DHA YURT BÜLTENİ - 5

Alanya'daki Ayasofya'da tarih talanıAntalya'nın Alanya ilçesinde 'Ayasofya' adıyla bilinen Colybrassus Antik Kenti'nde kaçak kazı yapan defineciler, kent kalıntılarını, lahitleri, kayaya oyulmuş mezar odasının içi ile girişindeki kemerde yer alan kartal motifinden birini kırarken, Medusa başını...

07.07.2019 11:24DHA YURT BÜLTENİ - 5

Alanya'daki Ayasofya'da tarih talanı

Antalya'nın Alanya ilçesinde 'Ayasofya' adıyla bilinen Colybrassus Antik Kenti'nde kaçak kazı yapan defineciler, kent kalıntılarını, lahitleri, kayaya oyulmuş mezar odasının içi ile girişindeki kemerde yer alan kartal motifinden birini kırarken, Medusa başını ise kaçırdı.
Alanya'nın 30 kilometre kuzeybatısındaki Bayır Mahallesi'nde yer alan Colybrassus Antik Kenti, Pisidia'nın doğusunda Kilikya'nın batısında Helenistik dönem izleri taşıyan yerleşim olarak biliniyor. Güneybatısındaki nekropol alanında açıkta birçok lahit ve kaya mezarı bulunan antik kentte yaşam, yazılı kaynaklara göre Orta Çağa kadar devam etti. Ayasofya adıyla bilinen Colybrassus'ta, önemli kalıntılar arasında oldukça iyi işlenmiş İon köşe başlıklı tapınağıyla nekropolündeki lahitler ve doğal kaya mezarı yer alıyor. Tapınak, sarnıç, Odeon, evler, kapı ve sur gibi kalıntıları olan antik kentte günümüze ulaşabilen kayaya oyulmuş tek mezar odası, güzelliğiyle dikkati çekiyor.
MEDUSA BAŞI YOK EDİLDİ
Çevreye dağılmış çok sayıda yazıt ve lahit bulunan Ayasofya'da 18 basamaklı merdivenle ulaşılan anıtsal nitelikteki kaya mezarında, tek mekandan oluşan mezar odası, kaçak kazı yapanlar tarafından talan edildi. Definecilerin kaya mezarı girişindeki üstü basık kemer şeklinde yontulmuş içi Medusa başı ile süslenmiş kemerin iki yanında yer alan kartal motiflerine zarar verdiği gözlendi. Çok sayıdaki lahdin ise üzerindeki kabartmaları, üst tarafının parçalandığı gözlendi. Ören yeri olarak düzenleme ve kazı çalışması yapılmayan antik kentte, defineciler tarafından mezar odasının içindeki kayalar ile kemerdeki kartal motifinden birinin kırıldığı, Medusa başının ise kaçırıldığı öne sürüldü.
KALAN ESERLERE SAHİP ÇIKILMASI TALEBİ
Bayır Mahalle Muhtarı Mustafa Yılmaz, antik kentin son yıllarda kaçak kazı yapanlar, defineciler tarafından talan edildiğini söyledi. Kaya mezarındaki Medusa başının bulunduğu kemerin kırıldığını, içerisinin tahrip edildiğini, kent kalıntılarında kaçak kazılar yapıldığını kaydeden Yılmaz, "Kaçak kazı yapanlar tarihi tahrip etmişler, taşları, heykelcikleri kırmışlar, Medusa başını yok etmişler. Her yer talan edilmiş. Tarihi yer acınacak halde. Burası eski haline gelmez ama en azından kalanın muhafaza edilmesi için yetkililerden yardım istiyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------------
Alandan detay görüntüler
Kırılan lahit ve yapıların görüntüleri
Çevreye dağılmış parçaların görüntüleri
Bayır mah. Muhtarı Mustafa yılmaz ile röp
Detaylar

352 MB/// 03.14"

HABER: Tolga YILDIRIM- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

===================

Konya'daki 'Çiftlik Bank'tan geriye tabelası kaldı

Konya'nın Tuzlukçu ilçesine Çiftlik Bank tarafından 2 yıl önce temeli atılan entegre tesisten geriye tabelası ile atılan temeli kaldı. Çiftlik Bank tarafından 2 bin 500 dönüm araziye,  35 bin hayvanın olduğu 700 milyon liralık entegre tesis yatırımı iddiasıyla temel atılmıştı. Yargılaması devam eden Çiftlik Bank'ın firari kurucusu 'tosuncuk' lakaplı Mehmet Aydın ise halen yurt dışında lüks bir hayat sürüyor.
Mehmet Aydın tarafından 2016 yılında kurulan Çiftlik Bank, internet üzerinden oynan bir çiftlik oyunun satın alınan ve beslenen hayvanların  Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde kurulan çiftliklerde üretim için kullanılacağı vaat edilmişti.
15 MİLYONA SATIN ALINAN ARAZİYE TEMELİ ATILDI
Bu çiftliklerden biri de Konya'nın 7 bin nüfuslu Tuzlukçu ilçesinde kurulacağı iddiasıyla 2017 yılı Aralık ayında görkemli bir törenle temeli atıldı. Piyasa değeri 3 ila 4 milyon olan 2 bin 500 dönüm arazinin, 15 milyona satın alındığı,  35 bin hayvanın olduğu 700 milyon liralık bir entegre tesis olacağı iddiasıyla temeli atılmıştı. Temel atma törenine ise  Çiftlik Bank kurucusu Mehmet Aydın da katılmıştı. Çiftlik Bank'tan geriye ise o dönem atılan temel ile tabelaları kaldı.
Bölge halkından İsmet Ak da, Çiftlik Bank için bölgede para yatıranların olduğunu; ancak bazılarının rencide olma endişesiyle mağduriyetini dile getiremediği söyledi. Ak,"Yaklaşık 2 yıl önce görkemli bir şekilde temelleri atılan Çiftlik Bank hayalleri suya düştü. Çiflik Bank mağdurları zor durumda. Hala haklarını alamıyorlar ve arayamıyorlar. Peki bu adam nerde? Tosuncuk yok.  Ne oldu ? Yerinde yeller esiyor. O da başka ülkelerde keyfini sürüyor.  Bende bu yörenin vatandaşı olarak, mağdur olan arkadaşlarım için çok üzülüyorum. Adalet yerini bulur inşallah."dedi.
YARGILAMASI SÜRÜYOR
Çiftlik Bank'ın kurucusu olan ve halen yurt dışında lüks hayat süren 'tosuncuk' lakaplı firari Mehmet Aydın ve yöneticileri hakkında  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Çiftlik Bank'a yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan  "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek", 3.762 kez "Bilişim sistemlerini kullanarak nitelikli dolandırıcılık", 3762 kez "Ticari şirket faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez de "Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından 22 bin 580'er yıldan 75 bin 260'ar yıl hapis cezası istemiyle açılan dava sürüyor.

Görüntü Dökümü
-------------
Tabeladan detay
Atılan temelden detay
İsmek Ak röp.
Temel atma töreni ve Mehmet Aydın'dan detay

Haber- Kamera: İsmail AKKAYA- Atilla MEMİŞ KONYA DHA)

=======================

İş yerini soyan hırsıza iş verip, evini açtı

Antalya'da kafeterya işletmecisi Ali Saçıkara (48), işyerini soyan Rus asıllı Alman Jan Aleksandroviç Troki'ye (53) cezaevinden çıktıktan sonra iş verdi, evine aldı. Gördüğü ilgiden etkilenen Troki, Türk vatandaşlığına geçeceğini söyledi.
Aksu ilçesi Kundu oteller bölgesinde kafeterya işleten Ali Saçıkara'nın işyeri 2 ay önce soyuldu. Güvenlik kameralarına da yansıyan hırsızın, Rus asıllı Alman vatandaşı Jan Aleksandroviç Troki olduğu belirlendi. Yaklaşık 10 bin TL değerinde bilgisayar ve içeçek çalan Troki, plajda güneşlenirken yakalandı. Ali Saçıkara'nın şikayetçi olması üzerine iki ay cezaevinde kalan Jan Aleksandroviç Troki, ikinci duruşmada tüm zararı karşılayacağını beyan edince yurt dışına çıkma yasağı konularak tahliye edildi.
Troki'nin kaldığı pansiyona giden Ali Saçıkara, durumuna üzüldü. Maddi sıkıntı nedeniyle kaldığı pansiyonun parasını ödemekte zorlanan Troki'yi evine alan Ali Saçıkara, soyduğu kafeteryada ona iş verdi.
Hırsızın tutuklanıp cezaevine girmesinin ardından mahkeme sürecini yakından takip ettiğini söyleyen Ali Saçıkara, "İlk zamanlar çok öfkeliydim. Mahkemede onu gördükten sonra üzüldüm. Cezaevinde sıkıntılı günler geçirdiği her halinden belliydi. İkinci duruşmada tüm mağduriyeti gidereceğini taahhüt edince mahkeme sanığa sınır dışına çıkma yasağı koyarak tahliye kararı verdi. Ardından kaldığı pansiyona gittim. Orada perişan halini gördüm. Pansiyon ücretini bile ödemekte zorlanıyordu. Onu pansiyondan çıkarıp evime aldım. Hırsızlık yaptığı işyerime getirerek iş verdim. Birkaç yabancı dili var. Garsonluk yapıyor. Özünde iyi bir insan olduğunu anladım. Şimdi benim evimde birlikte yaşıyoruz. Eski kıyafetlerinin hepsini attım. Yenilerini aldı. Kıyafetlerini de makinede bizzat ben yıkıyorum. Kahvaltılarını ben hazırlıyorum. Almanya'ya gidip geldikten sonra temelli burada kalmayı düşünüyor" diye konuştu.
Evine aldığı ilk günlerde Jan Aleksandroviç Troki'yi test etmek için evin çeşitli yerlerine döviz ve TL koyduğunu ifade eden Ali Saçıkara, "Paralara hiç dokunmadı. Zaten ben ona çalıştığı için harçlık veriyorum. Kendisine öğütlerde bulunuyorum. 'Hırsızlık yapma, tatil yap' dedim. Şimdi arkadaş olduk. Kanka olduk. Aynı evde yatıp kalkıyoruz" dedi.
Nisan ayında Antalya'ya geldiğini söyleyen Jan Aleksandroviç Troki ise önceleri pahalı otelde kaldığını belirterek, şunları söyledi:
"Param azalınca pansiyonda kalmaya başladım. Param bitince de hırsızlık yaptım. Hırsızlık yaptığım işlerinin sahibi Ali beye çok kötülük yaptım. Ama o bana işyerini, evini açtı. Gelmek isterse onu ileride Almanya'ya götürmek isterim. Türkiye'yi ve insanları çok sevdim. Yaptığımdan dolayı pişman oldum. Türk vatandaşlığına geçmek istiyorum."

Görüntü Dökümü
--------------
-Şahsın hırsızlık yaparken güvenlik kamera görüntüsü
-İşyeri önünde müşteri beklerken görüntüsü
-İşyerinde masaları düzeltmesi
-Müşteriye içecek servisi yaparken görüntüsü
-Güvenlik kameralarının görüntüsü
-RÖP 1: Ali Saçıkara
-RÖP 2: Jan Aleksandroviç Troki
-Detaylar

602 MB/// 05.26"

HABER: Süleyman EKİN- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

===================

Kırkpınar'ın yarım asırlık 'zurnacısı'

Edirne'de düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 kişiden oluşan davul ve zurna ekibinin en deneyimli isimlerinden olan Alaaddin Zurnacı(62) tam 50 yıldır Er Meydanı'nda ter döküyor. İkisi de Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda okuyan iki torunuyla davul zurna ekibinde müzik yapan Zurnacı, Kırkpınar'ın vazgeçilmez bir tutku olduğunu belirtiyor.
658'inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Sarayiçi Er Meydanı'nda kıran kıran görüşlere sahne olurken, büyük efsanenin vazgeçilmezi davul ve zurna ekibi ise etkinliğe renk katıyor. Ekibin en deneyimli isimlerinden Alaaddin Zurnacı ise tam 50 yıldır dualı çayırda müzik yapıyor. Hem zurna hem de davul çaldığını söyleyen Zurnacı, müzik tutkusunu aşıladığı iki torununu da ekibe kattığını belirterek bu işin bir tutku olduğunu söyledi.
Zurnacı, 11 yaşındayken kendisi gibi müzisyen olan dedeleriyle ilk olarak Kırkpınar'a geldiğini belirterek; "Ben dedemlerin babamların zamanında çok ufaktım buraya geldim. İlk o zaman Kırkpınar'la tanıştım. Sanıyorum 10-11 yaşındaydım. Şu an 62 yaşındayım, 48 yıldır buraya geliyorum.İlk Kırkpınar'a geldiğim zaman çocuktum, babamla dedem burada davul çalıyordu biz de onların yanında davul alıp çalmaya çalışıyorduk" dedi.
Oğlu ve torunlarının da Kırkpınar çayırında kendisiyle birlikte davul ve zurna ekibinde çaldığını belirten Zurnacı; "Mesleği ustalarımızın yanında acemiliğimiz geçti, 11 yaşında başladım bu sanata. Kırkpınar bizim Edirne'mizin efsanesidir. Dünya çapında Kırkpınar bir tanedir. Eski Kırkpınar da buradaki oturma yerlerinin yerinde ağaçlar çalılar vardı bu tür olanaklar yoktu. Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin. Oğulum ve torunlarımda burada çalıyor. Torunum Trakya Üniversitesi Konservatuarı okuyor. Torunum davul ve klarnet çalıyorö diye konuştu.
Alaaddin Zurna'nın torunu Alper Zurnacı(17), çocukluğundan beri Kırkpınar çayırına geldiğini ifade ederek; "Ben Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda okuyorum. Çocukluğumdan beri Kırkpınar çayırına geliyorum. Bizde müzisyenlik aile geleneği. Dedem sağolsun bize bu müzik aşkını aşıladı. Biz de bu geleneği devam ettiriyoruz. Kırkpınar devam ettikçe biz de bu geleneği torunlarımıza miras bırakmak istiyoruzö dedi.
Zurnacı'nın  diğer torunu  Şahin Zurnacı(18) da müziğin kendileri için bir tutku olduğunu kaydederek; "Kırkpınar bizim için bir aşk, bir tutku. Bütün ailemiz müzisyen. Ben de devlet konservatuarında okuyorum. Bir yandan da her Kırkpınar buraya geliyorum. Bu müzik tutkusu sanırım ailemizde kalıtsal. Başka bir meslek yapabileceğimi düşünemiyorum. Bu tutkuyu bize aşıladığı için dedeme ve tüm aileme teşekkür ediyorumö diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
Kırkpınar güreşlerinden detaylar
Davul zurna  ekibi
Ekibin davul  zurna çalması
Aaaddinn Zurnacı'nın zurna çalması
Zurnacı ile röp.
Zurnacı torunları ile
Kırkpınar güreşleri
Detaylar

Haber-Kamera:  Olgay GÜLER/ EDİRNE, –

=====================

Pamukkale'de hafta sonu yoğunluğu

Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden, beyaz travertenleriyle dünyaca ünlü Pamukkale'de hafta sonu yoğunluğu yaşandı. Dünyanın dört bir yanından beyaz cennete akın eden turistler, travertenlerde yürüyüp, bol bol fotoğraf çektirdi.
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki 'beyaz cennet' Pamukkale, hafta sonunda ziyaretçi akınına uğradı. Yerli ve yabancı turistler, doğal güzelliği ve tarihi dokusuyla dört mevsim ziyaretçilerini ağırlayan Pamukkale'ye yoğun ilgi gösterdi. Ziyaretçiler, giriş kapısı önünde yoğunluk oluşturdu. Antik havuzda termal suya giren turistler, travertenler üzerinde sıcak yürüyüş yapmanın keyfini sürdü. Doğal ortamın tadını çıkartan ziyaretçiler, cep telefonlarıyla fotoğraf ve video çekerek bu anları ölümsüzleştirdi. Ordudan gelen ziyaretçilerden Güvencan Demircan, beklediğinden çok daha güzel bir yerle karşılaştığını belirtip, "Karadeniz Bölgesi'nde de doğal güzellikler var ama burası çok farklı bir yer. İlk defa geliyorum. Çok beğendim. Doğal ortamı harika. Çok iyi korunmuş bir yer. Tekrar gelmek isterim" dedi.  Pamukkale'ye ilk kez geldiğini belirten Dayenur Nohutçu da hem doğal hem de tarihi güzellikleri görme fırsatı bulduğunu vurgulayı, "Hayal ettiğimden daha güzel bir yer. Travertenlerin üzerinde yürümek, tarif etmesi güç ancak çok güzel bir his" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------
-Pamukkale'den görüntü
-Travertenlerde yürüyen turistlerden görüntü
-Suya giren turistlerden görüntü
-Fotoğraf çektiren turistlerden görüntü
-Turistler Güvencan Demircan ve Dayenur Nohutçu ile röp.

Haber-Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

===================

Osmanlı mirası süt helvasını karpuzda pişiriyor

Osmanlı Saray mutfağının en gözde tatlılarından süt helvası, Bursa'da orijinal haliyle sofraların vazgeçilmezi olma özelliğini koruyor. Yaptığı yemeklere yeni bir tarz getirmeyi hedefleyen şef Emir Topuk, 120 yıllık tarihe sahip süt helvasını yaz aylarında karpuzda pişirip müşterilerine farklı bir lezzet sunuyor.
Anadolu mutfağındaki tatlıların başında gelen helvalar, özel günlerde asırlardır pişirilmeye devam ediyor. Yaklaşık 120 yıl önce Osmanlı Mutfağı'na giren süt helvası, o dönemde sarayda en çok tercih edilen tatlı haline geldi. Zaman içinde Anadolu'ya yayılan süt helvası, zamanla unutulmaya yüz tuttu. Bursa'daki esnaf lokantaları ise süt helvasını menülerinden hiçbir zaman çıkarmadı. Günümüzde yalnızca Bursa'da yapılan süt helvası, maliyetinin de düşük olması sebebiyle esnaf lokantalarında en çok tercih edilen tatlı haline geldi. Bursa'daki yemek kültüründe öğle saatlerinde tüketilen süt helvası, saat 14.00'den sonra tüm lokantalarda tükeniyor ve gün içerisinde bir daha yapılmıyor. Kış aylarında süt helvasını bal kabağında pişirerek farklı bir yorum katan Şef Emir Topuk, yaz aylarında ise süt helvasını karpuzda pişirerek müşterilerine farklı bir lezzet sunuyor.
'SÜT HELVASI 120 YILDIR BURSA'DA PİŞİRİLİYOR'
Anadolu mutfağında helvaların altında tatlılar diye bir ana başlık açılabileceğini belirten şef Emir Topuk, "Bu helvaların arasında da unutulan onlarca tarif vardır, bu tariflerin biri süt helvasıydı. Yalnızca Bursa'da esnaf lokantaları süt helvasına sahip çıktı. 120 yıldır her öğlen Bursa'da esnaf lokantaları süt helvasını pişiriyor. Biz de bu lokantalardan biriyiz. Süt helvasını kış aylarında bal kabağının içinde pişiriyoruz, yaz aylarında da karpuzla birlikte pişiriyoruz. Üzerine de serin karpuz taneleriyle servis ediyoruz" dedi.
'KAZANDİBİNİN ATASI'
Süt helvası aslında kazandibinin atası olarak da tarif edildiğini söyleyen Topuk, "Kazandibinin ilk hali ancak tencerenin dibini yakmak yerine fırında üzeri kızartılıyor. Aslında aynı zamanda bir muhallebidir. Helvanın mantığı herhangi bir yağ ile unun kavrulup herhangi bir tatlandırıcıyla birleşmesidir. Süt helvasında da bu malzemeler tereyağı, un ve sütlü şerbettir. Helva ne kadar uzun kavrulursa o kadar lezzetli olur. Biz de süt helvasını uzun sürelerde kavuruyoruz" diye konuştu.
'SÜT HELVASI ÖĞLEN SAATLERİNDE TÜM LOKANTALARDA TÜKENİR'
Esnaf lokantalarının yemekleri bitince öğle saatlerinde dükkanlarını kapattıklarını belirten Topuk, "Helva da tüm yemeklerden önce biter. Saat 1- 1,5 gibi herhangi bir restoranda süt helvası bulmanız çok zordur. Her gün pişirilir ve her gün tüketilir. Her gün pişen her gün yenen başka bir tatlı var mıdır bilemiyorum. Çok hafif ve hazmı kolaydır, çok da lezzetlidir. İnsanlar artık bu lezzet için Bursa'ya seyahat etmeye başladılar. Son 10 yıldır Bursa helvası diye de anılıyor. Bundan önceki ismi de 'süt keri'dir. Bundan 400 yıl önceye kadar da bu tatlının aynı tarifine ulaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
'KARPUZDA SÜT HELVASI ÇOK BEĞENİLDİ'
Süt helvasının Osmanlı mutfağında önemli yeri olduğunu belirten Topuk, "Osmanlı'da bir subay tariflerini zamanında reçetelerle saklamış. Biz bu tariflerin içinde bal kabağının içinde pişen pilavlar ve et yemeklerine rastladık. Helvayı da bal kabağında pişirmeyi denedik ve çok da lezzetli oldu. Ancak nisan ortalarında bal kabağı sezonu bitiyor ve kabaklar daha sulu hale geliyor. Sulu kabaklar da helvanın kıvamını bozuyor. Yazın da toprak bize ne veriyorsa o meyvelerden bol porsiyon sığabilecek karpuzu denedik. Aslında bir denemeydi ancak çok beğenilince düzenli yapmaya başladık" açıklamasında bulundu.

Görüntü Dökümü:
------
-Karpuzun kesimi, hazırlanışı
-Helvanın pişme aşamaları
-Karpuz ile helvanın birleşmesi
-Fırına verilmesi
-Servis edilişi
-Emir Topuk ile röportaj

Süre: 5.28 Boyut: 614 MB

Haber: Muammer İRTEM -Kamera: Enver Fatih TIKIR/BURSA,

====================

Lavanta bahçesini sanat eserleriyle buluşturdu

Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde yaşayan arkeolog ve mozaik sanatçısı Aysel Ergül oluşturduğu lavanta bahçesine sanat eserleri yerleştirdi. Lavantaların mor rengi ile sanat eserlerini bir araya getiren Aysel Ergül, sanat ile doğayı bir araya getirdiklerini söyledi.
Arkeolog ve mozaik sanatçısı Aysel Ergül, 10 yıl önce Karamürsel'in Fulacık Mahallesi'nde bulunan arazisinde organik tarım yapmak için kolları sıvadı. Elektrik ve su hatlarının olmadığı bölgede tarım yapmakta zorlanan Aysel Ergül, daha sonra 18 dönümlük arazisinde lavanta yetiştirmek için yatırım yaptı. Her yıl arazideki lavanta sayısını biraz daha arttıran Aysel Ergül, bugün dikili olan yaklaşık 25 bin lavantanın hasadını yapmaya hazırlanıyor. Bahçesinde aynı zamanda sanat eserlerini de sergileyen Aysel Ergül, Orman Dede Lavanta Parkı ismini verdiği bahçesinde sanat ile doğayı bir araya getirdi. Toplam 16 sanatçının heykel, mozaik eserleri ile renklendirilen parkta çocuklu aileler oldukça güzel vakit geçirirken, üretilen lavantaların yağları da parfümeri ve kozmetik fabrikalarına satılıyor. Bahçenin sahibi Aysel Ergül ise arazisindeki lavanta fidelerini çoğaltarak yurtdışına ihracat yapmayı hedefliyor.
LAVANTA YAĞLARI BİRİNCİ KALİTEDE
Yetiştirdikleri lavantaların yağlarının birinci kalitede olduğunu anlatan Aysel Ergül, "Arkeolog ve mozaik sanatçısıyım. Buraya 10 yıl önce hobi olarak geldik. Hafta sonları İstanbul'dan gidebileceğimiz, hafta sonunu geçirebileceğimiz bir yer olarak. Zaten toprağı ve tarımı çok seviyoruz. Terk edilmiş toprak bizi her zaman üzmüştür. O yüzden hobinin yanında tarıma başladık. Organik tarım yapmaya başladık. Fakat bölgede su ve elektrik olmadığı için bizi farklı arayışlara itti. Yaklaşık 4 senedir bunun arayışı içerisindeydik. Yaptığımız araştırma neticesinde de ilk yıl 3 dönüm kadar bir yerde lavanta için deneme dikimi yaptık. Çok güzel sonuçlar elde ettik. Geçen sene yağını test ettirdik. Yağının da birinci kalite bir yağ olduğunu öğrendik. Çünkü bölgemiz 650 rakımda, bu rakımda aroma için ekolojik ortam çok uygun. Dolayısıyla, organik de ürettiğimiz için, yağın kalitesi birinci derecede. O yüzden 'Neden olmasın?' dedik" şeklinde konuştu.
LAVANTA İLE SANATI BİRLEŞTİRDİ
Bahçesinde lavantalar ile sanatını bir araya getirdiğini belirten Ergül, şöyle konuştu:
"Sanatçı olmanın ve arkeolog olmanın getirmiş olduğu bir güvenle, bu bölgeyi hem sanat hem de lavantanın birlikte olduğu bir sanat parkına döndürdük. Daha önce organik tarım yaptığımız yerlerin hepsini lavantaya çevirdik. Şu anda 20 binin üzerinde lavanta fidemiz var. Hepsi angustifolia sevtopolis cinsi lavantalar. Parfümeri ve kozmetik sanayide kullanılan yağ kalitesinde bir fidemiz var. Onun üzerine güzel geri dönüşler de aldık. Hasadımızı yaptıktan sonra yeni sezona daha büyük alanlarda fide üreterek ve dikimini de çoğaltarak yurtdışına açılmayı amaçlıyoruz. Yurtdışına açılmak derken, bu kalitedeki bir yağı yurtdışına ihraç etmek istiyoruz. Hobi ile başladığımız çalışma bizim lavantamızın ne kadar değerli olduğunu, tıbbi ve aromatik bitkilerin ne kadar önemli olduğunu göstermek istedik. Türkiyemiz de bu anlamda Avrupa'da çok büyük bir değer. 16 sanatçımızın içerisine eserleriyle katkıda bulunduğu parkımız hem lavanta hem de sanat olarak oldukça doyurucu bir yer oldu"

Görüntü Dökümü
-----------
Sanat eserleri ile lavantaların bir arada olduğu parktan görüntüler
Çocukların park içerisinde eğlenmesi
Lavanta tarlalarından görüntü
Aysel Ergül ile röp.
Detay

Haber: Dinçer AKBİR-Kamera: Alişan KOYUNCU/KARAMÜRSEL(Kocaeli),

===============

Kızıl geyiklerin sayısı 6'ya yükseldi

Bursa Hayvanat Bahçesi'nde 10 gün önce dünyaya gelen 2 yavruyla birlikte kızıl geyik sayısı 6'ya yükseldi.
Bursa Hayvanat Bahçesi'nde kızıl geyiklerin sayısı, 6'ya yükseldi. 10 gün önce dünyaya gelen 2 yavru, hem hayvanat bahçesi çalışanların, hem de ziyaretçilerin gözdesi oldu. Yürümekte zorlanmasına karşın sürüden ayrılan yavru kızıl geyiklerden biri, annesi tarafından bir süre sonra bulundu. Anne kızıl geyik, bir taşın arkasındaki gölgelik alanda dinlenirken bulduğu yavrusunu bir süre diliyle yaladı. Ardından da onu, sürünün yanına doğru götürdü.
Hayvanat bahçesinde 14 gün önce de bir alageyik dünyaya geldi. Sayıları 5'e yükselen alageyiklerin yavruyu yanlarından ayırmadığı görüldü.

Görüntü dökümü;
----------
-Kızıl ve ala geyiklerden detaylar
-Anne kızıl geyik ile yavrusundan detaylar

Süre: 3.45 dakia, Boyut: 493 MB

Haber-Kamera: Gürkan DURAL/BURSA,



Kırkpınar, Alanya, Bursa, DHA, Güncel

Kaynak: DHA

18.10.2019 04:43:36