Dha yurt bülteni - 8

HDP önündeki eylemde 32'nci günDiyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttikleri çocuklarının bulunmasını isteyen 51 aile, HDP binası önündeki oturma eylemini 32'nci günde de sürdürdü.

04.10.2019 12:45Dha yurt bülteni - 8

HDP önündeki eylemde 32'nci gün

Diyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttikleri çocuklarının bulunmasını isteyen 51 aile, HDP binası önündeki oturma eylemini 32'nci günde de sürdürdü.
Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını söyleyip, 1 gün sonra, partinin Diyarbakır binası önünde oturma eylemi başlattı. Eylemin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp aileler, 3 Eylül'den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. Eylem, 32'nci günde de 51 aile tarafından sürdürüldü.
'HDP, KÜRTLERİ TEMSİL ETMİYOR'
İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine döndüğü sırada, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen teröristlerce kaçırılan oğlu Vedat (28) için Mardin'in Derik ilçesinden HDP il binası önüne gelen Şeyhmus Kaya, 5 Eylül'den beri oturma eylemini sürdürüyor. Kaya, "HDP, hiçbir açıklama yapmadı şu güne kadar. Bunları zaten biz muhatap almıyoruz. Bunların işi; çocuk kaçırmaktır, polislerin yolunu kesmektir, küçük çocukları dağa kaçırmaktır. Bunların işi, gücü hep yalan. Bir de diyor ki 'Ben Kürtlerin temsilcisiyim'. Hadi oradan. Sen Kürtleri temsil edemezsin. Artık herkes uyandı. Kimse sizi muhatap bile almıyor. Bunlar Kürtleri temsil etmiyor" dedi.
OTURMA EYLEMİNDEKİ AİLELER
1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri haber alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.
2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını ileri sürerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.
3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.
4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.
5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.
6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.
7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine-Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.
8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.
9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.
10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ederek 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.
11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını ileri sürdüğü oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.
12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.
13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan- Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eyleme katıldı.
14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.
15- Ayten- Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.
16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.
17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.
18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü HDP önüne gelip eyleme katıldı.
19- Mardinli olan ancak Diyarbakır'da oturan Salih- Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metine bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.
20- Aslen Siirtli olan, ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Kuzey Irak'a kaçırıldığını söyleyerek, 10 Eylül günü oturma eylemine katıldı.
21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri sürdüğü oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.
22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2015'te kaybolan ve internette terörist kıyafeti giydiği videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, memleketi Erzurum'daki akrabalarının yanına giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.
24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen, 3 yıl sonra da terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.
26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemi başlattı.
27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını iddia eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine katıldı.
29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemine katıldı.
30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıl önce dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı. Emrah'ın annesi Leyla Avunan, babası Bilal Avunan ve akrabaları da 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı.
34- Bursa'dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir'de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemine başladı.
35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül'de oturma eylemi başlattı.
36- Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü iddia ettiği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül'de oturma eylemine başladı.
37- Batmanlı Cabir Taş, 4 yıl önce tekstilde çalışırken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği, o dönem 14 yaşında olan kızı Ece için 17 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
38- Diyarbakırlı Üzeyir Nergiz, 5 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken, 2014'te terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği kayınbiraderi Osman Etik (29) için 17 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.
39- Muşlu Selma Kan, 4 yıl önce Muş'ta terör örgütü PKK'ya katıldığını iddia ettiği oğlu Onur (28) için 18 Eylül'de oturma eylemine başladı.
40- Siirtli Şirin Sungur, 2015'te Bingöl'de vatani görevini yaparken memleketi Siirt'e bayram iznine döndüğü sırada Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Süleyman (24) için 18 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
41- Muşlu Halit Altun, 2015'te Malatya'da üniversite öğrencisiyken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın elinde olduğunu iddia ettiği oğlu Muhsin (27) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.
42- Konya'dan gelen Yıldız Ballı, 2014'te İstanbul Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışırken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın kaçırdığını iddia ettiği kızı Yasemin (21) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.
43- İstanbul'dan Diyarbakır'a gelen Fahrettin Akkuş, 2015'te Sultangazi ilçesinde 19 yaşındayken, kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Erkan için 20 Eylül'de oturma eylemine başladı.
44- Kütahya'dan gelen Hatice Levent, 18 yaşındayken 2015 yılında Bitlis'te üniversite öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği kızı Fadime için 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.
45- Muş'tan Diyarbakır'a gelen Güzel Aslan, 5 yıl önce mobilyacıda çalışırken kaybolan oğlu Turan Aslan (26) için 23 Eylül'de oturma eylemine başladı.
46- Batman'dan gelen Zehra Çak, 5 yıl önce Batman'da kaybolan oğlu Azat Çak (23) için 26 Eylül'de oturma eylemine başladı.
47- İstanbul Sultangazi'den gelen İmmihan Nilifırka, Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan oğlu Mehmet (22) için 27 Eylül'de oturma eylemine başladı.
48- Gaziantep'ten gelen Cennet Kabaklı, 2015'te usta birliğine giderken Tunceli Pülümür yolunda terör örgütü PKK tarafından asker oğlu Adil Kabaklı (24) için 28 Eylül'de oturma eylemine başladı.
49- Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen Sıddıka Tatlı, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisiyken 2014'te kaybolan ve terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Aziz Tatlı (27) için 29 Eylül'de oturma eylemine başladı.
50- Batman'dan gelen Melike Akdoğan, 14 yaşında lise öğrencisiyken bir yıl önce ortadan kaybolan ve dağa götürüldüğünü düşündüğü oğlu Abdulkadir için 2 Ekim'de oturma eylemine başladı.
51- Ağrı'nın Hamur ilçesinden gelen Süheyla Demir, 2014'te lise 3. sınıf öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği kızı Hayal için 3 Ekim'de oturma eylemine başladı.

Görüntü Dökümü
--------
HDP il binası
Ailelerin bekleyişi
Şeyhmus Akkuş'un röportajı
Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 196 MB

Haber-Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN, Nurettin FİDANCAN/DİYARBAKIR,

======================

Ayder Yaylası'nı kurtaracak dönüşüm

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ayder'i kirlettik, rezil ettik" çıkışı ile gündeme gelen Rize'nin ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası için harekete geçiliyor. Yaylada, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) öncülüğünde, 5 bakanlığın ortaklaşa uygulayacağı Kentsel Dönüşüm Projesi ile altyapı ve ulaşım sorunları çözülecek, dikey yerine en fazla 2 katlı yatay yapılar inşa edilecek. Proje kapsamında ilk olarak 1700 araçlık otopark ile kaplıca oteli yapılacak. Yıl sonuna doğru başlayacak kentsel dönüşüm projesinde sona gelindi.
1987 yılında Bakanlar Kurulu Karar ile turizm merkezi ilan edilen Çamlıhemşin ilçesinde bulunan Ayder Yaylası, 1994 yılında Milli Park, 1998 yılında ise Doğal SİT Alanı ilan edilerek koruma altına alındı. 2006 yılında da Bakanlar Kurulu kararıyla, 'Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi' ilan edilen Ayder Yaylasısı için bu gelişmelerin ardından yasaya göre 2 yıl içerisinde Koruma Amaçlı İmar Planı oluşturulması gerekiyordu. Ancak, aradan 21 yıl geçmesine rağmen yayla için imar planları hazırlanmadı.
YIKIM İHALESİNE KATILAN FİRMA OLMAYINCA KAÇAK YAPILAR YIKILAMADI
Koruma planlarının uygulanması halinde yapılaşma tipi ve yoğunluğunun ancak projeler dahilinde yapılabileceği Ayder Yaylası, her geçen gün doğal özelliğini yitirdi. Kaçak ve beton yapıların inşa edildiği yayla ve çevresinde yüzlerce kişi, kaçak yapılaşma ile SİT ve Milli Park yasalarına muhalefetten yargılandı. Çamlıhemşin Belediyesi Meclisi, Ayder Yaylası'ndaki 290 yapıdan 158'i hakkında, kaçak ve ruhsata aykırı olduğu gerekçesiyle yıkım kararı aldı. Kaçak ve ruhsata aykırı yapıların yıkılması için Kamu İhale Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca hizmet alımı yoluyla açık ihaleye çıkıldı. Ancak yıkım ihalesine katılan firma olmayınca kaçak yapılar yıkılamadı.
PROJEDE SONA GELİNDİ
5 ayrı koruma kararına rağmen kaçak yapıların yükseldiği Ayder Yaylası'nda Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanacak Kentsel Dönüşüm Projesi için 5 farklı yayla modeli hazırlandı. Yaylada, TOKİ öncülüğünde, 5 bakanlığın ortaklaşa uygulayacağı Kentsel Dönüşüm Projesi ile altyapı ve ulaşım sorunları çözülecek, dikey yerine en fazla 2 katlı yatay yapılar inşa edilecek. Proje kapsamında ilk olarak 1700 araçlık otopark ile kaplıca oteli yapılacak. Yıl sonuna doğru başlayacak kentsel dönüşüm projesinde sona gelindi.
'KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ İSTİYORUZ'
Ayder'deki yapı sahipleri ve turizmciler, kentsel dönüşüm projesini desteklediklerini belirterek, projenin son halinin de kendileriyle paylaşılıp, görüşlerinin alınmasını istedi.
Yaylada turizm işletmesi bulunan Yalçın Şahin, kentsel dönüşümü beklediklerini ancak proje hakkında henüz bilgi sahibi olmadıklarını söyledi. Kendilerinin görüşlerinin alındığını anlatan Şahin, "Kentsel dönüşümü istiyoruz. Ayder'de bir düzenleme olmalı. Buraya gelen turistlerin otopark, tuvalet, konaklama, yeme içme sorunları var. Bunların hepsinin düzene girmesini istiyoruz. Ama bu çalışmalar yürütülürken buranın bilge kişileri, eski insanları dinlensin. Ayder'de hayvanların geçeceği yürüyeceği dolaşacağı yer kalmadı. Yöre halkının fikirlerin alınarak bu bölgede yaşananlarla ilgili fikir sahibi olmaları gerekiyor" dedi.
'BURADAKİ ARAZİLER BİZE ATALARIMIZDAN KALMIŞ'
Sevim Yılmaz ise Ayder'de doğup büyüdüğünü belirterek destek verdikleri kentsel dönüşüm projesinin son halinden haberdar olmadıklarını söyledi. Yılmaz, "Buradaki araziler bize atalarımızdan kalmış. Hiçbir şekilde kullanamıyoruz. Bu yıl bir salıncak koyuldu, masalar atıldı onu da kaldırdılar. Bize burada yürütülen çalışmalarla ilgili danışılmasını istiyoruz. İyi mi olacak kötü mü olacak hiç bilmiyoruz. Bize bir bilgilendirme yapılsa iyi olur" diye konuştu.
'AYDER'İ BU HALE GETİREN BİZİZ'
Yahya Soysal da "Ayder'i bu hale getiren biziz. Ayder esnafın hiçbirisi de Ayder'in bu konumundan memnun değil. O yüzden de devlet bu işe el attı. Devletten başkası da bu işi çözemez. Devletinde vatandaşını mağdur etmeyeceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşümün nasıl yapılacağının kendilerine anlatılmasını beklediklerini söyleyen Muhammet Sarı, "Bir belirsizlik var. Kimse hiçbir bilgi verilmiyor. En basit yapılaşmanın bile nereye yapacağı belli değil. Bizlerle istişare etmelerini bekliyoruz" dedi.
PROF. DR. YÜKSEK: KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞANS
Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Peyjaz Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Yüksek, kentsel dönüşüm projesinin Ayder için bir şans olduğunu belirterek çalışmaların otoparkla başlamasının son derece güzel bir gelişme olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Yüksek, "Bütün gelişmiş ülkelerin milli parklarında otopark son derece önemli ve kritik bir yer teşkil ediyor. Otoparkın yerin altında olması habitat bozulmasını da önleyeceğini düşünüyorum. Yaylayı yılda 2 milyon kişi ziyaret ediyor. 200 bine yakın araç girişi oluyor. Dolayısıyla trafik yoğunluğu var. Bu yüzden de otopark son derece önemli. Yoğun trafiğin azaltılması için yaylada hafif raylı sistem uygulanmasını öneriyoruz. Bu sistemle daha fazla yolcuyu toprağa bitkiye daha az egzoz emisyonu salınarak alana daha güvenli ve daha ekonomik olarak taşınabileceğini söyleyebiliriz" dedi.
'YAYLANIN DİĞER SORUNLARI DA ÇÖZÜLMELİ'
Ayder Yaylası'nda sadece kentsel dönüşümün yetmeyeceğini diğer sorunlarının da çözülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yüksek, şunları dedi:
"Ayder'de çok ciddi bir atık var. Bu atığın geri dönüştürülmesi ile ilgili biriminde çalışması gerekiyor. Bir başka konuda Ayder'de 12 ay boyunca turizm faaliyetlerinin yürütülmesine istiyorsak yaylanın ısıtma sorununu da çözmek lazım. Şu anda kömürle ısıtılıyor. Bu da kış aylarında bazı sıkıntılara sebep olabiliyor. Buradaki ısıtma probleminin de bu dönüşümle beraber planlamaya sokulması gerekir. Buradaki düzenlemeleri yaparken de yerel halkın işletme sahiplerinin yerel paydaşların mutlaka isteklerinin sorunlarının dinlenmesi ve çare aranacaksa önce mutlaka en ağır sorundan başlanarak yapılmasını tavsiye edebiliriz. Bir yanda turizm faaliyetleri diğer yanda inşaatın sürmesi mutlaka bazı aksamalara sebep olacaktır. Ziyaretçi sayısının daha düşük olduğu aylarda çalışmanın yoğunluğu mesai arttırılarak devam ettirilir, ziyaretçi sayısının yoğun olduğu zamanlarda da ziyaretçileri diğer vadilere yönlendirerek turizm aksamaları giderilebilir."
'YEREL HALK DİNLENMELİ'
Yaylada yerel paydaşlarla çok iyi bir diyalog kurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yüksek, "Onların dinlenmesi sorun tespitinin sağlıklı bir şekilde yapılması gerekir. Sorun tespitinden sonra çarenin mutlaka konunun uzmanları tarafından irdelenmesi en doğru yöntemin yaylada uygulanması gerekir. Yaklaşık 15 yıl önce yaylada eko turizm ve çevresel etkileri ile ilgili çok ciddi çalışmalar yaptık. Her çalışmamızda özellikle paydaş olan yöre halkını onların dertlerini anlamayı özellikle önemsedik. Eğer hizmet oraya gidecekse mutlaka paylaşın, dinlenmesi onların da sorunun çözümüne yönelik önerilerinin planlamaya katkı sağlayacaksa çözüme dahil edilmesi gerekir. Ayder'in planlamasında mutlaka gerçek planlamacıların olması, ekolojiyi bilen toprağı bilen iklimi bilen eko turizmi bilen insan davranışlarının ekosistem üzerindeki davranışlarının olumsuz etkilerinin nasıl olabileceğini ön görebilen, yerel halkın sosyal kültürel ve ekonomik yapısıyla bağlantı kurabilen proje yöneticilerinin ve uzmanlarının buraya dahil edilmesi sağlıklı ve sürdürülebilir bir eko turizme katkı sağlayacak projeler için önemli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
'AYDER'İ KİRLETTİK, REZİL ETTİK'
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Ağustos 2017'de, katıldığı AK Parti Rize İl Başkanları Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısında, Ayder Yaylası ile ilgili, "Şu anki Ayder Yaylası bizim temsilimiz olamaz. Allah'ın bize verdiği Ayder bambaşka, ama biz Ayder'i kirlettik, rezil ettik. Ayder'i kentsel dönüşüm, değişimle şanına yakışır bir hale getireceğiz. Aynı değişim dönüşümü de Uzungöl'de yapmamız lazım" değerlendirmesinde bulunmuştu.
AYDER YAYLASI
Ayder Yaylası, Çamlıhemşin ilçesinin 19 kilometre güneydoğusunda, 1350 metre yükseklikte yer alıyor. Fırtına Deresi boyunca eşsiz doğa güzellikleri izlenerek ulaşılan Ayder Yaylası, çevresini saran çam ormanları, şelaleleri, yöresel mimarideki evleri, çiçekleri ve bu çiçeklerden elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı bulunuyor. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki şifalı kaplıca suyundan yararlanıyor. Kaplıca suyunun romatizmal, iç, kadın ve cilt hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Yaylada trekking, cip safari, foto safari, kampçılık, dağcılık gibi birçok turizm aktivitesi de yapılıyor. Ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası'nda, görüntü kirliliği oluşturduğu gerekçesiyle tartışılan, 1 Eylül'e kadar süre verilen salıncakların tamamı da kaldırılmıştı.
AYDER OTOPARK PROJESİ
Ayder Yaylası'nda, TOKİ tarafından uygulanacak Kentsel Dönüşüm Projesi, yer altı otopark inşaatı ile başlayacak. Yaylanın girişinde Kaplıca Mahallesi'nde dağ yamacının içine inşa edilecek yer altı otoparkının üzeri çimle kaplı olacak, dışarıdan görünmeyecek. Yaylaya ulaşanlar, 1700 kapasiteli katlı otoparka araçlarını bıraktıktan sonra üstteki seyir terasına çıkacak.  Ziyaretçiler, buradaki trambüslerle yayla merkezine ulaşacak. Ulaşım sorununa çözüm olarak yaylanın alt kodunda çift yönlü yeni yol yapılacak. Ayder Yaylası ve civardaki Ausor, Hüser ve Kavron yaylalarına gitmek isteyenler, bu yolu kullanacak. Yaylaya araç girişi sınırlandırılacak.

Görüntü Dökümü
------------
-Ayder Yaylasından detaylar
-Yöre sakinler ile röportaj
-Prof. Dr. Turan Yüksek açıklaması
-Muhabir Arzu Erbaş anons

Haber-Kamera. Arzu ERBAŞ- Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA

================================

Antalya'da ortalama 2 bin yıllık 27 gemi batığı bulundu

Antalya kıyılarında, 1500 ile 2700 yaş aralığında 27 gemi batığı bulundu. Tarihi anlamda önemli olan bir bulgu olan batıklardaki yüklerin çoğu kıyıdan 2-3 kilometre açıkta, 30 ile 60 metre derinlikte bulundu. Batıklara ait yüklerin ise amforalarda taşınan şarap, zeytinyağı, balık sosu, kurutulmuş balık ile külçe cam, tabak, tuğla ve kiremit olduğu belirlendi.
Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, arkeolojik sualtı tespit çalışmalarında, antik çağlardan bu yana deniz ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olan Antalya kıyılarında 27 gemi batığı buldu. 40 gün süren çalışmalarda bulunan 1500 ila 2700 yıllık batıkların bugüne kadar bilimsel tespitlerinin yapılmadığı belirtildi. Batıkların, Afrika'dan Batı Akdeniz, Karadeniz ve Hint Okyanusu'na deniz ticaretini gösteren önemli kanıtlar olduğu vurgulandı. Batıklardaki ana yüklerin amforalar içinde zeytinyağı, şarap, balık sosu, kurutulmuş balık ve et, kiremit, tuğla, tabak ve külçe cam olduğu belirlendi.
'9 BATIKLA İLGİLİ FİKRİMİZ VAR'
27 yeni batıkla ilgili bilgi veren Doç. Dr. Hakan Öniz, büyük olasılıkla fırtınaya yakalanarak batan gemilerin, yüklerini nereden alıp nereye gittiğiyle ilgili çalışmaların bir yıl boyunca devam edeceğini kaydetti. Doç. Dr. Öniz, "Kesin olarak söyleyebileceğimiz şu ki, batıklardan bazılarının yükü olan zeytinyağı ve şarap, Kilikya olarak adlandırdığımız Doğu Antalya, Mersin ve Batı Adana kıyılarında üretilmiş. Antik çağda şarap ve zeytinyağı amfora adını verdiğimiz çift kulplu toprak testilerle taşınıyordu. Batıklarda gördüğümüz amforaların Kilikya Bölgesi'nde üretilen zeytinyağı ve şarabı taşıdığını belirledik. Yükü Kilikya Bölgesi'ne ait zeytinyağı ve şarap olan 9 batık var" diye konuştu.
'BU YIL ARAŞTIRMALARIMIZI DAHA DERİNLERDE YAPTIK'
Batıklar arasında zeytinyağı ve şarap dışında kurutulmuş et ve balık, kiremit, tuğla, tabak ve külçe cam yüklü olanların da bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Öniz, günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiş olanların Akdeniz'in 40 ile 60 metre derinliğinde belirlendiğini kaydetti ve şunları söyledi: "Bu yıl sualtı çalışmalarımızda araştırma gemimizdeki oksijen dekompresyonu imkanı ve sualtı robotlarımızla daha derinlere yöneldik. Yan taramalı sonar, multibeam sonar, sub bottom profiler ve magnetometre gibi ileri araştırma teknolojilerinin kullanıldığı tespit çalışmalarımızı daha derinlikle yapabildik. Bu sayede daha derinlerde olduğu için bütünlüğü bozulmamış batıklar belirledik. Bunların bir kısmı Antalya kıyılarından 2-3 kilometre açıkta, bir kısmı ise kıyıya daha yakın bölgelerde."
ESERLERDEN BAZILARI İKİ MÜZEYE TESLİM EDİLDİ
Doç. Dr. Öniz, çalışmalarının tespit çalışması niteliğinde olduğunu belirterek, "Önemli olan yani risk taşıyan kalıntıların bazılarını Antalya'nın Demre ilçesinde bulunan Likya Uygarlıkları Müzesi ile Antalya Müzesi'ne teslim ettik" dedi.
2500 ile 1500 yaş aralığındaki batıklarla ilgili çalışmaların 2019 yılındaki bölümünü tamamladıklarını ifade eden Doç. Dr. Öniz, "Çalışmalarımız önümüzdeki yıl da devam edecek" dedi. Gelecekte bu batıklarda yapılabilecek kazı çalışmaları sonucu günışığına çıkarılacak eserlerin Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde kurulacak Kültür Varlıkları Koruma ve Onarım Laboratuarı'nda koruma işlemlerine tabi tutulacağını aktaran Doç. Dr. Öniz, batıklardan çıkarılacak eserlerin ise Antalya'nın Kemer ilçesinde kurulmakta olan Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmesinin planlandığını kaydetti.

Görüntü Dökümü
-------
Dalgıçların çektiği batık görüntüsünden görüntü
Doç. Dr. hakan Öniz bilgisayarda çalışırken görüntüsü
DHA Muhabiri Selma Kunar ANONS
RÖP : Doç. Dr. Hakan Öniz
504 MB -- 04.33// HD

Haber: Selma KUNAR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=====================

Kazada ölen İrem Su'nun annesi: O bana ev yapacaktı, ben ona yaptım

Burdur'da trafik kazasında yaşamını yitiren inşaat mühendisliği öğrencisi İrem Su Akkaya'nın (19) annesi Leyla Akkaya, "Ben depremden çok korkarım. Kızım bana ev yapacaktı. Ben ona ev yaptım" sözleriyle acısını dile getirdi.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) İstiklal Yerleşkesi kavşağında, 13 Mart sabahı meydana gelen kazada, Süleyman Emre Kılınç yönetimindeki 42 DIP 19 plakalı otomobil ile uzman çavuş Emre Esmer yönetimindeki 03 RF 575 plakalı otomobil çarpıştı. Kazada Süleyman Emre Kılınç, yanındaki İrem Su Akkaya ve Beyza Din (19) ile diğer otomobilin sürücüsü Emre Esmer yaralandı. Kaza sonrası kaldırıldığı Burdur Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalesinin ardından Isparta'daki özel hastaneye sevk edilen MAKÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi İrem Su Akkaya, 1 gün sonra yaşamını yitirdi.
Tedavisinin ardından gözaltına alınan otomobil sürücüsü Emre Esmer'in, 1,92 promil alkollü olduğu belirlendi. Kırmızı ışık ihlali yaptığı da öne sürülen Esmer, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Emre Esmer, 'bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne, birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olmak' suçundan 9 yıl 9 ay hapisle cezalandırdı. Mahkeme heyeti, cezada indirim yapılmasına yer olmadığına hükmetti. Emre Esmer'in sürücü belgesine de 2,5 yıl süreyle el konulmasına karar verildi.
KARAR BAM'A TAŞINDI
Emre Esmer'in avukatı ile İrem Su Akkaya'nın ailesi, kararı Antalya'daki Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nde görülen ikinci duruşmaya, tutuklu sanık Emre Esmer SEGBİS'le katıldı. İrem Su Akkaya'nın ailesi, arkadaşları, Beşiktaş ve Fenerbahçeli taraftarlar ile taraf avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, sanığın alkol promili ve kullandığı aracın hızı gibi dosyada yer alan delillerin yeniden incelenmesini içeren raporların henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek, duruşmayı erteledi.
'ADALET İÇİN BURADAYIZ'
Duruşma sonunda, Burdur MAKÜ Öğrenci Toplulukları ile Genç Fenerbahçeliler, üzerinde 'İrem Su İçin Adalet' yazılı pankartlar açtı. Beşiktaş'ı temsilen katılan Çarşı Grubu temsilcileri, üzerinde İrem Su'nun fotoğrafının olduğu 'Adaletsizliğin olduğu her yerde Bir Beşiktaş Atkısı Açan Olacaktır Elbet' yazılı pankartı taşıdı. Çarşı Antalya üyesi Samet Can Arabacı, adalet için burada olduklarını belirterek, "Takım önemli değil. Fenerbahçeli kardeşlerimiz de burada. Herkese teşekkür ediyoruz. İrem Su için adalet istiyoruz" dedi.
'ÇOCUĞUM ŞU AN ALLAH'A EMANET'
İrem Su'nun annesi Leyla Akkaya ise tek çocuğunu kaybetmiş olmanın acısını yaşadığını söyleyerek, şöyle konuştu:
"Anne olmak çok güzel olduğu kadar kötü bir şey. Kaşına, gözüne kurban olduğun evladını büyütüyorsun, sonra da biri gelip alıyor. Anlatacak konuşacak çok şeyim var. Bu cezaların artırılmasını istiyorum. Ayrıca caydırıcı olmasını istiyorum. İrem Su gelmeyecek. Biz bunun farkındayız. İrem Su gideli 6.5 ay, 204 gün oldu. Bu süre içerisinde sadece benim bildiğim, Soma'nın içinde 5 trafik kazası oldu. Bu kazaların failleri serbest. Onlar da suçlu ama hepsi serbest. Biz serbest kalmalarını istemiyoruz. Anne babaların her gün mezar taşına gidip orada oturmaları ve günün yetmemesi çok acı bir şey. Taşını mı yıkarsın, çiçeğini mi sularsın, dua mı okursun, anlatır mısın, ne yapacağını bilemiyorsun. Bir bakmışsınız akşam ezanı okunmuş ve mezarlıktan çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuğunu orada toprağın altında bırakıp gitmek hiç kolay bir şey değil. Çocuğum şu an Allah'a emanet."
'EV İÇİN AYIRDIĞIM PARAYLA İREM SU'YA MEZAR ALDIK'
Sanığın duruşmada genç ve hayallerinin olduğunu söylediğine dikkat çeken Leyla Akkaya, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Benim çocuğum da gençti, benim çocuğumun da hayalleri, ümitleri vardı. Ben depremden çok korkuyorum. Kızım da inşaat mühendisi olup, bana depreme dayanıklı ev yapacaktı. Ben de onun için çalışıp para biriktiriyordum. Kaza oldu. Mecbur ona bir yer alınması gerekiyordu. Biz o parayla İrem Su'ya mezar aldık. O bana ev yapacaktı. Ben ona ev yaptım. Hakkım ona helal olsun. Çocuğum da bana hakkını helal etsin. O torunumu getirecekti. Erik ağacı dikip, salıncak kuracaktık. Torunumu sallayacaktım. Erik ağacını yine dikerim. Her yere de dikiyorum. Ama bir torunum olamayacak, salıncakta sallayamayacağım."
Akkaya konuşmasını bitirdikten sonra öğrencilerin tuttuğu ve üzerinde kızının fotoğrafının bulunduğu pankarta sarılarak uzun süre ağladı. Bu sırada, destek için gelen öğrenciler gözyaşlarını tutamadı. Baba Halil Akkaya da eşine sarılarak destek olmaya çalıştı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------
-Taraftar gruplarının ellerinde pankarta adliye önüne gelmeleri
-Taraftar gruplarından ve pankartlardan detay görüntüler
-Çarşı Grubu üyesi Samet Can Arabacı'nın konuşması
-Anne Leyla Akkaya'nın konuşması
-Annenin kızının pankartına sarılması
-Ağlayan görencilerin görüntüleri
-Anne-babanın birbirlerine sarılması
-Bölge Adliye Mahkemesi'nin dış plan görüntüsü

481 MB - 4.20'

Haber-Kamera: Süleyman EKİN/ANTALYA,

======================

Yalova'da polisten kaçtılar, Bursa'da kaza yapınca yakalandılar

Yalova'da 'dur' ihtarına uymayan sürücü, nefes kesen kovalamacanın ardından Bursa'nın Orhangazi ilçesinde polisin yolu kestiği kavşakta kaza yaptı. Otomobildeki 4 şüpheli, gözaltına alındı.
Yalova kent merkezinde polis ekipleri, şüphe üzerine içerisinde 4 kişinin bulunduğu 61 SF 660 plakalı otomobilin sürücüsüne 'dur' ihtarında bulundu. Ancak ihtara uymayan sürücü yoluna devam etti, polis ekipleri de peşine düştü. Yalova polisinin iletişime geçtiği Orhangazi Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Yeniköy Kavşağı'nda önlem aldı. Otomobilin sürücüsü, önlem alan polisi görünce, emniyet şeridine yöneldi. Burada, kırmızı ışıkta bekleyen otomobile çarpan araç, kontrolden çıkarak, önce refüje, ardından da kaldırıma çarptı.
Araçtaki 4 şüpheli, polis tarafından gözaltına alındı. Direnen şüpheliler, polis otosuna güçlükle bindirilerek Orhangazi Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. İkisinin çeşitli suçlardan arandığı belirlenen şüpheliler, buradaki işlemlerinin ardından Yalova polisine teslim edildi.
Şüpheli aracın çarptığı otomobil ise çağrılan çekici yardımı ile bulunduğu yerden kaldırıldı.

Görüntü Dökümü
-----------
Olay yeri,
kaza yapan araçlar,
zanlıların emniyet müdürlüğüne götürülmesi,
detay görüntüler.

Görüntü Boyutu: 211 MB

Haber-Kamera: Hasan BOZBEY/ YALOVA,

====================

Dershaneden çıkan kızı takip edip, cep telefonunu gasp etti

İzmit'te, dershaneden çıkan 16 yaşındaki S.Ö. isimli kızı takip ederek elinde bulunan cep telefonunu gasp eden E.D.(24), yakalandı.
Olay 25 Eylül günü Erenler Mahallesi'nde meydana geldi. Bir kişi, dershaneden çıktıktan sonra yürüyerek evine giden S.Ö.'yü takip ederek elinden bulunan cep telefonunu gasp etti. Genç kızın durumu polise bildirmesi üzerine çalışma başlatıldı. Genç kızın verdiği eşkal üzerine çevrede bulunan güvenlik kamerası kayıtları incelemeye alındı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, kapkaç olayını gerçekleştiren kişinin E.D. olduğunu belirledi. E.D. evine düzenlenen baskınla yakalanırken, gasp ettiği cep telefonu da ele geçirildi.
Cep telefonu S.Ö.'ye teslim edilirken, E.D. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü
--------
-Şüphelinin adliyeye götürülmesi
-Detaylar

Haber-Kamera: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

======================

Bakan Gül: Hukuki istikrar olmazsa, insanların yargıya güveni olmaz

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Yargı Reformu Paketi'ne ilişkin, "ifade ve düşünce özgürlüğü hususunda Yargıtay yolunu açarak kanun yolunu genişletiyoruz. Siyasi istikrar, ekonomik istikrar kadar, hukuk istikrarı da bir devlet için, bir millet için çok önemlidir. Hukuki istikrar olmazsa, insanların yargıya güveni olmaz. İşte bu nedenle hukuk istikrarını sağlamak adına çok önemli bir düzenlemeyle içtihat birliğini de sağlayacak şekilde, düşünce ve ifade özgürlüğünü daha güçlendirici bu düzenleme yine yürürlüğe girmektedir" dedi.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Trabzon'da düzenlenen Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Bakan Gül, TBMM'deki Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin ilk paketinin görüşmelerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Yargı Reformu Paketi'nin olumlu tepkiler aldığını belirten Bakan Gül, "Kamuoyuna açıklanan yargı reformu belgesi, çok olumlu tepkilerle karşılandı. Bu süreci yürütürken, toplumun her kesimini dinleyerek, her kesimi paydaş kabul ederek, bu belgeyi hazırladık. Reform konusundaki olumlu tepkiler verenler kadar eleştiren arkadaşlar da bizim için çok önemlidir. Çünkü dışlayıcı bir anlayışla reform yapılamaz. Tüm bu eleştiri ve önerileri dikkate alarak bakanlık olarak revize eden dinamik bir süreci sürdürmeye çalışıyoruz. Bu iklimin korunması bizim temel hedefimizdir. Bunu da hep birlikte sürdüreceğiz" dedi.
'HUKUKİ İSTİKRAR ÖNEMLİDİR'
Hukuk istikrarın, devlet ve millet için çok önemli olduğunu kaydeden Bakan Gül şöyle konuştu:
"Nitekim birinci paket olarak meclise gelen bir teklif oldu. Burada pakette de, ifade ve düşünce özgürlüğünü daha da güçlendiren, önemli düzenlemeler bulunmaktadır. ve yargının da iş yükünü hafifletecek, vatandaşlarımızın da günlük hayatlarını kolaylaştıracak düzenlemeler söz konusu. İfade ve düşünce özgürlüğü hususunda Yargıtay yolunu açarak kanun yolunu genişletiyoruz. Siyasi istikrar, ekonomik istikrar kadar, hukuk istikrarı da bir devlet için, bir millet için çok önemlidir. Hukuki istikrar olmazsa, insanların yargıya güveni olmaz. İşte bu nedenle hukuk istikrarını sağlamak adına çok önemli bir düzenlemeyle içtihat birliğini de sağlayacak şekilde, düşünce ve ifade özgürlüğünü daha güçlendirici bu düzenleme yine yürürlüğe girmektedir. Yine internet erişim anlamında, bildiğiniz gibi sitenin topyekün hepsini değil, ilgili suça neden olan bir kısmının içeriğinin kapatılması hususunda da bir düzenleme söz konusu. İstinaflar da yargı sisteminde çok önemli hizmet görmektedir. İstinaflar Türk yargı sistemi ve vatandaşlara büyük imkan sağlamaktadır. Uygulamadaki ihtiyaçları dikkate alarak, istinaf düzenlemesiyle ilgili de, bir takım düzenlemeler getirdik. Bu da, istinaf sisteminin daha da güçlenmesine destek verecektir"
'ŞİDDET VE İSTİSMARA UĞRAYANLAR FAİLİYLE BİR ARAYA GELMEDEN İFADE VERECEK'
Pakette yer alan azami tutukluluk süresi, cinsel istismar ve şiddet suçlarına ilişkin yargılanma usulüne ilişkin de bilgi veren Bakan Gül şöyle devam etti:
"Soruşturma evresinde yine azami tutuklama süresi ön görülmektedir. Tutuklamanın esas bir mahkümiyet kararı gibi algılanması, yargıya olan güveni sarsan başlıklardan biriydi. Bu nedenle azami tutukluluk ön görüşü, düzenlemede yer almıştır. Böylece çok az bile olsa, uygulamada yargıya güveni zedeleyen ve sanki 'siyasi ya da farklı keyfi sebeplerle bu tutuklamalar oldu', algısını ve intibasını verecek bu düzenlemelerin asla ve asla olmasını istemediğimiz için, böyle bir düzenlemede yargıya güveni artıracak ve kişi özgürlüğünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Mağdur odaklı bir yaklaşım bizim temel yaklaşımlarımızdan birisi. Bu çerçevede yine adli görüşme odaları gibi yerler ihtas edilerek burada cinsel saldırıya ve şiddete maruz kalmış kadın ya da çocuk, bu suçun failiyle bir araya gelmeden ifade verebilecektir. Bu konunda uygulamada olan düzenlemeler, yasal bir statüye kavuşmaktadır. Böylece istismara uğramış, şiddete maruz kalmış bir kişi mahkemede 'sana bu mu şiddette bulundu?' diye bir yüz yüze gelip, tekrar kadın ve çocuğun örselenmesine sebep oluyor. İşte bu düzenlemeyle bir kez daha örselenmeyi ortadan kaldıracak bir paketi getireceğiz."
DOSYADA, CİNSEL SUÇ MAĞDURLARININ GÖRÜNTÜLERİNİN GİZLİLİĞİ SAĞLANACAK
Pakette, cinsel istismara uğrayan çocukların dava dosyasında yer alan görüntülerin gizliği ve muhafazası hususunda yeni düzenlemeler de yer aldığını kaydeden Bakan Gül, "Cinsel suç mağdurları, görüntülerinin, kişisel veri olarak dava dosyasında saklanması ve gizliliği için her türlü yasal tedbirlerin alınması yasal bir hükümlük olarak geliyor. Dosyada gerek sabit, gerek farklı sebeplerle yer alan bu belgeler bakıyorsunuz sosyal medyada dolaşıyor, yayınlanıyor. Yahu bu çocuk büyüyecek, sosyal hayata girecek, bu çocuğun tüm bu verilerinin yayınlanması, alenileşmesi bu kişi için en büyük istismardır. İşte bu gizliliği sağlayacak, mahkeme dosyasında muhafaza edilecek şekilde bir düzenleme de yer almaktadır" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
---------------
-Bakan Gül konuşması
-Toplantıdan detaylar

ABONELERİMİZİN BİLGİSİNE
HABERİN HAM GÖRÜNTÜLERİNE AŞAĞIDAKİ FTP BİLGİLERİNİ KULLANARAK LOGOLU BİR ŞEKİLDE ERİŞEBİLİRSİNİZ
ftp adresi: ftp://178.211.55.226
Kullanıcı adı: dhaabone
Şifre: dha

Haber:  Aleyna KESKİN Kamera: Selçuk BAŞAR/TRABZON, -

====================

Foçalı kadınlar narlı türküler eşliğinde nar ekşisi üretiyor

İzmir'in Foça İlçesi'nde 2 yıl önce kurulan ve 110 üyesinin büyük çoğunluğu kadın olan Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, yörenin mevsimlik ürünlerini işleyerek üretim yapıyor. Geçen ağustos ayı sonunda ilk alarak domates salçası ve konservesi imalatı için bir araya gelen üyeler çalışmalarını şimdi ise içinde nar kelimesi geçen türküler eşliğinde nar ekşisi üreterek sürdürüyor.
Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, yöredeki üreticilerden nar ekşisi yapılmak üzere toplam 1 ton nar satın aldı. Satın alınan bu narların, ilçe merkezi ve bağlı yerleşim birimlerinde oturan kooperatif üyeleri tarafından yıkama, kesme, tanelerini ayırma, sıkma ve kaynatma işlemlerine başlandı. Kooeratif üyesi ziraat mühendislerinin gözetiminde ve direktifleri doğrultusunda hiçbir katkı maddesi kullanılmadan elde edilen ürünler son aşama olarak şişeleniyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan çalışma nar tanelerini kabuğundan ayırmak için kullanılan tahta kaşıkların ritmiyle, 'Nar Ağacı Narsız Olur Mu?' ve 'Nar Tanesi Tanesi' gibi özellikle içinde nar kelimesi geçen türküler söylenerek hava kararıncaya kadar devam ediyor.
'KOOPERATİFTE BİR GÜVEN ÇEMBERİ OLUŞTURDUK'
Kooperatif üyesi kadınlardan Nilgün Gök, ilçeye bağlı Yenifoça Mahallesi'nde oturduğunu, kooperatifin kuruluş ilanını duyunca ilk üye olanlardan birisi olduğunu söyledi. Gök, eski usül imece yapılarak üretmenin en zevkli üretim şekli olduğunu söyledi. Nilgün Gök, "Bir taraftan üretiyoruz, diğer taraftan üyemiz olan ziraat mühendislerinin verdiği mantar üretimi, doğal ürünleri kurutma, domates konservesi, nar ekşisi, sabun, çam kozalağıyla yoğurt yapma gibi kurslarla kendimizi geliştiriyoruz. Tabii ki hepimizin işe ihtiyacı var. Ama aslolan, doğru yerde doğru şeyi yapmak. Burada kooperatifle bir güven çemberi oluşturduk. Birbirini hiç tanımayan insanlar bir araya geldik, dost olduk. Şimdi hep birlikte imece usülünü deniyoruz. Bugün yaptığımız nar ekşisi imalatı oldukça meşakkatli ve yorucu bir iş. Ama biz son derece keyifle, neşeyle çalışıyoruz" dedi.
'YÜZDE 100 GÜVENLİ ÜRÜNLER ÜRETİYORUZ'
Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ da üyelerin dostluk ve dayanışma içinde işlerinden zevk alarak üretim yaptıklarını belirtip, "Tüm ürünlerimiz yüzde yüz katkısız, kendimizin de tükettiği, herkesin güvenle tüketebileceği ürünler. Satış sorunumuz yok. Toplumumuz sağlıklı ürün arayışı içinde. Biz de buna özen gösteriyoruz. Geçen ağustos ayı sonunda ürettiğimiz 1000 kavanoz domates konservesi satıldı. 1000 kavanoz salça ise satışa hazır hale gelmesi için bekletiliyor. Kooperatif olarak markamızı yaratma yolundayız" dedi.

Görüntü Dökümü
------------
-Üretim yapılan tesisten görüntü
-Nar kesen, tahta kaşıkla döven, sıkım yapan üyelerden görüntü
-Türküler eşliğinde çalışanlardan görüntü
-Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ ile röp.
-Kooperatif üyesi kadınlardan Nilgün Gök ile röp.
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Seyfi GÜL/ FOÇA (İzmir),

====================

1'i engelli 3 çocuğuyla yaşayan Suriyeli anne yardım bekliyor

Adıyaman'da eşi tarafından terk edilen ve 1'i engelli 3 çocuğu ile komşularının kirasını ödediği evde yaşayan Suriyeli Hadice İlhüseyn (40), engelli çocuğunun okula gidebilmesi için yetkililerden yardım istediğini belirtti.
Suriye'deki iç savaş nedeniyle 5 yıl önce ülkelerinden kaçarak Adıyaman'a sığınan 1'i engelli 3 çocuk sahibi Hadice İlhüseyn'in eşi ve çocuklarının babası 4 yıl önce evi terk etti. Abdurrahman (9), Hüseyfa (7) ve engelli Lihami İlhüseyin (11) ile yalnız yaşamaya başlayan anne Hadice İlhüseyn, Musalla Mahallesi'nde tek katlı toprak evde yaşamaya başladı. Aile komşularının verdiği yiyeceklerle karınlarını doyururken, anne İlhüseyn ise engelli çocuğunun akranları gibi okula gidebilmesi için yardım beklediklerini söyledi.
'PARAMIZ YOK KOMŞULARIN YARDIMI İLE EV KİRAMIZI VERİYORUZ'
Komşularının topladığı 200 lira ile evin kirasını verdiklerini belirten 11 yaşındaki Lihami İlhüseyin,"Ben okula gitmek istiyorum, evimiz harabe durumda. Sıcak bir ev istiyoruz. Evimizde hiçbir şey yok. Yazık çok sıcak, kışın da çok soğuk oluyor. Bu yaşantımız hiç güzel değil. İki kardeşim daha var. Benle beraber 3 kardeşiz ve hiç paramız yok komşuların yardımı ile ev kiramızı veriyoruz. Babam bizi 4 yıl önce terk edip gitti başka biri ile evlendi. Annem dizlerinden rahatsız olduğu için tedavisinin dışarıda olması lazım ama maddi durumumuz yok. Eğer okula gidersem büyüdüğümde doktor olmak istiyorum. Hasta olan ilaçlarını alamayana herkese yardımcı olmak istiyorum" dedi.
'KOCAM BİZİ TERK EDİP BAŞKASI İLE EVLENDİ'
Engelli çocuğunun okula gitmesini ve yetkililerden yardım beklediğini dile getiren anne Hadice İlhüseyin ise "Çocuklarımın daha rahat kalacak bir yerde olmalarını istiyorum. Engelli olan kızımın okumasını okula gitmesini istiyorum. Evimizde hiçbir şey yok. Komşularımızın yardımları ile ayakta durmaya çalışıyoruz. Kocam bizi 4 yıl önce terk edip gitti başka biri ile evlendi. Ben de çocuklarımla ayakta durmaya çalışıyorum. Yetkililer bize yardım ederlerse seviniriz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------
Evden görüntü
Engeli kız ve annesi
Engelli kızın ders çalışması
Annesinin tekerlekli sandalye oturması
Annenin kızın tekerli sandalye ile gezdirmesi
- Evin içerisinden görüntü
Engeli kızın konuşması
Annenin konuşması
Genel ve detay görüntü

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 555 MB

Haber-Kamera: Mahir ALAN-ADIYAMAN-DHA)



PKK, Güncel

Kaynak: DHA

15.10.2019 18:53:27