DHA YURT BÜLTENİ - 5

Konya Ovası'nda, ekim sezonu kuraklık alarmı Türkiye'nin tahıl ambarı olaral bilinen Konya Ovası, 4 aydır yeterli yağış alamadığı için kuraklık alarmı veriyor.

09.11.2019 11:08 | Son Güncelleme: 09.11.2019 11:08DHA YURT BÜLTENİ - 5

Konya Ovası'nda, ekim sezonu kuraklık alarmı

Türkiye'nin tahıl ambarı olaral bilinen Konya Ovası, 4 aydır yeterli yağış alamadığı için kuraklık alarmı veriyor. Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Süleyman Soylu, kuraklıkla mücadele ettiklerini belirterek, "Eğer yeterli yağış gelmezse bitkilerde sağlıklı bir çıkış sağlayamazsak ciddi anlamda verim ve rekoltede de sıkıntılar yaşabiliriz" dedi.

Türkiye'de en fazla tahıl ürününün yetiştirildiği ve yıllık ortalama 2,5 milyon ton buğday üretilen Konya Ovası, 4 aydır yeterli yağış alamadığı için kuraklık alarmı veriyor. Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Süleyman Soylu, ovaya 4 aydır neredeyse tek bir damla yağışın düşmediğini belirterek şunları söyledi:

"Konya Ovası, ülkemizin merkezi konumunda. Bizi en fazla sıkıntıya sokan konu buradaki yağışın yetersizliği. Şu an da buğday, arpa ekiminin tam ortasındayız. Ancak son 4 aydır ovaya tek bir damla düşmüyor desek yeridir. Bu yüzden gerek toprak hazırlığı, gerekse ekim için çiftçimiz ciddi anlamda tedirginlik yaşamaktalar. Önümüzdeki günlerde de şu an için ciddi bir yağış gözükmüyor."

REKOLTE KAYBI YAŞANABİLİR

Yağışın alınamaması durumunda rekolte kaybının da yaşanabileceğini belirten Soylu, "Bu durum özellikle ülkemizin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da hububat üreticilerini kara kara düşündürüyor. Sulu tarım yapan çiftçilerimiz bir miktarını sulamak suretiyle ürünlerinin çıkışlarını sağladı, ama enerji maliyetlerinin yüksekliği de ciddi anlamda çiftçilerimizi ürkütüyor. İkinci bir su verecek durumu yok. Asıl önemli olan yüzde 75-80'i kuru tarım alanlarında bu üretim yapılıyor.  Bu üretim alanlarında da sağlıklı bir çıkış verimin anahtarıdır. Eğer yeterli yağış gelmezse bitkilerde sağlıklı bir çıkış sağlayamazsak ciddi anlamda verim ve rekoltede de sıkıntılar yaşabiliriz. O yüzden beklentimiz kısa sürede beklenen yağışların düzenli bir şekilde başlaması" diye konuştu.

ANAHTAR, BİTKİLERİN ÇIKIŞINDA

Bitki çıkışlarının önemine vurgu yapan Süleyman Soylu, "Çiftçiler şuanda bir kararsızlık içindeler. Şimdi ekse az bir yağmur yağsa, bu da tohumun bozulmasına neden olabiliyor. Ekmese zaman geçiyor. Belki zamanlamayı kaçıracak. Ani bir kış bastırmasıyla ekimler de geri kalabilir. Tereddüt içindeler. Anahtarımız bitkilerin çıkışında. Biz yeterli bitki sayısından çıkışı sağlayamazsak ondan sonra havalar sürekli yağışlı da gitse çok büyük bir anlamı kalmıyor. O yüzden ilk önce o sağlıklı çıkışı yakalamak ardından da önümüzdeki aylardaki yağışlı periyodun devam etmesini beklemek gerekiyor. Artık çiftçilerimiz de sulama konusunda kısıtlı davranmak zorundalar. Çiftçilerimiz mümkün olduğunca buğday-arpa gibi ürünlerini yağmur suyuyla yetiştirmeye çalışıyorlar" dedi.

ÇİFTÇİ DESTEK İSTİYOR

Buğday ekimini sürdüren çiftçi Sıtkı Çetinkaya ise, elektrik giderlerin yüksek olmasından yakınarak, "Özellikle kurak alanlarda yağmur yağmadığı için buğday çimleme yapmıyor. Sulu arazilerimizde sulama yapıyoruz fakat bizim en büyük sıkıntımız elektrik fiyatlarının yüksek olması.  Buğdayı sularken biz şaltere basmaya korkuyoruz. Ama bu ekimi yapınca da mecburen bu araziyi sulamamız gerekiyor. Bu tohumun çimlenmesi gerekiyor. Onu çimlendirmemiz için de suluyacağız, elektrik kullanacağız. Maliyetin yüksek olması da bizi zor durumda bırakıyor. Hele bir de kuraklık olunca bir sefer yağmur yağsa biz bu tarlayı bir sefer az suluyacağız. O da bize bir avantaj sağlıyor. Elektrik konusunda hükümetimizin bize yardımcı olmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

KURAKLIĞA KARŞI SULAMA YAPMAMIZ GEREKİYOR

Kuraklığa karşı sulama yapmaları gerektiğinin altını çizen İbrahim Çetinkaya ise, "Kuraklığa dayanabilmemiz için sulama yapmamız gerekiyor. Bunun için de elektrik gerekiyor. Kazandığımızı elektriğe veriyoruz. Her ay para veriyoruz ama çiftçi her ay para kazanmıyor. Hükümetimizin elektrik konusuna bir çare bulması lazım. Var olan borçlarımızı da faizlerle ödüyoruz" dedi. Duran Çetinkaya ise, "Kuraklık Allah'tan geliyor. Biz bunu sulamamız gerekiyor. Sulamadığımız takdirde çimleme yapmayacak. Tarladan istediğimiz verimi alamayacağız. Bizim sorunlarımızı gelip yerinde görsünler" diye konuştu.

Görüntü dökümü:

---------

Tarla ekimine hazırlık yapılması

Süleyman Soylu röportaj

Çiftçi Sıtkı Çetinkaya röportaj

Çiftçi İbrahim Çetinkaya röportaj

- Çiftçi Duran Çetinkaya röportaj

Tarlaya buğday ekimi yapılması

Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))

=====================

HDP önündeki eylemde 68'inci gün

DİYARBAKIR'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunmasını isteyen 56 aile, HDP il binası önündeki oturma eylemini 68'inci günde de sürdürdü. 2015 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğlu Vedat Kaya için oturma eylemine katılan anne Emine Kaya, oğlunun serbest bırakılması için HDP'nin PKK'ya çağrıda bulunması gerektiğini ancak bunu yapmadıklarını söyledi.

Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını söyleyip, 1 gün sonra, partinin Diyarbakır binası önünde oturma eylemi başlattı. Eylemin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp aileler, 3 'den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. Eylem, 68'inci günde de 56 aile tarafından sürdürüldü.

'HDP SÖYLESE OĞLUMU BIRAKIRLAR AMA SÖYLEMEDİLER'

Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine-Şeyhmus Kaya çifti de İstanbul'da polis memuruyken, kardeşinin Muş'taki düğününden dönen konvoyda bulunan ve Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için oturma eylemini sürdürüyor. 5 Eylül'de eşiyle birlikte oturma eylemine katılan anne Kaya, oğlunun serbest bırakılması için HDP'nin terör örgütü PKK'ya çağrı yapmadığını ifade ederek, "Oğlum buraya gelmeden gitmeyeceğim. Sonuna kadar buradayım. Oğlumu HDP kaçırdı. HDP ve PKK aynıdır. Oğluma kavuşana kadar buradayım. Buradaki herkes oğlunu istiyor. HDP, PKK'ya söylese oğlumu bırakırlar ama HDP söylemedi" dedi.

EYLEME KATILAN AİLELER

1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında PKK'lı teröristler tarafından aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine-Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih Özbey için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirtip, 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirttiği oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırılan oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan-Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eyleme katıldı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten-Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli olan, ancak Diyarbakır'da oturan Salih-Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metina bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan, ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Irak'ın kuzeyine kaçırıldığını söyleyerek, 10 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü belirttiği oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2015'te kaybolan ve internette terörist kıyafeti giydiği videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, memleketi Erzurum'daki akrabalarının yanına giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen, 3 yıl sonra da terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını ifade eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine başladı.

29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemindeki yerini aldı.

30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıl önce dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı. Emrah'ın annesi Leyla Avunan, babası Bilal Avunan ve akrabaları da 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı.

34- Bursa'dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir'de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemi başlattı.

35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül'de oturma eylemine başladı.

36- Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü söylediği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül'de oturma eylemine başladı.

37- Batmanlı Cabir Taş, 4 yıl önce tekstilde çalışırken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği, o dönem 14 yaşında olan kızı Ece için 17 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

38- Diyarbakırlı Üzeyir Nergiz, 5 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken, 2014'te terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan kayınbiraderi Osman Etik (29) için 17 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

39- Muşlu Selma Kan, 4 yıl önce Muş'ta terör örgütü PKK'ya katıldığını belirttiği oğlu Onur (28) için 18 Eylül'de oturma eylemine başladı.

40- Şirin Sungur, 2015'te Bingöl'de vatani görevini yaparken memleketi Siirt'e bayram iznine dönerken Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan oğlu Süleyman (24) için 18 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

41- Muşlu Halit Altun, 2015'te Malatya'da üniversite öğrencisiyken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın elinde olduğunu belirttiği oğlu Muhsin (27) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

42- Konya'dan gelen Yıldız Ballı, 2014'te İstanbul Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışırken kaybolan, PKK'lı teröristlerin kaçırdığını iddia ettiği kızı Yasemin (21) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

43- İstanbul'dan Diyarbakır'a gelen Fahrettin Akkuş, 2015'te Sultangazi ilçesinde 19 yaşındayken kaçırıldığını söylediği oğlu Erkan için 20 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

44- Kütahya'dan gelen Hatice Levent, 18 yaşındayken, 2015 yılında Bitlis'te üniversite öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Fadime için 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

45- Muş'tan Diyarbakır'a gelen Güzel Aslan, 5 yıl önce mobilyacıda çalışırken kaybolan oğlu Turan Aslan (26) için 23 Eylül'de oturma eylemine başladı.

46- Batman'dan gelen Zehra Çak, 5 yıl önce kaybolan oğlu Azat Çak (23) için 26 Eylül'de oturma eylemine başladı.

47- İstanbul Sultangazi'den gelen İmmihan Nilifırka, Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan oğlu Mehmet (22) için 27 Eylül'de oturma eylemine başladı.

48- Gaziantep'ten gelen Cennet Kabaklı, 2015'te usta birliğine giderken Tunceli Pülümür yolunda PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan asker oğlu Adil Kabaklı (24) için 28 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

49- Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen Sıddıka Tatlı, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık bölümü son sınıf öğrencisiyken 2014'te kaybolan, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Aziz Tatlı (27) için 29 Eylül'de oturma eylemine başladı.

50- Batman'dan gelen Melike Akdoğan, 14 yaşında lise öğrencisiyken geçen yıl ortadan kaybolan ve dağa götürüldüğünü düşündüğü oğlu Abdulkadir için 2 Ekim'de oturma eylemi başlattı.

51- Ağrı'nın Hamur ilçesinden gelen Süheyla Demir, 2014'te lise 3'üncü sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Hayal için 3 Ekim'de oturma eylemine başladı.

52- Muş'tan gelen Süheyla ve eşi Maşallah Yenilmez, 2015'te Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünde okurken, ortadan kaybolan kızları Sümeyye Yenilmez (24) için 5 Ekim'de oturma eylemine katıldı.

53- Diyarbakır'ın Kulp ilçesinden gelen Menfiye Yıldırım, 2017'de kaybolan, dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Mesut Yıldırım (25) için 5 Ekim'de oturma eylemine başladı.

54- Diyarbakırlı Hatice Ceylan 2015'te, 15 yaşındayken Kur'an kursunda hafızlık okurken kaybolan oğlu Cafer için 8 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

55- Ağrı Taşlıçay ilçesi Kumluca köyünden gelen Yasin Kaya, kızı Çiğdem Kaya'nın (21) Ağrı Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek 15 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

56- Hakkari Şemdinli'den gelen Necibe Çiftçi, oğlu Roşat Çiftçi'nin 5 yıl önce terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını ve büyük oğlu 4 çocuk babası Sami Çiftçi'nin (21) de terör örgütüne destek vermediği gerekçesiyle kaçırılarak şehit edildiğini belirterek 8 Kasım günü oturma eylemine katıldı.

Görüntü Dökümü

------------

HDP önü

Ailelerin bekleyişi

Emine Kaya konuşması

Oğlunun Fotoğrafı

Genel ve detay

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 292 MB

Haber- Kamera: Nurettin FİDANCAN-Elif FİLİZ/DİYARBAKIR,

==================

Binlerce Erzurumlu, Aziziye Tabyaları'na yürüdü

Osmanlı- Rus Savaşı'nda Erzurum halkının taş, sopa ve baltalarla geri aldığı Aziziye Tabyaları'ndaki destana tanık olmak için sabah namazında düzenlenen etkinliğe, her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce Erzurumlu katıldı. Ecdanını anmak isteyenler, ellerinde Türk bayraklarıyla kahranmanlık destanının yazıldığı Aziziye'ye Tabyaraları'na akın etti.

Rus tehdidini önlemek için 1872 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Fosfor Mustafa Paşa yönetiminde Erzurum- Kars karayolunu kontrol altında tutmak amacıyla Top Dağı'na yaptırılan, 3 tarafı toprağa gömülü Aziziye Tabyası, tarihi günlerinden birine daha sahne oldu. '93 Harbi' olarak bilinen 1877 Osmanlı- Rus Savaşı'nda 'Aziziye Tabyası'nın düştü' haberi üzerine kadınlı- erkekli Erzurum halkı taş, sopa ve baltalarla tabyaları geri alarak destan yazdı. O günün ruhunu yakalamak ve tanıtımını yapmak için Valilik, Büyükşehir Belediyesi tarafından 'Erzurum Tarihine Yürüyor' etkinliği düzenledi.

Erzurum'daki tüm camilerde 'sela' ve 142 yıl önce Aziziye baskınını haber alan Ayazpaşa Camisi müezzini Abdullah Efendi'nin cami minaresinden 'Ey ahali düşman Aziziye'yi basmış Allah'ını seven askerin yardımına koşsun' çağrısı okundu. Sabah namazının ardından cami önlerinde ve farklı güzergahlarda toplanan halk, Büyükşehir Belediyesi tarafından hazır bekletilen otobüslerle Karskapı Şehitliği'ne taşındı. 9 pare top atışı ardından şehitlik önünde ellerinde Türk bayrakları ile toplananlar tekbirlerle yürüyüşe başladı. Bu yıl 7'nci düzenlenlenen, kadın- erkekli binlerce kişi, Nene Hatun'un destanlaştığı ve mezarının bulunduğu deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikteki Aziziye Tabyası'na akın etti. Yaklaşık 4 kilometrelik yürüyüşün ardından tabyalarda toplananlar İstiklal Marşı'nı söyledikten sonra okunan Kuran-ı Kerim'i dinledi. Müftü Hasan Hüsnü Sula tarafından yapılan duada etkinliğe katılanlar hep birlikte "Amin" dedi.

Aziziye Tabyaları'na tırmanış etkinliğinde protokelle birlikte öğrenciler, askerler, sivil toplum kurumları, izciler ile çocuk, yaşlı ve gençler hazır bulundu. Nene Hatun'u canlandıran ellerinde maket baltayla programda yer alan Eylül Tozoğlu (5) ile Zehra Güler (6) beğeni topladı. Nene Hatun'un mezarı başında dua ettikten sonra açıklama yapan Vali Okay Memiş, "Bundan 142 yıl önce 9 Kasım 1877'de emperyalist güçlerin Osmanlı'yı, Anadolu'yu istilasına karşı sadece askerimiz değil aynı zamanda bütün dadaşlar bu konuda üzerine düşeni yapmış, doğrudan görevleri olmamasına rağmen sabah ezanıyla beraber selalardan sonra Nene Hatun ve diğer kahramanlarla beraber Aziziye Tabyaları'na koşmuş. Eline geçirdikleri balta, kürek, kazmasıyla kadınıyla, çocuğuyla, gençleriyle, ihtiyarıyla askerinin yanına koşmuş ve emperyalist güçleri geri püskürtmüş. Biz bunu tarihte 93 harbi olarak hatırlıyoruz. O gün burada 500'ün üzerinde sivil vatandaşımız hayatını kaybediyor. Biz de onlar anmak için 7 yıldır ecdada saygı yürüyüşü yapıyoruz" dedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise "Nene Hatun o dönemde genç bir gelindir. Selaları, düşman ordularının Aziziye Tabyaları'na kadar geldiğini duyunca o da kundaktaki çocuğunu beşikte bırakır. Eline geçirdiği sopayla Aziziye yürür. Onu görenler 'Nereye, çocuğu kime bıraktın?' diye sorunca Nene Hatun, 'Benim çocuğum annesiz, babasız büyüyebilir ama vatansız büyüyemez' der. Erzurumlu kadınlar, dadaşlar böyle bir ruha sahipler" diye konuştu.

Dualar ve konuşmaların ardından Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne ait Mehteran Takımı gösteri yaptı. 109'uncu Topçu Alayı tarafından sergilenen 'tarihi batarya mizansenini' canlandırdı. 10 askerden oluşan cansız mankenlerle vatandaşlar fotoğraf çektirdi. Gece ise ATAK Doğa Sporları Kulübü tarafından 'ecdada saygı nöbeti' yapıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------

-Drone ile çekilen detaylar

-Yürüyüşün başlangıç noktasınadn detaylar

-Ellerinde bayraklar ile yürüyen vatandaşlar

-Vatandaşlar ile röp

-Hümeyra Pardelinin anonsu

-Aziziye Tabyalarında toplanan vatandaşlar

-Saygı Duruşu ve İstikla Marşı

-Kuranı Kerim okunması ve dua edilmesi

-Ağlayan yaşlı vatandaştan detay

-Nenehatunun mezarın karanfil bırakılması

-Vali Okay Memişin konuşması

-Belediye Başkanı Mehmet Sekmenin konuşması

Haber-Kamera: Hümeyra PARDELİ- Zafer KUMRU/ERZURUM, -

=====================

Anne ve baba, sünnet düğünündeki görüntüler için dansözleri suçladı

İzmir'in Menderes ilçesinde, sokakta yapılan sünnet düğününde, 7 yaşındaki çocuğun önünde 'dansöz' oynatılması ardından haklarında dava açılan anne, baba ve amca ile 3 dansözün yargılanmasına başlandı. Anne, baba ve amca dansözlerden şikayetçi olurken, dansözler, yaptıkları dansın sünnet düğününe uygun olmadığını, sosyal medyaya düşen görüntüleri izleyince anladıklarını söylediler.

Sosyal medyada, geçen aylarda hızla yayılan ve bir sünnet düğününde, çocuğun önünde dans eden dansözün görüntüleri büyük tepkiye neden oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatırlırken, polis, görüntülerin İzmir'in Menderes ilçesindeki bir köyde çekildiğini belirledi. Araştırmalar sonunda da sünnet düğünü yapılan 7 yaşındaki çocuğun babası F.K. (49), annesi A.K. (49), amcası H.K. (55) ve 3 dansöz gözaltına alındı. Anne, baba ve amca sevk edildikleri adliyede, mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 3 dansöz ise yurt dışına çıkış yasağı konularak, salıverildi. Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı da anne, baba ve amcanın 'aile hukukundan kaynaklı sorumlulukları yerine getirmeme' suçundan, 3 dansözün ise 'çocuğun cinsel istismarı' ve 'hayasızca hareket' suçlarından cezalandırılmaları talebiyle iddianame hazırlayarak, dava açtı.

'BİZ KÖÇEK OYNAYACAKLARINI SANIYORDUK'

Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada, müşteki  sanıklar baba F.K., anne A.K. ile diğer sanıklar amca H.K., G.Y. (28), M.M. (20), G.K. (23) adlı dansözler hazır bulundu. Taraf avukatlarının da katıldığı duruşmada, baba F.K., yaşananlarda suçunun olmadığını ileri sürerek, "Oğluma karşı işlenen suç nedeniyle dansözlerden şikayetçiyim" dedi.  Anne A.K. de dansözlerden davacı olduğunu belirterek, olayla alakasının olmadığını iddia etti. Sünnet düğünündeki dansözleri kendisinin bulduğunu ve bin 200 lira ödediklerini anlatan amca H.K. ise şunları söyledi:

"Çocuk benim yeğenim olur. F.K. ile birlikte konuşup çağırmaya karar verdik. G.Y. ile anlaştık. Kendisini iki arkadaşını daha getireceğini söyledi. Kabul ettik. Biz köçek oynayacaklarını sanıyorduk. Sosyal medyaya düşen görüntülerdeki oyunun mahiyetinden haberimiz yoktu. Biz onları köçek oynasınlar diye tuttuk."

'SOSYAL MEDYAYA DÜŞÜNCE ANLADIK'

Sanık dansözlerden G.Y., suçlamayı kabul etmeyerek, "F.K. ile H.K. çalıştığım bara geldiler. Kendilerine oryantal dans yapabileceğimi söyledim. Diğer iki arkadaşın ise oryantal bilmediklerini, yabancı müzikle dans edeceklerini söyledim ve kabul ettiler. Düğüne gitmeden önce alkol aldık. Görüntüler sosyal medyaya düştükten sonra, izlediğimizde yaptığımız dansların sünnet düğünü için uygun olmadığını anladık. Biz erkekler tarafında dans ediyorduk. Söz konusu çocuk da kısa bir süre bizim yanımıza gelip, dans etti" dedi.

Dansözlerden G.K., çocuğun önünde uygunsuz bir şekilde oynadıklarını kabul ederek, "Alkolün etkisiyle o şekilde oynadık. Kendimizde değildik. Biz erkekler tarafından dans etmek için anlaştık. Orada kadınlar tarafında oynamamız istenince kadınlar tarafında oynadık" savunması yaptı.

'OYNADIĞIM OYUNDA CİNSELLİK YOK'

Dansözlerden M.M.de yaptığı dansın suç teşkil edecek bir durum olmadığını iddia ederek, "Sünnet düğününde kişi başı 400 liraya anlaştık. Dans ederken elbisemi devamlı olarak aşağıya doğru çektim. Görüntülerden de görüleceği üzere yaptığım dansta cinsel taciz suçunu teşkil eden bir durum yok. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.

Mahkeme, 3 dansöz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırarak, duruşmayı erteledi.

Görüntü Dökümü

---------

Olaya ilişkin ARŞİV görüntüler

İZMİR, -

===================

Günlerde yapılan 'bat' restoranlara taşındı

Tokat'ta genellikle evlerde kadınların günlerde ikram için yaptıkları 'bat' yemeği restoranlara taşındı. Kentteki bazı restoranlarda kente gelen yerli ve yabancılara bat yemeği de ikram ediliyor.

Kadınların kendi aralarında yaptıkları günler, toplantılar, arkadaş veya mahalle buluşmalarını restoranlarda yapması ve hazır yemekleri tercih etmeleri bat yemeğinin restoranlara taşınmasını sağladı. Yöreye has bir lezzet olan ve artık kentteki lokanta ve restoranlarda yapılmaya başlanan bat, yerli ve yabancılara da ikram edilerek şehre özgü lezzetin tanıtılması amaçlanıyor. Çocukluğuna dönmek isteyen ya da geçmişi ile özlem gidermek isteyenler restoranlara sipariş vererek bat yaptırıyor.

Kentteki bir restoranın işletme müdürü Ayşe Gür Tokat'ta bat yemeğinin çok çeşitli olduğunu belirterek, "Yeşil mercimekle yapılan, sebzelerle buluşan, ceviz ile servisi yapılan, yaprak ve ev ekmeği ile yenilen bir kültür. Geçmişte, arka planlarda, evlerde, bağ evlerinde misafir ağırlarken ikram edilen bir ürün. Şimdi artık anneler önümüzden gitti, gençler evde çok fazla misafir ağırlamıyor. Ama o lezzetler hala özleniyor ve isteniyor. Bizden de böyle bir talep olduğu için her misafirimize bu lezzetleri tattırmak adına mekanımızda, gelen misafirlerimizi bu lezzetlerle buluşturuyoruz" dedi.

'BAT BİZİM DAMAK LEZZETİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ'

Bat yemeğinin bir kültür olduğunu ifade eden Gür, "İstek üzerine, sipariş üzerine bu lezzetler kenarda kalmasın, unutulmasın diye biz de ve bizim gibi birçok kurumda bu lezzetleri misafirlerine tattırıyor. Bizim çocukluğumuzda da bu lezzetler her evde olan bir lezzetti. Evlerde, toplantı günlerinde, misafir ağırlarken mutlak ve mutlak ikram edilirdi. Çünkü sebzesi bol bir memleketiz, misafir ağırlamayı seven bir memleketiz. Ama şimdi insanlar çekirdek aile oldu, gençlerimiz çalışıyor, büyük aileler bir araya gelemiyor. Onun için bu lezzetler de özleniyor. Özellikle restoranımıza bat yemeye gelen de var. Dışarıda bunu sipariş üzerine eşine, dostuna yaptırma durumunda olan da var. Çünkü bu bizim damak lezzetimiz, kültürümüz. Sadece bir çeşit değil, Tokat'ta yedi sekiz çeşit bat var. Ama en yaygını mercimekli, cevizli olanı" diye konuştu.

Bat içerisindeki malzemelerden de bahsede Gür, "Batın ana malzemesi yeşil mercimek, ama buna ince bulgur, ceviz, salça, domates, soğan ve mevsim yeşillikleri, dereotu, reyhan eşlik ediyor. Tam anlamı ile vitamin deposudur. Tek başına yendiği zaman bile bir öğündür. Yanında Tokat ev ekmeği ve tokat yaprağı olması gerekiyor. Çünkü Tokat yaprağı inceliği ve zarafeti gereği asla mideye dokunmayan, en üst ürünlerden birisidir" dedi.

Bat yemek için restorana gelen Cezvanur Dolar ise "Eskiden çok sık bat yapardık ama artık fazla yapmıyoruz. Çünkü günlerimizi de artık restoranlarda yaptığımız için evlerde buluşma imkanımız çok fazla yok. Arkadaşlarımızla toplanıp buraya bat yemeye geliyoruz. Bugün öyle çıkıp geldim. Çoğunlukla arkadaşlarımızla geliyoruz. Evlerde yapmadığımız için çocuklarla da geliyoruz. Burada yapılan da  çocukluğumuzdaki gibi, çok bir fark yok" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------

-Restorandan görüntüler

-Bat yemeğinin yapılışı

-Servis edilmesi

-İşletme müdürünün açıklamaları

-Bat yiyen müşterinin konuşması

(645 mb)

Haber-Kamera:  Fatih YILMAZ-Halil İbrahim YEL/TOKAT,

======================

Kanserle mücadele vakfına uyuşturucu operasyonu: 6 gözaltı

Denizli merkezli 2 ilde, aralarında Kanserle Savaş, Kimsesiz, Engelli ve Lösemililer Vakfı'nın da bulunduğu 6 ayrı adrese eş zamanlı operasyon yaptı. Yapılan aramalarda uyuşturucu maddeler ele geçirilirken, 1'i kadın 6 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Doktorlar Caddesi'ndeki bir iş merkezinde bulunan Kanserle Savaş, Kimsesiz, Engelli ve Lösemililer Vakfı'nda uyuşturucu satıldığını belirledi. Narkotik polisi, uyuşturucu satan kişileri suçüstü yakalamak için 6 ay önce teknik ve fiziki takip başlattı. Bu sabah erken saatlerde polis ekipleri, vakıf başta olmak üzere burayla bağlantılı olduğu tespit edilen biri İzmir'de 6 ayrı adrese özel harekat polisleriyle operasyon düzenledi. Eş zamanlı yapılan operasyonda, özel harekat polisleri evlerin etrafını sararken, açılmayan çelik kapıları koçbaşlarıyla kırdı. Kanserle Savaş, Kimsesiz, Engelli ve Lösemililer Vakfı isimli yerde kapısı çilingir yardımıyla açıldı. Uyuşturucu sattığı tespit edilen 1'i kadın 6 kişi, gözaltına alındı. Polisler, yaptıkları aramalarda 15 gram eroin ve 2 gram metamfetamin ele geçirdi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan zanlılar, sorgulanmak üzere emniyette götürüldü.

Geçen mayıs ayında Kanserle Savaş, Kimsesiz, Engelli ve Lösemililer Vakfı'na yine operasyon yapılmış; 82 paket halinde 69 gram eroin ele geçirilmişti. Bu operasyonda gözaltına alınan 2 kişi ise tutuklanmıştı.

Görüntü Dökümü

----------

Özel harekat polislerinin evlere girmesi ve kapıları kırması

Evlerde yapılan aramalardan

Vakıf yazısından detay

Vakıfta polislerin arama yapmasından

Gözaltına alınan kişilerden detay

Bulunan uyuşturucu maddelerden

Haber: Ramazan ÇETİN- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

====================

Ortaokul öğrencilerinden '1938' koreografisi

Sivas'ın Yıldızeli ilçesinde ortaokul öğrencileri, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Programı kapsamında koreografi oluşturdu.

Yıldızeli Atatürk Ortaokulu öğrencileri, Atatürk'ün ölüm yılı olan 1938'i koreografi şeklinde okul bahçesinde oluşturdu. Öğretmenleri Ömer Orbeyi, Merve Benli, Nihat Yavuz ve Kübra Edis'in öncülüğünde gerçekleştirilen koreografi sırasında hep bir ağızdan Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi okundu. Atatürk'e olan bağlılıklarını ve sevgilerini göstermek amacıyla 8 rakamını sonsuzluk şeklinde oluşturan öğrencilerin koreografisi beğeni topladı.

Görüntü Dökümü:

-----------

-Okul bahçesinden görüntü

-Öğrencilerin koreografisi

Haber: Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS,

=====================

Ejder meyvesi kavanoza girdi turşu oldu

Antalya'da, hemen her şeyin turşusunu kuran işletmeci Mustafa Hazar (60), çam kozalağı, çıra, yumurta, balık ve ahtapotun ardından Türkiye'de üretimi henüz yeni olan ejder meyvesinin turşunu da kurdu.

Muratpaşa ilçesi Lara bölgesinde yaklaşık 30 yıldır ev yemekleri üzerine restoran işleten Mustafa Hazar, 238 farklı ürünün turşusunu kurdu. Hemen hemen tüm meyvelerin yanı sıra çam kozalağı, çıra, bıldırcın ve tavuk yumurtası, balık, yer elması, şeker pancarı, fındık ve ahtapottan da turşu kuran Hazar, restoranda büyük bir alanı turşulara ayırdı. Hazar'ın en çok dikkat çeken turşu çeşitleri ahtapot, balık ve yumurta oldu.

EJDER MEYVESİ TURŞUSUNU KURDU

Turşuların ününü duyanların, Türkiye'nin çeşitli illerinden geldiğini belirten Hazar, turşunun ve turşu suyunun sağlığa çok faydalı olduğunu kaydetti. Bağırsak, böbrek ve karaciğere iyi gelen turşu çeşitleri olduğunu dile getiren Hazar, acılı turşu suyunun kışın solunum yolları enfeksiyonlarına iyi geldiğini aktardı. Yeni ürünler denemeyi sevdiğini de belirten Hazar, "Tamamen doğal yollarla yapıyorum. En son ejder meyvesinin turşunu kurdum. Çilek, geyik elması da yeni yaptığım turşulardan. Oldukça faydalı ürünler. Geçen hafta Konya'dan bir vatandaşın eşi çilek aşermiş. Bulamamışlar. Ben de turşusunun olduğunu duymuş. Geldi baktı, çilek turşusu. Aldı hanımına ikram etti. O kadar mutlu oldular ki adamcağız gözyaşı döktü" diye konuştu.

Hazar, turşularının fiyatının 20 TL'den 250 TL'ye kadar değiştiğini de anlattı. Akdeniz bölgesinde iklimin sıcak olması nedeniyle turşularını limonla yaptığını anlatan Hazar, sirkeyle yapınca, havanın sıcak olması nedeniyle ürünlerin çabuk eridiğini söyledi. Soğuk iklimlerde, genelde sirke tercih edildiğini belirten Hazar, evinde turşu yapacaklar için ince tuz yerine kaya tuzu kullanmalarını, arıtılmamış kireçli suyla ve ürünleri haşlamadan turşu kurmaları yönünde tavsiyede bulundu.

Restoranında ev yemekleri yaptığını da belirten Hazar, en özel yemeğinin kuru fasulye olduğunu söyledi. Kuru fasulyeyi özel bir yöntemle yaptığını ve iddialı olduğunu dile getiren Hazar, fasulyenin diriliğini ve lezzetini koruyabilecek tek tarifin kendisinde olduğunu iddia etti.

Görüntü Dökümü

----------------

Turşulardan görüntü

Mustafa Hazar kurduğu turşuları kontrol ederken görüntüsü

Ejder meyvesi turşusundan görüntü

RÖP: Mustafa Hazar

Turşuların görüntüsü

410 MB -- 03.42/// HD

HABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,



Eylül, PKK, Güncel

Kaynak: DHA

15.12.2019 22:12:14