Finans ›› Yazarlar ›› Sermet Doğan
Sermet Doğan
Sermet Doğan
Analist / GCM Menkul Kıymetler
01 Mar 2016 Salı
“ABD tasarrufu ederken, FED enflasyon arıyor”

Küresel piyasalar için Mart ayı, büyük merkez bankalarından gelecek açıklamaları içeren önemli bir takvime sahip. Asya’dan Avrupa ve Amerika’ya kadar, para politikası tarafında atılabilecek olası adımların yanında, yılın ilerleyen aylarında alınacak kararlara ilişkin ipuçları da aranacak. Bu paralelde piyasa beklentileri fiyatlara daha derin bir şekilde yansımaya başlayabilir ki, bu da Mart ayında merkez bankalarından gelecek açıklamaları daha kritik bir hale getiriyor. 

Büyüklüğü ile dünyanın diğer kısmını oldukça geride bırakmış olan ABD ekonomisinin çok büyük bir kısmı (yaklaşık %70’i) tüketim harcamalarına dayalı. Tüketimin canlı olması, üretimin, istihdamın, ticaretin, kısacası ekonominin canlı olması anlamına geliyor. 2008 krizi sonrasında işsiz kalan birçok Amerikalı, kriz sonrası dönemin sekizinci yılında, işlerine artık dönmüş, işgücüne yeni katılan ülke vatandaşları da iş bulma konusunda daha iç açıcı şartlara kavuşmuş gibi görünüyor. Bilindiği gibi ABD Merkez Bankası (FED), mortgage buhranına özel olarak hazırladığı reçeteyi, krizin etkilerinin azaldığı düşüncesi ile yavaş yavaş çekmeye başlamıştı. Banka bu paralelde 9 yıl aradan sonra Aralık ayında faiz artırımına da gitmişti. Piyasaların şimdi ise merak ettiği konu, FED’in 2016’da faiz artırımlarına devam edip etmeyeceği. 

“FED ve yeni faiz artışları”

FED’in 2015’i politika faiz artırım kararı ile (Faiz %0.25’den %0.50’ye çıkarıldı) kapatmasının arından piyasalar, Banka’nın 2016’da kaç kez daha faiz artırımları yapacağını konuşmaya başlamıştı bile. İlk görüş, 4 tane daha çeyrek puanlık artırımların olacağı yönünde ağırlık kazanmıştı ki, piyasalar 2016’ya derin bir çalkantı ile başladı. Çin, petrol, jeopolitik riskler derken, global ekonomik büyümeye ilişkin görünüm yatırımcıların gözünde bir anda çok daha karanlık bir tablo oluşturmaya başladı. Bunun bir sonucu olarak, FED’in kararlarına ilişkin beklentiler de değişime uğradı. Dört kez faiz artırımı yapmak bir yana, piyasalar ABD’den bu yıl faiz artırımı görme konusunu bile rafa kaldırdı. Ta ki Şubat ayının sonralarında açıklanan ABD’nin makro-ekonomik verilerine kadar… 2016’nın en önemli özelliklerinden biri de bu oldu diyebiliriz; “sık sık değişen piyasa algısı ve beklentiler”

Şubat ayının sonunda ABD’nin ekonomisine ilişkin olarak bir dizi gösterge yayımlandı. Buna göre ülkenin geride kalan yılın son çeyreğinde büyümesinin, %0.7’den %0.4’e revize edileceği beklentilerinin aksine, %1’e güncellendiği görüldü. Ancak piyasaları, FED’in faiz artırımlarını ajandasına alacağı yönünde heyecanlandıran asıl rakam bu değildi.  Banka’nın Başkanı ve diğer yetkililerinin uzun zamandır üzerine basa basa söz ettikleri enflasyon ile ilişkili ola ve aynı gün yayımlanan datalar daha dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. ABD Merkez Bankası’nın (FED) enflasyondaki değişimleri izlemek için kullandığı PCE fiyat endeksi (Personal Consumption Expenditures - Kişisel Tüketim Harcamaları), Ocak ayında %0.3’lük bir artış kaydederek,  Temmuz 2008’den sonraki en hızlı yükselişini gerçekleştirdi. Bu rapor ile birlikte ayrıca kişisel gelir, tüketim ve tasarruflara ilişkin detaylarda yayımlandı. 

“Harcamalar artarsa, enflasyon da artar mı?”

Bilindiği gibi FED, ekonomik faaliyetlerin zayıf olduğuna ilişkin bir gösterge olarak değerlendirilen “düşük enflasyon oranını” yükseltme konusunda son derece istekli. %2’nin altında seyreden tüketici fiyatlarındaki artışın, gelişmiş ekonomilerde tehlike sinyallerinden biri olduğu düşünülüyor. Avrupa Merkez Bankası’nı politika faizini neredeyse sıfıra, mevduat faizini ise negatif tarafa indirmeye iten, parasal genişleme programı uygulamak zorunda kalmasına neden olan temel faktör de, yine aynı sorundu. Çok düşük enflasyon… 

Gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının düşük enflasyon konusundaki programları birbirlerinden çok farklı değil. Enflasyon oluşturmanın en kolay yollarından ikisi, ya üretici maliyetlerinin,  ya da harcamaların artmasına göz yummak… Yani talep ya da maliyet enflasyonu yaratmak. 

Tabi ki enflasyonun talep ile artması (sıfır seviyesine yakın, ya da altındayken), asıl arzu edilen dinamiği yaratabileceği için daha önemli. Isınan ekonomi ile birlikte istihdamın artması, artan istihdam sonrasında ücretlerin yükselmeye başlaması, bunun da beraberinde harcamaları, yani talebi yukarı çekerek fiyatları yükseltmesi istenir. Böylelikle %2’ye doğru enflasyonun ivmelenmesi ve ekonominin durgunluktan uzaklaştığının görülmesi beklenir. 

Yukardaki grafiklerden çıkan mesaj aslında kısaca, “FED’in istediklerinin bir kısmı gerçekleşiyor” şeklinde. Kriz sonrasında zirve yapan işsiz Amerikalıların sayısı (Sol üst) azalıyor. Çalışanların saat başına elde ettiği kazançlar (Sağ üst) da artarken, kişisel gelir (Sol alt) ve harcanabilir kişisel gelirler (Sağ alt) artıyor. FED’in denkleminin buraya kadar olan kısmında sorun görünmüyor. Peki o zaman FED neden kriz döneminde uyguladığı reçeteyi geri çekerken,  sıfıra yakın faiz oranını yükseltmek için tereddüt yaşıyor.

İstihdamın ve saatlik kazançların artması ile birlikte tüketici harcaması da (Sol üst) ABD’de yükseliyor.  Burada kişisel tasarrufların da (Sol alt) artması şaşırtıcı değil. Ancak harcamalar (Sağ üst) ile kişisel tasarruf oranı artışı (Sağ alt) arasındaki fark, Amerikalıların kendilerini biriktirmeye daha yakın hissetmeye başlıyor olabileceği yönünde bir işaret olabilir (2015 Eylül ayından bu yana kişisel tasarruf oranı artış eğiliminde). Kişisel tasarruf oranı, Ekim ayında %5.6 ile 2012’nın sonlarından bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkmıştı ve sonraki aylarda da bu düzeye yakın gerçekleşti. Yine de, karşılaştırıldığında çok yüksek olduğunu iddia etmek doğru olmaz. Diğer taraftan tasarruf oranının artmayı sürdürmesi, ABD vatandaşlarının gelirlerinin daha büyük kısmını biriktirmeleri anlamına gelebilir ki, bu da enflasyonun baskı altında kalmaya devam etmesine neden olabilir.

Bu noktada ABD’de para ve maliye politikasını yönetenlere, hep birlikte iş düştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü ekonomi politikasına ilişkin belirsizliklerin arttığı dönemlerde kişisel tasarruf oranının arttığı, insanların daha Araştırma & Analiz Departmanı çok biriktirme eğiliminde olduğu göz ardır edilemiyor.  Yukarıdaki grafikte de bu durum izlenebiliyor. Dolayısı ile FED’in hedeflerine ulaşmak için belirsizlikten çok öngörülebilir politikalara ihtiyacı var gibi görünüyor.

“Yol haritasına ışık tutulabilir”

16 Mart akşamında, bu yılın ikinci FOMC toplantısı tamamlanacak ve piyasalar, FED’den gelecek açıklamalara odaklanacak. Banka’nın yayımlayacağı dokümanlar arasında bu yıl kaç kez faiz artırımı planlandığına ilişkin ipuçları verecek göstergeler ve açıklamalar dikkatle analiz edilecek. Ayrıca Janet Yellen’ın konuşması, FED’in faiz artırım konusunda nasıl bir yol izleyeceğine ait mesajlar içerebilir. Çin ekonomisinin yavaşlıyor olması, petrol fiyatlarının halen, görece düşük kalması ve finansal piyasalarda yaşanan çalkantılar gibi çevresel dinamiklerin yanında, Yellen ve ekibinin alacağı kararlarda, ABD ekonomisindeki söz ettiğimiz faktörler hakkında FOMC’nin beklentileri ve değerlendirmeleri belirleyici olabilir.

Yazarın Diğer Yazıları
28 Tem 2016 Perşembe
11 May 2016 Çarşamba
25 Nis 2016 Pazartesi
18 Nis 2016 Pazartesi
05 Nis 2016 Salı
28 Mar 2016 Pazartesi
18 Oca 2016 Pazartesi
16 Oca 2016 Cumartesi
28 Ağu 2015 Cuma
01 Haz 2015 Pazartesi
27 Nis 2015 Pazartesi
15 Ara 2014 Pazartesi
24 Kas 2014 Pazartesi
05 Kas 2014 Çarşamba
27 Eki 2014 Pazartesi
09 Eki 2014 Perşembe
24 Eyl 2014 Çarşamba
15 Eyl 2014 Pazartesi
03 Eyl 2014 Çarşamba
Piyasa
Hisse Yön Son Fark Saat
BIST100 107.266 1,65 18:10
BIST50 100.315 1,64 18:10
BIST30 124.950 1,65 18:10
Dolar 6,8030 -0,02 00:13
Euro 7,5774 0,01 00:13
İngiliz Sterlini 8,5075 0,02 00:13
Gram Altın 380,5 -0,02 00:13
Çeyrek Altın 610 -0,02 00:13
Yarım Altın 1219 -0,02 00:13
Cumhuriyet Altını 2528 19,89 16:11
Döviz Çevirici
Türk Lirası
Amerikan Doları
Euro
İsviçre Frangı
Yen
İngiliz Sterlini
Serbest piyasa verileri kullanılarak hesaplanmaktadır.
BİST endeksleri, haberler, Kapalıçarşı, uluslararası parite verileri eşanlı olarak verilmektedir. BİST isim ve logosu ‘’Koruma Marka Belgesi‘’ altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.
SPK’nın 22 Nisan 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliği uyarınca yayımlanması istenen uyarı; ‘’Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir’’
Yeni Medya Elektronik A.Ş