DHA YURT BÜLTENİ - 9

Tekstil fabrikasında 6 işçide koronavirüs tespit edildi, üretim durdurulduKASTAMONU'nun Tosya ilçesinde, yaklaşık 300 kişinin çalıştığı tekstil fabrikasında 6 işçide koronavirüs tespit edildi.

DHA YURT BÜLTENİ - 9
21.05.2020 13:38 | Son Güncelleme: 21.05.2020 13:38

Tekstil fabrikasında 6 işçide koronavirüs tespit edildi, üretim durduruldu

KASTAMONU'nun Tosya ilçesinde, yaklaşık 300 kişinin çalıştığı tekstil fabrikasında 6 işçide koronavirüs tespit edildi. Üretimi durduran fabrika yönetimi, işçilere mesaj göndererek, kendilerini evlerinde izole etmelerini istedi.

Tosya Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren tekstil fabrikasında çalışan bazı işçiler, dün öğle saatlerinde yüksek ateş şikayetiyle Tosya Devlet Hastanesine başvurdu. Başvuru yapan işçilere koronovirüs testi uygulanırken, 6 işçinin test sonucu pozitif çıktı. Bu işçiler, Kastamonu Devlet Hastanesi'ne sevk edilerek tedaviye alındı. Fabrikada çalışan diğer işçilere de test uygulanırken, sonuçları henüz çıkmadı.

Bu gelişmeler üzerine fabrika yönetimi üretimi durdurma kararı aldı. Evlerine gönderilen işçilerden, kendilerini izole etmeleri istendi. Fabrika yönetimince işçilere gönderilen mesajda "İçerisinde bulunduğumuz Kovid-19 pandemisi nedeni ile İl Sağlık kuruluşunun almış olduğu kararla evlerinizde kendinizi izole etmeniz zorunludur, aksi bir durumda ceza-i işlem uygulanacağından evlerinizde kalmanız sizin ve sevdiklerinizin sağlığı için büyük önem taşımaktadır" denildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Fabrikadan görüntü

-Hastaneden görüntü

Haber: Emre ÇİLOĞLU/TOSYA(Kastamonu), -

==============================

Kuyumcu soygununda çaldıkları 3.5 milyon liralık altını 136 bin dolara satmışlar

 

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde geçen 28 Aralık'ta kuyumcudan piyasa değeri 3,5 milyon lira olan 17 kilogram altını çalan soyguncuların, erittikleri altınları, İstanbul Kapalıçarşı'da 136 bin dolara sattıkları ortaya çıktı. 3'ü firari 9 soyguncunun külçe haline getirdikleri altınları satıp, parasını aldıkları güvenlik kamerası görüntüleriyle tespit edildi.

Antalya'nın Manavgat ilçesinde, 28 Aralık gecesi Arıkan Kuyumculuk'tan piyasa değeri 3,5 milyon lira olan 17 kilo altın ve takı çalındı. Olayın ardından yürütülen geniş çaplı soruşturma ve inceleme sonrası, güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edilen 5 soyguncu yakalanarak, tutuklandı. Ukraynalı, Moldovalı, Bulgar ve Türk vatandaşlarının da aralarında yer aldığı 5'i tutuklu, 3'ü firari 9 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı.

ZEMİN KATIN CAMINI KIRARAK GİRDİLER

Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüphelilerin geçen yıl 28 ve 29 Aralık tarihinde kuyumcu dükkanına, zemin katının camını kırarak girdikleri, çelik kasanın alt muhafaza kısmını spiralle keserek, 9 kilogram 22 ayar ve 8 kilogram 14 ayar olmak üzere toplam 3,5 milyon lira değerinde ziynet eşyasını çaldıkları anlatıldı.

İddianamede, güvenlik kameralarının incelenmesinden soygun olayını gerçekleştiren şüphelilerin, firari olarak aranan Alexander Ciuprinschii, İvan Dimitrov, Afanasi Hiora olduğu belirtildi. Soyguna karıştığı tespit edilen ancak soyadı belirlenemeyen 'İlluşa' adlı bir şüphelinin daha bulunduğu fakat bu kişiyle ilgili henüz işlem yapılmadığı kaydedildi. Ayrıca soygunun olduğu günlerde, iş yerinin çevresinde dolaşan kişinin Ankara Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan rapora göre, şüpheli Hikmet Tören ile benzerlik gösterdiği anlatıldı.

KÜLÇE ALTINLARI VERİP, PARAYI ALDILAR

İddianamede şüpheliler Alexander Ciuprinschii, Serhii Nechaii ve Volodymyr Belichenko'nun geçen 9 ve 11 Ocak tarihlerinde şüpheli Hikmet Tören'e ait iş yerine geldikleri, ceplerinden çıkardıkları külçe altınları Tören'e verdikleri ve karşılığında aldıkları paraları yanlarında getirdikleri çantaya koyarak, iş yerinden ayrıldıkları, Tören'in de külçe altınları götürdüğü başka bir iş yerinde, has altına dönüştürdüğü anlatıldı.

153 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

İstanbul'da yakalanarak gözaltına alınan Serhii Nechaii ve Volodymyr Belichenko'nun kaldıkları evde yapılan aramada çelik kasa açmada kullanılan metal aparatlar, hassas terazi, boş altın sertifikaları, altın eritmede kullanılan eritme potası gibi suçta kullanılan malzemelerin ele geçirildiği belirtilen iddianamede, diğer sanıkların da şüphelilere yardımcı oldukları kaydedilerek, her birinin ayrı ayrı 6 yıl 9 ay 10 günden 17 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edildi.

YARGILAMA BAŞLADI

Davanın görülmesine, dün Manavgat 6'ncı Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Hikmet Tören, Yılmaz Karaoğlu, Serhii Nechaii, Volodymyr Belichenko ve Elena Bria, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, sanık avukatlarıyla şikayetçi Ramazan Arıkan ve avukatı salonda yer aldı. Tutuksuz sanık Liuba Özkır ise duruşmaya katılmadı.Kimlik tespitinin ardından ifade veren sanık Serhii Nechaii, suç tarihinde Ukrayna'da olduğunu ve Alexander Ciuprinschii'nin isteği üzerine 9 Ocak'ta, Volodymyr Belichenko'yla birlikte İstanbul'a geldiğini söyledi. Soygundan haberi olmadığını iddia eden Serhii Nechaii, "Alexander beni bir altın işi olduğunu söyleyerek çağırdı. İstanbul'a geldiğimiz evde, 2- 3 gün kaldıktan sonra üçümüz birlikte Kapalıçarşı'da bulunan bir iş yerine giderek altınları bozdurduk, altınların miktarını bilmiyorum ama yaklaşık 130 bin dolar civarında bir parayı Alexander aldı. Ukrayna'da kimliğini bilmediğim kişilere vermek üzere bana ve Volodymyr'e 5'er bin dolar ile 2 tane telefon verdi" dedi.

Paraları ve telefonları aldıktan sonra bindikleri taksiden bir süre sonra Alexander Ciuprinschii'nin indiğini anlatan Nechaii, "Biz havalimanına vardık, uçak biletimizi aldık. Uçağın kalkmasına 3-4 saat vardı. Volodymyr'in eşinin istediği ilacı Aksaray'daki bir eczaneden almaya giderken bizi polisler yakaladı" dedi.

'UKRAYNA'DA İLAÇ YOK MU?'

Sanık Volodymyr Belichenko'nun benzer ifade vermesi üzerine hakim, "Ukrayna'da ilaç yok mu?" diye sordu. Bunun üzerine Belichenko, "Rusya ile Ukrayna arasında ilişkiler kötü olduğu için eşimin istediği ilacı almaya Aksaray'da bulunan Rus eczanesine gidiyorduk" karşılığını verdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Şüphelilerin sırtlarında çantalarla soygundan sonra sokakta yürümeleri (güvenlik kamerası)

Şüphelilerin külçe altını getirip parayı alıp gitmeleri (güvenlik kamerası) 

Soygun yapılan kuyumcudan görüntü

Ramazan Arıkan'ın soygunun ardından yaptığı açıklama

Şüphelilerin adliyeye getirilmesi

Manavgat Adliyesi'nden görüntü

Ramazan Arıkan'ın duruşmadan sonra yaptığı açıklama

Avukat Mustafa Özer'in açıklaması

Adliye detay

(HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),

=============================

Erdek Belediyesi'nden 18 aydır maaşını alamıyor

 

BALIKESİR'in Erdek Belediyesi'nde nikah memuru olarak görev yapan Halil İbrahim Gürsoy, 18 aydır maaşını alamıyor. Mevcut başkan CHP'li Hüseyin Sarı'ya oy vermediği gerekçesiyle belediyenin kendisine maaşını ödemediğini söyleyen Gürsoy, "Benim dışımda da belediyeden maaş alacağı olanlar var" dedi.

Erdek Belediyesi'nde 2016 yılında nikah memuru olarak çalışmaya başlayan Halil İbrahim Gürsoy, 31 Mart Mahalli Yerel Seçimlerden 2 gün sonra 2 Nisan 2019 tarihinde Zabıta Müdürlüğü'nde görevlendirildi. 2018 yılı aralık ayından beri belediyeden maaşını alamadığını söyleyen evi ve 2 çocuk babası Gürsoy, bunun nedeninin mevcut Belediye Başkanı Hüseyin Sarı'ya oy vermemesi olduğunu söyledi. Dava açıp mahkeme kararıyla tekrar görevine döndüğünü ifade eden Halil İbrahim Gürsoy, hakkında birçok kez tutanak tutulduğunu, hatta disiplin cezası verildiğini kaydetti. Gürsoy, maaşını alamadığı için zor günler geçirdiğini söyledi.

31 Mart seçimlerinin hemen sonrasında görev yerinin değiştirildiğini söyleyen Halil İbrahim Gürsoy, "2 Nisan sabahı, sırf kendisine oy vermediğim için Zabıta Müdürlüğü'nde görevlendirdi. Ben de bu durumu sendika yetkilileriyle görüşerek dava açtım. Davayı kazanarak geri görevime iade edildim. Zabıta Müdürlüğü'nde çalıştığım dönemde kapının önünde nöbet tutmamı istediler. Nöbet tutulmayan noktada nöbet tutturmaya çalıştılar. Hakkımda birçok tutanak tutuldu. Disiplin kurulundan ceza aldığım da söylendi" dedi.

'2018 ARALIKTAN BERİ MAAŞ ALACAĞIM VAR'

Farklı birimlerde çalıştığı için dava açıp kazandığını söyleyen Gürsoy, "Tekrardan evlendirme memurluğuna atandım. Belediyenin durumu ortaya çıkmaya başladı. Maaş alan sadece CHP'liler oldu. Bize maaş verilmemeye başlandı. Ağızlarıyla maaş isteyen insanlar var. Bir de istemese bile maaşı hesabına geçen insanlar var. 2018 yılı aralık itibariyle maaş alacağım var. Benim dışımda da belediyeden maaş alacağı olanlar var. Neden maaş alamadığımı söylediğimde ise cevap yok. 2 aydır İller Bankası'na koronavirüs sebebiyle kesinti olmadı. Maaş verilmedi. Sadece bin lira para verildi. Benim ev kiram zaten 850 lira. Verilen bin lirayla ben ne yiyip ne içeceğim" ifadelerini kullandı.

'EŞİM YUFKA AÇMAYA GİDİYOR'

Başka bir belediyede çalışmak istediğini söyleyen Gürsoy şunları söyledi:

"Eşim yufka açmaya gidiyor. Annemle babam maddi olarak yardımcı oluyor. Hafta sonları inşaatlara çalışmaya gidiyorum. Yapmak zorundayım. Yapacak bir şeyim yok. Çocuklarımı geçindirmem lazım. Benim istediğim, daha önce de muvafakatnamemizi getirdik. Beni isteyen belediyelerde çalışmak istiyorum. Mademki bu belediyede istenmiyorum, madem belediye benim maaşımı ödemiyor, başka belediyede çalışmak istiyorum. Benim bir tek gelirim var. Eşim çalışmıyor. Ek bir gelirim yok. Sadece belediyeden gelen maaşla geçinmek zorundayım. Muvafakatnamenin imzalanmasını istiyorum. Buradan gitmek istiyorum. Benim durumumda olan başka arkadaşlarım da var. Sürülmemizi istiyorlar."

'HAKKIMIZI İSTİYORUZ'

Eşi maaş alamadığı için zor günler geçirdiklerini söyleyen Şükran Gürsoy ise, "Çok zor günler geçirdik ve hala da geçirmeye devam ediyoruz. Evimize giren para yok. Maddi ve manevi olarak zor durumdayız. Çocukların eğitimi ve ihtiyaçları, kira, faturalar derken çok zorlandık. Eşimin her zaman destekçisiyim ama ne kadar ben moralde versem tabi ki zor durumdayız. Hamur ve yufka açmaya gidiyoruz. Buradan 10-15 lira alıyorum. Gelirken eve ekmeğimi alıp geliyorum ama bu maaş gibi olmuyor. Biz hakkımızı istiyoruz. Kimseden başka bir talebimiz yok. Artık düzenli bir hayatımız olsun, düzenli bir yaşantımız olsun, çocuklarımızın düzenli bir geleceği olsun istiyoruz. Başka bir beklentimiz yok" diye konuştu.

'YILLARDIR GENETİK HASTALIK HALİNE GELMİŞ'

Üyelerinin haklarını sonuna kadar arayacaklarını söyleyen Türkiye Yerel Hizmet-Sen Balıkesir-Çanakkale Şube Başkanı Bünyamin Sağlam da, "Erdek Belediyesi'nin yıllardır genetik hastalık haline gelmiş maaş ödememe sorunu var. Temsilcilerimiz ve bazı üyelerimize yapılan mobbing uygulaması var. Burada daha önce genel başkanımız olmak üzere genel başkan yardımcılarımızda gelip Erdek Belediye Başkanı ile görüşmeler sağladılar. Fakat kendisinden hiçbir şekilde olumlu sonuç alamadık. Bundan dolayı ilçe temsilcimiz Halil İbrahim Bey'e yapılan mobbinglerle ilgili sendika olarak kendisinin arkasındayız. Sendika olarak konuyu yakından takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA