Dha yurt bülteni - 5

Çanakkale'de 77 kaçak göçmen yakalandı, 1 organizatör tutuklandıÇanakkale'de göçmen kaçakçılığına yönelik polis tarafından düzenlenen operasyonlarda 77 kaçak göçmen yakalandı, 1 organizatör tutuklandı.

10.10.2019 10:32 | Son Güncelleme: 10.10.2019 10:32Dha yurt bülteni - 5

Çanakkale'de 77 kaçak göçmen yakalandı, 1 organizatör tutuklandı

Çanakkale'de göçmen kaçakçılığına yönelik polis tarafından düzenlenen operasyonlarda 77 kaçak göçmen yakalandı, 1 organizatör tutuklandı.

Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, il genelinde göçmen kaçakçılığı suçlarının engellenmesi ve organizatörlerin yakalanmasına yönelik son bir hafta içinde düzenlenen 3 ayrı operasyonda yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçme hazırlığında olan Afganistan uyruklu 77 kaçak göçmen yakalandı. Operasyonlarda 3 araç ile 26 can yeleği ele geçirildi, 3 organizatör yakalandı.

Kaçak göçmenler emniyetteki işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi. Emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 organizatörden 2'si adli kontrol kararıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 1 organizatör ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Görüntü Dökümü

------------

-Kamyon kasası içinde yakalanan kaçakların görüntüsü.

Haber-Kamera: ÇANAKKALE,

========================

Tüccar fiyat kırdı, kuru incir depoda kaldı

Aydın'ın İncirliova ilçesinde yaşayanların en büyük geçim kaynaklarından kuru incir, geçen yıl toptan kilosu 25 liradan alıcı bulurken, tüccarların bu sene 12 lira fiyat vermesi, üreticiyi kızdırdı. Ürününü satmayıp, depoda bekleten üreticiler, bu rakamla girdi maliyetlerini bile karşılayamayacaklarını söyledi.

İncirliova'nın kırsal 150 haneli 400 nüfuslu İsafakılar Mahallesi'nde incir üreticisi, kuruttuğu mahsulünü satamamaktan yakındı. Geçen yıl toptan kilosu 25 liradan alıcı bulan kuru incire bu sene tüccarların talip olmaması, olanların da fiyat kırıp, kilo başına 12 liradan vermesi, tonlarca kuru incirin depolarda kalmasına neden oldu. Mahallelinin tamamının geçim kaynağı olan ve yıllık yaklaşık 800 ile 1 milyon ton kuru incir üretimi yapan İsafakılar'da üreticiler, ne yapacaklarını şaşırdıklarını söyledi. Depolarda kuru inciri daha fazla muhafaza edemeyeceklerini belirten üreticiler, alıcı bulmaması durumunda ürünün bozulabileceğini belirtti. İnciri satamadıkları için çalıştırdıkları işçilerin ücretlerini ve diğer borçlarını ödeyemeyen üreticiler, yetkililerden yardım istedi.

'TÜCCARIN İSTEDİĞİ FİYATA SATMIYORUZ'

40 yıldır incir üreticiliği yaparak geçimimi sağlayan Ali Aydın, "Şu ana kadar böyle bir şeyle karşılaşmadım. İncir almaya tüccar gelmiyor. Gelen tüccar da kilosu 11- 12 liradan almak istiyor. Biz de bu fiyatlardan malımızı vermiyoruz. Elimde 10 ton kuru incir var. 60 milyon civarında da borcum var. Ürünümü satamazsam borcumu da ödeyemeyeceğim. Çok mağdur durumdayım" dedi.

Kuru incir üreticisi Fadime Günaydın da "Zeytin de var ama asıl ekmeğimizi incirden kazanıyoruz. İncirimizden bu yıl kalite bakımından memnunuz ama tüccarların kilo başına kuru incir için verdiği alım fiyatları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tüccarlar, bu yıl bize adeta oyun oynadı. Geçen yıl toptan kilosu 25 liradan sattığımız inciri bu yıl 12 liradan almak istiyorlar. Bu olacak iş değil. Bu nedenle depolar incirle doldu. Alan da satan da yok" diye konuştu.

İncir üreticisi Hidayet Öztürk ise şunları söyledi:

"İncirdeki en büyük sıkıntı ihracatçının malımızı almaması. Tüm depolar şu an kuru incir dolu. Mahallemizde yaklaşık 1 milyon ton kuru incir üretiliyor. Bu incirin şu anda yüzde 5'i bile satılmış değil. Çoğu kişinin deposu da saklamaya uygun değil. Bazı yerlerde mal bozulmaya başladı. İhracatçının oynadığı oyunlardan dolayı incir üreticisi çok mağdur oldu. Onların istediği fiyata mal satılırsa üretici borcunu bile ödeyemez. Çocuğunu okutamaz, geçimini zor sağlar. Bu işin çözüme kavuşması için yetkililerden yardım bekliyoruz. Ürünü satamazsak bozulmaya başlar bu da ülke ekonomisine büyük zarar verir. İhracat malı olduğu için ülkemize güzel bir girdi sağlıyor."

Ürününü satamadığı için mağdur olduğunu belirten incir üreticilerinden Sezai Günaydın da "4 bin lira kasa parası verdim. Bunu ödeyemedim bir de işçi parası var onu nasıl ödeyeceğim kara kara düşünüyorum" dedi.

Dayıbaşılık yaparak, incir üreticisine işçi temin eden Necmettin Kulak ise "Çine'nin Kavşit Mahallesi'nden buraya 262 kilometre yolu, gidip geliyorum. İnciri toplamaları için 5 haftada toplam 1146 tarım işçisi getirdim. Ancak bu işçilerden sadece 200'ünün parasını alabildim. Üretici, kuruttuğu incirini satamadığı için bana da paramı ödeyemiyor. Üreticilerden 100 bin TL alacağım var" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

----------

-Depolardaki kuru incirlerden görüntü

-Çalışanlardan görüntü

-İsafakılar Mahallesi'nden görüntü

-İncir üreticileri Hidayet Öztürk, Sezayi Günaydın, Fadime Günaydın, Ali Aydın ve dayıbaşı Necmettin Kulak ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/ İNCİRLİOVA (Aydın),

============================

3'üncü katındaki evinin penceresinden ölüme atladı

Adıyaman Besni ilçesinde yaşayan Fatma A. (77), 4 katlı apartmanın 3'üncü katındaki evinin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi.

Olay, dün gece yarısı 15 Temmuz Şehitler Mahallesi'nde meydana geldi. Fatma A., bilinmeyen nedenle ağabeyi ile tartıştı. Ardından da 3'üncü kattaki evinin penceresinden atladı.

Beton zemine düşerek ağır yaralanan yaşlı kadın, ihbar üzerine gelen ambulansla Besni Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı.

Fatma A.'nın cenazesi, otopsi için morga kaldırılırken, polis soruşturma başlattı.

Görüntü Dökümü

----------

-Ölen Fatma Avcı'nın fotoğrafı

-Besni Devlet Hastanesi

-Polisler

-İntihar eden Avcı'nın yakınları

-Acil Servis

-Ambulans

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mustafa ÖNDOĞAN-ADIYAMAN-DHA

============================

Organik gıda sektörü, tüketiciyi yanıltıyor

Sağlıklı beslenmeye yönelik önemin artmasıyla doğal ve katkısız gıdalara olan talep de arttı. Tüketiciler açısından 'organik' denilerek, piyasaya sürülen ürünlerin gerçekten katkısız olup, olmadığı da merak konusu oldu. Uzmanlar, piyasaya göre çok daha pahalı satılan ürünler konusunda tüketicileri uyarırken, organik olup, olmadığını anlamak için sertifikaya dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Doğal ve katkısız gıdalara yönelik talebin artmasıyla birlikte GDO'lu besinlerden uzak durmak isteyenler, organik tarım ürünlerine yöneldi. Katkı maddesi içermeyen ürünlere yönelik bu talebin artmasıyla 'organik' adı altında piyasaya organik olmayan ürünler de sürüldü. Bu ürünlerin diğerlerine göre çok daha pahalıya satılması, gıda enflasyonunu da tetikledi. Bostanlı Pazar Yeri'nde biber ve salatalık satışı yapan Metin Duvar, "Burada daha çok doğal ürünler var. Organik dediğiniz zaman üretim aşaması, toprağın tahlilleri, hastalığı, ilaçlaması önemli. Organik tarım yapmak çok aşamalı ve masraflı bir şey. Vatandaşlar organik tarımdan kaçıyor. Tarlaya 7 sene bir şey ekmeyeceksiniz, ilaç atmayacaksınız. Onların standartları var. Biz doğal hayvan gübresi ile yetiştiriyoruz. Sebzeye etki edecek ilaçlar değil kurt ilacı, böcek ilacı kullanıyoruz" dedi.

Pazar yerinde alışveriş yapan Hasan Sonbahar da "Organik ürün tercih etmeye çalışıyorum, özellikle üreticilerden almaya özen gösteriyorum. Fakat bundan da emin değiliz, hal ürünlerine değil üreticiye güveniyorum. Benim devamlı alışveriş yaptığım köylüler var. Onlardan almaya çalışıyorum. Bu kadar kirliliğin ve ilaçların olduğu bir yerde tamamen organik ürün tüketmek bence mümkün değil. Olabildiğince organik almaya çalışıyoruz. Üreticiyi desteklemedikten sonra hiçbir zaman organiğe ulaşamayacağız. Arz talep meselesi oluyor" diye konuştu.

'Organik ürün' diye satılan ürünlerin gerçekten katkısız olduğuna inanmadığını söyleyen Leyla Özar ise "Ben organik yalanına inanmıyorum. Çünkü organiğin çok koşulu var. 30 metrekare bir alanda, herhangi bir ilaç atılmamış olması lazım. Sağ sol ilaç dolu, bu ilaçlar buharlaşıyor, yağmur olarak toprağa iniyor. Organik diye bir şey yok; çünkü zaten her şey GDO'lu ve hormon takviyeli. Hiç inanmıyorum; ama pazarda daha taze olduğu için buralardan alışveriş yapıyorum, sabah toplanmış ürünleri bulabilirsiniz. Onun dışındakiler bence yalan" dedi.

'VATANDAŞ KANDIRILIYOR'

Bostanlı Pazarı'ndan 'organik' ibareli yeşil zeytin satın alan Berrin Varol, "Renginden, kokusundan ve tuzundan anlıyorum. Tatmadan almam zaten hiçbir şeyi, doğal tuzla yapıldığını anlıyorum. Kendimiz de kırma zeytin yaptığımız için biliyorum. Egeliyim, ayırt edebiliyorum. Bildiğim yerlerden, bu işi gerçekten yapan insanlardan alışveriş yapıyorum" diye konuştu.

Organik ürünleri çok fazla aramadığından bahseden Aysu Deniz de "Ürünlerin en fazla ambalajlarını incelerim, başka türlü bir ürünün organik olduğunu anlayamam. Ambalajsız olanlara güvenemem, hiçbir belirti yoksa hiçbir şey yazmıyorsa üzerinde almam" dedi.

Halkın 'organik ürün' denilerek, kandırıldığını savunan Birsen Zencirli ise "Yeri geliyor organik tercih ediyorum; fakat bazen de kesemize hitap etmesi gerekiyor. Yamuk olacakmış, sağı solu düzgün olmayacakmış. Nereden bilelim biz onun organik olduğunu? Etiketi kendisinin hazırlamadığını nereden bilelim? Sadece görüntüsüne bakıyoruz, lezzetinden biraz kıyaslıyoruz. Fakat organik diye sattıkları ürünlerin çoğu da organik değil. Topluyorlar yamuk olanları, 'organik' diye satıyorlar. Belgeleri olması gerekiyor" diye konuştu.

PROF. DR. TURHAN: LOGONUN YER ALDIĞI ETİKETİ ARAYIN

'Organik' ibaresiyle pazarlarda satışa sunulan sebze, meyve, yumurta, süt ve süt ürünleri diğer ürünlere göre yüksek fiyatlardan satışa sunulunca uzmanlar da tüketicileri bu ürünlere dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyardı. Her 'doğal' ibaresinin gerçeği yansıtmadığını belirten İzmir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan, şunları söyledi:

"Tüketicilerin bir ürüne bakarak organik olduğunu anlaması mümkün değil ancak birtakım tüyolara dikkat edilebilir. Öncelikle mevsiminde üretilmeyen ürünler vatandaşlarda şüphe uyandırmalı. Pazarlarda zamanı olmadığı halde satışa sunulan birçok ürün yer alıyor. İkinci olarak, soluk renk ve biçimsiz şekil ürünün organik olduğuna yönelik bir gösterge olabilir. En önemli kısım ise ürünün üzerinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organik tarım uygulaması yapıldığına dair bir logonun yer aldığı etiketinin olmasıdır. Ürün eğer pazar yerinde satılıyorsa tezgahın herhangi bir yerinde bu etiketin yer alması gerekiyor."

'ÇOK BÜYÜK RANT VAR'

'Organik' teriminin, tamamen doğal maddelerle doğal bileşenlerle ve doğal şartlarda, ekolojik sisteme zarar vermeden yapılan üretim şeklini ifade ettiğini söyleyen Prof. Dr. Turhan, şöyle devam etti:

"Toplumda 'Ürünün ne kadar şekli bozuksa soluk renkli, düzensiz biçimliyse o kadar organiktir' şeklinde bir yanlış algı var. Her şekli bozuk ürün de organik değildir. Bunlar organik olup olmadığıyla ilgili bir gösterge sayılabilir. Görüntü kötü olsa da ürünün tadına bakıldığında, tamamen doğal bileşenlerin tadı hissedilebilir. Bitkinin olağan gelişimi dışında daha çok büyümesini, daha parlak renk almasını sağlayan sentetiklerin kullanılması o ürünün organik ürün olmadığını gösteriyor. Üreticilerin organik olmayan bir ürünü organikmişçesine sunması, süslemesi tamamen bir aldatmacayı ifade ediyor. Bu işte çok büyük bir rant var. Bu ürünler normal ürünlere göre çok daha pahalı satılıyor. Ürünlerin üzerine çok daha fazla satış fiyatı ekleniyor. Ben ambalajında bu amblemi görmediğim hiçbir organik denilen ürünü satın almıyorum. Ambalajında doğal yazan ürün organik olduğu anlamına gelmiyor."

'HER İSTEYEN, EVİNİN BAHÇESİNDE ORGANİK TARIM YAPAMAZ'

Organik tarım yapmanın zor süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Turhan, her isteyenin, evinin bahçesinde organik tarım yapamayacağını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bunun Resmi Gazete'de yayımlanmış bir yönetmeliği var. Buna uygun olarak bu işlemin yapılması gerekir. Aynı zamanda yetkilendirilmiş kuruluş tarafından kontrollerinin yapılması ve sertifikalandırılması gerekiyor. Bu yüzden her isteyenin evinin bahçesinde organik tarım yapması pek mümkün görünmüyor. Bunun kontrol altında olması ve her aşamanın izlenmesi gerekiyor. Bir ürünün organik olup olmaması o ürünün kötü olduğunu ifade etmez ancak vatandaşların organik ürün satışı yapıldığına dair kandırılması büyük sorun niteliği taşıyor. Organik tarımın dışında iyi tarım uygulamasıyla üretilen ürünler de var. Vatandaşlar bunları da tercih edebilir. İyi tarım uygulamaları artık birçok büyük firma tarafından uygulanıyor. İyi tarım uygulamalarında kullanılan sentetik maddelerle ilgili miktarlar denetleniyor ve yasal sınırlar içinde izin verilen miktarların kullanıp kullanılmadığı test ediliyor ancak organik tarımda bu ürünlerin kullanılması tamamen yasaktır. İyi tarım uygulamalarının yapıldığı ürünler de yine bakanlık tarafından oluşturulan logonun varlığı ile anlaşılabilir."

Görüntü Dökümü

------------

İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan'ın açıklamaları

Bostanlı pazar yeri genel ve detay görüntüler,

Vatandaşlara röp

Üretici ile röp.

HABER: Hande NAYMAN- Mehmet CANDAN/ İZMİR

=======================

Hayata sporla tutundu

Bursa'da 9 yaşında geçirdiği rahatsızlık sebebiyle iki bacağı felç kalan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan Hasan Ekşisu (56), tekerlekli sandalyesi ile vucüt geliştirme ve fitness yapmaya başladı. Fiziksel engeli olduğu için başlarda antrenörlerin kendisiyle ilgilenmediğini belirten Ekşisu, "Mücadele ettiğin zaman her türlü engel kalkar" dedi.

Bursa'da 9 yaşında geçirdiği rahatsızlık sebebiyle iki bacağı felç kalan ve zaman geçtikte kaslarının gücünü kaybeden Hasan Ekşisu, vücudunun daha fazla zarar görmemesi için spora yöneldi. 46 yıldır yürüyemeyen ve kaslarının gücünü kaybeden Ekşisu, tekerlekli sandalye kullandığı ve fiziksel engeli bulunduğu için spor salonlarındaki eğitmenlerin kendileriyle ilgilenmediğini söyledi. Nilüfer ilçesinde bir spor salonunda beklediği ilgiyi bulan Ekşisu, profesyonel eğitmen eşliğinde, fiziksel engeli bulunmayan insanlar gibi vücüt geliştirme ve fitness yapmaya başladı. Kimseye muhtaç olmamak için spora başladığını belirten Ekşisu, "Yere düştüğümde kendi gücüm ve kuvvetimle yerden kalkmak istiyorum" dedi.

'MÜCADELE ETTİĞİN ZAMAN ENGELLER KALKAR'

9 yaşından beri tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu söyleyen Hasan Ekşisu, "Doktorlar, hastalığımın sporla geçeceğini söyledi. Bazı olaylardan dolayı hayata küstüğüm için sporu bıraktım. 15 yıldır spor yapmıyorum. Bazı olaylar beni hayata küstürdü. Ankara GATA'da fizik tedavi gördüm. Sporu bıraktığımda daha kötüye gitmeye başladım. Kötüye gittiğim için tekrar spora başladım. Ayaklarını ve kollarını kullanamayan kişiler, kafasını kullanarak spor yapar. Bunu mücadeleyle başarır. Mücadele ettiğin zaman her türlü engel kalkar" dedi.

'HAYATA KÜSTÜĞÜN ZAMAN BİTERSİN'

Hiçbir zaman umutsuz olmamamız gerektiğini belirten Ekşisu, "Hayata küsmüş insanlar var. Hayata küsmeyecekler. Mücadele etmesini öğrenecekler. Ben çok engel aştım. İş yeri açtım. 10 yıl sigortacılık yaptım ama olmadı. Ben yılmadım, başardım.  Spor salonuna geldiğimde hocanın tavsiye ettiği hareketleri yapıyorum. Beni yormamak için hocam elinden geleni yapıyor. Hayata küsmeyeceksiniz. Hayata küstüğün zaman bitersin. Ben tekrar mücadele etmeye başladım. Hayat devam ediyor. Bir sene evde kapandım. Bir yıl sokağa çıkmadım. Her gün Yasin okudum. O da ruhen rahatlattı. Spor yapmaya başladıktan sonra eski gücüme kavuşmaya başladım" dedi.

'HER İNSAN SPOR YAPMALI'

Her insanın bir antrenör eşliğinde spor yapması gerektiğini belirten spor antrenörü Gökhan Erseçgel ise, "Biz birebir antrenman yapıyoruz. Pilates, crossfit, kişinin istediği başka bir branş varsa o branşta ilerliyoruz. İnsanların  sporla alakalı bakış açısı bir çok konuda yanlış. İnsanların istediği bir spor branşı vardır. Sevdiği, hoşlandığı, bu onun hobisidir aslında. Bir de zorunluluk kısmı vardır. Bu kişinin yaşam konforunu artıracak, ileride yaşanacak olan omurga, iskelet problemlerinin önüne geçecektir. Biz burada kişilere zorunlu olan kısmı kendilerine yaptırdıktan sonra diğer antrenmanlarla faaliyetlerimizi yürütüyoruz" dedi.

Erseçgel, "Hasan bey, diğer üyelerim nasılsa benim için öyle. Kendisi çok mücadeleci bir insan ve çevresine de örnek oluyor. na sebep olmamalı. Benim en çok hoşuma giden Hasan beyin burada antrenman yaparken göstermiş olduğu mücadelenin onu psikolojik olarak farklı bir boyuta taşıması. Ağırlık kaldırmanın en büyük etkisi mentaldir. Kişiyi savaşçı, mücadeleci yapar" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Spor salonundan detaylar

-Engelli kişinin spor yapmasından detaylar

-Röportajlar

Haber: Muammer İRTEM-Berktuğ ÖNCÜ - Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

============================

Aile yadigarı eşyalarla müze açtı

Bartın'a bağlı Arıt Köyü'nde yaşayan Güllü Aydın (76), ailesinden miras kalan bine yakın antika eşyayı, evinin altında oluşturduğu müzede sergiliyor.

Evli ve bir çocuk annesi Güllü Aydın, 10 yıl önce annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınpederi öldükten sonra onlara olan özlemini gidermek için bir müze kurmaya karar verdi. Güllü Aydın, köy merkezinde bulunan iki katlı evinin deposunda ve sandıkların içinde saklanılan aile yadigarı eşyaları sergilemek için harekete geçti. 5 yıl önce köydeki evlerinde bulunan, geçmişi 200 yıllık olan aile büyüklerine ait kıyafetler, iplik çıkrığı, pekmez olukları, düvenler, mutfak eşyaları, fotoğraf makinelerini ve günlük yaşamda kullanılan bine yakın eşyayı bir araya getirdi. Güllü Aydın evinin altında bulunan 80 metrekarelik depoyu düzenleyerek, "Hacı Güllü Ana Yöresel Sergi Evi'ni açtı. Güllü Aydın'ın açtığı sergi evi, Küre Dağları Milli Parkı sınırları içerisindeki köyüne gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Sergi evine gelenler geçmiş dönemin geleneksel yaşamıyla ilgili fikir sahibi oluyor.

Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kültürel değerlere sahip çıkması ve gelecek nesillere geçmişin öz kültürünün aktarılmasında örnek insan olmasından dolayı Güllü Aydın'a teşekkür belgesi verdi.

Eski eşyaları sergileme ve müze kurma hayali için bazı geceler uyumadığını belirten Güllü Aydın, "Bu benim için büyük bir hayaldi, eşimden de destek alarak, bunu 5 yıl önce gerçekleştirdim. Burada anneannemin annesinin eşyaları, büyük büyük dedelerimin günlük yaşamda kullandığı giysileri, bütün eşyaları var. Büyüklerimiz eşyalarını hep sandıklarda saklardı. Ben de sandıklara baktım, eşyaları buldum ve herkes görsün, bilsin, geçmişine sahip çıksın diye bu müzeyi kurdum. Burayı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, müzeye girdikleri anda hemen şunu söylüyorlar, 'Buram buram tarihi eser kokuyor' diyorlar. Bu da beni ziyadesiyle memnun ediyor. Bana alnından öpülecek hacı teyze diyorlar, ben de çok mutlu oluyorum. İmkanım olsa burayı daha da büyütürüm, çocuklarım da 'Anne sana bir şey olsa da biz bu müzeyi canlı tutarız' diyorlar" dedi.

Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürü Fuat Dursun, Güllü Aydın'ın örnek bir insan olduğunu, kültürel değerlere sahip çıkmasından dolayı teşekkür ederek, her türlü desteği kendisine vereceklerinin belirtti.

Görüntü Dökümü

------------

-Müze dış görüntü

-Müze içindeki eşyalar

-Müzeyi gezen turistler

-Detay görüntüler

-Güllü Aydın'ın eserleri tanıtması

-Müdür Dursun'un teşekkür belgesini vermesi

-Güllü Aydın ile röp.

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

=============================

Şehirden kaçanlar hobi bahçelerine koşuyor

İzmir'in Kemalpaşa ilçesindeki Ulucak mevkisi, büyükşehir kargaşasından uzaklaşmak isteyen kişilerin hobi bahçelerine ev sahipliği yapıyor. Şehre yakın ama şehrin gürültüsünden uzak yerlerde tarla ve bahçe işleri ile uğraşmak isteyenler, haftanın birkaç günü ziyaret ettikleri hobi bahçeleri sayesinde doğal sebze ve meyve üreterek sağlıklı beslenmenin keyfini yaşıyor.

Son yıllarda büyükşehirlerdeki stresli yaşama bağlı olarak en azından hafta sonlarında aileleri ile keyifli vakit geçirmek isteyenler hobi bahçelerini popüler hale getirdi. İzmir'de çelik kapı imalatı işiyle uğraşan Übeyit Gültepe de (42) 1,5 yıl önce sahip olduğu hobi bahçesinde doğal ürün yetiştiriyor. Evli ve 3 çocuk babası Gültepe, işinden fırsat buldukça hobi bahçesine geldiğini belirterek şöyle konuştu:

"Zaten köylü olduğum için toprakla uğraşma merakım vardı. Şehrin gürültüsünden rahatsızlık duyuyordum. Baktım toprakla uğraşmak bana iyi geliyor araştırmaya başladım. Burayı satın aldım ve ahşap bir ev kurdum. Pazarda olan tüm sebzeleri kendim yetiştiriyorum. Hayvan gübresi dışında hiçbir ilaç kullanmadan ürün yetiştirmekten zevk duyuyorum. Boş zamanımda kahveye gideceğime buraya geliyorum. Şehirde düzenim var. Aynı zamanda işlerim devam ediyor. Ama fırsat buldukça buraya geliyorum. Sebzelerime su veriyorum, kendi çocuğum gibi ürünlerimle de ilgileniyorum. Tohum denemeleri yapıyor, bazen iyi sonuçlar alıyorum. Ama keyifle yapıyorum. Ürünlerim arasında salata, börülce, domates, kavun ve fasulye var."

BAHÇESİNDE 150 TAVUK, 6 HOROZ, 2 KAZ VE 8 HİNDİ BESLİYOR

İzmir'e yakın konumda olması nedeniyle hobi bahçelerinin fazla olduğu Kemalpaşa Ulucak'ta bu işi yapan gayrımenkul danışmanı Yunus Emre Kaya, hobi bahçelerinin orman vasfından çıkarılmış tarım arazileri olduğunu söyleyerek kişilerin isteğine ve bütçesine göre bahçelerin genişliğinin 250 metreden 1 ya da 1 buçuk dönüme kadar değişebildiğini kaydetti. Özellikle Kemalpaşa çevresinde hobi bahçelerine ilginin giderek arttığını ifade eden Kaya, noter huzurunda satışların yapıldığını belirterek, "250 metrelik bir hobi bahçesinin fiyatı 60 bin liradan başlayıp metrekaresine, konumuna, elektrik, su bağlantıları ve yola yakınlıgına göre farklı fiyatlardan satışa sunuluyor. Bir arsa sahibi arazisini 23 parçaya böldü. 240 metrekareden başlayıp 500 metrekareye kadar genişleyen bölümler var. Etrafı çitle çevrili bu alanlarda alıcılar istekleri doğrultusunda meyve sebze ekiyor. İzmir'de beton yığınından kaçıp doğal yaşamak isteyenler hobi bahçelerini tercih ediyor" dedi. Müşterilerinin ilgisi üzerine kendisi için de bir hobi bahçesi hazırlayan Kaya, bahçesinde hem üretim yaptığını hem de hayvancılıkla ilgilendiğini söyledi. Kaya bahçesinde 150 tavuk, 6 horoz, 2 kaz ve 8 hindi besliyor.

ARAZİNİN NİTELİĞİNE DİKKAT

Hobi bahçesi alırken herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için bazı uyarılarda bulunan Yunus Emre Kaya, şunları söyledi:

"Alacağınız hobi bahçesi arazisinin niteliğinde orman ve çalılık yazmaması gerekiyor. Kirazlık, zeytinlik, bağ, bahçe ifadeleri yazılıysa bir sorun yaşamazlar aksi taktirde alana bir yapı inşa etmeleri durumunda orman müdürlüğü veya belediye alanın boşaltılmasını isteyebilir, mağduriyet yaşarlar. Vatandaşlarımız tapu kadastro müdürlüğüne giderek aldıkları hobi bahçesinin sınırlarının ne olduğunu iyice belirlesinler. Yine harita mühendislerine giderek sınır ölçümlerini yaptırmalarında fayda var. Bunlar yapılmazsa ilerleyen süreçte satın aldıkları hobi bahçesinin başka birine ait olma ihtimali çıkabilir."

Görüntü Dökümü

-----------

-Hobi bahçesi olarak tercih edilen boş arazilerden görüntü,

-Hobi bahçesine ahşap ev kurulumundan görüntü,

-Hobi bahçesindeki meyve sebze ve hayvanlardan görüntü,

-Yunus Emre Kaya ile röp,

-Übeyit Gültepe ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

======================

Bakan Varank, 'Kafa Topu' oyununda rakibini yendi

İzmir'de Masomo şirketini ziyaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İş Geliştirme Müdürü Rudi Diriman ile tablet aracılığıyla 'Kafa Topu' oyununu oynadı. Rakibini yenen Bakan Varank, yeniden oynama önerisine ise, "Zirvede bırakmak lazım" esprisiyle karşılık verdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İzmir'in Bayraklı ilçesinde, son yıllarda dünyada ve  Türkiye'de milyonlarca kişi tarafından oynanan 'Kafa Topu' adlı oyunun geliştirildiği Masomo şirketini ziyaret etti. Çalışanlarla bir araya gelen Bakan Varank, oyun geliştiricisi olan şirketin İş Geliştirme Müdürü Rudi Diriman ile tablet aracılığıyla oynadığı karşılaşmayı kazandı. Varank, yeniden oynama önerisine ise, "Zirvede bırakmak lazım" esprisiyle karşılık verdi. Varank rakibi için de, "Sizi yenmek hoşuma gitti" dedi.

'SEKTÖRÜ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ'

Oyundan sonra açıklama yapan Bakan Varank, fikirlerin şirkete ve ürüne dönüşmesinin kendileri açısından çok önemli olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Bu genç kardeşlerimiz de bunu başaran arkadaşlarımızdan. Oldukça mütevaziler ama gayet büyük bir yurt dışı yatırımı aldılar. 120 milyon kez indirilmiş oyundan bahsediyoruz. Milyonlarca insan bu oyunu oynuyor ve buradan bir gelir elde ediliyor. Bizim Ar-Ge ve tasarım merkezleri desteklerimiz var. Burası tasarım merkezleri desteklerimize başvuracak. Burası ülkemize ekonomik ve ihracat anlamında para kazandıran ve inovatif fikirlerin nasıl dünyada daha fazla gelir getiren işlere dönüştüğünü gösteren bir şirket" dedi. Şirketteki çalışanlardan çok memnun olduklarını aktaran Bakan Mustafa Varank, "Kendileri ile uzaktan iletişimimiz vardı. Oyunlarını ben de oynuyordum. Geldim ve onlarla tanıştım. Kamuoyuna böyle başarı hikayelerini anlatmamız lazım. Biz gençlerimize, girişimcilerimizi her alanda desteklemeye devam edeceğiz. İzmir bunların güzel örneklerinden biri. Oyun sektöründe Ankara, Eskişehir, İstanbul'da bu işlerle uğraşan kümelenme anlamında beraber hareket eden örneklerimiz var. Bu sektörü de desteklemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın şirkete gelmesi

Bakan Varank'ın oyun oynaması

Varank'ın açıklaması

Genel ve detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

===================

Süper Lig'in müzisyen futbolcusu Fabrice N'Sakala

Süper Lig ekibi Aytemiz Alanyaspor'un başarılı sol kanat oyuncusu Fabrice N'Sakala (29) futboldan kalan vaktinde müzikle ilgileniyor. Türk müziklerini ve Tarkan'ı çok beğendiğini söyleyen N'Sakala, "Futbol dışında müzik beni iyi hissettiriyor. Toparlanmama yardımcı oluyor" dedi.

Aytemiz Alanyaspor'a 2016- 17 sezonunda gelen başarılı sol kanat oyuncusu Demokratik Kongo asıllı Fransız futbolcu Fabrice N'Sakala (29) renkli kişiliğiyle biliniyor. Kongo Milli Takımı'nda da forma giyen N'Sakala, futboldan kalan vaktinde müzikle ilgileniyor. N'Sakala, maç öncesinde konsantre olmak için evinde oluşturduğu küçük stüdyoda klasik gitar ve org çalarak rahatlıyor. Beste de yapmaya çalışan N'Sakala evinin kapılarını Demirören Haber Ajansı'na açtı. Alanya'da bulunan evinde kedisiyle beraber yaşayan N'Sakala'nın en büyük keyfi, kedisi ve gitarıyla vakit geçirmek. Türk müzikleri de dinleyen N'Sakala'nın en sevdiği Türk sanatçı ise 'Megastar' olarak bilinen Tarkan. Yeni enstrümanlar da çalmaya çalışan N'Sakala Türkçe müzik çalmayı ve öğrenmeyi planlıyor.

'TOPARLANMAMA YARDIMCI OLUYOR'

Futbolculuğun stresli bir iş olduğunu belirten Fabrice N'Sakala, "Biz futbolcular aslında gerek fiziksel olarak, gerekse mental olarak baskı altında oluyoruz. Özellikle maçlardan sonra biraz bulunduğumuz ortamdan ayrılmamız lazım. Kendimizi biraz izole etmemiz lazım. Futbol dışında müzik beni iyi hissettiriyor. Bir iki enstrüman çalıyorum, şarkı söylüyorum. Gerçekten stresi üzerimden atmama yardımcı oluyor. Toparlanmama yardımcı oluyor diyebilirim" dedi.

FAVORİ ŞARKICISI TARKAN

Türk müziklerini beğendiğini anlatan N'Sakala, "Türkçe müzik dinliyorum fakat daha çalamıyorum. Alanya'da gittiğimiz canlı müzik yapan birkaç mekan var. Hatta oradaki bir arkadaşımız beni sahneye davet etti ve beraber çalmayı teklif etti. Orada beraber çaldık. Gerçekten iyi bir şekilde bildiğim ve beğendiğim Tarkan var. Çünkü uzun yıllar Fransa'da oynadım. Orada yoğun bir Türk nüfusu var. Orada Tarkan etkin bir sanatçıydı. Fransa'da dinleyebildim. Buraya gelince de daha iyi dinleyip tanıma fırsatı buldum. Tarkan'ın müziğini beğeniyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------------

N'Sakala'nın evinden görüntü

N'Sakala'nın org ve gitar çalmasından görüntü

N'Sakala'nın şarkı söylemesinden görüntü

N'Sakala röportajı

Haber-Kamera: Engin ANAK/ALANYA (Antalya),



Polis, DHA, Güncel

Kaynak: DHA

22.11.2019 05:48:10