DHA YURT BÜLTENİ - 8

Ceren'in katili, 14 yıl önce bıçakladığı Dinçer'in iş yerine 150 metre mesafedeki otelde kalmış** RESEPSİYON GÖREVLİSİNİ ÖLÜMLE TEHDİT ETMİŞ** "O AKŞAM BENİ DE ÖLDÜREBİLİRDİ.

07.12.2019 12:49 | Son Güncelleme: 07.12.2019 12:49DHA YURT BÜLTENİ - 8

Ceren'in katili, 14 yıl önce bıçakladığı Dinçer'in iş yerine 150 metre mesafedeki otelde kalmış

** RESEPSİYON GÖREVLİSİNİ ÖLÜMLE TEHDİT ETMİŞ

** "O AKŞAM BENİ DE ÖLDÜREBİLİRDİ. HALA ŞOKTAYIM."

ORDU'da Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Ceren Özdemir'i bıçaklayarak öldüren katil zanlısı Özgür Arduç'un, cezaevinden firar ettiği günün gecesinde, resepsiyon görevlisini tehdit ederek kaldığı otelin, 14 yıl önce, 13 yaşındayken bıçaklayarak ağır yaraladığı Dinçer A.'nın (27) ailesine ait restorana 150 metre mesafede olduğu ortaya çıktı. Geceyi geçirmek için tehdit ettiği resepsiyon görevlisi Deniz Aktaş, "Karnı açtı, ekmek arası bir şeyler verdim. 'Ekmeği yiyip çıkacağım' dedi. Gitmediğini fark edip, 'niye buradasın' dedim. Beni, 'seni öldürürüm' diyerek tehdit etti. 'Buranın hakimi de savcısı da benim' dedi.  Otelde müşteriler vardı, olay büyümesin diye kalmasına izin verdik. O akşam beni de öldürebilirdi. Hala şoktayım" dedi.

Ordu'da Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Ceren Özdemir'i bıçaklayarak öldüren katil zanlısı Özgür Arduç, sorgusunda, cezaevinden firar etiği 1 Aralık gününün gecesini, Osmanpaşa Caddesi üzerindeki Vegas Otel'de geçirdiğini anlattı.  DHA ekibi, Arduç'un, resepsiyon görevlisini tehdit ederek, kaldığı otele gitti. Otelin, katil zanlısının 14 yıl önce, bıçaklayarak ağır yaraladığı Dinçer A.'nın ailesine ait restorana 150 metre mesafede olduğu ortaya çıktı. Saldırının ardından eğitim hayatını yarıda kesen Dinçer A.'nın da çalıştığı restorana, yürüme mesafesindeki otelin resepsiyon görevlisi Deniz Aktaş, o akşamı şöyle anlattı:

"Saat 19.50 sıralarında otele geldi. 'Amasya'dan geliyorum, yanımda kimliğim yok' dedi. Ben de kimliksiz kayıt yapamayacağımı söyledim. 'Karnım çok aç' dedi. Acıyarak, ekmek arası bir şeyler götürdüm. 'Ekmeği yiyip, çıkacağım' dedi. Gitmediğini fark edip, 'Niye buradasın?' diye sordum. Beni, 'Seni öldürürüm' diyerek, tehdit etti. 'Buranın hakimi de savcısı da benim' dedi. Ben de ona 'Sana insanlık yaptık, hayırdır ne oluyor?' dedim. 'Beni sabaha kadar idare edeceksin' dedi. Otelde müşteriler vardı, olay büyümesin diye kalmasına izin verdik. Polisi aramadım. Çok korkmuştum."

'O AKŞAM BENİ DE ÖLDÜREBİLİRDİ'

O akşam saldırganın kendisini de öldürülebileceğini, hala şok içinde olduğunu belirten Aktaş, "Bu adamın Ceren'in katili olduğunu duyunca, psikolojim bozuldu. 'Halk beni yanlış anlar' diye çok korkuyorum, tedirginlik yaşıyorum. O gün sakallaydı. Ceren olayında ilk önce tanıyamadım, sonra  tanıdım. Emniyetten geldiler, her şeyi anlattım. Acıyorsun, ekmek arası bir şeyler veriyorsun ama bak neler oluyor? Sabah ben kalkmadan çıkıp, gitmişti. O akşam beni de öldürebilirdi. Hala şoktayım. Bunları anlatırken dahi tedirgin oluyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Otel detayları

Katil zanlısının kaldığı oda

Muhabir anonsu (Hüseyin Kalay)

Otel çalışanı konuşma

-Restoran görüntüsü

-Detaylar

HABER KAMERA: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/ORDU-DHA

============================

İki kişiyi öldürdüğünü söyleyip teslim oldu

DENİZLİ'nin Pamukkale ilçesinde, henüz bilinmeyen bir nedenle gerçekleşen olayda, Afgan uyruklu D.N., birlikte yaşadığı yetişkin erkek olan 2 Afganlıyı boğazından bıçaklayarak öldürdü. Olaydan sonra emniyete giden D.N., cinayet işlediğini belirterek teslim oldu.

Olay, bugün saat 11.00 sıralarında, Topraklık Mahallesi'ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. D.N. adlı zanlı, bu sabah polis merkezine giderek, birlikte yaşadığı yetişkin erkek olan 2 Afganlıyı öldürdüğünü söyledi. D.N. gözaltına alınırken, olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Evde yapılan kontrolde, boğazından bıçaklanmış 2 kişinin cesedini buldu. Ölenlerin kimliği henüz belirlenemezken, D.N.'nin ise sorgusunun devam ettiği öğrenildi. Ölen Afganların cansız bedenleri savcının incelemesinin ardından morga kaldırıldı.

Öte yandan D.N.'nin cinayetten sonra soğukkanlı bir şekilde evden çıkarak polis merkezine doğru gitmesi, bir işyerinin güvenlik kamerasınca görüntülendi. Olayın yaşandığı evdeki kişilerin oturma izninin bulunup bulunmadığı, cinayetin neden işlendiği araştırılıyor.

GÖRÜTÜ DÖKÜMÜ:

Güvenlik kamerası

Evden görüntü

Polis ekiplerinden görüntü

haber- Kamera: Ramazan ÇETİN- Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

===================

'Rexo' ile aramada kamyonette 45 kilo eroin ele geçirildi

VAN'ın Tuşba ilçesinde,  polisin park halindeki bir kamyonette yaptığı aramada 45 kilo 359 gram eroin ele geçirildi. Gözaltına alınan sürücü, tutuklandı.

Van Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Tuşba ilçesi Akköprü Mahallesi'nde devriye görevi yaparken park halinde bulunan bir kamyonetten şüphelendi. Narkotik köpeği 'Rexo' ile birlikte arama yapılan kamyonette, valiz içerisinde 88 paket halinde 45 kilo 359 gram eroin ele geçirildi. Gözaltına alınan sürücü C.K., sevk edildiği adliyede 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak/uyuşturucu madde nakletmek' suçundan tutuklandı.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

VAN

=================

Bakan Ersoy: Alışveriş merkezlerine sıkışan sosyalleşmeye mahkum kaldık

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,  eskiden sokak ve mahalle kavramlarının insanların yaşam alanı, komşulukla birlikte gelen ve toplumsal kaynaşmanın çekirdeğini oluşturan bir sosyalleşmenin alanı olduğunu belirterek, "Bugün alış veriş merkezlerine, sanal dünyalara sıkışan sığ ve sınırlı sosyalleşmeye mahkum hale geldik. Şehir kimliğini kaybettikçe, insana dair birçok değeri de beraberinde götürdüğünü açıkça görüyoruz." dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Konya'da  Selçuklu Kongre Merkezi'nde MÜSİAD tarafından düzenlenen  'Şehirlerin Kimliği, Kimliğin Geleceğe Taşınması ve Kültürel Etkileri' konulu panele katıldı. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, şehirlerin kimliğinde o şehrin tarihi ile insan unsurunun önemli olduğunu,  şehirleşmeyi toplumun kültüründen ayrı düşünülmemesi gerektiğini kaydetti.

"SANAL DÜNYALARA SIKIŞAN SOSYALLEŞMEYE MAHKUM HALİNE GELDİK"

Eskiden sokak ve mahalle kavramlarının insanların yaşam alanı olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy, şunları söyledi:

"Şehirlerin kültürel dokusu ne kadar iyi korunursa ve o dokuya uygun özgün mimariyle kendine has kentleşmeyi başarırsa; sosyal hayattan sanata, turizmden ekonomiye o kadar güçlü bir geri dönüş ve fayda sağlanmaktadır. Bugün sokak ve mahalleler yol ve adres konusu olma noktasına sıkışmış durumdadır. Eskiden bu kavramlar insanların yaşam alanı, komşulukla birlikte gelen ve toplumsal kaynaşmanın çekirdeğini oluşturan bir sosyalleşmenin adıydı. Bugün alış veriş merkezlerine, sanal dünyalara sıkışan sığ ve sınırlı sosyalleşmeye mahküm hale geldik. Şehir kimliğini kaybettikçe, insana dair birçok değeri de beraberinde götürdüğünü açıkça görüyoruz."

"ŞEHRE YAPILAN YATIRIM, GELECEK NESİLE YAPILAN YATIRIMDIR'

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da, şehrin kimliğinin önemine  değinerek şehrin, genç nesillerin hayata bakışını yönlendiren mekanlar olduğunu  belirtti.

"KİŞİ BAŞINA DÜŞEN YEŞİL ALAN 15 METREKAREYE ÇIKACAK"

Bakan Kurum, şehirler için başlattıkları en önemli projelerden birinin  millet bahçeleri olduğunu  kaydetti. Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapacağımız her millet bahçesinin şehirlerimizin önemli birer simgesi olacağına inanıyoruz.   Zaten bahçe yapmak Selçuklu'dan, Osmanlı'dan bu yana, bizim kültürümüzün önemli bir parçası olmuştur. Mesela Meram Bağı 800 yıllık bir bahçedir. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat, tepelerden gelen suyu bahçelerden geçirerek meyve bahçelerinin oluşmasını sağlamıştır. Bir ekolojik koridor oluşturmuştur. Bugün Bakanlık olarak 22 ilde yaptığımız ekolojik koridorların ilk örneğini Sultan Alaeddin döneminde Konya'da görmüş oluyoruz. Yine, Osmanlı'da ilk millet bahçesi Tanzimat Dönemi'nde Taksim'de açıldı. Konya'da da ilk millet bahçesi cennet mekan Sultan II. Abdülhamid döneminde Konya Lisesi'nin bulunduğu yere yapıldı. İnşallah, biz de bakanlık olarak, 2023 yılına kadar; 81 ilde 81 milyon metrekarelik alana yapacağımız millet bahçelerimizi halkımızın hizmetine sunacağız. Böylece, kişi başına düşen yeşil alan miktarımızı 8'den 15 metrekareye çıkaracağız. Bugün itibariyle, 59 ilimizde 35 milyon metrekare alanda, 126 adet millet bahçesine ilişkin çalışmalarımıza harıl harıl devam ediyoruz."

Görüntü Dökümü

-----------------

Bakanlardan detay

Programdan detay

Bakanların konuşması

Haber- Kamera: Tolga YANIK- Hasan DÖNMEZ KONYA DHA))

=============================

Tekirdağ'ın heykel ve tabloları müzayede ile satılacak

TEKİRDAĞ'ın Süleymanpaşa Belediyesi, depolarda atıl durumda bulunan tablolar ile kentin çeşitli yerlerine konulan minyatür heykelleri müzayede ile satma kararı aldı. Bir önceki yönetim tarafından Bisanthe Taş Heykel Sempozyumu'nda  yapılan minyatürleri satmaya karar verdiklerini belirten AK Parti'li Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, "Biz 8 ay oldu göreve geleli. 'Süleymanpaşa'nın demirbaşlarını çıkartın' dediğimizde bunlar gibi 3-4 ayrı noktada onlarca hatta yüzlerce tablonun depolarda çürümeye bırakıldığını gördük. Aldığımız yetki ile birlikte özellikle bizim depolarımızda atıl durumda bulunan tablo ve minyatür heykelleri müzayede yoluyla satışa sunacağız" dedi.

Tekirdağ'ın merkez Süleymanpaşa Belediyesi'nin eski yönetimi, Bisanthe Taş Heykel Sempozyumu adıyla bir sempozyum düzenleyerek, yerli ve yabancı sanatçılara her yıl heykeller yaptırdı. Bu heykellerin bir bölümü kentin çeşitli yerlerine konuldu. Süleymanpaşa Belediye Meclisi son yaptığı toplantıda heykeller ve depolarda tutulan tabloların müzayede yoluyla satılması için CHP'lilerin reddetmesine karşın AK Parti ve MHP'li üyelerin oylarıyla Belediye Başkanı AK Parti'li Cüneyt Yüksel'e yetki verdi.

'SANATA DEĞİL, ESERLERİ YAPTIRIP DEPOLARA ATANLARA KARŞIYIZ'

Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, belediye üzerine kayıtlı 300'ün üzerinde bir tablo bulunduğunu ve bu tabloların bazılarının belediye binasında asılı olduğunu ancak büyük bölümünün depolarda bulunduğunu belirterek, "Biz asılanlarla ilgili bir problem yaşamıyoruz. Depolarda kalan, sanatçıya karşı verilen bu değeri taşıyan zihniyete karşıyız. Biz depolarımızda atıl durumda bulunan tabloların her birini müzayedeye çıkartıp satacağız. Bu tabloları çizen sanatçıya, onun verdiği emeğin karşılığı tabloların depolarda çürüyerek heba edilmesi ile ödeyemeyiz. Bununla ilgili çok profesyonel bir şekilde çalışıyoruz. Tabloların hepsi fotoğraflanıyor. Bir dergi içerisinde katalog yapılacak bu katalog ile müzayedeye çıkacak. Biz 8 ay oldu göreve geleli, göreve geldiğimizde 'Süleymanpaşa'nın demirbaşlarını çıkartın' dediğimizde bunlar gibi 3-4 ayrı noktada onlarca hatta yüzlerce tablonun depolarda çürümeye bırakıldığını gördük. Aldığımız yetki ile birlikte özellikle bizim depolarımızda atıl durumda bulunan tablo ve minyatür heykelleri müzayede yoluyla satışa sunacağız" dedi.

Süleymanpaşa'da 200 bin kişinin yaşadığını söyleyen Yüksel, "Vatandaşımıza bu tabloların maliyeti 1, 5 milyon TL. Kime ne kadar para verildiğinin sağlıklı bir kaydı tutulmamış. Biz bunların hepsini tek tek fotoğrafladık, tabloların zimmetlemesini yaptık. Değerlendirmesi ile ilgili Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi'nden destek istedik, hatta danışmanlık istedik. Gel bunlardan bir katalog oluşturalım verecek olduklarımızı müzayede ile verelim hem belediyeye ek bir gelir olsun hem buradan gelen bütçeyle de vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılayacağımız bir fon olsun. Aynı zamanda da biz elimizde ne var bunu görelim istedik" dedi.

Başkan Yüksel, konuyu tam olarak anlayamayanların eleştirilerde bulunduğunu belirterek, "Ama maalesef tipik CHP zihniyeti. Ne olduğunu anlamadan, dinlemeden yorum yapan bir zihniyet var. Bu paraların nerelere ne şekilde kimlere nasıl verildiğini araştırmaktansa depolarda bu çürümeye terk edilmiş resimlerin, neden o hale düştüğünü araştırmaktansa 'AK Parti'li belediye sanat düşmanlığı yapıyor' deniyor. Sanat düşmanlığı bu tabloları bu depolara atmak mı? Yoksa bunları vatandaşın göreceği şekilde sergilemek mi? Sanata sahip çıkmak bunu vatandaşımızın takdirine bırakıyorum" dedi.

'İRONİ YAPTIM HEYKELLERİN TAMAMI SATILAMAZ ZATEN'

Bütün heykellerin yapılan sözleşme gereği satılma şansı olmadığını ifade eden Cüneyt Yüksel, "Bu organizasyon yapılırken belli bir sözleşme kapsamında yapılmış. NKÜ'den bu konuda profesyonel destek de istedik. Benim geçmişim sanat üzerine değil, bu konuda uzman bakıştan, gözlerden faydalanabileceğimiz bir heyetten de destek de istiyoruz. Biz bu konuda belki açık hava sergisi de yapabiliriz ki Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Albayrak Bey bu konuyla ilgili 'Ben talibim' dedi. Ben de kendisine şunu söyledim ki, 'Mecliste de aslında orada bir ironi vardı.' 'Ben bu heykelleri satacağım' derken Büyükşehir Belediye Başkanı, 'Ben bunları ödeyeceğim' dediği için söyledim. Dedim ki, 'Kadir Başkan bugünkü maliyeti 3 milyon, bana versin 4 milyon lirayı al senin olsun maden çok savunuyorsun.' Orada bir ironi vardı atlanan. Bizim asıl gündeme aldığımız nokta depolardaki resimlerdi" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Sahildeki heykellerden detaylar

-Sahilde yürüyüş yapan vatandaşlarla röp.

-Değolardaki tablolardan detaylar

-Başkan Cüneyt Yüksel ile röp.

-Detay görüntüler

Haber-Kamera: Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ,-

===============================



Resepsiyon, DHA, Güncel

Kaynak: DHA

24.01.2020 05:21:23