DHA YURT BÜLTENİ - 5

Bilim Kurulu Üyesi Çelik: Sıcak artışı virüsün bulaşmasını azaltır SAĞLIK Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, havaların ısınmasının koronavirüsü etkilediğini belirterek, "Sıcakların artışı virüsün bulaşmasını azaltır.

DHA YURT BÜLTENİ - 5
21.05.2020 11:24 | Son Güncelleme: 21.05.2020 11:24

Bilim Kurulu Üyesi Çelik: Sıcak artışı virüsün bulaşmasını azaltır

 

SAĞLIK Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, havaların ısınmasının koronavirüsü etkilediğini belirterek, "Sıcakların artışı virüsün bulaşmasını azaltır. Bilimsel olarak da bu kanıtlanmıştır" dedi.

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, sıcak havanın koronavirüse etkisini değerlendirdi. Hastalığın kontrol altına alınmasında iki şeyin önemine dikkat çeken Prof. Dr.  Çelik, "Şu anda yaptığımız filyasyon çalışması ve sokağa çıkma kısıtlamaları son derece işe yarıyor. Çünkü bu hastalık biliniyor ki insandan insana bulaşıyor. İki insanın bir araya gelmesini engellediğiniz zaman virüsün bulaşımını engellemiş olacaksınız. Sıcakların artışı virüsün bulaşmasını azaltır. Bilimsel olarak da bu kanıtlanmıştır. Son zamanlarda hem kendi hastanemizde hem de ülkemiz çapında vaka sayılarında, yoğun bakıma alınan hasta sayılarında ciddi oranda azalma görmeye başladık" dedi.

'CUMHURBAŞKANIMIZIN KARARI YERİNDE OLDU'

Ramazan Bayramı'nda 81 ilde sokağa çıkma kısıtlaması ilan edilmesini değerlendiren Prof. Dr. Çelik, "Şimdi Cumhurbaşkanımızın kararı son derece yerinde oldu. Takdirle karşılanacak bir karar. Olması gereken de buydu. Biz bilim kurulundaki arkadaşlarımızla bu konuyu konuştuk. Çünkü Ramazan Bayramları özellikle Türkiye'de temasın ön plana çıktığı, el öpmesi diye tabir ettiğimiz hareketlerin olduğu dönemde bunlardan uzak kalmamız gerekiyordu. Biz oruç tutuyoruz. Bayramlarda gideceğiz büyüklerimizin ellerini öpeceğiz, küçüklerin yanaklarından öpeceğiz ve onlara harçlık vereceğiz gibi. Maalesef bu sene ertelememiz gerekiyordu. Olması gereken de buydu. Bunun bize çok katkı sağlayacağını, vaka artış hızını çok daha fazla azaltacağını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

'BERBERLER ÇOK RİSKLİ'

Berberlerin koronavirüse karşı risk grubunda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çelik, "Alışveriş merkezine gitmekten daha fazla risk taşıyan grup berberlerdi. Çünkü çok yakın temasta olan insanlar bunlar. İnsanlar saç, sakal birbirine karışmış, keza kadınlar için de aynı şey geçerli. Bu nedenle insanlar berber ve kuaföre gitmeye mecbur kaldılar. Berberler çok riskli, buna çok dikkat etmek gerekiyor. Bu ortamlarda elbette hijyen ve temizlik kaygıları var. Biz de saçımız ve sakalımızdan rahatsız oluyoruz. Mümkün olduğunca çok dikkatli olmak gerekiyor. Maske ve kişisel koruyucu ekipmanlarımıza çok dikkat etmeliyiz" diye konuştu.

'SONBAHARA DOĞRU DİKKATLİ OLMAK GEREKİYOR'

Prof. Dr. Çelik, salgına karşı rehavet uyarısı yaparak, "Yazın bunun en alt seviyede devam edeceğini düşünüyoruz. Taşıyanlar olacak; fakat bulaşma riski çok az düzeyde devam edecek gibi gözüküyor. Bu son derece alt bazlı yazın seyreder; ancak sonbahara doğru dikkatli olmamız gerekiyor. Havaların soğumasıyla kişilerin kapalı ortamlara girmesiyle beraber koronavirüsün bulaşma riskinin artacağı öngörülüyor. Kapalı alanlara girdiğiniz zaman, havaların soğuması ve mevsimsel değişikliklerin de meydana gelmesiyle bulaşma riski artar. Yazın yine de tedbirli olmakta fayda var" değerlendirmesinde bulundu.

GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK

Yasin DALKILIÇ- Muhammed KISIR/KAYSERİ,

====================

25 yıllık sürprizin arkasından koronavirüs çıktı

 

EGE Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nde görevli Dr. Galip Can Akçınar, Gökçeada'nın 6 mil açığında, Kuzey Ege'de ilk, Ege Denizi'nde 25 yıl sonra yalancı katil balinaların görülmesinde, koronavirüs nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma kısıtlamaları ve izolasyon süreçleri sonrasında insan kaynaklı gürültülerin azalmasının etkili olduğunu söyledi. 

Konuyla ilgili olarak, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Galip Can Akçınar, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Yalancı katil balinaların, genellikle okyanusların ılıman ve sıcak bölgelerinde görüldüklerinden dolayı Akdeniz'de ziyaretçi olarak kabul edildiğini belirten Akçınar, "Ege Denizi'nde şimdiye kadar 4 vaka kaydedilmiş. Bunlardan ikisi 90'lı yılların başında İzmir Körfezi ve Çeşme'de canlı gözlemlenmiş, diğeri ise Yunanistan kıyılarında ölü olarak görülmüş. Biri de bu. Bu türün belirli bir alanda yaşayan yerel grupları olduğu gibi, çeşitli denizler arasında dolaşan grupları da bulunuyor. Yerel gruplar çoğunlukla kalamar, sübye ve balıklar ile besleniyor. Dolaşan gruplar ise, enerji ihtiyaçlarının daha fazla olması sebebiyle yunus, balina, fok ve köpek balığı gibi diğer büyük deniz canlılarını tercih edebiliyorlar" dedi.  

'KARANTİNAYLA GELEN GÜRÜLTÜSÜZLÜK SEBEP OLMUŞ OLABİLİR'

Akçınar, deniz memelilerinin balıkçılık faaliyetleri ve kirlilikten etkilendiklerini aktararak, "Bunların yanı sıra, özellikle gürültüden çok etkilenirler. Çünkü balina ve yunuslar, sonar işlevi gören özel organlara sahiptir. Bu sayede besinlerini bulur ve birbirleriyle iletişim kurarlar. Dolayısıyla ses bu türler için hayati bir öneme sahiptir. İnsan kaynaklı çeşitli gürültülerin özellikle dişli yunus ve balinaları ciddi derecede etkilediği biliniyor. Karantina nedeniyle insan kaynaklı gürültülerde azalma olması, onların buraya gelmesine sebep olmuş olabilir. Karantinada dünyanın her yerinden normalde gözlemlenmeyen hayvanlara dair görüntüler paylaşılıyor. Sanıyorum diğer hayvanlar gibi sesi kullanarak hayatlarını sürdüren balina ve yunuslar da daha gürültüsüz bir hayatın tadını çıkarıyorlar. Buraya gelmelerine bir başka sebep de şu olabilir; son yıllarda Ege Denizi'nin yüzey suyu sıcaklıklarının yükseldiğine dair bilimsel bulgular var. Dolayısıyla nispeten sıcak ve ılıman suları seven bu tür, muhtemelen sıcaklıktaki artışları da fırsat bilerek, beslenme amacıyla Kuzey Ege kıyılarına kadar gelmiştir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Galip Cam Akçınar ile röportaj

Genel ve detay görüntü

(Haber: Davut CAN - Kamera: Melis KARAKUZULU/ İZMİR,

==================================

Haklarında 3'er kez müebbet istenen sanıklara tahliye yok

BURSA'da alacak meselesi yüzünden Aydın Aktaş'ı (53) öldürüp, 2 kişiyi de yaraladıkları iddiasıyla tutuklanan baba-oğul ve damatlarının 3'er kez müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmalarına başlandı. Sanıklar, iş yerine beraberinde yaklaşık 10 kişi ile birlikte baskın yaptığını iddia ettikleri Aydın Aktaş'ın yakınlarına başsağlığı dilediği duruşmada, avukatların tahliye talebi reddedildi.

Olay, Osmangazi ilçesinde geçen yıl ekim ayında bir iş hanında meydana geldi. Aydın Aktaş, kendisine 40 bin lira borcu bulunan Cengiz Beran'ın (50) kayınpederi Murat Beran'a (63) ait ganyan bayiine, beraberinkiler grup ile gitti. Aydın Aktaş'ın Murat Beran'a kafa atması sonucu taraflar arasında kavga çıktı. Kavgaya, Beran'ın oğlu Kadir Beran (35), damadı Cengiz Beran ile Aktaş'ın oğlu Kaan Aktaş ve yakını Yusuf Gökçe de dahil oldu. Cengiz Beran ve Kadir Beran, tabancayla Aydın Aktaş ve oğlu ile yakınına ateş etti. Yaralanan Aydın Aktaş, Kaan Aktaş ve Yusuf Gökçe hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olan Aydın Aktaş, kurtarılamadı. Olaydan sonra gözaltına alınarak, Bursa Adliyesi'ne sevk edilen Murat Beran, oğlu Kadir Beran ve akrabaları olan damatları Cengiz Beran, tutuklandı.

YERE DÜŞEN SİLAHI ALDIM

Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Kasten adam öldürmek ve öldürmeye teşebbüs' suçlarından 3'er kez müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan baba-oğul ve damatlarının yargılanmasına başlandı. Tutuklu 3 sanık, duruşmaya Bursa E Tipi Cezaevi'nden koronavirüs tedbirleri nedeniyle SEGBİS'le katıldı. 

Sanıklardan Murat Beran, savunmasında, "Olaydan bir gün önce, altılı ganyan bayisinin yanında birahane var. İş yerime geçerken, birahane sahibine selam verdiğim sırada, masada oturan Aydın Aktaş, 'Ne olacak bu iş' diye seslendi. Ben de 'Bana mı diyorsun?' dedim. 'Sana diyorum, damadının 40 bin lira borcu var' dedi. Damadımla konuşursun dediğimde de 'Onda para yok sen vereceksin' dedi. Baskı yapınca, şekerim yükseldi. Arbede yaşandı. Kafasından kan geldi. Bizi ayırdılar. Ertesi gün, iş yerime 10 kişilik bir grup girdi. Önde, Aydın Aktaş vardı. Küfrederek üzerime geldi, 'Senden alırım demedim mi?' diyerek, yüzüme kafa attı.

Yerdeyken silah sesi duydum. Cengiz'in elindeki silahlardan biri yere düştü. Düşen silahı aldım. Vurulduğunu görmediğim Aydın'ı yere düşerken gördüm. Oğlum Kadir'in boğazına Aydın'ın oğlu sarılmış. Bırakmasını istedim. Bu sırada bir el yere ateş ettim. Ruhsatları olmayan iki silah da bana aittir. İki kişinin nasıl yaralandığını görmedim. Dükkanıma gelen tüm sanıklardan şikayetiyim. Ölenin yakınlarına avukatları aracılığı ile başsağlığı diliyorumö dedi.

ÜZERİME GELİNCE ÇİFT SİLAHLA ATEŞ ETTİM

İş yerinde kasanın başında otururken içeriye, grubun girdiğini söyleyen Cengiz Beran ise, "Aydın Aktaş ile hiçbir alışverişim yoktur. Birahanedeki tartışmayı bilmiyorum. İçeriye girenlerin bazılarının elinde bir iki metre uzunluğunda sopalar vardı. Aktaş, kayınpederimin yüzüne kafa attı. Oğlu yumrukla vurmaya başladı. Sekiz metrekarelik alanda, yere düşen babam, 'Yapmayın etmeyin' diye bağırıyordu. Ayağa kalktığımda Aydın Aktaş elindeki bıçağı bana salladı. Yanağımı çizdi. Korku ve panikle kayınpederime ait iki silahı çekmeceden çıkardım. Aktaş'a çift silahla ateş ettim. Yere düştüğünü gördüm. Elimdeki silahın biri yere düştü. Kadir'in kapının önünde 'Baba beni kurtar' diye bağırdığını duydum. Babam, Kaan'a oğlunu bırakmasını istedi. Yere doğru ateş edince Kaan, Kadir'i bıraktı. Olay nedeniyle pişmanım. Allah rahmet eylesinö diye konuştu.

BENİ BIRAKMAYINCA BABAM BİR EL ATEŞ ETTİ

Sanıklardan Kadir Beran da, "İş yerinde müşterilere çay satışı yapıyorum. 7-8 kişinin girdiğini gördüm. Bizim 8 metrekarelik çalıştığımız alana girdiler. Herkes birbirine saldırıyordu. Tanımadığım biri göğsümden tutarak, beni yüzüstü yere düşürdü. 7-8 el silah sesi geldi. Kimin vurulduğunu görmedim. Dışarıya çıkmaya çalıştığım sırada Kaan Aktaş'la aramda arbede yaşandı. Kafamı koltuğunun altına sıkıştırdı. Yardım istedim. Babam geldi, 'Oğlumu bırak' diyen sesini duydum. Bir el silah sesi duyunca beni bıraktı. Bize saldıran diğer kişilerden şikayetçiyimö dedi.

MEŞRU MÜDAFA VAR

Sanık avukatları, olayın meşru müdafaa koşulları altında gerçekleştiğini söyleyerek, tahliye kararı verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, müştekiler ile tanıkların ifadeleri alınmadığı gerekçesiyle sanıkların tutukluluk hallerin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Kaynak: DHA