DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

'Gök taşını izlerken gözümden rahatsızlandım'KARS'ın Arpaçay ilçesine bağlı Tomarlı köyünde yaşayan İrfan Oruç, geçen günlerde gökyüzünde oluşan ve gök taşı düşmesi olduğu iddia edilen ışığı izlerken gözlerinden rahatsızlandığını söyledi.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR
01.06.2020 13:09 | Son Güncelleme: 01.06.2020 13:09

'Gök taşını izlerken gözümden rahatsızlandım'

KARS'ın Arpaçay ilçesine bağlı Tomarlı köyünde yaşayan İrfan Oruç, geçen günlerde gökyüzünde oluşan ve gök taşı düşmesi olduğu iddia edilen ışığı izlerken gözlerinden rahatsızlandığını söyledi. Hastaneye götürülen Oruç, kullandığı damla sonrası gözlerindeki rahatsızlığın geçtiğini belirtti. 

Türkiye'de, geçen çarşamba saat 20.30 sıralarında göktaşı düşmesi olduğu ileri sürülen olay yaşandı. Gökyüzünde beliren ışık Ağrı, Erzincan, Erzurum, Kars, Van, Trabzon ve Artvin dahil bazı kentlerde izlendi. Kentlerde vatandaşlar bu anı cep telefonları ya da kameralarıyla görüntülerken, düşme anını Arpaçay ilçesine bağlı Tomarlı köyündeki evinin bahçesinde ailesiyle çay içerken izleyen İrfan Oruç, bir süre sonra rahatsızlandı. Işığı izlerken gözlerinde şiddetli bir ağrı oluşan Oruç, kolları ve yüzünde sızı hissetti. Çocuklarıyla birlikte yere kapanan Oruç, gözlerindeki rahatsızlığın artması üzerine yardım istedikler jandarma tarafından Arpaçay Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Buradan Kars Harakani Devlet Hastanesi'ne sevkedilen Oruç'un gözleri serumla yıkandı. Göz doktoru tarafından damla verilen Oruç, evine gönderildi. 

'YANACAĞIZ DİYE YERE KAPANDIK'

Kullandıkları ilaçlar sonrası gözlerindeki ağrı ve batmanın gittiğini ifade eden eden 2 çocuk babası İrfan Oruç, evlerinin bahçesinde otururken yaşananları çıplak gözle izlediğini söyledi. Kendisinin aya baktığı sorada patlamanın yaşandığını ailesinin bunu o anda görmediğini anlatan Oruç, "O sırada gözlerim bu alev topuna kilitlendi ve çocuklara da bir şey diyemedim, adeta donup kaldım, dilim tutuldu. O sırada bu indikçe büyüdü, indikçe büyüdü, bayağı büyüdü. Yaklaşık 10 saniye sonra bir alev topu sanki bizim bu kapının önünü sardı. Yanacağız diye yüz üstü yere kapandık. Sonra ışık sönünce kalktık ve baktım ki kollarım uyuşmuş. Elektrik çarpar gibi kollarımda ve ensemde uyuşmalar oldu. Kararmaya başlayan gözlerimde iğnelenmeler oldu. Nasıl kaynağa bakarsın gözlerin sızlar ya aynen öyle oldu. Gözlerim batmaya başlayınca eve gidip yüzümü, gözlerimi yıkadım. Ağrısı sızısı geçer dedim ama geçmedi. Ben bağırmaya başlayınca çocuklarda korktular. Saat 01.00'e doğru ağrılarım artınca 155'i aradım. Polisler de beni jandarmaya yönlendirdi. Yaklaşık 20 dakika sonra eve gelen jandarma ellerinde fenerle çevreyi gezdiler ama bir şey bulmayınca beni alıp Arpaçay Devlet Hastanesi'ne götürdüler. Burada sağlıkçılar gözlerimi serumla yıkadılar. Nöbetçi doktor Kars Harakani Hastanesi'ne sevkimi yaptı. Ambulansla götürüldüğüm hastanede yine gözlerimi serumla yıkayıp kontrol ettiler. Sabah saat: 08.00 sularında göz doktoru geldi ve gözümü muayene etti. Gözlerimi ve damarlarını aletlerle incelediler. Göz doktoru bana bir damla verdi ve bu damlayı kullanmamı, sıkıntının devam etmesi durumunda hastaneye tekrar gitmemi istedi. İlaçları kullandıktan sonra gözlerim normale döndü. Şu an damlayı halen kullanıyorum" diye konuştu. 

'KÖPEKLER DE SAKLANDI'

Alev topunun ışığının fazlalığından gözlerinin kapandığını belirten Oruç, şunları söyledi:

"Ben böyle bir şeyi ömrümde görmemiştim. Yani güneş yere inse insanı o kadar etkilerdi. Kulaklarımda sızı oldu, yüzüm ateşlendi. O anda yüz üstü yere kapanmasaydık belki de bizi çok olumsuz etkilerdi. Gözü kapatacak kadar bir ışıktı. O kadar tesirli bir ışık oldu ki gözünüzü yeniden açıp bakmanız mümkün değildi. Şu anda burası gündüz ışığı ve hava güneşli ya bunun iki katı aydınlık vardı. 'Yandık' diye yere kapanınca bir daha bakamadım zaten. Işık topu ardında da uçağın bıraktığı bir sis gibi iz bırakmıştı. Şu anda gündüz vakti güneş gözüne nasıl yansıyorsa o bundan daha tesirliydi. O sırada kalp rahatsızlığı olan biri olsaydı ölürdü. Gecenin karanlığında o ateş topunun üzerinde dolanması bir de patlaması enteresan bir şeydi. O sırada havlayan köpekler bile korkudan köşelere saklandılar."

İrfan Oruç'un kızı Merve (10) de o gece çok korktuklarını, kolları ve boynunda ağrılar olduğunu belirterek, babasının yaşadıkları karşısında çok üzüldüklerini ve bir süre panik yaşadıklarını aktardı.

AĞRI, YANMA, KIZARIKLIK ŞİKAYETİYLE GELDİ

Harakani Hastanesi göz doktoru Remzi Mehmet Sezgin, daha önce acilde göz yıkama tedavisi uygulanan hastanın kendilerine ağrı, yanma ve kızarıklık şikayetiyle geldiğini söyledi. Muayenesinde kızarıklık tespit ettikleri hastanın korneasında hasar olmadığını belirten Dr. Sezgin, "Parlak ışığa maruz kalmalarda korneada hasar görülmektedtir. En sık kayak yapanlarda ve kaynak yapanlarda görülür. Hasta çok parlak biri ışığa maruz kaldığını ifade etti ancak korneasında her hangi bir bulgu yoktu. Ama polikiliniğe geç başvurduği için bulguları düzelmiş olabilir. Eğer yüksek miktarda ultraviyole ışığa maruz kaldıysa buna bağlı olarak şikayetleri meydana gelmiş olabilir. Hastanın tedavisi düzenlenerek evine gönderildi. Genel durumu iyi antibiyotik ve enfeksiyona karşı suni gözyaşı damlası reçete edildi" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-İrfan Oruç'un kızı Merve'yle evin önünde oturması ve olayı anlatması

-İrfan Oruç'un konuşması

-Evin önünde oturması

-Evin çevresi ve güneş detayları

-Gözlerinden ve yüzünden detaylar

-Gözlerine damla sıkılması

-Kızı Merve'nin konuşması

-Dr. Remzi Mehmet Sezgin ile röp.

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

Haber Kodu : 200601044

======================

Roma zenginlerinin anıt mezarları zamana direniyor

MERSİN'de Kilikya antik coğrafyasında bulunan Roma zenginlerinin anıt mezarları zamana direnirken, bazıları yıkılmakla karşı karşıya kaldı. Uzmanlar, M.S. 2'nci yüzyıldan günümüze gelen bu yapıların korunarak restorasyonunun bir an önce yapılması gerektiğini söyledi.

Anadolu'nun güneyinde bulunan Alanya Burnu'ndan Suriye'ye kadar uzanan antik bölge olarak bilinen Kilikya'nın Mersin sınırları içindeki alanda Roma zenginlerinin anıt mezarları, zamana meydan okuyor. Silifke ve Erdemli ilçesindeki bölgede bulunan M.S. 2'nci yüzyıldan günümüze kadar gelen Roman zenginlerinin anıt mezarları, zamana karşı direnirken, günümüzde görkemli yapıları ile dikkat çekiyor.

ROMA'NIN ZENGİNLİĞİ MERSİN'E YANSIDI

Kentin arkeolojik yapısı ile Türkiye'nin en zengin bölgesi olduğunu belirten Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Durukan, şöyle konuştu:

"M.S. 2'nci yüzyılda bir tapınak mezarının önündeyiz. Bölgenin zenginlerinden birisinin kendisi ve ailesi için yaptırmış olduğu bir anıt mezar. Etrafta başka mezarlar da var. Burası bir çeşit mezarlıktır. Bu kadar güzel korunmuş, bu kadar yoğun tapınak formu mezar, Anadolu'nun çok fazla yerde bulunmuyor. Kilikya bölgesinin bu kesiminde Demircili'de, Canbazlı'da, Elaiussa Sebaste de, Olba'da bunların yaklaşık 40 civarına örneğini biliyoruz. Bunlar M.S. 2'nci yüzyılda birinci yarısında M.S. 3'ncü yüzyılın ilk yarısına kadar olan bir zaman diliminde inşa edilmiş anıt mezarlardır. Bu mezarları prestij yapıları, zenginlik göstergesidir. Bölgede belli dönemlerde, evrelerde ciddi bir zenginlik süreci yaşanmıştır. Roma İmparatorluğunun M.S. 2'nci yüzyılda yaşamış olduğu zenginlik evresi Kilikya bölgesine de yansımıştır diyebiliriz. Aynı şey M.S. 5'nci yüzyıl için de geçerlidir. Ticaretin son derece yoğun olduğu, savaşların olmadığı dönemlerde bu tip yapılar inşa ediliyor, prestij yapıları olarak veya zenginlerin kendilerini göstermek için inşa ettirmiş olduğu yapılar olarak tanımlayabiliriz."

'RESTORASYON ŞART'

Yapıların geleceğe taşınması ve korunması için mutlaka iyi bir restorasyonun yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Durukan, şöyle devam etti:

"Bunlar son derece iyi olarak korunmuş yapılar olarak görünse de detaylarına baktığınızda tapınak mezarlarında ciddi ayrılmalar olduğunu, bunların restorasyona ihtiyacının olduğunu hemen anlayabilirsiniz. Küçük bir sarsıntı sırasında bu yapıları kaybedebiliriz. Yarıklar artık rahatlıkla bir insan elinin girebileceği kadar genişlemiş vaziyette, yapı ortasından ikiye ayrılıyor gibi duruyor. Dolayısıyla bu yapının acil müdahaleye ihtiyacı var. Benzeri yapılar bu bölgenin turizm alt yapısını oluşturan arkeolojik malzemeler olarak tanımlayabiliriz. Burada harika fotoğraflar çekmek mümkün. Dolayısıyla ilgisi olanların Mersin'e geldikleri zaman bu bölgeye mutlaka uğramalarını tavsiye ediyorum." 

Kaynak: DHA

Etiketler: Arpaçay, Kars, Güncel, Haber