DHA YURT BÜLTENİ-5

Çorum'da kız öğrenci yurdunda zehirlenme: 105 kişi hastaneye kaldırıldı Çorum'un Osmancık ilçesinde kız öğrenci yurdunda zehirlenme şüphesiyle 2 öğretmen ve 103 öğrenci hastaneye kaldırıldı.

12.12.2019 10:50 | Son Güncelleme: 12.12.2019 10:50DHA YURT BÜLTENİ-5

'da kız öğrenci yurdunda zehirlenme: 105 kişi hastaneye kaldırıldı

Çorum'un ilçesinde kız öğrenci yurdunda zehirlenme şüphesiyle 2 öğretmen ve 103 öğrenci hastaneye kaldırıldı. Olayın dogal gaz kaynaklı karbonmonoksit zehirlenmesi olduğu değerlendirilirken, 105 kişinin durumunun iyi olduğu bildirildi.

Olay, sabah saatlerinde ilçe merkezindeki Ömer Derindere Fen Lisesi'ne ait kız öğrenci yurdunda meydana geldi. Yurtta kalan öğrenciler ve öğretmenlerin karbonmonoksit gazından etkilenmeleri üzerine, yetkililer durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine pansiyona çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalede bulunduğu 2 öğretmen ve 103 öğrenci, İlçe Devlet Hastanesi ve Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Hastanelerde tedaviye alınanların sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Çorum Vali Mustafa Çiftçi, Osmancık Devlet Hastanesi'ne giderek öğrencileri ziyaret etti. Zehirllenmenin doğal gaz kaynaklı olduğu değerlendiriliyor.

GÖRÜNTÜLER GEÇİLDİ

Yusuf ÇINAR/OSMANCIK(Çorum),

==========================

Alman savaş gemisi 'Hamburg', Nara Limanı'na yanaştı

Çanakkale Boğazı'ndan geçen Alman Donanması'na ait F 220 borda numaralı savaş gemisi 'FGS Hamburg', liman ziyaretleri kapsamında Nara Limanı'na yanaştı.

Ege Denizi'nden bugün saat 08.00 sıralarında Çanakkale Boğazı'na giriş yapan Alman Donanması'na ait F 220 borda numaralı savaş gemisi 'FGS Hamburg', 09.15 sıralarında Çanakkale önlerinde oldu. Türk Sahil Güvenlik botunun eşlik ettiği savaş gemisi, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait kurtarma römorkörleri yardımıyla Nara Limanı'na yanaştı. Alman savaş gemisinin liman ziyaretleri kapsamında Nara Limanı'na yanaştığı öğrenildi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Çanakkale'de Nara Limanına yanaşan Alman savaş gemisinden genel ve detay görüntü.

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

==========================

'Oğlum lösemi hastası' diyen istismarcı, 81 ilde dolandırıcılık yapmış

Türkiye'nin 81 ilini gezip, birçok üniversite ve hastanede, kardeşini kendi oğlu gibi tanıtarak 'çocuğum lösemi hastası' deyip para toplayan Rıdvan K. (34), Adana'da polis tarafından yakalandı.

Farklı kentlerde çok sayıda üniversite ve hastaneyi dolaşarak kendisini mağdur gibi gösterip para isteyen ve bu yolla büyük miktarda kazanç sağlayan Rıdvan K., Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü ile Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Acil Servisi'ne hasta yakını gibi giderek oradaki kişilerden para istedi. Rıdvan K.'nin yardım istediği kişilerden biri, şüphelenip polisi aradı. Adana Emniyet Müdürlüğü Sarıçam İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, Rıdvan K.'yi üniversiteye gelerek gözaltına aldı.

KARDEŞİNİ 'LÖSEMİ' DİYE TANITMIŞ

Polisin yaptığı araştırmada, bekar olan ve çocuğu olmayan Rıdvan K.'nin, 12 yaşındaki kardeşini lösemi hastası oğlu olduğunu iddia edip, il il gezerek yüz binlerce liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. 2014'den itibaren kendini mağdur hasta yakını gibi gösterip, gazetelerde çıkan kupürlerini üniversite ve hastanelerin acil servislerine gelenlere gösteren Rıdvan K.'nin, oğlunun tedavisi için 2 bin 500 liraya ihtiyacı olduğunu anlatarak dolandırıcılık yaptığı anlaşıldı. Türkiye'nin 81 ilinde 300 üniversite ve hastaneye giriş ve çıkış kaydı olan Rıza K.'nin, sadece 8 kez eczaneden ilaç aldığı da belirlendi.

HESAPLARINA EL KOYULDU

Rıdvan K.'nin üzerinden bin 29 lira nakit para ve kendisiyle ilgili yaptırdığı haberlere ait gazete kupürleri de çıktı. İstanbul'da yaşadığı öğrenilen Rıdvan K.'nin, 5 ayrı dolandırıcılık, 2 ayrı hırsızlıkla birlikte 'uyuşturucu ticareti' ve 'kasten adam yaralama' gibi suçlardan çok sayıda kaydının olduğu tespit edildi. Polisin, Rıdvan K.'ye ait hesaplarda bulunan paraya el konularak, kamuya aktarılması konusunda savcılığa başvurduğu bildirildi.

Rıdvan K., emniyetteki sorgusunda paraya ihtiyacı olduğunu ve bundan dolayı bu işi yaptığını, ayrıca kardeşinin sağlık kontrolü için hastaneye geldiklerini söyledi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Rıdvan K., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Zanlının adli tıp biriminden çıkarılması

Haber: Can ÇELİK-Kamera: ADANA,

==========================

Ateşe tiner dökünce yandı

Bartın'da, yeni adliye binası inşaatında çalışan Arif Öztürk'ün (26) tiner döktüğü ateş, alevlendi. Vücudunda yanıklar oluşan Öztürk, tedaviye alındı.

Olay, sabah saatlerinde, Kemerköprü Mahallesi'ndeki yeni adliye binası inşaatında meydana geldi. İşçiler, iddiaya göre, ısınmak için kovanın içinde ateş yaktı. İşçi Arif Öztürk ise ateşin alevlenmesi için elindeki tineri kovaya döktü. Ateşin parlaması sonucu Öztürk'ün bacaklarında ve yüzünde yanıklar oluştu. İşçilerin haber vermesiyle olay yerine gelen sağlık görevlileri, Öztürk'ü ambulansla Bartın Devlet Hastanesi'ne götürdü. Arif Öztürk'ün vücudundaki yanıklar nedeniyle yanık merkezine sevk edileceği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------

-Adliye binasının görüntüsü

-Patlamanın olduğu yer fotoğrafları

-İşçinin ambulansa taşınması

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

======================

Elleri üzerinde yürürken başladığı halterde Avrupa şampiyonu oldu

Cimnastikle ilgilenirken elleri üzerinde durduğunu fark eden antrenörünün yönlendirmesiyle halterle tanışan U 17 Kadınlar Halter Milli Takım sporcusu Cansu Bektaş (16), İsrail'de önceki rekorunu kırarak Avrupa şampiyonu oldu.

Giresun'da yaşayan Cansu Bektaş, küçük yaşlarda ailesinin de desteğiyle cimnastiğe başladı. Cimnastik eğitimleri sırasında Cansu'nun elleri üzerinde yürüdüğünü fark eden eğitmeni, öğrencisinin kendi ağırlığını kaldırabildiğini ve halter sporuyla da ilgilenebileceğini söyledi. Ailesinin de desteğiyle haltere yönelen Cansu, kısa sürede başarılarıyla adından söz ettirdi.

Cansu Bektaş, 2019 yılı Mart ayında ABD'nin Las Vegas kentinde düzenlenen Yıldızlar Dünya Şampiyonası'nda kızlarda 40 kiloda üç madalya aldı. Nevşehir'de 1- 4 Ağustos tarihlerinde düzenlenen 15 Yaş ve altı Yıldızlar Türkiye Halter Şampiyonası'nda Türkiye rekoru kırarak şampiyon olan Cansu, altın madalyanın sahibi oldu.

REKOR KIRARAK AVRUPA ŞAMPİYONU OLDU

Cansu Bektaş, İsrail'in Eilat şehrinde 7- 14 Aralık tarihlerinde düzenlenen Yıldızlar ve 15 Yaş ve Altı Avrupa Halter Şampiyonası'nda da altın madalyaya uzandı. Cansu, daha önce katıldığı Avrupa Şampiyonası'ndaki rekoru olan koparmada 54, silkmede 65 kilogramı geliştirerek, koparmada 55, silkmede 67 kilo ile rekor kırarak Avrupa şampiyonu oldu. Cansu, Fransa'nın başkenti Paris'te yapılacak 2024 Olimpiyat Oyunları'nda da şampiyonluğu hedefliyor.

ANTALYA KAMPINA KATILDI

Cansu Bektaş, U 17 Kadınlar Halter Milli Takımı'nın Antalya'da gerçekleştirdiği kampa katıldı. Döşemealtı ilçesi Duacı Köyü'nde ormanlık alan içerisinde bulunan Rehalife Rehabilitasyon Merkezi'ndeki kampta diz kapağındaki rahatsızlığı için profesyonel destek alan Cansu Bektaş, kısa sürede sağlığına kavuştu.

Başarılarından dolayı mutlu olduğunu belirten Cansu Bektaş, "Cimnastikle ilgilenirken ellerimin üzerinde kolayca durabildiğimi gören antrenörüm beni haltere yönlendirdi. Vücut yapımın da uygun olduğunu söyleyip beni heveslendirdi. Başarılarımdan dolayı mutluyum" dedi.

Sağlık merkezinde doğayla iç içe kamp yaptıklarını ve Cansu'nun bacağındaki problemi aştıklarını ifade eden milli takım antrenörü Mustafa Karış ise "Cansu elleri üzerinde yürürken kendisini kaldırabildiği ve cimnastikte de belirli bir yaş sınırı olduğu için haltere yönlendirildi. Antalya'da sakatlığı vardı ancak iyileşti. Hatta kaldırdığı kilolara 8 kilogram ekledik. Şampiyon sporcumuz İstiklal Marşımızı okuyarak göğsümüzü kabarttı" dedi.

Rehalife Rehabilitasyon Merkezi işletmecisi ve fizik tedavi uzmanı Dr. Kazım Doğan da kırmızı beyazlı ekibe ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını söyledi. Ağırlıklı sporcu gruplarına hizmet verdiklerini anlatan Dr. Doğan, "Geldikleri günden son güne kadar başarılı bir yükselme yakaladılar. Sporcu sakatlıkları vardı, bunları iyileştirip performanslarını artırdık. Cansu Bektaş geldiğinde kaldırdığı ağırlığın üzerine çok büyük fark koydu" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------

-Kamp yapılan otel den görüntü

-Cansu Bektaş antrenman yaparken görüntüsü

-Cansu Bektaş ellerinin üzerinde dururken görüntüsü

-RÖP 1: Cansu Bektaş

-RÖP 2: Mustafa Karış  ( Milli Takım Antrenörü )

-RÖP 3: Dr. Kazım Doğan

Detaylar

HABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

======================

Ünlü oyuncu, diyete değil, yeni bir yaşam biçimine adım attı

Muhteşem Yüzyıl dizisinin Şeker Ağa'sı Yüksel Ünal (45), zararlı beslenme alışkanlığını değiştirip, bisiklete binerek 65 kilo verdi. Ünal, "Benim yediğim her neyse, onun 'içindekiler' yazan bir ambalajı yok. Üretilmişten uzak, yaratılmışa yakın bir beslenme biçimini seçtim" dedi.

Kilolarından dolayı rol aldığı dizilerde 'şişman' karakterleri canlandıran, Muhteşem Yüzyıl'da Şeker Ağa, Çoban Yıldızı'nda Cabbar, Elimi Bırakma'da da Ferhat olarak seyircinin karşısına çıkan sinema ve dizi oyuncusu Yüksel Ünal, doğum günü olan 5 Temmuz'da hayatında yeni bir dönem başlattı. 1.87 boyundaki Ünal, 173 kiloya kadar çıkınca, kilo vermeye karar verdi. Diyet yerine yeme alışkanlığını değiştiren Ünal, taze sebze ve meyveyle beslenmaya başladı. Her gün bisiklete binip, 40 kilometre yol kat etti. Böylelikle, 5 ayda 108 kiloya kadar indi. İzmir'de yaşayan ve tek kişilik Çöp Tenekesi adlı gösterisi için her hafta sahne alan Ünal, bugüne kadar kilo aldırmayan bir diyet deneyimi yaşamadığını söyleyerek, "5 Temmuz 2019 sabahı uyandığımda çok heyecanlı ve hevesliydim. Benim bir kilo derdim yok çünkü sadece sağlıklı, dinç ve enerjik olmak istiyordum. Kendimce aldığım karar şuydu, artık hayvansal ürünler, ambalajlı gıdalar, şekerli, unlu, tuzlu şeyler tüketmeyecek, işlenmiş, üretilmiş ve içinde adını bilmediğim kimyasal bir sürü bileşenin olduğu endüstriyel gıdaları ağzıma sürmeyecektim. Benim yediğim her neyse, onun 'içindekiler' yazan bir ambalajı yok. Üretilmişten uzak, yaratılmışa yakın bir beslenme biçimini seçtim" dedi.

'MUTLULUKTAN AĞLADIM'

Daha önce denemediği yöntemin kalmadığını, zayıflama hapları bile içtiğini anlatan Ünal, şişmanlığın kötü beslenmenin komik ve en masum sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi. Kolesterol, damar sertliği, diyabet gibi hastalıklara da sebep olan aşırı kilonun kendisini mutsuz ettiğini belirten Ünal, şöyle devam etti:

"Ben aslında zayıflamayı bırakıp sağlıklı beslenmeye karar verdiğim anda kilo vermeye de başladım. Yeme bozukluğum vardı. Elime geçen şeyi ağzıma atıyordum. Doyma hissim yoktu. Şimdi öğün kavramını kaldırıp, iç sesimi dinliyor acıktığımda yiyorum, doyduğumu anladığım anda bırakıyorum. Kendimi bildim bileli şişmanım. Hiç normal bir bedene sahip olmadım. Şimdi de öyle aslında. Ama yakın zamandaki halimle kıyaslandığında arada oldukça fark var. Belki de bu yüzden, önceki halimi bilenlerin arasında çok mutlu oluyorum. Daha ilk haftadan itibaren hayatım öyle değişti ki, mutluluktan ağladığım zamanlar oldu. Bir mağazanın deneme kabininde ilk gençliğimden beri hayalini kurduğum markanın pantolonunu giyip, ağlamaktan bir süre dışarı çıkamadığımı bilin. Fakat kilo vermiş olmak, yaşadıklarımın yanında sadece bir hediye. Artık yorulmak bilmeyen, uykuları mükemmel, uyanışları hafif, enerjik bir insanım. Kan değerlerim güzel. Bunun bir süre değil hep böyle süreceğini bildiğim için çok mutluyum."

GÜNE ELMA VE MUZLA BAŞLIYOR

Diyarbakır Sur'da 'Devran' adlı filmin çekimlerini tamamlayan Ünal, oyunculuk yaparken kilolu olmanın avantajlarını da yaşadığını ama bu durumun kendisini sınırladığını ifade etti. Şişman olduğu için oynayamadığı rollerin, şişman olduğu için oynadığı rollerden çok daha fazla olduğunu anlatan Ünal, "Şişmanlamak da zayıflamak gibi bir sarmal. Birinde mutsuzluğa diğerinde mutluluğa doğru bir ivme kazanıyorsunuz. Şişmanken çok yediğiniz için moraliniz bozuluyor. Moraliniz bozuk olduğu için çok yiyorsunuz. Böylece 173 kiloya kadar çıkıyorsunuz. Biraz kilo verince kendinizi daha enerjik hissediyorsunuz. Günde 40 kilometre bisiklet sürüyorum. Bisiklet çok iyi arkadaşım oldu. Daha fazla yürüyorum" dedi.

Eşi Nesrin Ünal'ın kendisine çok destek olduğuna dikkat çeken Ünal, eskiye nazaran sahnede daha hareketli ve daha enerjik olduğunu ve kendisini daha komik hissettiğini anlattı. Sabahları iki elma ve bir muz yiyerek güne başlayan Ünal, "Domates, dereotu, maydanoz, nane ve reyhan otu ile kurutulmuş meyvelere biraz zeytinyağı döküyor üzerine kekik serpiyorum. Bu beni çok zinde tutuyor" diye konuştu.

Nesrin Ünal da "Ben Yüksel'in sadece verdiği karara destek oldum. Evde artık yemek yapmıyorum, bu benim için iyi oldu. Ben hayatım boyunca çok zayıftım. Ama şimdi bana gürbüz, diyor çok sinir oluyorum. Onun kilolarıyla ilgili sıkıntım yoktu. Ama o mutlu olunca ben de mutluyum" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

Yüksel Ünal, büyük beden ceketini giyerken görüntü,

Yüksel Ünal manavda meyve sebze alırken görüntü,

Taze biber yerken görüntü,

Yüksel Ünal'ın dizilerinden arşiv görüntü,

Yüksel Ünal ile röportaj

Eşi Nesrin Ünal ile röportaj

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Melis KARAKUZULU/ İZMİR,

==========================

Atık buzdolaplarından bahçesine duvar ördü

Van'ın Erciş ilçesinde Bekir Keleş (65), çöpten topladığı 350 atık atık buzdolabından 3 dönümlük bahçesinin çevresine duvar ördü. Keleş, maddi durumu elvermediği için briketten duvar öremediğini, tel örgü çekemediğini, bu nedenle böyle bir yola başvurduğunu söyledi.

İlçeye 15 kilometre uzaklıktaki Çelebibağı Mahallesi'nde yaşayan 5 çocuk babası Bekir Keleş, 3 dönüm olan bahçesinin çevresini kapatmak istedi. Ancak tel örgü ve briketin maliyeti yüksek olunca, Keleş, farklı bir yola başvurdu. Keleş, atık buzdolaplarından duvar örmeye karar verdi. Çöpten ve çevreden bulduğu atık buzdolaplarını tek tek toplayıp, bahçesine taşıyan Keleş, önce bunları temizledi, ardından da bahçe duvarını örmeye başladı. Mahalle sakinlerinin yardımıyla Keleş, birkaç ayda 350 atık buzdolabı kullanarak bahçe duvarını ördü. Keleş, hem maliyetin yüksek olmasından hem de çevre temizliğine dikkat çekmek için böyle bir yola başvurduğunu söyledi.

Maddi durumunun iyi olmadığını belirten Bekir Keleş, "Maddi durumum iyi olmadığı için tel, taş ya da briket ile bahçemi kapatamadım. Mahalleye yakın bölgelerdeki çöp alanlarında atık malzemeler aradım. Çok sayıda atık buzdolabı görünce bahçe duvarımı bunlarla örmeye karar verdim. Bulduğum buzdolaplarını araç vasıtasıyla getirdim. Buzdolaplarını yan yana dizip bahçe duvarı ördüm. Hem çevre kirliliğine dikkat çekmek istedim, hem de maliyeti düşük olduğu için böyle bir işe girdim. Bu çalışmama mahalle sakinleri de zaman zaman destek vererek birkaç ayda bahçemin tamamına duvar ördüm" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Buzdolaplarından yapılan duvardan detaylar

-Bahçeden görüntüler

-Bekir Keleş ile röportaj

-Dataylar

Barbaros KUL/ERCİŞ (Van),



Osmancık, Çorum, Güncel

Kaynak: DHA

23.01.2020 02:07:59