Görev Yaptığı Diyarbakır'ı Kitaplaştırdı

Kendi tabiriyle sokak polisliği yapıyor, İzmir Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amiri Abdullah Mollaoğlu.

03.04.2013 13:26 | Son Güncelleme: 03.04.2013 17:02Görev Yaptığı Diyarbakır'ı Kitaplaştırdı
Kendi tabiriyle sokak polisliği yapıyor, Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amiri Abdullah Mollaoğlu. Polisliğe sevdalı olduğu kadar okumaya, yazmaya da bir o kadar sevdalı. Ortaokul yıllarında başladığı okuma ve yazma tutkusunu büyük bir aşkla sürdüren 37 yaşındaki Mollaoğlu'nun, ilk kitabı "Merdiven Boşluğu"nun ardından kısa bir süre önce ikincisi, " Tutanağı" okuyucuyla buluştu. Ötüken Yayınları'ndan çıkan kitabında, başkomiser rütbesiyle üç yıl görev yaptığı Diyarbakır günlerini ve şehre ait izlenimlerini, karşılaştığı olayları, bölge insanını, şehrin tarihini, kültürünü anlatan Mollaoğlu, Diyarbakır Tutanağı'nın bir polisin görev başındayken yazdığı ilk anı kitabını olduğunu söyledi.

Emniyet Amiri Abdullah Mollaoğlu, İzmir'de doğup büyüdü. Şemikler Lisesi'nin ortaokul bölümündeyken tarihi romanlar okumaya başladı. Yıllar geçtikçe yazmaya da merak sardı. Polis Koleji ve Ankara Polis Akademisi yıllarında bu alışkanlığını sürdürdü. Komiser yardımcısı olarak görev yaptığı 2001 yılında "Varlık" dergisi tarafından düzenlenen yarışmada, öykü dalında Yaşar Nabi Nayır ödülü kazandı. Öyküleri Türk Edebiyatı, Varlık, Kitap–lık ve Dergah gibi dergilerde yayımlandı. 2012 yılında 10 öyküden oluşan ilk kitabı "Merdiven Boşluğu" okuyucuyla buluştu. İlk görev yeri Bursa'nın ardından başkomiser olarak, daha önce hiç gitmediği, görmediği Diyarbakır'a tayin edildi. "Diyarbakır, hayatımda hiç olmayan bir şehirdi." diyen Mollaoğlu, göreve başladığı ilk günden itibaren karşılaştığı olaylar, bölge insanı, şehrin tarihi ve kültürüyle ilgili günlük tutmaya başladı. Diyarbakır'da halkla daha iç içe olmanın avantajını kullandığını belirten Mollaoğlu, "İki yıl Diyarbakır merkezde Suriçi bölgesinde görev yaptım, bir yıl da Kulp ilçesinde kaldım. Üç yıl boyunca Diyarbakır şehri ve halkıyla ilgili izlenimlerim, Diyarbakır surlarının efsanesi, eski Diyarbakır evleri, dar sokakları, türküleri, camiler, kiliseler ve bana ilginç gelen olaylarla ilgili olarak günlüğüme notlar tuttum." diyor. Diyarbakır'da kadınları kolay kolay dışarıda görmenin mümkün olmadığını anlatan Mollaoğlu, bir kandil gecesi dışarıda olduklarını görünce şaşırdığını ve o günün izlenimlerine de kitabında yer verdiğini belirtiyor.

'MIN BIŞO'

Diyarbakır'da tuttuğu günlüğü İzmir'e döndüğünde kitaplaştırmaya karar veren Abdullah Mollaoğlu, 21 bölümden oluşan eserinde ilk kez Kürtçe ile nasıl tanıştığını da anlatıyor. Şehre tayin olduktan sonra arabasını evinin önüne park ettiğini ve uzun süre kullanmadığını söyleyen Mollaoğlu, "Aracımın camları tozlanmıştı. İşten eve döndüğümde camda 'Mın bışo' yazdığını gördüm. Ne yazdıklarını merak ediyordum. Kürtçe bilen arkadaşlara anlamını sordum, 'Beni yıka' yazdığını söylediler. Kürtçeyle ilk temasım o gün oldu." diyor. Kitapta, "Pe-Ke-Ka" başlıklı bir bölüm de yer alıyor. Terör örgütü PKK'yı Türklerin "Pe-Ka-Ka", örgüte yakın kişilerin "Pe-Ke-Ke" olarak adlandırdığı belirten Mollaoğlu, Diyarbakırlıların ise ikisinin ortası olan "Pe-Ke-Ka" dediği tespitini yapıyor. Mollaoğlu, Diyarbakır'da çok az sayıda insanın ayrılma düşüncesi içinde olduğunu, halkın genelinin Türk Kürt kardeşliğinden yana olduğunu vurguluyor. Mollaoğlu, kitabında efsane emniyet müdürü Gaffar Okkan ve Diyarbakır halkının ona olan vefasından da bahsediyor. "Gaffar Okkan Efsanesi" başlıklı bölümde, aradan yıllar geçmesine rağmen Diyarbakır'da Okkan'ın fotoğraflarının asıldığını, çok sayıda ailenin, çocuklarına "Gaffar" ismini verdiğini anlatıyor. Görev yaptığı 2006-2009 yılları arasında şehit verdiği sekiz meslektaşından da bahsediyor. Diyarbakır halkıyla üç yıl boyunca çok iyi ilişkiler kurduğunu ifade eden Mollaoğlu, "Hala görüştüğüm kişiler var. İkinci bir şark görevim çıkarsa ilk sırada Diyarbakır'ı yazarım." diyor.

'YAZMAK İSTEYEN İÇİN MALZEME ÇOK'

Emniyet teşkilatında görev yapanlar arasında okuyan kitlenin çok fazla ancak yazanın az olduğunu kaydeden Abdullah Mollaoğlu, "Diyarbakır Tutanağı"nın bir polisin görev başındayken yazdığı anı kitabı olduğunu belirtiyor. Polisliğin yazmak isteyen biri için çok sayıda malzeme verdiğini ifade eden Mollaoğlu, "Toplumun her kesimiyle diyalog kuruyoruz. Görüştüğümüz kişiler, hiç kimseye anlatamadıklarını bize anlatıyor. Keşke meslektaşlarım arasında yazanlar çoğalsa; hem edebiyat anlamında hem de meslektaşlara tecrübelerini aktararak yol gösterme anlamında faydası olur." şeklinde konuşuyor. Sokak polisliği yaptığını, bu sebeple okumaya vakit bulmakta zorlandığını da dile getiren Mollaoğlu, yoğunluktan dolayı ilk hikaye kitabının çıkmasının 10 yıl geciktiğini söylüyor.

'İLK OKUYUCUM EŞİM'

Yazdığı kitap, öykü ve denemelerin ilk okuyucusunun, edebiyat öğretmeni eşi olduğunu söyleyen Mollaoğlu, "Eşimin eleştirilerinden yararlanıyorum. Bana yol gösteriyor. Evimizde yaklaşık 2 bin kitaptan oluşan kitaplığımız var. Okumaya daha çok vakit ayırmalıyız." tavsiyesinde bulunuyor. Emniyet teşkilatında okuma ve yazmaya meraklı olanların desteklendiğinin altını çizen yazar Mollaoğlu, üç dosya üzerinde çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekliyor.

Diyarbakır, Karşıyaka, İstanbul, İzmir, Politika, Güncel

Kaynak: CHA

12.11.2019 05:43:29