DHA YURT BÜLTENİ - 4

Otobüsle eşya taşımada 'kaçak kargocu' iddiasıİZMİR'de, salgın sebebiyle alınan önlemler kapsamında, kargo şubelerinin kuyruklarında beklemek istemeyen ya da işlerini daha hızlı halletmek isteyen vatandaşlar, kargolarını İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden otobüslerle yolluyor.

DHA YURT BÜLTENİ - 4
20.05.2020 10:45 | Son Güncelleme: 20.05.2020 10:45

Otobüsle eşya taşımada 'kaçak kargocu' iddiası

İZMİR'de, salgın sebebiyle alınan önlemler kapsamında, kargo şubelerinin kuyruklarında beklemek istemeyen ya da işlerini daha hızlı halletmek isteyen vatandaşlar, kargolarını İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden otobüslerle yolluyor. Otogar dışındaki bazı kişiler ise aracılık yaparak teslim aldıkları kargoları otobüs şoförleri aracılığıyla gidecekleri illere gönderiyor. Terminaldeki yazıhane personelleri, bu kişilerin korsan çalıştığını iddia etti. Otogarın dışında aracılık yapan kişilerden Şadi Kılıç ise, "Biz bu işi kargoların aldığı fiyatların çok çok altında fiyatlarla yapıyoruz. İnsanlar bizi hızlıyız diye tercih ediyorlar" diyerek kendisini savundu.

Koronavirüs nedeniyle birçok iş yeri, sosyal mesafenin sağlanması ve insan yoğunluğunun önüne geçilmesi amacıyla, müşterileri içeri teker teker almaya başladı. Bu iş yerlerinin başında ise kargo şubeleri geliyor. Bu yüzden birçok vatandaş, kargolarını gönderebilmek için alternatif seçeneklere yöneldi. İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde, otobüslerin çıkış yaptıkları yolun girişi, kargo şubelerinin önünü aratmayacak görüntülere sahne oldu.

'BAZEN 300 TL ALIP, 100 TL'SİNİ ŞOFÖRE VERİP GÖNDERİYORLAR'

Vatandaşlardan gönderecekleri kargo paketlerini belirli bir tutar karşılığında teslim alan bazı aracılar, bunları otobüs şoförlerine teslim edip, eşyaları gidecekleri illere gönderiyor. Terminaldeki bir yazıhanede çalışan Hasip Ayyıldız, normalde yazıhanelerin kargo almadığını, ancak otobüslerin dışarıdan aldığını belirterek, "Bunlar kaçak çalışan insanlar. Vatandaş da artık orayı belledi ve orayı kargo şubesi gibi kullanıyorlar. Kargo işi yapan arkadaşların otogarla alakaları yok. Dışarıdan yolcunun emanetini bağlayıp, bazen 300 TL alıyor, şoföre de 100 TL verip gönderiyorlar. Yazıhaneler bu şekilde nasıl para kazanacak? Zabıta yakalarsa bazen ceza yazıyor, ancak bunlarla başa çıkılamıyor" dedi.

Bir diğer yazıhane görevlisi Faysal Aydın da, "Otogarın hemen çıkışında, belli bir kesim kendi kendilerine rant kurmuş. Türkiye'nin her yerine kargo gönderiyorlar. Kimse de bunları engelleyemiyor" diye konuştu.

'HIZLIYIZ DİYE TERCİH EDİLİYORUZ'

Vatandaşlardan kargolarını alıp, otobüs şoförlerine teslim edenlerin biri olan Şadi Kılıç ise yaptığı işin yasal olduğunu savundu. Hızlı bir iletişime sahip olduklarını belirten ve 48 saatte giden kargoları 8- 9 saatte adreslerine ulaştırdıklarını belirten Kılıç, kargo başına 5-10 TL aldığını söyledi. Kılıç, "İki bağ kurutulmuş sazlığı, 352 TL'ye Niğde'ye gönderdim. Kendime ise 30 lira aldım. Biz bu işi kargoların aldığı fiyatların çok çok altında fiyatlarla yapıyoruz. İnsanlar bizi hızlıyız diye tercih ediyorlar. Biz korsan iş yapmıyoruz, faturalı irsaliyeli iş yapıyoruz. Biz belki kira vermiyoruz ama vergimiz var, faturamız var, her şeyimiz yasal. Otogarın daha önceki işletme müdürünün bize yazmadığı ceza kalmadı. Bir arkadaşıma 20 bin, birine 29 bin, 5 bin TL de bana yazdı. Bizim kimseye zararımız yok. Buradan 4 kişi ekmek yiyor" dedi.

'ACİL GÖNDERİLER BURADAN GÖNDERİLİYOR'

Kargo gönderen kişilerden biri olan Asil Karakavak, "Otoparka gitsek ne olacak? Önce otoparka girip oraya para vereceğiz, sonra taşımayacak, sonra yazıhanedeki ayakçılara, sonra da otobüse para verilecek. Bunlar çok maliyetli olduğu için de insanlar buradan veriyor kargolarını. Bazen çok acil gönderiler oluyor ve bu acil gönderiler buradan gönderiliyor. Yapacak bir şey yok. Burası diğer yerlere göre daha da ucuz gönderiyor" dedi.

GÖRÜNTÜ GERÇİLİYOR 

Davut CAN/İZMİR, - 

==========================

Doğumhanede ısıtıcıyla yanan Zeynep bebeğin ailesine, 160 bin lira tazminat

KONYA'da, 2 yıl önce doğumhanede üzerinde ısıtıcı unutulan ve vücudunda ikinci derece yanıklar oluşan Zeynep bebek için Konya 1'inci İdare Mahkemesi, Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nin bağlı olduğu Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlüğü'nün 160 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Ailenin avukatı Mustafa Aydın, tazminatın artırılması amacıyla Bölge İdare Mahkemesi'ne başvuracaklarını belirtirken, "Sorumlular hakkındaki ceza davası hala devam ediyor" dedi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2018 yılının haziran ayında dünyaya gelen, Özlem ve Abdullah Ergün'ün üçüncü çocukları olan Zeynep için doğumhanede olması gereken radyan ısıtıcının arızalı olması nedeniyle, vücut ısısının düşmemesi için elektrikli ısıtıcı kullanıldı. Isıtıcının Zeynep bebeğin üzerinde unutulması nedeniyle bebeğin vücudunda ikinci derece yanıklar oluştu. Bunun üzerine yoğun bakım servisinde tedaviye alınan Zeynep bebek, 18 gün süren yoğun bakım tedavisinin ardından vücudundaki kalıcı izlerle taburcu oldu. Anne Özlem ve baba Abdullah Ergün, üniversite hakkında hukuki mücadele başlattı.

ÜNİVERSİTE, 'YARGILANAMAZ' DEDİ, DANIŞTAY KARARI BOZDU

Ergün ailesi, 2019 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi F.C.E. hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından kurulan soruşturma kurulu tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Bunun üzerine ailenin avukatı Mustafa Aydın yargılama yapılabilmesi için Danıştay'a başvurdu. Danıştay, üniversitenin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını bozarak, yargılama izni verdi.

ÜNİVERSİTE 160 BİN LİRA TAZMİNAT ÖDEYECEK

Danıştay'ın yargılama izninin ardından Konya 1'inci İdare Mahkemesi, aile avukatı tarafından açılan 200 bin lira manevi ve 100 bin lira maddi tazminat olmak üzere toplam 300 bin liralık tazmitat davasını karara bağladı. Mahkeme 100 bin lira maddi tazminat talebinin reddine, 200 bin lira manevi tazminat talebinin ise 160 bin lirasının kabulüne, 40 bin lirasının ise reddine karar verdi. Bu kararla Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörlüğü aileye 160 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi.

Kararda, üniversite avukatının savunmasına da yer verildi. Savunmada, "Usül açısından davanın süresinde açılmadığı, davacıların iddialarının yerinde olmadığı, yapılan tedavilere yönelik olarak yüklenebilecek bir kusur veya ihmal bulunmadığı, ameliyathanenin soğuk olması sebebiyle yatağın ısıtılması amacıyla ısıtıcının açıldığı, bebeğin yanıklarının orta derece olduğu, hayati tehlike arz etmediği, bebeğin de tamamen iyileştiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğu, dava konusu olay açısından ağır hizmet kusurundan bahsedilemeyeceği, bebeğin tamemen iyileşmesi ve ağır kusurdan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği" belirtildi.  

'BİR NEBZE DE OLSA YARA SARICI BİR KARAR'

Tazminat davası kararı değerlendiren ailenin avukatı Mustafa Aydın, yaşanan süreci anlattı. Aydın, şunları söyledi:

"Öncesinde dava açılmamış ve takipsizlik kararı, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş. İtirazımız üzerine Danıştay bu kararı kaldırmış ve şüpheliler hakkında dava açılmıştı. Bu davalar hali hazırda devam etmektedir. Bunun üzerine Necmettin Erbakan Üniversitesi hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtık. Yaklaşık 200 bin lira manevi tazminat, 300 bin lira da maddi tazminat davası açıldı. Şu anda 160 bin lira manevi tazminata hükmedildi. En azından bu tazminat müvekkiller açısından bir nebze de olsa yara sarıcı."

'HUKUK MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK'

Sorumlular hakkında ceza davasının devam ettiğini ve hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını ifade eden Mustafa Aydın, "Bu karar elbette, ailenin duyduğu acıyı ve çocuğun acısını gidermeyecek ama bir nebze de olsa en azından kendilerini vicdani açıdan biraz daha rahatlatacaklar. Sorumlular hakkındaki ceza davası hala devam ediyor. Bunun da takipçisiyiz. Aynı zamanda bölge idare mahkemesine giderek tazminatın artırılması için de uğraşacağız. Bu süreçte çok zorluklarla karşılaştık. Kovuşturmaya izin dahi verilmedi. Tıpçılardan oluşturulan bir kurul tarafından herhangi bir problem yok, sorumlu yok diye bir rapor verildi. Bunu Danıştay'a çocuğun onlarca fotoğrafını çeke çeke, insanların dikkatine suna suna yaptık. Danıştay meni muhakeme kararını kaldırarak bu davalar açıldı" diye konuştu.  

'NORMAL İNSAN BİLE O YARALARA DAYANAMAZ'

Zeynep bebeğin vücudundaki yanıklar nedeniyle 2 yılın ardından hala acı çektiğini söyleyen Mustafa Aydın, kimsenin suçu kabullenmediğini söyledi. Aydın, "Şu anda çocuktaki yaralar hala devam etmekte, maalesef bu maddi olarak çözülecek bir durum değil. Çocuk hala yara olan tarafa yatamıyor. Aynı zamanda yanığın olduğu taraftaki ayağında da bir aksama meydana geldi. İleride ameliyat edilmesi söz konusu. Estetik ameliyat edilme ihtimali yüksek. Bununla ilgili takibimiz devam edecek. Sorumlular hakkındaki davamız devam edecek ancak; sadece bir kişi günah keçisi ilan edilerek bu olaydan sıyrılmaya çalışılmaktadır. Kimse, sorumluluğu kabul etmiyor. Herkes suçu birbirine attı. Duruşmalara dahi gelinmedi. Kısmen de olsa hak yerini buldu diye düşünüyorum. Aile şu anda hala kızgın, maddi olan tarafı bir yana, yeni doğan bir çocuğa, bu kadar eziyet edilemezdi. Özellikle annesi 'benim çocuğumun çektiği acılar yüzünden gecelerce uyuyamadı, sürekli ağladı' dedi. İnanın o yaralar normal insanda olsa acısına dayanamaz. Maalesef bu süreçte üniversite de hiç yardımcı olmadı" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Avukat röp.

Genel ve detay

Haber-Kamera: Tolga YANIK-Dilhan DUMANOĞLU/KONYA,

========================

Kocasını kaybettiği koronavirüsü 38 günde yendi  

Yalova'da, koronavirüse yakalanan Mehmet Esen (70) hayatını kaybederken, diyabet hastası eşi Türkan Esen (79), 38 günlük tedaviyle sağlığına kavuşup, taburcu oldu.

Yalova'nın Çiftlikköy ilçesinde yaşayan Mehmet Esen, 6 Nisan günü nefes darlığı ve öksürük şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Koronavirüs testi pozitif çıkan Esen, Yalova Devlet Hastanesi Pandemi Kliniği'nde tedavi altına alındı. 4 gün sonra da diyabet hastası eşi Türkan Esen'e iştahsızlık ve halsizlik şikayetleriyle başvurduğu hastanede, koronavirüs teşhisi konuldu.

Aynı hastanede tedavi gören çiftten Mehmet Esen, 10 Mayıs günü hayatını kaybetti. Türkan Esen ise 38 gün süren mücadelesini kazanarak hastalığı yendi. Esen, hemşirelerin alkışlarıyla taburcu oldu.

'EŞİMİ KAYBETTİM VE BUNALIMA GİRDİM'

Türkan Esen, "Hastalığım dolayısıyla iştahım kesildi ve yemek yiyemedim. Bunalıma girdim. Yeğenlerim geldi ve beni apar topar hastaneye götürdüler. Orada görevlilerin hiç beklemediğim ilgilerine hayran kaldım. Sabahları ve akşamları, halimizi hatrımızı sordular. Beni çok memnun ettiler. Hastane diye korkuyordum ama korktuğum kadar değilmiş. O kadar çok ilgi gördüm ki anlatamam. Orada eşimi kaybettiğim için bunalıma girdimö diye konuştu.

Esen, "Yatağımla beraber beni diyalize götürdüler ve hep iyi karşıladılar. İlgi mükemmeldi. Sağlık Bakanlığı'na ve tüm çalışanlarına ayrı ayrı çok teşekkür ediyorumö dedi.

Kaynak: DHA

Etiketler: İzmir, Güncel, Haber