08 Aralık 2018, 15:00

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu: İslam, Bilindiği Üzere Adalettir

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, yeteri kadar düşüncenin üretilmesi için yeteri kadar üretimin olması gerektiğini söyledi.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, yeteri kadar düşüncenin üretilmesi için yeteri kadar üretimin olması gerektiğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 10. Uluslararası İslam ve ve Ekonomi Sempozyumu'nda konuşan Kasapoğlu, pratiğin teoriyi takip ettiğini belirterek, "İslam dünyası uzunca bir süredir teoriyi, düşünceyi askıya aldığı için maalesef pratik sorunlarını da çözememekte. Yeteri kadar düşünce üretilemediği için yeteri kadar üretim yapılamıyor." dedi.

Bugünkü dünya sisteminin güvencesinin faiz olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İslam, bilindiği üzere adalettir. İslam iktisadının temeli adaleti merhameti ve dayanışmayı yani insanın huzurunu, mutluluğunu esas alır. Ne yazık ki dünyada gücü elinde bulunduranlar kendi bekaları için sık dokulu zulüm mekanizmalarını tesis etmişlerdir. Diyebiliriz ki bugünkü dünya sisteminin güvencesi faizdir. İktisadi alanı kontrol eden mekanizmaların kaynağında faizin kurumsallaşmış olması vardır. Faiz eliyle sermayenin tek elde toplanmasıyla mücadele etmeden, hak ve adaleti tesis etmek mümkün olmaz. Bugün dünyanın toplam üretiminin büyük çoğunluğunun belli ailelerin, belli tröstlerin tekelinde olması yeryüzü çapında adaletin önündeki en büyük engellerinden biridir. Yani insanlığın önünde örgütlenmiş olan dev yapıları geriletmeden insanın mutluluğunu, huzurunu, uluslararası barışı ve sosyal adaleti tesis etmemiz mümkün değildir."

Meselenin, insanlık için ne ürettikleri meselesi olduğunu anlatan Kasapoğlu, "Allah adil olduğuna göre ve Müslümanca yaşamak mümkün olduğuna göre İslami alanın, inançtan ve mukaddesattan arındırılması düşünülemez. İslam dünyası maalesef baş edemediği akıl almaz güvenlik sorunlarıyla fanatizm ile ve akıl dışı kavgalarla bütün enerjisini toprağa vermektedir. Bu maalesef Müslümanların İslam'a yaptığı en büyük haksızlıklardan biridir. Elbette bu kaosun arka planında egemenliklerini kaybetmek istemeyenlerin tahrikleri de vardır. Ancak burada İslam dünyasının kendini gerçekten ciddi bir öz eleştiriyle hesaba çekmesi kaçınılmazdır. 'Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız' diyen bir peygamberin takipçileri ve ümmeti olarak, bu maalesef hazin bir durumdur." ifadelerini kullandı.

"Bütün insanlık için sorumluluk taşıyoruz"

Teoriyi ithal edenlerin pratiği de ithal etmek zorunda olacağına dikkati çeken Kasapoğlu, şunları söyledi:

"Karşılığında bedel ödemek zorunda kalırsınız. Biz bugün bütün İslam dünyasının sorumluluğunu üzerinde hisseden ülkeyiz. Bütün insanlık için sorumluluk taşıyoruz. Yeryüzünde adaletin ve merhametin sancaktarı olmak durumundayız. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin ve insanlığın hukukuna sahip çıkma iddiamızı ve azmimizi sürdürüyor ve bunun için çalışıyoruz. Tarihin bize çizdiği kader, bize bu sorumluluğu taşımayı gerektiriyor. Ülkemize ve insanlığa layık olmak da elbette bunu gerektiriyor." ifadelerini kullandı.

"İslamofobi gibi yeni birtakım öcüler üretiyorlar"

İslamın sonsuza kadar insanı barışa, huzura, barışa, hidayete ve kurtuluşa davet ettiğini anlatan Kasapoğlu, "Kapitalizmin mutlak egemenliğini savunanlar, insanı ve hayatı koruyan İslam'a karşı ve Müslümanlara karşı İslamofobi gibi yeni birtakım öcüler üretiyorlar. İslam kula kulluğu reddeder. İslam, bir Müslüman için güç ve kuvvet değil hak ve hakkaniyetin yegane belirleyici ölçüsüdür. Müslüman başarıya giden her yolu meşru ve mübah göremez. Müslüman pragmatizmi meşru göremez. Adil ve hakkaniyetli olan, adalete uygun olan biriktirmek değil, paylaşmaktır. İslam dünyası, insanın mutluluğunu esas alarak insanı üretime, yatırıma ve emeğe odaklanmasını sağlamaktadır. Faizi, yani haksız kazancı, yani parayla para kazanmayı yasaklayan; zekatı yani malından vermeyi, paylaşmayı, toplumsal dayanışmayı emreden ve farz kılan bir inanca mensubuz." değerlendirmesinde bulundu.

Faizin toplum sağlığını tehdit ettiğini kaydeden Kasapoğlu, "Zekat ise toplumu düzenler ve uçurumları engeller. Mülk, ticaret miras helal olduğu gibi emniyetin ve adaletin de güvencesidir. Paylaşmak İslamın olmazsa olmaz temel şartlarından biridir." diye konuştu.

İslam dünyasının en büyük sorunlarından birinin miskinlik olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Helal kazancı ve kul hakkını gözetmeyi şart koşan İslam, insanlığın hukukunu güvenceye alır. Bunun için bize düşen helal ve meşrutiyet alanını çiğnemeden çalışmak, emek ve değer üretmektir. İslam yurdu maalesef bugün Yemen'den Arakan'a, büyük acılar yaşamaktadır. Elimizdekini paylaşarak bu acıların bir kısmını telafi etmemiz mümkün ama daha da önemlisi topyekun bir değişime öncülük etmemiz, bunu mümkün kılar." ifadelerini kullandı.

Müslümanların basit birer tüketici ve dünyadaki bilgi üretimini seyreden insanlar olmaması gerektiğini belirten Bakan Kasapoğlu, "Unutmayalım ki çalışmayan, değer üretmeyen insan her türlü tahrike açıktır. Ne yazık ki İslam ülkelerindeki hak terazisi maalesef gerektiği gibi değil. Liderimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'dünya beşten büyüktür' ifadesi sadece güvenlik alanındaki adaletsizliği değil, iktisadi sahadaki adaletsizliği ortaya koyması bakımından da dikkat çekicidir." değerlendirmesinde bulundu.

Sorunları çözme adına akademisyenlere iş düştüğünü vurgulayan Kasapoğlu, şunları kaydetti:

"Biz de Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlerimizin düşünen sorgulayan, üreten, teşebbüs sahibi ve öz güven sahibi bir gençlik olması noktasında; gerek politika üretmek gerekse gençlerimize imkanlar sağlamak çerçevesinde değişik yatırım ve çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bunları daha fazlasıyla gerçekleştirme ve sağlama kararlılığı ve inancı içindeyiz."

İnsanlığın uğruna ağır bedeller ödediği eşitlik, özgürlük, hürriyet ve kardeşlik gibi kavramların gücü eline geçiren batı tarafından istismar edildiğini ve insanlığın adalet özleminin bu nedenle mümkün olmadığını anlatan Kasapoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Üstat Sezai Karakoç'un ifade ettiği gibi sosyalizm diye yola çıkanlar soluğu komünizmde, liberalizm diye çıkanlar soluğu kapitalizmde almışlardır. İslam'ın insanlığa teklifini, eşya ve mülkiyet tanımını zekat emrini ve faiz yasağı emrini uygulanmaz, ütopik bir teklif olarak görenler, maalesef hakikati perdelemişlerdir. Bize yakışan meşru çerçevede adaletin önündeki engelleri bertaraf etmek için gayret göstermektir."
08 Aralık 2018 Cumartesi 15:00