DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

İşten çıkarılan belediye işçisine Yüreğir İlçe Belediyesi sahip çıktı ADANA Büyükşehir Belediyesi'nde mezarlık işçisi olarak çalışırken işten çıkarılınca, biri engelli 3 çocuğuna bakmakta zorlandığını dile getirip çalışmak istediğini söyleyen Halil Özmen'e Yüreğir Belediyesi kapılarını açtı.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM
11.07.2020 09:31 | Son Güncelleme: 11.07.2020 12:54

İşten çıkarılan belediye işçisine Yüreğir İlçe Belediyesi sahip çıktı

 

ADANA Büyükşehir Belediyesi'nde mezarlık işçisi olarak çalışırken işten çıkarılınca, biri engelli 3 çocuğuna bakmakta zorlandığını dile getirip çalışmak istediğini söyleyen Halil Özmen'e Yüreğir Belediyesi kapılarını açtı. Yüreğir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Kocaispir'in talimatıyla işe alınan Özmen, dün temizlik işçisi olarak iş başı yaptı.

?Merkez Yüreğir ilçesi Anadolu Mahallesi'nde, eşi ve 3 çocuğuyla yaşamını sürdüren Halil Özmen, Mayıs 2017'de Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Hüseyin Sözlü döneminde Mezarlık Daire Başkanlığı'nda işçi olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 2,5 yıl çalışan Özmen'in işine CHP'li Başkan Zeydan Karalar döneminde 30 Ekim 2019 günü son verildi. Toplu işçi çıkarımı sırasında kendisi de işinden olan Özmen, o günden bu yana biri zihinsel ve görme engelli olmak üzere 3 çocuğunun ihtiyaçlarını ve evin geçimini sağlamakta zorlandı. Geçen günlerde Demirören Haber Ajansı'nın yaptığı haber aracılığıyla durumunu anlatan ve işini geri istediği için iş kıyafetlerini hala evde sakladığını dile getiren Halil Özmen, Yüreğir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Kocaispir'in talimatıyla Yüreğir Belediyesi bünyesinde temizlik görevlisi olarak göreve başladı.

'TERTEMİZ KIYAFETLERİMİ GİYDİM, İŞİME GİDİYORUM'

Yüreğir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Kocaispir'in DHA'nın haberini okuduktan sonra çalışanları aracılığıyla kendisine haber yolladığını ve Yüreğir Belediyesi bünyesinde temizlik görevlisi olarak çalışma imkanı sunulduğunu söyledi. Haberi alınca çok mutlu olduğunu  ve tekrardan çalışacağı için heyecanlandığını kaydeden Halil Özmen, "Başkan Fatih Mehmet Kocaispir'e buradan sonsuz teşekkürler ediyorum. Allah ondan razı olsun, bana ekmek kapısı açtı. Şu an çok mutluyum. Tertemiz kıyafetlerimi giydim, işime gideceğim. Kızım az önce bana 'Baba işe mi gidiyorsun?' diye sordu. O kadar iyi hissettim ki anlatamam. Temizlik işçisi olarak görev yapacağımö dedi.

'İLK MAAŞIMLA KIZIMA TABLET ALACAĞIM'

Dün iş başı yapan Halil Özmen, 8 ay sonra yeniden çalışmanın kendisini toparlaması adına çok faydalı olduğunu kaydetti. İşsiz olduğu süreçte akşam eve gitmek istemediğini, çocuklarının ve eşinin isteklerini yerine getiremediği için bunalıma girdiğini dile getiren Özmen, "Evime yemeklik alamadığım günler oldu. Baba olarak zor günler geçirdim. Kızım benden sürekli tablet istiyordu. Dışarıda görmüş kendi de oynamak istemiş. Tabi ki alamadım. Şimdi ise her şey değişecek. İlk maaşımla kızıma tablet alacağımö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Halil Özmen ile röp

Yeni iş kıyafetlerini giymesi

Eşi ve çocukları tarafından uğurlanması

Yeni işine başlaması

Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Can ÇELİK-Eser PAZARBAŞI/ADANA,

====================================

Osmanlı'nın Mersin'deki ilk ve tek mimari yapıları 1,5 asırdır ayakta

MERSİN'in merkez Akdeniz ilçesinde bulunan 155 yıllık çeşme ile 150 yıllık cami Osmanlı Devleti tarafından kentte yapılan ilk ve tek mimari yapı olarak günümüze kadar ayakta kalmayı başardı.

Camiişerif Mahallesi Uray Caddesi üzerinde bulunan Osmanlı mirası mimari eserler, özgün yapısı ile koruma altına alındı. Yapılar hakkında bilgi veren Mersin Kent Tarihi Müzesi kurucusu ve şehir araştırmacısı Mustafa Erim, her iki yapının da kentin gelişimi ile bağının olduğunu söyledi.

ÇEŞME 155 YILDIR AKIYOR

1830'lu yıllarda bir köy, 1852 yılında nahiye ve 1864 yılında ise kaza olan Mersin'de Osmanlı Devleti'nin kalıcı mimarı eserler yapmaya başladığını kaydeden Erim, "Mersin kaza olduktan sonra, 1865 yılında Sultan Abdulaziz'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan'ın vakfı tarafından buraya bir çeşme yaptırılıyor. Çeşmenin üzerinde tarihini anlatan kitabe mevcut. Kitabede çeşmenin Sultan Abdulaziz tarafından Bezm-i Alem Valide Sultan adına yaptırıldığı yazıyor. O yıllardan beri bir buçuk asırdır vatandaşlar buradan gelip su içiyorlar" dedi.

OSMANLI DEVLETİNİN MERSİN'DEKİ İLK VE TEK MİMARI YAPISI

Tarihi çeşmenin yanında bulunan Eski Cami'nin de Mersin kaza olduktan sonra yapılan ilk cami olduğu bilgisini veren Erim, şunları söyledi:

"1870 yılında yapılan bu camiyi Osmanlı'nın kent merkezinde ilk ve tek mimari eseri olarak görüyoruz. O dönemde yapılmış birçok yapı var ama bizzat devlet eliyle yapılmış ilk eserdir. Cami kesme taşlardan yapılmış, bezemesiz, sade bir camidir. Ahşap çatılı, kiremit örtülüdür. Kareye yakın, dikdörtgen biçimindedir. Cami iki paye ile 3 sahna bölünmüş. Bu payeler sivri kemerlerle birbirine bağlanmış durumdadır. Buranın mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait. Vakıflar tarafından onarımı tamamlandı." 

Şehir Araştırmacısı Erim, kent merkezinde 1,5 asırdır ayakta kalan eserlerin zarar görmemesi adına koruma altına alındığını kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Tarihi çeşmeden görüntü

-Vatandaşlardan çeşmeden su içerken

-Camiden dış görüntü

-Camiden detay görüntü

-Cami içerisinde namaz kılanlardan görüntü

-Mustafa Erim ile röp.

Haber-Kamera: Soner AYDIN/MERSİN,

=======================

15 Temmuz gazisi: O hainleri bedenlerimizle kuşattık

 

15 TEMMUZ darbe girişimi gecesi Genelkurmay Başkanlığı'na yönelik saldırıda çıkan çatışmada sol bacağından yaralanarak gazi olan Halit Şener (37), "Öyle zannediyorum ki dünya tarihinde silahlara karşı sivil halk olarak böyle bir direniş, yaşanmamıştır. Silahsız insanlar, bomba atan uçaklara, mermilere karşı vücutlarını siper ederek mücadele verdiler. Bu milleti o yönden takdir etmek lazım" dedi. 

15 Temmuz darbe girişiminde Konya'dan Ankara'ya giderek Genelkurmay Başkanlığı binası önünde FETÖ üyelerine direnirken açılan ateş sonucu sol bacağından vurularak gazi olan Halit Şener, yaşadıklarını anlattı. 15 Temmuz 2016 gecesi hiç düşünmeden Ankara'ya gittiğini söyleyen Şener, "15 Temmuz gecesi tüm Türkiye gibi bizim için de standart bir gündü. O sırada misafirlikteydik ve bir anda televizyondan haberi öğrendik. Tabii o sırada ülkeniz için bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Konya'da bir problem yoktu, polisler her noktayı tutmuştu. İnternetten Ankara ve İstanbul'dan vatandaşa karşı silah kullanıyordu. Bir anlık bir düşünceyle Ankara'ya gitmek istedim. İş yerimden çalışma arkadaşımı aldım Ankara'ya gittim. Cumhurbaşkanımızın açıklamasını yolda okuduk. Vatandaşlarımızı meydanlara davet ediyorum diyordu. Ben dedim ki işimiz çok zor. Allah yardımcımız olsun dedimö dedi.

'O HAİNLERİ ASLINDA BİZ BEDENLERİMİZLE KUŞATTIK'

15 Temmuz gecesi, sokağa çıkan insanların bedenlerini siper ettiğini anlatan Halit Şener şunları söyledi:

"Ankara'ya gittiğimizde Genelkurmay binasına doğru gittik. Oradaki alt geçidi insanlar kendilerine siper etmiş durumdaydı. Biz gelmeden önce de orayı helikopterler vurmuş. Birçok insanın cansız bedenleriyle karşılaştık. Tanımadığımız insanlar bizi uyarıyordu, 'gitmeyin vuruyorlar' diyorlardı. Ana nizamiye kapısının orada gözüme erler ilişti. Gençlerin yanına gittim 'Çocuklar bakın bu hainler burada bize silah doğrultuyorlar, sizin memleketinizde de sizin anne ve babanıza silah doğrultuyorlar. Silahlarınızı bırakın ayrılın oradan' dedim. Genç askerler bana 'Ağabey biz emir kuluyuz' diye cevap verdi. 'Bunların yolu yol değil Allah bunlara bunun hesabını soracak', dedim. Çocuklar hiçbir şey dinlemiyor, ikna edemedik. Allah var o çocuklar bize namlularını doğrultmadılar. Arka tarafta rütbeli FETÖ'cü hainler vardı. Silahlarını masum silahsız insanlara doğrultuyorlardı. Kapıda bir tank ve ZPT vardı. Ne yapabiliriz diye düşünüyorduk. Allah'ın hikmeti bu millet o hainleri aslında o gece kuşatmıştı. Bedenlerimizle kuşattık, onları hiç farkında olmadan. Sonra ateş etmeye başladılar. Elimizde hiçbir şey yok, taş bile yok."

Uçaksavardan açılan ateş sonucu sol ayağından yaralandığını belirten Şener, "Bize ısrarla ayrılın buradan diyorlardı. Bir anda sol ayağımda bir şey hissettim. Sol ayağıma şöyle bakarken vücudum sola doğru düşmeye başladı. Uçaksavarla ateş ediyorlardı, onunla vurmuşlar beni. Ayağımın bir kısmı kopmuştu ve vücudumdaki kanın büyük bir bölümü boşalmıştı. Ankara'da 15 gün yoğun bakımda yattım. O gece rabbimizin yardımı ve Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu milletin ferasetiyle bu millet bu hainlere imkan vermedi. Öyle zannediyorum ki dünya tarihinde silahlara karşı sivil halk olarak böyle bir direniş, ateş eden silahlara karşı bir direniş. Silahsız insanlar bomba atan uçaklarla, mermilerle ve uzun namlulu silahlarla karşı vücutlarını siper ederek mücadele verdiler. Bu milleti o yönden takdir etmek lazım" diye konuştu.

'OĞLUMA ŞİMDİDEN VATAN, BAYRAK SEVGİSİNİ ÖĞRETİYORUM'

15 Temmuz'dan önce bir şirkette yönetici olduğunu sonrasında hayatının değiştiğini söyleyen Halit Şener, "Bir şirkette yöneticiydim ve kendi işimi kurmak üzereydim. Hayatımın 3 yılı tamamen sıkıntılarla geçti. Allah'a hamdolsun sıkıntıyı veren rabbimiz sabrı da veriyor. Eşim o gece hamileydi, gideceğimi de söylemedim. Ailem için de çok zor bir süreç oldu. 15 Temmuz'dan 5-6 ay sonra oğlumuz dünyaya geldi. O bize rahatlama oldu. Ben şimdiden oğluma vatan sevgisini bayrak sevgisini öğretiyorum. O gece askerlerle konuştuğum ve unutamadığım bir an var. Onlar emir kuluyuz diyorlardı. Bizim burada bir özeleştiri yapmamız lazım. Biz evlatlarımızı nereye gönderirsek gönderelim, ola ki başınıza bir hain geçmiş olur. Bu ülkeye bu millete silah sıkmanızı isterse, ilk olarak silahınızı ona çevireceksiniz. Bizim evlatlarımıza çocuklarımıza öğretmemiz gereken ilk şey bu olmalı." dedi.

Halit Şener, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından dünyaya gelen oğlu Ali Tahir'e de ismini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiğini söyledi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

-------------------------------

-Gazi ve ailesinden detay

-Gazi röp. 

Haber- Kamera: Hasan DÖNMEZ- Mümin KARACA KONYA DHA)

==============================================

İHA ve SİHA'lar havada daha fazla kalabilecek

AKSARAY Üniversitesi Teknik Bilimleri Meslek Yüksekokulu Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tolga Taner, geliştirdiği yeni yakıt hücresi projesiyle insansız hava araçları İHA ve SİHA'nın havada daha fazla kalabileceğini belirtti.Terör olaylarında 1 dakikanın bile önemli olduğuna dikkat çeken Taner, yakıt hücresinin ağırlığını hafifletip, hafif sodyum bor hidrürden hidrojen üretimi yapacaklarını belirterek, "Yakıt hücresinde yarısına yakın ağırlığını azaltabileceğimiz bir projedir. Bazı  dizinlerde hafifletme çalışmalarımız var. Sodyum bor hidrürden de hidrojen gazı üretimi yapacağımız için sistemdeki verimi de artırmış olacağız."dedi. 

Doç. Dr. Tolga Taner,  'Hafif Sodyum Bor Hidrürden Hidrojen Üretimi ve Pem Yakıt Hücresi Enerji Ünitesinin Geliştirilmesi' adlı bir proje hazırladı. İHA ve SİHA'ların havada daha fazla süre kalmasını sağlayacak projeyi TÜBİTAK'a sunan Taner, projesini nasıl geliştirdiğini anlattı.

Taner, daha önceki yıllarda portatif küçük yakıt hücreleri ürettiklerini ve bunu geliştirerek  İHA ve SİHA'larda kullanılabilecek düzeye getirdiklerini kaydetti. Türkiye'nin 2023 vizyonuna yakışır bir proje geliştirdiklerini ifade eden Taner, şunları söyledi:

" Daha önceki  yıllarda portatif küçük yakıt hücreleriyle ilgili çalışmalarda bulundum. Bununla ilgili olarak imalat düzeyinde  çalışmalar yapıldı. Şimdi biraz daha bunu detaylandırarak ileride savunma sanayimizde ağırlıklı olarak kullanılacak şekilde,  insansız hava araçlarında da kullanılmak üzere proje geliştirdik. Biz orada sodyum bor hidrür de kullanarak  yakıt hücrelerinde, bazı dizinlerde geliştirmelerde bulunarak hafifleterek projemizi  yaptık. Yakıt hücresinde yarısına yakın ağırlığını azaltabileceğimiz bir projedir. Bazı orada dizinlerde hafifletme çalışmalarımız var. Sodyum bor hidrürden de hidrojen gazı üretimi yapacağımız için sistemdeki verimi de artırmış olacağız."

Proje sayesinde insansız hava araçlarının havada daha fazla kalabileceğini belirten Taner, " Örneğin 4 - 6 saat havada kalıyorsa, bunu 8 - 10 saate çıkarabileceğiz. Çünkü bazen özellikle terör olaylarında 1 dakikanın bile mühim olduğunu biliyoruz. Biz bunun süresini artırmış olacağız."dedi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

-------------------------------

-Doç. Dr. Tolga Taner'in yakıt hücresini incelemesi 

-Tolga Taner'in yakıt hücerisini anlatması 

-Tolga Taner detay ve röp.

Haber- Kamera: İsmail AKKAYA- Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA))

============================================

Tarım işçisi olarak çalışan liseli kız, Vali'yi görüp okumak istediğini söyledi

 

AKSARAY Valisi Hamza Aydoğdu, ziyaret için geldiği meyve bahçesinde maddi imkansızlıktan dolayı lise eğitimine devam edemediğini söyleyip ağlayan Ayşenur Göktaş'a (15), "Sen okuyacaksın, seni biz okutacağız" diyerek Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal'ı arayarak talimat verdi. 

Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu, Kargın köyündeki ziyaretinde Kadın Kalkınma Kooperatifi'nin meyve bahçesini ziyaret etti. Aydoğdu, kadın işçilerle sohbet ederken kız çocuklarını görünce, okula gidip, gitmediklerini sordu. İşçilerden Atatürk Anadolu Lisesi 1'inci sınıf öğrencisi Ayşenur Göktaş da, maddi imkansızlıktan dolayı eğitimine devam edemediğini söyleyip ağladı. Bunun üzerine Vali Aydoğdu, "Sen okuyacaksın, seni biz okutacağız. Ağlama beni de ağlatacaksın. Kız çocukları gidecekler merkez yurtta kalacaklar. Pansiyon giderlerini de biz karşılayacağız "diyerek Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal'ı arayarak Ayşenur ve aynı durumdaki öğrencilerin eğitim sorunun halledilmesi için talimat verdi.   

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Ayşenur'un köyündeki evinden detaylar 

-Aşyenur'un evde ders çalışması 

-Anne ve babası ile görüntüsü

-Ayşenur ve babası ve arkadaşı Edanur Katı röp

-Kargın köyü muhtarı Orhan Keser röp

-Genel Detaylar      

-Vali Aydoğdu'nun ziyareti sırasındaki diyalog   

Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA))

================================

Cirit atları derelerde yıkanıyor

KARS'ın Selim ilçesinde yaşatılan ata sporu ciritte sahaya çıkan atlar, sıcaktan etkilenmemeleri için sahipleri ve seyisler tarafından akarsularda yıkanıp rahatlatılıyor.

Ciridin merkezi Selim ilçesinin bazı köylerinde yaz-kış atlar sahalarda koşturuyor. Bulunan her düzlük arazide ciritçilerin müsabaka yaptığı köylerde atlara büyük özen gösteriliyor. Müsabaka dışındaki zamanlarını ahırlarda geçiren atları yaz aylarında sıcaktan korumak isteyen ciritçiler, onları derelerde serinletiyor. 

Kars Kafkas Atlı Spor Kulübü üyeleri, Selim ilçesine bağlı Kekeç köyündeki atlarını sıcaktan korumak için 3 kilometre uzaklıktaki dereye götürüyor. Seyisler tarafından dereye sokulan atlar bir süre suda yürütülüyor. Dere içinde koşan atlardan bazıları suya dalınca üzerindeki binicisi zaman zaman zor anlar yaşıyor. Yürüyüş ve bir süre yapılan koşunun ardından seyisler atları şampuanlarla yıkayıp temizliyor. 

'ATLARA İYİ BAKACAKSIN Kİ ONLAR DA SANA İYİ BAKSIN'

Kars Kafkas Atlı Spor Kulübü Başkanı Selçuk Başkaya, ahırda besledikleri atların hamlığını almak için suda yıkadıklarını ve böylelikle rahatlamalarını sağladıklarını ifade etti. Başkaya, "At sevdamız çocukluktan bu yana var. Onlarsız yapamıyoruz. At sevdamız bitmez bir sevdadır. Onlara gözümüz gibi bakıyoruz" dedi.

Seyis Kenan Tepe de, "Ata iyi bakacaksın ki at da sana iyi baksın. Onları bakımsız bırakmamalıyız. Bizler yaz mevsiminde sık sık atlarımızı akarsuya getirip burada şampuanla tertemiz yıkıyoruz. Saçlarını tımar ediyor vücutlarını ellerimizle yıkıyoruz. Atları yıkamamız onları da keyiflendiriyor" diye konuştu.

Dere içinde sürdüğü atın dalmasıyla birlikte suya gömülen Ferman Ahmet İğrek ise atlara bakmanın, onları yıkamanın keyif verici olduğunu belirtti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Atların yola çıkması

-Derede yürümeleri

-Derin sulara girmeleri

-Bir atın binicisiyle suya gömülmesi

-Atların yıkanması

-Muhabir Bedir Altunok'un anonsu

-Kulüp Başkanı Selçuk Başkaya'nın konuşması

-Kenan Tepe'nin konuşması ve atı yıkaması

-Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

==============================

Doğu Anadolu'nun yaz tatili merkezi; Hazar Gölü

YAZ ayının gelmesiyle kavurucu sıcaklıklar da etkisini göstermeye başladı. Sıcaklardan bunalan vatandaşlar yeni normalleşme süreciyle birlikte Doğu Anadolu Bölgesi'nin yaz tatili merkezi olan Elazığ'ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü'ne akın etti.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kavurucu sıcaklardan bunalan vatandaşlar, yeni normalleşme süreciyle birlikte koronavirüs tedbirlerinin gevşetilmesiyle Elazığ'ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü'ne akın etti. 22 kilometre uzunluğa ve 6 kilometre genişliğe sahip göl, denizden uzak olmaları nedeniyle başta Diyarbakır olmak üzere çevre illerden Malatya, Bingöl ve Tunceli'deki vatandaşların tatil için ilk tercihleri arasında yer alıyor. Koronavirüs tedbirlerinin alındığı tatil köylerine gelen vatandaşlar girişte ateşleri ölçülerek, maske ve sosyal mesafe konusunda uyarılarak içeri alınıyor. Yüzmenin dışında piknik alanlarının da bulunduğu gölde, bazı vatandaşlar ağaçların gölgesinde mangal keyfi yaparak zamanlarını geçiriyor.

'DOLULUK ORANIMIZ YÜKSEK'

İşletme sahibi İbrahim Bahçeci, pandemi sürecinde insanların evde sıkıldıklarını ve sıcaklığın da etkisiyle kendilerini sahile attığını belirterek, "Doluluk oranımız yüksek. 1 Haziran'da sezonu açtık. Hafta sonları yoğunluk oluyor. Pandemi sürecinde ülkemiz zor zamanlardan geçti. Artık pandemi sürecinin esnemesiyle sahiller dolup taşıyor. Biz giriş ve çıkışlarda vatandaşların ateşlerini kontrol ediyoruz. Müşterilerimizden, sosyal mesafe kuralına uymalarını, maskelerini yanlarında bulundurmalarını rica ediyoruz. Genellikle Diyarbakır, Elazığ, Mardin, Batman, Kayseri, Sivas ve hatta Akdeniz'den bile gelen müşterilerimiz var. Şu anda 4- 5 bin kişiye yakın ziyaretçimiz var. Bu sayının ilerleyen gün ve haftalarda 10 bin kişiye kadar ulaşmasını temenni ediyorum" dedi. 

'DOĞ"NUN KUŞADASI'

Tatil için Diyarbakır'dan gelen Fatma Şahinli, "Şu zamanda otellere gerekmedikçe gitmedik. Hazar Gölü'ne gelmeyi tercih ettik. Buranın temiz, düzenli olması ve buna çok dikkat etmeleri nedeniyle burayı tercih ettik. Burası Doğu'nun Kuşadası, Antalya'nın, Kemer'in yerleri gibi gayet güzel, serin ve hoş" diye konuştu.

Bir haftadır gölde tatil yaptığı aktaran Ferhat Taşkıran da, "3 aylık koronavirüs tedbirleri kapsamında evdeydik. Bir haftadır buradayız. Bugün son günümüz. Burası bayağı iyi, hizmet ve çalışanların muamelesi olarak çok iyiö ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Sahilden detay

Sahildeki vatandaşlardan detay

Piknikçilerden detay

Röportajlar

Girişte vatandaşların ateşinin ölçülmesi

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ahmet ÇÖTELİ/ELAZIĞ,

==============================

Muş'ta 17 köye süt toplama merkezleri kuruldu

 

MUŞ'ta 'Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi' ile 17 köyde, toplam 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri kuruldu.

Muş Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'nin yürütücüsü olduğu ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi'nin finansman desteği sağladığı 'Çiğ Süt Soğuk Zincir Projesi' çerçevesinde, kentin 17 köyünde, toplam 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri oluşturuldu. 300 bin büyükbaşın bulunduğu kentte kurulan Hollanda usulü konteynerlerde soğutma sistemli ünitelerde toplanacak olan sütler, Avrupa Birliği stantlarında fabrikalarda işlenecek. Tamamen DAP Bölge Kalkınma İdaresi finansman desteği ile hayata geçirilen süt toplama üniteleri, yapılan fizibilite çalışmalarında projenin planlanan diğer noktalarda kurulması ve tam kapasitede çalışması durumunda çiftçilere, yaklaşık olarak yıllık 1 milyar TL'lik bir finansal girdi sağlayacak.

Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı Muş Yatırım Destek Ofisi Uzmanı Fuat Özkan, sistemli bir şekilde sütün toplanacağını belirterek, projenin çiftçiye büyük katkı sunacağını söyledi. Projenin Muş'ta ilk defa yapıldığını belirten Özkan, projenin çok önemli katkıları olacağının altını çizdi. 

Hayata geçirilen projeden ötürü köy halkı ve kendilerinin duyduğu memnuniyeti dile getiren Kıyık Köyü Muhtarı Mustafa Sönmez ise, "Projenin ülkemiz için, bölgemiz için ne kadar değerli olduğunu yaşayarak göreceğiz. Bu sütümüzün değerlendirilmesi için ve halkımızın kendi ekonomisine katkı yapması için büyük bir projedir. Sütümüzü değerinde satabilmemiz için bunun gibi projelerin gelişmesi lazım. İnşallah bunda da başarılı olacağız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Süt toplama ünitesinden detay

-Süt toplama ünitesi içerisinden detaylar

-Süt toplama ünitesi içerisindeki makinelerden detaylar

-Ünite İçerisindeki Makinelerin tanıtımından detaylar

-Fuat Özkan ile röp.

-Muhtar Mustafa Sönmez ile röp.

-Muş Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Koordinatörü ile röp.

Haber ve Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,

=============================

Doğa için pedal çevirip, piknikçilerin çöplerini temizlediler

ERZURUM'da, Alpin Doğa Sporları Kulübü'nce düzenlenen, 'Çevreni temiz tut, ormanı koru' projesi kapsamında 20 kilometre pedal çeviren gençler, Tekederesi Göleti bölgesinde piknik yapanların bıraktıkları çöpleri topladı, ormanlık alanda kuruyan ağaçların yerine yeni dikilecek fidanların sayısı ve türü tespit edildi.

Merkez Yakutiye ilçesindeki kulüp binası önünde toplanan 20 bisikletli genç, son hazırlıklarını yaparak Alpin Doğa Sporları Kulübü Başkanı Mustafa Tekin öncülüğünde 20 kilometre uzaklıktaki Tekederisi Göleti'ne kadar pedal çevirdi. Çevreci gençleri burada TEMA Vakfı İl Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu ve Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Ejder 3200 A.Ş.'nin Genel Müdürü Selim Bağrıyanık tarafından karşıladı. Uzun bir yoldan gelen bisikletli gençlere semaverde hazırlanan çay ve su ikram edildi. Bedirhanoğlu, çevreci gençlere çöp toplama ve ormanlık alandaki kuruyan ağaçlarla ilgili neler yapması gerektiğini anlatan kısa bir konuşma yaptı.

'GELECEK NESİLLERE HAK ETTİĞİ TEMİZ ÇEVREYİ BIRAKALIM'

Çöp poşetlerini ellerine alarak piknik yapanların bıraktıkları çöpleri toplamaya başlayan çevreci gençler, birbirleri ile yarıştı. Yaklaşık bir saat pedal çeviren gençler, yorgunluklarını hem ormanlık alanda hem de gölet etrafında temizlik çalışması yaparak attı. Özel bir şirkette yönetici olarak çalışan Figen Özkurt, "Sırf temizlik yapmak için Erzurum'dan buraya pedal çevirdik, iyi ki de çevirdik, yine çevireceğiz. Bu aileye yeni katıldım. Doğanın bir parçası olduğu için çok keyifliyim. Şu an genç arkadaşlar ve çevre severlerle hem çöp topluyoruz hem de kuruyan ağaçları tespit ediyoruz. Bu tarz etkinliklerin çoğalmasını istiyorum. Gelecek nesillere hak ettiği temiz çevreyi bırakalım" diye konuştu

'ETKİNLİKLERE DEVAM EDECEĞİZ'

Erzurum'da doğa sporları ile uğraşan bir kulüp olduklarını söyleyen Alpin Doğa Sporları Kulübü Başkanı Mustafa Tekin, "Erzurum'dan 20 kilometre pedallayarak Konaklı Kayak Merkezi'ndeki Teke Deresi piknik alanına geldik. Burada çöpleri topladık, kuruyan ağaçları tek tek tespit ettik. Bu çalışmamızda bizleri yalnız bırakmayan TEMA İl Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu ve Ejder A. Genel Müdürü Selim Bağrıyanık'a teşekkür ediyorum. Yaz ve kış bisikletle yaptığımız aktiviteler devam edecektir. Bu etkinliklere katılmak isteyen herkesi kulübümüze bekliyoruz" dedi.

Yapılan etkinliğin ardından çevreci gençler belediye tarafından ikram edilen yemekleri yiyip bir süre dinlendikten sonra tekrar bisikletleri ile Erzurum'da döndü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------

-Bisikletli grubun kent merkezinden yola çıkması

-Bisikletli grubun karayolunda ilerlemesi

-Bisikletli grubun karayolunda detay görüntüleri

-Grubun mola vererek su içmesi

-Teke deresine doğru yola çıkmaları

-TEMA Temsilcisi Işıl Bedirhanoğlu'nun bilgilendirmesi

-Grubun çöp toplaması ve ağaç budaması

-Kulüp Başkanı Mustafa Tekin ile röp

-Zeynep Karakaş ile röp

-Teke deresi göleti ve piknik alanının görüntüsü

-Çevrede çöp toplayan ve ağaç budayan gençlerden detay

-Figen Öztürk ile röp

-Fatma Necmiye Kadir ile röp

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,

=============================

Erzurumlu mümessil, başından geçen komik olayların filmini çekecek

 

ERZURUM'da bir zamanlar mümessillik yapan meddah Burak Bozdağ'ın başından geçen komik olaylar 'Mümessil' filmiyle beyaz perdeye aktarılacak. Çoğunluğu Erzurumlu sanatçıların rol alacağı filmin tanıtımı için basın toplantısı düzenleyen başrol oyuncusu Burak Bozdağ ve yönetmen Servet Aksoy, 7 Ağustos'ta çekimlerin başlayacağını Kasım ya da Aralık ayında da vizyona gireceğini bildirdi.

Meddah Burak Bozdağ'ın mümessillik yaptığı dönemde yaşadığı birbirinden ilginç olayların konu edildiği 'Mümmessil' filminin ekibi Erzurum'a geldi. Bozdağ kardeşlere ait 'Boz Yapım'ın üstlendiği, meddah sanatçısı Burak Bozdağ'ın başrolünü oynayacağı 'Mümessil' sinema filminin kadrosunun büyük bir bölümünü Erzurumlu oyuncular oluşturuyor. Çekimleri ağustos ayında başlayacak olan, 105 dakikalık komedi filminin kadrosunda; Burcu Binici, Ayhan Taş, Meral Konrat, Dila Danışman, Selahattin Taşdöğen, Recep Cinisli, Ferdi Atuner, Sinan Bengier, Hacı Ali Konuk, Cengiz Okuyucu, Volkan Başaran, Faruk Sofuoğlu, Kahraman Sivri, Rüya Coriç, Ömer Duran, Reyhan İlhan ve Seyithan Özdemir yer alıyor.

Yönetmen Servet Aksoy'un çekeceği filmle ilgili tanıtım toplantısı düzenlendi. Filmin başrol oyuncusu Burak Bozdağ, Erzurum'da ilk defa komedi filmi çekileceğini bildirdi. Erzurum'da bir sinema filmi çekilmesinin hayali olduğunu ifade eden Bozdağ, 105 dakikalık filmde yüzde 90'u Erzurumlu oyuncuların rol alacağını 60'a yakın vatandaşa da yer vereceklerini söyledi. 

Filmin yapımcılığını üstlenen Boz Yapım Genel Koordinatörü Haluk Bozdağ, ağabeyinin hayalini gerçekleştirmek için yola çıktıklarını söyledi. Bozdağ, Erzurum ağzıyla anlatılacak filmin kentin yöresel kültürünü de tanıtacağını aktardı. 

Yönetmen Servet Aksoy, sıcak, samimi bir film çekimi için Erzurum'da olduklarını söyledi. Aksoy, "Bence Erzurum, film çekme anlamında birçok yönetmen ve ekibin isteyeceği gerçek birçok dekora sahip. Dolayısıyla bu ekiple sıcak samimi ve komik bir film çekip, sizlerin de takdirine bırakacağız" dedi.

TÜRKİYE ERZURUM ŞİVESİNİ SEVECEK

Mümessil filminin Erzurumlu oyuncusu Burcu Binici, memleketinde çekilecek filmde rol almanın heyecanını yaşadığını söyledi. Binici, güzel bir kadroyla yola çıktıklarını ifade etti. Selahattin Taşdöğen ise ilk defa bir filmde Erzurum ağzının kullanılacağını belirtti. Taşdöğen, "Erzurum şivesi pek TV dizileri ve sinemada kullanılan şive değil. Güneydoğu, Adana, Ege ve Karadeniz şivesi genel olarak kullanılır. Bir dizide Haci Ali Konuk kullandı. Yıllar önce ben denemiştim. Erzurum şivesi pek bilinmeyen değişik bir şivedir. Türkiye'nin bu şiveyi kanıksayacağı ve seveceğini umuyorum" diye konuştu.

Erzurumlu sanatçı Recep Cinisli'de memleketinde çekilecek filmde rol almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Erzurumlu sosyal medya fenomeni Arif Arifoulları ise güçlü oyuncu kadrosuyla güçlü bir komedi filminin çekileceğini anlattı. 

PANDEMİ SÜRECİNDE SİNEMAYI ÖZLEDİK

Çoğunluğunu Erzurumlu sanatçıların rol aldığı filmde Adanalı bir isim olarak rol aldığını vurgulayan Ayhan Taş, "Pandemi sürecinden sonra oynamayı özledik. Para kazanmayı bırakın kamera karşısında olmayı, set ortamı içinde olmayı, sahneye çıkmayı özledik. Bu filmde de çıkıp oynayacağız yapabildiğimiz bütün katkıyı kardeşimizin hayalini gerçekleştirmek için vermeye çalışacağız" dedi.

Gaziantepli olarak filmde rol aldığını ifade eden Dila Danışman ise Erzurum'un havasına çok çabuk alıştığını ve bir an evvel çekimlere başlamak istediğini bildirdi. 

ARKADAŞLARINA CAĞ KEBABI KESTİ

Tanıtım toplantısı sonrasında sanatçı Burcu Binici, ünlü cağ kebapçısı Muammer Usta'nın yerinde ocak başına geçerek cağ kebabı kesti. Binici, kestiği kebapları tanıtım toplantısına katılan arkadaşlarına servis etti. Binici, cağ kebabını kesmeye çalıştığını ancak ocağın çok sıcak olmasından etkilendiğini söyledi. 

FİLM EKİBİ TARİHİ YERLERİ GEZDİ

Mümessil filminin ekibi, toplantı sonrası Erzurum'un tarihi ve turistik yerlerini gezdi. Çifte Minareli Medrese'ye giden Burak Bozdağ ve sanatçılar, tarihi eseri gezerek bilgi aldı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Film ekibinin basın toplantısı

-Başrol oyuncusu Burak Bozdağ'ın konuşması

-Yapımcı Haluk Bozdağ'ın konuşması

-Yönetmen Servet Aksoy'un konuşması

-Filmde rol alan sanatçıların konuşması

-Burcu Binici'nin cağ kebabı kesmesi

-Burcu Binici'nin arkadaşlarına cağ kebabı servisi

-Burcu Binici ile röp

-Sanatçıların Çifte Minareli Medrese'yi gezmeleri

Haber-Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,

=============================

Oba kültürünün yaşatıldığı kamp alanına tatilci ilgisi

TRABZON'un Maçka ilçesinde, emekli polis Salih Kantarcı, deniz seviyesinden 1200 metre yükseklikteki Livera Mahallesi'nde, 15 dönümlük araziye kurduğu, Türk oba kültürünü yansıtan, 24 çadırlı kamp alanıyla yerli- yabancı turistlere hizmet veriyor. Kamp alanında, ziyaretçilere, eski Türk oba kültürü yaşatılıyor. Tatilciler koronavirüs salgını nedeniyle, doğada kurulan ve şehirden uzak sosyal mesafeye uygun oba çadırlarına rağbet gösteriyor.

Kentte girişimci, emekli polis Salih Kantarcı, Maçka ilçesine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan deniz seviyesinden 1200 metre yükseklikteki Livera Mahallesi'nde, 15 dönümlük arazisine, Türk oba kültürünü yansıtan, 24 çadırlı kamp alanı kurdu. Kantarcı, kamp alanında yerli ve yabancı turistlere hizmet sunmaya başladı. Çam ağaçlarının arasında, doğayla iç içe, Türk oba kültürünün yaşatıldığı, Oğuz boylarının adlarının verildiği çadırlar, turistlerin yanı sıra doğa ve adrenalin tutkunlarının da ilgi odağı oluyor. Koronavirüs salgını nedeniyle tatilciler otellere gitmek yerine doğayla iç içe olmak için oba çadırlarına tercih ediyor. Kamp alanına gelenler; ayran, komposto, likarba suyu gibi pek çok organik ürünü tadıp, kent gürültüsünden uzak doğada stres atıyor. Kamp alanında, ziyaretçilere, eski Türk oba kültürünü tanıma fırsatı sunuluyor. Özellikle hafta sonu tatilcilerin ilgi gösterdiği alanda ziyaretçiler; dağ bisikleti, yamaç paraşütü, rafting ve foto safari gibi etkinlerle her mevsim tabiat ile iç içe zaman geçirme imkanı buluyor. Doğa güzelliklerini korumak adına her detayın düşünüldüğü kamp alanında, çadırların aydınlatılması ise güneş enerjisinden üretilen elektrikle sağlanıyor.

'KORONAVİRÜS SONRASI TALEPLER ARTTI'

İşletme sahibi Salih Kantarcı, eski tarihi ve doğal güzelliği de yansıtmak istediklerini ve bu düşünceyle böyle bir yer açtıklarını belirterek, "Oba kültürü kendi kökümüz, tarihimiz. Oba kültürünü yansıtalım diye düşündük. Eski Türk boylarının geleneğini sürdürmek istedik. İçimizde böyle bir tutku olduğu için insanlarla paylaşalım istedik. Talep de görüyor. İnsanların hoşuna gidiyor. Her yaş grubu tercih ediyor. Pandemi süreci nedeniyle daha çok tercih ediliyoruz. 15 dönüm arazide bağımsız noktalarda, ayrı ayrı oba çadırlarında herkes tatilini rahatlıkla yapabilir. Koronavirüs nedeniyle insanlar doğaya yöneldi. Bizim de altyapımız buna çok uygun olduğu için talepler arttı" şeklinde konuştu.

'DOĞAYI KORUYARAK YAPILMIŞ BİR YER'

Livera Camping'e gelen tatilciler, oba kültürünün yaşatılması ve doğal güzelliği nedeniyle ortamı çok beğendiklerini dile getirdiler. Tuncay Dizdaroğlu, "Akşamları ateş yakılıyor, canlı müzik yapılıyor, sohbetler oluyor. Kış aylarında hamsi festivali oluyor. Sürekli geldiğimiz, doğayı koruyarak yapılmış bir yer. Oba kültürü de yaşatılmaya çalışılıyor. Her şeyiyle güzel bir ortam" dedi.

Zeynep Dizdaroğlu da oba kültürünün yaşatıldığı çok güzel bir yer olduğunu, Trabzon'a geldiklerinde sürekli buraya uğradıklarını söyledi.

'KORONAVİRÜS NEDENİYLE ÇOK HİJYENİK BULDUK'

Ali Çalışkan, "Korona virüsü nedeniyle 4-5 günlük kamp üzerine tatil planı yaptık. İnsanlardan uzak, doğaya yakın bir yer tercih etmek istedik. Burayı internetten bulduk, çok güzel. Herkese tavsiye ederiz" diye konuştu.

Sibel Özsoy ise, "Oba kültürünün yaşatılması nedeniyle harika bir yer olarak görünüyor. Koronavirüs nedeniyle çokta hijyenik bulduk. Beklediğimiz kadar iyiydi" ifadelerini kullandı.

Arkadaşlarıyla kamp yapmak için Kayseri'den geldiklerini belirten Mehmet Erdoğan, "Trabzon'u gezip her gün farklı yerde kamp yapacaktık ancak burayı görünce kampımız uzadı. Taşlaşmak yerine oba kültürünün yaşatılması ve bunların korunması çok hoşuma gitti" dedi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Obanın drone ile çekilmiş görüntüleri

-Obadan genel görüntüler

-Oba çadırlarından detaylar

-Tatil için gelenlerden görüntüler

-Kendi çadırını kuranlardan görüntüler

-Röportajlar

-Genel detaylar

HABER: SELÇUK BAŞAR, KAMERA: TOLGA SAĞLAM/DHA

================================

Eskişehir'de elektrik panoları resimlerle renkleniyor

ESKİŞEHİR'de araç trafiğine kapalı olan caddelerde, yapıştırılan reklam afişleri ve el broşürleri nedeniyle çirkin görüntü oluşturan elektrik panoları, ressamlar eliyle estetik bir görünüme büründü. Yağlı boyanın yanı sıra sprey boya kullanan ressamlar Cengizhan Konuralp ve Berkant Topaloğlu, insanların gözüne hitap edecek temalar yapmaya çalıştıklarını belirtti.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat Birimi, vatandaşlardan gelen talepler üzerine, özellikle trafiğe kapalı olan caddelerde, ilanlar ve reklam afişlerinin yanı sıra sprey boyalarla kötü görüntüye neden olan elektrik panolarıyla ilgili proje oluşturdu. Sanat Birimi'nde görevli Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu Cengizhan Konuralp ve Berkant Topaloğlu, hazırladıkları tasarımlarla panoları renklendirdi. Yağlı boyanın yanı sıra sprey boya kullanan ressamlar, hazırladıkları renkli temaları elektrik panolarına uygulamaya başladı.

Panoların güzel bir görüntüye kavuştuğunu ifade eden ressam Cengizhan Konuralp, "Yaklaşık bir yıldır Büyükşehir Belediyesi Sanat Birimi ile çalışıyorum. Berkant Topaloğlu ile birlikte, Eskişehir'in estetiğini bozmadan, birtakım güzellikler yaratmak için oluşturulan bir projede yer alıyoruz. Önce Doktorlar olarak bilinen İsmet İnönü-1 Caddesi'nden başladık. Yaklaşık 30 elektrik panosu var burada. Bunun sonrasında da Üniversite Caddesi ve ara sokaklara doğru devam edeceğiz" dedi.

'HALKTAN ÇOK GÜZEL TEPKİLER ALDIK'

Panolarda canlılar ve yaşadıkları ortam teması üzerinde durduklarını belirten Konuralp, insanları görünce mutlu edecek renkler seçtiklerini ifade etti. Konuralp, "Temamızı canlılar ve yaşadığı ortam üzerine kuruyoruz. Biraz daha insanların gözüne hitap edecek bir temada buluşturmak istedik. Bir de sokaklara konulan elektrik panolarını şehirle iç içe olsun ve göze daha hoş gelsin diye böyle bir proje düşündük. Daha çok gençlere hitabetsin, göze daha hoş görünsün, baktıklarında mutlu etsin diye renkleri de ona göre seçtik. Elektrik panolarının üzeri önceden ilanlarla, reklamlarla kaplıydı. Hoş bir görüntüleri yoktu. Bu da Eskişehir'in estetiğini bozduğu için onları kamufle etme amacıyla böyle bir uygulamaya kalkıştık. Halktan güzel tepkiler alıyoruz, 'bizim buralara da yapın' diye dilekçeler veriliyor. Çalışmalar işin zorluğuna ve hava şartlarına göre 1-2 gün sürüyor. Yaptığımız tasarımları fırça ya da kalem ile aktarıp boyamaya başlıyoruz. Amacımız şehri daha estetik, daha güzel bir hale kavuşturmak" diye konuştu.

Kaynak: DHA

Etiketler: Erzurum, DHA, Oba, Güncel, Haber
Haberler››Güncel››DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - Haberler