DHA YURT BÜLTENİ-4

Türkiye'nin en yüksek barajı, 750 bin nüfuslu kenti aydınlatacak Artvin'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı süren ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı...

24.11.2019 10:52 | Son Güncelleme: 24.11.2019 10:52DHA YURT BÜLTENİ-4

Türkiye'nin en yüksek barajı, 750 bin nüfuslu kenti aydınlatacak

Artvin'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı süren ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı ve HES projesinde 154 metre gövde yüksekliğine ulaşıldı. Türkiye'nin en prestijli projeleri arasında yer alan, 2021 yılında devreye girecek Yusufeli Barajı ile yaklaşık 750 bin nüfuslu bir kentin yıllık enerji ihtiyacı karşılanmış olacak.

Türkiye sınırları içerisinde 410 kilometrelik uzunluğa sahip Kuzeydoğu Anadolu'nun en büyük nehirlerinden olan Artvin'deki Çoruh Nehri üzerinde, 26 Şubat 2013 tarihinde, dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından telekonferans bağlantısı ile temeli atılan Yusufeli Barajı ve HES Projesi inşaatı sürüyor. 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, dünyanın ise çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı'nda, 558 megavat kurulu güce sahip santral ile 750 bin nüfuslu bir şehrin elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. Türkiye'nin kendi öz kaynakları ile tamamı Türk mühendisler tarafından inşa edilen baraj projesinde, 154 metre gövde yüksekliğine ulaşıldı. 2 milyar 130 milyon metreküp su depolanacak ve 2,5 milyar liraya mal olması planlanan proje ile günlük 3 milyon lira elektrik enerjisi geliri elde edilecek. Projenin 2021 yılı Nisan ayında devreye girmesi planlanıyor.

GÜNDE 6 BİN 500 METREKÜP BETON DÖKÜLÜYOR

Baraj inşaatında 440 metre temel kotundan başlanarak 710 metre kotuna yükselecek olan 275 metrelik gövde inşa edilecek. Gövde yüksekliği 100 katlı bir gökdelene eş değer olacak Yusufeli Barajı'nda, Artvin'den Edirne'ye 13 metre platform genişliğinde beton yol veya 120 metrekarelik 60 bin adet konutun inşa edilebileceği 4 milyon metreküp beton kullanılacak. Günde 6 bin 500 metreküp beton dökümünün 3 hava hattı ile taşımalı olarak sürdüğü baraj projesinde gelecek yılın yarısından itibaren su tutulmaya başlanacak.

'4 BİN 500 KİŞİ, 24 SAAT ESASLI ÇALIŞIYOR'

Yusufeli Baraj İnşaatı Müdürü Ferudun Ünsal, Türkiye'nin en yüksek baraj inşaatında 154 metre gövde yüksekliğine ulaşıldığını belirterek "Yaklaşık 4 bin 500 personelle birlikte 24 saat esası ile çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Barajımız, 2013 yılı Nisan ayıyla beraber imalata başlamış olup 154 metrelik gövde yüksekliğini tamamlamış bulunmaktayız. Yaklaşık 1 yıl önce başlayan gövde betonu imalatımızda 154 metrelik seviyeye geldik. Önümüzdeki yıl ekim ayının sonunda da gövde imalatımızı tamamlayıp, 2021 yılı nisan ayında enerji üretimi yapılması planlanmaktadır. Gece gündüz kesintisiz bir vaziyette çalışmaktayız. Bu barajla beraber yaklaşık 70 kilometrelik lokasyonda yol çalışmalarımız var. Bunları da yine önümüzdeki yılın sonunda baraj imalatının bitimiyle beraber tamamlayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifade ettiği tarihte, gelecek yıl sonunda gövde imalatının bitirileceğini söyleyen Ünsal, "2021 nisan ayında da enerji üretecek duruma geleceğiz. Bu barajımızın ülke ekonomimize katkısı yıllık 250 milyon dolar olması bekleniyor. Baraj, Erzurum ili büyüklüğündeki bir kentin enerjisini karşılayacak" diye konuştu.

ÇORUH HAVZASI'NA 143 PROJE PLANLANDI

Bayburt ilindeki Mescit Dağları'ndan doğan ve Gürcistan'ın Batum ilinden Karadeniz'e dökülen Çoruh Nehri, dünyada Güney Amerika'daki Amazon Nehri'nden sonra ikinci, Türkiye'nin ise en hızlı akan nehridir. Çoruh Nehri'nin Türkiye sınırlarını terk etmeden önceki ortalama debisi saniyede 192 metreküp, yıllık ortalaması ise 6,3 milyar metreküptür. 431 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehri'nin 410 kilometresi Türkiye sınırlarında, 21 kilometresi ise Gürcistan sınırlarında yer almaktadır. Çoruh Nehri'nin Türkiye sınırları içerisindeki menba kısmındaki Laleli Barajı ile mansap kısmındaki TBMM 85'inci Yıl Muratlı Barajı arasında kurulan santrallerde toplam 2632 megawatt kapasiteyle yılda 8.631 gigawatt elektrik üretilecek. Çoruh Havzası'nın yan kolları ile birlikte toplamda 143 adet baraj ve HES projesi ile yılda 14 bin 552 gigawatt elektrik üretimi gerçekleştirilmiş olacak.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Baraj inşaatı detayları

Detaylar

Proje Müdürü Ferudun Ünsal'ın açıklamaları

Haber-Kamera: Nusret DURUR ARTVİN-DHA

======================

55 yıllık 'prenses' tatlısı, Sinop'un simgesi oldu

Sinop'ta 55 yıl önce iki tartolet arasına hafif krema ve üzeri çikolatayla kaplanıp, fıstık serpilerek üretilen 'prenses' tatlısı, ilgi odağı oluyor. Kentin simgesi olan tatlı, sipariş üzerine yurt dışına da gönderiliyor.

Kentte, 1925 yılında kurulan Şen ailesine ait asırlık pastanede, 55 yıl önce bir tatlı üretildi. 'Prenses' adı verilen tatlının ünü günümüze kadar ulaşarak, kentin yöresel tatlı lezzetleri arasına girdi. İki tartolet arasına hafif ve özenli krema konulup üzeri çikolatayla kaplanıp, fıstık serpilerek yenilen tatlı, zamanla müdavimlerinin ilgi odağı oldu. Sinop'a gelen ziyaretçilerin mantı ve tescilli 'Sinop nokulu'dan sonra en çok tükettiği 'prenses' tatlısı, siparişle yurt dışına da gönderiliyor.

'DEDEM VE ÇALIŞANI KEŞFETTİ'

Şen ailesinin 4'üncü kuşak torunu pastane işletmecisi Dide Şen Öztürk (41), tatlının yarım asır önce yapıldığını belirterek, "Dedem ve bir çalışanı, yıllar önce yeni bir lezzet üzerinde çalışma yapmış ve bu tatlıyı bulmuşlar. 55 yıldır aynı şekilde bu ürünü yapmaya devam ediyoruz. Bu lezzetin bize ait olduğuna dair tescilini de yaptık. Gurmeler de, bu lezzeti, çeşitli dergilerde tanıttı ve herkes artık prenses tatlısını biliyor" dedi.

Görüntü dökümü

-Prenses tatlısı tezgah detay

-Muhabir anons

-Tatlıcı ailenin 4. kuşak torunu Dide Şen Öztürk'ün açıklamaları

-Prenses ham maddesi tartolet detay

-Usta Ayhan Kaynar'dan yapımıyla ilgili açıklama

-Detay

Haber-Kamera: Esra AKSU/SİNOP,

======================

Nesli tükenen vaşağı kimin öldürüldüğü araştırılıyor

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde nesli tükenme tehlikesi altında olan, silahla vurularak ayağından iple çite bağlı halde ölü bulunan vaşağın, kim ya da kimler tarafından öldürüldüğü araştırılıyor. Oluşturulan 20 kişilik özel ekip bölgede araştırmasını sürdürürken, ekiplerle birlikte seferber olan köylüler, karşı oldukları kaçak avcıların kendilerine gözdağı vermek için öldürdükleri vaşağı köylerine astıklarını öne sürdü.

Çamlıhemşin ilçesi Mollaveyis köyünde perşembe günü yol kenarında ayağından iple çite bağlı halde ölü vaşak gören vatandaşlar, durumu jandarma ve Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkililerine bildirdi.  Ekipler, vaşak ölüsünü alarak incelemek üzere veterinere götürdü. Vaşağın vücudunda kurşun izine rastlanırken, nesli tükenme tehlikesi altındaki vaşağın kim ya da kimler tarafından öldürülerek çite asıldığının belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

Güvenlik kameraları arızalı olan köyde, jandarma ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'nden oluşan 20 kişilik özel ekip, tek tek köylülerle görüşüyor. Ekipler, bölgede avlanan, silah ya da tüfekle geçiş yapan kişi ya da kişiler olma ihtimaline karşı araştırma yapıyor. Köy halkı da ekiplerle birlikte seferber oldu, öldürülen vaşağın sorumlularının bulunması için başlatılan çalışmalara katıldı. Kapı kapı dolaşan köylüler, ekiplere yardımcı oluyor, bilgi sahibi olanlarla görüşüyor. Köylüler, karşı oldukları kaçak avcıların kendilerine gözdağı vermek için öldürdükleri vaşağı köylerine astıklarını öne sürdü.

'KARŞI OLDUĞUMUZ AVCILAR GÖZDAĞI VERMEK İSTEDİ'

Mollaveyis Köyü Muhtarı Tuncay Arı, bu olayın profesyonellerce yapıldığını düşündüklerini belirterek, "Köy civarında geyik, karaca, ceylan gibi avlanması yasak olan türler sıklıkla görüldüğünü için avcılar, kış aylarında nüfusun azalmasıyla ile buraya geliyor. Büyük ihtimalle avcılar tarafından yapılmış bir iş. Amatörce bir işe benzemiyor. Daha da ileri gidersek bize gözdağı vermek için bile yapılmış olabilir. Köy sakinleri olarak yıllardır avcılarla karşı mücadele veriyoruz. Zaten avcılara müsaade etmediğimiz öldürdükleri bu hayvanı getirip buraya astılar. Ancak ne tesadüf ki bu olay güvenlik kameralarının çalışmadığı zamana denk geldi. Olayın bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz" dedi.

'BİLİNÇLİ OLARAK BURAYA ASILMIŞTIR'

Olay günü silah ve köpek sesleri duyan Bülent Coşkun, "Olaydan bir gün önce evin önünde iken tüfek sesleri ve köpek sesleri duydum. Her sene bu avcılar geliyorlar. Ceylan, karaca, domuz avlıyorlar. Domuza diye geliyorlar ama başka türler avlıyorlar. Vaşak buralarda var, çok nadir olmasına rağmen gözüküyor. Bu olay bilinçli bir şekilde yapılarak buraya asılmıştır. Bu tür olaylar yaşandığı zaman jandarmaya bildiriyoruz. Çamlıhemşin köylerinde kimse avcılık yapmaz, avcılık yapanlar dışarıdan gelenlerdir. Maalesef tüm uyarılara rağmen buralarda kaçak avcılık yapılıyor" diye konuştu.

Şenköy Köyü Muhtarı Şefik Aras da "Olayı yoldan geçen birinin vermesi üzerine öğrendik. Bu hayvanın avlanması yasak, neden buraya astılar? Görünce çok şaşırdım. Kaçak avcılar kışın gelip ayı, domuz, geyik, ceylan ne bulurlarsa onlara kurşun atıyorlar. Bu yörenin insanı avcılık yapmaz. Bu avcılar başka yerden geliyor" dedi.

Köy sakinlerinden Bahadır Özçelik ise köyde geyik, ceylan, çakal gibi hayvanlar gezdiğini belirterek "Biz hayvanları severiz. Kim, neden böyle bir şey yapmış bilmiyoruz. Böyle bir şeyi ilk defa gördük. Köylü olarak çok üzgünüz. Bu hayvanı avlanmak yasak. Avlayan neden buraya astı bilmiyoruz. Avcıları köye sokmuyoruz. Köye gelip hayvan katledemezler" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Köy detayları

Vaşağın bulunduğu yer

Milli park yetkililerinin incelemesi

Olay yerindeki köylüler

Röportajlar

Muhabir anonsu (Arzu Erbaş)

Haber: Arzu ERBAŞ - Kamera: Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA

======================

Dağlık alanda mahsur kalan keçiler kurtarıldı

Burdur'un Bucak ilçesinde dağlık alanda mahsur kalan 2 keçiyi AFAD ve jandarma ekipleri kurtardı.

Bucak'a bağlı Gündoğdu köyünde Galip Cesur'a ait 2 keçi dağlık alanda mahsur kaldı. Vatandaşların uzun uğraşları sonucu keçiler bulundukları yerden indirilemeyince AFAD ve jandarmadan yardım istendi. İhbar üzerine olay yerine gelen AFAD ve jandarma ekipleri 3 gündür mahsur olan keçileri bulundukları yaklaşık 20 metrelik kayalık alandan indirmek için çalışma başlattı.

Halat yardımıyla keçilerin bulunduğu yere ulaşan AFAD ekibi keçileri alarak tek tek indirdi. Kurtarılan 2 keçi sahibine teslim edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Kurtarma çalışmasından (cep tel görüntüsü)

HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,

======================

Rus turistin karaciğeri, iki Türk'e can oldu

Antalya'da tatil yaparken geçirdiği beyin kanaması sonucu beyin ölümü gerçekleşen Rus turist E.P.'nin bağışlanan karaciğeri, iki Türk hastayı 'karaciğer kardeşi' yaptı. Rus turistin ikiye bölünen 2 kilo 200 gramlık karaciğeri, Kenan Akmansoy (47) ile Menşure Ergün'ü (64) hayata bağladı. Her iki hasta ve aileleri Rus aileye minnettar olduklarını söyledi.

Antalya'da tatil yapan Rus turist E.P.'nin, geçen ay beyin kanaması sonucu götürüldüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi, E.P.'nin kalp, karaciğer, korne ve böbreklerini bağışladı. E.P.'nin korneaları ve kalbi zarar gördüğü için kullanılamazken, bir böbreği Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'nde diğer böbreği ise Konya Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bir hastaya nakledildi.

Rus turistin karaciğerinin normal bir insan karaciğerinin iki katı büyüklükte olduğunu fark eden doktorlar, bölerek iki hastaya nakletmeye karar verdi. Rus turistin karaciğeri, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu tarafından, Sağlık Bakanlığı Organ Bekleme Listesi'nde organ bekleyen turizmci Kenan Akmansoy ve 5 çocuk annesi Menşure Ergün'e nakledildi.

'ALLAH HERKESTEN RAZI OLSUN'

Antalya'nın Manavgat ilçesinde oturan Kenan Akmansoy, Rus bağışçı ve doktoru sayesinde hastalıktan kurtulduğunu, ölümden döndüğünü belirterek, "Bundan sonra bize düşen nakledilen organımıza çok iyi bakmak" dedi. Organ bağışında bulunan Rus aileye minnettar olduğunu belirten Akmansoy, "Bize bu organ bağışıyla yaşama şansı tanıyan aileye çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" dedi.

'BUNDAN SONRA MUTLAKA GÖRÜŞECEĞİZ'

Kenan Akmansoy'un eşi Aylin Akmansoy da yaşadıkları zorlu sürecin artık geride kaldığını bealirterek, organ bağışının önemine dikkati çekti. Rus turistin organları bağışlanmamış olsaydı hem eşinin hem de diğer hastanın şu an belki hayatta olmayacağını söyleyen Aylin Akmansoy, "Çok şükür biz şanslıydık. Organ çıktı ve hastalarımız hayata yeniden tutundu. Organlarımız toprağın altında çürümektense bir hastaya can olsun" dedi. Eşiyle aynı karaciğeri paylaşan hasta ve ailesiyle ameliyattan 20 gün sonra tanıştıklarını da sözlerine ekleyen Aylin Akmansoy, "Bundan sonra tabii ki mutlaka görüşeceğiz. Artık karaciğer kardeşi oldular" dedi.

'RUS TURİSTE HEP YASİN OKUYACAĞIM'

Ankara'da oturan 5 çocuk annesi Menşure Ergün ise önce Allah'a şükrettiğini söyledi. Aynı karaciğeri paylaştığı Kenan Akmansoy ile hep görüşeceklerini belirten Ergün, "Rus turistin karaciğerini bağışlayan ailesine minnettarım. Ölene kadar onun için dua edeceğim" dedi. Gözleri dolan Ergün, "Ona hep Yasin okuyacağım" dedi.

'İRTİBATIMIZI KAYBETMEK İSTEMEYİZ'

Menşure Ergün'ün kızı Ayşe Yaylı ise annesiyle aynı karaciğeri paylaşan Kenan Akmansoy ve ailesiyle irtibatı kaybetmek istemediklerini söyledi. Yaylı, "Bir karaciğeri iki hastanın paylaşması çok büyük mutluluk. Rus turiste Rabbim rahmet eylesin. O olmasaydı belki annem şu anda hayatta değildi. Annemin hastalık nedeniyle çok kanaması oluyordu. Kan kusuyordu. Herkese çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

HER İKİ HASTANIN NAKİL AMELİYATI AYNI GÜN YAPILDI

Her iki hastanın karaciğer nakli ameliyatını aynı gün gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, Kenan Akmansoy'u karaciğer yetmezliği nedeniyle 1 yıldır takip ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Kenan Akmansoy iki kez kanama geçirdi. Hastalığı ilerlemiş durumdaydı. Nakil olması gerekiyordu. Hazırlıklarını yaparak kadavra listesine aldık" dedi.

Menşure Ergün'ün ise Ankara'da takip altında bir hasta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Menşure hanım nakilden bir hafta önce bize başvurmuştu. 4 çocuğu da annelerine karaciğerlerinden bir parça vermek istedi, ama hiçbiri nakil için uygun bulunmadı. Nakilden bir hafta önce kendisini de kadavra listesine almıştık. Menşure hanım şanslı bir hasta. Kısa sürede organ bulundu" dedi.

NORMAL BİR İNSANIN KARACİĞERİNİN İKİ KATIYDI

Beyin kanaması sonucu beyin ölümü gerçekleşen Rus turistin karaciğerinin iki hastaya yaşam verdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Aliosmanoğlu, şunları söyledi:

"Aynı yaşlardaki normal bir insanın karaciğeri genellikle 1100 ile 1300 gram ağırlığındadır. Ama donör olan Rus turistin karaciğeri 2 kilo 200 gramdı. Büyük bir karaciğeri olduğunu görünce ikiye bölmeye karar verdik. Bu sık yapılan bir ameliyat değildir. Donörün genç ve karaciğerinin tamamen normal olması gerekir. Tabi ikiye bölünen bu karaciğerin, hastaların ağırlıklarına da uygun olması gerekiyor. Listemizdeki iki uygun hastaya aynı günde nakletmiş olduk. Her iki hastamızın da sağlık durumu iyi."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Organ nakil merkezi dış plan görüntü

Ameliyathane operasyondan görüntüsü

Menşure Ergün'ün serviste görüntüsü

Kenan Akmansoy'un Menşure Ergün'ü ziyaret etmesi

RÖP 1: Kenan Akmansoy

RÖP 2: Menşüre Ergün

RÖP 3: Aylin Akmansoy

RÖP 4: Ayşe Yaylı

RÖP 5: Prof. DR. İbrahim Aliosmanoğlu

Ailenin toplu resim çektirmesinden görüntü

Aile üyelerinin birbirlerinin telefon numaralarının alırken görüntüleri

Detaylar

HABER: Selma KUNAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

======================

Caretta caretta yuvaları eğlence uğruna tahrip ediliyor

Antalya'nın ilçesinde Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi'nin raporunda, nesli tehlike altındaki caretta carettaların korunması için örnek model oluşturulan Çıralı sahilinde bu yıl 4 bin 346 yavrunun denizle buluşturulduğu belirtildi. Raporda, eğlence olsun diye kumsala araçlarla girildiği, çadır kurulup ateş yakılması nedeniyle 11 yuvanın tahrip edildiği belirtildi.

Kemer'de Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi, 2019 yılı mayıs-eylül ayları arasındaki caretta caretta sezonuna ilişkin rapor hazırladı. Çıralı Caretta Caretta Üreme Kumsalı ve Tekirova, Beycik, Maden ve Boncuklu Koyları 2019 Yılı Alan Çalışma Programı ve Koruma Faaliyetleri başlıklı rapor, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 6'ncı Bölge Müdürlüğü'ne de sunuldu.

GECEDEN SABAHA CARETTA NÖBETİ

Raporda, mayıs ayından eylül ayı sonuna kadar, havanın kararmasıyla sabaha kadar sahilde nöbet tutulduğu belirtildi. Saat 05.00'ten öğle saatlerine kadar yuva tespiti ve yavruların yuvadan çıkışının takip edildiğine yer verilen raporda, 5 ay boyunca tüm bu süreçlerde Habib Altınkaya, Mustafa Ilgaz, İsmail Tunalı, Bayram Kütle, Erdal Elginöz, Şafak Okdemir Elginöz, Uğur Akyol, Faika Nuran Yeşildağ, Serpil Kılıç, Barış Yağız, Murat Akdoğan, Emin Sofulu ve Güngör Akkelle adlı gönüllülerin çalıştığı vurgulandı.

GECE SAHİLE GİRİŞ YASAKLANDI

Raporda, nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının üreme alanlarının kontrolü, yuvaların ve yavruların güvenliği, istatistiksel-bilimsel verilerin toplanması amacıyla Kooperatif ile DKMP'nin uzun yıllardır işbirliği içinde olduğu belirtildi. Bölgede hem yerli halk hem de turistlere yönelik yapılan bilgilendirme çalışmaları, etkinlikler ve sempozyumların anlatıldığı raporda, alınan tedbirlerin yanı sıra yaşanan sorunlar da dile getirildi. 5'i ücretli görevli ve gönüllülerden oluşan ekibin her gün saat 22.00'den sabah saatlerine kadar görev aldığı sahilin, üreme sezonu boyunca 22.00-05.30 saatleri arasında tamamen boş tutulduğu kaydedildi.

109 YUVA OLUŞTU, 11'İ TAHRİP OLDU

Raporda, 2019 yılı üreme sezonunda yapılan izleme çalışmalarında Çıralı sahilinde 86, Boncuklu koyunda 3, Maden koyunda 12, Tekirova sahilinde 5, Beycik koyunda 3 olmak üzere toplam 109 yuva oluştuğu kaydedildi. Bu yuvalardan, Maden bükünde 7, Tekirova bükünde 3, Beycik bükünde de 1 olmak üzere toplam 11 yuvanın tahrip olduğu açıklandı.

4 BİN 346 YAVRU DENİZE ULAŞTI

Rapora göre, Çıralı sahilinde 3 bin 650, Boncuklu koyunda 219, Maden koyunda 293, Tekirova'da 126, Beycik koyunda 58 olmak üzere toplam 4 bin 346 yavru caretta caretta denize ulaşmayı başardı. Çıralı sahilindeki yuvaların detaylı verilerine bakıldığında ise, toplam 7 bin 351 yumurta tespit edildi. Bu yumurtaların yüzde 49.6'sı oranındaki 3 bin 650 yumurtadan yavru çıkışı gerçekleşti. Yüzde 25'i oranındaki 1840 yumurtanın ise döllenmediği belirlendi. Yüzde 7'lik 519 yumurta erken embriyo, yüzde 13'lük 992 yumurta geç embriyo, yüzde 4.7'lik 350 yumurta ise ölü çıktı.

9 KAPLUMBAĞA ÖLÜ BULUNDU

Bu yıl Çıralı kumsalına toplam 9 deniz kaplumbağası ölüsü vurduğu da açıklanan raporda, 5'inin Chelonia Mydas (Yeşil Deniz Kaplumbağası) türü, 4'ünün ise caretta caretta türü deniz kaplumbağası olduğu açıklandı. Raporda, 2'sinin tekne pervanesinin çarpması, 2'sinin ağlara ve misinalara dolanarak öldüğü, diğer 5'inde ise yara ya da ağ- misina izi görülmediği, ağızlarında ve boğazlarında plastik parçalar görüldüğü kaydedildi. Bu 5 deniz kaplumbağasının, denizanası sanarak yedikleri plastik poşetler nedeniyle öldüğü kanısına varıldığı belirtildiği raporda, "Detaylı inceleme yapabilecek olanaklarımız bulunmadığından, kaplumbağaların karnı açılamadı ve ölüm nedenleri kesin olarak saptanamadı" denildi.

1 CARETTA KURTARILDI

Çıralı-Olimpos sahilinin yakınındaki Adrasan sahilinde yaralı bir caretta caretta ihbarı alındığı da anlatılan raporda, yaralı kaplumbağanın tedavi için Muğla'da bulunan Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'ne (DEKAMER) gönderildiği belirtildi. Yaralı caretta carettanın DEKAMER'de Prof. Dr. Yakup Kaska tarafından, aynı gün başlatılan tedavisinde karnındaki misinanın çıkartıldığı ve iyileştikten sonra denize salındığı kaydedildi.

SIRF EĞLENCE OLSUN DİYE

Raporda, kumsal boyu uzanan şezlong ve şemsiyeler, ışıklandırma, tentelerin yuva olan alanlarda oluşturduğu gölge, zon kazıklarını geçen şezlonglar başlıca sorunlar arasında gösterildi. Maden Koyu, Tekirova, Boncuklu gibi yan koylardaki durumun ise daha üzücü olduğu belirtilerek, bu koylara araç girişlerinin yasaklanması gerektiği vurgulandı. Sırf eğlence olsun diye, kumsalda aracıyla daireler çizen sürücüler olduğu belirtilerek, Maden Koyu'ndaki caretta caretta üreme alanı levhasının bu kişiler tarafından tahrip edilerek bir kenara atıldığı kaydedildi.

KOYLARDA ÇADIR KURUP, ATEŞ YAKIYORLAR

Bu koylara yerleştirilen kafeslerin de sürücüler tarafından araçlarla ezildiği ya da yok olduğu belirtilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

"Tespit ettiğimiz yuvaların yerlerini tekrar bulmakta zorluk yaşadığımız gibi çok sayıda yuva da sürücüler ve çadırcılar tarafından tahrip edilmektedir. Bu yıl 11 yuva tahrip edilmiştir. Diğer yuvaların yerlerini tekrar bulmakta da büyük zorluklar yaşadık. Ayrıca bütün koylarda yaz boyu çadırcılar kalmakta, ateş yakılmakta, gece boyu gürültü ve ışık kesilmemektedir. Bunun sonucu olarak koylardaki yuvalama sayısı azalmaktadır. Ayrıca, gerek araçla gerek yürüyerek gelen ve geceleyen turistlerin yaktığı ateşler, yangın tehlikesi yaratmaktadır."

KUMLUCA'DA İLK KORUMA YILI

Bu yıl ilk defa Kumluca ilçesinde gönüllülerle birlikte Çıralı sahilindeki koruma modelinin de hayata geçirildiği belirtilen raporda, Mavikent sitelerden başlayıp Finike-Kumluca arasındaki 9 km'lik bölgede koruma çalışması yapıldığına yer verildi. Yavru çıkış döneminde bütün sokak lambalarının kapatıldığı, sahile araç girişinin yasaklandığı ve uyarıyı dinlemeyerek sahile araçla giriş yapan bir kişiye de 60 bin TL ceza kesildiği belirtildi. Bölgede 800'ün üzerinde yuva tespit edildiği ve olabildiğince kafeslerle koruma yapıldığı da dile getirildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Caretta yumurta bırakırken

Canrettanın denize girmesi

Yuvaların açılması

Yavruların çıkışı

Denize ulaşmaları

Denizde yüzmesi

Yetişkin caretta yüzerken

HABER: Mehmet ÇINAR- KAMERA: ANTALYA,



Kemer, Güncel

Kaynak: DHA

29.01.2020 23:24:47