DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

SAĞLIK ÇALIŞANLARINI ALKIŞLAYAMADI AMA ONLAR İÇİN AYAĞIYLA RESİM YAPTIKONYA'da doğuştan bedensel engelli Abdullah Donat (46), kullanabildiği sol ayağıyla yaptığı, sağlık çalışanın ay yıldızlı Türkiye haritasını kucakladığı resmi, pandemi sürecinde kahramanca çalışan sağlık görevlilerine...

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM
13.06.2020 11:46 | Son Güncelleme: 13.06.2020 14:00

SAĞLIK ÇALIŞANLARINI ALKIŞLAYAMADI AMA ONLAR İÇİN AYAĞIYLA RESİM YAPTI

KONYA'da doğuştan bedensel  engelli Abdullah Donat (46), kullanabildiği sol ayağıyla yaptığı, sağlık çalışanın ay yıldızlı Türkiye haritasını kucakladığı resmi, pandemi sürecinde kahramanca çalışan sağlık görevlilerine ithafen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya armağan etmek istediğini söyledi. Donat, "Sağlık çalışanlarının hem insanları iyileştirip, hem de onları alkışlaması beni çok etkiledi. Asıl alkışlanması gereken onlar. Ben ellerimi kullanamadığım ve alkışlayamadığım için bu resmi yaparak onları böyle alkışladım." dedi.

Meram ilçesi Dere Mahallesi'nde ailesiyle birlikte yaşayan Abdullah Donat, doğumunda omuriliğinin zarar görmesi sonucu el ve ayaklarını kullanamaz hale geldi. Yüzde 92 oranında engelli raporu bulanan ve sadece sol ayağını kullanabilen Donat, 9 yaşında resim yapmaya başladı. Zamanla kendini bu alanda geliştirmeyi başardı. Ailesinin yardımıyla ihtiyaçlarını giderebilen Donat, resim yapmanın kendisini mutlu ettiğini ve bunun yaşam biçimi olduğunu söyledi. Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının kahramanca görev yaptığını belirten Donat, resmi yapmasının nedenini şu sözlerle anlattı:

"Televizyonda haberlerde sağlık çalışanlarının hastaneden taburcu olan hastaları alkışlayarak uğurladıklarını gördüm. Bu benim çok tuhafıma gitti. Hastalar değilde neden onlar alkışlanmıyor, dedim. Asıl alkışlanması gereken o sağlık çalışanları, acaba onlar için ne yapabilirim diye düşündüm. Ellerimi kullanamıyorum. Ayağımla da alkışlayamam. Bende ayağımla alkışlayayım diye böyle   ayağımla bu resmi yaptım. Birkaç gün içerisinde parça parça yaparak bu resmi tamamladım. Güzel olsun diye uğraştım. Bu resimde sağlık çalışanlarımızın Türkiye'ye ve halka olan  sevgisini anlatmak istedim. Ama ne yazık ki haberlerde sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti görüyoruz. Böyle insanlar için çalışan sağlık çalışanlarına şiddet uygulamak nasıl bir mantıktır."

SAĞLIK ÇALIŞANLARI ADINA, BAKAN KOCA'YA HEDİYE ETMET İSTİYORUM

Yaptığı resmi sağlık çalışanları adına Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya hediye etmek istediğini belirten Abdullah Donat, "Sağlık çalışanlarımız adına bu resmi Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca'ya hediye etmek istiyorum. Bu benim sağlık çalışanlarımıza hediyem olsun. Onlara moral olsun istiyorum. Pandemi sürecinde gece gündüz çalışıyorlar. Ailelerinde, çocuklarından uzaklar. Benim tek yapabildiğim ayağımla resim yapmak. Bende böyle bir zamanda sağlık çalışanlarımızın yanında olduğumu göstermek istedim."diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

-------------------------------

-Abdullah Donat'tan detay

-Donat'ın resim yapması 

-Yaptıkları resimlerden detay

-Donat röp. 

Haber- Kamera: Tolga YANIK- Hasan DÖNMEZ KONYA DHA))

====================================================

SEBASTAPOLİS ANTİK KENTİ, TURİZME KAZANDIRILMAYI BEKLİYOR

 

TOKAT'ın Sululsaray ilçesi merkezinde bulunan ve tarihi tunç devrine kadar uzanan, höyük üzerinde kurulu Sebastapolis antik kenti turizme kazandırılmayı bekliyor. İngiltere tahtının varisi Prens Charles'ın da ziyaret ettiği antik kentteki çalışmaların hızlandırılması isteniyor.

Tokat kent merkezine 69 kilometre uzaklıktaki Sulusaray ilçesinde bulunan ve M.Ö. 1'inci yüzyılda kurulduğu tahmin edilen Sebastapolis antik kentinde ilk olarak 1987 yılında kazı çalışmaları başladı. Helenistik dönem ile Roma ve Bizans dönemi medeniyetlerine ev sahipliği yapan antik kentte kazı çalışmaları periyodik tarihler arasında Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Tokat Müzesi Başkanlığı'nca yürütülüyor. Roma İmparatoru Traianus zamanında Milattan Sonra 98-117 arasında Pontus Galaticus'la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Kapadokya eyaletine dahil edildiği bilinen ve ismi 'Büyük azametli şehir' anlamına gelen Sebastapolis, birçok medeniyeti barındırmasıyla dikkat çekiyor. İngiliz Prensi Charles'ın da 1990 yılında basından gizli ziyaret ettiği bölgenin turizme canlılık katacağı düşünülüyor.

'ÇALIŞMALAR HIZLANDIRILMALI"

Sebastapolis antik kentinin Roma ve Bizans döneminden kalma tarihi bir kent olduğunu ifade eden Sulusaray Belediye Başkanı Necmettin Coruk, "Malazgit Savaşı'ndan sonra Selçuklulara geçmesiyle küçük bir köy olan Sulusaray şu anda ilçe konumunda. Sebastapolis antik kentinde 1987 yılında Tokat Müzesi başkanlığında sondaj çalışması ile beraber bir kazı çalışma yapıldı. Daha sonra ara verilmiş. Şu anda da belirli periyodik tarihler arasında Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Tokat Müzesi Başkanlığı'nda kazı çalışmaları yapılmakta ama bu yeterli değil. Bir iki ay süresince temizlik çalışması yapılmaktadır. Burada bir an önce bakanlık düzeyinde çalışma yapılması gerekiyor. Çünkü, kazı alanı yapılacak bölgede vatandaşlarımızın evleri var. Bir an önce buradaki evlerin kaldırılması gerekiyor" dedi. 

'PRENS CHARLES ZİYARET ETTİ'

İngiltere tahtının varisi Prens Charles'ın 1990 yılında bölgeyi ziyaret ettiğini söyleyen Başkan Coruk, "Buranın ne kadar önemli bir yer olduğu izlenimi bu ziyaretle ortaya çıkmaktadır. Duyumlarımıza göre burası ile onların ataları arasında bir bağ olduğu söyleniyor. Hatta buraya iki kere geldiği söylendi. Ama ben şahsen bir kere geldiğini biliyorum. Değerli bir bölge olduğu ortadadır. Burada mahzenler, kiliseler, hamamların olduğu ortadadır. Periyodik olarak yapılan kazılarda bazı bölümleri çıkmıştır. Bu yeterli değildir" diye konuştu. 

'DESTEK BEKLİYORUZ'

Sebastapolis'in etrafının surlarla çevrili bir kent olduğunu söylen Başkan Necmettin Coruk, "Burası koruma altına alınmış. İç ve dış sur diye iki sur ile koruma altında. Bakanlık düzeyinde çalışmalar yapılması için destek bekliyoruz. Alan oranı net bir rakam yok ama, 125 bin metre kare surun iç kısmıdır. Şu an ilçemize turizm olarak katkısı var. Ama bu yeterli değil. Yerli ve yabancı turistlerden gelenler de var. Bu antik kentin diğer bölgeleri de açığa çıktığı zaman 2'nci bir Efes olacağından şüphemiz yoktur" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Antik kentin drone görüntüleri

-Kentten genel görüntüler

-Başkanın açıklamaları

Haber-Kamera: Fatih YILMAZ-Halil İbrahim YEL/SULUSARAY (Tokat),

=====================

YILANLAR 15 GÜN DAHA GÖRÜLMEYE DEVAM EDECEK

ADIYAMAN Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Mehmet Zülfü Yıldız, son zamanlarda sıkça görülen yılanların 15 gün sonra daha az görüleceğini söyledi. Yılanların kış uykusundan yeni uyanıp güneşlendiğini belirten Yıldız, sıcakların ilerleyen günlerde artmasıyla serin alanlara yönelerek görülmelerinin azalacağını dile getirdi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kentlerde son günlerde çok fazla yılan görülmeye başlandı. Vatandaşlar arasında tedirginliğe yol açan yılanların mevsimsel olarak görülmesinin ise normal olduğu kaydedildi. Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Mehmet Zülfü Yıldız, Türkiye'de 55 türü bulunan ve kış uykusundan uyanan yılanların şu anda güneşlendiğini ifade etti.

'ŞU AN AKTİF DURUMDALAR'

Yılanların kış uykusundan uyandıktan sonra mayıs ve haziran aylarında güneşlenerek arazide hareket etmeleri nedeniyle görüldüğünü ve bunun sıradışı bir durum olmadığını anlatan Yıldız, "Yılanların güneşlenme dönemi. Kış uykusundan yeni uyandılar ve şu anda aktif durumdalar. Sıcakların artmasıyla yılanlar daha az görülürler. Sıcaklıkların yüksek olduğu zamanlarda serin olarak buldukları çalılıklar, kayalıklar ve toprak altında serin ortamda bulunmayı tercih ederler. 15 gün sonra Haziran ayı sonuna doğru yılanlar daha az görülecektir" diye konuştu.

'AĞUSTOS'TA ERKEN SAATLERDE VE GÜNEŞ BATARKEN GÖRÜLEBİLİRLER'

Yılanların Ağustos ayından kış uykusuna geçiş yapacakları Kasım ayına kadar arazide az da olsa görülebileceğine de dikkat çeken Yıldız, "Yılanları Ağustos'tan itibaren sabah erken saatlerde veya güneş batımına yakın saatlerde görebileceğiz. Diğer zamanlarda sıcak havada yılan serin yerlere kaçacaktır. Bu kaçışlarını da hızlı yapacakları için görülmeleri daha az olacaktır" dedi.

Yıldız, çiftçinin dostu olan ve ekolojik sistem içerisinde arazide bulunan zararlılar ile beslenen yılanların, kendisine dokunulmadığı sürece insanlara zarar vermeyeceğini de sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------------

Adıyaman Üniversitesi

Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Mehmet Zülfü Yıldız, ile röp.

Kırsal alan

Engerek yılanı

Yılanın dişleri

Kavanozdaki yılanlar

Kutuda Engerek yılanı

Genel ve detay görüntüler 

Haber-Kamera: Mahir ALAN -ADIYAMAN-DHA)

=======================

GAZİANTEP'TE 'SARIMSAK KEBABI' ZAMANI

GAZİANTEP'te koronavirüs salgınının ardından başlayan yeni normalleşme sürecinde vatandaşlar özlediği lezzetlerle tekrar buluştu. Mevsimine göre meyve ve sebzelerle kebapların yapıldığı kentte, hasat edilen yeşil sarımsak da etle buluşturularak sarımsak kebabına dönüştürülüyor. Mayıs ve haziran aylarında yapılan sarımsak kebabına da vatandaşlar bağışıklık sistemini güçlendirdiği için ilgi gösteriyor.

UNESCO'nun gastronomi dalında yaratıcı şehirler ağına dahil edilen Gaziantep'in vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan 'sarımsak kebabı', mevsiminin gelmesi ile birlikte mangallarda yerini almaya başladı. Yeni normalleşme sürecinin de başlamasıyla vatandaşlar özlediği birçok yöresel lezzetle buluşurken, hem lezzetli hem de bağışıklık sistemini güçlendirici olan sarımsak kebabına da yoğun ilgi gösterdi. 

2 AY TÜKETİLİYOR

Kuzu kıymasının tuz, kimyon ve karabiberle yoğrulmasının ardından hazırlanan kıymadan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak köfte haline getiriliyor. Daha sonra kabukları soyulmayan bir baş sarımsak ve kıymanın dizilmesiyle oluşturulan şişler mangalda 20 dakika süre ile pişiriliyor. Pişmesinin ardından kebap, 15 dakika terletme işlemi yapılarak servise hazır hale getiriliyor. Mayıs ve haziran aylarında tüketilebilen sarımsak kebabına Gaziantepliler de yoğun ilgi gösteriyor. 

'ANTİBİYOTİK YERİNE SARIMSAK KEBABI TÜKETİLİR'

Gaziantepli lokantacılardan Ahmet Çadır, taze sarımsak ile yapılan kebaba vatandaşların ilgi gösterdiğini söyledi. Sarımsak kebabının antibiyotik etkisi oluşturduğunu ve bağışıklık sistemini de güçlendirdiğini anlatan Çadır, "Sarımsak kebabımız hasadı yapıldıktan sonra mangallarda yer alıyor. Hazırlandıktan sonra 20-25 dakika boyunca mangalda pişer, sonrasında da 15 dakika boyunca terletme işlemi dediğimiz aşamaya geçilir. Terletmeden sonra sarımsak macun gibi olur ve lezzeti ile herkesi büyüler. Güzel bir lezzet ve antibiyotik gibidir, bağışıklık sistemini de kuvvetlendirir. Gaziantep'te mevsiminde insanlarımız antibiyotik yerine sarımsak kebabı tüketilir" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------------

Sarımsak kebabı yapımı

Sarımsakların doğranması

Şişlere dizilmesi

Sarımsak kebabının pişmesi

Tabağa servis edilmesi

Sakıp Çadır ile röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber: Kamera: Kadir GÜNEŞ-GAZİANTEP-DHA)

=====================

YAKIN TEMASIN SEVİLMESİ VAKA SAYISINI ARTIRDI, GENÇ NÜFUS ÖLÜM ORANINI DÜŞÜRDÜ 

VAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ümit Haluk İliklerden, şu ana kadar 10 kişinin hayatını kaybettiği, 550 kişinin de test sonucunun pozitif çıktığı Van ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başhekim Dr. Öğretim Üyesi İliklerden, Van'ın ölüm oranında Türkiye ve dünya ortalamasının altında olduğunu, bunun genç nüfustan kaynaklandığını belirtirken, vaka artış hızının yüksek olmasının ise geleneksel yapı, ev içi nüfus sayısının fazlalığı ve yakın temasın sevilmesinden kaynaklandığını söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın 1 Haziran sonrası Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kısmi bir artışın olduğunu açıklamasının ardından, çevre kentlerle birlikte yaklaşık 3 milyon nüfusun sağlık hizmeti aldığı Van'da, alınan tedbirler üst seviyelere çıkarıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ümit Haluk İliklerden de Van'daki vaka artış nedenleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Ciddi önlemlerin alındığını ve sürecin titizlikle takip edildiğini belirten İliklerden, pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte yöneticilerin gerekli tedbirleri aldığını söyledi. Sınır kapılarının kapatıldığını, güvenlik önlemlerinin alındığını, ardından da yoğun sağlık çalışmasının yürütüldüğünü belirten İliklerden, "Bu süreçte tüm çalışanlarımıza pandemi, enfeksiyon kontrol eğitimleri verdik. Aynı zamanda hastanemizde Kovid-19 pandemisini yönetmek için de belli alanlar oluşturduk. Bu süreç içerisinde şüpheli hastaların tiryajından, hastaneye girişlerinden, yatacakları kesin tanılı servislerden, şüpheli servislerine kadar hem çocuk hem yetişkin bölümleri hem de yoğun bakım şüpheli veya yoğun bakım pozitif hastaların takip edileceği özel alanlarımızı oluşturduk. Asansörlerini bile ayırıp, 200 yatağımızı da bunun için ayırdık" dedi.

İliklerden, koruyucu ekipman sıkıntısının yaşanmaması için koruyucu cerahi maske ve yüz siperlikleri ürettiklerini, ayrıca bulaş riskinin azaltılması için de hasta transport sedyeleri ile mobil ve ultraviyole ışınlı çocuk ve erişkin numune alma kabinleri ürettiklerini anlattı. Kentteki ölüm oranı ve artan vaka artışlarının nedenleri hakkında görüşlerini açıklayan Dr. Öğretim Üyesi İliklerden, ölüm oranında Türkiye ve dünya ortalamasının altında olduklarını, vaka artış hızının yüksek olmasının ise geleneksel yapı, ev içi nüfus sayasının yüksekliği ve yakın temasın sevilmesinden kaynaklandığını belirterek şöyle konuştu:

'HEM AVANTAJLI HEM DE DEZVAVANTAJLI BİR YAPIYIZ'

"İlimiz geneline bakarsak Kovid-19 pandemisinde aslında dezavantajları olan hem de avantajları olan bir yapıya sahibiz. Özellikle 65 yaş altı nüfusumuzun yüzde 90'lara varıyor olması bizim bu pandemide bulaşıcık riskini değil ama ölüm oranlarının düşük olmasını sağladı. Çok şükür bu anlamda Türkiye ve dünya ortalamasının altındayız. 10 vatandaşımız kaybettik. Ama toplam sayıya bakıldığı zaman bu yüzde 3'lerin altında bir oran. Bunu da genç nüfusumuzun çok olmasına bağlıyoruz. Ama bunun yanında benimde bir Vanlı olarak sürecin başından bu yana aslında korktuğum, tedirgin olduğum bir durumda geleneksel yapımızın, teması çok seven, ziyaret kültürünün çok olduğu, taziye kültürünün kalabalık bir şekilde merasimlerin yapıldığı bir sosyal yapıya sahip olmamızdı. Ev içi nüfus sayısının çok fazla olması ve evler arası ziyaretlerin çok fazla olması pandemi sürecinde Van ili olarak bizi çok tedirgin etmekteydi. Bunun dezavantajlarını da pandemi sürecinde görmüş olduk. Özellikle bireysel yaşantının olmadığı, mahalle kültürünün fazla olduğu evler arası katlar arası ziyaretlerin özellikle sokağa çıkma yasaklarında çok yapılması nedeniyle biz son dönemdeki vakaları biz aileler içinde görmeye başladık. Bu süreci yönetmek anlamında aslında ilgili kurumların sağlık yöneticilerinin mülki amirlerin dışında vatandaşımızın hassasiyetinin ne kadar daha fazla önemli olduğunu gösteriyor."

'BU İŞ CİDDİ, DİKKAT EDELİM'

Dr. İliklerden, izolasyona uymaları gereken ve sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemlerde evler arası yaşanan transferlerin vaka sayısının artmasına neden olduğunu da kaydederek, "Bu anlamda tüm vatandaşlarımızı çok ciddi bir şekilde uyarmak istiyorum. Son bir kaç hafta içinde yine mevcut taziyelerden cenazelerden o kadar ciddi uyarılara rağmen toplu olarak yapılan bu merasimlerden sonra vaka sayılarında azda olsa artış görmekteyiz. Bu iş çok ciddi bir iş ve çok iyi yönetmemiz lazım. Dolayısıyla bu tür toplu merasimlere dikkat etmek lazım. Acımızı her şekilde yaşıyoruz. Tabi Van gibi bizim doğu kültüründe cenaze törenlerin 3- 4 gün olduğu cenazeden erken kalkanların yadırgandığı bir toplumda bu tür önlemleri almak daha zor. Aynı zamanda sosyal teması yakın teması, ziyareti çok seven bir kültüre sahibiz. Herkes birbirini 2 defa öperken bizler 3 defa öpüyoruz. Yakın teması da çok seviyoruz. Tabi bunların hepsine çok dikkat etmek gerekiyor" diye konuştu.

'VAKA ARTIŞLARINI GÖZ ÖNÜNE ALARAK ÇALIŞIYORUZ'

Son dönemde vaka artışlarını göz önüne alarak Kovid-19 alanlarını hala aktif bir şekilde izole olarak hizmete hazır bir şekilde beklettiklerini ifade eden Dr. İliklerden, "Biz son dönemde vaka sayılarının artışını da göz önüne alarak Kovid-19 alanlarını hala aktif bir şekilde izole olarak hizmete hazır bir şekilde bekletiyoruz. Hiçbir şey normalleşmiş değil. Dolayısıyla vatandaşlarımızın alışverişlerinde kendi ihtiyaçlarını karşılamak durumunda kentte yapacakları mesafe ve hijyen önlemleri halen ciddiyetini korumaktadır. Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi olarak şu anda Kovid tanılı hastalarımız halen mevcut. Maalesef çocuk hastamız da bulunmaktadır" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------

-YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Merkezi

-Tabelası

-Hastaneden çıkan vatandaşlar

-Hastanenin içinden genel ve detaylar

-Hasta yakınları ve sağlık personlleri

-Hastane Başhekimi ile röportaj

-Genel ve detaylar

Behçet DALMAZ- Gülay KUYUCU/VAN, -

=============================

MUŞLU KADIN ARILARINA ÇOCUKLARI GİBİ BAKIYOR

MUŞ'un Varto İlçesi'ne bağlı Ozankent Köyü'nde eşi Ercan Beyazyıldırım ile 25 yıl önce 30 kovanla arıcılığa başlayan Emran Beyazyıldırım, 400 kovana ulaştı. Yılın 4 mevsiminde başta Muş olmak üzere florası zengin yerlerde arıcılık yapan Beyazyıldırım yılda 8 ton karakovan, düz petek ve süzme bal üreterek satıyor. Arılarına çocukları gibi bakan Beyazyıldırım, "4 çocuğumun 2'si üniversitede, 1'i lisede okuyor. Çocuğum gibi baktığım arılardan kazandıklarımla çocuklarımı okutuyorum" dedi. 

    

Varto ilçesinin Ozankent Köyü'nde yaşayan Emran Beyazyıldırım (50), 25 yıl önce eşiyle birlikte arıcılık yapmaya karar verdi. 30 kovan alarak işe başlayan Beyazyıldırım çifti, ilk bahar yaz aylarında Muş Ovası'nda diğer mevsimlerde ise başta Hatay olmak üzere flora bakımından zengin ve iklimi müsait yerlere giderek arıcılık faaliyetini sürdürüyor. 400 arılı kovana ulaşarak yılda 8 ton karakovan, düz petek ve süzme bal üreterek satan Beyazyıldırım çifti, propolis üretimine de başladı. 

ÇOCUKLARIMI ARILARLA OKUTTUM

    

Yaz aylarında Muş Ovasında üretim yapan Beyazyıldırım çifti, 2 kişilik konteynerde yaşıyor. Çocukları Ozankent köyündeki evlerinde olan Emran Beyazyıldırım, konteyner evde sabahın ilk ışıklarıyla uyanır uyanmaz evdeki temizlik ve diğer işlerini yaptıktan sonra çocukları gibi baktığı arılarının yanına koşuyor. Özel kıyafetlerini giyerek körük yakıp, arıların bakımlarının yapan Beyazyıldırım, bal peteklerini düzenledikten sonra çalışmaya ara veriyor. Gün boyu arılarının yanından ayrılmayan Beyazyıldırım, "50 yaşındayım. Yaklaşık olarak 25 yıldır arıcılık yapmaktayız. 4 çocuğum var, 2'si üniversite ve bir de lisede okuyor. Bu arıcılık mesleği sayesinde çocuklarımı okuttum. Çok zor şartlarda arı ürünlerini sattım, çocuklarımın dershanesi her şeyini karşıladım. Bu şekilde çocuklarımı yetiştirmeye çalıştım. Bir kadın olarak arıcılık yapmak, çok zor. Ama insan isterse, zor koşulların hepsini yenebilir. Yenilmeyecek gibi bir şey değil. Her şey istekle başlıyor. İstekle çalıştıktan sonra her şey yapabilirsiniz" dedi.

MART AYIYLA BİRLİKTE EVDEN ÇIKIYORUZ

Eşi ile birlikte 25 yıldır sürdürdüğü arıcılık mesleği ile aldığı desteklerle 30 olan kovan sayısını 400'e çıkardıklarını belirten Beyazyıldırım, "30 kovanla başladık, şimdiye yaklaşık olarak 400 kovanımız var. Karı-koca birlikte çalışıyoruz. Özellikle 3 kış mevsimidir eşimle birlikte Muş'tan diğer illere birlikte gidip, geliyoruz. Ondan öncesinde çocuklarım küçüktü, sadece yaz mevsiminde yardım ediyordum. Kış mevsiminde yapamıyorduk. Ama şimdi çocuklar büyüdü, kış mevsiminde de eşimle birlikteyiz. Mart ayında evden çıkıyoruz, daha henüz evime, çocuklarımın yanına gidemedim. İnşallah bir hafta, 10 gün sonra çocuklarımın yanında olurum. Buda bu işin çilesi işte" diye konuştu.

    

Konteyner evde yaşamını da anlatan Beyazyıldırım, şunları söyledi:  

"Burada her şeyiniz organik oluyor. Her şey eski döneme ait oluyor. Çöldesiniz, bulaşığınız ona göre oluyor. Banyo, çamaşırınız, yemek pişirmeniz yani her şeyiniz çöl şartlarına göre kendinize uyarlıyorsunuz. Suyumuzu taşıma su olarak getiriyoruz. Komşularımızdan, baya uzak bir yoldan su taşıyarak gidip geliyoruz. Banyomuzu aynı şekilde yapıyoruz. Sabah belirli bir saatten sonra arının içerisinde girip, arı işi ile uğraşıyoruz. Yemek saatinde tekrar yemeğimize geliyoruz. Saat 21.00 olunca bizim için de gün bitiyor."

TKDK PROJE HAZIRLADI

Arıcılığa verilen desteklerin yetersizliğinden şikayetçi olan Beyazyıldırım, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'na (TKDK) proje hazırladı. Desteklerin yetersizliği sebebiyle TKDK'dan destek almayı istediğini anlatan Beyazyıldırım, "Arı desteklemeleri var ama o bizler için yeterli gelmiyor. Çünkü 400 kovanımız var. Bizim için yeterli gelmediğinden dolayı TKDK'nın projelerine başvurduk. TKDK'nın projelerinin içinde özellikle barakalar, o bizler için çok önemli. Ondan sonra da kovan sayımız artacak üslüklerle birlikte o da bizler için önemli. Her şey pahalı olduğu için yetişemiyoruz. Bu desteklemeler olduğu zaman daha bir rahatlayacağız. Arımızın sayısını yükselteceğiz. Daha iyi işimizi yapacağız" dedi.

EŞİME MÜTEŞEKKİRİM

Eşinin her zaman yanında ve destekçisi olduğunu belirtten Ercan Beyazyıldırım, "Eşim 25 yıldan beridir benim yanımda. Hayatın her türlü zor koşulunda da benimle beraber olduğu için arıcılıkta, evde, çocuk büyütmekte bana verdiği destekten dolayı da kendisine müteşekkirim. Eşim arıcılık konusunda uzmanlaştığı gibi arıcılık ve arıcılık ürünlerinin başında gelmesi gereken propolisi de mamulleştirme konusunda bir ilerleme kaydetmektedir. Zannediyorsam gelecekte çok güzel şeyler yapacaktır" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DOKÜMÜ

-Kadın arıcının ev işi yapmasından detaylar

-Kadın arıcının arı bakımı için hazırlanışından detaylar

-Kadın arıcının eşi ile beraber kovan ve arıların bakımı yapmasından detaylar

-Kadın arıcının bakım çalışmasından detaylar

-Arı ve kovanlardan detay

-Kadın arıcının ürettiği propolisten detaylar

-Kadın Arıcı Emran Beyazyıldırım Röp.

-Emran'ın eşi Ercan Beyazyıldırım Röp.

Haber-Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,

========================

EL SIKIŞMA YERİNE 'SOPALI' PAZARLIK DÖNEMİ BAŞLADI

TÜRKİYE, koronvirüs tedbirlerini adım adım uygulayarak zorlu süreci geride bırakıp normalleşme adımlarını atarken ilginç görüntülerde ortaya çıkıyor. Erzurum'daki canlı hayvan pazarında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında bir dizi önlemler alındı. Pazara girenlerin ateşi ölçülüyor, maske takmayanlar alınmıyor, pazar gün boyu dezenfekte edilirken el sıkışarak yapılan pazarlık geleneği de kaldırıldı. Pazarlık veya arabulucu yapanlar artık ellerini değil, sopaları tutuyor.

    

Türkiye'nin et ambarı olarak bilinen Erzurum'daki hayvan pazarında, Kovid-19'un ardından başlatılan normalleşme sürecinde hareketlilik yaşanıyor. Besicilerin, yıl boyu bin bir zahmetle yetiştirdikleri hayvanlarını, canlı hayvan pazarına getirerek satın almak isteyenlerle, sıkı pazarlığa giriyor. Ancak eskisi pazarlığın sembolü olan tokalaşarak değil, ellerindeki sopaların ucundan tutuyor. Pazarlıkta anlaşamayanlara arabuluculuk yapanlar da onların el ve kollarından tutmak yerine ellerindeki sopaları pazarlık yapanların sopaları üzerine koyuyor.

    

Bu tür renkli görüntülerin yaşandığı pazarlıkta tedbirleri elden bırakmadıklarını söyleyen Canlı Hayvan Pazarı İşletme Müdürü Ümit Akpınar, bölgenin en modern hayvan pazarında kurallara herkesin uyduğunu söyledi. Pazara giren herkesin tek tek ateşinin ölçüldüğünü, maskesiz içeri kimsenin alınmadığını pazarın dört bir tarafına ellere sıkılmak üzere dezenfektelerin asıldığını, pazarın personel tarafından gün boyu dezenfekte edildiğini vurgulayan Akpınar, "Pazarlık geleneğinde yer alan eller sıkıca tutulup artık dakikalarca sallanmıyor. Buna müsaade etmiyoruz. Pazarlık yapanlar ellerindeki sopa veya sopaları tutarak sallıyor. Onlara arabuluculuk yapmak isteyenlerde sopalarını onların sopaları üzerine bırakıyor. Bu hastalık tamamen bitene kadar pazardaki önlemlerimiz devam edecek. Sağ olsun buraya gelenlerde kurallara uyuyor" diye konuştu.

    

Zaman zaman alışverişin heyecanına kapılıp el sıkıştıklarını söyleyen besici Nurallah Özyurt ise "Görevliler veya yanımızdakilerin uyarısı ile ellerimizi bırakıp sopaları tutuyoruz. Dünyayı kasıp kavuran bu salgından kurtulana kadar mecburen bazı geleneklerden vazgeçeceğiz" dedi.

GÖRÜRTÜ DÖKÜMÜ:

-Hayvan pazarı tabelasından detay 

-Çubukların tutularak pazarlık yapılması

-Besicilerle röp

-Canlı Hayvan Pazarı İşletme Müdürü Ümit Akpınar ile röp

-Pazar girenlerin ateşinin ölçülmesi

-Pazarın dezenfekte edilmesi

Haber: Turgay İPEK/ Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

=======================

KARADENİZ'DE YEŞİLE YOLCULUK BAŞLADI

KARADENİZ Bölgesi'nde 9 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak olan 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi'nde sona gelindi. Yeşile yolculuğun biten etaplarda başladığı Karadeniz'de, yaylalar da hareketlendi. 

Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından Karadeniz yaylalarının birbirine bağlanması amacıyla başlatılan 'Yeşil Yol' Projesi'nde sona yaklaşıldı. Proje ile Samsun, Ordu, Giresun, Tokat, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin'in bin rakım üzerindeki yaylaları 2 bin 600 kilometrelik yol ağı ile bir birine bağlanıyor. Yaylalarda kesintisiz konforlu ulaşımın sağlanması için mevcut yol ağı 7 metre genişliğinde gidiş-geliş tek şerit olarak beton ve asfalt yapılıyor. Karadeniz'in yüksek rakımlı yaylalarından geçerek 9 ilin yaylalarını ve turizm merkezlerini bir birine bağlayan 'Yeşil Yol'un biten etaplarında yeşile yolculuk başladı. Yeşil Yol'un geçtiği yayla güzergahlarında oteller, restoranlar, bungalov evler, mesire yerleri hizmet veriyor. 40 farklı noktada turizm merkezlerinin de oluşturulacağı projenin yıl sonuna kadar tamamlanması da hedefleniyor.

ÇALIŞMALAR YENİDEN BAŞLADI

Projenin en önemli etaplarından olan Ordu'nun Mesudiye ile Kabadüz ilçelerinde yaylaları birbirine bağlayacak olan Topçam-Çambaşı arasındaki 20 kilometrelik bölümde çalışmalar yeniden başladı. Daha önce 5 kilometre beton yolun yapıldığı güzergahta 20 kilometrelik yeni beton yolun tamamlanmasıyla Giresun'un bir kısım yaylalarına da ulaşım kolaylığı sağlanacak. Karadeniz Akdeniz Yolu Projesi kapsamında, Dereyolu olarakta bilinen Melet vadisi güzergahı üzerinden 2 bin rakımlı Çambaşı yaylası Kayak Merkezi'ne de Topçam üzerinden alternatif yol ile ulaşılması planlanıyor. Yaz-kış sürekli açık olması planlanan yol ile Giresun'un en gözde yaylalarından olan Karagöl yaylasına da bu yol üzerinden ulaşım kolaylığı sağlanabilecek.

'BÖLGE TURİZMİNE CİDDİ KATKISI VAR'

Ordu'nun Kabadüz ilçe Belediye Başkanı Yener Kaya, Yeşil Yol'un Çambaşı yaylası sınırları içerisinden geçerek Giresun yaylalarına ulaştığını söyledi. Kaya, "Yaylamızda son yıllarda çok ciddi turizm yatırımları var. Kayak merkezi, otelleri, restoranları, bungalov evleriyle yaylamız dikkat çekiyor. Yaylaya ulaşımı kolaylaştıracak yol çalışmaları var. Hem Yeşil Yol dışında alternatif yollarımızda da çalışma sürüyor. Yaylamıza ulaşım kolaylığı ve turizm yatırımları geldikçe daha cazip hale geliyor" dedi.

'HERKES FAYDALANIYOR'

Yeşil Yol güzergahında Ordu ve Giresun yaylalarını gezen Serkan Aktaş, yolun tamamlanan etaplarının oldukça güzel olduğunu, herkesin yoldan faydalandığını belirterek, "Bu yol sadece yaylaları aracıyla gezip seyahat edenler açısından değil yaylada yaşayanlar içinde önemli katkı sağlıyor. Yayla yolculuğum esnasında orada yaşayan vatandaşlardan organik ve hayvansal ürünlerde satın aldım. Yayla merkezlerinde ayrıca hediyelik eşyalarda var. Kasabından yumurta, peynir, süt satana kadar herkes bir şekilde alışverişten faydalanıyor" şeklinde konuştu.

Yayla sakinlerinden Ethem Yılmaz ise, "Yeşil Yolun bölgemize ciddi katkısı var. Sadece yaylalar arası ulaşım sağlanmıyor, aynı zamanda kırsal mahallelerle yaylalar arasında da bir bağ var bu yolla. Yeşil Yol yapıldıktan sonra, ara bağlantı yolları da onarılıyor. Buda buralara ziyaretçileri artırıyor" ifadelerini kullandı.

Kaynak: DHA

Etiketler: DHA, Güncel, Haber
Haberler››Güncel››DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - Haberler