filozofu' filmindeki karaktere benzetiyorlar. Diyorlar ki sen Karadeniz'in mandıra filozofusun, benim de çok hoşuma gidiyor. Mandıra filozofu olarak kaldık. Teknolojiyle aram hiç yok, televizyon hiç izlemiyorum. Ama sosyal medyada her gün fotoğraf paylaşıyorum. Bazen fotoğraf paylaşmayınca arkadaşlarım kızıyor. Şunu da söylemek gerekir. Bütün hayvanlarımı arkadaşlarım benden iyi tanıyor. Ayrıca en kısa zamanda cep telefonu kullanmayacağım" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Tunç Demirkaya'nın keçileri beslemesi
-Keçilerle ilgilenmesi
-Keçilere ahırda ekmek vermesi
-Detay görüntüler
-Demirkaya'nın kuzu ile kitap okumas
-Demirkaya ile röp.
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,
================================
EVİNDE ZURNA KAMIŞI ÜRETİP, YURT DIŞINA GÖNDERİYOR

Tokat'ta çocukluğunda heveslenerek çalmasını öğrendiği zurnacılığı meslek edinen Servet (36), üfleme kamışlarını da evinde kendi üretiyor. Yılda yaklaşık 10 bin üfleme kamışı yapan Karataş bunları hem yurt içine, hem de Almanya, Fransa, Avusturya ve Hollanda gibi ülkelerde zurnacılık yapan Türk müşterilerine gönderiyor.
Kent merkezinde ikamet eden bir çocuk babası Servet Karataş, 12 yaşında Horon köyüne gelen seyyar satıcılarda plastik kaval görerek merak saldı. İlkokuldan sonra eğitimine devam etmeyen Karataş, kaval çalmayı öğrendi. Askerliğini yaptıktan sonra bu kez zurna çalmayı da öğrenen Karataş, düğünlerde bu işi yapmaya başladı. Karataş, bu süreçte zurna çalarken üfleme kamışı konusundaki sorunlar yaşaması üzerine, onun yapımını öğrenmek istedi. İşin ustalarından aldığı bilgiler ile 24 yaşında zurna kamışı yapmaya başlayan Karataş, kendisini geliştirerek bu işin ticaretine girişti. Şimdilerde evinde zurna kamışı üreten Karataş, yurt içi olmak üzere yurt dışında da Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda'da bulunan müşterilerine sipariş üzerine zurna kamışı gönderiyor.
Kaval merakı ile bu işlere başladığını belirten Servet Karataş, "Köye satıcılar gelirdi. Bir gün onlara bakarken bir tane kaval gördüm. Onu aldım ve onunla çalmaya başladım. Ama ben bu işin sonrasında bu noktaya kadar geleceğini tahmin etmemiştim. Okula devam etmedim. Köyde kaldım boş zamanlarımda çala çala bu noktaya geldim. Askerden geldikten sonra kendimi tamamen farklı noktalarda buldum. Önce zurnayı sonra kamışı öğrendim. Bir heves çeken bir şey var, bırakamıyorsun. Zurna kamışını eskiden ustalardan isterdik ve alırdık. Belirli zaman sonra kötü olurdu, seste deforme olurdu. Bulamazdık bunu. Sonra arayış içerisine düştük. Sazlıklardan kendim kesmeye başladım. Bunu kendim yapmam lazım dedim. Nasıl yapıldığını öğrendim. Zurna çaldığım için kendim yapmak mecburiyetindeydim. Çünkü benim çaldığım zurnanın kamışını başka bir müzisyen gelip alamaz. O şekilde başladı ve imalata kadar geldi" diye konuştu.
Yaptığı zurna kamışlarını talep üzerine yurt dışına da gönderdiğini anlatan Karataş, "Almanya, Fransa, Avusturya ve Hollanda gibi ülkelerde de müşterilerimiz var. Tabi bu müşterilerimiz Türk, buradan gitmiş müzisyen arkadaşlarımız. Onlar da beni sosyal medyadan tanıdı ve ulaştılar. Onlara garantili olduğunu anlattım ve aldılar memnun kaldılar. Türkiye'deki müzisyen arkadaşlarımız Tokat'a kadar geliyorlar almak için. Almak isteyen veya merak eden yaşadığı şehirden geliyor" dedi.

YILLIK 10 BİN KAMIŞ İMAL EDİYOR
Yıllık yaklaşık 10 bin kamış imal ettiğini söyleyen Karataş, "Yapım aşamasında çatlayan oluyor ama aylık baza vurduğumuz da 500 ile 1000 arasında kamış çıkıyor elimizden. Hem müzisyenlik hem de imalat konusunda ailede de, doğup büyüdüğüm geldiğim köyde de ben tekim. Daha önce bizde hiç müzisyen yoktu. Ben bu mesleği geleceğe aktarmak isterim. Günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Düğünlerimiz de artık zurna ilgi görmüyor. Ama ben bu geleneğin ölmemesinden yanayım. Çünkü zurna gidince halk oyunları da gidiyor, yöresel oyunlarımız da gidiyor. Ondan dolayı ben gelecek nesle aktarmak isterim. Ben isterim ki çocuğum büyüyünce zurna çalsın. Çocuğumun da ilgisi var çalıyor, ona öğretiyorum" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü:
-Evinden görüntüler
-Zurna kamışı yapım aşaması
-Zurna çalması
-Konuşmaları
-Detaylar
Haber-Kamera:  Fatih YILMAZ-Halil İbrahim YEL/TOKAT,
================================

ÖĞRENCİLER AFET ÇANTASI HAZIRLADI

Burdur'da ilkokul öğrencilerinde farkındalık oluşturmak ve afet bilinci yerleştirmek için Acil ve Afet Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından afet çantası hazırlattırıldı.
AFAD tarafından ilan edilen 'Afetlere Hazırlık Yılı' etkinlikleri kapsamında Burdur merkezdeki 5 ilkokulda 4'üncü sınıf öğrencileri tarafından afet çantası hazırlandı. Öğrenciler çantaya ilk yardım malzemeleri, radyo, düdük, çakı, el feneri, giyecek, su, battaniye, bozulmayan gıdalar ve kağıt, kalem gibi malzemeleri koydu.
AFAD Şube Müdürü Ali Gökhan Toklu, "Afete Hazırlık Yılı etkinlikleri kapsamında okullarımızda öğrencilerimize afet çantası hazırlatıyoruz. Bu kapsamda il merkezimizde 5 ilkokulumuzda öğrencilerimizle birlikte afet çantalarımızı hazırladık. Bugüne kadar Bahçelievler, Özboyacı, Gazi, Altın Terim Solmaz ve Velicangil ilkokullarında çocuklara küçük yaşta afet bilinci yerleşmesi için afet çantası hazırlatıyoruz. Çantayı biz hediye ediyoruz. İçinin malzemelerini öğrenciler getiriyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Öğrencilerin malzemeleri çantaya koyması
Ali Gökhan Toklu ile röportaj
Öğrencilerin malzemeleri çantaya koyması
Detay
HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,



Diyarbakır, Karataş, Aydın, Güncel

Kaynak: DHA

21.11.2019 19:28:02