DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

Düğünlerde havai fişeğin yerini ışık şovları aldıSakarya'da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamalarda can kayıpları yaşanmasının ve kontrolsüz kullanımın artmasının ardından düğünlerde fişeğin yerini lazer gösterileri ve ışık şovları aldı.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM
13.07.2020 10:15 | Son Güncelleme: 13.07.2020 12:29

Düğünlerde havai fişeğin yerini ışık şovları aldı

Sakarya'da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamalarda can kayıpları yaşanmasının ve kontrolsüz kullanımın artmasının ardından düğünlerde fişeğin yerini lazer gösterileri ve ışık şovları aldı.

Kontrolsüz havai fişek kullanımının artmasından ve Sakarya'daki fabrikada meydana gelen patlamalarda can kayıplarının yaşanmasının ardından düğün ve eğlencelerde işletme sahipleri tarafından fişek kullanımı sonlandırıldı. Düğün salonu işletmecileri ve organizasyon firmaları, havai fişek yerine ışık ve lazer şovu kullanarak gelin ve damatların eğlenceli günlerini unutulmaz kılmaya çaba gösteriyor. Açık hava ve salon düğünlerinde gelin ve damadın etkinlik alanına girişinde 'volkan' adı verilen, koku ve duman yapmayan, yukarı doğru kıvılcım fırlatan kutlama ürününü kullanan işletmeciler, ilk dansta ışık şovu yaparak görsel şölen oluşturmayı tercih ediyor. Son dönemde gerçekleştirilen kır ve salon düğünlerinde sosyal mesafe dikkate alınarak uygulanan dans ve oyunlar sırasında yukarıdan aşağı şelale şeklinde kıvılcım saçan volkanların yanı sıra, lazer gösterileri de yapılmaya başladı. 

Antalya'da kır düğünü konseptiyle etkinlik düzenleyen Anadolu Park Kır Düğünü İşletmecisi Ceren Yeğinaltay, işletme olarak havai fişeği canlılara ve doğaya verdiği tahribattan dolayı tercih etmediklerini söyledi. Havai fişeğin yasaklanmasının gündeme gelmesiyle işletme olarak kullanmama kararı aldıklarını anlatan Yeğinaltay, "Havai fişek yerine görsel şöleni farklı ürünlerle çeşitlendirerek misafirlerimize sunuyoruz. Volkan adı verilen ve yerden 2 metre kadar yukarı kıvılcım saçan, güvenlik sorunu teşkil etmeyen ürünü kullanacağız. Volkanı ters kullanarak ilk dans sırasında sahnede kıvılcım şelalesi olarak kullanacağız. Konuklarımızın heyecanlandığı eğlenceli anlarda da sosyal mesafeye uyarak gerçekleştirilen danslarda ışık şovlarımızı kullanacağız. Işık şovları müziğin ritmine göre renk değiştiren, hızlanıp yavaşlayan, yanan sönen bir sistemin ürünüdür. Bunları da dansları sırasında çiftlerimize sunacağız" diye konuştu.

Açık ve salon düğünü gerçekleştirilen Khan Otel Genel Müdürü Turgut Alkış, gelin ve damat adaylarının salona giriş ya da çıkışları sırasında veya açık hava düğünlerinde havai fişek kullanımı talebini, yaşanan olaylar sonrasında yerine getirmediklerini söyledi. Işık şovlarıyla misafirlerine hizmet sunduklarını dile getiren Alkış, "Biz müşterilerimizi ışık ve lazer şova yönlendirerek isteklerini yerine getiriyoruz. İlk dans sırasında ışık şovunu gelin ve damadın üzerine yoğunlaştırıyoruz. Hareketli müziklere geçildiğinde lazer şovlarla ışık patlaması yapıyoruz. Havai fişeğe alternatif olarak çiftlerimize farklılıklar sunuyoruz" diye konuştu. 

Tree Organizasyon Genel Müdürü Burhan Görgü ise şunları söyledi:

"Antalya'da düğün organizasyonlarında doğayı düşünen yapımızı sürekli korumaya çalışıyoruz. Havai fişek taleplerini lazer ve ışıklı şovlara yönlendiriyoruz. Havai fişek yerine yaptığımız ışıklı şovlarda misafirlerimizden de olumlu geri dönüşler alıyoruz. Misafirlerimiz de ışık ve lazer şovların daha eğlenceli ve daha doğal olduğunu belirtiyor. Lazer ve ışık şovları son dönemde misafirlerimizin de tercihi olmaya başladı."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

--------------

Düğün salonu ve ışık şovlardan görüntü

Bir düğünden ve ışık şovlardan görüntü

RÖP1: Tree Organizasyon Genel Müdürü Burhan Görgü 

Işıklı bir düğünden görüntü

RÖP2: Ceren Yeğinaltay ile röportaj

RÖP3: Khan Otel Genel Müdürü Turgut Alkış ile röportaj

Bir düğünden görüntü

HABER: Tolga YILDIRIM -KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,  

======================================

Anne ve 5 engelli kardeşlerine bakmak için geri döndüler

 

MUŞ'un Hasköy ilçesinden yıllar önce çalışmak için Bursa'ya giden Sıddık (34) ve Şerif Basın (32) kardeşler, hayatını kas erimesi nedeniyle yürüyemeyen ve konuşamayan 5 çocuğuna adayan anneleri Türkan Basın'a (55) yardımcı olabilmek için geri döndü.

Hasköy ilçesi Sayanlar Mahallesi'nde oturan Türkan Basın'ın 11 çocuğundan 5'i, kas erimesi hastalığı nedeniyle yürüyemiyor ve konuşamıyor. Annenin diğer çocuklarından bazıları evlenip köyden ayrılıp, çalışmak için büyükşehirlere göç etti. Yaklaşık 3 yıl önce eşini kalp krizi sonucu kaybeden Türkan Basın, kas erimesi hastası Yusuf (26), ikizler Esra ve Zehra (21), Muhammet (18) ve Harun (15) ile yalnız başına kaldı.

Devletin ödediği engelli ve bakım ücretiyle kimseye muhtaç olmadan çocuklarına bakan

Türkan Basım, bir süre önce bypass ameliyatı geçirdi. Türkan Basın çocuklarına bakmakta güçlük çekince, yıllar önce Bursa'ya çalışmaya giden oğulları Sıddık ve Şerif, aileleri ile birlikte köye döndü.

'KİMSEYE MUHTAÇ OLMADAN YAŞIYORUZ ŞİMDİ DAHA MUTLU OLACAĞIZ'

Bursa'da kendisinin turizm rehberi, kardeşi Sıddık'ın ise su tesisatçısı olarak çalıştığını belirten Şerif Basın, annelerine yardım için geri dönme kararı aldıklarını söyledi. Kendisinin evli 3 çocuk sahibi, kardeşinin ise bekar olduğunu vurgulayan Şerif Basın şunları söyledi:

"Kardeşlerimizden 5'i kas erimesinden dolayı ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor. Sağlık durumu iyi olan kızlar evlenip göç etmek zorunda kaldı. Erkekler de çalışmak üzere başka şehirlere gitti. Annem yıllarca kardeşlerimize baktı. Babam ölünce de onlara hem analık hem de babalık yaptı. Fakat annem bypass ameliyatı olunca kardeşlerimle ilgilenemedi. Ben ve kardeşim bu yüzden köyümüze geri dönme kararı aldık. Engelli erkek kardeşlerimizin banyosundan yemelerine kadar her işini biz yapıyoruz. İkiz olan kız kardeşlerime ise annem ve eşim bakıyor. Devletten beş kardeşimiz için hem maaş hem de bakım ücreti alıyoruz. Allah devlete zeval vermesin. Kimseye muhtaç olmadan yaşıyoruz. Şimdi daha mutlu olacağız."

Türkan Basın ise, iki oğlunun geri dönmesi ile birlikte engelli çocuklarına şimdi daha iyi hizmet verdiklerini söyledi. Evlatlarının bu haline çok üzüldüğünü belirten Basın, "Sıddık ve Şerif köye geri dönünce çocuklarımın bakımı daha iyi oldu. Bunu onlar bile fark etti ve gülümsüyorlar" dedi

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Engelli kardeşlerin evden dışarı taşınmaları

-Engelli kardeşler, anne ve Bursa dan gelen kardeşlerden detaylar

-Yusuf ve Muhammedin tabletle oynaması, akülü araçları ile dolaşması

-Röportaj 

Haber-Kamera: Mehmet AYDIN/ MUŞ,

==================================

Baharatta 'demir tozu' tehlikesi

KORONAVİRÜS pandemisi, yurt içinde baharat tüketimini artırınca, fırsatçılar ağır gelsin diye baharatlarda tağşiş yöntemine başvurdu. Dicle Üniversitesi Hastaneleri Beslenme ve Diyet Birimi Diyetisyeni Pınar Süleymanoğlu, sumağa yaprak tozlarının, bazı baharatlara ise demir tozunun katıldığını söyleyerek, "Bunların hepsinin vücuda çok zararları bulunmakta, çünkü vücutta toksik etkiler bırakmakta. Bu toksik etkiler kanser oluşmasına neden oluyor" dedi.

Koronavirüs pandemisi sürecinde sağlığa yararları konusu sıkça ele alınan baharatlara rağbet artınca, fırsatçılar, baharatlarda tağşiş yöntemine başvurdu. Baharat, fazla ağırlaşsın diye nohuttan demir tozuna birçok şey katıldı. Tüketici de gerçek ile tağşiş baharat arasındaki fiyat farkına bakarak daha uygun fiyatlı ürün diye açıkta satılanları tercih etmeye başladı. Bu sayede ürünlerde hile yapanlar, sürümden kazanmaya başladı.

'TOKSİK ETKİ BIRAKARAK KANSERE YOL AÇIYOR'

Sofraların, tariflerin ve sağlıklı reçetelerin vazgeçilmezi baharatlardaki bu hileli duruma dikkat çeken Dicle Üniversitesi Hastaneleri Beslenme ve Diyet Birimi Diyetisyeni Pınar Süleymanoğlu, baharatlara artan talebin hemen ardından önce fiyat patlamasının yaşandığını, ardından da tağşiş yoluna gidildiğini söyledi. Sumağa yaprak tozlarının küçültülüp katıldığını, zencefile nohudun ve bazı baharatlara da demir tozunun katıldığını belirten Süleymanoğlu, tağşiş yönteminin vücutta toksik etkiler bırakarak kanser türlerinin oluşmasına neden olduğunu açıkladı.  

'NOHUT TOZLARI ZENCEFİLE KATILMAYA BAŞLANDI'

Baharatlara olan talepler arttıktan sonra tağşiş yoluna fazlasıyla gidildiğini aktaran Süleymanoğlu, şunları söyledi:

"Öncelikle bir fiyat patlaması oldu, ucuz olan yerlerde de farklı tağşiş yollarına gidildi. Örneğin, sumağa yaprak tozları küçültülüp katıldı, nohut tozları zencefile katılmaya başlandı, gıda boyaları sıkça kullanıldı, bu boyalarla görünümü canlandırılarak hile yapıldı. Bazı baharatlara da demir tozu katıldı. Bunların hepsinin vücuda çok zararları bulunmakta, çünkü vücutta toksik etkiler bırakmakta. Bu toksik etkiler kanser oluşmasına neden oluyor. Vücutta çeşitli hastalıklara neden olan tağşiş, insan sağlığını bozuyor. En çok kanser türleri, mide rahatsızlıkları gibi rahatsızlıklara yol açıyor. Özellikle metalin uygun olmayan koşullarda karıştırılıp kullanılması, çeşitli gıda zehirlenmelerine ve toksik zehirlenmelerine neden olabilmektedir."

'BÜTÜN BAHARATLARDA HİLE YAPILABİLİR'

Yıllardır mesleğini sürdüren aktar esnafı da, tağşiş yöntemine başvuran aktarlardan şikayetçi. 1891 yılından bu yana hizmet veren Diyarbakır'daki baharatçı Kör Yusuf'un uzman baharatçısı Seyaf Onur, mutfakta kullanılan bütün baharatlarda hile yapılabileceğini belirterek, "Karabiberin içine nohut da katabilirler, demir tozu katan da çıktı, zeytin çekirdeği çekip katan oldu" dedi. 

'GÜVENİLİR YERLERDEN ALIŞVERİŞ YAPIN'

Tüketicilere güvendikleri esnaftan alışveriş yapmalarını öneren Onur, şöyle konuştu:

"İthal baharatlarda mümkün değil, ama yurda girdikten sonra isteyen istediği şekilde tağşişte bulunabilir ve hile katabilir. A'dan Z'ye kadar aklınıza gelen ve mutfakta kullanılan bütün baharatlarda isteyen istediği kadar hile kullanabilir. Örneğin bir karabiberin içine nohut da katabilirler, demir tozu katan da çıktı, zeytin çekirdeği çekip katan oldu ve daha bir sürü şeyler. Kişi vicdani duyguları yoksa, insan sevgisi yoksa ve Allah korkusu yoksa, her şeyi serbest görür. Öyle bir meslektir bu. Tanede öyle bir sıkıntı pek olmuyor, ama çekilmiş ürünlerin tamamında müşterinin bilmediği şeyleri yapanlar ve yaptıranlar oluyor. Bu iş, evladiyelik bir iştir. Bir ticarethane uzun yıllar ayakta duruyorsa ve kendini kanıtlamışsa oradan rahatlıkla alışveriş yapılabilir. Bu işi yapan, 15, 20 yıllık bir esnaftan rahatlıkla alabilirler. Kısacası güvendikleri yerden istedikleri baharatları alsınlar. Onun dışında, marketlerde satılan baharatlarda bile oyun dönüyor, gıda denetimi ve kontrolü olmasına rağmen. En doğalı, tüketicilerin, baharatın kendisini işlenmemiş olarak alıp evde kendilerinin çekmesidir."

Kaynak: DHA

Etiketler: Antalya, Güncel, Haber
Haberler››Güncel››DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - Haberler